Cav ne demek? | Cav anlamı nedir? | Cav

Cav anlamı nedir?

Cav ne demek?

Cav anlamı nedir?

Cav | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbe sıralamasında üsçavuşla başgedikli arasındaki assubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master sergeant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç tüyü olmayan, örtüsüz, çırılçıplak: Cascavlak tıraş etmişler. Cascavlak kalma = Tam mânâsıyle eli boş kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derme çatma, değerşiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süvari alayı; süvarilerin veya atlı arabalann geçit töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). atlı, şövalye; ,şövalye ruhlu kimse, centilmen; kavalye;(bh). ingiltere kralı 1.Şarl taraftarı; (s). kendini beğenmiş, kibirli, mağrur serbest, laubali. cavalierly (z). önemsemeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük uskumru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süvari sınıfı. cavalryman (i). süvari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçıların, avlanan balığı içine attıkları sepet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güneş. Güneşli y(Erkek İsmi) 2.Güney.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). basit bir melodi, hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telve ile yapılmış sahte kahve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hububatın esmer ve uzun taneli bir cinsi ki, ekmeği iyi pişirilmek şartıyle lezzetli olursa da, ekseriya hamur gibi kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumpernicel. rye bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğdaygillerin ve daha çok çavdarın başağında türeyen ve horoz mahmuzunu andıran bir mantar çeşidi (claviceps purpurea).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(claviceps purpurea): Çavdar ve ona benzeyen bitkilerin çiçeklerinde üreyen parazit bir mantarın kışı geçirmek üzere aldığı mukavemet şeklidir. 10-35 milimetre uzunluğunda, 2-5 milimete genişliğindedir. Dışı siyahımsı-mor; içi pempemsi veya morumsu beyaz renktedir. Tadı yoktur. İçinde ergotin denilen zehirli bir madde vardır. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Damarları daraltıcı özelliğinden ötürü hekimlikte kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mağara. cave man mağara adamı; (k.dili). kaba ve hoyrat adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). oymak, yıkmak; oyulmak, yıkılmak. cave in çökmek; (k.dili). teslim olmak, razı olmak .cave-in (i). çökme, göçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Köpekten sakının.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). alâkadar bir şahsın ilgili makamlara, yetkileri dahilindeki belirli işlemlerin kendisi dinleninceye kadar yapılmaması veya durdurulması için yaptığı müracaat; ihtar, ikaz. Caveat emptor(Lat). Alıcı dikkatli olsun. Bütün sorumluluk alıcıya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çavın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşatılıp tatlılaştırılmış ve kalıplar halinde sıkıştırılmış tütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük mağara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mağaraları olan; derin (göz); kalın, derinden gelen (ses); delikli, gözenekli; mağaraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday arasında biten bir cins darı, karaca darı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havyar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebedî. (bk.) CAvidân, câvidâne, câvidânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاود] kalıcı, sonsuz, ebedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Baki, daimi, ebedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebedî. (bk.) CAvidânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاودان] kalıcı, sonsuz, ebedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) CAvidânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalıcı, geçici olmayan. Ar. dâimî, bâkî sermedî, ebedî: Hayât-ı câvid, câvidâne. Câvidânî = Geçici olmayan, ebedî hayat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cavidan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). bahane aramak,yersiz itirazlarda bulunmak ; (i). bahane,itiraz. be beyond cavil münakaşa kabul etmemek,itiraz kaldırmamak.caviler (i). itirazcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanın derisinden veya tenasül Aletinden yapılmış kırbaç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Cavid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). boşlama;(mak). kavitasyon, akan bir sıvıda alçak basınçlı buhar boşluklarının meydana gelip çökmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyuk; (anat). kavite, boşluk; (dişçi). çürük, oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıplak, açık. Cascavlak = Çırçıplak.

2.Tüysüz, dazlak: Başı cavlak = Daz kafalı. Ar. eslâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıplaklık.

2.Tüysüzlük, dazlaklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya), (bk.) Şelâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterfall. cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Büyük çağlayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Terbiye olmamış şahin ve doğan yavrusu (terbiye olmuşuna bavlı derler).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Ava alıştırılmamış doğan. Çavlı Çandar : (Öl. 1146). Selçuklu emiri. Sultan Mesud döneminde yararlı işler yaptı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). (Ok) nişandan şaşmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., ABD sıçramak, oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden bir bitki ve bunun reçinesi (opoponax chirorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe çav fiilinden).

1.Vaktiyle divanlarda hükümdarların hizme tinde bulunan yâver veya muhzır gibi subaylara denilirdi. Tanzimat’tan önceki Osmanlı saray teşkilâtında çavuşlar, padişahın yâverleri ve çavuşbaşı mâbeyn müşîri idi. Çavuşluk, Enderun mensupları arasında da bir pâye idi. 2.Şimdi orduda onbaşıdan yukarı ve assubaydan aşağı bir derecedir: Piyade, süvari, topçu çavuşu. Başçavuş = Usçavuşla başgedikli arasındaki assubay. Emir çavuşu = Emir ve evrak tebliğ ve ulaştırılmasında kumandanın maiyetinde bulunan çavuş.

3.işçi vesairenin başları. Çavuş üzümü = Vaktiyle bir çavuş tarafından çubuğu TAif’ten İstanbul’a getirilmiş, iri taneli güzel bir çeşit üzüm. Çavuş kuşu = Kırlı kuşu, ibibik kuşu, hüdhüd.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant. noncom. non-commissioned officer. noncommissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant. guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant. head man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoopoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. c). Çavuşlar, (bk.) Çavuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çavuş rütbe ve vazifesi: Piyade, süvari çavuşluğu, başçavuşluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus birkaç çeşit kobay, (zool). Cavia cobaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). içbükey, obruk, konkav; (i). içbükey yüzey. concavo-concave (s). çift taraflı içbükey. concavo-convex (s). bir tarafı içbükey , diğer tarafı dışbükey olan. concavity (i). içbükeylik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içbükeylik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kazı yapmak, kazmak, hafriyat yapmak, kazıp çıkarmak, kazıp açmak. excava'tion (i.) kazı, hafriyat, çukur. ex'-cavator (i.) ekskavatör, kazma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok hicveden, hiciv söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cevâb» dan masdar). Birbirine cevap verme, atışma, sözle veya yazıyla tartışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ctvâr» dan masdar).

1.Komşuluk.

2.Bir büyük türbenin veya mâbedin yanında yalnızlığa çekilme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «civâr» dan if.) (mü. mücâvire).

1.Komşu.

2.Bir büyük mâbet veya türbenin yanında yalnızlığa çekilen: Kâbe-i Şerîfe mücâvirleri, Hazret-i Yahyâ’ nın türbesinde mücâvir idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «civâr» dan if.) (mü. mütecâvire). Civarda bulunan, komşu. (matematik) Zevâyây-ı mütecâvire = Yan yana bulunan açılar, zevâyây-ı mütebâdile zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» den if.) (mü. mütecâvize).

1.Geçen, aşan: Haddini mütecâviz.

2.Tecavüz ve taarruz eden, sarkıntılık eden: İki devletten hangisi mütecavizdir?

3.Geçen, aşan, ziyade, fazla: Beş bini mütecaviz («beş binden mütecaviz» dememeli).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressor. assailant. aggressive. exceeding. over. invader. rapist. off base. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجاور] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متجاوز] aşkın. 2.saldırgan, tecavüzkâr. 3.sarkıntılık eden, tecavüzcü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şey silmeye veya el yakmamak için sıcak şeyleri tutmaya yarayan bez, kilim vs. parçası, mec.

1.Eski, kirli, buruşuk esvap vs.

2.Kıymetsiz ve itibarsız şey. Paçavraya döndürmek = Kepaze etmek.

3.Pek aşağılık fâhişe, pek bayağı kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rag. tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rag. worn-out thing. tatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragman. ragpicker. dealer in rags. rubbish hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir yüzü düz obur yüzü içbükey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çöpçülük etmek; temizlemek; mak. silindirden eksoz boşaltmak; çöplükten işe yarar şey aramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leş yiyen hayvan; kimse; İng. çöpçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kur’an’ı Kerîm’ln okuma kaidelerini, bazı husust alâmet ve şekillerle kayıt ve işeret etmek usûlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kur’an-ı Kerim’i manasına uygun olarak okumak için konulan durak işaretleri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Padişah, hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Komşu olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» dan masdar) (c. tecâvüzât).

1.Ötesine geçme, aşma, atlama: Altmış yaşını tecavüz etmiştir, hududu tecavüz etti. 2.Haddi geçme, taarruz, başkasının hakkına dokunma: Siz tecavüzde bulundunuz, tecavüz eden haksızdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desecration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault. intrusion. aggression. attack. invasion. transgression. excess. rape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. infringement. transgression. violation. attack. encroachment. abuse. assault. trespass. violence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F) Tecavüz eden, sataşan, saldıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tecavüzle olan, tecavüz şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü tecâvüziyye). Tecavüze ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Tecavüz edenin hâli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجاوز] haddini aşma, sınırı geçme. 2.sarkıntılık etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.sınırı geçmek, başkasının haklarını hiçe saymak. 2.ırza geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ تجاوزکار] sınırı geçen, saldırgan. 2.sarkıntılık eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbesi assubay çavuşla assubay başçavuş arasında olan assubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «zerdeçûb» dan. Galatı; zerdeçal). Boya gibi kullanılan ve safran gibi zerdeye dahi konulan bir cins sarı kök.

Türkçe Sözlük by