Cay-gir ne demek? | Cay-gir anlamı nedir? | Cay-gir

Cay-gir anlamı nedir?

Cay-gir ne demek?

Cay-gir anlamı nedir?

Cay-gir | Dream Meanings


Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Suyun biriktiği yer, havuz.

2.Dokumacılıkta kullanılan fırça


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگير] havuz. 2.su birikintisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acâip»).

1.Alışılanlara aykırı, garip, yadırganan: Acayip kılık.

2.Acayip hava.

3.Ünlem olarak hayret gösterir: Demek öyle ha? Acayip!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strange. weird. odd. unusual. curious. out-of-the-way. bizarre. queer. antic. kinky. freak. screwball. comical. crotchety. droll. exotic. fanciful. fantastic. fantastical. flaky. freakish. grotesque. incongruous. kooky. novel. outlandish. peculiar. q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awfully. bizarre. bloody. cranky. curious. droll. extraordinary. fantastic. freak. freakish. funky. funny. futuristic. grotesque. kinky. nifty. odd. offbeat. outlandish. peculiar. queer. singular. specimen. strange. uncanny. uncommon. weird. astonishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queerness. awkwardness. eccentricity. freak. oddity. peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. green. colt. fledgeling. kid. raw recruit. rookie. tenderfoot. vamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki. Yaprakları çay gibi haşlanılarak içilir. Yurdumuzda çok yetişir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(salvia officinalis): Ballıbabagillerden; özellikle Akdeniz bölgesinde yetişen ıtırlı bir bitkidir. Menekşeye benzeyen çiçekleri haziran, temmuz aylarında açar. Yaprakları uzun, kenarları tırtıllı, beyazımsı yeşil renktedir. Hafif kafuru kokusu vardır. Çiçek açtığı zaman toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Kırım ve-liahtı. (1548- Kazvin 1579) Devlet Giray’ın oğlu. Osmanlı-İran savaşında Osmanlılara yardımcı oldu. İkinci Şa-mah savaşını kazanan İranlılarca tutsak edildi ve Kazvin’de öldü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Afâk, F. girîften). Ufukları tutmuş, Aleme yayılmış, şâyî, çok meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Şemsiye.

2.Güneşli yer.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابگير] güneş alan, güneş gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölçüde çok gelen ve yerinden zor kalkıp oynatılan: Ağır yük, ağır taş. mec.

1.Güç, zor, zahmetli: Ağır iş.

2.Pek ehemmiyetli ve mesuliyetli: Ağır mesele.

3.Pahalı, kıymetli: Ağır mal.

4.Yavaş, müteennî, hareketi çabuk olmayan: Ağır yürüyüş, ağır adam.

5.Vakur, haysiyetini fazla muhafaza eder, saygıya değer: Ağır adam.

6.Vahîm, tehlikeli: Ağır hastalık, ağır hava.Tahammül olunmaz, kerih: Ağır koku.Sıkıntılı, sıkıntı veren: Ağır adam.Dokunaklı, güce giden: Ağır söz.Şişman, yağlı, etli: Ağır vücut.Kolay hareket etmez, zor kımıldanır: Ağır taş.Az işitir, sağırca: Kulağı ağırdır.Yavaş, tenbelce: Ağır yürümek. Tekrarla ağır ağır dahi denilir. Yavaş yavaş demektir.Tahammül olunamayacak surette kötü: Çok ağır bir şey kokuyor.Sıklet, ağırlık: _ Ağırınca = Sıkletince, veznince. 16. Vakar, temkin: Ağrını takınmak. 17. Güç, gücenme, infial: Ağırıma gitti. Ağırbaşlı = Pek ciddî, ehemmiyet ve vakar sahibi. Eline ağır = Elinden çabuk iş çıkmaz, işi yavaş Ağır gelmek — Zor görünmek: Bu iş bana pek ağır geldi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ağırlanmak, ağırlık vesaire, (bk.) Ağır vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde usullleri bir mertebe ağırlaştıran terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome. deliberate. despera

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. weighty. ponderous. not quick. slow. serious. grave. severe. reserved. hard. dull. earnest. too rich. difficult to digest. cumbersome. deep. dense. dilatory. easy. flat footed. high. hulking. inert. languid. lazy. massive. oppressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

largo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slowly. gradually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 9/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak usulünün bir şeklidir, (bk.) Aksak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde:

1.10/4 ile yazılan bir küçük usul. Aksak semaî (bk.) usulünün bir mertebesi ve:

2.Klasik bir şekil: Ağır aksak semâİ usulü ile bestelenmiş ağır semâİ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperturbable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy penalty. stern penalty. severe punishment. heavy sentence. severe sentence. heavy fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamous punishment. imprisonment with hard labour. penal servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard work. heavy work. fatigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy casualties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy fine. penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy industry. heavy industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong language. rap on the knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictable offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead oil. fuel oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously wounded. badly wounded. badly injured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve aşırı hareketlerde bulunmayan, vakur, ciddî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. dignified. austere. calm. demure. earnest. graceful. grand. imperturbable. matronly. only. sedate. sober. sober-minded. solemn. staid. sage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bland. decorous. demure. dignified. sage. sedate. sober. solemn. serious. grave. sober vakur. ciddi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. earnest. reserved. sober. dignified. sacred. serious. solemn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağırbaşlı olma hali; ağırbaşlıya yakışacak davranış, ciddiyet, vakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soberness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. earnestness. reservedness. soberness. equanimity. levelheadedness. poise. solemnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin, yoğunluğu öbür kısımlarınkinden çok olan iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağırlamak işi. 2.(musiki). Gelin veya güveyinin karşılanması sırasında çalınan kıvrak hava.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment of a guest. celebration treat. entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İkram ve izâz etmek, hürmet etmek.

1.Yavaşlamak, bataet ve teenni peyda etmek.

2.Kokuşmak, ağır kokmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. entertain. wine and dine smb. dine. show hospitality. feast. fete. receive. regale. wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to put sb up. to show hospitality to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to extend hospitality. fête.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağır veya temkinli olmak, ikram olunmak: Ağırlanacak misafir yüzünden bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daha ağır olmak, ağırlığı artmak.

2.Vahamet kesbetmek, vahîm olmak: Hasta, hastalık ağırlattı.

3.Vakar ve temkin peyda etmek, daha olgun olmak.

4.Fena kokmağa başlamak, bozulmak: Yemek ağırlaştı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become heavier. to become more serious. to slow down. to get harder. to become more difficult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become heavier. to become slower. to become graver. to turn. to become overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. stultification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daha ağır etmek, ağırlığını arttırmak.

2.Ehemmiyet ve vahametini arttırmak.

3.Güçleştirmek, daha zor etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make heavier. to make slower. to slow down. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ağırlığını arttırmak, daha ağır etmek: Yükümü ağırlatmayın.

2.İkram ve izâz ettirmek, kabûl ettirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıklet, tartıda ağır şeyin hail.

2.Yavaşlık, bataet.

3.Vakar, temkin.

4.Ağır şeylerin toplamı, eşya, kalabalık.

5.Eskiden geline verilen mihr-i muaccel parası.

6.Gece uykuda basan kâbus: Ağırlık basmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. heaviness. weightiness. gravity. force of gravity. dullness. slowness. severity. arduousness. avoirdupois. heft. massiveness. plummet. ponderosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballast. brunt. gravity. weight. heaviness. slowness. gravity ağırbaşlılık. severity. burden yük. responsibility sorumluluk. drowsiness. lethargy. foulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaviness. weight. load. ponderosity. gravity. slowness. calmness. seriousness. graveness. richness. indigestibleness. fetidness. putrefaction. dullness. uneasiness. languor. effects. luggage. portion. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center of gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted. heavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iplik germeye mahsus iğin alt tarafında mantar gibi tahta veya kemikten yapılmış tekerlek.

2.Yuvarlak ve tümseğimsi şey: Gece kandili ağırşağı, çadır ağırşağı (tepesindeki), diz ağırşağı = Diz kapağının kemiği. Domuz ağırşağı = Bir nevi bahûr-u meryem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ağırşak gibi mantarımsı bir tümsek hasıl etmek: Çıban ağırşaktandı.

2.Şişip yuvarlanmak: Meme ağırşaklandı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akergin)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çok acayip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. giriften = Tutmak).

1.Cihanı tutan, dünyayı zabteden, fâtih, cihangir.

2.Bütün Aleme yayılan, dünyayı dolduran: Onun nam ve şöhreti Alemgîr oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمگير] dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. showy. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Hicri sene, H.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش گيره] maşa. 2.çıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otojir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Araç müzik sisteminize Sony Network WALKMAN® gibi çeşitli taşınabilir ses cihazlarını bağlamanızı sağlar. Ayrıca araç içi video sisteminizin sesini, araç müzik sisteminize yönlendirmek için de kullanabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Araba stereosunun ön tarafına yerleştirilmiş auxiliary girişi (3,5 mm mini jak). Hoparlör çıkışı aracılığıyla MP3 gibi taşınabilir ses cihazlarını bağlamak için kolay erişim sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Enenmemiş damızlık at, mec. Azgın adam. Denlzaygırı = Başı ata benzer bir deniz hayvanı ki karaya da çıkar. Su aygırı = Afrika’nın büyük nehirlerinde bulunur büyük bir hayvan. Cimû»-ı bahrî = Deniz mandası, hipopotam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallion. stud horse. horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallion. stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallion. horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aygırın hal ve sıfatı ve vazifesi: Bu at aygırlık edemez, mec. Azgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baç, vergi toplama memuru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باجگير] vergi memuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Baca.

2.Vantilatör.

3.Nargile ve semâver başlığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karaciğer.

2.Her şeyin içi veya önü: Dağın, yayın bağrı. Bağrıaçık = Perişan hal. Bağra basmak = Kucaklamak. Bağrıkara, bağrıyamk = Kederli, mahzun ve mükedder.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(kullanılan şekli: Bâr). Bağırmayı tasvir etmek ve mânâyı kuvvetlendirmek için mükerrer kullanılır: Bağır bağır bağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest. bosom. breast. middle part. internal organs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. breast. heart. bowels. viscera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yük arabasının çatal yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: Bağıldak).

1.Beşikteki çocuğun göğsü üzerine kundağını bağlayan kumaştan enli bağ.

2.Adet görmüş kadınların tutundukları bez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırmak fiili ve tarzı, nâra, sayha: Bu bağırış nedir? (bk.) Bağrışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shouting. clamour. holler. scream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırmak fiili, sayha, nâra, böğürme, öğürme: Sarhoşların, öküzlerin bağırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. shout. call. yawp. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. call. calling. exclamation. hoot. shout. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırdan, içeriden ses çıkarmak, bağırmak, haykırmak, sayha, nâra atmak, (hayvan) öğürmek, böğürmek. Bağırıp çağırmak = Yaygara ve gürültü etmek. Yüze bağırmak = Bağırarak sert muamele İle ürkütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shout. bawl. yell. scream. exclaim. shout out. shout at. bark at. bark. bellow. call. cry. ejaculate. holler. hollo. holloa. hoop. hoot. howl. roar. sing out. whoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blare. call. cry. exclaim. holler. scream. shout. thunder. whine. whoop. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shout. to clamour. to cry. bellow. call. cry out. holler. scream. sing out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. anatomi). Karnın içindeki dar ve uzun dolaşıktı, içi boş uzuv. (bk.) Barsak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intestinal. gastral. enteric. bowels. intestine. bowel. gut. enteron. ileo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowels. gut. intestine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intestine. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsaklarda hissedilen şişkinlik, bağırsak gazından kaynaklanır. Nedeni, bağırsakları besleyen bezlerin yeteri kadar çalışmaması, yemek yerken fazla hava yutma veya sinir bozukluğudur. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır, süzülür. Yemeklerden sonra 2 çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Beslenme bozuklukları, soğuk veya sıcak içecekler veya kullanılan bazı ilaçlar, hastalığın nedenleri arasındadır. Tıp dilinde kolit denir. Tedavide rejim ve istirahat esastır. Yenmemesi gerekenler : Lahana, karnıbahar, kabak, domates, yağlı et suları, yağlı et ve balıklar, konserveler, av etleri, pastırma, sucuk, salam, börek, taze ekmek, bütün baharatlar, alkol. Yenilmesinde sakınca olmayanlar : un veya sebze çorbaları, yağsız ızgara etler, yoğurt, patates püresi, pilav, beyaz peynir ve sebze yemekleri.

Tedavi için gerekli malzeme : Pirinç çorbası, yoğurt.

Hazırlanışı : 1 kase pirinç çorbası ile birlikte, bir su bardağı dolusu taze yoğurt yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enteritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Doktora başvuruncaya kadar aşağıdaki reçetelerden biri kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 adet havuç, önce soğuk suyla yıkanır, sonra rendelenir. Suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cestode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.

- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit

Aşağıdaki reçeteler bağırsak solucanlarını düşürmek için kullanılır; ancak hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah aç karnına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowels. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırtmaya sebep olan: Devebağırtan = Pek dik ve çamurlu yokuş (taşlık olursa naldöken denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outcry. shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outcry. shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir çeşit yaban ördeği, katâ, suçulluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bağırmasına sebep olmak.

2.Bağırmak üzere vazifelendirmek: Tellâl bağırtmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıymetli, değerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. to make / to lay a bet. go. lay down. take on a bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Bağırma sesi. Hüngür hüngür ağlamayı, ses ve gürültü ile olan sair fiilleri tasvir için ard arda kullanılır: Bangır bangır ağladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the top of one's voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâr = yük, giriften = tutmak, kaldırmak) (zooloji). Yük tutucu, yük kaldıran, yük taşıyan (hayvanlara, hamallara, araba ve gemi gibi şeylere) denir. (Türkçe telaffuzu beygir). Enenmiş at, esb, fers (gerek yük, gerek binek ve koşum hayvanı olabilir), (bk.) Beygir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بارگير] beygir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aslı, yâ’nın fethiyle becâyiş, yani onun yerine mânâsiyle bizde kullanılan ve künye defterindeki kayıttan alınma bir tâbir olup Farsça’da kullanılmaz). iki memurun biribirinin yerine gelip görev değiştirmesi, kendi talepleriyle her biri diğerinin yerine nasbolunması: Becâyiş oldu. Becâyişi icra edildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of positions by mutual consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange of offices between two officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بجایش] yer değişimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak, çevirmek, ihata etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: BâRGİR) (i. F. bâr = yük, giriften = tutmak, kaldırmak).

1.Yük tutucu, yük kaldıran, yük taşıyan (hayvanlara, hamallara, araba ve gemi gibi şeylere denir).

2.Enenmiş at, iğdiş, feres, esb: Binek, yük, araba, bostan, değirmen, saka beygiri. Ağanın beygiri — Küstah. Beygir sürücüsü = Kira beygirini sürüp arkasından giden adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse. workhorse. cart horse. hack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse. nag. packhorse. carthorse. vaulting horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hackhorse. workhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

h p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beygir sürücüsü, binek ve yük beygiri besleyip kiraya veren adam, kira ile beygir işleten adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü: Bir beygirgücü 0,736 kilovata eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bİ-GİRAN (i. F.). Kenarsız, sonsuz, sınırsız, hesabsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kenarsız, sonsuz, sınırsız, hesabsız,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gırtlak ağzı, hançere. Boğırtlak kuşu = Çil çeşidinden bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yer, mahal, mekân, mevki: Câ-be-câ = Yer yer, mevki mevki, bazı yerlerde: Câ-be-câ ateş yakmışlardı. Cây-ı mülâhaza = Düşünce yeri, düşünmeye değer. Bazı sıfat terkiplerinde de bulunur: BOıe-ciy = Öpecek yer. Cânişîn = Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çok çağıran, yaygaracı.

2.Çok bağırır saksağan cinsinden bir kuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çağıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma, haykırma, nidâ, sayha, yüksek ses. Fars. Bülend-Avâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davet etme, gelmesini isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bağırma, haykırma, seslenme.

2.Türkü söyleme, tegannî: Ali güzel türkü çağırır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. summons. calling. evocation. invitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bağırmak, haykırmak, yüksek sesle seslenmek: O kadar çağırmayın, bağırıp çağırmak.

2.Yüksek sesle okumak, tegannî etmek: Türkü çağırmak (davet etmek mânâsını İfade eden «çağırmak» fiiliyle karıştırılmaması lâzımdır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Davet etmek, gelmesini istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invite. summon. invoke. cry out. call for. call in. shout to. sing. call away. hail. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. bid. call. have. invite. page. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invoke. evoke. to call. to summon. to issue a call for. to call in sb. accite. convoke. crowd out. cry out. hail. to be an invitation to buy. invite. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırma çağırma sesi: Bağırtı, çağırtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Çağırmaya sevk etmek, zorlamak veya müsaade etmek.

2.Bağırtmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb called. to send for sb. send for. summon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Birbirine dokunan demir parçalarının gürültüsü gibi Ahenksiz büyük bir gürültüyü tasvir ve taklit eder: Çangır çungur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Giray).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Birbirine dokunan demir parçalarının gürültüsü gibi bir gürültü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Birbirlerine çarpan demir parçalarının gürültüsü gibi Ahenksiz ve büyük gürültü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâşnî = lezzet, giriften = tutmak). Vaktiyle büyük dairelerde yemeklerin tadına bakan adam: Padişahın çâşnîgîri. c. F. Çâşnî-gîrân = Eskiden, ziyafetlerde sofra hizmetini ifa eden bir sınıf asker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاشنی گير] çeşnici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) CA.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrudan denize ulaşmayıp diğer bir nehre yani bir ırmağa dökülen akarsu veya ırmağın küçüğü olan akarsu. Denizi geçip de çayda boğulmak = Büyük zorluklan yendiği halde küçüğü önünde Aciz kalmak. Çaya varmadan paçaları sıvamak = Vakit ve lüzumundan evvel hazırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Çince’den).

1.Çaygillerden bir ağaççık ve bunun haşlanarak suyu içilen kurutulmuş yaprakları: Çay içmek, çay pişirmek, çay takımı, ibriği, bardağı, kaşığı.

2.Misafirlerin çay, pasta, bisküi ile ağırlandığı, danslı ve musikili yahut danssız toplantı. Adaçayı = Diş otu denilen bir bitki. Alp çayı = Alp dağlarında çıkıp müshil gibi kullanılan bir bitki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea. tea party. brook. rivulet. stream. streamlet. run. runlet. beck. bourn. bourne. branch. burn. creek. rill. runnel. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brook. creek. stream. tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brook. stream. tea. tea party. rivulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جای] yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(transtraemiaceae): Çaygillerden bir ağaçcıktır. Yapraklarında tanen, legumin, esans ve teofilin vardır. Tesirli maddesi, teindir. Çay yaprakları fermantasyondan sonra kavrulursa siyah, önce kavrulursa yeşil çay elde edilir. Kullanıldığı yerler: Aşırı miktarda olmamak şartıyla içilecek olursa bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Sinirleri uyarır. Mide tembelliğini giderir. İdrar söktürür. İshal ve dizanteriyi keser. Damar kireçlenmesini önler. Damar sertliği, kalp yetersizliği, kan kanseri, guatr, nefrit, kolera ve bağırsak hastalıkarında koruyucu ve tedavi edicidir. Haddinden fazla içilecek olursa çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluğa sebep verir. Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, kabızlık ve yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmelidirler.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yassı ve kumluk kıyı adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teagarden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teacup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea spoon. teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teatime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea-things. tea set. tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cây = yer, giriften = tutmak). Yer tutan, yerleşen, kararlaşmış, devamlı: Aramızda cây-gîr olan anlaşma mûcibince.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cennet gibi yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül açıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İşret yeri, içki içilecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tereddüt edilecek nokta, şüpheli olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Düşünülecek nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığınılacak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat edilecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). İşkillenecek nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cây = yer, gâh = makam). Yer, makam, mahal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çay satıcısı, kahveci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea seller. tea maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a teahouse. the raising of tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çay demlendirmekte kullanılan küçük ibrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çaydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. tea kettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot. kettle. teakettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasive. deterrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrent. dissuasive. aversive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasiveness. deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dissuaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasion. determent. deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vazveçirmek, döndürmek: Kendisini o fikirden, o niyetten caydırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from. discourage. to dissuade. to deter. to disincline. to deflect sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deter. disincline. divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cayenne şehri, Fransız Guyan'ının başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok acı birkaç çeşit toz kırmızı biber; Arnavut biberi, Hint biberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teahouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جایگاه] yer. 2.makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir ağaççık familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). içilmek üzere demli çay satışı yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teahouse. tea- room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cev» den) (mü. câyia). Acıkan, aç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جایع] aç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çaysız bir dünya nasıl olurdu acaba? Çay keşfedilmeseydi, çaydanlık, çay fincanı, kaşığı, işyerlerinde çay paydosu, şehirlerarası otobüslerde çay molası olamazdı. İükür ki çay milattan önce 2737 yılında büyük Çin imparatoru Shen Nung tarafından tesadüfen de olsa keşfedildi.

Shen Nung bir gün bahçede ağzı açık bir kapta su kaynatırken çalılıklardan bir kaç yaprak kaynayan suyun içine düştü. Nung yaprakları suyun içinden toplayamadan yapraklar suda kaynamaya, hoş bir koku etrafa yayılmaya başladı. İmparator merak edip suyun tadına bakınca çay keşfedilmiş oldu.

İmparatorun kendi keşfi hakkındaki düşüncesi çayın susuzluğu bastırdığı, harareti giderdiği ve uykuya olan isteği azalttığı şeklindeydi. Çay ismi de Çincedeki “ça”dan geliyor. Benzer şekilde çaya Ruslar “chay” Araplar “shaye” Japonlar “cha” diyorlar.

Çay bugün dünyada sudan sonra en çok içilen içecektir. Avrupa’ya gelişi 1610 yılını buldu, başlangıçta da ilaç muamelesi gördü. Halbuki o yıllarda çay Orta Asya’da o kadar değerliydi ki çay balyaları ticarette para yerine geçebiliyordu.

Çayın Avrupa’ya geldiği ilk yıllarda tüccarlar satışını ateş düşürücü, mide ağrısı giderici, romatizmayı önleyici bir ilaçmış gibi yaparlarken, doktorlar biraz daha ileri giderek çaydan yapılan iksirin tüm hastalıklara karşı direnç kazandırdığını ve yaşlanmayı geciktirdiğini ileri sürüyorlardı.

Zamanla bu sefer de çayın aleyhine görüşler yayılmaya başladı. Fransız fizikçiler çayı asrın en münasebetsiz yeniliği diye nitelendirirlerken bir Alman doktor da 40 yaşından sonra çay içenlerin ölüme daha yakın olacaklarını iddia ediyordu.

İngiltere’de ise çay içmek alışkanlık haline gelince kadın dergileri ev kadınlarının çay yüzünden ev işlerine soğuk bakmaya başladıklarını, ekonomistler ise çalışmaya harcanacak zamanın çay içmekle tüketildiğini ileri sürdüler. Ancak bunların hiçbiri çayın dünyanın en favori içeceği olmasını önleyemedi. Miktar tam olarak bilinemiyor ama dünyada senede 2 milyon ton civarında çay tüketildiği tahmin ediliyor.

Günümüzde çayın yaygınlaşmasına en çok etki eden faktör poşet çayın icadıdır. Her ne kadar icadının tam farkına varmasa da poşet çayın mucidi Thomas Sullivan’dır. Kahve ve çay ticareti ile uğraşan Sullivan, müşterilerine sık sık çay örnekleri gönderiyordu. Başlangıçta bu iş için teneke kutuları kullanırken, sonradan elde dikilmiş ipek torbaların bu iş için daha pratik ve ucuz olacaklarını düşündü.

Çok geçmeden siparişler başladı ama şaşırtıcı olan esas malı değil torba içindeki örnek çayları sipariş etmeleriydi. Müşteriler torbaların çayın kaynamasını kolaylaştırdıklarını keşfetmişlerdi. Çayın torba (poşet) içinde satımı o kadar geliştirildi ki Batı ülkelerinde tüketim oranı toplam çay tüketiminin yarısına ulaştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Mükerrer kullanılarak bir şeyin sürat ve şiddetle yandığını veya yırtıldığını tasvir eder: Cayır cayır yandı, cayır cayır yırttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevr»den). Cevr ve eziyet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tabiî yahut sunî olarak yani tohumunu ekmekle ot bitmeye mahsus yer. Ekseriya su altında bulunur ve mahsulü olan ot, ya baharda içine salıverilen hayvanla yeşil yedirilir yahut biçilip kış için kurutulur. Ar. merc, Fars. merg, tabiî çayır, sunî çayır, hayvanları çayıra bırakmak, bağlamak.

2.Çayırda hasıl olan otun tazesi, yeşili. Hayvana çayır yedirmek. Çayır otu = Çayırdan vakitsiz kesilip atlara yeşil yedirilen ot. Çayır peyniri = Bir cins taze peynir. Çayır soğuğu = Çayır mevsiminde yani mayıs başlarında olan soğukluk. Çayır kuşu = Toygar çeşidinden bir kuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cayır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field. grass. green. meadow. pasturage. pasture. pasture grass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeding ground. grass. meadow. pasture. fresh fodder. paddock. lawn. turf. grass plot. green grass. hay. meadow land. lea. field. hay field. verdure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaysılardan bir çeşit ot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). «Cayır» sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yanan veya yırtılan şey gibi ses çıkarmak, cayır cayır yanmak veya yırtılmak.

2.Açılıp kapanırken acı bir ses çıkarmak: Kapı cayırdamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanı çayıra çıkarmak, çayır yedirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvan) Çayırda otlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çayır haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çayırlamasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşil otla ö;tülü, ot biten yer: Çayırlık bir yerdir. Orası hep bağlık, çayırlıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a meadowy place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürat ve şiddetle yanan veya yırtılan bir şeyin çıkardığı ses. Sert ve uzun gürültü sesi: Oyle bir cayırtı koptu ki, herkes pencereye üşüştü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Küçük akarsu, yazın kuruyan küçük akarsu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâruf bir cins avcı kuş. mec. Kaparozcu, tamahkâr, acemi: Sen daha çaylaksın, bu işi yapamazsın! Fars. gedâçeşm. Çaylak fırtınası = Ekseri kış başlangıcında vuku bulan fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kite. tiro. johnny-come-lately. avaricious person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callow. child. colt. kite. inexperienced person. inexperienced. naive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw. inexperienced. hawk. kite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vazgeçmek, dönmek, sarfınazar etmek: Ben, o niyetten caydım, pazarlıktan caydı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change one's mind. swerve. wangle. wangle out of. cry off. back down. back down from. back out. back out of. call back. deflect. depart. go back on. go without. leave. recant. retract. swallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recant. to back out. to go back on. to back out of. to cry off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give up. to withdraw from. to break a promise. recant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. --mans). güney amerıka`ya mahsus birkaç çeşit timsah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD Kızılderili midillisi c.c., cc(kıs). cubic centimeters, carbon copy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.J. Yağlı güreşte pehlivanları seyircilere tanıtan ve dualarını okuyarak onları meydana çıkaran kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞİR (i.).

1.Çığ denilen kar kümesinin karın üzerinden yuvarlanırken yerdeki karları beraber alarak açtığı yol, çığ izi. 2.Yol, tarik.

3.mec. Tarz, üslûb. Ar. de’b, takibi mutad olan yol. Çığır açmak = Yeni bir tarz ve üslûp icat etmek: Edebiyatımızda yeni bir çığır açıldı. Çığırından çıkmak = Alışılmış, bilinen yolu bırakmak, sapmak. Osm. inhirâf etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çığır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

era.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epoch. path. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rut. track. path. way era. traject. trajectory. rota. orbit. trend. method. line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇIĞIRTKAN (i.) Diğer kuşları celbetmek üzere öttürülen avcı kuşu, pırlak, (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davet, celb, getirtme, (bk.) Çağırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ç ğrışma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), i. Çığırtkan.

2.Seyirci veya alıcı çekmek için oyun yerlerinde, dükkânların kapılarında övücülük eden kimse.

3.mec. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. decoy bird. crier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. noisy advertiser. decoy duck. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çığırtkanın yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dilsiz bir çeşit ufak düdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çağırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihangirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİHAN-GİR) (i. F. cihân = dünya, giriften = tutmak). Dünyayı zapteden, büyük fâtih, İskender, Cengiz Han ve Timur gibi az müddet zarfında birçok büyük ülkeler fetheden hükümdar veya kumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world conqueror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهانگير] büyük hükümdar, imparator.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dünyaya egemen olan, dünyayı zabteden kimse. Fatih. Osmanlı şehzadelerinin ortak adıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dünyayı zapteden büyük fâtihlere yakışır bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهانگيری] büyük hükümdarlık, imparatorluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyayı zapteden büyük fâtihlerin hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilit, anahtar ve bunlara benzer demirciliğin ince işlerini yapan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmith. lock maker. key filer. keysmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilit, anahtar ve bunlara benzer ince demir Aletler yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak sesine benzeyen sesleri ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çanın küçüğü, hayvanların boynuna takılanı, hizmetçileri çağırmak için çalınanı va bu gibi başka işlerde kullanılanı. Küçük kuzulara ve kedi yavrularına takılan pek küçüklerine de denir: Çıngırak çalmak, çıngırak sallamak, çıngırak takmak. Kalın seslisine çongurdak derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleigh bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde çıngırak bulunan. Çıngıraklı yılan: Engerek familyasından zehirli bir yılan (oroplus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prairie rattler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattlesnake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıngırak gibi keskin sesle ötmek, çıngır çıngır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak gibi keskin ses, çıngır çıngır etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins dağ serçesi, büyük asfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâmen = etek, giriften = tutmak). Birinin eteğine sarılan, imdat isteyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن گير] davacı, şikayetçi. 2.eteğe sarılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çürümek, zeval bulmak, inkıraz bulmak; azalmak, eksilmek; sıhhatçe düşmek, zayıflamak, bozulmak; çürütmek; (i). sıhhatçe düşme, zayıflama, bozulma; azalma, eksilme; harap olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Değdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (döner ve çarh demek olan «teker» den).

1.Buğday vesaireyi öğütmeye mahsus Alet ve makine ki, çeşitleri olup en tanınmışı, su, yel ve kol ila döneni ve sonraları icat olunan, buhar ve mazotla işleyenleridir. Bunlara bir zamanlar yanlış tâbirle «fabrika» denmiştir. har, hayvan, su, yel değirmeni. Değirmen deresi = Değirmen suyunun yolu Değirmen taşı = Değirmen tekerleği

2.Elde döndürülerek kavrulmuş kahve ve karabiber vesaireyi toza çevirmeye yarayan Alet: Kahve, biber değirmeni. 3.Zeytin vesaireyi ezip suyunu almaya mahsus makine, pres: Zeytin değirmeni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinding machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir un değirmeni işleten adam. Ar. tahhân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmencinin meslek ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller's trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Su veya yel değirmenleri çok olan yer.

2.(coğrafya) Ege Denizi’nin doğusunda iki ada ismidir: Küçük Değirmenlik, Büyük Değirmenlik.

3.Öğütülecek hububat: Değirmenlik buğday.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yuvarlak, müdevver, dairevî: Değirmi çehre.

2.Eni, boyu bir, kare. Ar. murabbâ: Bir değirmi tülbent.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmi biçimine koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak veya eni, boyu bir olmak: Şişmanladı, yüzü değirmilendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yuvarlaklık, dairevî şekil: Çehre değirmiliği. 2.En ile boyu bir olma, kare, murabbâ şekil: Bu kilimin değirmiliği tam değildir.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, Euro AV üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanmaya hazır halde sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı at başına benzediği İçin bu adla anılan kıvrık kuyruklu küçük bir balık cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, giriften = tutmak). Düşenin elini tutan, yardımcı. Ar. mutn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستگير] elden tutan, yardım eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu bağlantı, koaksiyel Dijital Giriş/Çıkış’a sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız koaksiyel dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital girişe sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, girîften tutmak).

1.Kalpte yerleşip çabuk unutulmaz, tesirli. 2.Hatırı kalmış, gücenmiş: Bana dil-gîrdir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلگير] kırgın, alınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuvvetli ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel horse. work beast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

yahut İĞİRİCİ (i.), iplik bükmek işiyle meşgul adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğ ile bükme, iğden iplik çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iğ ile iplik bükmek, (yün ve pamuk vesaireyi) iğden çekip iplik yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğ ile iplik büktürmek, iğden yün ve pamuk vesaire çektirmek: Fukara kızlarını toplayıp pamuk eğirtmekle meşgul oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(azakeyeri): Yılanyastığıgiller familyasından; akarsu kıyıları ve bataklıklarda yetişen 60-70 cm. boyunda bir otsu bitkidir. Meyveleri yeşilimsi renktedir. Çiçekleri, siyahımsı-erguvani renklidir. Tadı mayhoştur. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide ekşimesini geçirir. Mide ülserini iyileştirir. İdrar ve adet söktürür. Dişetlerini kuvvetlendirir. Ter söktürür, ateşi düşürür ve ağrıları dindirir. Kusturur, aksırtır. Sinirleri yatıştırır. Sarılık ve nikris tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak, kemer gibi sarmak, ihata etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(g kalın) (i. A. c.) (m. esgar). Esgarlar, en küçükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (eve = zirve, F. giriften = tutmak). En yüksek dereceye ulaşan, en yükseğe, zirveye çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fecî»). Öfkeler, musibetler, belâlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırılık ifade etmek İçin fingirdemek fiiliyle beraber kullanılır: Kız fingir fingir fingirdiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fazla oynak kız veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquettish. frivolous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquettish. flirtatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fazlaca oynak hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f,). Karşılıklı fingirdemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dally with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (bk.) Kârgîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Midede toplanan gazın ağızdan çıkarılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belch. burp. eructation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Midede hasıl olan gazı ağızdan çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla sinirli kimselerde görülür. Bunlar yemeklerde haddinden fazla hava yutarlar. Ayrıca geğirme mide veya safra kesesi hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Bu nedenle esas nedeni tespit etmek gerekir. Asabi kimselerde görülen geğirmelerde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kimyon, süt.

Hazırlanışı : 2 su bardağı çiğ süte, 1 çorba kaşığı kimyon konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burp. belch. eructate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belch. burp. to eruct. to burp. to belch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to burp. to belch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geğirmek işi, geğirme ile çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belch. burp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ayın bir haftalık oluncaya kadar ki şekli, hilal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callback. recall. to call back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Argoda, dikkat etmeyip aklı başka yerde olmak mânâsındaki gır geçmek deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (giriften fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkilinde bulunur).

1.Tutan, Osm. kabz ve zapteden: Şİr-gîr = Arslanı tutan. Cihân-gîr = Dünya fatihi, çok ülkeler fetheden.

2.Yayılan, intişar eden, münteşir: Alem-gîr = Dünyaya yayılan, her tarafa yayılmış, i. Harb, kavga, cenk (bu mânâ ile yalnız aynı mânâda olan «dâr» ile beraber kullanılır): Esnâ-yı gîr ü dârda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tutucu, tesirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tutan tutana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Hind sahillerinde kullanılan bir çeşit tüccar gemisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürafa, zool. Giraffa camelopardalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرامی] değerli, kıymetli, saygın, sayın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Aziz, muhterem, saygın ulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Ağır, Ar. sakîl: Bâr-ı girân = Ağır yük.

2.Pahalı, aşırı, ağır: Girân-bahâ = Ağır pahalı. Girân-mâye = Mayası ağır ve pahalı. Mec. Çok değerli.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گران] ağır. 2.pahalı. 3.kokuşmuş. 4.katı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pahası ağır, kıymetli, pek değerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.)

1.Ağır yüklü.

2.Meyvesi çok ağaç.

3.Zengin.

4.Gebe kadın veya hayvan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. girân = ağır, cân = ruh). Ağır canlı. Ar. sakıyl-ür-rûh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. girân-destân). Eli ağır, işini ağır gören.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. girân-gûşen). Kulağı ağır işiten, sağır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Canı sıkılmış, gücenmiş, kırgın. Ar. münfail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İtibar ve değer sâhibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Çok değerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pahası ağır, kıymetli, yüsek mânevî değerli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گران بها] değerli, kıymetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kollu şamdan; fıskıye; ufak taşlı bir çeşit küpe; çarkıfelek fişeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [گران قدر] kıymetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [گران قيمت] kıymetli, değerli, pahalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گران مایه] değerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گران سر] mağrur, kendini beğenmiş, kasıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gırâre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kıldan büyük çuval (harar, bu kelimenin hafifletilmişidir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok parlak bir çeşit aynüşems taşı, opal; yerelması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Kuvvetli, kudretli. Kırım hanları tarafından unvan olarak kullanılmıştır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Moğolca’da hakketmiş ve lâyık mânâsına olup, Cengizoğullar’nın Cuci Ulusu’ndan Kırım’da saltanat süren hanedanın prensleri bu unvanı taşır: Ahmed Giray, NÜreddin Giray, Aslan Giray Han.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kalbur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غربال] elek, kalbur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gırbâliyye) (anatomi). Kalbur gibi olan. Gırbaliyy-üşşekl = Kalbur şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çevre, çepeçevre, yuvarlak.

2.Dönme, deveran.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرد] yuvarlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed veya girt) kuşak sarmak; kayışla bağlamak, sarmak, çevrelemek; kuşatmak, ihata etmek; giydirmek; hazırlamak, teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gird = dönüm, bâd = yel). Bir yerde dönerek toz toprağı kaldıran ve bazen yapıları yıkıp ağaçları söken şiddetli rüzgâr, kasırga, sarsar, yel çevrintisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tanrı: Huzûr-ı girdgârda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çepeçevre, fırdolayı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرداب] anafor, girdap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرداگرد] çepeçevre, fırdolayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GİRD-AB) (i. F).

1.Su çevrintisi, girve, aylanma.

2.(denizcilik) Ters taraflardan gelen iki akıntının kavuşmasından veya bir akıntının yolunda bir engele tesadüfünden, yahut denizin birdenbire derinleşmesinden hasıl olan çevrinti. 3.mec. Muhâtaralı, çok tehlikeli yer, Ar. mühlike: Bir girdâba düştüm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whirlpool. vortex. swirl. twist. eddy. gulf. purl. suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eddy. maelstrom. rip. vortex. whirlpool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swirl. whirl. whirlpool. turbulence. rotation. hurlwind. curl. gulf. rip. hurricane pocket. eddy. maelstrom. vortex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.iş, Ar. fiil, amel, meşguliyet.

2.Tarz, yaradılış, Fars. reviş, Ar. Adet, ahlâk, huy. Şehriyâr-ı fârûk-girdâr = Hareketi veya ahlâk ve Adeti Hazret-i Omer’inkine benzeyen padişah. B«dgirdâr = Tarzı, işi kötü olan: Düşmân-ı bedgirdâr.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردباد] kasırga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözetici, gözcü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müh. kiriş, belleme kirişi, hatıl, yollama, direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( I.F.). Ceviz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

input. data. entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

input. intelligent terminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alâka: Bunun benimle bir girdisi çıktısı yok.

2.Teferruat: İşin öyle göründüğüne bakma daha birçok girdisi çıktısı var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İçeriye koymak, bir şeyin içine sokmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dönme, devir, deverân: Girdiş-i gerdûn = Felek çarkının dönmesi, devri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ins and outs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kuşak, kemer; korse, kuşak gibi saran herhangi bir şey; ağacın üzerinde kuşak şeklinde kabuğu soyarak yapılan halka; yüzük kaşı; f. kuşatmak, kuşakla sarmak; kabuğunu soyarak ağacı kurutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردو] ceviz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giresun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rehin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Her yere sokulan, herkesle görüşen, sokulgan: Pek girgin adamdır.

2.Mensup, alâkalı, çatkın, içil dışlı: Kendisi oraya girgindir.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilen. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Her yere sokulup herkesle görüşen adamın hail, sokulganlık: Girginlik iyi ise de arsızlık derecesine varmamak

2.Birine bağlı olma, çatkınlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devamlı ve usandırıcı vızıltı, çekişme, kavga: Bütün günü gırgır ile geçiriyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card. jocular. lark. fun. distraction. teasing. carpet sweeper. dragnet. scream. a riot. comedian. funny. amusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annoying coarse noise. large bag-shaped fishing net. carpet sweeper. drag-net. scoop-net. trawl. flue. sweeping net. josh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Münakaşa etmek, vızıltı ile kavga etmek: Bütün gün gırgırlaşıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaka, cep: Çâk-ı girtbân: Yakanın yırtılması. Girîbln-çik = Yakesı yırtılmış, mec. Çok kederli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریبان] yaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaka tutucu, tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit gömlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Savaş, kavga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Girit adasına ait.

2.Girit ahalisinden olan, Giritli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça girlft’ten galat), (bk.) Girift.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. giriften’den imas.). Tutma, yakalama: Haydutları girift ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (yukarıdaki ite aynı kelime).

1.Birbirine geçmiş, karışık: Girift yazı.

2.Türk musikisinde, küçük bir ney’e benzeyen, nefesli çalgı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involved. intricate. interlaced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involved. intricate. laboured. complex. entangled. complicated. involute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرفت] karmaşık, çapraşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Tutulmuş, tutsak, esir: Düşmanın eline giriftâr oldu.

2.Düşkün, tutkun, esir: Aşka giriftâr oldu. Bir derde giriftâr oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرفتار] yakalanmış, tutulmuş, müptela.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Giriftârcasına, giriftâr olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tutkunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tutulmuş, tutkun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düğüm, Ar. ukde. Glrlh girih = Düğüm, düğüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گره] düğüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گره گير] dolaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گره گشا] düğüm çözen. 2.sorunları halleden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaçmış, kaçkın, Ar flrârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vızıltıcı, vızıltılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Girmek ve bu fiil mümkün olmak. Ar. duhûl: Bu kapıdan girilir, öbüründen çıkılır. Ehramın içine girilebilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be entered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alaca ve siyah kürkü olan bir cins küçük sansar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin içeriye girmiş yeri. Çıkıntı mukabili: Duvarın orasında bir büyük girintisi vardır. Bu binanın girintileri çıkıntıları pek çoktur.

2.Tashih İçin satırlar arasına eklenen küçük satır: Yazı girintisi. 3.Yüke yeni giren dört yaşında deve.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dent. recess. indentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indent. recess. indentation. notch. groove. cove. insertion. recession. bay. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçeriye girmiş yerleri olan: Pek girintili çıkıntılı bir bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indented. recessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having recesses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy. zigzag. toothed. craggy. intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unindent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Girmek işi ve tarzı. Ar. duhul: Onun kapıdan girişi insanı korkutur.

2.Girilecek yer ve taraf. Ar. medhal: Binanın en ziyade girişine dikkat etmeli. Girişi gösterişli olmalı.

3.Başlangıç, Ar. Şürû, mübâşeret, ibtidâr: Söze, bahse girişi. Giriş çıkış = Bir çeşit ufak çocuk oyunu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead-in. entry. entrance. admittance. input. inlet. intake. introduction. checkin. access. adit. admission. ante. door. doorway. entree. exordium. induction. inflow. influx. ingress. lead in. pass. port. preamble. prelude. proem. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access. admission. door. doorway. entrance. entry. foyer. inlet. input. intake. introduction. preamble. preliminary. prologue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preamble. input. introduction. entry. access. entrance. gate. inlet. intake. going in. adit. admission. arrivals. hall. matriculation. frontispiece. preface. participation. approach. elementary. entree. prelude. prologue. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threshold gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance / front door. entrance / entry door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entry card. car of admission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD üzerindeki her parçanın başlangıcı çalınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admission fee. entrance fee. admission. charge for admittance. entrance rate. entry / entrance fee. cost of entry. entrance. entry fee. attendance fee. door money. gate money. payment for administration. price of admission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be meddled. to be undertaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). iki titreşim hareketinin birbirini yok etmesi hadisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. undertaking. go. approach. attempt. bid. effort. essay. fist. initiative. ploy. shot. show. step. trial. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. attempt. bid. enterprise. fling. go. move. shot. show. step. try. undertaking. interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. enterprise. initiative. attempt. crack. shot. smack. undertaking. venture. whirl. business venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. entrepreneurial. go-ahead. entrepreneur. entrant. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur. contractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurship. enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Daima teşebbüs hâlinde olan, müteşebbis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. pushful. aggressive. sociable. companionable. full of pep. clubable. clubbable. clubby. pushing. up and coming. up-and-coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. enterprising. pushing. pushful. energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. energetic. aggressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprisingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing / having enterprise / initiative. gumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girme, geçme, zıvanalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz, işve, yan bakış, göz ve kaş ile yapılan işaretler, cilve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarkation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karşılıklı biribirlne girmek.

2.Başlamak: Bu işe girişmem lâzım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. to meddle. interfere. to attempt. to enter into sth. to pitch into sth. to have a bash at. to go at sth. to knuckle down. to pitch into sth. to begin to beat. to beat sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meddle. to interfere. to mix up in. to attempt. to undertake. to set about. to get tangled up. to be intertwined. to get into a fight or quarrel. embark. enter. essay. get down to. make. mount. plough plow with sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Yunanca’dan). Akdeniz’in en büyük adalarından biri. Araplar İkrftiş derlerdi. Girit lâlesi = Şakayık çeşidi. Girit pelini = Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cretan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girit adası ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bağırma, çığırtı, feryat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریو] haykırış, çığlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گریوه] çıkmaz, sorun. 2.geçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çıkmaz sokak, pek dolaşık yol.

2.mec. Zorluk, Ar. suûbet, müşkülât, çaresiz hal, Fars. girdâb: Bir girîveye düştü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Kaçma, firar: Cây-ı girîz: Kaçacak yer, Ar. melce.

2.Kaçan firar eden, korkup sakınan (sıfat terkibi teşkiline de girer): Merdüm-glriz = İnsanlardan kaçan, kimseye yakın olmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Girizme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça gâhriz’den). Pislik ve çirkef lâğımı: Keriz tıkanmış, kerizi açmışlar. Keriz suyu. (bk.) Keriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Kaçan, kaçıcı: Girizân olmak = Kaçmak.

2.Kaçarak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiî ve yaratılıştan olan hal ve keyfiyet, Ar. cibillet, hilkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜRİZENDE) (i. F.). Kaçan, kaçıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Kaçacak ve sığınacak yer.

2.Kasidede konuya giriş beyti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gırîziyye). Tabiî, esasta olan: Harâret-i gırîziyye = İnsan ve hayvanda solunumdan meydana gelen iç sıcaklık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız; hizmetçi kız; sevgili. girl friend yakın kız arkadaş; bayan dost. girl scout A.B.D kız izci. girlhood i. kızlık çagı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alabildiğine: Bir iş yaptığı yok, ama lâf dedin mi gırla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundantly. amply. too much. incessantly. to the utmost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gırıldamak, gırıltı. (bk.) Gurlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vızıltılı, sakin ve rahat durmayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. genç kız gibi, kıza benzer, genç kızlara yakışır. girlishly z. kız gibi. girlishness i. genç kızlık hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Girmek işi. Ar. duhûl.

2.Pencere ve kapı kanadının erkekli dişili menteşesi. 3.Bir yüzeyin içeriye sokulmuş ve geriye çekilmiş yeri: Duvarın orada bir girmesi vardır.

4.İçeriye giren, girmiş: Girme köşe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entering. entry. admission. trespass. entrance. ingress. intake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance. penetration. entering. entry. ingress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.içeriye varmak, sokulmak, dahil olmak, Ar. duhûl. Çıkmak mukabili: Eve girdi, yılen deliğe girdi. 2.Araya sıkışmak, karışmak: Meclise, kalabalığa girdi. Ben, öyle adamların içine giremem.

3.Bir meslek ve sınıfa katılmak, Osm. sülük etmek: Askere, işe, mektebe girdi. 4.Sığmak, Osm. istiab olunmak: Mızrak çuvale girmez.

5.Geçmek, sirayet etmek, sirayet edip yayılmak, intişar etmek: Koyunlara kelebek girdi. Düşman askerine hastalık girdi. Eve ateş girdi, mec Rahatsızlık girmek.

6.Karışmak, müdahale etmek: Ben öyle işe girmem. O, münakaşaya hiç girmedi.Gelmek, başlamak, Osm. hulûl etmek: Muharrem girdi. Yaz giriyor. Araya girmek = Tavassut etmek, barıştırmak istemek. Ele girmek =

1.Ele geçmek, yakalanmak, tutulmak, Osm. giriftâr olmak.

2.Tesadüf olunmak. Birbirine girmek = Karışmak, kavgaya tutuşmak, telâşa düşmek. Bir çuvala girmek = Birlikte bulunmak. Denize girmek = Deniz banyosu almak, denizde yıkanmak. Zihne girmek =

1.Anlaşılmak, Osm. derkolunmak.

2.İstediği bir şeyi yaptırmak. Renklen renge, bin bir renge girmek = Pek sık fikir ve şekil değiştirmek. Rüyaya girmek = Düşte görünmek: Filân iş hiç aklımda yokken bu gece rüyama girdi. Suya girmek = Dalmak. Kıyafete girmek = Bir kıyafet almak. Günaha girmek = Günahkâr olmak. Günahına girmek = Biri hakkında haksız yere kötü düşünmek veya haksız yere kötülük isnâd etmek. Güveyi girmek = Zifaf etmek, evlenmek. Girip çıkar. = Gelip giden: Bu eve girip çıkanların haddi hesabı yoktur. Balta girmemiş = Hiç insan eli görmemiş, birbirine karışmış (orman).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw into. enter. enter into. walk in. walk into. step in. go in. go into. come in. come into. be enroled. be enrolled. gain admission. enter on. enter upon. get in. go. incur. insert. keyboard. pull. sail in. slide into. slip into. step. strike in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enter. incur. infiltrate. penetrate. step. to come in. go. to enter. to come in. to go in. to break into. to fit. to join. to participate in. to go into. to enter upon. to begin. to start. to reach. to cost too much. to penetrate. to teac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Girilecek yerleri olan: Girmeli çıkmalı bir bina: Girilecek çıkılacak yerleri ve kapıları çok yapı.

2.İçeriye batmış ve geriye çekilmiş yerleri olan: Girmeli çıkmalı bir duvar, bir kapak.

3.Hem girer hem çıkar: Girmeli çıkmalı bir zırh.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Endülüs’ün Gınâta (Granada) şehrine ait, Gırnâtalı: Gırnâta menşeli şarkı vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boş bir şeye aldanıp öğünen, mağrur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Boğazın çıkardığı elemli sesi ve fazla ses çıkararak kesilen bir şeyi taklit ve tasvir eder: Gırt gırt yutkundu. Tenekeyi gırt gırt kesiverdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. gird.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çevre; kolan; kuşak; f. kuşak takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akciğerden boğaza gelen borusu; boğazdaki iki borudan solunuma mahsus olanı. Ar. kasaba, kasaba-türrie: Gırtlağıma kaçtı. Gırtlağına sarıldı. Gırtlağını sıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laryngeal. guttural. pharyngal. pharyngeal. throat. gullet. larynx. gorge. maw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullet. gush. guttural. larynx. throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

throat. larynx. gullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strangle sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirinin gırtlağına sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be at each other's throats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glottal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيرودار] kargaşa, kavga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkistan ırmaklarında bulunan bir çeşit timsah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Ağlayan. GirySn olmak = Ağlamak.

2.Ağlayarak: Giryan giryan gidiyordu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریان] ağlayan. giryân etmek ağlatmak. giryân olmak ağlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). Ağlayıcı, ağlayan, (bkz.Nalan). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(iF.). Ağlama, Ar. bükâ, Fars. nâle: Girye ve zâr ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریه] ağlama, ağlayış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlayan, gözyaşı döken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlamaya sebep olan, ağlatıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözyaşı saçan, acı acı ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlamayı arttıran, çok ağlatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Girye (ağlamS) koparan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlayıcı, ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlar yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlar gibi görünen, ağlamışa benzeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlayan, gözyaşı döken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturup ağlanılan

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریه انگيز] ağlatıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گریه ناک] ağlamaklı, ağlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.), (bkz.Gökçe). -Kuzey Kafkasya da az tatlı su gölü. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığma, sığışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) GirîzSn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçan, (bk.) Girîzende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. harf, Fars. girifte” = tutmak). Her işte ayıp arayan, Fars. ayb-cû, muârız, itirazcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hicret; göç; (b.h). Hz. Muhammed'in hicreti; hicri sene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Meddâh, oyuncu, hokkabaz.

2.Kavgacı, gürültücü. Ufak tefek şeyler satan çığırtkanlar. HENİ (i. A. «hanâ»dan smüş.) (m. heniyye). Sıhhata yarar, hazmı kolay.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hercâî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Her yerde bulunur, kendine mahsus yeri olmayan, serseri, derbeder, maymun iştahlı, fikir ve zevk değiştiren: Hercâyî menekşe — Bir cins menekşe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sıra olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatör, sinyalleri doğrudan kafa biriminin hoparlör çıkışlarından alabilir. Bu, kafa biriminde özel bir pre-amp çıkış olmasa bile yüksek güç çıkışı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. F. hürde = mec. mazmun, gizli mânâ, giriften = tutmak). Sözün içinde gizil mânâyı arayarak itiraz eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرده گير] kusur bulan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -(1680-1738) yıllan arasında Kırım hanı oldu. 3 defa han olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaygillerden, çayır halinde yetiştirilen bir park bitkisi (lolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karalaşmış, kararı verilmiş, karara bağlanmış. Ar. mukarrer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قرارگير] karar verilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karara bağlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça kâr-ı kîl: çamur işi yahut gâhgîr: samanla tutulmuş’tan gelme olabilir.

1.Taş yahut tuğla harcıyla yapılmış, ahşap olmayan: Kâgir bina, ev, dükkân.

2.Bu suretle yapılmış sağlam bina: Kâgir bir bina yaptırdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kef = köpük, giriften = tutmak, Türkçe’de: kevgir).

1.Yemeğin köpüğünü almaya mahsus delikli kaşık veya kepçe (bu mânâ ile dilimizde kepçe kullanılır).

2.Pirinç vesaire yıkamaya mahsus delikli büyük kap, süzgeç, bk. Kevgir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کفگير] kevgir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delikli kepçe. bk. Kefgîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colander. sieve. skimmer. perforated ladle. cullender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colander. skimmer. perforated ladle. sieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürümek, pek sızlanmak, (köpkler) çağırışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke tutan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. kişve-gir). Ülke tutanlar, hükümdarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke tutarcasına, hükümdarca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke tutuculuk, hükümdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(yılan) Islık çalmak.

2.(doğan) Ava inerken kendine mahsus bir sesle bağırmak (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koç gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Fundagillerden, beyaz veya pembe çiçekli, çileğe benzer meyveler veren bir bitki (arbutus unedo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. kûşe = bucak, giriften = tutmak). Bir köşe tutan, bir köşeye çekilen, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi kelime). Langır • lungur = Kaba ve dik sesli köylü konuşmasını taklit ve tasvir eder: Langırlungur konuşuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinball game. table football.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Line level seviyesinde çalışan bir giriş türü.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. money. dough. bread. brass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money. dough. damn. dibs. dingbat. tin. two cents worth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eski küçük bir cins bakır sikke ki, dördü bir akça ederdi, Ar. füls.

2.Çocuk oyuncağı çeşidinden tahtadan yaldızlı pul.

3.Nargile lülesine konmak üzere kömür tozundan kurs.

4.Umumiyetle para: Mangır yok; beş on mangır için yüzsuyu dökemem.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مارگير] yılancı, yılan tutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (pehen-gîr’den galat). (bk.) Pehen-gîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İnsandan kaçan, insanlara karışmaktan hoşlanmayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مرمگریز] insanlardan kaçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmin sahne içeriğine bağlı olarak, istenen pozlama seviyesini tespit etmek için iki yöntemden biri kullanılabilir. Merkez Ağırlıklı (Center Weighted) Ölçüm, resmin ortasını kullanır ve bir çok genel çekim için uygundur. Nokta Ölçümü (Spot Metering) özelliğini kullanarak, sahnenin belirli bir noktasını da seçebilirsiniz. Bu durum özellikle, geniş kontrast aralığında fotoğraf görüntülerinde kullanılmak üzere yararlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MICROMV ürünlerinde, dijital video görüntüsünün transfer edilmesi için i.LINK™ terminali kullanılır. Farklı bir veri sıkıştırması teknolojisi kullanıldığından DV ya da Digital8 biçimleriyle uyumlu değildir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mizaca ve keyfe uygun, keyfe hizmet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Mizaç ve keyfe göre söz söyleyen ve hareket eden insanın hâil.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Motorlu giriş seçici, CD, radyo ve kaset giriş sinyallerinin yüksek kaliteli, kayıpsız değiştirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نبض گير] nabza göre şerbet veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde 2 hâneli ağır aksak semâİ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çizgi çizmeye mahsus marangoz Aleti.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NTSC (National Television Standards Committee) Video Girişine sahip TV’ler, NTSC Video Kameralara, Video Disk oynatıcılara ve sabit video kaydedicilere bağlanabilirler.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Baht, talih, ikbal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bahtlı, şanslı, talihli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Olcaytu).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, bal.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya 3 çorba kaşığı limon suyu ve 1 tatlı kaşığı süzme bal konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private enterprise. private enterprise / undertaking. privately owned enterprise. private concern. private initiative. privately owned enterprise / establishment / undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuvvetli, kudretli yiğit. Kırım hanlarının kullandığı isimlerden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific weight. specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific weight. specific gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband's tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

PC’nin, video grafik adaptörüne gerek duyulmadan doğrudan TV’ye bağlanabilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. F. «mehengî» ve «pelengîr»den galat). Tahtanın enini almaya mahsus doğramacı Aleti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., A.B.D. önemsiz kimse veya ,şey; s. önemsiz, küçük, değersiz, hakir. not worth a picayune beş para etmez, hiç bir değeri olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, değersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Peşkir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيشگير] peşkir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea bag. tea- bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

S-Video, parlaklık ve renk bilgilerini ayrı ayrı aktararak gelişmiş bir video görüntüsü sağlar. Bu standart, değiştirilebilir bir SCART konektörü ya da ek bir 4 pimli jakla kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trivet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: sacayağı). Üstüne sec örtülen tepsinin ve tencere vesairenin altına konularak altında ateş bulunan demirden sehpâ. mec. Biribirine menfaat veya dostlukla iyice bağlı üç kişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, işitmez, kulağı duymaz.

2.içi dolu olunca vurulunca ses çıkarmayan ve çınlamayan: Sağır davul.

3.İçi görünmeyen, kapalı: Sağır oda, pencere, kapı.

4.Az veya boğuk ve sönük ses çıkaran, sessiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga İle) (i. A.) (mü. sagîre) (cem’i: sigâr «ga» ile).

1.Küçük, ufak. Sagîr ve kebîr = Büyük, küçük. Sıgâr ve kibar = Büyüklerle küçükler, insanlar.

2.Bulûğa ermemiş ve vasîye muhtaç çocuk: Uç sagîr çocuk bıraktı. Sagîr-i mümeyyiz = Kendini bilecek yaşta çocuk. Sagîr-i gayr-ı mümeyyiz .= Kendini bilmeyecek yaşta çocuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. muted. as deaf as a doorpost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. giving no sound. dull. indistinct. deaf person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. blind. blank. oral teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صغير] küçük. 2.küçük çocuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf mute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind wall. dead wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind door. false door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. Şâgirdân).

1.ilim veya san’at, tahsilde bulunan talebe, öğrenci. 2.Bir işi öğrenmek üzere bir üstâda bağlı bulunan genç çırak, yamak: Marangoz, çilingir şâgirdl.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاگرد] öğrenci. 2.çırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاگردان] öğrenciler. 2.çıraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şakirtlik, çıraklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. sagâir «ga» ile). Küçük günah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow deaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağın işitmemesi, kulak sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sonradan meydana gelen sağırlıkları doğuran nedenler çeşitlidir. Mesela; dış, orta veya içkulak bozuklukları, beyin hastalıkları veya histeri, geçici sağırlığa neden olabilir. Gerçek nedeni bulmak doktorun işidir. Geçici sağırlıkların tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pelin, su.

Hazırlanışı : İki bardak suya 2 tutam pelin konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra temiz bir şişeye süzülür. Her 2 kulağa günde 3 kere ikişer damla damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deafness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deafness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAgird.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şâgirt ve talebe hal ve sıfatı.

2.Çıraklık, yamaklık.

3.Acemilik, tecrübesizlik.

4.Çırak hakkı ve ücreti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (saht = pek, giriften = tutmak). Bir şeyi sıkıca tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şangırdama sesini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi) Tabak bardak gibi şeylerin düşüp kırılırken çıkardığı çınlayıcı sesi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crash. to make a sound of crashing. smashing or shattering of a glass. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şangırdama sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. smash. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit kazak kayığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. etrafı denizle kuşatılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شبگير] geceleri uyuyamayan, uykusuzluk çeken. 2.sabah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. seciyye). (bk.) Seciye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سجایا] karakterler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yaya koşusu.

2.Topun geri tepmesiyle kundağın geri gelmesi. Seğirdim mengenesi = Topun atışında kundağın geri gelmesini önleyen mengene. Seğirdim yolu = Kalelerde mahfuz yol.

3.Han odaları önündeki dar gezinti yeri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footrace. recoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşuşmak, birlikte koşmak, çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kasların elde olmayan hafif oynaması: Göz seğirmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jerk. repercussions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Seğirme fiili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flick. twitch. to twitch nervously. tremble. to twitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twitch involuntarily. twitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

MARİFETNAMEDEN

• Başın üst kısmının seğirmesi: İyi bir makam ve mevkiden haber verir.

• Başın ön tarafının seğirmesi: İyi bir devlet bulmaya işarettir.

• Başın yan tarafının seğirmesi: Sağı ve solu hayırlı eyler.

• Alnın seğirmesi: Sağda ise eğlence – Solda ise habere işarettir.

• Kaşın seğirmesinden: Sağ ve sol her yer dostlukla dolar.

• Kaşın ortası seğirirse: Sağı zevk – solu kederdir.

• Dil seğirirse: sağı hüzün – solu coşkunluktur.

• Gözün dışı seğirirse: Sağda kötüleme – Solda ziynettir.

• Gözbebeğinin seğirmesi: sağ gözde olursa sıkıntı - solda sevinçtir.

• Göz kuyruğunun seğirmesinde: sağ göz için sevinç - solda maldır.

• Gözün altı seğirirse: Sağdaki iyiliğe – soldaki mevkiye alamettir.

• Yanağın seğirmesi: sağda olursa hayır – solda olursa mala işarettir.

• Burundaki seğirme: sağ tarafta kahır – sol taraftaki mevkiye alamettir.

• Dudağın üst kısmındaki seğirme: Sağda olursa rızık – solda şenliktir.

• Dudağın uç kısmının seğirmesi: Sağda zarar – solda esenliktir.

• Dudak altının seğirmesi: Sağda ve solda daima güzellik alametidir.

• Seğiren çene: Sağda eğlence – solda güzellik işaretidir.

• Kulağın seğirmesi: Sağda ve solda güzel habere işarettir.

• Boğazın seğirmesi: sağda mala – solda üzüntüye işarettir.

• Arka omuzların seğirmesi: Sağda üzün – solda keder alametidir.

• Kol pazularının seğirmesi: Sağda olursa rızık – solda olursa mala çıkar.

• Bilek seğirirse: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Kolların seğirmesi: Sağda kötüleme – solda ayıptır.

• Elin bilekleri seğirirse: Sağda mala – solda meşakkate delildir.

• Elin sırtı seğirirse: Sağdaki üzüntüye soldaki şerefe alamettir.

• Avucun seğirmesi: Her ikisinde de rızık ve mala işarettir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda yük – solda üzüntüdür.

• Şahadet parmağı titreyip seğirirse: Sağ ve solda yeni sebeplere çıkar.

• Ortak parmak seğirirse: Sağda olursa üzüntü – solda olursa neşedir.

• Serçe parmak seğirirse: Sağda makam – solda gam işaretidir.

• Yüzük parmağının seğirmesi: Sağda mal – solda hayır.

• Göğüs seğirmesi: Sağda hüzün – solda sevinç olur.

• Meme seğirmesi: Sağda makam – solda sevinç işarettir.

• Karnın seğirmesi: Sağda kavuşma – solda neşedir.

• Göbek seğirmesi: Sağda üzüntü – solda esenliktir.

• Böğür seğirmesi: Sağda mevki – solda rızık alametidir.

• Oyluğun seğirmesi: Sağda güzellik - solda oğul işarettir.

• Kasık seğirmesi: Sağda olursa cima – solda yolculuktur.

• Husyelerin seğirmesi: Sağda çocuk doğumuna – solda kedere işarettir.

• Makatın seğirmesi: Sağda mal – solda yola işarettir.

• Baldır seğirmesi: Sağda olursa eğlence – solda yolculuk işaretidir.

• Diz seğirmesi: Sağda üzüntü – solda sevinç alametidir.

• Diz altı seğirmesi: Sağda yola – solda kedere çıkar.

• Bacak seğirmesinden: Sağda mal – solda mevki görünür.

• Sırtın ortasının seğirmesi: Sağda yol – solda erzak işaretidir.

• Karın arkasının seğirmesi: Sağda mal – solda ayrılık alametidir.

• Topuğun seğirmesi: Sağda mal – solda yolculuk alametidir.

• Ayak arkasının seğirmesi: sağda hüzün – solda esenliğe çıkar.

• Elin kemiği seğirmesi: Sağda yolculuk – solda mal demektir.

• Avuç seğirirse: Sağda yola - solda şeref kazanmaya delildir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda mal – solda murada çıkar.

• İkinci parmak seğirmesi: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Ortak parmaklar seğirirse: Sağda ve solda çekişmeye sebep olur.

• Yüzük parmağı seğirirse: Sağda çekişme – solda sevinç vardır.

• Küçük parmak seğirirse: Sağda ve solda rızık ve mal demektir.

Eğer bir yerin seğirirse bak ve bu söylediklerimizi hatırla ve şüpheye düşmeden inan.

Bir damar yerinden oynuyorsa onu hareket ettiren mutlaka ALLAHU Tealadır.

Damarın sana vermek istediği işareti anla ve arkasından gelecek olanı bekle.

Erzurumlu İbrahim HAKKI Hazretleri (Kuddise Sirruh)

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounding. running jumpingly. dashing. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşmak, sıçrayarak koşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twitch involuntarily. fling. gallop. pelt. scamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başı ağır, sersem, mahmur, sarhoş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tezgâhtar kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift sürmede ve araba çekmede kullanılan, eti ve sütü yenen iri evcil hayvan, Ar. bakar: Sığır eti, sığır sütü, sığır dili. Erkeğine «öküz», dişisine «inek», yavrularına «buzağı, dana, düğe, tosun» aygırına «boğa» denir. Sığırdili, sığırkuyruğu, sığırgözü = Bitki çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şigil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cattle. ox. bull. cow. buffalo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cattle including cows. bulls (oxen and buffaloes. beef. cattle. neat cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kuş (doğrusu: Cugurcuk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki çenelilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mullein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(verbascum): Sıracagiller familyasından; yüksek boylu, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yurdumuzda 200 kadar türü vardır. Sık tüylüdür. Yaprakları tabanında toplanmıştır. Çiçekleri çok çabuk dökülür. Sarı veya kırmızımsı renktedirler. Büyüksığırkuyruğu denilen türünün içeriğinde; şeker, sabit ve uçucu yağ, müsilaj, reçine, saponin ve renkli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır. Balgam söktürür. Bronşitte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahmaklık, kalınkafalılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır çobanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herdsman. wrangler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şıngırdama sesi. (bk.) Şangır şangırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi), (bk.) Şangırdama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şîr = arslan; giriften = tutmak). Arslanı tutacak derecede kuvvetli ve cesur (hafif sarhoş olanlar için şaka yol 11u söylenir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watermill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water buffalo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippo. hippopotamus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippopotamus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şûle = alev, Fars. glrîften = tutmak). Alevlenen, tutuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Boş bir kazana vurulduğu zaman çıktığı gibi kaba ve çınlayıcı sesleri anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a rude clatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clatter. to clang. to make a clattering noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clatter. to clang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. clang. racket. plonk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. giriften = tutmak) (c. F. tarafgîrân). Taraf tutan, taraftar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Taraf tutma, taraf çekme, taraftarlık, Osm. tarafgirlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفگير] yan tutan, yandaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafgiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partiality. biased behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yan tutmak, taraf tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. «sıgaar» dan masdar).

1.Küçültme, ufaltma.

2.Bir isim veya sıfatı küçülterek kullanma ki, Türkçe’de «cek, cak»; Farsça’da «k» edatı ve Arapça’da cezir harfleri arasına «y» eklemekle olur: Elcik, adamcık, merdümek, tufeyl gibi. İsm-i tasgir = Bu şekilde yapılmış küçültme ismi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصغير] küçültme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi).

1.Sahan ve tencere gibi şeylerin çıkardığı gürültülü sesi ifade eder ve ekseriya art arda veya tıngır mıngır şeklinde kullanılır: Bakırlar raftan tıngır mıngır yuvarlandı; ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken.

2.Peşin para sayılmasını tasvir eder: Parayı tıngır tıngır saydı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Bir sesin kuru çınlamalı olduğunu anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıngır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngırtı sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngır sesi çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make clang / rattle. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenî şeylerin gürültüsü gibi kuru ve sesli gürültü: Raftan kaplar büyük bir tıngırtı ile yuvarlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic clang or rattle. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Topçay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convoke a meeting. to convene / convoke a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Tunç renginde ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç ay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-girt veya -girded) alttan desteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşağını gevşetmek, çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuşağı çozülmüş veya gevşemiş; gevşek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Atın omuzları arasında yağlı yeri. 2.Eğerin vurmasından dolayı hayvanın bağrında açılan yara, cidav.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağız. (bk.) Yağız.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gökkuşağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük Ayı’yı meydana getiren yedi yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mors ve foklar gibi denizde yaşayan, yüzgeçlerini karada da ayak gibi kullanan memeli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Şiddetle titreyip ses çıkarmayı ifade ederek art arda kullanılır: Zangır zangır titriyordu. Topun gürültüsünden camlar zangır zangır oynadı,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şiddetle ve ses çıkararak titremek veya sallanmak. (bk.) Zıngırdamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زهگير] okçu yüzüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şiddetle titreyip ses çıkarmayı taklit ve tasvir ederek art arda kullanılır: Zıngır zıngır titriyordu, topun sesinden camlar zıngır zıngır oynadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şiddetle ve sesli olarak titreyip oynamak: Zelzelede bütün ev zıngırdadı. (bk.) Zangırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şiddetli sesle titreyip oynama: Soğuktan dişlerinin zıngırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by