Cebr-i Nefs ne demek? | Cebr-i Nefs anlamı nedir? | Cebr-i Nefs

Cebr-i Nefs anlamı nedir?

Cebr-i Nefs ne demek?

Cebr-i Nefs anlamı nedir?

Cebr-i Nefs | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşe denilen güzel kokulu, küçük çiçek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنفشه] menekşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşe renkli. mec. Gökyüzü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Menekşelik, menekşe tarlası, bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «benefşe» den Arapçalaşmış). Menekşe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنفشی] mor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendiliğinden, kendi kendisine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان افشان] canını hiçe sayan, fedai.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cebir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبر] zorlama. 2.cebir. cebr etmek zorlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nefsi zorlama, kendisini zorlama, kendisini tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut CİBRİL (hi. İbrânîce’ den). Kerrûbiyân denilen büyük meleklerden biri olup, peygamberlere vahiy götürmeye memurdur, vahiy meleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the archangel gabriel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy- ghost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. 2.Cibril, İbranice Allahın kulu. 3.Az çok zorla olgunlaştırmak. Cebrail b. Öm(Erkek İsmi) Batı Karahanlı hükümdar (1099-1102).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zorla, cebir kullanarak, rızasını almaksızın: Malını cebren elinden aldı; yazdığı senedi kendisine cebren imza ettirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. by compulsorily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. by compulsion. under coercion. with strong hand. by the head and heels. by violent means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبرا] zorla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. T.). Zorlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cebir» den imen.) (mü. cebriyye).

1.Zorla icra olunan, cebren yaptırılan: Cebrî bir muamele; muâmele-i cebriyye.

2.Cebir ilmine ait, mensup ve müteallik: Işârât-ı cebriyye = Cebir işaretleri. 3.Irade-i cüz’iyeyi inkâr eden cebriyye mezhebine mensup ve tâbî adam. Bu mânâ ile c. cebriyyûn.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsory. forcible. forced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forced. compulsory. coercive. forcible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبری] zoraki, zorla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forced march.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İrade-i cüz’iyeyi inkâr eden bir mezheb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی نفس الامر] işin aslında, gerçekte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buzkıran; bir toplantıda insanları birbirine kaynaştırmak için vasıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: NEFİS) (i. A. (e. nüfûs, enfüs).

1.Ruh, can, hayat.

2.insandaki maddî ve beşerî ihtiyaçlar: Nefsine mağlûp olmak. Nefs-I emmâre = İnsanı kötülüğe sevk eden şehvet. Nefs-i levvâme = Vicdan rahatsızlığı. Nefs-i mulmainne = iyiliği kötülükten ayırtarak insana insanlık vazifesini tanıttıran kuvvet. Nefs-i nitıka = insan ruhu.

3.Şahıs, zat, kendi: Herkes kendi nefsini düşünür.

4.Asıl, cevher.

5.Bir şeyin asıl kendisi, merkezi: Nefs-i Bursa’da oturuyor.

6.Meni, nutfe, bel suyu. Balık nefsi = İspermeçet. Bi’n-nefs = Bizzat. Fî-nefsü’l-emr, nefsü’l-emrde = Haddi zâtında. Nefsine = Herkes kendini düşünerek, kimsenin kimseye hayrı olmama. Nefsi yenmek = Gayret ederek nefis ve şehvete galip gelmek.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نفس] nefis, can. 2.kendi. 3.iç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفس اماره] kötülükleri emreden nefis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نفس] içinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lohusa, yeni doğurmuş kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. nefsâniyye). I. Nefse ait, nefisle alâkalı.

2.Kin ve garazla alâkalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEFSANİYYET) (i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Kin, garaz, gizil düşmanlık: Komşumuzun bana nefsâniyyeti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. nefsiyye).

1.Şahıs ve zâta, nefse ait.

2.(bk.) Nefsânî.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نفسی] nefis ile ilgili. 2.subjektif.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by