Cec (tüketici Elektroniği Ko ne demek? | Cec (tüketici Elektroniği Ko anlamı nedir? | Cec (tüketici Elektroniği Ko

Cec (tüketici Elektroniği Ko anlamı nedir?

Cec (tüketici Elektroniği Ko ne demek?

Cec (tüketici Elektroniği Ko anlamı nedir?

Cec (tüketici Elektroniği Ko | Dream Meanings


Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaugural speech. opening speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory speech. opening discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halitosis. whim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz ve namuslu erkek. - Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin silah arkadaşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Akkorluk halinde bulunan cisim, nâr-ı beyzâ. Ark lambasındaki kömürler işlerken akkor haline gelerek ışık verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescent. white heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescent. white heat. white hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işık saçacak aklığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı yukarı 1800 santigrat derecesinde ısıtıldığı halde erimeyen cismin bu sıcaklıktan beyaz renk almış hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Açonite) (botanik). Kurtboğan denilen bitki ki, özünden akonitin denilen zehirleyici madde çıkar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Aconitine). Kurtboğan denilen bitkiden çıkan bir zehirleyici madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonradan hesaplaşmak üzere bir borç veya kazanç hissesinden alacaklıya yapılan ödeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Armonide uygunluk. Alt alta sıralanıp, aynı zamanda işitilen seslerin toplamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Accordo). Piyano vesair musiki Aletlerinin düzeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Piyano vesair musiki Aletlerine düzen veren usta, düzenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Körüklü bir musiki Aleti. Körüğün üflediği hava, Aletin içinde maden dilcikleri titreştirerek ses vermelerini sağlar.

2.Kumaşlara makine ile yapılan kırma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordion. pleats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Musiki Aletlerinin seslerini belirli bir sese göre ayırlamak, düzenlemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) akord.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. tune. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chord. tune. tuning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuner. piano tuner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of tune. discordant. dissonant. off key. tuneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü sözü doğru kişi, temiz kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft-boiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geri tutmak, geciktirmek: Beni yoldan alakoydu.

2.Saklamak: Bunu sizin için alakoydum. (bk.) Bir de: alıkoymak ve alıkomak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir müddet için bir yerde tutmak: Beni yatıya alıkoydular.

2.Bir kimsenin yapmakta olduğu veya yapmak istediği işe engel olmak: Adamcağızı yolundan alıkoydular.

3.Bir maksatla ayırıp bir kenarda tutmak: Bu defteri arkadaşım için alıkoydum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be detained. to be set aside as a reserve. to be held in for a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detainment. detention. keeping back. retaining. retention. withholding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detain. keep from. keep. hold up. hold. delay. withhold. restrain. retain. check. constrain. deforce. disable. hinder. incapacitate. intercept. keep in. preclude. retard. stay. stick. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debar. detain. deter. stop. to keep. to keep back. to detain. to delay. to hinder. to stop. to prevent. to deter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold in for a while. to detain. to keep from doing sth. to set aside. delay. hold. hold back. intern. keep. retain. stay. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Şarap veya mayalanmış başka şekerli sıvıların damıtılmasından elde edilen yanıcı, sıvı madde, ispirto, küul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcohol. aqua vitae. fortifier. spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol. hard stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkolizme tutulmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcoholic. habitual drinker. alcohol addict. dipsomaniac. problem drinker. sponge. toper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. habitual drunkard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkollü içkilerin devamlı ve çok kullanılmasından ileri gelen hastalık belirtileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. intoxicating. containing alcohol. strong. spirituous. intoxicated. spiked. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. spirituous. intoxicated. drunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. containing alcohol. drunk. spirituous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcoolmètre

kim. alkolölçer

1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz.

2.İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. non-alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı köşesi olan, altı köşeli, altıgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Pekvâne denilen bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ipeka): Güney Amerika’da yetişen bir bitkidir. Kullanılığı yerler:Az miktarda kullanıldığı takdirde tatlandırıcıdır. Yüksek dozlarda kullanılırsa kusturur, ishal yapar. Müzmin bronşitte ifrazatı artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taproot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main subject. principal subject matter. burden. idea. motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Hastalık Amillerini zararsız kılmak için vücudun çıkardığı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antikörper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Geminin zinciri toplayıp demir kaldırmak üzere hazır bulunması, (mec.) Hazır, tetikte. Fars. cüst-ü çâlâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.).

1.Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması.

2.Hazır, tetik, derli toplu: Apiko bir delikanlı. Apiko giyinmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digitalis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beehive. hive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bee hive. beehive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ayrışmış kuvars ve feldispat tanelerinden meydana gelmiş kütle: Değirmen taşları sert arkozdan yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik) Asklı mantarların sporu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension bridge. drawbridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

ATT (Susturucu) anahtarıyla, alım hassasiyetini azaltabilirsiniz. Radyo, zayıf sinyalleri atlayacak ve yalnızca güçlü sinyallerde duracaktır. ATT kontrolü yalnızca düğme açık konumdaysa devrededir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting dog. beagle. game dog. hound. retriever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(GemeineQecke, Chiendent commun, Common Couch Grass, Scutch, Twitch): Temmuz-agustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli başaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitkidir. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi boştur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarlı, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassı bir başak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli ve uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki taş ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. İdrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarını temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrıkotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve digeri gibi kullanılır. Türkiye’de; İstanbul, Trakya, Mugla, Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

TV/Monitör ekranını izlerken kolay düzenleme için kontrol panelini çıkartabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlü ve gösterişli, iriyarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarları yan kesilmiş akik cinsi, ayn-ı bakar (öküz gözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Zehirsiz ve ıslık çalar bir cins yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture. gardening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture. gardening. garden designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri sağlam gibi göründüğü halde kör olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Balkı).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. balcon). Üstü açık Baltalar ye genişçe şahnişin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balcony. gazebo. bosom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balcony. veranda. circle. boob. tit. titty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balcony. porch. omnibus box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balcony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bamako, Mali'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bangkok

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İ. Dükkânlarda alıcıya göstermek üzere malların konup kaldırıldığı tezgâh.

2.Kumarda ortadaki paranın hepsine oynandığını ifade eden deyim.

3.32 kartla oynanan bir iskambil oyunu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Üç direkli yelken ge misi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. barcode

çizgi im

Malın değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tipte satılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

Şimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkod olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır. 1) Makinenin okuduğu dikey çizgiler kısmı; 2) İnsanların okuyabildiği 12 adet rakam. İlk altı rakam eşyanın tanım numarası olup, üreticiler yıllık bir ücret karşılığında, bu kodları veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş rakam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılamaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili her hangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasyonlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder, yani altlarındaki rakamın bilgisayar tarafından okunmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tiptesatılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

İimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkd olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır.

1) Makinenin opkuduğu dikey çizgiler kısmı;

2) İnsnların okuyabildiği 12 adet rakam.

İlk altı rakam eşyanın tanmım numarası olup, üreticiler yılık bir ücret karşılığında, bu kodlaeı veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş raklam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılmaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey, kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasynlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder yani altlarındaki rakamın bilgisyar tarafından okunmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y). Havası boşaltılabilen bir fanus içindeki teraziden ibaret Barometre bir Alet. Havanın, cisimlerin ağırlığına yaptığı hafifletici etkiyi göstermekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonlarının kullanıldığı bir ”walkie-talkie” servisi olarak tanımlanır. Bas Konuş hücresel şebeke üzerinden bire bir ve grup konuşmalarını mümkün kılar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr). Polis karakol kumandanı, başkomiser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Bir milletin veya birleşmiş birkaç milletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini komutası altında tutan komutan, başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander in chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief başkumandan. serdar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief. commander in chief. generalissimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme military command. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. L.). En yüksek rütbeli konsolos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archbishop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archbishop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). baş veya el işareti ile çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch mastiff. watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifth column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Evlerinde köpek bulunduranlar, köpelkerinin yaşlarını insan yaşlarıyla karşılaştırabilmek için, her köpek yaşının yedi insan yaşına eşit olduğunu varsayarlar. Peki bu doğru mudur?

Tam olarak değil...

Bu konuda üretilen çeşitli formüller var ama en basit ve akla yatkın olanı şu:

Köpeğin birinci yaşı= 21 insan yaşı

Köpeğin sonraki her yaşı:4 insan yaşı

Buna göre 7 yaşında bir köpeğiniz varsa insan ömrüne göre;

21+(6*4)=45 yaşındadır.

Bu hesaba devam edersek 10 yaşındaki bir köpeğin yaşı, insanın 57 yaşına eştir. 15 yaşındaki bir köpek ise 77 yaşındaki bir insanla aynı yaştadır.

Bu hesap şekli akla uygundur. Bir köpek yaşı yedi insan yaşına eşittir düşüncesi seksüel olgunluğa erişmiş bir yaşındaki köpekle 7 yaşındaki bir çocuk arasında farkı düşününce anlamsız kalıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, ‘ring’ kelimesi, İngilizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle ‘ring’ denilir. Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önlenirdi. Ayrıca sahnedeki boksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek isteğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü uygulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, “ring” kelimesi, İnglizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle “ring” denilir.

Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önerilirdi. Ayrıca sahnedekiboksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek istediğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü ugulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

DVD Video ile kullanılmaya başlanan oynatım yönetme sistemi, dünyayı altı satış bölgesine ayıran, her bölgenin tanımlama kodunu oynatıcılar ve disklerde belirleyen bir sistemdir. Disklerin yalnızca ilgili bölgede oynatılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Regional Markets)

Ulusal (Kot İçi) Pazar’da işlem görme koşullarını taşımayan ve Borsa Yönetim Kurulu’nca geçici veya sürekli olarak Ulusal Pazardan çıkarılmasına karar verilen şirketlerin hisse senetlerine likidite sağlamak, bu hisse senetlerinin fiyatlarının düzenli ve şeffaf bir piyasada, rekabet koşulları içinde oluşmasını temin etmek amacıyla kurulan pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange commisionary / warden. exchange commissionary. exchange warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Fr.).

1.Bir ülkeyi, bir topluluğu veya bir şahsı zarara sokmak maksadıyle onunla her türlü ilgiyi kesme.

2.Bir işten geçici olarak çekilme; işe, çalışmaya hep birlikte katılmama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott. boycotting. debarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik değiştiricideki CD’lerde bulunan CD Text bilgileri, MiniDisc ya da kaset çalar da içeriyor olsa kafa biriminde görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hububat yığını, zahire kümesi: Nisan yağar sap olur, mayıs yağar çeç olur.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Aygıtlar arasında ek iletişim bilgilerini aktarabilen ve bunların kullanımını kolaylaştıran yeni tür HDMI™ bağlantısı. Örneğin, CEC özelliğine sahip HDMI™, ‘BRAVIA Theatre Sync’ işlevini destekler. Bu özellik, ‘BRAVIA’ Theatre Sync uzaktan kumandasındaki tek bir tuşa dokunarak ev sineması kurulumunuzdaki tüm uyumlu aygıtları senkronize etmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çiçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Ikikanatlılardan, insana uyku hastalığını aşılayan, bir cins Güney Afrika böceği (glossina).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Gönül.

2.Çiçek hastalığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey Kafkasya kavimlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeçen dili. Kafkas dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anat, (zool). körbağırsak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslavakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Potansiyel olarak tehlikeli atık maddelerin çevreye boşaltılmasının asgariye indirilmesi ya da önlenmesi amacıyla kaynakların yönetimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işveren tarafından işçilerin aylıklanndan sendika üye aidatı kesip sendikaya gönderme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işleyiş kontrolu; mağazada kasaya ödeme işlemi. checkout time aynlmayı gerektiren saat. check point trafik kontrol yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Meksika yerlilerinin dilinden). Sütlü veya sütsüz olarak kakaodan yapılan maruf yiyecek, çikolata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choc. chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate. confectionery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz ve çelimsiz, eğri büğrü boylu (adam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇİNEKOP) (i.). Lüferin küçüğü olan bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 15-20 tanesi 1 kilo gelen lüfer çeşidi, (bk.) Çınakop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. zinco). Zn senbolü ile gösterilen, 2.11 yoğunluğunda bir eleman, tutya. Bunun levhası, teneke gibi muhtelif kaplar imaline yarar. Çinkodan yapılmış: Çinko leğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zinc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zinc. zinc sheet. platinoid. tutty. tutenag. spelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Y). Basılacak resim veya yazıların kalıbını çinko üzerine çıkarmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği formu ortaya çıkaran hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar «çizgisel kompozisyonlar» olarak tanımlanır. Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik, ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy.da Neo-klasik Dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon, Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuş, Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy.da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(ABD).,(k.dili]. piknik,açık havada pişirilen yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage pail. slop pail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çoraniko, çobaniko = Hep beraber, kapı kapamaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siyah susam): Düğünçiçeğigillerden; susam iriliğinde siyah tohumları olan bir çeşit bitkidir. Güzel kokuludur. Hamurişlerine çeşni vermek için kullanılır. Yurdumuzda 12 türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa; baş ağrısını keser. Nezle ve sara hastalığında tütsü yapılır. Suyu ile sivilcelere pansuman yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karısı tarafından aldatılmış erkek , informal boynuzlu erkek; (f). (kocayı)aldatmak , informal boynuz taktırmak. cuckoldry (i). boynuz taktırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). guguk kuşu; bu kuşun ötüşü; (s)., (A.B.D)., argo budala, kaçık, deli. cuckoo clock guguklu saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dana ayağı, (bot). Arum maculatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çördekotu): Dallı, budaklı, yaprakları sivri ve ayva biçiminde bir çeşit bitkidir. Çiçekleri mavi renkte olup, dikenlidir. Çiçeklerinin tozu; sarı veya sarımsıdır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Hazımsızlık ve mide zafiyetini giderir. Kulunç ağrılarını keser. Zayıf çocukların gelişmesine yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain sheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). Cinayet, hırsızlık vs. suçluların bıraktığı parmak izlerinden tanıma usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Eğreltiotugillerden bir bitki, duvar sedefi (dichapelatum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurtluca): Eğreltiotugillerden; sıcak bölgelere yetişen bir bitkidir. Güzel kokulu, pembe çiçekleri vardır. Yapraklarının üstü parlak, altı donuk yeşil kadife rengindedir. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Dizanteri ve ishali keser. Nefes almayı kolaylaştırır. Öksürüğü keser. Karaciğer ve mide hastalıklarının iyileşmesine yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. i. Damasco = Dımışk, Şam). Eskiden Dımışk, yani Şam şehrinde yapılıp sonraları Avrupa’dan gelen iki yüzlü ipek veya yün ve keten karışık döşemelik kumaş. Bu kumaştan yapılmış: Damasko perdeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Demkoruğugillerden, bir bitki (sedum). Buna kayakoruğu da denir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kulakotu): Damkoruğugillerden ılık iklimlerde yetişen bir bitkidir. Çiçekleri kırmızıdır. Yaprakları etli ve çiçeklerin dibindedir. Haziran - Ağustos ayları içinde toplanır. Çoğu zaman taze halde kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerini giderir. Nasırları söker.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkl;eneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (asıl demek ve komak fiillerinin mazileridir).

1.Boş söz. Ar. kiyl-ü-kaal, Fars. güft-ü-gû.

2.Şunu bunu çekiştirme, nemmâmlık, suhançinlik, laf getirip, götürme, laf toplama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. tale. tittle-tattle. tittletattle. dirt. grapevine. grapevine telegraph. hearsay. report. rumor. rumour. scandal. scuttlebutt. talk. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. rumour. scandal. tale. tittle-tattle. whisper. rumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. rumour. tittle-tattle. backbiting. broadcast. chit chat. clatter. on the cry. dope. old gossip. hearsay. rumbling. scandal. tale. tittle tatle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gossip. vent a tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dedikoduyu sever. Osm. nemmâm, suhançtn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy. scandalous. gossipper. gossipmonger. scandalmonger. taleteller. back biter. backbiter. tittle-tattle. babbler. newsmonger. peddler. pedlar. retailer of news. talebearer. tattler. telltale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossiper. flibbertigibbet. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1930`larda Oscar Dominguez`in (1906-1958) Gerçeküstücülük akımının otomatizm kavramından yola çıkarak oluşturduğu teknik. Bu teknikte boya kalın bir fırçayla ince bir kâğıdın üstüne sıçratılır ve kurumadan ikinci bir kâğıtla yavaşça sürtülerek gelişigüzel dağılması sağlanır. Daha sonraları Ernst tarafından yağlı boyaya uygulanan bu tekniğin en önemli özelliği, yapıtın ön tasarımsız oluşturulmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. decoder

tek. çözücü

Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, Euro AV üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanmaya hazır halde sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Duvarlara üst üste yapıştırılmış afiş ya da benzerlerinden koparılan parçalarla yapılmış bir tür kolaj. İlk kez 1950 lerde Alman sanatçı Wolf Vostell (1932) bu türde çalışmalar yapmış, ayrıca Fransa`da afişçiler de bu tekniği uygulamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Boyunun kolların, göğüs ve sırtın bir kısmını açık bırakan kadın elbisesi. 2.Açık saçık.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décolleté

1. açık giyim,

2.açık giyimli

1. Kadın giyiminin kolları, göğsü veya sırtı açıkta bırakan biçimi. 2.Göreneğe aykırı derecede çıplak.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. low-neck. lownecked. decollete. revealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. décolleté. low-cut dress. décolleté dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. low-necked. decolleté. low necked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hesaptan düşülmesi gereken miktar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décompte

ekon. hesap belgesi

1. Bankalarda çekilen veya yatırılan para karşılığında verilen belge.

2.Alınmış veya ödenmiş olan tutarın dökümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed account. breakdown. deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.)

1.Tiyatro, sinema ve televizyon sahnelerindeki eşyanın tamamı.

2.İnsanın yaşadığı muhit: Hayatını bu dekor içinde geçirdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenery. setting. decor. scene. adornment. get-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decor. scene. decoration. set. setting. scenery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. décor. artistic getup. decor. scenery. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

décor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dekor yama işi, dekor teşkil eden şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. scene-making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. interior decorating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dekorasyonla alâkalı, dekorasyona mahsus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative. ornamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative. ornamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dekor ve dekorasyon yapan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décorateur

iç mimar

Bir yapıyı, kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator. interior decorator. house painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ray aralığı 60 sm. yahut daha az olan, küçük demiryolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. jeoloji). Lüle taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Yumuşakçalardan, kalın ve kıvrık kabuklu bir deniz böceği (conus).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu bağlantı, koaksiyel Dijital Giriş/Çıkış’a sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız koaksiyel dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. dichotomie

biy. ikileşim

İki eşit parçaya ayrılmak üzere büyüme noktasından ikiye bölünerek dallanma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dichotomique

ikileşik

İkişer ikişer ayrılıp bölünen.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Dinamik Odaklama devresi, tüm ekranda net odaklanmış, temiz bir görüntü sağlar. Gelişmiş elektronik devre, ışının nokta çapını ayarlayarak, resmin şeklinin, köşelerde ve ekranın kenarlarında da doğru kalmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Görüntü kalitesinin daima mükemmel kalması için Dinamik Kontrast en parlak beyaz ile en koyu siyah arasındaki tüm gölgelerin korunduğundan emin olunmasını sağlar. Bu da görüntüye daha fazla derinlik ve ayrıntı katar. Arka ışık parlaklığının sahnenin parlaklığına göre ayarlanmasını sağlayarak çalışır. Benzersiz dinamik kontrast sistemimizde tüm keskin gri gölgeleri, daha yüksek bir kontrast düzeyi ve daha net High Definition görüntü sağlayan ACE (gelişmiş kontrast geliştirici) özelliği bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu akıllı kopyalama teknolojisi, Sabit Disk Sürücüsü’nden (HDD) bir DVD diskine kopyalama yaparken en iyi resim kalitesini korur. Veri bir HDD üzerine kaydedildiğinde, Sony HDD / DVD kaydediciler filmi analiz eder ve sonuçları veri olarak saklar. Ardından, kaydedici bu veriyi verimli bir biçimde bir DVD diskine kopyalar. En iyi sonuçları elde etmek için, HDD’nize kaydederken HQ+ veya HQ modlarını kullanın.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kısmı koparılıp senet gibi alâkalı kimsenin eline verilen bir yaprağın deftere bağlı kalan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disco. discotheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discotheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discothéque. a collection of recorded music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Bir metropolidin maiyetinde bulunan genç rahip ki, metrepolidin stajyeri sayılır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileri de onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten ‘aspartame’ denilen tatlandırıcı, şekerden 200 kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yazan yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekinmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten “aspartame” denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Stereo sinyalleri, dört kanal (2 ön, 1 orta, 1 arka mono) kullanılan analog surround sese kodlama/çözme olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II, Dolby® Pro Logic®’in gelişmiş halidir ve ön (sol/sağ) ve arka (sol/sağ) sinyalleri tam frekans aralığı performansında ve gelişmiş kanal ayrımıyla çözer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II x dekoder, sizde bulunan stereo – ya da 6.1- veya 7.1 için 5.1 kanal ses – kanal oynatımını genişleten ilk ve tek teknolojidir. Bu, dinleyicinin kendisini eğlence deneyiminin içinde bulmasını sağlayan, kusursuz, doğal surround ses ortamı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foursquare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrangular. four-cornered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Ekonomik gelişmeyi yadsımayan, ancak dünya çevresini tehdit etmeyen çevre ve enerji politikalarının benimsenmesi gerektiğini savunan Brundtland Raporu’nu hazırlayan, Birleşmiş Milletlerin oluşturduğu bir komisyon.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Zaman kodu, çekildikleri ve kasetin alt-kod sektörüne kaydedildikleri sırada her bir görüntüye otomatik olarak bir numara verilmesidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Cisimlerin kaynamaya başlama derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). icon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kızıl buğday, (bot). Triticum monococcum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Akis. Akustik ve musikide sesin aksetmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. eco

yankı

Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo. replication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

echo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écholalie

ruh b. yankılı konuşma

Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Ekolayzer, özel müzik dinleme keyfi ses çıkışını etkiler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı varlıklarla çevreleri arasındaki münasebetleri araştıran biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological çevresel. çevrebilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan, hayvan, bitki gibi tüm canlıların bulundukları ortamda yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için gerekli olan şartlar bütünü ve bu şartların da birbiri ile ilintili olmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

econometrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

econometrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Tutum, iktisat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economics. economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy; economics. economy. thrift. thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy. politico-economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical. economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. échopraxie

ruh b. yansıca

Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

İnsan ya da hayvan figürünü, kas yapısını göstermek amacıyla derisi yüzülmüş olarak betimleyen anatomik çizim. 15.yy.da Batılı sanatçıların anatomiye ilgilerinin artmasıyla atölyelerde bu türden yapma modeller kullanma geleneği yerleşmişti. Özellikle Leonardo Da Vinci gibi birçok sanatçı böyle modellerden çizim yapmıştır. Ekorşe figür çalışmalarının en önemli örneği, George Stubbs`ın (1724-1806) Anatomy of the Horse (1766; Atın Anatomisi) adlı aside yedirme baskı dizisidir. Stubbs, bu çalışması için yaklaşık 10 yıl boyunca hayvan kadavralarını incelemiş, 18 ay da çizim yapmıştır. Özgün çizimleri bugün Londra Kraliyet Akademisinde bulunan bu dizi, özellikle veterinerler ve hayvan ressamları arasında gerçeğe uygunluğuyla ün yapmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaid. tartan. chequered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeryüzünün canlıları içeren bölümü; biyosfer ve karşılıklı etkileşimin söz konusu olduğu atmosfer, hidrosfer ve litosfer kesiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Birbirleri ile ve cansız ortamla ilişki içinde olan kendi içinde yeterli bitki ve hayvan topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yağmur ormanı ile ona bitişik ağaçlık ya da otlak gibi iki ekolojik topluluk arasındaki geçiş alanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişisel tatil ve çevreye verilen önemin bileşimi. Doğa turizmi, çevre tatili de denmektedir. Ekoturizm tabiri, soyu tehlikede olan türler veya yağmur ormanı gibi bir çevresel özellik nedeniyle bir yere giden bireylere ortak bir dizi faaliyeti anlatmak için kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Screen Saver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstünde Kontrast, inanılmaz derecede zengin renkler için siyah ve beyaz parlaklık arasındaki farkı vurgular. Bu en karanlık gölge (siyah) ile en parlak gölgenin (beyaz) ölçümüdür. Ne izliyor olursanız olun, kontrast oranı ne kadar yüksek olursa, görüntü kalitesi de o kadar yüksek olur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Güçlü arka aydınlatma, düşük kontrast ve yetersiz ortam ışığının el ile telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandeer. confiscate. impound. seize. sequestrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impound. arrest. attach. confiscate. expropriate. lay hand on. sequester. usurp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electron microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. Lazer pikap, bir darbe ya da titreşim sonucunda yerinden oynarsa, bu belleğe yazılı veriler, sesin kesilmesini önler. Yeni Sony CD tepsili cihazlarda bulunan gelişmiş G-PROTECTION™ teknolojisi, yalnızca 0,5 saniye içinde lazerin yeniden odaklanmasını sağlarken “alpha GEL®” sönümleyici düşük frekanslı titreşimleri emmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Bir cismin elektriklendiğini ve bu elektriklenmenin derecesini göstermeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek yer, tepe, doruk; yüksek mevki veya rütbe, itibar; b.h. Katolik kilisesinde Kardinal unvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. endoscope

tıp içgörür

İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. endoscopy

tıp iç görüm

İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. endoscopic

iç görümlü

Endoskopi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeplerace. steeplechase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırdili familyasından, türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen yaprakları sert tüylü bir ot (echium vulgare).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (hal.), inceden inceye. Osm. arîz ve amîk, gereği gibi, lâyıkıyle, adetâ, hatırı sayılır derecede: Bugün enikonu soğuktur; enikonu matematik öğrenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through. altogether. sadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordentlich. gehörig. tüchtig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scruff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, iriyan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Koçak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Evliyaotu denilen bir bitkinin adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. escorte

koruma aracı

Önemli kişileri yolculukları sırasında varacakları yere ulaştırmak ve korumakla görevli kişilerin bulunduğu araç.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethyl alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home / household economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: fil d’Ecosse). Iskoçya ipliği demek olup, Iskoçya’da yapılan keten gibi ince, iyi bir nevi iplik ve bundan örme şeyler: Fildekoz çorap, fanila.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçak sesle yapılan gizli konuşma: Yine ne fiskos ediyorsunuz orada?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whispering. gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furtive whispering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Germence). İddialı, bir işte başarısızlık: Önceleri iyiydi ama son teşebbüsü fiyasko verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiasco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust. fiasco. flop. washout. failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiasco. failure. washout. bust. clinker. dead duck. dead failure. debacle. fizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Quotation)

Piyasa yapıcının görevli olduğu sermaye piyasası aracında seans sırasında ilan ettiği alış ve satış fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Varlıkların duyum dışı sayılan temellerini araştıran felsefe dalı. (bk.) Metafizik.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Tahta gemilerin ıskarmozlarını tutan demir kuşak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Herhangi bir metnin fotoğrafla çıkarılmış kopyası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photocopie

tıpkıçekim

1. Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi. 2.Bu yöntemle elde edilen kopya.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. xerox. photostat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. xerox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. blueprint apparatus. photostatic copy. photocpy. photographic copy. xerox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr. tıp). Dağlama işlerinde kullanılan ve elektrikle kızdırılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Hekimlikte kullanılan bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : Bir kilogram havuç önce soğuk su ile yıkanır. Sonra 3 eşit parçaya bölünür. Sabah, öğle, akşam birer parça yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Nöbeti geceye tesadüf eden.

2.Bir yerde geceleyen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working on the night shift. night-worker. night-watchman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

working on a night shift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İzinsiz olarak bir gecede yapılıveren ev, yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shanty. squatter's house. slum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shanty. squatter's house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shanty house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. sıcak memleketlere mahsus ufak bir kertenkele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Kontrast Geliştirici muhteşem geçiş düzeyleri sunmak için arka ışık düzeyini ayarlayarak, her sahnenin kontrastını optimize eder. Olağanüstü bir derinlik duygusu yaratmak için, parlaklığı kaybetmeden, en karanlık sahnelerde bile en derin siyahlar görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek genç, körpe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very young.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Hayvanların karaciğerinde bulunan ve maya tesiriyle glikoza dönen karbonlu madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Üzüm şekeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dextrose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glucose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glucose. corn syrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birçok bitkide bulunan glikoz birleşiklerinin umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Herhangi bir sebeple kandaki şeker nisbeti binde ikibuçuğu aşıp bunun idrara geçmesi, şeker işeme hali.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. glaucome

tıp karasu

Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir çeşit silikat.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. discourage. intimidate. menace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Grafik ekolayzer, önceden tanımlanmış farklı frekans aralıklarının özelliklerini etkiler. Bu değerler ayrı ayrı ya da farklı stiller için önceden belirlenmiş değerler seçilerek ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greco roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greco-roman wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Doğu Asya, Kore yarımadasının güney kısmında, Japon Denizi ve Sarı Deniz kıyısında yer alır.

Coğrafi konumu: 37 00 Kuzey enlemi, 127 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 98,480 km².

Sınırları: toplam: 238 km.

sınır komşuları: Kuzey Kore 238 km.

Sahil şeridi: 2,413 km.

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Çoğunlukla tepelikler ve dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Japon Denizi 0 m; en yüksek noktası: Halla-san 1,950 m.

Doğal kaynakları: Kömür, tungsten, grafit, molibden, kurşun, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %16.58.

daimi ekinler: %2.01.

Diğer: %81.41 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 8,780 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Tufanlar, sismik aktivite.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 48,846,823 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.42 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.16 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.04 yıl.

Erkeklerde: 73.61 yıl.

Kadınlarda: 80.75 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.27 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 8,300 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Koreli.

Nüfusun etnik dağılımı: Homojen (20,000 Çinli haricinde).

Din: Hıristiyan %49, Budist %47, Konfüçyanist %3, Şamanist, diğer %1.

Diller: Korece, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.9.

erkekler: %99.2.

kadınlar: %96.6 (2002 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kore Cumhuriyeti.

kısa şekli : Güney Kore.

Yerel tam adı: Taehan-min’guk.

kısaltma: ROK.

ingilizce: Korea, South.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Seul.

İdari bölümler: 9 eyalet ve 7 metropoliten şehir; Cheju-do, Cholla-bukto, Cholla-namdo, Ch’ungch’ong-bukto, Ch’ungch’ong-namdo, Inch’on-gwangyoksi, Kangwon-do, Kwangju-gwangyoksi, Kyonggi-do, Kyongsang-bukto, Kyongsang-namdo, Pusan-gwangyoksi, Soul-t’ukpyolsi, Taegu-gwangyoksi, Taejon-gwangyoksi, Ulsan-gwangyoksi.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1945 (Japonya’dan).

Milli bayram: Liberasyon Günü, 15 Ağustos (1945).

Anayasa: 25 Şubat 1988.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası


Ülke by

Teknolojik Terim

Arabanın akü bağlantısından her ayrıldığında kafa biriminin ayarlanması için bir kod girilmesini gerektiren çalınmayı önleme çözümü.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(jatrorrhiza palmata): Jatrorrhiza palmata adlı bitkinin köküdür. İçeriğinde kolombin ve barberin denilen maddeler vardır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İshali keser. İştahı açar. Mideyi kuvetlendirir. Fazla kullanıldığı takdirde, mide ve bağırsaklara zarar verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aroma. fragrance. lavender. perfume. perfumery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Önceden programlanmış belli şekillerin çizilmesi ve menü adımlarının atlanmasıyla nav-u ekranının kontrolü

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air crossing. skylift. air lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

High Definition görüntüleri görüntülemek için komponent bağlantılı bir HD televizyona bağlanabilen dijital fotoğraf makinesi çıkışı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

3B hız sensörü ani hareketleri algılar ve HDD kafasını derhal kilitler. HDD darbeye karşı koruma sistemi, dizüstü bilgisayarın düşmesini veya çarpmasını algılayan donanım ve yazılımın bir birleşimidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hece vezniyle şiir yazan şair.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Helis biçiminde eğri yüzey: Bir minare merdiveninin alt yüzü helikoittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Çenber biçiminde olup boyundan geçirilerek tutulan, pistonlu, bakırdan bando borusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tepesindeki büyük pervane sayesinde dikine iniş ve çıkış yapabilen, havada olduğu yerde durabilen uçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopper. helicopter. copter. whirlybird. eggbeater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopper. helicopter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helicopter. chopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heliport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpish. in no time. trice in a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika'da bulunan bir ceviz ağacı, (bot). Carya; bu ağacın tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Havadaki nem miktarını göstermeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Asya’da, Kuzey Çin Denizi kıyısında ve Çin sınırında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 22 15 Kuzey enlemi, 114 10 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: 1,092 km².

Sınırları: toplam: 30 km.

sınır komşuları: Çin 30 km.

Sahil şeridi: 733 km.

İklim: tropikal muson; kışlar soğuk ve nemli, sonbahar ayları sıcak ve yağmurlu, yazlar güneşli geçer.

Arazi yapısı: Hong Kong`u oluşturan yarımada ve adalar, Çin`in güneydoğusundan güneybatıya doğru uzanan bir dağ sırasının kısmen su altında kalmış parçasıdır. Çok sayıdaki tepe, çoğunlukla volkanik kayaçlardan oluşur.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Güney Çin Denizi 0 m;.

en yüksek noktası: Tai Mo Shan 958 m.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.05.

daimi ekinler: %1.01.

Diğer: %93.94 (2001 verileri).

Sulanan arazi: 20 km² (1998 verileri).

Doğal afetler: Ara sıra kasırgalar ortaya çıkar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,940,432 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.59 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 4.89 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 2.95 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 81.59 yıl.

Erkeklerde: 78.9 yıl.

Kadınlarda: 84.5 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 0.95 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 2,600 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Çinli/Hong Konglu.

Nüfusun etnik dağılımı: Çinli %95, diğer %5.

Din: Yerel dinlerin karışımı %90, Hıristiyan %10.

Diller: Çince, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %93.5.

erkekler: %96.9.

kadınlar: %89.6 (2002 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel uzun şekli: Hong Kong Özel İdari Bölge.

kısa şekli : Hong Kong.

Yerel tam adı: Xianggang Tebie Xingzhengqu.

yerel kısa şekli: Xianggang.

Bağımsızlık durumu: Çin yönetimindedir.

İdari bölgeler: yok (Çin yönetimindedir.).

Bağımsızlık günü: yok (Çin yönetimindedir.).

Milli bayram: Ulusal gün 1 Ekim (1949).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü),WCL, WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Hong Kong, çoğunlukla uluslararası ticarete dayanan hareketli bir serbest piyasa ekonomisine sahiptir. Doğal kaynaklar kısıtlıdır ve gıda maddeleri ile ham maddeler ithal edilmektedir. İh


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Hong Kong.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

‘Yüksek güç ve düşük ağırlık için Yüksek Düzeyde Yönlendirilmiş Poliolefin hoparlör koni

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüccet). Hüccetler, deliller. (bk.) Hüccet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüccet). Hüccetler, deliller, (bk.) Hucac.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجج] deliller, belgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geniş buz tabakası, buzul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her çeşit içilecek şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drink. beverage. potable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beverage. drink. refreshment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beverage. drink. board. potation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

icon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

icon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a visual representation produced on a surface; 'they showed us the pictures of their wedding'; 'a movie is a series of images projected so rapidly that the eye integrates them'. a conventional religious painting in oil on a small wooden panel; venerated i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Dinsel içerikli sanat yapıtlarında, dinsel olay ya da kişi ile ilgili tipleşmiş hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenlerini veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin. (2) Simgesel dil.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Additional Listing)

Hisse senetleri Borsa kotunda bulunan bir ortaklığın sermaye artırımı nedeniyle ihraç ettiği yeni hisse senetlerinin kotasyon işlemini ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance post. outsentry. outstation. patrol. outflying picket. advanced post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Listing)

Ortaklık hisse senetlerinin ilk kez Borsa kotuna alınmasını, ortaklığın borçluluğu temsil eden menkul kıymetlerinin Borsa kotuna alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary education. elementary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elementary education. primary education. primary instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlk öğretim veren okul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. grade school. grades. junior school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. parish school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Pek ince, pek hassas ve hafif: İncecik kalem, ses, iş.

2.Pek ince olarak: İncecik dövmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twiggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine. slender. stringy. very slender. very thin. very fine. finely. minutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very slim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bireylerin ve insan topluluklarının kendi çevreleriyle olan ilişkisini inceleyen ekoloji dalı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Korktuğumuzda, ölüm tehlikesi veya bize çok rahatsızlık veren bir durumla karşılaştığımızda verdiğimiz tepki, ilk çağlarda yaşayan atalarımızın tepkileri ile hemen hemen aynıdır. Acıktığımızda karnımız guruldar, güzel bir yiyecek gördüğümüzde tükürük salgımız artar, yani ağzımız sulanır, korkunca çenemiz titrer, tüylerimiz diken diken olur.

Bedenimizin yüz binlerce yıl öncesine ait bu işleyiş düzeni bugün bile etkinliğini sürdürüyor. Fizyolojik olarak taş devri insanlarından farkımız yok, dış tehlikeler karşısında hala onlar gibi tepki veriyoruz. Ancak günümüzde strese yol açan modern etkenler karşısında bu tepkiler pek yararlı olamıyor.

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman kendini savunmaya hazırlar. Bunu yaparken karşı tarafla savaş için bazı kasları hazır hale getirir, gerekirse kaçmada kullanacağı bazı kasları da seçer.

Diğer canlılarda olduğu gibi insanda da dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. Şüphesiz ilk insanlarda bugün yırtıcı hayvanlarda olduğu gibi saldırmanın da etkili bir unsuruydular ama evrim sonrası bu işlevlerini kaybettiler.

İşte bu nedenle bir saldırının korkusu hissedildiğinde kalıtımsal olarak önce çene ve dişler savunma pozisyonunu alır. Çenedeki kaslar titremeye başlar, bu da sanki dişler takır takır birbirlerine vuruyorlarmış gibi bir görüntü yaratır.

Bu arada aynı şekilde bacaklardaki kaslara da koşmaya hazırlanma uyarısı gider. Buradaki kaslar da hazırlık halinde titremeye başlarlar. Çok korkan bir insanın bacaklarının zangır zangır titremesi de bundandır.

Korkunca tüylerimizin diken diken olması da vaktiyle vücutları tamamen kıllarla kaplı atalarımızdan kalmadır. Cildimizdeki her kıl ve saç teli bir küme istemsiz kas hücresi ile donatılmıştır. Korkunca başta kedi olmak üzere hayvanların bir çoğunda görülen savunma refleksiyle bu minik kaslar kasılır ve tüylerimiz dikleşir.

Üşüyünce tüylerimizin dikleşmelerinin amacı ise ayrıdır. Atalarımız bizler gibi gerektiğinde kalın giysilerle dolaşamadıkları için vücutlarındaki kıllar onların derilerini soğuktan koruyan bir izolasyon tabakası görevini de görüyordu. Aşırı soğukta bu kıllar dikleşerek daha geniş bir yüzey oluşturuyor ve ısı alışverişini en aza indiriyorlardı. Atalarımızdan genetik olarak aldığımız bu reaksiyon şekli sayesinde sıcak bir havanın ardından serin bir meltem çıktığında ürpeririz ve tüylerimiz diken diken olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Televizyonda seyretmiş, gazetelerde okumuş belki de bizzat şahit olmuşsunuzdur. Bazı insanlar kızgın korlar üzerinde, üstelik de çıplak ayakla yürüyebilmekte, ayaklarına da bir şey olmamaktadır. Bu 3-4 metre uzunluğundaki ateş yığınım hiç acı çekmeden ve yara almadan yürüyerek geçenler bunu nasıl ve niçin yapıyorlar, kendilerini nasıl hissediyorlar?

Ateş yürüyüşü Hindistan, Japonya, Güney Afrika, Endonezya, Tahiti gibi yerlerde binlerce yıldan beri dini geleneklere dayanarak uygulanagelmiştir. Günümüzde ise gösteri ve psikolojik tedavi de dahil bir çok amaçla uygulanmakta, bu konuda bilimsel toplantılar ve seminerler düzenlenmektedir.

Psikolojik tedavi amacı ile uygulayanlar asıl amacın ateşin üzerinden yürümeyi başarmak değil, bunu başardıktan sonra güven duygusu ile özel hayatta ve iş yaşamında da başarılı olmak olduğunu söylüyorlar. Önemli olanın ateşe hükmetmek değil, güvenemediğimiz her şeyin üzerine cesaretle gitmek olduğunu savunuyorlar.

Peki nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan yaklaşanların değişik görüşleri var. Bir görüşe göre 200 - 300 derece sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası koruyucu bir örtü oluşturmaktadır.

Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor.

Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın kömürler üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 2 derece olarak algılıyorlar. Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin tekniğini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar.

Ama bu görüş de tam tatminkar değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücüler de var. Ateş üzerinde çorapla yürüyenlerin ayaklarının duyarsızlığı trans hali ile açıklansa bile bu, çorapların nasıl olup da yanıtladığını açıklayamaz.

Yürüyüş sırasında beynin acıyı bastıran ‘endorfin’ gibi maddeleri salgıladığı doğrudur ama bu da ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına açıklık getirmez.

Psikologlara göre ateş yürüyüşü henüz bilimsel yöntemlerle tam açıklığa kavuşturulabilmiş değildir. Hiç bir dini inancı olmayanlar da dahil, ateşte yürüyenlere kendilerinin bu gücü nereden aldıkları sorulduğunda, tümü aynı cevabı veriyor: İnanç.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat l milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmektedir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır: (1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışındadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır: (1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.); (2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe); (3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami); (4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karı ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat 1 milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmekledir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan Önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır:

(1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışmdadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır:

(1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.);

(2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe);

(3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami);

(4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün

lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karın ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar. Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarım kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Artık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar.

Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarını kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Arlık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business line. branch of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k). Bir ışık kaynağının muayyen uzaklıkta meydana getirdiği aydınlığı ölçmeye yarayan Alet, fotometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter. photometer. light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tormenter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Büyük Britanya adasının kuzey kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İskoçya halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.).

1.Aristo’ nun eserlerinden alınarak kilise anlayışına tatbik edilen ve Ortaçağ’da okutulan felsefe.

2.Bu felsefe ile ilgili olan.

3.mec. Görenekçi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Satıcının alıcıya bir malın fiyatından yaptığı indirme.

2.Vâdesi gelmemiş bir senedin, faiz ve komisyonu düşürülerek kıymetinden eksiğine alınması, kırma.

3.Böyle bir senedin karşılığından düşülen miktar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ. sconto).

1.Bir senedin vâdesi gelmeden önce parası alınmak için bırakılan, kırdırma payı. Iskonto etmek = Kırdırmak.

2.Tenzilât: Iskontolu satış.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. sconto

tic.

1.indirim,

2.kırdırma

1. Fiyatta yapılan değer düşürümü.

2.Süresi dolmamış bir senedin, faiz ve komisyonu düşürülerek karşılığından eksiğine alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discount. allowance. reduction. purchase discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discount ıskonto. indirim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discount. trade terms. odd- come shorts. off- reckoning. rebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun deniz seferi yapanlarda tuzlu balık gibi kuru şeyler yemeden hâsıl olan hastalık ki, diş etlerinin dökülmesiyle ortaya çıkar. Iskorbütotu = Bir bitki çeşidi, Fr. scorbut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük bir balık ağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekesakallı da denilen bitki (scorzonera hispanica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oyster plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R ). Dikenli olduğu için akrebe benzetilip bu isimle adlandırılmış lezzetli bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpionfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpion fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Büyük yelkenleri kullanmaya yarayan ip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. denizcilik). İki direkli, yelkenli, hafif bir cins gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). On ayaklı kabuklulardan, suda yaşayan iri bir böcek (homarus vulgaris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Bilinen büyük deniz böceği ki, kıskaçlıdır; eti beyaz ve lezzetli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içi oyulmuş ve bir tarafına insan çehresi şekili verilmiş kabaktan oyuncak fener; bataklık yerlerde görülen bir aydınlık, bataklık yalazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.9 elinden her iş gelen kimse, becerikli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jacobin

tepeden inmeci

Tepeden inme taraftarı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. jacobinisme

tepeden inmecilik

Egemen güçlerin, toplumun çıkarına birtakım görüşleri, uygulamaları topluma benimsetmesine dayanan akım.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gynécologie

tıp kadın hastalıkları

Kadın cinsel organlarını ve bunlarla ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecology. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology. gynaecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şempanze veya buna benzer maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. juge commisaire). (hukuk) İflâs İşlerine bakmak üzere mahkeme tarafından tayin olunan memur.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kuvars ve şekilsiz silisten ibaret, mavimtrak beyaz renkte bir cins akik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonkers. crackers. nuts. up the pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

17. yüzyılda Macaristan’ın Sobatzka Kalesi’nin Osmanlı muhafızları çok sevdikleri bir koçu özenle besliyorlardı. İkinci Viyana Kuşatması ile başlayan felaketli devirde kale Almanlar tarafından kuşatıldı. Kurtuluş imkanı göremeyen askerler bir sabah vakti kaleden fırlayarak düşmanı yarıp Budin yoluna doğru yöneldiler. Onlarla beraber fırlayan koç da sahiplerini yalnız bırakmamış iri boynuzları ile önüne çıkan düşman askerini yaralayarak, kendini tutturmadan askerlerle beraber Budin’e gelmişti. Bu gazi ve cengaver koç Budin’de büyük bir şöhret kazandı. Ancak ne yazık ki aynı yılın kurban bayramında kesildi!

Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. cacophonie

ed. ses uyumsuzluğu

Bazı sözlerde, söz öbeklerinde, boğumlanma yerleri aynı veya birbirine yakın seslerin tekrarlanması sonucu söyleyişin güçlüğe uğraması, kulağı rahatsız etmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bireylere mutsuzluk getirecek şekilde yönetilen toplum kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Çevrildikçe içindeki renkli cam parçalarını, yine içindeki küçücük aynalara aksettirerek çok renkli geometrik şekiller gösteren boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaleidoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaleidoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan’ın Kalikat şehrinde yapılan bir çeşit bez ve bunun Avrupa’da yapılan taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mısır püskülü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 tutam (20 gram) mısır püskülü konur. 30 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. lawgiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm “gerçeklik”in kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır, sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsini bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler. Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barokta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir, resim bu izlenimi vermeyi amaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain's bridge. bridge of boats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conning tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilothouse. wheelhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçı ağarmamış ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Asıl Türkçe’de kol askeri mânâsına gelmekle, siyah asker yani gece askeri veya askerin siyah yani gecelik kolu ve bölüğü demektir).

1.Asayişi muhafaza için gece gezen asker birliği. 2.Nöbetçi asker.

3.Ordunun muhafazası için münasip noktalarda bekletilen asker.

4.Belirli yerlerdeki polis merkezi. Istinad karakolu, ileri karakol, devir karakolu, küçük karakol, nizam karakolu, (denizcilik) Karakol gemisi = Denizde muhafızlık vazifesi yapan gemi veya sandal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post. station. police station. patrol. outpost devriye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police station. central police station. gendarme station. any official force upholding public order. patrol. police headquarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast-guard ship. patrol vessel. guard boat. patrol boat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line of patrol stations along an international border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis karakolu. Karakol binası (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karakola düşmesi gereken. Karakolluk olmak = Karakola düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have to be taken to the police station. to be liable to be arrested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cadı, vampir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(geum urbanum): Gölgelik yerlerde yetişen sarı çiçekli bir çeşit bitkinin, karanfil kokulu köküdür. İlkbahar ve yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde tanen vardır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. İştah açar. Ağrıları dindirir. Sinirleri kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

square root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

square root. square foot. square root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couple. pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband and wife. married couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the married state. matrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı koca olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of husbands and their wives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confront. counter. cross. mind. oppose. resist. withstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to oppose. to resist. contest. defy. deprecate. flout. oppugn. to kick against the prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, küçük ve güzel çiçekler açan bir bitki (agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, yaprakları kaşığı andıran bir bitki (cohlearia officinalis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(fıtıkotu): Karanfilgiller familyasından; Avrupa’da, Asya’da ve yurdumuzda yetişen, toprak yüzeyinde yatık olarak gelişen bir veya çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları küçüktür ve kümeler halindedir. Hekimlikte; toprağın üstünde kalan kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Böbrek ve mesane hastalıklarını giderir. Fıtıkta faydalıdır. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kasık şişmelerini indirir. Bademcik iltihap ve şişmelerini tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(cochleria): Turpgiller familyasından; Mart’tan Temmuz’a kadar beyaz çiçekler açan, güzel yeşil renkli bitkidir. Hardala benzer. Lezzeti acı, kokusu keskindir. Yaprakları etli, kenarları kaşık gibi içeri doğru kıvrıktır. Taze yapraklarında acı ve yakıcı bir esans vardır. Yaprakları ve kökü kullanılır. Taze iken kullanılır. Kullanıldığı yerler: Skorbütte ve sıracada faydalıdır. Diş eti iltihaplarını giderir. Diş etlerini kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. argo). Oyun, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automobile insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automobile insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Boyun atkısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf. neckerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man's scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ten üzerine giyilen hafif kadın fanilası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camisole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's cotton or flannel underwaist. camisole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İ. catacomba). Büyük yeraltı mezarlığı veya kemikliği; Roma katakombu, Paris katakombu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Müsemmen usûlüne bir zamanlar verilmiş uydurma ad. bk. Müsemmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çayır mantarlarından, şapkasının alt yüzü dilim dilim bir çeşit mantar (polyporus igniarius).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(agaric): Çayır mantarlarındandır. Şapkasının alt yüzü dilim dilimdir. Kullanıldığı yerler: Solunum yolları hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(kulakotu): Damkoruğugiller familyasından; tam ve etli yapraklı odunsu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri salkım biçimindedir. Yeşil kısmı acıdır. Kullanıldığı yerler: Yeşil kısımları zeytinyağı ile karıştırılıp, merhem yapılır. Cilt iltihaplarında, egzamada, nasır tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçe denilen dövülmüş yünden ibaret abayı veya keçe halı ve kilimlerini imal eden ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of felt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemençe çalan san’ atkâr (kemençevî uydurmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconnaissance column. scouting patrol. scout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( futbol )oyuna başlama vuruşu, ilk vuruş; başlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir iletkenin diğer iletkenin tam ortasında yer aldığı ve her iki iletkenin de öncelikle dijital veya televizyon sinyalleri gibi yüksek frekansların aktarımı için ± sinyalini taşıdığı kablo.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keseli ayı, (zool.) Phascolarctos cinereus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. İng.). Bir gaye için birleşen kuvvetler yahut partiler topluluğu. Koalisyon kabinesi = Çeşitli partilere mensup bakanlardan mürekkep kabine

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabalık, battallık, hantallık: Konuştukları dilin kobadlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. kimya). Co senbolü ile gösterilen beyaz renkli bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cobalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hem insanlara hem de hayvanlara zararlı nitelik taşımakla birlikte tıpta kullanılan radyoaktif kobalt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Kemirgenlerden tavşandan küçük bir hayvan (cavia cobaya).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavy. guinea pig. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavy. guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig. cavy. laboratory animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Almanya'da yerin altındaki kıymetli madenleri korumakla görevli olduğu sanılan bir cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan’da yaşayan çok zehirli bir çeşit gözlüklü yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koyun aygırı, damızlık erkek koyun.

2.İyi cinsten iri ve beşli erkek koyun kl, meraklıları yavru iken alıp büyütürler (İstanbul’ca başlıca bu mânâ ile kullanılır).

3.mec. Yiğit adam: Koç yiğit. Ekmeğine koç = ikrâm edici, cömert, Ar. mükrlm, eli, kapısı açık. Koçbaşı = Vaktiyle kale kapılarını kırmak için kullanılan Alet. Koç boynuzu =

1.İklîlü’ül-melek denilen bitkinin bir çeşidi. 2.Top kundağında halat takılacak kuvvetli çengel.

3.(denizcilik) Halat bağlanmak üzere sert ağaçtan veya demir ve pirinçten iki tarafı kulaklı bir parça ki, güvertenin çeşitli yerlerine mıhlanır. Koçkatımı = Koçların bir müddet ayrıldıktan sonra koyunlara salıverilmesi ve bunun mevsimi ki, sonbaharda olur. Koçkatımı fırtınası = O mevsimde olan fırtına.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. coach

sp. çalıştırıcı

Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ram. tup. aries. bottle-holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coach. ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ram. sturdy-looking young man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Üzerine ip tutturmaya yarayan iki kulaklı çengel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyük, Ar. cesîm: Koca bina; koca dağ; koskoca ev.

2.İhtiyar, yaşlı, Fars. pîr, Ar. şeyh, müsîn: Koca adam; kocamak.

3.Eski, Ar. kadîm, meşhur: Koca Mustafa Paşa; Koca RAgıb Paşa.

4.İktidar ve tedbir sahibi, büyük, akıllı: Koca Sinan, Koca Hayreddin Paşa ne deniz muharebeleri etti. 5.Er, Ar. zevç, halîl: O kadının kocası sağ mıdır? Kocaoğlan = Ayı. Kocabaşı = Bir köy ihtiyarlarının birincisi, muhtar, (denizcilik) Koca reis = Şileplerde ikinci kaptan. Kocakarı = İhtiyar kadın, Fars. pîre-zen, Ar. acûz. Kocakarı soğuğu = Ar. berd-ül-acOz. Karı koca — Zevç ve zevce, Ar. zevceyn. Karı koca kavgası = Kıskançlık kavgası. Kara-koca = Ağarmamış İhtiyar, saçı, sakalı siyah yaşlı adam. Kocaya varmak = Evlenmek, ere gitmek. Kocayemişi = Çileğe benzer hafif bir cins dağ meyvesi ki, bir çeşidine tavulga derler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. spouse. feller. fellow. goodman. hubby. the old man. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consort. gargantuan. great. husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. very big. very large. consort. hubby. mate. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eş. Ev ve ailenin yaşça en büyüğü. 2.İri, kocaman. 3.Akıllı, tedbirli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaşlı, ulu, yiğit

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawfinch flurcun. beet pancar. şekerpancarı. hawfinch flurcun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köy ihtiyar heyetinin başı, muhtar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam, yiğit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yürekli, eli açık. 2.Yüce gönüllü. 3.Konuk sev(Erkek İsmi) 4.Yiğit, korkmayan kişi, savaşçı. 5.Açık kestane renginde olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyar kadın. Kocakarı IIScı = Hekim olmayanlarca tavsiye edilen ve çoğu eczane dışındaki maddelerden yapılan sözde İliç. Kocakarı soğuğu = İlkbaharda belli günlere rastlayan soğuk havalar, Ar. berdü’l-acûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crone. old woman. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. old woman. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk remedy. nostrum. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde yiğitlik ve yiğitlik övgüsü terennüm eden bir form (şekil) ve çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büyük çaylak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kocalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşi olan kadın: Kocalı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a husband. married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.ihtiyarlık. Ar. şeyhûhet, Fars. ptrî.

2.Zevçlik, Ar. zevciyyet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a husband. old age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İhtiyarlamak, ihtiyar olmak (kocamak daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlatmak, bk. Kocatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). iki el yan yana getirilerek meydana gelen, çift avuç: Bir koçam şeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing old. aging. senescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlamak, Osm pîr olmak. «Kocalmak» dan daha doğrudur: Gönül kocamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow old. age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to age. to grow old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). iri, büyük, cesîm, koskoca: Kocaman adam, ağaç, taş (başlıca çocuk dilinde kullanılır ve «mini mini» zıddıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. huge. enormous. giant. bulky. colossal. cyclopean. elephantine. fab. frightful. gargantuan. gigantean. gigantic. gross. hulking. hulky. jumbo-sized. mammoth. monster. prodigious. rousing. tearing. thumping. thundering. tremendous. walloping. wha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. colossal. enormous. gigantic. great. huge. immense. jumbo. massive. monstrous. tremendous. walloping. large. gargantuan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. big. colossal. great. hefty. monstrous. ponderous. tremendous. whacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Lahana ve marul gibi yapraklı bazı sebzelerin köklerine bitişik sert göbek: Lahana kesilince koçanının bir parçası yerde, bir parçası içinde kalır.

2.Mısır buğdayı gibi bazı hububatta tanelerin bitişik oldukları sert va silindir şeklinde şey: Mısır koçanı.

3.Bazı defterlerin ikiye bölünmüş yapraklarından müşteri veya aboneye verilen üst kısmı kesildikten sonra defterde kalan alt kısmı, Fr. souche: Abonelerin isimleri koçanlarda kayıtlıdır; koçan defteri. Koçan gibi sert, donmuş, dik: Soğuktan elleri koçan olmuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn-cob. stub. counterfoil. coupon. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

core. corncob. stem. heart. stub. counterfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cob. stem or heart. book of stubs. counterfoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koçt. bk. Koçu.

2.Arabacı, et koşmasını bilen adam.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kılavuz, rehb(Erkek İsmi) 2.Yağmur bulutu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Zevci olmayan, dul yahut evlenmemiş kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husbandless. widowed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kocasız olma hâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being husbandless. widowhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İhtiyarlatmak: üzüntüler kadıncağızı vakitsiz kocattı.

2.Çok yormak, çok zahmet vermek: Bu işler beni kocattı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put years on sb. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koç gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Fundagillerden, beyaz veya pembe çiçekli, çileğe benzer meyveler veren bir bitki (arbutus unedo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden kale kapılarını zorlamakta kullanılan ağır direk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük şey, yavru, genç, civelek.

2.Deve yavrusu («köşek» de denilir).

3.Köçekçe oynayan oyuncu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Köçekçe oynayan köçeklerin meydana getirdikleri topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde dindışı bir küçük form (şekil). Köçeklerin oynamasına mahsus şarkı veya türkülerden ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde köçekçe’lerden meydana gelen köçek süiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (deve) Yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı, yürekli (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Koçer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koçu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koçucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövüş için terbiye ounmun İri koç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koç gibi davranmak, yiğitlenmek, yüreklenmek, azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) . Sarmak, sarılmak, Osm. derâğuş etmek, kucağa almak, bağra basmak, bk. Kucmak, kucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kucaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oda gibi her :arr pencereli eski bir çeşit araba.

2.Takoymaya mahsus altı boş, yâni yerden yüksek anbar.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koçu arabasını kullanan kişi. Koçu: Gelin arabası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Koçu denilen araoasürücüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Damarına basmak, tedirgin etmek.

2.Karıştırmak, kuşkulandırmak, bk. Gocundurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Alınmak, huylanmak, işkillenmek.

2.Telâş etmek: Al kaşağıyı gir ahıra yağırı olan kocunur. bk Gocunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sarılmak, birbirini kucaklamak, boyun boyuna sarılmak, bk. Kocmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yürekli, cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. kode

1. harf,

2.şifre

1. Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri. 2.Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tic.) (mark.), (f.) küçük fotoğraf makinası; bu makina ile çekilen fotoğraf; (f.) Kodak makinası ile fotoğraf çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «kudemi» d»r galat).

1.Büyük, İri, battal, hant!

2.İleri gelen, nüfuzlu, nüfuz ve servet sa-ibl, Ar. mütenefflz, Ayân: Mahalle Kocamanları (ekseriya küçültücü mânâda Kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigwig. magnate. tycoon. a big noise. a big shot. a big cheese. influential. powerful. notable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential. powerful. the big shot. the bigwig. business magnate. big pot. social lion. top sawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notables. worthy ies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Afyondan çıkarılan ve öksürüğü kesmeye yarayan b:alkaloit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codeine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codeine , school bag , small time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L.). İlâçların formüllerini gösteren resmî kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codex. pharmacopoeia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Tavuk yeri, kümes

2.(argo) Hapishane: Kodestedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can. choke. clink. cooler. nick. gaol. jail. the cooler. jug. the nick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jug. jailhouse. clink. pen. stir. wire city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kodiak adasında bulunan iri boz ayı, (zool.) Ursus middendorffi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. codification

huk. düzenleme

Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification. coding. encoding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. codify. to code. encode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encode. to encode. to code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşek yavrusunun küçüğü: Küçük sıpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbet dellâlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.İçi boş, kovuk. Ar. ecvef: Kof ceviz, kof ağaç.

2.Zekâsız, bilgisiz, cahil, ahmak, Ar. ecvef: Pek kof adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. empty inside. ignorant. ineffectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüferin büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İçi boş olan şeyin hâli, kovukluk: Bu ceviz kof çıktı.

2.Cahillik, ahmaklık: Bu kadar kofluk olur mu?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («dövülmüş ve kıyılmış» demektir). Kıyılmış etten çeşitli usullerde yapılan ufak toplar veya parçalar hâlinde yemek: Yağda pişmiş köfte: Iskara köfte; kimyonlu köfte; bulgur köftesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meatball. quenelle. rissole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faggot. meatball. croquette. rissole. patty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meatball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köfte satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. = köfte yiyen). Şarlatan, tafra satan, gösterişçi (ekseri takılmak için kullanılır): Seni köftehor senil

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzüm şırasından yapılan kalın pestil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca: Keskin). Kalafatçı demiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırlara yedirilen susam ve kinin posası, küsbesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Yaşlı bitki hücrelerinin plazmalarında meydana gelen ve İçi hücre suyu dolu bulunan boşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dedikodu, bk. Kov.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kova.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dedikoducu, bk. Kovcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cognitif

bilişsel

Bilişle ilgili, zekânın işleyişiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Kirişleri yere döşenmiş, yerle beraber oda: Uşaklar koğuşu.

2.Umumî bir dairenin büyük kısımlarından her biri: Kışla koğuşları; yatak koğuşu; yemek koğuşu.

3.Okulun ders yeri, ders okunan salon, sınıf: Okulun koğuşlarını kışın ısıtmalı. Koğuş ağacı, Bartın koğuşu = Kiriş çeşidi kereste.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. dorm. dormitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 1849'da İngiltere kral tacına konulan meşhur Hint elması; pek kymetli şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) göz sürmesi, rastık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerlahanası, şalgam gibi köklü lahana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eski, eskimiş, kullanılmış, zamanı ve modası geçmiş: Pek köhne döşemesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. fossil. fusty. ramshackle. outdated. oldfashioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapitated. ramshackle. falling into ruin. outdated. outmoded. crummy. decrepit. fusty. musty. tumble- down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کهنه] eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become dilapidated. to become outmoded. to go out of date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrepitude. disrepair. fustiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Gazhanede bir dereceye kadar yakılıp gazı alındıktan sonra söndürülen, ısıtmada kullanılan maden kömürü; hafif ve dumanı az olup ısısı fazladır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bitkilerin toprağın içine sürdükleri dal ve budaklar ki, onlar vasıtasiyle topraktan rutubet ve ağacın gelişmesini sağlayan maddeleri emer, Ar. asi, cezr, Fars. bih: Ağaç, ot, çiçek kökü; bu ağacın kökleri pek derin, pek uzundur.

2.Bazı hayvanı maddelerin köke benzer kısımları: Diş kökü; sinirin kökleri. 3.mec. Temel, esas, asıl, kaynak, menşe: Bu işin kökleri pek derin, pek sağlamdır; kökünü bulmak, çıkarmak, kurutmak.

4.Bir şeyin aşağı tarafı, kaide, kütük: Ense kökü; ağacın kökünde oturmak; sütunun kökü.

5.İlâç yerine halk arasında kullanılan çeşitli bitki kökleri ki, ekseri yumru şeklinde veya ona yakın şekillerde bulunur: Orada kök satan bir dükkân vardır.

6.Ağaç vesair bitki sayısı: Kırk kök incir; on kök kavak; birkaç kök karanfil.(gramer) Bir kelimedeki bütün ekler çıkarıldıktan sonra kalan kısım.Bir denklemdeki bilinmeyenin yerine konulduğu zaman, o denklemi çözen sayıya o denklemin kökü denir. Kök atmak, uzatmak, salmak =

1.Kökleşmek, kökleri sağlamlaşmak.

2.Dal, budak salıvermek, dallanmak. Altınkökü = İpeka, Güney Amerika’da yetişen bir cins bitki (cephaclis ipecahudna). Ayrıkkökü = Ayrıkotu denilen bitkinin kökleri ki, mesane hastalıklarına karşı vesair ilâçlarda kullanılır. Kök tutmak = Kökleşmek. Kökünden koparmak = Tamamen mahvetmek. Kökünü kurutmak = İz bırakmamak, bir daha ortaya çıkamayacak surette mahvetmek. Yılankökü = Bir cins bitki. Kök sökmek = Büyük güçlükleri yenerek başarmak. Köküne kibrit suyu dökmek = Kökünü kurutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazın burulacak kulağı. Kök etmek = Kulağını burarak kurmak: Sazı kök etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. root. fang. origin. base. etymon. ground form. radical. radical word. radix. grass roots. rhizo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. root. fang. origin. base. etymon. ground form. radical word. radix. grass roots. rhizo-. offshoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

root. origin. radical. root. soul. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocking coal. coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coca shrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Narcil denilen va hindistancevizi dediğimiz büyük meyveyi veren ağaç kökü ki, teşbih vesaire yapmaya yarar sert ve parlak bir maddedir.

2.Bu kökten yapılmış: Koka teşbih.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tıp). Koka yapraklarından çıkarılan uyuşturucu bir alkaloit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocaine. cocain. coke. snow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocaine. coke. snow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocaine. coke. white stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow , cocaine , coke , stardust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Kokain tiryakiliğine tutulmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fena kokan yer, kokmuş yar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). Sansar çeşidinden kötü kokulu bir cins hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skunk. polecat. fitch. fitchew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skunk. polecat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palecat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Asker, polis vs. şapkalarına takılan nişan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a brass emblem worn on a hat. cockade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Amipleri, günsüleri, deliklileri ve ışınlıları içine alan bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik).

1.Kökboyasıgillerden, çalı görünüşünde bir bitki, (rubia tinctorum).

2.(kimya) Bu bitkinin köklerinden elde edilen ve alizarin adıyla anılan kırmızımsı sarı bir boya.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder. madder root. alizarin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden ilâç yapmakta kullanılan muhtelif, kabuk, çiçek, vesaire gibi şeyleri satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins eski savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. root. origin. basis. authorship. bedrock. beginning. birth. derivation. descent. etymon. extraction. genesis. lineage. origination. paternity. pedigree. principle. provenance. spore. spring. wellhead. wellspring. womb. seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning. cradle. derivation. extraction. fountain. mother. origin. principle. root. seed. spring. stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. source. root. radical. place of origin. homeland. beginning. cradle. derivation. provenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim neden ya da y(Erkek İsmi) 2.Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstüne yayılan dalları. 3.Soy, asıl, ata.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Köklü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Modaya fazla düşkün ve hafif kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very concerned about her appearance. coquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. smelling. sniffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smelling. sniffing. smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (atlı: kokulamak). Burunla nefet çakarak bir şeyin kokusunu almak, kokuıunu duymaya çalışmak, buruna götürüp kokuıunu çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. sniff. nose. nose around. snuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nose. smell. sniff. to smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell. to sniff. nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirini koklamak, birbirinin kokuıunu almak: İki hayvan bir yere gelince koklaşırlar.

2.Bilişmek, birbirini tanımak, alışkanlık kazanmak.

3.Sevişmek, sarılıp öpüşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell each other. to neck. to bill and coo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sniff each other. to kiss and fondle each other. to neck. to pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlkbahar

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(minder ve şilteyi) Dikişle mıhlamak, içindeki ot veya yün oynamamak için her bir karış mesafede sicim vesaire ile sağlam dikiş vurmak.

2.(telli sazı) Kurmak, köketmek.

3.Kirizme denilen kıraç yerin ağaç ve çalı köklerini çıkarmak.

4.İnce saç örgülerinin her üç dördünü bir yere sarmak, kökleme etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to uproot. to step on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to uproot. to dig up by the roots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take root. to put forth roots. to become firmly established.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kök tutmak, kök salmak.

2.Yerleşmek, kurulmak, Osm. teessüs etmek, devamlı olmak: Bu öksürük bende kökleşti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take root. to settle down. to become established. to become generally accepted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kök tutturmak, kök saldırmak.

2.mec. yerleştirmek, kurmak, tesis etmek; temelleştirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingrain. root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kökü olan, kök salmış: Köklü ağaç, fidan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rooted. deep-rooted. deep-seated. deepseated. essential. ineradicable. inveterate. radical. sweeping. root-and-branch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrenched. rooted. having roots. deep-seated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. having roots. rooted. basic. fundamental. thorough going. of long standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-established family. old. well-known family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı: kokumak).

1.Koku vermek, kokularını yaymak: iyi kokmak; kötü kokmak; bu gül ne güzel kokuyor; bu yemek ağır kokuyor.

2.Bozulup kötü ve eğir koku peydi etmek, Osm. tefessüh ve taaffün etmek: Bu et kokmuş; ağzı kokuyor. Mlık (mit) gibi kokmak = Önceden hlıtolunmak, yaklaşmak, farketmek: (Misk gibi) kavga kokuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. stink. go bad. fester. reek. savor of. savour of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pong. smell. to smell. to smell of. to go bad. to stink. to pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell. to have a smell. to stink. to have a bad smell. to reek of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Meşe, çam gibi ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kötü kokmaya başlamış, bozulmuş: Kokmuş et, peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smelly. stinking. putrid smelling. fetid. fusty. putrid. rancid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fustiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit orman ve süs çamı familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fir. fir tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. R.). İpek kozası. Kokolya mevtimi = Nisan başları. Kokolya fırtınası = Bu mevsimde olan fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Falcı Çingene kadını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Osmanlılar’da Rum kadınlarına hanım ve madam yerine verilen unvan (sonradan alay tâbiri olmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overdressed and excessively made-up woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Şişe sarılarak ateşte kızartılan koyun barsağı yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb's/sheep's intestines grilled on a spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roasted sheep's intestines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.Koçanıyla beraber mısır buğdayı.

2.Sivri ve çirkin kılıklı şey.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kokoroz gibi dikilmek, dik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Fr.). Koket, hafif kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast or loose woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Züğürt, parasız, müflis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke. penniless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Züğürt olmak, parasız kalmak (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Züğürtlük, parasızlık (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ngilizce cockpit "Uçakların ön tarafında pilot ile uçuş teknisyeninin bulunduğu, uçağın yönetildiği özel bölüm." anlamındaki bu söz için pilot kabini karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. cockpit

pilot kabini

Uçakların ön tarafında pilot ile uçuş teknisyeninin bulunduğu, uçağın yönetildiği özel bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockpit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockpit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeşil ürün veya meyve, yeşillik.

2.Sebze, zerzevat. Kökrü resmi = Sebze vergisi..


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kök sakız, (bot.) Taraxacum koksaghyz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yer altında geniş bir alana dağılan kök.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Süsende olduğu gibi, kök halinde toprak altında gelişen, klorofilsiz yeraltı sapı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Gök renginde. 2.Yaşlı, koca.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Ciğerotlarında ve yosunlarda olduğu gibi, bitkinin kökü andıran ve tutunmasına yarayan kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kökü olmayan.

2.mec. Temeli, mesnedi, dayanağı, aslı olmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rootless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rootless. baseless. unfounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köke kadar dayanan, teferruatta kalmayan, köklü: Kökten bir tedbir, Fr. radical.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamental. radical radikal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Köklü, yüzeyde kalmayan, derine inen. 2.Soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). İlimde, dinde ve siyasette kökten yenilikler yapma temayülü, Fr. radicalisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalism. radicalism radikalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İng.).

1.Çeşitli içkilerln karıştırılmalıyla yapılan içki. 2.İçkili toplantı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocktail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocktail. cocktail party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocktail. swizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Burunla duyulan şey kl, İyi yahut kötü olur. Ar. râyiha, nükhet, Fart. bûy. Güzel koku = Osm. tayylbe. Fena koku = Osm. ufûnet. Koku almak = Koku duymak. Kokusu gelmek = Kokmak. Kokusu çıkmak = mec. Meydana, ortaya çıkmak: Artık bu işin kokusu çıktı.

2.Giyecek, mendil veıaireye güzal koku vermeye mahsus su, ruh vesaire, Oım. ıtrıyyât, parfüm: Birçok kokular almış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. scent. odor. odour. fragrance. aura. exhalation. flavor. flavour. redolence. whiff. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aroma. savour. smell. trail. whiff. scent. odour. odor. perfume. stink. pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scent. smell. perfume. fragrance. odour. relish. savour. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ of smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gazlara koku eklemekte kullanılan ve böylece sızıntılar konusunda uyarıcı olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.İyi veya kötü bir kokusu olan, kokan, koku veren.

2.Güzel kokan. Ar. muattar, Fars. hoş-bO: Kokulu gül.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odorous. odoriferous. scented. aromatic. fragrant. savory. savoury. perfumed. balsamic. nosey. nosy. redolent. spiced. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. fragrant. perfumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. sweet smelling. fragrant. perfumed. odorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(melilotus): Baklagiller familyasından, Avrupa’da ve yurdumuzda yetişen, 30 - 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir biçimindedir. Tüysüzdür. Çok dallıdır. Yaprakları almaşık dizilişlidir. Sarı çiçekleri güzel kokuludur. Meyvesi 4 mm kadar boyunda 1-2 tohumludur. Çiçekli ve yapraklı dallarında kumarin, melilotik ve kumarik asitler ile uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Hafif kabız vericidir. Romatizma ağrılarını dindirir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kökünden, temelinden, esasından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bitkilerin fide yeri, tohumların ekilip fidan oldukları yer, fidelik, fidanlık.

2.mec. Aslî yer, vatan, menşe. Kökünde büyümek — Vatanından dışarıya çıkmamak, dünya görmemek, dünyadan habersiz olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterminate. root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to root out. kill off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefaction. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi kendisine kokmak, bozulmak, çürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go bad. putrefy. rot. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell rotten or putrid. putrefy. stink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kokusu olmayan, koku neşretmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odourless. scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birine bir şeyin kokuıunu duyurmak, koklamak üzere vermek ve tunmak: Aldığım kolonyaları size koklatayım.

2.mec. Az miktarda vermek (cümlede): Kokuıunu bile duyurmamak = Asla vermemek: Koyunlarının sütünü bize koklatmadı; kendiline hediye olarak o kadar yemiş geldi de klmıeye koklatmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Koku vermek, iyi veya kötü bir koku aldırmak: İlâçlar odayı kokutmuş; çayır çiçekleri havayı kokutuyor.

2.Taaffün ettirmek, bozulmasını gerektirmek: Bu eti, bu peyniri kokutmuşlunuz. Iıkemleyi kokutmak = Ticiz etmek, sıkıntı vermek (etkimlştlr).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give off a smell. to make a place smell. to break wind. to let sth spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth / sb smell. to let sth spoil. to make sb / sth smell. to make sth stink. to break wind. to cause to lose its appeal. stink up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnsanın omuz başından parmakları ucuna kadar uzanan organı, Ar. zirâ. Farı. bâzû: Kollarını sıvadı, kollarını açtı.

2.Atın ön ayağı: Atın lağ kolu ağrıyor.

3.Giyeceğin kola gelen, kolu saran kısmı: Bu ceketin kolları dar.

4.Gömlek yeninin ucu yerinde iğreti, kolalı keten bezi: Yaka, kol (yakalık ve kolluk da denir).

5.Ağa; dalı, Ar. gusn, Fars. şâh: Çınar ağacı her tarafa kol atmış, kol, kanat uzatmış.

6.Şube, dal, bölük, taraf, kısım: Tuna, denize döküldüğü yerin yakınlarında birka; kola ayrılır. Alpler bir;ok kollara bölünür. Avcılar üç kola ayrıldı.Bir ordunun bölündüğü kısımlar, kanat, Osm. cenâh: Sağ kol = Meymene, sağ kanat. Sol kol = Meysere, sol kanat. İleri kol = Pİşdâr, öncü. Geri kol = dümdâr. art;ı.Muhafaza veya teftiş için ayrılıp gezdirilen askeri birlik: Kol gezmek, kola ;ıkmak.Bir heyetin bölündüğü dal ve zümrelerin her biri: Halvetî tarîkatinin HAlidî, Sünbülî kolu.Oyuncu vs. takımı: Zuhûrî kolu, kol oyunu.Bir şeyi kapamak veya bir şeye dayanmak üzere kol şeklinde uzanan ağa;, demir vs.: Kapı kolu.Bazı Alet ve edevâtın sapı, tutulacak veya ;evrilecek parçası: Dikiş makinesinin kolu.(denizcilik) Bir halatın kalınlığını teşkil eden iplerin her biri: U; dört koldan mürekkep halet. Kol atmak = Dallanıp budaklanmak, (at) Kolunu atmak = On kemiği ;ıkmak. Kollarını açmak = Kucaklamaya hazırlanmak, memnuniyetle kabûl etmek. Kola almak = Taltif etmek. Kolağası = Osmanlı devrinde kıdemli yüzbaşı ki, daha da eskiden sağ ve sol kolağası diye ikiye bölünürdü. Kolordu = Bir devlet askerinin bölündüğü en büyük birliklerden biri, ordudan kü;üktür. Kolvurmak = Bir aşağı, bir yukarı gezmek. Kol uzatmak = Dallanmak. Kolu uzun = Kudretli, hükmü geçer. (denizcilik) Kol bastırmak = İki halatı dikerek eklemek. Kol bağlamak = Serbest bırakmamak, hareketine engel olmak. Kol burmak, bükmek = Galip gelip kahretmek. Terazi kolu = Terazinin tutulan veya asılan yerinden itibaren iki tarafının her biri. Kolu çıkmak = Bir kaza ve çarpma ile kol kemiği omuzda veya dirsekteki oynak yerinden ayrılmak: Kolu çıkmış, kolunu çıkarmış. Kola çıkmak = Asayişi temin için askerlerle gezmek. Kol demiri =

1.Kapı üzerine çekilen demir.

2.Bir çeşit kundakçı Aleti. Karakol =

1.Gece gezen devriye asker.

2.Şehrin belirli yerlerindeki zâbıta binaları, karakolhane, merkez. Kol kanat = El, ayak. Kolu, kanadı kırık = Harekete muktedir olmayan. Kol, kanat kalmamak = Çok yorulmak veya dayak yemek. Kol, kanat kırılmak = Ümitsizliğe düşüp bir şey yapamamak. Kol gibi = Kol kalınlığında, bol su. Kol gezmek = Kola çıkmak. Kol kesmek = Kuvvet, iktidar ve harekete güç bırakmamak. Keşif kolu = Düşman askerini ve araziyi keşifle görevli birlik. Kol nizâmı = Saf itibariyle olmayıp, önden geriye doğru uzanan asker tertibi. Hücum kolu = Hücum için ayrılmış askerî birlik. Kolu yetişir = Eli işlere yatkın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branch. arm. foreleg. sleeve. handle. stick. branch. subsection. crank. embranchment. flipper. limb. offset. ramification. rod. rounds. tappet. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. branch. crank. department. handle. limb. rounds. section. tappet. tributary. subdivisionarm. sleeve. foreleg. flipper. bar. lever. club. team. gang. troupe. patrol. column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist band.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. wristband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. bolt. crossbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm-in-arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wristwatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist watch. wristwatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Çamaşırları kolalamakta kullanılan bir nişasta çeşidi. 2.Yapıştırma işlerinde (kâğıt veya bez) kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.

3.Kolalama: Bu gömleğin kolası iyi oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Sudan dilinden) (botanik). Kolagillerden hekimlikte kullanılan bir bitki (cola acuminata).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coke. soda. starch. stiffening. cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paste. starch. coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Cola, Cola nut. tree bearing large brown nuts containing e.g. caffeine; source of cola extract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch. laundry starch. cola. paste. pasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kola nuts are widely traded and consumed in West Africa - the Grassfields variety was much sought after by Hausa traders. kola. tree bearing large brown nuts containing e g caffeine; source of cola extract. a Chadic language spoken south of Lake Chad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) cola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çapul ve hırsızlık niyetiyle gezip dolaşma: O tarafları kolaçan ettiler, kolaçana çıktılar.

2.Gezip dolaşma; etrafı kolaçan etti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scouting. reconnoitering. a look-see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır kolası yapan, kolacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who starches and irons clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolacı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden orduda, yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan iki rütbenin adı, kıdemli yüzbaşı. Sağ kolağası; sol kolağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı iki;eneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collage

kesyap

Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da fotografik malzemenin, bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ön ayağı sakat (deve) (koiuk da denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gömlek vesaireyi kolaya batırıp ütülemek: Bu hizmetçi gömlekleri pek güzel kolalıyor.

2.Kola veya tutkal İle yapıştırmak: Şu kâğıdı bir mukavva üzerine kolalayınız; kaplamayı tahta üzerine kolalarlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kola ile yapıştırılmak.

2.Kolaya batırılıp ütülenmek, kola edilmek: Bu gömlekler iyi kolalanmıyor, zor kolalanıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gömlek vesaireye kola yaptırmak: Gömlekleri kime kolalatıyorsunuz?

2.Kola ile yapıştırtmak: Şu defteri kolalatmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kolaya batırılıp ütülenmiş: Kolalı gömlek.

2.Nişasta kolasıyle veya tutkal ile yapıştırılmış: Kolalı doğrama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starchy. starched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Enli örme kuşak, yassı ip.

2.Hayvanın eyer ve semerini üstüne bağlamak üzere belinin altından geçirilerek bağlanan örme veya kayış bağ: Eyerin kolanını sıkmak, gevşetmek.

3.Salıncak ipi. 4.Çadır kenarına dikilen enli ve kalın şerit. Kolan vurmak = Salıncakta ayak üstü karşılıklı sallanmak. Kolan yeri = Atın belinin ortası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout band or binding. girth. cinch. bellyband. binding used to support the springs of an upholstered chair or couch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zahmetsiz, zor ve güç olmayan. Ar. sehl, Fars. Asân: Kolay iş; kolay ders; yeni metotla okuma öğrenmek pek kolaydır. Kolay gel» = I; başında bulunanlara selâm ve duâ tâbiridir; kolaylıkla, Osm. suhûletle, Asân olarak: Bu suretle çocuklar pek kolay okumaya alışırlar.

2.Kolaylık, Osm. suhûlet: Kolayını bulmak; onun kolayı vardır.

3.Çâre, tedbir: Bir kolayına bakmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. simple. smooth. unlaboured. effortless. uncomplicated. ready. open-and-shut. cushy. downhill. facile. flowing. straightforward. sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheap. cushy. downhill. easy. elementary. facile. ready. soft. easy way of doing sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. simple. easily. effortless. facile. jammy. smooth. straight up and down. walk in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ürünle birlikte verilen Picture Motion Browser yazılımı, fotoğraf koleksiyonunuza göz atmanıza ve koleksiyonunuzu yönetmenize yardımcı olur. Fotoğraflarınızı e-posta ile arkadaşlarınıza ve ailenize gönderebilir veya İnternet’teki paylaşım sitelerine kolaylıkla yükleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

VCR’ı kurmanın ve ayarlamanın inanılmaz kullanıcı dostu bir yöntemidir. Talimatlar ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir radyolarda istasyonların kaydedilmesini sağlayan basitleştirilmiş bir yöntemdir. İstasyonlar, kayıt işleminin tamamlandığını belirtilen bir bip sesi duyulana kadar hafıza düğmesine basılarak hafızaya alınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicate. fragile. frail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Senkronizasyonun video kamera tarafından sağlandığı Kolay Kaset kopyalama işlevi. Başlık ekleme ve kaydedicinin kızılötesi sinyalle kumanda edilmesi de mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça kolay, pek zahmetli olmayan, Osm. suhûletle: Kolayca öğrendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightly. easily. smoothly. readily. with ease. facilely. hands down. light. swimmingly. well. easy as winking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. easy. readily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Pek fazla kolaylıkla: Kolaycacık öğrenilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolayca, zahmetsizce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kolay hâle getirmek, Osm. teshil etmek.

2.Sonuna yaklaştırmak: Bu işi kolayladım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish most of a job. to finish the hardest part of a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolaylatmak, Osm. teshil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kolay hâle gelmek, Osm. kesb-i suhûlet etmek, Asân olmak.

2.Sonuna, bitmeye yaklaşmak: İş kolaylandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kolay olmak, Osm. sehl ve Asân olmak: Yeni usûl ile öğretim hayli kolaylaştı. Sona yaklaştı.

2.Sona yaklaşmak, tamamlanmasına az bir şey kalmak: Yazdığınız kitap kolaylaştı mı? Yapı kolaylaşmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ease. to get easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be finished. to be over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kolay hâle getirmek, Osm. sehl ve Asân etmek, teshil eylemek, güçlüklerini keldırmak: Tahsili kolaylatmak, kolaylaştırmak için öğrenimde yeni usuller icat olunmuştur.

2.Tamamlanmasına yaklaştırmak, sonuna yaklaştımak: Nakşı, yazıyı, kirişmayı kolaylatmışınız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pave the way for. smooth the way. make a dent in. make easy. ease. facilitate. be helpful. catalyze. expedite. further. pave the way. remit. short-circuit. simplify. smooth. streamline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedite. facilitate. simplify. smooth. to facilitate. to expedite. to make easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to facilitate. to ease. to make simpler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolay hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zahmetsizlik, Ar. suhûlet, Fars. Asânî: Bu işte kolaylık vardır.

2.Çâre, tedbir, vasıta: Kolaylığını bulmalı; bir kolaylık düşünmeli. 3.Vakit ve müsaadesi, sıkıntı zıddı, para bakımından rahatlık: Bugünlerde yolaylığım yoktur. Kolaylıkla =

1.Suhûletle, zahmetsizce: Yazıyı kolaylıkla öğrendi. 2.Lüzumlu vasıta ile: Kitapları kendine mehsus bir kolaylıkla ciltliyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience. ease. facility. easiness. simplicity. airiness. straightforwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation. ease. facility. simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labo r saving device. means or wherewithal to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. with ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kola başkanlık eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileğe takılan yünden örme eldiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mitten. mitt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday tanesinin biçimini değiştiren ve ununu bozan bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bekçi, gardiyan, Fars. dîde-bân: Gümrük kolcusu.

2.Hizmetçilere iş bulup yerleştiren kâhya, erkek veya kadın: Kolcuya hizmetçi ısmarlamak (bu mânâsıyle eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman. guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, gardiyanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaş, yardımcı, yardak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaşlık, iş arkadaşlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kul, Fars. çâker, bende, gulâm (tevâzû ve saygı mübalâğası olarak) Köleniz, köleleri = Kulunuz, bendeniz, ben. («köle-zâde» demeyip «bende-zâde» denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servile. slave. bondsman. drudge. serf. bond slave. bondman. bondslave. chattel. chattel slave. contraband. helot. mameluke. man friday. minion. thrall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant. slave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slave. chattel. helot. manciple. servant. thrall. vassal. villein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enslave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cholédoque

anat. öd kanalı

Karaciğer ve öd kesesi kanallarının birleşmesinden oluşan, safrayı bağırsağa veren kanal.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise derecesinde okul: Polis koleji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college. private high school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a high school giving special attention to the teaching of a foreign languag. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolej öğrencisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eğlence, öğretim veya kazanç maksadıyla toplanıp tasnif edilmiş, aynı cinsten eşya, para koleksiyonu, düğme koleksiyonu, pul koleksiyonu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collection

derlem

Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a collection (of objects. collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector. gatherer. gleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). iş birlikli, ortaklaşa. Kolaktif şirket, ortaklık = Bütün ortakların tam ve sınırsız olarak mesul olduğu şirket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company with unlimited liability. unlimited company. general partnership. unlimited company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectiviste

top. b. ortaklaşacı

Ortaklaşacılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). İmalât vasatlarını mahalli, millî veya bütün dünya ile alâkalı derecelerde halkın menfaaline sunmayı gaye edinen ekonomik sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectivisme

top. b. ortaklaşacılık

Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. collecteur

fiz. toplaç

Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector toplaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into a slave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köle haline getirmek; bir kimseyi köle imiş gibi her türlü hürriyetten mahrum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb into a slave. mancipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, bendelik, Ar. ubûdiyyet, Fars. bendegî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bondage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bondage. serfdom. servitude. slavery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slavery. bondage. helotry. servitude. thrall. vassalage. villeinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle kölelerden tertip olunan bir sınıf asker, Ar. memlûk, c. memâlîk: Mısır Kölemenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. «safra» mânâsındaki bir kelimeden, tıp). Meşhur bir salgın hastalık ki, Hindistan’dan yayılmıştır: Kolera zühûr etmek; koleraya tutulmak; kolera mikrobu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolera vibriyonu denilen mikropların meydana getirdiği en tehlikeli bulaşıcı hastalıklardan biridir. Daha ziyade, su, kanalizasyon ve tuvalet durumu elverişli olmayan çevrelerde görülür.

Kolera mikrobu içme sularına karışan sularla yayılıp, salgın haline gelir. Ayrıca hastaların dışkısı, kusmuğu ile bulaşır. Kolera mikrobu bulaşmış yiyecek maddeleri de hastalığın yayılmasına neden olur.

Korunmak için, meyve ve sebze bahçeleri hiç bir zaman lağım suları ile sulanmamalıdır. Lağım sularının, içme sularına karışması engellenmelidir. Yiyecek ve içecekler sinek, böcek ve fare giremeyecek yerlerde saklanmalıdır. Yemeklerden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koleraya tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Posta paketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcel. package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcel or package (sent by post. package. packed parcel. parcel package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). Birçok çeşidi olan ve gerekli vasatı bulunca insanlarda çeşitli hastalıklara sebep olan bir bakteri cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hummer , hummingbird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colic. colonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colic , gripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gripes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Sovyetler Birliğinde ortak çiftlik, kolhoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Araştırmak, yoklamak, sormak, hâtırını sormak.

2.Sahip çıkmak, korumak, himaye etmek, kayırmak: Onu falan zât kolluyor.

3.Beklemek, gözlemek: Fırsat, vakit gözetmek (en fazla bu üçüncü mânâ ile kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. to watch. to search. to protect. to look after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to look out for. to be on alert for. to protect. to look after. to scan. to observe carefully. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kollamak işine mevzu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gaz, sıvı ya da katılardan kirleticileri ayırıp toplayan kirlilik denetleme aygıtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Büyüklüğü 10-1000 angstrom arasında değişen, bir başka maddede asılı, çok küçük parçacıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolları yani yenleri olan giyecek: Kollu fanila.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed. having an arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having sleeves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömlek yenlerinin uçlarına takılan iğreti kolalı kolçak çifti: Yakalık kolluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversleeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. armband. armlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armband. armlet. cuff. sleevelet. armament badge. oversleeve. police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police force. gendarmerie force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vaktiyle karakol subayı.

2.Yeniçeri ocağında bir subay.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Tıbda ve fotoğrafçılıkta kullanılan bir mayi ki, sürüldüğü şeyin üzerinde deri gibi bir tabaka teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Jelatin hususiyetinde olan ve suda dağılmışının zarlardan geçmemesiyle billûrsulardan ayırt edilen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

konuşu

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı.


Yabancı Kelime by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın güneyinde, Karayip Denizi kıyısında, Panama ve Venezuela arasında ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Ekvator ve Panama arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 4 00 Kuzey enlemi, 72 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,138,910 km².

Sınırları: toplam: 6,309 km.

sınır komşuları: Brezilya 1,644 km, Ekvator 590 km, Panama 225 km, Peru 1,800 km, Venezuela 2,050 km.

Sahil şeridi: 3,208 km (Karayip Denizi 1,760 km, Kuzey Pasifik Okyanusu 1,448 km).

İklimi: Kıyı bölgelerinde ve doğu ovalarında tropikal iklim, dağlık bölgelerde daha soğuk iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Kıyı boyunca düz ovalar, orta kısımlarda dağlar, Andlar ve doğuda yatık ovalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Pico Cristobal Colon 5,775 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, demir, nikel, altın, bakır, değerli taş, hidro güç.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar %2.01.

Sürekli ekinler: %1.37.

Diğer: %96.62 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 9,000 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Dağlar volkanik özellik taşımaktadırlar; arada sırada depremler, periyodik kuraklıklar görülebilir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 43,593,035 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %30.3 (erkek 6,683,079; kadın 6,528,563).

15-64 yaş: %64.5 (erkek 13,689,384; kadın 14,416,439).

65 yaş ve üzeri: %5.2 (erkek 996,022; kadın 1,279,548) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.46 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.3 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.99 yıl.

Erkek: 68.15 yıl.

Kadın: 75.96 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.54 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 190,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 3,600 (2003 verileri).

Ulus: Kolombiyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %58, beyaz %20, siyah %4, siyahlarla Amerika yerlilerinin karışımı %3, Amerika yerlileri %1, diğer %14.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %92.5.

erkekler: %92.4.

kadınlar: %92.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kolombiya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kolombiya.

Yerel tam adı: Republica de Colombia.

yerel kısa şekli: Colombia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Bogota.

İdari bölümler: 32 bölüm ve 1 başkent bölgesi; Amazonas, Antioquia, Arauca, Atlantico, Bolivar, Boyaca, Caldas, Caqueta, Casanare, Cauca, Cesar, Choco, Cordoba, Cundinamarca, Guainia, Guaviare, Huila, La Guajira, Magdalena, Meta, Narino, Norte de Santander, Putumayo, Quindio, Risaralda, San Andres y Providencia, Distrito Capital de Santa Fe de Bogota, Santander, Sucre, Tolima, Valle del C


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i ince) (i. Colombie’ nın adından) (kimya). Niyobyum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik).

1.Ana direğin kapele payından destemorasına kadar olan kısmı.

2.Eski tahta sava; gemilerinin baş ve kıç lumbarlarına konulan uzun bir cins top, Fr. couleuvrine.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Sütun.

2.Matbaacılıkta, dizilen yazı sütunu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column. colon. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colon. speaker. column. loudspeaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colon. column. riser. conduit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.).

1.Müstemleke, sömürge.

2.Kendi memleketlerini bırakıp bir başka memlekette yerleşenler topluluğu: Afrika’deki Fenike kolonisi. 3.Bir ülkedeki ecnebiler topluluğu: İstanbul’daki Fransız kolonisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Cologne’dan). Hafif kokulu tuvalet ispirtosu, ilk defa Almanya’nın Kolonya şehrinde yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eau de cologne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cologne. eau de cologne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eau de cologne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colonialiste

sömürgeci

Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. colonialisme

sömürgecilik

Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Ekseriya üç tümen ve başka tamamlayıcı birliklerden meydana gelen askert birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps. army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir cins küçük uskumru balığı, kolyozun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir rengin nelerden meydana geldiğini bulmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimètre

fiz. renkölçer

Bir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Renk ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimétrie

fiz. renk ölçme

Sıvı, dağıtıcı yüzey, canlı vb.nin renklilik derecesini ölçme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachiopods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torso. trunk. sleeveless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Kolun göğüsün yanıyla omuz altında teşkil ettiği açıklık: Koltuğunda bir çıban çıkmış.

2.Kenar, köşe, tenha ve kuytu yer: Orası bir koltuktur.

3.Sokak köşelerinde dükkân vesaire şubesi: Koltuk bakkal (ı); koltuk meyhane (si).

4.Tellâl ve eskici dükkânı (bu son üç mânâsı eskimiştir).

5.Kol dayanacak yerler) yani İki yandan kanarları olan büyük sandalye, koltuklu sandalye.

6.Pohpoh, yüze kaşı övme: Koltuğu sever; koltuğa gelir.övünme. Koltuk altına almak = Himayeye almak. Koltuk altı = Koltuğun içi, oyuğu. Koltuk deyneği = Ayakta duramayan kimselerin kullandığı, koltuğa koyup dayanacak yeri olan deynek. (denizcilik) Koltuk halatı = Gemiyi rıhtıma sokmak için baş ve kı; tarafından verilen palamar. (İstihkâm) Koltuk zaviyesi = İstihkâmın köşe tabyası. Koltuk resmi = Eskiden zifaf günü güveyin, gelinin koltuğuna girip kadınların ortasından geçerek odasına çıkarması töreni. Koltuk kabarmak = Övünmek, çok memnun olmak. Koltuğa girmek = Birini ve bilhassa güveyi, gelini koltuğundan tutup yürütmek veya bir yere çıkarmak. Koltuk vermek = Yüzüne karşı öğmek, Osm. müdâhane eylemek. Koltuğa vermek = Gelini, koltuğuna girmek üzere güveye takdim etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat. armchair. chair. stall. elbow chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armchair. seat. easy chair. armpit. flattery. stalls. support. protection. official position. chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery. armchair. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). I. Kullanılmış şeyler satan ve satın alan kimse.

2.Ayakta içki veren meyhaneci. 1.Yüze karşı öven dalkavuk, Ar. müdâhln.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of armchairs. flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Koltuklamak işi. 2.Yaranmak maksadıyla söylenen övücü söz, kompliman, pohpohlama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Koltuğuna girmek, kolundan tutmak.

2.Yüze karşı övmek, dalkavukluk yapmak, komplimanda bulunmak, Osm. müdâhene eylemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trick sth under one's arm. to flatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol dayanacak yeri olan: Koltuklu sandalye = Sadece «koltuk» denilen kenarlı büyük sandalye, kürsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koltuk yapmakta kullanılan kumaş vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Elbiselerin koltuk altına içten dikilen parça, subra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Gerdanlık, Ar. tavk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead. necklace. chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace. charm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Uskumruya benzer ve ondan daha büyük bir balık; küçüğüne koloridye denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chub mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chub mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Almanca: colza). yağı çıkarılan bir çeşit yabani lahana tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. musiki). Bir tam sesin (do-re aralığı gibi) dokuzda biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Vücuttaki irâdt sistem faaliyetlerinin durması; yalnız vejetatif sistemin çalışması; ölümden önceki kendini kaybetme hâli: Hasta komaya girdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. T.)) (musiki), bk. Koma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Y. Fr. T.) (musiki). Türk musikisinde sesi bir koma nlsbetinde pestleştlren bemol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. T.) (musiki). Türk musikisinde sesi bir koma dikleştlren diyez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yerleştirmek, Osm. vaz’etmek: Bohçayı minderin altıne koy, zahireyi nereye koyuyorsunuz?

2.Bırakmak, terketmek: Kitabı elinden koymaz, sonraya koymak, davet etmedik kimse koymadı.

3.Müsaade etmek, engel olmamak.

4.Almak, sokmak, yerleştirmek: Misafirleri nereye koyacağız? Atı ahıra koyun.

5.Tutmak, bulundurmak, bırakmak: Beni aç koydular.

6.Atmak, yükletmek.Bir işe tayin etmek: Oraya bekçi koymalı.Giymek, üstüne almak: Yeni şapka koymuş, başına bir başlık koymuş, bu elbiseyi bir daha koymayın.Tutmak, edinmek, Osm. hâsıl ve peydâ eylemek: Süt kaymak koymuş.Kabûl ettirmek, yerleştirmek, göndermek, çocukları mektebe, ustaya, san’ata koydu.Bir şeyi pişmek veya olmak üzere hazırlamak: Turşu, şarap, sirke koydum, aşçı daha yemoğl koymadı.Kurmak, düzeltmek: Sofrayı koyunca bize haber verin, yemeği koydunuzsa gelelim. Ateş koymak = Tutuşturmak, ataş vermek: Saman kulübelerine ateş koydular. Ad koymak = İsim takmak: Çocuğun adını koydular mı? Araya koymak = Aracılık ettirmek, Osm. tovsit etmek, tavassut ettirmek: Tanıdıklardan birini araya koymalı. Askıda koymak = Bitirmemek, süründürmek. Elden koymak = Vazgeçmek, terketmek, yapmamak: Siz himmeti elden koymayın. Ortaya koymak = Açıklamak, açığa çıkarmak, Osm. izhâr etmek, ibrâz eylemek, isbat etmek, (denizcilik) Üzerine koymak = Rüzgârın daha da şiddetlenmesi. Üste koymak = Arttırmak, Osm. tezytd etmek. İçeri koymak — İçeri almak, sokmak, kabûl etmek: Giden misafirleri içeri koymuyorlar. Baş koymak = Baştan geçmek, canını feda etmek. Bahis koymak = Öğdül. Bahse tutuşmak. Bir tarafa, bir yana koymak = Ayırmak, saklamak, korumak. Bez koymak = Bez yapmak üzare İplikleri tezgâha germek. Boş koymak = Mahkûm ve sessiz bırakmak. Temel koymak = Temel tutmak, Osm. pâyldâr olmak. Hâle koymak = Bir hâle getirmek, hâlini değiştirip diğer biçime değiştirmek: Bakın hastalık beni ne hâle koydu, yağmurun bolluğu bizim bahçeyi göl hâline koydu. Rehin koymek = Rehin etmek. Sonraya koymak = Geciktirmek. Minnet koymak = Başına kakmak. Meydana koymak = Ortaya çıkarmak. Nişan koymak s İşaret etmek, unutmamak, hatırlamak. Yanına koymak — Öcünü almamak, cezasını vermemek: Yaptıklarını senin yanına koymayacağım. Yoluna koymak = Düzeltmek, hesaplaşmak. Yola koymak = Göndermek. Yolda koymak = Yolda, yarı yolda bırakmak. Koyup gitmek = Öksüz bırakmak, terketmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gomalağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komaya girme hali: Dövüp komalık ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enraged. badly beaten up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıbrıs’ın meşhur bir cins kıymetli şarabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kısım ortaklarının yönetime karışmak hakkı olmayan, sadece koydukları sermaye nlsbetlnde sorumlu olan ticaret şirketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership. commandite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite company. limited partnership. partnership in commendam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleeping / dormant / silent partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Portekizce’den).

1.Müstakil çalışan ve hususi vazifeler gören, az sayıda görevliden kurulu askert teşekkül, çete, akıncı asker.

2.Bir komando birliğindeki görevlilerin her biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commando.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commando.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ gülü ve «rododendron» denilen bir cins ağaç kl, kerestesi kırmızı olup makbuldür: Komar ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combi suit , estate car , shooting brake , station wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Rusça L.). Birbirini tatamamlayan kuruluşların bütünü, büyük fabrikalar sistemi. Tarım kombinası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. combination

1. birleştirme,

2.tertip

1. Birleştirmek işi. 2.Düzenleniş, sıralanış biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. combiné

toplu

Bir arada, bütün.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combined. sectional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combined ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). I. Tertip, düzenleme. S. Kısa ve kolsuz kadın iç çamaşırı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. combinaison

düzenleme

Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petticoat. shift. shimmy. chemise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. arrangement. combination. slip. petticoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. chemise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Papatya ve ayçiçeğindeki gibi çiçeklerin sapın yassılaşmış ve genişlemiş ucunda toplanmasından meydana gelen çiçek durumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Yunanea’dan). 1.Güldürücü tiyatro oyunu.

2.Gülünç İş, maskaralık: İşi komedi (daha eskiden komedyan diyorduk).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic. comedy. comic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedy. comic. mockery. scream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Sözleri ve davranışları yalan ve yapmacık olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian. comic. comedy actor. comedy actress. comedienne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian. comedienne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bus boy. footboy. pageboy. page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellboy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Finnic language spoken by the Komi people a member of a Finnish people living in the northwestern Urals in Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

busboy. bellboy bellhop. button boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'points' allowance give to White in a even ggame to compensate Black for having the first move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A number of points given to the second player at the end of a game to compensate for the first player's advantage Usually between 5 5 and 8 points. the number of points subtracted at the end of the game to compensate for that player having the first move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Komia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.).

1.Güldürücü.

2.Gülünç hâl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funny. humorous. comical. comic. ridiculous. amusing. burlesque. droll. farcical. jesting. jocose. laughable. laughing. ludicrous. quizzical. rich. risible. rum. rummy. comedian. funnyman. laugh. gilbertian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funny. humorous. comical. comic. ridiculous. amusing. burlesque. droll. farcical. jesting. jocose. laughable. laughing. ludicrous. quizzical. rich. risible. rum. rummy. comedian. funnyman. laugh. gilbertian. derisive. funnily. grotesque. hilarious. waggis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic. comical. funny. comedian. burlesque. humo u rous. laughable. ludicrous. ridiculous. waggish. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humor , humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become comical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Güldürücü hareket ve konuşma tarzı.

2.Gülünç hâl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humour. humor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comical action or situation. humour. rib tickler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Rusça L.). Komünizm fitnesini dünyaya yaymaya çalışan teşkilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça L.). Komlnform’dan önceki teşkilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Emniyet teşkilâtında üçüncü rütbeye yükselmiş polis görevlisi. 2.Şirketleri ve toplantıları hükümet adına murakabe etmekle görevli kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commissary. commissioner. commissar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police superintendent. superintendent. police captain. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high commissioner. ranking police officer. government inspector of firms. government observer at public meetings. commissar. commissary. police chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komiserin işi veya vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fr. commisslon).

1.Meclis, şûrâ, geçici veya daimt encümen: Maliye komisyonu; muahede komisyonu.

2.Belediye idaresi: Komisyon arabaları; komisyon çavuşları (bu mânâsı eskimiştir).

3.Alışveriş, kira gibi ticari işlerde aracılık: Fabrikadan istediğiniz mal İçin yüzde İki komisyon verecektiniz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. brokerage. percentage. board. committee. kickback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. committee. percentage. committee yarkurul. encümen. komite. percentage simsariye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission. committee. percentage. commission fee. rake-off. address commission. chamber. fittage. kickback. rake- off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komisyon, ticarî aracılık İşi yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broker. middleman. go-between. commission agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broker. middleman. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrager. broker. commission agent. middleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage. being a commission agent. commission business. commission house. interagency. trade for third account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komite usulleriyle gizil tertipler yapan. bk. Komiteci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Komitacı işi. bk. Komitecilik. “

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fr. eomiti).

1.Bir mecliste bir hususu müzakere ve incelemek İçin ayrılmış hususi şube.

2.Kurulu düzene karşı olan hey’et.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. comité

alt kurul

1. Belli bir konuyu ele almak amacıyla bir kurul içinden birkaç kişi seçilerek oluşturulan kurul.

2.Meclis veya herhangi bir kurultayda bazı konuları inceleyerek varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, milletvekilleri arasından oluşturulan yardımcı kurul.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committee. commission. clique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committee. board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Komitacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Komitacılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çekmecell çamaşır dolabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Karyolanın yanına konulan küçük dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau. bedside table. commode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commode. bedstand. nightstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sunda adalarında yaşayan ve üç metre boyundaki dünyanın en iri kertenkelesi, (zool.) Varanus komodensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing. denizcilik). Tuğamiral selâhiyetinl haiz deniz subayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Vagon bölmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calipers. caliper compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compétent

uzman

Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialist. expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compétitif

rekabetçi

Rekabet yanlısı olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good. complete. full. bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filled up. complete. full. entire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir anda kavranamıyacak şekilde çeşitli kısımlardan yahut unsurlardan meydana gelmiş.

3.(psikoloji ve psikiyatri) insanların davranışlarına, ruh hallerine yön veren birbirine bağiı şuuraltı fikir ve hayallerinin bütünü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complicated. hang-up karmaşa. complex karmaşık. mudil. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tıp).

1.Bir hastalığın başka bir hastalıkla karışması, başka bir hastalığa sebep olması.

2.Girifttik, işlerin birbirine karışması.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. complication

tıp karmaşıklık

1. Hastalık sırasında ortaya çıkan ve hastalığın temel özellikleriyle ilişkili olmayan her türlü olumsuz sağlık olayı veya süreci. 2.İlaçların doğurabileceği yan etki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karışmış, karışık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. complique

karmaşık

Ögelerinin veya gerekli işlemlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. complex. sophisticated. confusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gönül alıcı söz iltifat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. bouquet. sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. flattery. mealy-mouthed flattery. soft soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I İnce) (I. Fr.). Birkaç kişinin bir şahıs veya teşakkül aleyhine aldığı gizli karar; giriştiği aleyhte fiil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. complot

düzen

1. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar.

2.Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. frame-up. conspiracy. complot. cabal. confederacy. design. scheme. skulduggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conspiracy. plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. conspiracy. cabal. complot. designs. frame- up. frame up. put-up job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verschwörer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Profesyonel projektörler ya da monitörlerden mümkün olan en iyi görüntü kalitesinin sağlanması için video sinyallerini disk üzerinde kayıtlı olduğu şekilde verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Katı atık ve çamur gibi organik maddeleri, anaerobik çürütme yoluyla bir tür gübreye dönüştürmekten ibaret biyolojik bir süreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.).

1.Bol şekerli hoşaf.

2.Bitki artıklarından yapılan gübre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote. cold stewed fruit. compost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stewed fruit. compute. compost. compote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.).

1.Okullarda düzgün yazı yazma alışkanlığını kazandırmak İçin öğrencilere verilen yazı ödevi, kalem alıştırması.

2.Musiklda beste, beste parçası.

3.Musikide bestekârlık İlmi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing. arranging. short essay. composition. dissertation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtında öğelerin düzenlenmesi - Bir ölçüde iskelete benzetilebilir - vazgeçilemez ancak görünmez olan altyapı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kompozit video sinyali parlaklık ile renklerin birleştirildiği yerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Bestekâr.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compositeur

müz. besteci

Beste yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan). Latin Amerika’da, yabancı şirketlerle yeril üretici arasında, aracılık eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprador. local agent for a foreign business. collaborationist. quisling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tıp). Yaraların tedavisinde veya başka gayelerle kullanılan, mendil gibi katlanmış baz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çeşitli sıkma işlerinde kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor. supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor. air motor. air pump. supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.).

1.Toz İken sıkıştırılarak hap halina konmuş İlâç.

2.Buna benzer türlü şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tablet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Komiserlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KONŞI) (i.). Yakın yerde oturan, yaşayan kimsa. Kıpı bir komşu = Kapıları bitişik, çok yakın komşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

next-door. vicinal. neighboring. neighbouring. neighbor. neighbour. adjacent. contiguous. flanking. neighbor. neighbour. jones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbour. neighbouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow. neighbour. neighbouring. contiguous occupier. vicinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komşu olma hâli, yakınlık: Komşuluk hakkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighborliness. neighbourliness. contiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. neighborhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourliness. vicinage. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. communication

tek. iletişim

Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. communication iletişim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Komünizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communist. communistic. red. communist. commie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commie. communist. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komünizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Topluluk içinde şahısların her türlü mülkiyet haklarını, aile kuruluşunu, dini kaldırıp her türlü mala herkesi ortak kılmayı güden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Havasız yerde yakıldıktan sonra söndürülmüş odundan ibaret siyah madde ki, tekrar yakılıp mangal içinde ısıtmak için ve mutfakta yemek pişirmek için kullanılır, Ar. fahm: Kışlık kömürü tedarik etmek; odun, kömür almak; kömür yakmak; kömür başa vurmak; kömür kayığı. Maden, taş kömürü = Yerin altından çıkan, pek ziyade ısı veren, vapur, lokomotif ve sobalarda vs. kullanılan siyah madde.

2.Siyah, kapkara: Kömür gözlü, kömür kaşlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal. charcoal. coalblack. black diamonds. cinder. coal , iron and steel industry. spoil bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kömür yapıp satan adam.

2.(denizcilik) Vapurlarda kömürü kazanın önüne getirmekle görevli bulunan İşçi sınıfı.

3.Siyah kara, siyah lekeli: Kömürcü tavuk, tilki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömürcülerin yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kömür hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kömür hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carboniferous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evde kullanılacak kömürün konulduğu yer, kömür anberı: Bu evin kömürlüğü dar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunker. coalbunker. coal-hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalbin. coal cellar. bunker. coal shed. coalhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik) (uyd. k.). Askerlere herhangi bir iş için verilen buyruk, emir, kumanda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word of command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. order. instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruction. order. command. bidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Askert işleri idare etma görevi, kumanda etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. control. authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.) (uyd. k.). Askerî bir birliğin başı, kumandan: Takım komutanı, tüman komutanı, ordu komutanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commandant. general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandant. commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commanding officer. commander. captain. high-ranking officer. commandant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Komutanın görevi, kumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. commutateur

fiz. anahtar

İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator. change-over switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yolculukta gece konacak yer, Ar. menzil. Yolcuya konak varmak = Yatacak yer temin etmek.

2.Yolculukta konup mola verme.: Orada bir gün konakladık.

3.İki menzil arasındaki yol, mesafe, bir günlük yol, merhale: Edirne eskiden üç konektı. O yolu üç konakta geçtik.

4.İkametgâh, menzil, mesken: Orada konak tuttu.

5.Büyük ev, daire: Paşa konağı.

6.Resmî daire, hükümet şubelerinden birinin binası: Hükümet konağı.Başa konan kepek: Başımda çok fazla konak oluyor, baş konağına karşı ilâç. Konak mahalli = Askerin konduğu yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inn. residence. residency. halting place. court. dandriff. dandruff. hall. mansion. road house. scurf. villa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandruff. mansion. quarter. stage. government house. day's journey. host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mansion. large and imposing house. shopping place. place to spend the night. dandruff. hall. halting- place. mansion house. scurf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlılar’da sefer sırasında ileri gidip konak hazırlayan subay. Seferber askerin yol sırasında konacak yerlerini seçip hazırlayan birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopover. baiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yolculuk sırasında bir yerde kalıp geceyi geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop over. camp. be billeted. put up. roost. stop off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. to stay for the night. to spend the night. to be billeted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night to bivouac. to encamp. to billet. stop off. stopover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Konakri, Guinea'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomad. nomadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çorap, çizme ve potin gibi şeylerin yukarısı, baldıra gelen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leg of a boot/stocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leg (of a boot or stocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gönce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (musiki). Batı musikisinde bir solo sazın orkestra eşliğinde çalması için bestelenmiş büyük saz eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir türlü koncu olan: Uzun konçlu, kısa konçlu çorap, potin vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ummacı ve gulyabanî gibi, korkutmak için uydurulmuş hayalî şahıs veye alev suretinde mezardan çıktığına inanılan ölü, vampir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baldıra gelecek kısmı olmayan: Konçsuz ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). içine elektrik enerjisi yığılan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. condensateur

fiz. yoğunlaç

İçinde akımsız elektrik yükü biriktirilen cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condenser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condenser. capacitor yoğunlaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condenser. capacitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. form. nick. shape. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. physical fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condom , johnny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. conducteur).

1.Kılavuz, memur, müdür.

2.Trenlerde vagon ve bilet işlerine bakan görevli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductor. conductor rail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yolcu ve misafire konak yapmak: Bizi köyde bir eve kondurduler.

2.Yerleştirmek, yer tutturmak, oturtmak: Elması başına kondurdu. Toz kondurmamak = Bir kimse hakkında hiçbir suç ve kötülük kabûl etmemek: Kendisi sevdiği adama toz kondurmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make alight upon. to tack on. to stick on. to accept (that one is. to label sb a. to put sb down as a. suddenly to place a kiss on. to give (quick reply. land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Devletler veya federasyonlar birliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confederation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confederation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made. confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made garment. garment industry. manufacture of ready-made clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-to-wear clothing. off-the-peg clothes. confection. hand- me-down. made- up clothes. ready- to-wear. ready made clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made shop. ready made shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer or seller of ready-made clothing. slopseller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling ready-made clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. conttrance).

1.Bir mesele hakkında müzakerede bulunan, kararları tebliğ etmek üzere devletlerin murahhaslarından mürekkep meclis: Lahey konferansı, demiryolları konferansı.

2.Bir mevzû üzerinde bir hatibin yaptığı konulma. bk. Kongre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. conference. reading. thinkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. international conference. address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konferans veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Eğlencelere katılanların üzerine serpilmek üzere küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş rengârenk kâğıt parçaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. configuration

bl. yapılandırma

Bilgisayar sisteminin özellikle fiziksel birimlerini gösterme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

configuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. confirmation

doğrulama, geçerleme, onaylama

1. Doğrulamak işi. 2.Geçerlemek işi. 3.Onaylamak işi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. confirmé

doğrulanmış, geçerlenmiş, onaylanmış

“Doğrulamak, geçerlemek, onaylamak” anlamındaki konfirme etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.İçinde oturulan bir yeri daha rahat yaşanır hâle getiren asansör, kalorifer, banyo, döşeme vs. gibi şeylerin bütünü.

2.Maddî refah.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. ease. cosiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenity. comfort. luxury. ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. conveniences. convenience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfortable. comfy. luxurious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfortable. comfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conformiste

top. b. uymacı

Uymacılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. conformisme

top. b. uymacılık

Yürürlükteki kurum, ölçüt veya şartlara, kesin olmayan katı kalıplara, eleştirici bir değerlendirme yapmaksızın uyma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kongur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yığışma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conglomérat

jeol. yığışım

Molozların çimento durumuna dönüşmesiyle oluşan kütle.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congo. congolese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Bantu language spoken by the Kongo people living in the tropical forests of Zaire and Congo and Angola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Congo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Bantu language spoken by the Kongo people living in the tropical forests of Zaire and Congo and Angola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika, Güney Atlas Okyanusu kıyısında, Angola ile Gabon arasında.

Coğrafi konumu: 1 00 Güney enlemi, 15 00 Batı boylamı.

Harita konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 342,000 km².

Kara: 341,500 km².

Su: 500 km².

Sınırları: toplam: 5,504 km.

sınır komşuları: Angola 201 km, Kamerun 523 km, Orta Afrika Cumhuriyeti 467 km, Kongo Demokratik Cumhuriyeti 2,410 km, Gabon 1,903 km.

Sahil şeridi: 169 km.

İklimi: Tropikal iklim hakimdir. Mart - Haziran ayları arası yağış mevsimi, Haziran - Ekim ayları arası kuru mevsimdir; yüksek sıcaklık derecesi ve nem oranı değişmezdir.

Arazi yapısı: Kıyı boyunca ovalar, güneyde havzalar, orta kısımda yaylalar, kuzeyde havzalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Berongou Tepesi 903 m.

Doğal kaynakları: petrol, kereste, potas, kurşun, çinko, uranyum, bakır, fosfatlar, doğal gaz, hidro güç.

Arazi kullanımı: tarıma elverişli: %1.45.

Sürekli ekinler: %0.15.

Diğer: %98.4 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 20 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Mevsimsel su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,702,314 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.6 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.62 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.01 erkek/kadın.

15-64 yaş: 0.98 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.7 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 85.29 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 52.8 yıl.

Erkek: 51.65 yıl.

Kadın: 53.98 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.07 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %4.9 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 90,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - ölümleri: 9,700 (2003 verileri).

Ulus: Kongolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kongo %48, Sangha %20, M’Bochi %12, Teke %17, Avrupalılar 8,500.

Dinler: Hıristiyanlık %50, animizm %48, Müslümanlık %2.

Diller: Fransızca (resmi), Lingala ve Monokutuba, diğer yerel diller ve lehçeler (Kikongo en çok kullanılanıdır).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %83.8.

Erkek: %89.6.

Kadın: %78.4 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kongo Cumhuriyeti.

Yerel tam adı: Republique du Congo.

Eski adı: Orta Kongo, Kongo/Brazzaville, Kongo.

ingilizce: Congo, Republic of the.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Brazzaville.

İdari bölmeler: 9 bölge ve 1 başkent; Bouenza, Brazzaville, Cuvette, Kouilou, Lekoumou, Likouala, Niari, Plateaux, Pool, Sangha.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 15 Ağustos (1960).

Anayasa: Eylül 2000.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), BDEAC, CCC (Gümrük İşbirliği Konsey


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Bazı ağaçlarda (meselâ hurma) olduğu gibi koni biçiminde gövde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. congrfes).

1.Bir mesele hakkında karar vermek üzere devlet murahhaslarından mürekkep fevkalâde toplantı: Berlin kongresi. Viyana kongresi. Kararı kat’İ olmayıp ihtardan ibaret olan toplantıya «konferans» denir.

2.Herhangi bir cemiyet, parti vs. üyelerinin belirli bir süre içinde yaptıkları toplantı.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. congrès

kurultay

Bir kuruluşun, gündemindeki sorunları, temel konuları konuşmak ve yeni kurullar seçmek üzere belli sürelerle veya gerektikçe yaptığı genel toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congressional. congress. convention. assembly. conference. session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - San ile siyah karışımı bir renk, koyu kumral, kestane rengi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kongur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Konguralp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. Y. matematik). Bir daire üzerinde yürümek ve bu daire düzleminin dışında bir noktaya dayanmak üzere hareket eden bir doğrunun meydana getirdiği hacim şekli, mahrut: Yontulmuş kurşun kalemin ucu koni biçimindedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik).

1.Koni biçiminde veya koni ile ilgili olan, mahrutî.

2.Tabanı daire biçiminde olan bir koninin bir düzlemle şu veya bu şekilde kesilmesinden elde edilen türlü kesit eğrilerine verilen ortak isim: Çember, elips, hiperbol birer koniktir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cone shaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conic. conical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). .Yollanılmak üzere gemiye teslim edilen bir mal için vrilen senet. bk. Konşimento

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.tıp). İltihaplı bir göz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conjonctivite

tıp göz zarı yangısı

Kornea hariç göz kapaklarının iç yüzü ile göz küresinin ön yüzünü örten zarda oluşan iltihap.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkenin muayyen bir zamandaki siyasî, sosyal yahut ekonomik durumunun bağlı bulunduğu unsurların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conjoncture

geçerli durum

Bir ülkenin ekonomik hayatının yükselme ve alçalma yönünde gösterdiği inişli çıkışlı, dalgalı hareketlerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjuncture. the economic sitaution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjuncture. the economic situation (of a country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Taş vesaireyi kırma makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaker. crusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock crusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). Yüzü bir tasın içi gibi çukur olan; içbükey.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. concave

fiz. ve mat. içbükey

Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concave. dished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iskambil oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooncan. coon king.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooncan. coon king. double run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Borçlarının tamamını ödeme imkânı kalmayan bir tüccarın, bir kısım borcunu ödeyerek borçlarının hepsinden kurtulmak üzere alacaklılarıyla yaptığı anlaşma.

2.(tarih) Papalık makamıyla Katolik devletler arasında yapılan anlasm»


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. concordato

ekon. ve huk. anlaşmalı iflas

Batık durumunda alacaklıların, alacaklarını belli bir plana göre almaları için aralarında yaptıkları sözleşme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt's certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concordat. composition of debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement of bankruptcy. composition with creditors. scheme of / compulsory composition. composition of debts. scheme of arrangement. composition agreement. deed of arrangement. bankrupt's certificate. certificate in bankruptcy. composition in bankruptc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Concordat, Composition with Creditors)

Kendi kusuru olmaksızın mali durumu bozulmuş olan bir borçlunun alacaklıları ile yaptığı bir anlaşmadır. Bu anlaşma sonucunda alacaklıların en az üçte iki oranındaki çoğunluğu alacaklarının belirli bir bölümünden vazgeçer, borçlu ise geri kalan borçlarını bir plan dahilinde ödemeyi kabul eder. Konkordato, Ticaret Mahkemesi’nin onayı ile geçerlilik kazanır.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Fr. concret

somut

Varlığı duyularla algılanabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concretely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Müsabaka, yarışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit engelli binicilik müsabakası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konmak işi. bk. Konmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perching upon. setting upon. alighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bırakılmak, yerleştirilmek: Yemek tabaklan oraya konmaz, bu şişeler nereye konacaktı? Dolaba konsun.

2.Bırakılmak, terk olunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yolculuklarda inmek, geceyi geçirmek üzere durmak, Osm. beytûtet etmek, menzil tutmak, konak etmek: Oradan geçerken zengin bir adamın evine konduk.

2.Barınmak, geçici olarak yerleşmek: Aşiretler nerede otlak ve su bulurlarsa oraya konarlar, Ertuğrul Gazi, Söğüt tarafına konmuştu.

3.Kuşlar uçarken inmek: Kargalar bahçeye kondu, leylekler bataklık yerlere konarlar.

4.Misafir olmak, misafir gelmek: Onun konağına her akşam birkaç kişi koner, gelen geçen oraya konar.

5.İnmek, düşmek: Süpürürken kalkan toz, odanın eşyası üzerine konar, masanın üzerine bir parmak toz konmuştu.

6.Bedava bulup ele geçirmek: Yine sofraya kondu. Bedavaya konmak = Kelepir ele geçirmek. Hazıra konmak = Zahmetsizce bir şeye sahip olmak. Kuşkonmaz = Bir sebze. bk. Kuşkonmaz. Konup göçmek = Göçebe hayatı sürmek, göçebelik etmek. Mirasa konmak = Miras yemek, yakınlarından mal, para kalmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perch. pitch. settle. to perch. to settle. to stay stay the night. to camp. to happen to have.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay for the night at. to camp in. to bivouac in. to alight. to settle. to perch upon. to be placed. to set down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş kursağı, katı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. concentration

1. kim. derişim,

2.ruh b. dikkat toplaşımı

1. Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle veya hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle veya hacmine oranı.

2.Dikkatin sürekli olarak bir nesne veya konunun belirli bir yönü üzerinde toplanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. concentré

1. yoğunlaştırılmış, yoğun,

2.kim. derişik

1. Dolu, sıkı, sıkışık, çok.

2.Derişmiş olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrate. concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consensus

uzlaşma

Uzlaşmak durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. concept

1. fel. kavram,

2.anlayış, görüş,

3.tarz,

4.düzen

1. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım.

2.Benzerlerinden ayıran özellik.

3.Güzel sanatlarda üslup.

4.Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Kâinatın madde ile var olduğunu, maddeden ayrıldığı takdirde sadece mefhumdan ibaret kalacağını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conceptualisme

fel. kavramcılık

Kavramın, onu bildiren sözden farklı bir varlık olduğunu ve gerçeğin zihinde bulunmadığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki sanatkârlarının, dinleyiciler huzurunda icrada bulunmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concert. impresario. concert dinleti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concert. performance. musical performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Konçerto.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conservateur

tutucu

Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory. school. academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Hususî usullerle uzun müddet bozulmadan dayanacak hale konmuş yiyecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canned. tinned. canned food. bottled food. preserves. preserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can. tinned food. canned food. preserves. tinned. canned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canned food. tinned food. canned. tinned. conserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can , preserve , preservered food , tin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to preserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling of canned food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

council. administrative or consultative council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ticaret). Bir malın gönderildiğini göstermek üzere vapur veya demiryolu idaresi tarafından gönderilene verilen kâğıt ki, onu göstererek malı alabilir, bk. Konişmento.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill of lading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment. bill of loading. bill of lading. documentary bill. shipping bill. commercial set. bill of consignment. freight bill. letter of conveyance. shipper's memorandum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consigne

satasıya

Bir satıcının, başka bir satıcı, dağıtıcı veya komisyoncuyla mallarının ederini satıldıktan sonra almak üzere yaptığı satış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale on consignment. sale or return. consignment sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. console). Ayna altına konulan çekmeceli dolap veya raflı masa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cantilever. console. chest of drawers. dresser. cantilever. console table. tallboy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

console. chest of drawers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest of drawers. chest. bracket. consolate. console table. commode. console. tallboy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consolidation

ekon. süreletme

Kısa vadeli bir devlet borcu yerine uzun vadeli bir borç oluşturulması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. consolide). Esham evrakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated. perpetual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated dept. consolidated debt. unified debt. funded debt. funded liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Esham ve diğer parayla ilgili senet ve tahvillerin alım satımını meslek edinen ve bunlarla bir nevi kumar oynayan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (L. consulus). Bir devletin, tab’alarının çeşitli işlerini görmek üzere’ yabancı devletlerdeki bir şehre tayin ettiği diplomat, Osm. şehbender, Fr. consul. General konsolos = Başkonsolos, Osm. başşehbender, Fr. consul gâniral. Vis konsolos = Osm. şehbender vekili, Fr. vice-consul, konsolos muavini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konsolosluk binası, dairesi ve makamı, Osm. şehbenderhâne, şehbender konağı, dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şehbenderlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consular. consulate. consulship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate. consulship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate. consulate building. duties or rank of a council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lokanta, gazino gibi yerlerde yenip içilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Barlarda, müşteriye arkadaşlık eden, onunla içki içen kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

B-girl. hostess. taxi dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consomme. consommé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conson

db. ünsüz

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Alm. Konsonant

db. ünsüz

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir ülkeye maddî yardımda bulunmak maksadıyla iki veya daha çok ülkenin malî bakımdan anlaşması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consortium

ekon. şirketler birliği

1. Uluslararası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadi ve mali yardımları yürütmek üzere oluşturdukları geçici yardım kurulu.

2.Köprü, yol, baraj vb. büyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin geçici olarak bir araya gelmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium. business on joint account. combine. syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. construction

yapı, yapım

1. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb.

2.Yapma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(1) Bir yapıda taşıyıcı nitelikte olan ya da olmayan bütün imalatlar. Bir inşa etme eylemi sonucunda ortaya çıkan ve bir araya gelerek yapıyı oluşturan öğeler bütünü. (2) İnşa etme etkinliği, yapım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. constructive

yapısal

Yapı ile, yapılış ile, kuruluş ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. constructivisme

kurmacılık

Resim ve heykelde, eseri geometrik ögeleri ile kurmayı temel alan anlayış.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İ. tarih).

1.Roma cumhuriyetinde her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri ki, imparatorluk devrinde yüksek bir pâye olmuştur.

2.İ799’dan 1804’e kadar Fransa’daki üç devlet başkanından her biri ki, birincisi, cumhurbaşkanı makamında idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hastalığı teşhis etmek ve tedavi şeklini kararlaştırmak için birkaç doktorun toplanıp müşavere ve müzakereleri, Osm. müşâvere-i tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by