çeh ne demek? | çeh anlamı nedir? | çeh

çeh anlamı nedir?

çeh ne demek?

çeh anlamı nedir?

çeh | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

Cehaletle, bilmeyerek, bilmezlikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, çehre = yüz). Kötü çehreli, çehresiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b. = edat, el = harf-i tarif. Muvacehe = yüzleşme, yüzleştirme). Yüzleşerek, yüzleştirerek, Fars. rûbe-rû, yüz yüze, yüzleştirerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çek Bohemya ahalisinden olan, bu memlekette oturan kavim ki, Kuzey Slavlar’ındandır: Çeh kavmi. (bk.) Çek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEHALET) (i. A.). Bilmezlik, nâdanlık, ilimden mahrum ve her malûmattan habersiz olma: İnsanlığın en büyük kısmı hâlâ cehâlet karanlığı içindedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. darkness. night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. unculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهالت] cahillik, bilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yağmur vermeyen bulut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Dört, Ar. erbaa (çihâr yanlıştır). Çehâr-yâr = Hulefây-ı RAşidîn, ilk dört halîfe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهار] dört.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (g kalın okunur). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Santûrî Edhem Efendi tarafından yapılmış, başka bestekâr kullanmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü gün, çarşamba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, (bk.) ÇArüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeh kavmine mahsus tarz ve usulde veya Çeh dilinde olan: Çehçe şarkı, Çehçe bir kitap. Çeh tarz ve usul veya dilinde: Çehçe hora tepmek, Çehçe söylemek, yazmak. Çeh dili: Çehçe Kuzey Slav dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çalışma, çabalama, gayret: Çok cehd ettiyse de muvaffak olamadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهد] çalışma, çabalama. cehd etmek çalışıp çabalamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uğraşan, çalışan. Çaba ve gayret gösteren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cahil). Cahiller. (bk.) Cahil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهله] cahiller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ibrânîce’den: Asıl Kudüs yakınlarında hayvan leşlerini ve idam olunan suçluları attıkları bir derenin ismi idi). Ahırette günhkârların azab gördükleri yer, Türkçe tamu, Fars. dûzah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infernal. hell. inferno. gehenna. hades. lower world. nether world. swelter. underworld. blazes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infernal. hell. inferno. gehenna. hades. lower world. nether world. swelter. underworld. blazes. broiler. scorcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hell. abyss. pandemonium. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish torture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demon. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehenneme müstahak, cehennem azâbına lâyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hellish. infernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جهنمی] cehennemlik. 2.cehennem gibi sıcak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cehenneme müstehak, cehennem azâbına lâyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamamın ateş yanan yeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çalışma, çabalama, uğraşma. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihaz» dan galat), (bk.) Cihaz, çeyiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bilmezlik, ilimsizlik, cahillik: Her şeyin ilmi cehlinden iyidir. Cehl-i mürekkep = Bilmemekle beraber bilmediğini de bilmeyip kendini Alim zannetme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهل] cahillik, bilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Bilmeyerek, bilmeksizin, bilmemekle, cahillikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bohemya ahalisinden olan. Bohemyalı, Çek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cehm b. Safvan: İslam kelamcısı. Mürcie ve Mutezile kelamından kendisine ait inanç kaidelerini belirleyerek özel bir akım geliştirmiştir. Öğrencileri II. yy.’a kadar Cehmiye inancını taşıyarak, Tirmiz’de yaşadılar. Daha sonra Eş’ariye mezhebine girmişlerdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıktan ve yüksek sesle (söyleme veya okuma).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Pamuk ve ipek sardıkları saplı çıkrık.

2.Bir cehreye sarılan bürümcük miktarı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.).

1.Yüz, vech, surat: Güzel çehre, çehresini göstermek.

2.mec. Abûsluk, ekşi yüz, dargınlık: Çehre etmek = Yüz ekşitmek.

3.Görünüş: Odanın çehresi değişti. Çehre züğürdü = Çirkin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. lineas. aspect. visage. physiognomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. front. mien. visage. countenance. aspect. appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. aspect. appearance. sour face. countenance. favour. mien. muf. visage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهره] yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıktan, alenen, yüksek sesle: Cehren söylemek, okumak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهرا] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهره پرداز] ressam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aşikâr surette, açıktan açığa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sarı boya kökü. Alâcehrî (ve galat: eli-ceri) = Cehrinin bir çeşidi. (Fr. cehri demek olan alizari bundan gelse gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cehriyye). Açık ve yüksek sesle geçen, vâki olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cehd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yahudi, çıfıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çıfıtcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehl» den imüb). Pek cahil, karacahil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kurtuba’da yerleşmiş, birçok alim, fakih, vezir yetiştirmiş meşhur bir Arap ailesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (Ebu’l-Hakem Amr b. Hişam b. el-Muğire) İslam’ın doğuşunda müslümanların en büyük düşmanlarından. Mekkeli müşrik. Müslümanlara en büyük işkeneler onun tarafından yapıldı. Cehalet ve bilgisizliğin babası anlamında Ebu Cehil denildi. Hakkında ayetler indi. Bedir savaşında İslam mücahidi İbn Mes’ud tarafından öldürüldü.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(acıhıyar): Kabakgillerden elma iriliğinde meyvesi çok acı ve ishal yapıcı bir bitkidir. İçeriğinde “colocynthine” vardır. Zehirlidir. 2 gramdan fazlası öldürebilir. Haricen kullanılır. Kullanıldığı yerler: Romatizma, mafsal ve nikris ağrılarını dindirir. Kaşıntıları geçirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da hanzal ve Fransızca’da coloquinte denilen acı bir meyve.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - (bkz.Ece).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül çehreli, güzel ve taze yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گل چهره] gül yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan imef.) (mü. mücehheze).

1.Hazırlanmış, tamamlanmış: Savaş için mücehhez bir gemi, mücehhez bir gelin.

2.Yelken, halat ve demir gibi şeyleri tamamlanmış ve donanmış (gemi): Mücehhez bir gemi, bir filo.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipped with. furnished with. fitted out with. prossessing. armed. rigged. tackled. well-equiped. reinforced. outfit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan İf.). Lüzumlu şeyleri hazırlayan, bu işle görevli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan if.) (mü. mütecehhize). Takımı tamamlanmış, donanmış, mücehhez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vech»den mas.).

1.Yüzleşme, yüz yüze gelme: Mahkemede muvâcehe olundular.

2.Karşı, mukabil, huzur: Umumun muvâcehesinde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confrontation. identification parade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مواجهه] karşı, yüzyüze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüz yüze olarak: Muvâceheten söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vech» den imef.) (mü. müveccehe). Herkesin yöneldiği, makbûl, uygun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجهز] donanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koşu atı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. sakarine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan masdar). Hazırlanma, malzemeyi tedarik etme.

Türkçe Sözlük by