Celi ne demek? | Celi anlamı nedir? | Celi

Celi anlamı nedir?

Celi ne demek?

Celi anlamı nedir?

Celi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: celi

Türkçe Sözlük

(i. A. «cilâ» dan smüş.) (mü. celiyye). 1. Açık, zâhir, Aşikâr, ayân, meydanda olan: Hafi (gizli) ve celî (açık) surette tahkikat yapmalı. 2. Uzaktan okunacak surette kalın (yazı): Celî hatt ile yazılmış (bu ikinci mânâ Arapça’dan olmayıp, birincisinden alınmıştır. Parlak ve aydınlık mânâsiyle dilimizde kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük, ulu, yüce Allah’ın kulu. Celil, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Melek ‘ otu. (Hıristiyanlar’da kadın ismi de olur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçeleri çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place full of gardens. plot for a garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karın boşluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekârlık; evlenmeme yemini (dini sebeplerden öturü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bekâr; (s). özellikle dini sebeplerle evlenmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısa kesilmiş dal, sert değnek. 2. Kök salmak üzere yere gömülen ağaç budağı, parçası: Çelikten yetişme. 3. Çocukların oynadığı çelik çomak oyununda çomağa vurmaya yarayan değnek: Çelik çomak oyunu. 4. mec. Halat bağlamak için ağaç ve madenden yapılmış bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karbonla birleştirilerek kuvvet ve dayanaklılığı artırılmış demir, pûlât çelikten yapılmış, pûlâdî: Çelik bıçak. Çelik gibi = Güçlü, kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel. steely. steel. fid. cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel. layer. shoot. bracing. brace. diagonal brace. batter brace. tie. toggle bolt. diagonal. portal bracing. stretcher. pin. scion. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Su verilip sertleştirilen demir. 2.Çok güçlü kuvvetli. 3.Kısa kesilmiş dal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tipcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü hakan, yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steelworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelik vasıtasıyle ağaç yetiştirme yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâl» den smüş) (mü. celîte) (c. ecille). Büyük. Ar. azîm, yüce, Alî, kadri büyük ve mertebesi yüksek: Rabb-i celîl = Tanrı; dâhiliyye nezâret-i celîlesi, Aydın vilâyet-i celîlesi (resmî yazışmada vezir ve müşir rütbesinde bulunanlara mahsus olup, meselâ nazırı veya valisi bu rütbeden aşağı rütbede bulunan nezaret ve vilâyete nezaret-i celîle ve vilâyet-i celîle denilmeyip, behiyye veya aliyye denilirdi): Ecilie-i rictl-i devlet-i allyye = Osmanlı devletinde bâlâ ve daha yukarı rütbe taşıyan memurlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جليل] ulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Büyük, ulu. (bkz.Celal). Allah için sıfat olarak kullanılır. 2.Osmanlı devletinde vezir ve müşir rütbelerinde bulunanlara hitapta bu sıfat kullanılırdı. 3.Güzel sanatlarda bir yazı stili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şan ve şerefi pek büyük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.). - Ulu, yüce ay. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Celil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavır, edâ, çalım. 2. Endam, cüsse, vücut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Endamlı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Endamsız, zayıf, arık, ufak tefek yapılı, gösterişsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny. frail. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puny. scrubby. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelimsiz olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Haç, Ar. salîb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چليپا] haç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» dan smüş.) (c. cülesâ). Birlikte oturan, arkadaş. Ar. refik, Fars. hemdem, hem-nişîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جليس] arkadaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mantık) (y. k.). Birbiri ile çelişen, mütenâkız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. conflicting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. contrast. discrepancy. paradox. contradictoriness. antinomy. cleavage. excursion. variable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. discrepancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. conflict. disagreement. discrepancy. paradox. variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at variance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. mantık). Tenakuz, birinin doğruluğu ötekinin yanlış olmasını gerektiren iki halin bu vaziyeti çelişmedir. Çelişme prensibi felsefede muhakemenin prensibi olup «bir şey aynı zamanda hem var hem yok olamaz» şeklinde ifade edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradiction. controversy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. be in contradiction with. belie. contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. contrast. to contradict. to contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conflict. to be in contradiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strawberry jam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., anat karın boşluğu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwarfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızının kullanıcı tarafından manuel olarak ayarlandığı çekim modu. Ardından doğru pozlamayı sağlamak için diyafram açıklığı makine tarafından otomatik olarak belirlenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduated. graded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graded. graduated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diyafram Açıklığı Önceliği, kullanıcının istediğini diyafram açıklığını seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modudur. Enstantaneyi fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının resim derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünce içinde bulunan, düşüncesi olan, dolgun, sıkıntıda, tasalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoughtful. considerate. regardful. circumspect. wistful. advised. forethoughtful. mindful. pensive. worried. abstracted. delicate. meditative. philosophic. philosophical. reflective. ruminant. ruminative. sophisticated. tactful. minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerate. contemplative. meditative. nice. pensive. preoccupied. reflective. thoughtful. anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pensive. thoughtful. careful. lost in thought. depressed. worried. mindful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğlenip vakit geçirecek yerleri çok: Eğlenceli şehir. 2. Gönül eğlendirecek surette olan, can sıkmaz, eğlendirir: Eğlenceli bir oyundur. 3. Şen, şakacı, can sıkmaz: Eğlenceli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertaining. amusing. fun. enjoyable. lively. rollicking. saturnalian. sociable. upbeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droll. enjoyable. quizzical. rollicking. entertaining. amusing. funny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertaining. amusing. agreeable. diverting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğlence kabilinden. 2. Doymak maksadıyle değil de, oyalanmak için yenen kuru yemişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidbits. appetizers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferace giyen, ferace giymiş: Ferâceli yaşmaklı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferace yapmaya mahsus veya elverişli: Feracelik kumaş.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Price Priority)

Hisse Senetleri Piyasası’nda daha düşük fiyatlı satım emirlerinin, daha yüksek fiyatlı satım emirlerinden; daha yüksek fiyatlı alım emirlerinin, daha düşük fiyatlı alım emirlerinden önce karşılanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Geceli gündüzlü, gece gündüz: Geceli gündüzlü çalışarak iki haftada bitirdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geceye mahsus: Gecelik kıyafet. 2. Gece giyilen entari, gece vakti veya gündüzün dahi evin içinde giyilen esvap: Geceliğini giymiş: Gecelikle sokağa çıkmak ne kadar çirkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightgown. nightdress. lingerie. nightshirt. bedgown. gown. nighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightdress. nightie. pertaining to the night. night dress. fee for the night. nightgown. nighty. overnight. lasting the night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night gown. pertaining to the night. lasting the night. night dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justified. justifiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative. notional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranteed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: hocalık). 1. Efendilik, sahiplik. 2. Öğretmenlik, muallimlik, okutma vazifesi: Mektepte bir hocalık aldı. 3. Eskiden Ulemâ kıyafeti, talebe ve molla sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar hecesi olan: Bir, iki, üç... hecesi olan kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having syllables. syllabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnce olan şeyin hali, Ar. rikkat, kalınlık mukabili. 2. Ufaklık, hurdalık, dikkat. 3. Naziklik, nâriklik, zarafet. 4. Hafiflik, keskinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinness. fineness. slimness. refinement. finesse. delicacy. tact. subtility. touch. politeness. civility. courtesy. daintiness. discretion. elaborateness. fragility. grace. gracefulness. keenness. niceness. nicety. point. polish. slenderness. slight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chivalry. civility. courtesy. decency. delicacy. elegance. finesse. kindness. polish. refinement. subtlety. trick. thinness. slimness. detail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queenship. queenhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan, botanik). Sütleğengillerden, çok zehirli bir ağaç ki, yerliler bunun özsuyunu oklarını zehirlemekte kullanırlar (manzenilla).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cilâ» dan İf.) (mü. münceliyye). 1. Parlayan, parlak. 2. Apaçık görünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Acele olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Almanya veya Avusturya ahalisinden olan: Nemçelilerin ahlâk ve Adetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Almanya veya Avusturya ahalisinden olan: Nemçelilerin ahlâk ve Adetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin çoğalıp azalebilen, ölçülebilen, sayılabilen hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantity. proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin öbüründen Önce olması, Ar. takaddüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priority. precedence. preference. primacy. antecedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precedence. priority. antecedence. get up. initiative. preferential terms. primacy. prior rank. ranking. start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primarily. principally. first. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first of all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. before all else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primarily. principally. first. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first of all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. before all else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferred. of first priority. privileged. of top priority. preferential. indispensable. prior. underlying. predecessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prior. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferred. of first priority. privileged. of top priority. preferential. indispensable. prior. underlying. predecessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prior. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü çelik gibi sert ve güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır. Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır. Onun içine yüzde 2’ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan bir zayıf nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon.

Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir. Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır. Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir.

Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır. Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi. Ancak onlarda malzeme ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemen değişmez. Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olamaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır.

Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür. Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler. Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtırak da olabilir. Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur. O da bu elektro-kimyasal reaksiyonun hızını arttırır. Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur.

Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu. Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu. İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti. Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü. Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi.

Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz.

Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, alüminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır. Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır. Onun içine yüzde 2’ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan zayıf bir nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon.

Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir. Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır. Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir.

Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır. Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi. Ancak onlarda malzemem ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince bir tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemrn değişmez. Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olmaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır.

Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür. Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler. Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtrak da olabilir. Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur. O da elektro-kimyasal reaksiyonun hızını artırır. Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur.

Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu. Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu. İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti. Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü. Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi.

Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz.

Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, alüminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, zorlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taloned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimply. pimpled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yükseklik, Ar. ulüvv, rlf’at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chivalry. exaltation. highness. supremacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Time Priority)

Hisse Senetleri Piyasası’nda, fiyat eşitliği halinde, sisteme zaman açısından daha önce kaydedilen emirlerin öncelikli olarak karşılanmasıdır.


Finansal Terim by