çelik Kasa ne demek? | çelik Kasa anlamı nedir? | çelik Kasa

çelik Kasa anlamı nedir?

çelik Kasa ne demek?

çelik Kasa anlamı nedir?

çelik Kasa | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Melek ‘ otu. (Hıristiyanlar’da kadın ismi de olur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçeleri çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place full of gardens. plot for a garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kısa kesilmiş dal, sert değnek.

2.Kök salmak üzere yere gömülen ağaç budağı, parçası: Çelikten yetişme.

3.Çocukların oynadığı çelik çomak oyununda çomağa vurmaya yarayan değnek: Çelik çomak oyunu.

4.mec. Halat bağlamak için ağaç ve madenden yapılmış bir Alet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karbonla birleştirilerek kuvvet ve dayanaklılığı artırılmış demir, pûlât çelikten yapılmış, pûlâdî: Çelik bıçak. Çelik gibi = Güçlü, kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel. steely. steel. fid. cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel. layer. shoot. bracing. brace. diagonal brace. batter brace. tie. toggle bolt. diagonal. portal bracing. stretcher. pin. scion. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Su verilip sertleştirilen demir. 2.Çok güçlü kuvvetli. 3.Kısa kesilmiş dal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steel helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tipcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü hakan, yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steelworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelik vasıtasıyle ağaç yetiştirme yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çelik).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwarfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğlence kabilinden.

2.Doymak maksadıyle değil de, oyalanmak için yenen kuru yemişler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidbits. appetizers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferace yapmaya mahsus veya elverişli: Feracelik kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Geceye mahsus: Gecelik kıyafet.

2.Gece giyilen entari, gece vakti veya gündüzün dahi evin içinde giyilen esvap: Geceliğini giymiş: Gecelikle sokağa çıkmak ne kadar çirkindir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightgown. nightdress. lingerie. nightshirt. bedgown. gown. nighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightdress. nightie. pertaining to the night. night dress. fee for the night. nightgown. nighty. overnight. lasting the night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night gown. pertaining to the night. lasting the night. night dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: hocalık).

1.Efendilik, sahiplik.

2.Öğretmenlik, muallimlik, okutma vazifesi: Mektepte bir hocalık aldı.

3.Eskiden Ulemâ kıyafeti, talebe ve molla sıfatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnce olan şeyin hali, Ar. rikkat, kalınlık mukabili. 2.Ufaklık, hurdalık, dikkat.

3.Naziklik, nâriklik, zarafet.

4.Hafiflik, keskinlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinness. fineness. slimness. refinement. finesse. delicacy. tact. subtility. touch. politeness. civility. courtesy. daintiness. discretion. elaborateness. fragility. grace. gracefulness. keenness. niceness. nicety. point. polish. slenderness. slight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chivalry. civility. courtesy. decency. delicacy. elegance. finesse. kindness. polish. refinement. subtlety. trick. thinness. slimness. detail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: cassa).

1.Sandık, hazine, bir dairenin para konan yeri ve idaresi: Banka, tüccar kasası.

2.Para, değerli kâğıtlar vesaire saklamaya mahsus, yangından ve tehlikeden koruyan demir dolap: Kasasından para çalınmış.

3.Büyük mağazalarda satılan şeyin parasının ödendiği masa: Parasını kasaya vereceksiniz.

4.Bazı oyunlarda parayı tutan veya kumarı idare eden şahıs: Kasa kimdedir? Kasaya borçludur.

5.(denizcilik) Bir halatın ucunda kazığa geçecek surette yapılan ilik. Kasa etmek = Randa yelkeninin uskutasını açmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. coffer. strongbox. cashbox. register. cashier's desk. cashier's office. chest. case. crate. desk. peter. till. vaulting horse. cash desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. box. case. checkout. coffer. crate. safe. strongbox. till. safe-deposit box. chest. cab. bodywork. door frame. window frame. desk. horse. grommet. grummet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault cash. safe. strong box. cash register. till. safe-deposit box. body. case. door frame. window frame. horse. cash in hand. cash box. cash desk. coffer. collecting bank. pay desk. framing. jack. cash office. pay office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash book. cashbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash voucher. cash slip. sales slip. cashier's receipt. cash record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash count.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قصب] şeker kamışı. 2.nefes borusu. 3.ince keten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kasap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasabât). Kamış, saz, Fars. nây, ney (anatomi) Kasaba-i ree = Akciğer boruları, (tıp) lltihâb-ı kasabât = Akciğer borularında hâsıl olan kızarma ve öksürük, Fransızca: bronchite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Küçük şehir, çarşısı, belediyesi olan büyük köy, ahalisi beş on bin kadar olan yer: Çorlu, Tire, İnegöl kasabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town. small town. borough. burg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town. town. small town. borough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small town. large village. burg. inland town. place. county town. country town. municipal town. township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصبه] kasaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasaba ahalisinden olan adam: Kasabalılar köylülerin işini göremezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burgher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kasaba). Nefes boruları, bronşlar. Iltihâb-ı kasabât = Akciğer borularında meydana gelen kızarma ve öksürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasada vazifeli şahıs, kasayı yöneten adam, kasa memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayvanları kaşıyıp tozlarını gidermeye mahsus saçtan dişli Alet: At kaşağısı, al kaşağıyı gir ahıra.

2.insanın sırtını kendi kendine kaşıması için ağaçtan yapılmış, uzun saplı ve bir ucunda levhası olan dişli bir Alet. Kavga kaşağısı = Kavga bahanesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back-scratcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back scratcher. card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curry. to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kaside). Kasideler. bk. Kaside.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصائد] kasideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvana kaşağı sürmek, kaşağı ile temizlemek, tımar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fıkh). Katili bulunmayan bir maktûlun bulunduğu yer halkından elli kişinin mahkemede yemin etmesi, bir cemaatin yemini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At, katır veya ona benzer hayvanların işemesi. Kaşan yeri = Menzil hayvaQİarının yol üzerinde biraz dinlendirildikleri yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Atı durdurup işetmek. Orada hayvanlarımızı kaşandıracak kadar birkaç’dakika durduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yuva, Fars. Aşyân.

2.Ev, mesken, mec. muhteşem mesken, saray, sarayımsı ikâmetgâh.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کاشانه] yuva. 2.mâlikâne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvan). Durup işemek: Bu at bugün hiç kaşanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yenecek koyun, sığır vesaire etlerini kesip satan adam. Kasap dükkânı = Et satılan dükkân. Kasap merhemi = Bir çeşit ilâç. Fransızca: basilicon. mec. Kasap süngeriyle silinmiş (yüz) Hayâsız, utanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. killer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. butcher's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. butcher shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük kasap dükkânı, kasabın et sattığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kasap işi: Kasaplıkla hayli para kazandı.

2.Koyun vesaire kesip yüzene verilen ücret, kasaplık hakkı.

3.Kasaba uygun: Kasaplık koyun.

4.mec. Kan dökücülük, Osm. hunharlık, hûnrîzlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery. butcher's trade or business. butchering. fit for slaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaseri. old stager. stager. experienced person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of yellow cheese made of sheep's milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pale yellow cheese made of sheep's milk. tricky. deceitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başlıca Edirne taraflarında yapılan bir çeşit peynir, üç dört parmak kalınlığında, tekerlek biçiminde yapılır: Kaşar peynir, kaşar peyniri. 2.mec. Arsız, yüzsüz, vurdumduymaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Geminin baş ve kıç tarafındaki kısa güverte, asıl güvertenin üstündeki küçük güverte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hoşa gitmeyen bir işe alışarak artık ondan tesir duymaz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to doing wicked things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşarlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kıssa).

1.Kıssalar, fıkralar, hikâyeler, rivâyetler. Ahseniil Kasas = Kıssaların en güzeli, yani Hz. Yûsuf kıssası. Sûre-i Kasas = Kur’an’ın 28. sûresi. 2.Bir yazı çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erlerin belde taşıdıkları, yalın olarak süngü yerine tüfeğin namlusu ucuna taktıkları düz ve kısa kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sword bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Sertlik, katılık, Ar. salâbet.

2.Merhametsizlik, duygusuzluk: Kalb kasaveti. 3.Keder, gam, dert, tasa, gaile: Çocukları için kasâvettedir. Oğlunun kasâvetini çekiyor. Siz kasâvet etmeyin, kasavet çekmeyin (dilimizde en çok Arapça’da pek kullanılmayan bu üçüncü mânâ ile kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قساوت] katılık, sertlik. 2.keder.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasalanmak, keder etmek, gailesini çekmek: Siz onun için hiç kasâvetlenmeyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tasalı, kederli, gamlı, gaileli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe deposit box. safe-deposit box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queenship. queenhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksân» dan masdar) (c. münâkasât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Alınacak veya yaptırılacak bir şeyin en az bedele razı olana ihâle olunmak üzere açık eksiltmeye konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNAKAŞA) (i. A. «nakş» tan masdar) (c. münâkaşât). Atışma, çekişme, mücadele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underbidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. disputation. altercation. argumentation. bickering. hassle. spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. wrangle. heated debate. encounter. altercation. argumentation. barney. broil. bust up. competitive tendering. confab or conflab. contest. controversy. disagreement. disputation. parley. rhubarb. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقصه] açık eksiltme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقشه] tartışma. 2.irdeleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin çoğalıp azalebilen, ölçülebilen, sayılabilen hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantity. proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin öbüründen Önce olması, Ar. takaddüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priority. precedence. preference. primacy. antecedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precedence. priority. antecedence. get up. initiative. preferential terms. primacy. prior rank. ranking. start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primarily. principally. first. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first of all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. before all else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primarily. principally. first. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first of all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. before all else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferred. of first priority. privileged. of top priority. preferential. indispensable. prior. underlying. predecessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prior. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferred. of first priority. privileged. of top priority. preferential. indispensable. prior. underlying. predecessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prior. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü çelik gibi sert ve güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stainless steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır. Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır. Onun içine yüzde 2’ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan bir zayıf nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon.

Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir. Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır. Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir.

Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır. Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi. Ancak onlarda malzeme ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemen değişmez. Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olamaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır.

Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür. Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler. Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtırak da olabilir. Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur. O da bu elektro-kimyasal reaksiyonun hızını arttırır. Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur.

Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu. Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu. İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti. Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü. Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi.

Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz.

Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, alüminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çelik ile demir arasında çok az bir fark vardır. Saf demir bir bakır kadar yumuşaktır. Onun içine yüzde 2’ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan zayıf bir nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon.

Günlük hayatımızda kullanılan eşyaların paslanması sonucu her yıl dünyada milyonlarca dolar boşa gitmektedir. Bu kaybın büyük bir kısmı demir ve çeliğin paslanmasından dolayıdır. Paslanmayı kısaca demirin havadaki oksijen ile birleşmesi olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu elektro kimyasal bir reaksiyondur. Bu nedenle malzemenin bir yerinde başlayan paslanma boyanın altından geçerek diğer bir yerde ortaya çıkabilir.

Sadece demir ve çelik değil diğer metaller de paslanır. Örneğin, alüminyum, pirinç, bronz gibi. Ancak onlarda malzemem ile oksijenin birleşmesinden oluşan çok ince bir tabaka, daha oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar, paslanmanın ilerlemesini önler. Bu tabaka o kadar incedir ki, malzemenin rengi hemen hemrn değişmez. Demirdeki paslanmanın özelliği onun ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olmaması, paslanmanın malzemenin içine nüfuz etmesi, sadece görüntü değil mukavemetin de bozulmasıdır.

Paslanmada havadaki nemin de etkisi büyüktür. Reaksiyondaki su miktarı pasın rengini de belirler. Bu nedenle pasın rengi siyah veya çok koyu kahverengi olabildiği gibi sarımtrak da olabilir. Paslanmanın hızını artıran faktörlerden bir diğeri de tuzdur. O da elektro-kimyasal reaksiyonun hızını artırır. Kışın kar nedeni ile yollarına tuz dökülen yerler ve deniz kenarlarında paslanma daha hızlı olur.

Paslanmaz çelikten önce, paslanmayı önlemek için malzeme boyanıyor veya galvaniz kaplanıyordu. Bu çözümler de özellikle sağlık ve gıda sektöründe başka sorunlar yaratıyordu. İlk paslanmaz çeliği Harry Brearley, 1913 yılında tesadüfen keşfetti. Tüfek namluları için çeşitli metalleri birleştirerek deneyler yaparken bazılarının paslanmaya karşı dirençli olduklarını gördü. Her büyük buluşta olduğu gibi, o da bunu sanayicilere kabul ettirebilmek için uzun bir uğraş verdi.

Krom gibi bazı metaller, atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz.

Paslanmaz çeliğin içinde yüzde 10-30 krom vardır. Bu orana ve eklenecek nikel, titanyum, alüminyum, bakır, sülfür, fosfor ve benzeri elemanlara bağlı olarak kullanım yeri değişir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yükseklik, Ar. ulüvv, rlf’at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chivalry. exaltation. highness. supremacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by