Cem’-i Müennes ne demek? | Cem’-i Müennes anlamı nedir? | Cem’-i Müennes

Cem’-i Müennes anlamı nedir?

Cem’-i Müennes ne demek?

Cem’-i Müennes anlamı nedir?

Cem’-i Müennes | Dream Meanings


İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzellikleri kendinde toplayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

1. Türk musikisinde porte’nin beşinci çizgisine yazılan fa perdesi. 2.Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan çok eski, şimdi pek az kullanılan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Acâm).

1.Arap olmayan kavimler. Arab’ın gayrı, fasih Arabça söylemeyen adam: Arab ve Acem; Arâb ve Acâm.

2.Bilhassa iranlı, Iran ahalisinden adam, Fars eyaleti halkından: Bizim Acem dediğimiz adamların çoğu Türkmen’dir.

3.İran, Acemistan: Aceme gitti; Acem seyahatnâmesi. Acem gömleği = İş için esvab üzerine giyilen uzun ve geniş gömlek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Acim).

1.Arab olmıyan, Arab’ın gayrı.

2.Arapça’yı iyi söylemiyen, Acemî.

3.İranlı, Acem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persian. iranian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم] arap olmayan. 2.İranlı, acem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arap olmayan milletlerin hepsi 2.Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse 3.Özellikle İranlı, İran halkından biri. Acem Bekir Efendi: Türk Reisü’l-Küttab, 1723.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde dügâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde çok eski ve çok kullanılan bir mürekkep makam. Çârgâh makamının acem aşîrân (fa) perdesindeki şeddidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde portenin birinci aralığına yazılan fa perdesinin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Acemler’e yakışırcasına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجم عشيران] Türk mûsikisinde bir makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halk ağzında Farsça.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) farsça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. mü).

1.Arab’ın gayrı olan kavimlerden birine mensup bulunan, Arab olnıyan, Arab’ın gayri. 2.İranî, İranlı, Fürsî: O Arabî, ben Acemî.

3.Acemi, tecrübesiz, ustalık kazanmamış, mübtedi, çırak. Acemi oğlanı = Yeniçeri şâkirdi ve mülâzimi. 4.Yabancı: Siz buranın acemisisiniz galiba (Önce dil hususunda kullanılıp Arab olmamakla iyi Arabça söyleyemiyenlere denilmiş ve sonra mânâsı genişlemiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arab olmıyan ve Arabçayı iyi söylemiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. clumsy. unskilled. untrained. learner. unbaked. inexpert. callow. green. guiltless. half-baked. inept. new. raw. simple. strange. sucking. unfledged. unseasoned. unversed. young. young in one's job. beginner. novice. stranger. trainee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginner. brash. callow. colt. cub. fresh. new. novice. raw. untrained. inexperienced. green. tyro. greenhorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginner. unskilled. unfamiliar with. unfledged. callow. inexperienced. amateur. clumsy. erk. fresh. gauche. inexpert. johnny raw. left handed. noncongnoscenti. novice. rude. strange. tiro. tyro. unhandy. unpractised. unversed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجمی] deneyimsiz, acemi. 2.İranlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. green. colt. fledgeling. kid. raw recruit. rookie. tenderfoot. vamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw recruit draftee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsyly. verdantly. greenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardly. clumsily. ineptly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Tecrübesizlik, bilgisizlik, maharetsizlik, müptedilik, şâkirdlik, yabancılık: Onun da acemiliği ne vakte kadar sürecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. verdancy. clumsiness. awkwardness. rawness. greenness. ineptitude. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. callowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. muff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. coğrafya). İran, Farsça konuşulan yerler: Acemistan’a seyahat; Acemistan’ı dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجمستان] İran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. acemî).

1.Tecrübesizler,

2.İranlılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجميان] deneyimsizler. 2.İranlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.. A. T. F.). Türk musikisinde yegâh (re) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آفتاب جمال] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi parlayan, sevgili, maşuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ay yüzlü. 2.Fatımi devleti vezir ve serdarlarındandır. 2 defa Şam valisi olmuştur. (1013-1094).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Topu, hepsi, mecmûu: Cemm-I gafîr = Pek kalabalıklı cemaat (yalnız bu tâbirde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdar, melik, şah (aslı «cemşîd»dir. İran mitolojisinde şarabı bulduğuna inanılan bir hükümdar). Ayîn-I cem = Eski İranlılar’ın içki ve eğlenceye yaptıkları bir Ayîn ki gûyâ Cemşîd ile başlamıştır, mec. Böyle meclis: Dün gece bir Ayîn-i cem yapıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Contract Electronic Manufacturer. cemetery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

IUCN Commission on Ecosystem Management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Continuous Emissions Monitoring The measurement and reporting of specific pollutant levels at a facility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chief Enlisted Manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Concept Evaluation Model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Continuous Emissions Monitoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Contract Electronics Manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Contract manufacturing or contract electronics manufacturing Production of electronic equipment on behalf of an original equipment manufacturer customer, in which the design and brand name belongs to the OEM Often refers to the industry based on providing

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمع] toplama. 2.çoğul. cem’ edilmek toplanılmak. cem etmek toplamak, derlemek, bir araya getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چم] salınma. 2.süslü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Toplama, biraraya getirme, yığma. 2.Hükümdar, şah. 3.Süleyman Peygamberin lakabı. 4.Büyük İskender’in lakabı. Cem Sultan: Fatih Sultan Mehmed’in Çiçek hatundan olma oğlu (1459-1495).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(CEMAAT) (i. A. «cem’» den) (c. cemâat).

1.Bir yere toplanmış insanlar, gürûh, topluluk, takım, bölük: Orada bir cemaat var idi. 2.Bir imama uyup namaz kılan Müslümanlar topluluğu: Cemaate göre İmam.

3.Bir mezhebe tâbi ve bir zümre teşkil eden ahali: Edirne’nin Rum, Ermeni, Bulgar cemaati. Cemâat-i Islâmiyye; cemâat-i gayr-ı müslime. Son cemaat = Camiin içine sığamayıp iki kapısı arasında namaz kılanlar. Son cemaat yeri = Camiin iç ve dış kapısı arasındaki örtülü yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parish. congregation. community. crowd. boodle. caboodle. communion. flock. fold. parish. sect. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congregation. flock. community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congregation. assembly. religious community. crowd. flock. house. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماعت] topluluk. 2.camide ibadet edenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cemâdât). Hayatı ve gelişmesi olmayan cisim, bitki ve hayvan dışında kalan cansızlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماد] cansız varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمادات] cansız varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hicrî takvimde ayların beşincisiyle altıncısının ismi olup, birincisine «cemadiyel-evvel» ve ikincisine «cemadiyel-Ahire» derler, mec. Cemâziyeievvel = Eski hal: Ben, onun cemâziyelevvelini bilirim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. cumhur). Cumhurlar, topluluklar, (bk.) Cumhûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماهير] cumhuriyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güzellik, yüz güzeliği

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمال] yüz güzelliği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüz güzelliği, zahiri ve batıni güzellik. Allah’ın rahmetle tecellisi. Allah’ın lütuf, ihsan, rıza sıfatlarının karşılığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. el-Cevad el-İsfahani tarafından ilk defa kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Naz ile salınarak yürüyen.

2.Şarap kadehi. 3.Çemen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Salına salına yürüyen. 2.Nazlı sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpsichord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).çembalo, piyanoya benzer bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çenber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. circumference. hoop. ring. bail. circuit. girth. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. circumference. hoop. wooden ring. metal strip. large printed kerchief. basket ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle. band. hoop. orbit. ring. rim. strap. encirclement. bandage. ball. loop. girdle. iron. fillet. drum. perimeter. periphery. circular. peripheral. runner. wreath. hasp. ferrule. annulus. clip. ribbon. brasting. toroid. torodial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strap. to encircle. circumscribe. hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strapped. hooped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cimâl). Erkek deve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمل] deve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Ağaç ve çiçekleri olan çayır, bahçenin oturulacak gölgelik çayırı.

2.Yeşil ve kısa otla yani çimle örtülü yer, yeşillik: Çimenin üzerine oturmak.

3.Bahçede ve yol kenarlarında çimenlik yapmak üzere, kısa otla kaplı bir yerden ot ve kökleriyle beraber kesilip naklolunan tezekler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fenugreek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cummin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چمن] çimenlik, çayırlık. 2.yeşillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çimen): Baklagiller familyasından sarımsı beyaz çiçekli 20-40 santimetre boyunda, bir yıllık, otsu bir bitkidir. Tohumlarında, müsilaj, uçucu ve sabit yağ, trigonellin vardır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Göğsü yumuşatır. Vücuda rahatlık verir. Şehvet artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çemenle örtülmüş yer, çemenlik, yeşillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çimenlik, bah

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çemenle örtülü, çemenlerle süslü yer: Bahçenin bu tarafını çemenlik yapacağım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapıştırmak; beton ile kaplamak. cement good relations with.... ile dostluk kurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çimento; tutkal, zamk, macun, çiriş; yapıştırma işinde kullanılan herhangi bir madde; (dişçi). dolgularda kullanılan alçı .cement block çimento briket. hydraulic cement su kireci. Portland cement Portland çimentosu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çimentolama işi; (mad). tavlama, sementasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چمنزار] çimenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Otlak. Çimenlik.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezarlık, kabristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEM’) (i. A.) (c. cumö, ecma’).

1.Toplama, biriktirme, devşirme, birikme: Birçok kitaplar cem’etmiş; sarfetmeyerek bir hayli para cemetti. 2.Birden fazla şeyi toplama: Kılıç ile kalemi cem’ etmiş; o adam dünyevî ve uhrevî faziletleri cem’etmiştir.

3.Arapça’da ikiden, Türkçe ve Farsça ile tesniyesi olmayan sair dillerde birden fazla şahsa delâlet eden kelime (isim, sıfat, kinaye, fiil): Adamlar, geldiler, biz, merdân, ricâl kelimeleri cemîdir (bu mânâ ile c. cumû dahi kullanılır). Cem’-i müzekker, cem’-i müertnes, cem’-i sâiim = «On» ve «İn» ilâvesiyle teşkil olunan Arapça çokluk ki, başlıca sıfatlara mahsustur: Müslimîn, mü’minîn, Alimîn gibi. Cem’i-mükesser = Müfret sigasının değişmesiyle teşekkül eden Arapça çokluk: Kütüb, ricâl gibi. Cem’-ül cemi = Zaten cemî olan bir siganın cem’i: Masârifât gibi ki «masraf» ın cem’i olan «masârif» in cem’idir. İsm-i cemî = Arapça’da müfret olduğu halde cemî mânâsını ifade eden isim ki «he» ilâvesiyle müfredi teşkil olunmaz, zira o vakit cins ismi denilir. Cem’-i kıllet = Dokuzdan aşağıya mahsus olan Arapça çokluk. Cem’-i kesret = Dokuzdan fazlaya mahsus olan Arapça çokluk.

4.(matematik). Hesapta dört işlemin birincisi ki birkaç sayının toplanıp bir sayı teşkil etmesinden ibarettir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جميع] tümü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cümleten, bilcümle, bütün, tekmil, hep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den smüş.) (mü. cemîle). Cemâl sahibi, güzel: Evsâf-ı cemile = Güzel sıfatlar. Zikr-i cemîl =

1.İyilikle yâd etme, övme: Zikr-i cemîliniz geçti. 2.Mektep imtihanlarında mükâfata lâyık olmayanların en ileride bulunanlarına mükâfat olarak verilen basılı kâğıt.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جميل] güzel. 2.yüzü güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzel erkek. 2.İyilikle anma. 3.Eskiden okullarda verilen başan kağıdı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den smüş.). Birinin hatırını hoş etmek için yapılan hareket: Falâna cemîle olmak üzere bu işi yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beau geste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جميله] iyilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel kadın. 2.Gönül almak amacıyla yapılan davranış. 3.İlk Emevi devrinde yaşamış meşhur Arap şarkıcısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İyiliksever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). İyiliksevercesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İyilikseverilik, iyilik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Işık, nur topluluğu, çok nurlu, aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(CEM’İYYET) (i. A.) (c. cem’iyyât).

1.Topluluk, bir yere toplanma veya toplu bulunma, dağınıklık mukabili. 2.Hey’et, topluluk, cemaat: Cem’iyyet-i beşeriyye, cem’iyyet-i beşer.

3.İlim ve fenne ait incelemelerde bulunmak maksadiyle teşekkül etmiş hey’et ve meclis, akademi. Fars. encümen: Cem’iyyet-i ilmiyye (ilim cemiyeti), cem’iyyet-i tıbbiyye (tıp cemiyeti), cem’iyyet-i coğrâfiyye (coğrafya cemiyeti).

4.Eğlence için bir yere toplanan halk, düğün: Nikâh, sünnet cemiyeti: Bu evde akşam cemiyet var idi. 5.Sözün birkaç şekilde benzerlik ve münasebeti toplanması; cem’iyyet-i kelâm.

6.(tasavvuf). Zihin ve hatırın yalnız Tanrı ile meşgul olması: Dindarların hepsine cemiyet müyesser olamaz. Cem’iyyet-i hâtır = Zihin ve fikrin dağınık olmayıp toplu olması: Cem’iyyet-i hâtır olmadıkça insan zihnen çalışamaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraternity. society. association. community. fellowship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. society. social body. gathering. assembly. party. banquet. community. gemeinschaft. guild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعيت] topluluk, toplum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Toplu, dağınık ve perişan olmayan: Cemiyetli bir halde yaşıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iF. A. cemiyet = toplanma, F. gâh = mekân). Toplanma yeri, toplanılan yer, cemiyet yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جميعا] tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. A.) (Bir kelimeyi) cemî yapmak, cemî sigasını teşkil etmek: Türkçe’de isimleri cemîlendirmek için sonlarına «lar, Jer» eklemek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. A.) (kelime). Cemî olmak, çokluk şekline sokulmak: Türk• çe’de isimler «lar, ler» ilâvesiyle cemîlenir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جم] kalabalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cemrât).

1.Yanmış kömür parçası, kor.

2.Şubatta yavaş yavaş artan hararet (üç devri olduğuna inanılarak, gûyâ birincisinde cemre havaya, ikincisinde suya, üçüncüsünde toprağa düşer),

3.Hacıların hac sırasında Şeytan’ı taşlamaları.

4.(tıp). Pek iltihaplı bir çıban.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase of warmth in february.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ateş. 2.Kor halinde ateş. 3.Şubat ayında azar azar artan sıcaklık. 4.Hacıların Mina’da şeytan taşlaması. Küçük taş parçası. Arafat’ta hacıların şeytan taşlamaları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çemrenmek işi. (bk.) Çemrenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suya girmek üzere paçaları sıvayıp hazırlanmak: Suyu görmeden çemrenmemeli. mec. Bir işe ciddî surette teşebbüse hazırlanmak. Osm. tasaddî etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Erkek İsmi) 1.Hz.Süleyman. 2.Cemşid’in oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cemşasb’ın babası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük kalabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şeklini bozmadan sonundaki müennes alâmeti olan e (t) kaldırılıp yerine «At» getirilir: Muallime, muallimât gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Kırık cemi, kırık çokluk. Arapça’da c. yapılacağı zaman müfredinln şekli bozularak yapılan cemi: İlm, ulûm gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şeklini bozmadan sonuna İn, Ün getirilerek yapılan c. muallim, muallimin, Ahır, Ahırûn gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dört işlemden toplama yoluyla: 3, 5 ve 8 ki cem’an 16.

2.Toptan, cümleten, hep.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعا] toplam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعيات] cemiyetler, dernekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعيت] cemiyet, dernek. 2.topluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعيت اقوام ]Birleşmiş Milletler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, bir kır bitkisi (achillea millefolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yaraotu): Bileşikgillerden; çeşitli türleri olan bir kır bitkisidir. Kuru topraklarda, yol kenarında yetişir. Yaprakları uzun ve parçalıdır. Çiçekleri beyaz ve pembedir. Kandil şeklinde gruplaşmıştır. Kokusu çok güzeldir. Hekimlikte dal, yaprak ve çiçekleri kullanılır. İçinde Achillein denilen acı bir madde vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı ve kansızlığı giderir. Kanı temizler. Balgam söktürür, öksürüğü keser. Sinirleri ve vücudu kuvvetlendirir. Bağırsak ve mide gazlarını giderir. İshali keser. Basur memelerini tedavi eder. Kızamık, boğmaca, raşitizm, albasması, aybaşı gecikmesi ve kemik hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başlama, başlangıç; diploma töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topluca, hep bir arada: Cümbür cemaat gittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all together. the whole kit and caboodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aralık, birinci kânun, kânunuevvel. Decembrist (i). 1825 tarihinde Rusya'da meşrutiyet hükümeti kurmak isteyenlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da on üyesi olan hükümet meclisi azalarından her biri; yetkili makamda bulunan on kişiden her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.).Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yerinden çıkarma veya çıkarılma; (fiz). bir geminin ihraç ettiği suyun ağırlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok bilmiş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. istihkâmda top yeri, topa mahsus platform; tabya; yerleşme, belirli bir yere koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ercümend.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baharatlı kıyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sebep, saik, vesile; ikna, teşvik, tahrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tart. içine doldurulan ince kıyılmış elma, kuru üzüm ve baharat karışımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Acem», ic’Am’den imef) (mü. mûceme).

1.Noktalı (harf): Cİm-i mûceme.

2.Alfabetik eser.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «üns» den imef.) (mü. müennese). Gerçek veya itibâr! olarak dişi olan veya dişiye uygulanan (kelime): Müennes isim. Cem’I müennes-i silim = Arapça’da (-At) edâtıyla yapılan çokluk: MUslimât (Müslüman kadınlar) gibi. Müennes-i hakîki = Gerçekten dişi olan isim. Müennes-i lafzI = Kelime sonunda «t» veya diğer bir dişilik alâmeti bulunan Arapça İsim. Müennes-i semâİ = Arapça’ da sebepsiz olarak müennes sayılan isim: Şems, yed, nefs gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hücûm»dan) (c. muhâcemât). Her taraftan ve birden hücum etme, üşüşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cümûd»dan if.) (mü. müncemide). Donmuş, donuk, buz hâlinde olan. Bahr-i Müncemid-i Şimâli, Cenubî = Kuzey Buz Denizi, Güney Buz Denizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem’» den if.) (mü. mütecemmia). Toplanmış, birikmiş, yığılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den if.) (mü. mütecemmile). Bezenmiş, donanmış, süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terceme» den) (mü. müterceme). Bir dilden diğer bir dile çevrilmiş, tercüme olunmuş: Fransızca’ dan mütercem bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منجمد] donuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترجم] çevrilmiş, tercüme edilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek alınan kimse; kalbin atış hızını ayarlayan gudde; kalbin atış hızını ayarlayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. barıştırıcı kimse, uzlaştırıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vaktiyle başını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç.

2.Hayvanların, enselerinde bitip uzayan ve kalın kıllardan ibaret olan saçları, yele: At, arslan perçemi. Civanperçemî = Kandil çiçeğinin bir çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forelock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fringe. bang. forelock. forelock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock of hair. curl. forelock. fringe. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرچم] kakül. 2.yele. 3.bayrak. 4.bayrak püskülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kâkül. Yele. 2.Mızrak, bayrak gibi şeylerin başlarına konan püskül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. parça parça, yavaş yavaş; s. parçalardan yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyma, yerleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. polis ,zabıta memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçek salkımı, salkım durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. salkıma benzer, salkımlar halinde yetişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب جمال] güzel yüzlü, güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini geri planda tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yıpramak, kıpırmak.

2.Sinip sızlanmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asker; tamirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok sürüp uzatma: İşi sürüncemeye düşürmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den masdar). Toplanma, yığılma, birikme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجمع] toplanma, bir araya gelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

toplanmak, bir araya gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tecemmû). Toplanmalar, yığılmalar, birikmeler

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cemâd» den). Donma, katılaşma, sertleşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cemâl» den masdar) (c. tecemmülât). Ağır, kıymetli eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüme, çoğalma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجمل] süslenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترجمه] çeviri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by