Centimeter,-tre ne demek? | Centimeter,-tre anlamı nedir? | Centimeter,-tre

Centimeter,-tre anlamı nedir?

Centimeter,-tre ne demek?

Centimeter,-tre anlamı nedir?

Centimeter,-tre | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mücerret, soyut.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abstrait

fel. soyut

Varlığı duyularla algılanamayan


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). artist, aktris, kadın oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آفت رسان] bela getiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accéléromètre

fiz. ivmeölçer

Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Alkalilerin sağlık derecesini göstermeye yarayan alet, alkalölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcalimètre

kim. alkalölçer

Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. alcoolmètre

kim. alkolölçer

1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz.

2.İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. altimètre

yükseklikölçer

Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höhenmesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarar alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ampèremètre

fiz. akımölçer

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter. ammeter amperölçer. akımölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anémomètre

yelölçer

Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embedded. fixed in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbedded. inserted. sunk. built in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Binaların giriş kısmı, giriş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entrée

giriş

Bir yapıda içeri geçilen yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance. doorway. ante-room. antechamber. entree. entry. hall. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance. foyer. vestibule. doorway. foyer giriş. methal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cavern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doorway. entrance. entry. hors d'oeuvre. lobby. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sporda hazırlık çalışması, idman.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entraïnement

sp. alıştırma

Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılan uygulama, hazırlık çalışması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training. workout. exercise. practice. workout alıştırma. idman. egzersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir spor kolunda sporcuları yetiştiren mütehassıs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entraîneur

sp. çalıştırıcı

Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer. coach. skipper. skip. handler. bottle-holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coach. trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer. coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gümrük veya oktruva harcı ödenmemiş olan malların saklandığı depo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonded warehouse. entrepot. packing house. storehouse. warehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonded warehouse ardiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse. bonded warehouse. bounded warehouse. entrepot. bond. chandlery. store warehouse. principal store. wharfage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sıvıların yoğunluk derecesini ölçmeye yarayan Alet. Arşimet (Arkhimides) kanununa dayanılarak yapılan bu Alet, içi boş cam bir silindir ile bunun üst kısmındaki dereceli bir çubuktan meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aréomètre

kim. sıvıölçer

Bir sıvının özgül ağırlığını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y.). Asidölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acidimètre

kim. asitölçer

Bir asidin özelliğini, konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titreyen, korkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba dingili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. azotomètre

kim. azotölçer

Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ters akıntı anafor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local train. suburban train. local express. local railway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). Fransızca barometre’den). Havanın ağırlığını mukayese ve hava değişikliklerini önceden tayin ve yerini, irtifaını keşfetmeye mahsus Alet. Osm. Mikyas-ül-havâ, mîzân-ül-havâ.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. baromètre

fiz. basınçölçer

Hava basıncını ölçerek yer yükseltilerini ve hava değişimlerini tespit etmek için kullanılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer. weather glass. rain glass. weatherglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Barometre hava basıncını ölçmeye yarar. Bir çoklarımızın evinde termometre vardır da barometre yoktur. Olanların da çoğu için pek mana ifade etmez. Halbuki barometre hava tahmininde en önemli araçtır.

Çok sağlıklı hava tahminleri meteoroloji balonları, şimdilerde ise uydular vasıtası ile yapılıyor ama evinizde barometrenin düşüş veya yükselişini takip ederek, bir de rüzgar yönünü gözlemleyerek hava tahminini rahatlıkla yapabilirsiniz.

Örneğin barometre 30’un üstünde gösteriyor ve yükselmeye devam ediyorsa hava açık olacak ve rüzgar şiddeti azalacak demektir. Eğer 30’un altında ve düşmeye devam ediyorsa hava bulutlu ve rüzgarlı olacak, hatta fırtına gelebilecektir.

Atmosferdeki hava basıncındaki değişiklikler rüzgarları yaratırlar. Ancak hava basıncındaki değişiklik tek başına o günkü veya gelecek günlerde oluşacak hava durumları hakkında yeterli bilgi veremez. Eğer rüzgar yönünü de biliyorsanız o zaman kısa dönemler için pratik tahminler yapabilirsiniz. İimdi rüzgar yönleri, barometrenin durumu ve bunlara göre oluşabilecek hava durumlarına bir bakalım:

Diyelim ki evinizde bir barometre yok. Problem değil. Hava basıncını ölçmenin diğer pratik yolları da var. Bir fincan kahve de aynı işi görebilir. Eğer kahve üzerindeki kabarcık ve köpükler fincanın ortasında toplanıyorlarsa hava basıncı yüksek, kenarlara doğru yayıiıyorlarsa basınç düşük demektir.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. bathymètre

den. derinlikölçer

Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,çoğ., Fr. edebiyat, gökçe yazın; güzel sanatların bir kolu olarak edebiyat; edebiyatın seçme örnekleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. saçmak, kaplamak, dağıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu kahverengi bir çeşit boya; kurum boyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bolomètre

fiz. ışınımölçer

Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Asnam incir ağacı, bo inciri, Budistlerin kutsal saydıgı ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bravia Theatre Sync, Ev Sineması ayarlarını kontrol etmenin yeni yoludur. HDMI™ bağlantıları ve bir uzaktan kumanda kullanılarak, sistemi oluşturan çeşitli birimler arasında sinyaller gönderilebilir. BRAVIA Theatre Sync her türlü karmaşıklığı ortadan kaldırır; bu sayede, filmin keyfini çıkarmaya konsantre olabilirsiniz. Tek bir tuşa dokunmanızla ses cihazı ve TV açılır, doğru girişler seçilir ve Blu-ray Disc™ veya DVD oynatıcı çalışır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). payanda, ayak: destek:(f). ayak veya payanda koymak; desteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merkez, orta; (mak). punta tornası; (spor). santr; (pol). ıIımlı parti, grup vb center bit punta matkabı. center of attraction çekim merkezi; dikkat merkezi. center of gravity ağırlık merkezi. dead center (mak). sabit punta Iive center (mak). dön

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortaya almak, bir merkezde toplamak; ortasını almak, ortalamak; ortada olmak, ortaya gelmek; merkezde toplanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santilitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santimetre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çerkesler’in konuşmaları gibi Türkçe’yi yanlış ve bozuk bir şive ile söyleme: Dili çetrefildir. Çetrefil söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. confusing. incomprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kartuziyen rahipleri tarafından Fransa ve ispanya'da imal edilen kokulu likör; sarımtırak açık yeşil renk. chartulary (bak). cartulary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halk oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaf, pot; insanı mahcup eden veya zor duruma düşüren bir olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). kurceta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. densimètre

fiz. yoğunlukölçer

Sıvıların özgül ağırlığını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). On litrelik hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decaliter. decalitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). On metrelik uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decameter. decametre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Litrenin onda birine eşit hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deciliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deciliter. decilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Metrenin onda birine eşit uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دسترس] ulaşma, elde etmek. destres olmak ulaşmak, elde etmek. destres olunmak ulaşılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV sinyallerinde genellikle siyah-beyaz ve renkli görüntü bilgileri tek sinyalde birleştirilirler. Dijital Comb Filtresi, renkli ve siyah-beyaz görüntü bilgilerini ayırarak, hassas görüntü ayrıntılarında yaşanan türden resim titreşimine neden olmadan net ve keskin görüntü ayrıntıları sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında resim netliğini artıran (resim ayrıntısı amplifikasyonu) ve görüntü kenarı parazitlerini azaltan (kontrast kazanımı) bir filtreleme tekniğidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir kuvveti ölçmeye yarayan cihazların genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamomètre

fiz. kuvvetölçer

Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (nad). müdire, kadın direktör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dert, sıkıntı, üzüntü, keder, ıstırap, tehlike; (huk). borca karşllık eşyaya el konulması, haciz; (f). keder vermek, ıstırap çektirmek, sıkıntı vermek, sıkmak, felakete sürüklemek; (huk). borca karşılık bir kim senin eşyasına el koymak. dis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İngiliz Başvekili 'nin ikamet ettiği sokak; (k.dili). ingiliz hükümeti. down payment taksitle alışverişte peşin ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıntı yonünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. extrait

1. öz,

2.tic. hesap özeti,

3.kim. özüt

1. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü.

2.Hesap sahiplerinin hesabına yatan ve söz konusu hesaptan çekilen miktarların dökümünü gösteren cetvel.

3.Bir maddenin herhangi bir yolla elde edilmiş olan özü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract of account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. abstract account. bank statement. pass sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. extrême

1. aşırı,

2.uç,

3.sıra dışı

1. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren.

2.Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren.

3.Alışılmışın dışında olan.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya yarım kahve kaşığı kekik konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Hepsi bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric locomotive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalvarmak, yakarmak, rica etmek, niyaz etmek. entreaty i. rica, niyaz, dilek, temenni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giriş, giriş müsaadesi, giriş hakkı; esas yemek; ziyafetlerde balık ile et arasında verilen yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak veya soğuk tatlı, garnitur, esas yemeğin yanında veya arasında verilen ek yiyecekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hendek veya siper kazmak; sağlamlaştırmak, yerleştirmek, emniyete almak. entrench on tecavüz etmek, bir başkasının hakkını çiğnemek. entrenched s. sabit, kolay degişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, antrepo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işadamı, müessese sahibi; müteşebbis kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. zemin katı ile birinci kat arasındaki kat, asma kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Asmera.

Nüfus: 3.200.000.

Komşuları: Güneyde Etiyopya Doğuda Cibuti, Batıda Sudan Kuzeyde Kızıldeniz.

Din: Müslüman ve Hıristiyan.

Dil: 7 yerli dil.

Yönetim Biçimi: Geçiş Döneminde.

Tarih: Eritre 1890’dan 1941’de İngilizlerin eline geçene kadar bir İtalyan kolonisiydi. İngiliz ve BM denetiminin ardından, 1952’de federe bir birim olarak Etyopya’ya bırakıldı. Etyopya 1962’de Eritre’yi bir eyalet olarak ilhak etti. Bu, 24 Mayıs 1993’te Eritre bağımsızlığını resmen ilan edene kadar sürecek olan 31 yıllık bir bağımsızlık mücadelesine neden oldu.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Eritre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (ing.), (huk.) asıl mahkemekaydının sureti; (f.) infaz için kayıtlardan çıkarmak; para cezası kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). son derece; müfrit, aşırı; en uçta veya kenarda olan; son; (i). sınır, bitiş noktası veya çizgisi, kenar, uç; son derece; (mat). denklem ve seride başlangıç veya bitiş noktası. extreme case olağan üstü bir örnek. go to extremes ifrata kaçmak, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifrata kaçan kimse,aşırı giden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uç, nihayet, son, zirve; hudut, sınır; son derece; aşırı sıkıntı veya tehlike; aşırı davranış veya fikir. extremities el ve ayaklar. resort to extremities aşırı gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (fitret okunması galattır).

1.iki peygamber arasında geçen vakit.

2.Bir devlette kargaşalık ve iktidar bölünmesi zamanı: Yıldırım Sultan BAyezid Han ile Çelebî Sultan Mehmed Han arasında geçen Fetret Devri.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فترت] duraklama. 2.iki olay arasındaki zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Süzgeç, süzmeç.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. filtre

süzgeç, süzek

Bir akışkandaki yabancı maddeleri süzüp ayıran alet veya aletlerden oluşan düzenek.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter. strainer. tip. filter-tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter. filter süzgeç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filter. optical screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (yukarıdaki kelimenin aynıdır). Ramazan bayramında verilen miktarı belirli sadaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fıtra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak dayayacak yer, ayak konacak yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istihkâm kale, hisar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Işık ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photomètre

fiz. ışıkölçer

1. Işık şiddetini veya enerjisini ölçen araç.

2.Bir ışık kaynağının, belli uzaklıkta oluşturduğu aydınlığı ölçme işinde kullanılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photometer. light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. galvanometre). Elektrik cereyanının kuvvet ve şiddetini ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galvanometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Havagazının, depo edildiği silindir şeklindeki büyük depo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large gas storage tank. gasholder. gasometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) guatr, guşa. goitered, goitrous (s.) guatrı olan, guatra ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gravimètre

çekimölçer

Yer yer değişen yer çekiminin tam ve gerçek değerini dikey olarak belirlemeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Londra'da eskiden fakir yazarların oturduğu semt; piyasa yazarları. grubstreet (s.) piyasa yazarlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Nehirlerde kılavuzların iskandil gönderleri ki, üzeri kadem ölçüsüyle bölünmüştür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kin, nefret, düşmanlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özel okul müdiresi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürek parçalayıcı, çok acıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektolitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yüz litrelik hacim ölçüsü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectoliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Yüz metrelik uzunluk ölçü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sıvıların ağırlığını, yoğunluğunu ve basıncını ölçmeye’ yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Havadaki nem derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanşta hedefe yakın olan düzlük yer; bir yolun son kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölüm döşeğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. interféromètre

girişimölçer

Işık girişim saçaklarını uzaktan ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entrench.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yılmaz, korkusuz, cesur, yiğit. intrepid'ity (i.) yiğitlik. intrep'idly (z.) yiğitçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soy, akraba, kabtle, aşiret: Itret-i celîle-i Cenâb-ı Nebevi (Peygamberimizin soyu).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kocası tarafından kendisine sürekli gelir bağlanmış olan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. fizik). Isı ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calorimètre

fiz. ısıölçer

Cisimlerin ısınma ısısını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calorimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. katarât). Damla. Katre katre = Damla damla, damlayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قطره] damla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Damla. Damlayan şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir damla arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Damla saçan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kerkenez, zool. Falco tinnunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir kilo ağırlığındaki bir cismi bir metre yükseğe kaldırmak için sarfedilen kuvvete karşılık olan enerji ve iş birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bin metre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of length, being a thousand meters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is equal to 3,280.8 feet, or. 62137 of a mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometer. mileage. kilometre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mile mark / post / stone. mile post. mile stone. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. clinomètre

eğimölçer

Bir yüzey, düzlem, yol veya cihazın yatay düzleme oranla eğimini ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir rengin nelerden meydana geldiğini bulmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimètre

fiz. renkölçer

Bir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. concentré

1. yoğunlaştırılmış, yoğun,

2.kim. derişik

1. Dolu, sıkı, sıkışık, çok.

2.Derişmiş olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrate. concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Isı ve rutubet tesiriyle hareketi bozulmayan ve yılda bir kurulup bir saniye bile şaşmayan hassas ve büyük saat ki, başlıca denizcilikte boylam tâyini vesair matematik işlerde hassas zaman hesaplarında kullanılır. Cep kronometresi = Bu esas üzerine yapılmış sağlam cep saati. Kol saati şeklinde olanlar da vardır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. choronomètre

süreölçer

Belirli bir işin, işlemin, yarışmanın veya teknik alanda belli bir işin kısa süresini ölçmek amacıyla kullanılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split-second watch. chronometer. stop watch. timer. clock. timekeeper. timepiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronometer. stopwatch. timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronometer. stopwatch. timepiece. timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Bir desimetre kübe eşit hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liter. litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of capacity in the metric system, being a cubic decimeter, equal to 61.022 cubic inches, or 2.113 American pints, or 1.76 English pints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Liter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liter. litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Informal term for a cubic decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of volume equal to one cubic decimetre. n liter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A metric volume measurement equal to a little less than one imperial quart. a metric unit of capacity equal to the volume of 1 kilogram of pure water at 4 degrees centigrade and 760 mm of mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liter. litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of capacity in the metric system, being a cubic decimeter, equal to 61.022 cubic inches, or 2.113 American pints, or 1.76 English pints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Liter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liter. litre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Informal term for a cubic decimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of volume equal to one cubic decimetre. n liter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A metric volume measurement equal to a little less than one imperial quart. a metric unit of capacity equal to the volume of 1 kilogram of pure water at 4 degrees centigrade and 760 mm of mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Litref miktarında sıvı elan: İki litrelik şişe. Beş litrelik kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which holds liters / litres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which holds liters / litres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. luxmètre

fiz. aydınlıkölçer

Birim zamanda bir yüzeyin birim alanına düşen ışık enerjisini ölçmekte kullanılan aygıt.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. luster.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta; ana görüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

metrdotel, baş garson; (tereyağ, maydanoz ve limon suyu ile yapılan) soslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü davranmak, eziyet etmek. maltreatment i. fena muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tazyik, basınç ölçen Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manomètre

fiz. basıölçer

Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer basıölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manometer. pressure gage. pressure gauge. wind gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Hint tespih ağacı, bot. Melia azadirachta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatak, şilte, uzun minder; su kenarlarında aşınmayı durdurmak için kıyı önüne çekilen çalı ve sırıktan örülmüş engel. spring mattress yaylı yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Denizlerde, bulunulan yerin boylamını anlamaya yarayan Alet.

2.Bin kilometrelik ölçü.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiir vezni, ölçü; müzik ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.).

1.Yer meridyen dairesinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen uzunluk ölçüsü birimi. 2.Bu uzunlukta bulunan ve ölçü olarak kullanılan nesne. Mstrlk sistem = Metre sistemi. Esası metreye dayanan ölçü birimleri sistemi. Metre, santimetre, metreküp, kilogram, litre vs. metre sistemi ölçüleridir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترو مکعب] metreküp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Nikâhsız karı, kapatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistress. concubine. paramour. fancy woman. kept woman. leman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistress. kept woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistress. concubine. kept woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nehrin orta yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Çok kısa boyutları ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

micrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

micrometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Litrenin binde biri, bir santimetre küp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milliliter. millilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Metrenin binde biri, santimetrenin onda biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millimeter. millimetre. milimetre milimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda halk şairi, aşık; eskiden yüzü siyaha boyanmış olarak zencilere mahsus şarkılar okuyan ve soytarılık eden oyuncu; (şiir) ozan, aşık, şair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saz şairliği, aşıklık; lirik şiir veya baladlar; saz şairleri topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü kullanmak, incitmek, kötü davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanım, nüfuz sahibi kadın, aile hanımı, okul müdiresi; metres; eski, b.h. evli kadınlara verilen ünvan (şimdi kıs, Mrs).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. miter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu tren.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ND (Doğal Yoğunluk) filtresi, aydınlık ortamlarda resmin odağının bozulmasını önlemek için objektife giren ışık miktarını azaltır. Dijital video kamera ND filtresi gereksinimini otomatik olarak algılar ve vizörde bir işaretle bunu belirtir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gürültücü, şamatacı, yaygaracı; ele avuca sığmaz, idaresi güç, haylaz. obstreperously (z.) haylazca. obstreperousness (i.) ele avuca sığmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Bazı gazları bileştirme veya çözümleme işinde kullanılan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arap yazısında kullanılan hareketlerin üçüncüsü ki, küçük bir vâv (‘) şeklindedir, Arapça’da (u) ve Türkçe’de dört türlü (o, ö, u, ü) okunur ve ekseriya vâv ile kuvvetlendirilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. mübalağalı, abartmalı; acayip, garip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılmış, serilmiş, uzanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ozonomètre

kim. ozonölçer

Atmosferdeki ozon niceliğini tespit etmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bir çok görüntü çerçevesine ve resimdeki harekete bakarak renkseme ve aydınlık ayrımı yapar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken kemiyet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paramètre

mat. değişken

Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En düşük yansımayla net kontrast

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. pédomètre

coğ. adımsayar

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. yelkovankuşuna benzer herhangi bir deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. aşk iksiri, karşısındakinde aşk uyandırmak gayesiyle içirilen tılsımlı içki; f. aşk iksiri içirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuruş; bazı memleketlerde esas para biriminin yüzde biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pluviomètre

yağışölçer

Belirli bir zamanda, belirli bir yere düşen yağış miktarını ölçmeye yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir insanın fotoğraf veya resimle tasviri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postane müdiresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). «Kalan posta» mânâsındaki bu kelime, postacılıkta bir usuldür. Postrestant olarak gönderilen mektup vs. postahanede bekler. Alıcı, hüviyetiyle postahaneye gidip, gelen şeyi alır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Daha çok yapılarda kullanılan çeşitli kesitlerde demir direk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çürümek, bozulmak; kokmak, kokuşmak; kangren olmak; çürütmek, kokutmak. putrefaction i. kokma, çürüme. putrefac'tive s. çürütücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. girder. steel / roller beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürümekte olan; çürüklüğe ait. putrescence i. çürüklük, bozukluk; çürüme halinde olan şey. pu- trescible s. çürür, bozulur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mimari süsleme sanatında dört yapraktan ibaret şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski derebeylik sisteminde bir mülkün kirasını ödeyerek başka her türlü görevden bağışık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiomètre

fiz. ışınölçer

Işınların enerjiye dönüşmesini gösteren araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. var olma nedeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) araştırma yapmak, incelemek, tetkikte bulunmak; (i.) araştırma, inceleme, tetkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. lastik kaplamak; i. kaplanmış lastik; (argo) mesleğini değiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çekilmek, geri çekilmek; düşman önünden çekilmek, geri kaçmak; geriye kaçırmak, geriye çekmek; i. geriye çekme veya çekilme, geriye kaçma; geri çekilme işareti; inziva köşesi, çekilecek yer, sığınak; tımarhane; şifa yurdu; koy evi, tenha yer;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azaltmak, kısmak, indirmek; gidermek, kaldırmak. retrenchment i. tasarruf, idare; kale veya metrisin iç tarafında yapılan hendek veya metris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüyleri renk renk halkalı olan, çizgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyer kaltağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. salinomMre) (denizcilik). Buhar kazanlarındaki suyun tuzunu ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güherçile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). «Litre» nin yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centiliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centiliter. centilitre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. centimitre). Metrenin yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimetre. centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeters. centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asa, kral asası; kral hâkimiyeti, saltanat; f. hakimiyet vermek. sceptered s. hükümet asası elinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayartıcı kadın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hep kendini düşünen, benci, benlikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. seamstress.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «setr»den). Düz yakalı ve önü ilikli çuha elbise, ceket.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayakkabı kalıbı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.Ekmekçilerin hamur teknesine yapışan hamurları temizlemeye mahsus Aletleri. 2.Marangozlukta tahtayı kazımıya mahsus Alet.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hav. pervane arkasındaki hava cereyanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sarı ağaç, bot. Continus coggygria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayal, hayalet, hortlak, tayf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Pozlamanın belirlenmesi için sahnenin belirli bir bölümünün seçilmesini sağlayan bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yol, çizgi; bir madeni ovalayarak elde edilen tozun rengi; damar, eser, nişan; süre, müddet; f. çizgileşmek, yol yol yapmak; hızla geçmek, hızla gitmek; çırıl çıplak soyunarak herkesin önünde hızla koşup kaybolmak. like a streak k.dili. çok çabu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. akarsu, dere, çay, ırmak; akıntı; akım, cereyan; gidiş; f. akmak, sel gibi akmak; akar gibi girmek veya geçmek; dalgalanmak (bayrak); uzanmak; akıtmak. stream of abuse küfür yağmuru. stream of cars araba seli. stream of consciousness bilinç ak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince uzun bayrak, flama; flandra; serpantin; göğe doğru yükselen ışık sütunu; gazete manşeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. akış çizgisi biçimi vermek; kolay ve elverişli duruma getirmek; i. muntazam akıntı; su veya hava direncini azaltmak için hızlı giden bir şeye verilen sekil; s., bak. streamlined.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akış çizgisi biçimli; modern; elverişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretchpants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sokak, cadde, yol; k.dili. mahalle halkı. street Arab serseri çocuk, kimsesiz sokak çocuğu. street directory şehir rehberi. street door sokak kapısı. street fight arbede. street people hippiler. street sprinkler arozöz, sulamaç. street sweeper so

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tramvay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fahişe, orospu, sokak kadını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet, güç, takat; sertlik, keskinlik; mukavemet gücü, dayanıklılık; şiddet; tesir derecesi; askeri kuvvet; kuvvet kaynağı; metanet, manevi güç. on the strength of -e güvenerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takviye etmek, desteklemek; kuvvet vermek, kuvvetlendirmek; kuvvetini artırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayretli, faal, hararetli; gayret veya enerji isteyen, güç, ağır. strenuously z. çok emek sarf ederek yoğun faaliyetle. strenuousness i. yorucu faaliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters görünme (aynada olduğu gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -coc, -ci) streptokok basili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birçok hastalıklara karşı kullanılan antibiyotik bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. streptomisin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stress

ruhsal gerilim

Ameliyat şoku, soğuk, coşku vb. etkenlerin organizmada oluşturduğu bozuklukların tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jitters. state. stress. tension. the jitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stress. stress disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stressfull. hard-pressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şiddet, zor; itina, ağırlık, önem, ehemmiyet; mak. iç mukavemet; basınç, tazyik; tahammül; gerginlik; dilb. vurgu, kuvvet; f. baskı yapmak, tazyik etmek; önem vermek, önemle üstünde durmak; vurgulamak. stress accent vurgulama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. uzatmak; sermek, germek, yaymak; çekip uzatmak; abartmak mübalağa etmek, büyütmek; yere sermek; gerinmek; gerilmek, yayılmak serilmek; açılmak; uzamak; i. germe geriliş; gerginlik; geniş yer; sıra ile uzanan şey; uzam; aralıksız süre; döne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geren şey veya kimse; duvar boyunca enine konulan taş veya tuğla; hatıl; iki çatı direğini bağlayan direk; hasta veya ölü taşımaya mahsus teskere, sedye. stretcherbearer i. sedye taşıyan hastabakıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stretching

sp. gergevşet

Birbirine yaklaşık bükülü vücut bölümlerini, gerici kasların çalışmasıyla birbirinden iyice uzaklaştırma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işçilerden aynı ücretle fazla iş talep etme; işçilerin maksatlı olarak işi yavaşlatmaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. vücudu saran elastiki kayak pantolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. hızı gitgide artan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (strewed: strewed veya strewn) saçmak, yaymak; yayarak kaplamak; dağıtmak, neşretmek; dağılmak, saçılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. veznedar yardımcısı. subtreasury i. veznedarlık şubesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. tabanın ana kirişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Perde, örtü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ستره] örtü. 2.perde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba falakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tacheometer. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer. tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tacheometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer. speedometer. tacheometer. tachymeter. transit compass. speed counter. speed indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taksilerde kullanılan ve ödenecek parayı gösteren sayaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taximeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taximeter. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tensiomètre

tek. gerilimölçer

Buhar, ayrışma, yüzey vb.ne ilişkin gerilimleri ölçen alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telemeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telemeter. range finder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y Fr ). Hava veya suyun ısı derecesini tayine mahsus içi cıva ile dolu, camdan Alet, Osm. mîzânü’lharâre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thermomètre

fiz. sıcaklıkölçer

Havanın sıcaklığını veya vücudun ısısını ölçmeye, göstermeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermometer. clinical thermometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading. thermometer. thermometer sıcaklıkölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermometer. glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, uzaktan kumandanızın yalnızca bir düğmesine basarak aynı anda Sony TV’nizi ve Sony ev sinema sisteminizi açmanıza izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bez dokurken pamuğu çirişledikleri beyaz sakız, kitre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eli veya bütün vücudu titreyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shivery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doddering. shaky. tremulous. wobbly. trembling. shaking. quivering. quaky. flickering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaky. shaking. trembling. quivering. quaking. tremulous. tottery. unsteady. vibrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibrancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shakiness. tremulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Titremek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaking. trembling. the shivers. shivering. vibration. quake. quiver. thrill. chill. dither. flicker. judder. pulsation. quaking. rigor. rigour. shake. shimmy. shiver. shudder. tremble. tremor. trepidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. flicker. quaver. quiver. shake. shiver. tremble. tremor. wobble. trembling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicker. shake. vibration. shaking. quivering. trembling. shivering. oscillation. wabble. wobble. rattle. undulation. jar. swing. dither. flutter. quake. quaver. quiver. rigour. shudder. tremble. tremor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sık sık ve durmadan oynamak: Elleri titrer.

2.mec. Çok korkmak.

3.Çok üşümek: Kışın ortasında paltosuz titriyor. Üzerine titremek = mec. Birine çok sevgi duyup fazlaca dikkat etmek Yer, gök titremek = Büyük ve dehkımıldanışı, Ar. ihtizaz.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Tremor denilen titremek, irade dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir. El ve ayak titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm, kurşun veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir. Şiddetli titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında görülür.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. tremble. quake. shiver. vibrate. dither. flicker. flutter. jerk. judder. pulsate. pulse. quiver. shimmy. shudder. thrill. throb. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicker. judder. palpitate. quail. quake. shiver. shudder. tremble. vibrate. wobble. to tremble. to shiver. to shudder. to quiver. to flicker. to falter. to quake. quiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir noktanın göz farkedemeyecek derecede kısa ve hızlı kımıldanışı, ihtizâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibration. oscillation. pulse. pulsation. beat. fade-out. judder. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibration. resonance. oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resonance. vibration. shivering. trembling. shaking. quivering. beat. vibrancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillatory. vibratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resonant. vibrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Satırların dönüşümlü olarak birleştirilmiş iki ızgara taramada tarandığı ekran.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibration free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hep birlikte ve birden korkup titremek.

2.Titreşim hâlinde olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tremble. to quake. to vibrate. to shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Titreşmesini sağlamak, titreşmesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Titremesine sebep olmak, çok korkutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulsate. quiver. vibrate. to cause to tremble. to quiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb / sth to shiver / to tremble / to shake / to quiver / to flutte. to cause to flatter. to flicker. to terrify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hain, haince; güvenilmez, emniyet olunamaz; arkadan vuran; korkulur, tehlikeli. treacherously z. haince davranarak. treacherousness i. hainlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vefasızlık, hainlik, ihanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. şeker pekmezi; (eski) tiryak, panzehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (trod, trodden) i. ayak basmak; yürümek; ayak altında çiğnemek, ayakla ezmek; dans figürü yapmak; çiftleşmek (erkek kuş); i. ayak basışı; yürüyüş; merdiven basamağının döşeme tahtası; tekerleğin veya ayakkabının yere temas eden kısmı, lastik tırtıl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pedal, ayaklık, basarık; f basarık ile makina işletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayak değirmeni; sıkıcı ve monoton iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayak deiğrmeninde ayakla döndürülen tekerlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hıyanet, hainlik; devlete karşı hainlik. high treason hükümdara karşı hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devlete hıyanet kabilinden. treasonableness i. hıyanet. treasonably z. haince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hazine, para hazinesi; biriktirilmiş şey; değerli şey; f. hazine yığmak, para biriktirmek; çok kıymetli tutmak. treasure city hazinenin bulunduğu şehir; erzak depoları ve mağazalar şehri. treasure house hazine dairesi. treasure hunt saklanmış bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haznedar, veznedar, kesedar. treasurership i. haznedarlık, veznedarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meydana çıkarılan sahipsiz define.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazine; maliye dairesi; maliye vekâleti; bilgi hazinesi (kitap); büyük antoloji. treasury bill kısa vadeli hazine bonosu. treasury note A.B.D. hazinenin çıkardığı kâğıt para. treasury stock bir kumpanyanın kendi kasasında kalan hisse senetleri. trea

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. davranmak, muamele etmek; kimyevi bir tesire maruz bırakmak; tahlil etmek; tedavi etmek; konu etmek; işlemden geçirmek; ikram etmek; anlaşma koşullarını görüşmek; i. zevk, zevk veren şey; ikram. treat of bahsetmek. treat some thing as a joke iş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilimsel inceleme, tez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muamele, davranlş, birine yapılan muamele; tedavi; ele alış tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. antlaşma, muahede. treaty port özel bir antlaşma şartı ile eskiden ecnebilere açık olan liman. treaty terms antlaşma şartları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Trabzon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. üç misli, üç kat; müz. tiz; en tiz sese ait; i., müz. soprano ses; soprano sesli çalgı veya kimse; f. üç kat etmek, üç misli artırmak. treble clef müz. sol anahtarı trebly z. üç misli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mancınık; hassas terazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. on dördüncü yüzyıl (İtalyan sanat veya edebiyatı bakımından).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ağaç; eski darağacı, çarmıh; f. ağaca çıkarmak; k.dili çıkmaza sokmak; korkudan ağaca sığınmaya mecbur etmek. tree creeper orman tırmaşık kuşu, zool. Certhia. tree fern ağaç gibi büyüyen eğreltiotu. tree frog, tree toad ağaç kurbağası. tree me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. agaç ,çivi, kavela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yonca; mim. binalarda yonca şeklinde süs. bird'sfoot trefoil gazel boynuzu, bot. Lotus corniculatus; söküotu, bot. Ornithopus Iesser. yellow trefoil ufak yonca, bot. Trifolium procumbens. marsh trefoil su yoncası, bot. Menyanthes trifoliata. moon tr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı böcek kozalarında bulunan şekerli ifrazat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ked, -king) i. yük arabası çekmek; Güney Afrika'da öküz arabası ile göç etmek, hicret etmek; güçlükle gitmek; i. öküz arabası ile hicret veya seyahat; bir günlük menzil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. trekking

doğa yürüyüşü

Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bahçede veya evin dış tarafında bulunan kafes işi; f. kafes işi yapmak; dallarını kafese sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. titremek; ürpermek; i. titreme; ürperme. tremble for üzerine titremek, endişede olmak. tremblingly z. titreyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heybetli; çok büyük, kocaman, gayet iri; k.dili çok iyi, şahane. tremendously z. çok. tremendousness i. heybetli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Magnezyum kalsiyum, demir ve aleminyumlu tabiî silikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ses veya çalgıda titreklik, çırpıntı; orgda titrek ses çıkaran jödorg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreme; ürperme; sarsıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titrek, titreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titrek, ihtizazlı; ürkek, korkak. tremulously z. titreyerek. tremulousness i. titreklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demiryolu katarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fish spear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

train. railroad train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içine veya etrafına hendek veya siper kazmak; kirizma yapmak; siper kazmak; tecavüz etmek; i. çukur, hendek; siper. trench coat trençkot. trench foot soğuktan ve rutubetten hâsıl olup kangrene yol açan ayak rahatsızlığı. trench mouth tıb. top

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin; acı, şiddetli, ezici, tesirli, kuvvetli. trenchancy i. keskinlik; tesirli olma trenchantly z. keskin olarak; tesirli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden sofrada kullanılan tahta tabak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iştahı yerinde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trenchcoat. trench coat. raincoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raincoat. trench coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. trend

eğilim

Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yönelmek, meyletmek, temayül etmek; i. temayül, meyil, eğilim; yön. trendy s. en son modayı izleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ned, -ning) tıb. kafatasını delmeye mahsus yuvarlak cerrah testeresi; kuyu delme burgusu; f. cerrah testeresi ile kafatasını delmek; mak. burgu ile delik açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir çeşit denizhıyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., tıb. yuvarlak cerrah testeresi; f. bu testere ile delmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreme; ürperme; korku, dehşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tecavüz etmek; başkasının mülküne haksız olarak ayak basmak, hududu geçmek; ihla1 etmek; bozmak; günah işlemek; i. başkasının hakkına tecavüz; kanuna karşı gelme; günah, suç. No trespassing. Geçilmez. Girilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saç lülesi, belik, bukle; uzun saç; saça benzer örgü. tressed s. örgülü, lüle 1ü1e.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masa ayaklığı, sehpa; sehpa köprü. trestle table sehpa üzerine kurulmuş masa. trestlework i.sehpa (köprü), iskele işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. trottoir

yaya kaldırımı

Sokaklarda, caddelerde yürümek için yapılmış yüksekçe yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.iskambil veya zar üçlüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (trod, trodden) iz sürerek geriye gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z.,s. akıntıya karşı; ırmağın yukan kısmına doru; s. ırmagın yukarısındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilerleme, yükseliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir Digital8/MiniDV ve MICROMV Video Kamera ve Image Mixer yazılımıyla, video dosyalarının kameradan doğrudan PC’ye aktarılması mümkündür. MPEG ya da JPEG biçimlerine dönüştürülen fotoğraf ya da video dosyaları, elektronik tebrik kartları olarak atılabilir ya da web sayfası tasarımında kullanılabilir. Kamera, Internet üzerinden video iletişiminde bir webcam olarak da kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha ayrıntılı açıklama için katalogun teknik sayfalarına bakın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cam kabilinden, camlı; camdan yapılmış veya alınmış; cama benzer; cam şeklinde; anat. camsı. vitreous body, vitreous humor anat. gözün retina ile çevrili olan boşluğunu dolduran pelte koyuluğundaki saydam ve renksiz sıvı, camsı cisim. vitreous

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Y.). Elektrik akımıyla suyu ayrıştırmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voltmeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. T.). Volt ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentiometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voltmeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsrif kimse; bir işe yaramaz kimse; avare kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak .whippletree .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba falakası

İngilizce - Türkçe Sözlük by