Cer ne demek? | Cer anlamı nedir? | Cer

Cer anlamı nedir?

Cer ne demek?

Cer anlamı nedir?

Cer | Dream Meanings


İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hz.İsmail (a.s.)’in annesi (bkz.Hacer).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, sert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). acılaştırmak; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekşilik, acılık; terslik, sertlik, huysuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrant. protractor iletkiprotractor. protractor iletki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protractor. goniometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل مجرد] soyut akıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), (bk.) Alkalimetre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanatkâr, sanat erbabı; icat eden kimse; askeri teknisyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğrusunu anlamak, tahkik etmek, araştırmak, soruşturmak. ascertainable (s). soruşturulabilir, tahkik edilebilir , anlaşılabilir. ascertainment (i). soruşturma , tahkik, anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir asidin temerküz derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

love affair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

love affair. romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer. manometer. pressure gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. accomplishments. attainments. skill. know-how. accomplishment. address. adroitness. art. artfulness. artifice. craft. cunning. deftness. dexterity. faculty. feat. finesse. ingeniousness. ingenuity. knack. resource. savoir faire. science. sle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. artistry. asset. competence. facility. faculty. flair. knack. skill. stunt. trick. ability. dexterity. agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill. cleverness. being in shape. art. artifice. device. hand. ingenuity. knack. technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işi başarı ile halletme, muvaffakiyyet, kâr-güzârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelir, tuttuğu işte muvaffak olur. Fars. kâr-güzâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resourceful. capable. efficient. skilful. skillful. skilly. dextrous. adept. adroit. agile. clever. deft. designing. dexterous. facile. gifted. handsome. ingenious. knowing. light-handed. neat. nimble-fingered. performing. practical. pushful. pushing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplished. adroit. clever. deft. dexterous. efficient. good. ingenious. practical. practised. proficient. skilful. skilled. capable. resourceful. accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adroit. clever. skilful. resourceful. able. adept. deft. dexterous. diplomatic. facile. great at. handy. hot and strong. ingenious. inventive. savior faire. tricky. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deftness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleverness. skill. adroitness. dexterity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelmez, bir işde muvaffak olamaz. Ar. Aciz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche. gawky. ham-fisted. ham-handed. heavy-handed. helpless. inapt. incompetent. ineffective. ineffectual. inefficacious. inept. manqu. ama

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elinden iş gelememe, bir işde muvaffak olamama, Ar. acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. clumsiness. incompetency. improficiency. awkwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Hallolunmak, muvaffakiyetle icrâ olunmak: O iş becerilemedi. 2.mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Güzellikle icrâ ve tesviye etmek, halle muvaffak olmak: Bu işi becerebilecek misiniz? O adam bir iş beceremiyor.

2.mec. Katil ve idam etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do well. manage. get things done. tackle. swing. knock off. fuck. have a screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrive. manage. to manage. to contrive. to break up. to mess up. to ruin. to seduce. to lay. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry out successfully. to mess up. to kill sb. to rape sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yaptırmak, birinin işini bitirmek.

2.Katlettirmek: Tutulan haydutları becertmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekini hem biçen, hem de demet hale koyan biçme makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaper-binder. reaping-machine. binder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekini hem biçen, hem de harman eden makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine harvester. combineharvester. harvester thresher. harvester. reaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine. combine harvester biçilmiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine. harvester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıçrayan şey veya kimse, zıplayan bir şey veya kimse; A.B.D. (argo) bar, gece külüb v.b. fedaisi; büyük şey; ing., k.dili martaval; martavalcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destek, kuvvet veren şey veya kimse; A.B.D., k.dili canlandırıcı bir içki, tonik; kol bağı; ok atarken sol bilek ve kolun alt kısmını korumak için takılan bağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika'dan ABD'ye getirtilen kontratlı tarla işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanser; (b.h)., (astr). Yengeç Burcu. cancera'tion (i). kanserleşme.cancerous (s). kanser gibi, kanserli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («cereyan» fiilinden geçmiş zamanın üçüncü müzekker müfredi olup «aktı» mânâsiyle yalnız şu tâbirde kullanılır): Macera = Geçen, vuku bulan şey, vak’a, olay, geçmiş: Aralarında bir macera olmuş; onların bir maceraları vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Otlak, mer’a.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرا] otlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇERAGE (i. F.) Otlak yeri, mer’alık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dağarcık (botanik ve a’natomi). Torba gibi mahfazalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balmumu gibi, balmumu cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Çekirge.

2.Yağmacı topluluk. Cerâd-ül-bahr = Teke denilen deniz hayvancığı. Buna kanatlı bir çeşit balık diyenler de vardır. •


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراد] çekirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراغ] mum. 2.kandil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yağ kandili, lamba, mum. 2.Atın şaha kalkması. 3.Çırak edilme. 4.Bir memuriyete ve ihsana nail olan. 5.Vazifesinden emekli edilen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراگاه] otlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراغان] aydınlatma, donatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CERAHAT) (i.), irin mânâsiyle dilimizde çok kullanılırsa da, Arapça olmayıp, cerâd kelimesinden galattır. Cerahat bağlamak = İrin tutmak, irinlenmek, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pus. matter. purulent matter. fester. ichor. sanies. suppuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. pus. puss irin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. pus. discharge. gathering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراحت] yara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yara) Cerahat bağlamak, irin tutmak, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İrinli, işler (yara)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ceride). Cerideler, gazeteler, (bk.) Ceride.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرائد] gazeteler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cerime). Cerimeler, suçlar, (bk.) Cerime (sanıldığı gibi «cürm» ün cem’i değildir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرائم] suçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [چراکسه] çerkesler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.) (m. Çerkeş). Çerkesler: Memâlîk-i çerâkise = Çerkeş köleler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). seramik; kil, porselen, toprak, çini vb'nden yapılmış esyaya ait; bu maddelerin imal edilişi ile ilgili. ceramic tile çini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tek). seramik sanatı ve tekniği; çini, çini işleri; çinicilik; (çoğ). seramik eşya, çini, çanak çömlek. ceramist (i). çinici, seramikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). balmumu veya yağ ile yapllmış bir merhem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuz gibi; boynuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câriyelik hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tıp). Uyuz hastalığı. Cerb-ül-cefân, eerb-ül-ayn = Göz kapaklarının iç tarafında çıkan sivilceler. Cerb-ülmia, cerb-ül-killiyye = Barsaklarda ve böbreklerde çıkanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Semiz, yağlı. Çerb-zebân = Fasîh, güzel konuşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرب] semiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). cehennemin kapısını bekleyen üç başlı köpek; uyanık ve sadık bir bekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bu kelime Arapça’da hilekârlık, kurnazlık gibi aşağılayıcı bir mânâ ile kullanıldığı halde, dilimizde beceriklilik ve konuşma kabiliyeti gibi övücü bir suretle geçiyor: O adamın çok ilmi yoksa da cerbezesi kuvvetiyle her işte muvaffak olur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جربزه] beceriklilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Natıkalı, konuşkan, konuşması tesir eden, becerikli: Cerbezeli adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرب زبان] yaltakçı. 2.ağzı laf yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâr-çûbe» den olduğu zannolunuyor).

1.Cam yahut ayna veya tabla denilen oymalı, tahta takılmaya mahsus doğrama kafesi. Pencere, kapı, ayna, levha, resim çerçevesi. Korniş.

2.Basmacı tezgâhı. Çerçeve kâğıdı = Cam yerine çerçeveye takılan yağlı kâğıt.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. casing. mount. rim. skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. mount. rim. setting. window frame. sash. limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. outline. window frame. sash. cadre. casing. chassis. framing. mount. mounting frame. framework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirletici emisyonlarının denetimi bağlamında amaçlanan sınırlamaların uygulanmasında, belirli kirleticilerin çıkış kaynaklarından ziyade bunların etkiledikleri alanların ele alınması gerektiğini savunan yaklaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

framer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çerçeve geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çerçevesi olan: Çerçeveli resim, levha.

2.Kenarı cetvelli, Çizgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ufak tefek satılık eşya.

2.Böyle eşya satan tuhafiyeci.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haberdasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddler. hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedlar. peddler. mercery. mercer. monger. tradesman. trucker. haberdasher. trader. haberdashery. hawker. sundryman. hardware. small dealer. general dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak tefek şeyler satan tuhafçı, pilever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hacı kafilesini korumaya memur mızraklı Arap askerleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balmumlu beze sarmak; eski balmumuna batırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). tahıl, hububat, zahire; ABD herhangi bir tahıl ile hazırlanmış ve kahvaltıda yenen bir yiyecek; (s). tahıl veya tahıl bitkilerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ-lums,-la). (anat) beyincik, küçük beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cerebiyye) (tıp). Uyuza ait, uyuzla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). beyne ait; ussal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyin faaliyeti göstermek; düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beynin faaliyeti; düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat) beyne ve omuriliğe ait, beyni ve omuriliği etkileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra)., (anat). asıl beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla kefen olarak kullanılan mumlu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayrılma, kopma (yalnız kullanılmaz «lâ» ile beraber geçer): Lâ-cerem = Şüphesiz, elbette, mutlaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cerime.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen)., (çoğ). mumlu bez, kefen bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). törensel, merasimle ilgili, resmi; (i). tören, merasim; ayin. ceremonially (z). törensel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). resmi; muaşeret kurallarına dikkat eden; törensel. ceremoniously (z). çok resmi bir şekilde. ceremoniousness (i). resmi oluş, resmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tören, merasim; ayin; resmiyet, protokol; nazik ve uygar bir davranış. stand on ceremony resmi davranmak. without ceremony teklifsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Halk ağzında “ceylan” anlamına gelir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çan-ve zil sesi, kılıç ve topuzun çarpışmasından çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayvanın boynuna asılan çıngırak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرس] çan. 2.çıngırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). bereket tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (botanik). Çançiçeğigiller. (Fr. campanulacis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEREYAN) (i. A.).

1.Akma, akıntı, suyun cereyanı: Anadolu’da cereyan eden Kızılırmak. CereySn-ı havi = Hava cereyanı (bu da Türkçe değilse de «Fransızca kurander (courant d’air)»den daha iyidir).

2.Geçme, geçiş, gidiş: Zamanın cereyanı; cereyan etmekte olan temmuz ayında.

3.Vuku, vâki olma. Ar. hudûs: Aralarında bir anlaşmazlık cereyan etmiş; vak’aların cereyan şekli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. draught. run. flow. draft. current. course of events. movement. tendency. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. race. stream. tide. current. draft. course of events. movement. tendency. influx. jet. run. drift. course. rapid. swift. progress. switch. circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریان] akış. 2.oluş. 3.akım. cereyân etmek olmak, gerçekleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drafty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl yemekten sayılmayarak yemek arasında, içki sofrasında veya kahvaltıda yenen reçel, peynir, havyar, sardalya, yemiş gibi şeyler; meze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kickshaw. knick-knack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appetizer. hors d'oeuvre. hors d'oeuvres. appetizers. kickshaw. snack. nuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hors d'oeuvre. appetizers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çerez satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vakitsiz az şey yiyip iştahayı kestirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çingenelerinki gibi iki direkli hafif oba. Çerge çerisi; çingeneler. Çerge kabadayısı = Cesaret satan çingene.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جرگه] küme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pazarlarda sergi açan gezici esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yaralama: Bıçakla cerh etti; cerh (yaralama) ve katil (öldürme ile müttehem (suçlanan) şahıs.

2.Çürütme, reddetme, kabûl etmeme: Davasını, şahitlerini cerh etti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرح] yaralama. 2.çürütme. cerh edilmek 1.yaralanmak. 2.çürütülmek. cerh etmek 1.yaralamak. 2.çürütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرخ] çark. 2.felek. 3.tekerlek. 4.çıkrık. 5.çarkıfelek. 6.tef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cerhiyye). Yaralamaya ait, yaralama ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cür’et» den smüş.). Cür’ etli, gözü korkmaz, cesaretli yiğit: Bir merd-i cerl. Ceriyy-ül-lisân = Serbest söz söyleyen. Cerî-ül-kalem = Serbest yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı çirik = diri, canlı). Asker, Ar. cünd, ceyş, Fars, leşker, sipâh. Çeri başı = Vaktiyle sergerde, başbuğ. Fars. sâlâr, ser-çeşme mânâsında kullanılır idiyse de, şimdi yalnız Çingeneler’in muhtarı yerinde olan reislerine denir. Yeniçeri = Vaktiyle kurulmuş olan meşhur asker ocağı. Osmanlı ağır piyade tümeni, (bk.) Yeniçeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Asker, savaşçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Arabistan’da kullanılan bir çeşit ölçek.

2.Eni ve boyu 60 arşın olan arazi ölçüsü.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Hububat için kullanılan bir ölçek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Asker başı, kumandan.

2.«Çerge başı» sözünden bozma olarak Çingeneler’in ileri gelenlerine denir. bk. Çeri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cerâid). T. Vaktiyle haraç tahsildârlarının arazinin mesahasını yazdıkları kâğıt veya deftere denirdi. Bir çeşit kadastrodur.

2.Sonradan mühim vak’aların yazıldığı kâğıda dendi. Bu münasebetle memleketimizde ilk çıkışında gazeteye bu isim verilmiş ise de, bugün kullanılmamaktadır: Cerîde-i askeriyye, cerîde-i bahriyye, cerîde-i tıbbiyye: Eski bazı Osmanlı mecmualarının adıdır.

3.Resmî dairelerin bazı büyük defterleri.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریده] gazete. 2.tutanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yara jnânâsiyle dilimizde kullanılıp, mecrûh (yaralı) mânâsiyle cerîhadâr dahi deniliyorsa da Arapça’da yaraya «cerh» ve «karha» denilip, «ceriha» kelimesi yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریحه] yara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kabahatli, cânî, suçlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cürm» den smüş.) (c. cerâim).

1.Suç, kabahat, günah.

2.(Sonradan türetilmiş bir kelimedir). Para cezası, tazmin: Cerimesini çekmek. Mecazen de kullanılır. Halk dilinde «cereme» olmuştur.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریمه] suç. 2.para cezası, cereme. 3.ceza ödeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) İp, halat. Yular anlamında. Sahabeden bu ismi taşıyanlar vardır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kiraz kırmızısı; (s). kiraz kırmızısı renginde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Verimsiz çorak y(Erkek İsmi) 2.Bekar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). seryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kafkas kavimlerinden biri ve bu kavme mensup olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Çerkesler’in tarz ve usulünde veya dillerinde: Çerkesçe hora tepmek, Çerkesçe ata binmek, Çerkesçe söylemek. Çerkesler’in tarz ve usûlüne uygun. Çerkeş dili: Kafkas dillerinden biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circassian. circassian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circassian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circassian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرم] deri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çay kıyılarında sulu ve yeşil y(Erkek İsmi) 2.Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. 3.Kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germen, Alman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germence, Almanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaplıca, ılıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İkinci Dünya Savaşında Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasından bu yana yaşanan en kötü nükleer felaket. 25-26 Nisan 1986’da güvenlik sistemleri denenirken bir dizi insan hatası soncunda Priapat Nehri üzerinde bulunan Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktörü istikrarsız bir hale geldi ve kontrolden çıktı. 26 Nisan sabahı, saat 1: 23’te güçlü bir buhar patlamasıyla reaktörün içindeki su buharı 1.000 tonluk metal kapağı havaya uçurmuş, kalın beton duvarı delmiş ve çok zehirli radyoaktif bir buharın oluşmasına yol açan büyük bir hidrojen patlamasına yol açmıştır. Radyoaktif serpintiler Sovyetler Birliği’nin doğusu, doğu ve güney, batı ve kuzey Avrupa’da ciddi bir kirlenmeye yol açmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balmumu üzerine yazma veya oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balmumu üzerine yazma ve oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balmumundan heykel yapımına ait; balmumundan yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balmumu ile ilgili. cert (kıs). certificate, certified, certify.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CERRAH) (i. A. «cerh» ten). Yaralara ve haricî hastalıklara bakan ve ameliyat yapan tabib, operatör (Fr. chirurgien).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgeon. operator. saw bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراح] operatör.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tıpta operatörlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراحی] operatörlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cerrahın yaptığı iş, fenn-i cerrâhî, cerrâhî: Cerrahlık bu son senelerde çok terakki etti, köylerde cerrahlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cerrar işi, dilencilik: Cerrârlığı sanat edinmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cer» den). I. Mutlaka para toplamak için kendisi bir kıyafet vermiş dilenci. 2.Arsız ve kovulmakla gitmez dilenci. Sürüklediği erzak ve mühimmatı çok olan, kesretli, kalabalıktı: Ceyş-i cerrir, leşker-i cerrar = Cerrar, asker (ordu).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). katı kesin; emin, kaçınılmaz; muhakkak, şüphesiz; belirli, muayyen, kararlaşmış; güvenilir, itimada şayan; bazı; (i). belirli olmayan miktar, bir kısım. for certain muhakkak, süphesiz. of a certain age orta yaşlı. certainly (z). elbette, tabi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (eski). elbette, tabii, mutlaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belge, vesika; sertifika, tasdikname, şahadetname; ruhsat; diploma. birth certificate nüfus kâğıdı. health certificate sağlık belgesi. certificate of origin menşe belgesi, rapor. certificate of registry gemi tasdiknamesi. stock certificate hisse sen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). belge vermek, belgelemek, tevsik etmek; vesika veya sertifika sağlamak. certifica'tion (i). belgeleme; ruhsat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tasdikli, onaylı; tevsik edilmiş, bir belge ile tasdik edilmiş; garanti edilmiş; ruh hastası olduğuna kanunen hükmedilmiş. certified bill of lading tasdikli konşimento. certified carrier yetkili nakliyeci. certified check tasdikli çek, vizeli çek. c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasdik etmek, onaylamak; referans vermek; teyit etmek, doğrulamak; garanti etmek; deli olduğunu açığa vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bir alt derecedeki mahkemenin gördüğü bir davanın dosyasının bir üst mahkemede incelenmek üzere celbini isteyen müzekkere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik, katiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızı kanatlı göl lamsisi (balık).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gök mavisi, havai mavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak kiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstübeç.4

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Siyah sarık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). rahim boynuna ait, rahim boynuyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geyik gibi; geyiğe ait, geyik familyası ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritilmiş sığır yağı ve eti. Çerviş yağı = Bu madde ile sade yağın karışımı olan adi yağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -vix,es, -vices)., (anat). boyun; rahim boynu; boyuna benzer herhangi bir kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adalet ve eşitlik kurallarını uygulayan mahkeme; adalet ve eşitlik davası; rektörlük; arşivler. in chancery (huk). yüksek mahkemede görülmekte olan; güç ve utandırıcı bir durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ingiliz yazarı. Chaucer'ın eserleri ile ilgili; (i). Chaucer uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). turist rehberi, tercüman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). subay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ilgi, alâka; iş; endişe, tasa, kaygı, merak; şirket, ticarethane; (k).dili şey: (f). alâkadar etmek; ucu dokunmak; tesir etmek; ait olmak, ilgilendirmek, ilişiği olmak. concern oneself with karışmak, müdahale etmek.He is meddling in my concern

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilgili, alâkalı; endişeli, düşünceli. be concerned for veya about endişe duymak, merak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat ilgili olarak -e dair, hakkında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir araya gelerek karar almak, planlamak. concerted (s). kararlaştırılmış;birlikte yapılmış; (müz). bölümler halinde düzenlenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konser; ahenk, uyum: birleşme; ittifak, ittihat. concert grant kuyruklu piyano. Concert of Europa 1815 tarihinde Avrupa Devletleri arasında yapılan anlaşma. concert pitch konser için kullanılan ton standardı (la=saniyede 440 devre). in concert hep b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akordeona benzer körüklü ufak bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). konçerto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dans eden kimse, dansör, dansöz. ballet dancer balerin; dansör. belly dancer oriyantal dansöz; rakkase.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). beynini çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir belgeyi iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuvvetli kimse, genç, erkek, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırt etmek, tefrik etmek; sezmek, görmek, anlamak, farkına varmak, idrak etmek. discernible (s). fark edilebilir, görülebilir. discernibly (z). görülecek surette, aşikar olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). idrak eden, anlayan, zeki. discerningly (z). idrak ederek, anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, akıl, muhakeme; görüş, seziş, basiret, feraset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, karıştırmak; sinirlendirmek; şaşırtmak. disconcerted (s). düzeni bozulmuş, canı sıkılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tencere dahayüzyılda hemen hemen tamamıyla bugünkü şeklini aldı. O zamanlar tencereler sadece yemek pişirmek için değil, su kaynatmak hatta içinde çamaşır yıkamak için bile kullanılıyordu. En eski tencereler dökme demirdendiler. Sonraları toprak, bakır, alimünyum, emaye ve camdan olanları da yapıldı

Bakır tencerelerin, kullanış ve dayanma bakımından iyi olmalarına karşın sık sık kalaylanmaları gerekir. Alimünyum tencerelerin sakıncalı yanları ise kesif soda ve alkali eriyiklerin alimünyum üzerine olan etkileridir. Sıcak-soğuk farkından etkilenip çatlasalar da en sağlıklı tencereler cam (payreks) olanlarıdır. Pişirme sırasında içleri görülebildiğinden sık sık kapaklarının açılması gerekmez, yiyeceğin vitamini kaçmaz.

Düdüklü tencerelerin yan yüzleri basınca dayalı malzemeden yapılır. Kapakları ise ilginçtir. Çevrilince tencerenin ağzını içten sıkı sıkı kapatırlar ve buharın kaçmasına mani olurlar.

Düdüklü tencerenin kapağında herhangi bir patlama tehlikesine karşı, istenen basınca, dolayısıyla pişme derecesine göre ayarlanabilen bir subap vardır. Basınç ayarlananın üstüne çıkınca subap açılır, buhar buradan dışarı kaçar, hızla çıkan buharın çıkardığı düdük sesi de etrafı olaydan haberdar eder. Düdüklü tencere ismini de bu nedenle almıştır.

Düdüklü tencerenin pişirme prensibinde suyun kaynama özelliği yatar. Su 100 derecede kaynar demek tek başına doğru bir ifade değildir. Kaynama sıcaklığı atmosfer basıncı ile doğrudan ilgilidir. Basınç atmosfer basıncından düşükse, su daha düşük sıcaklıklarda da kaynayabilir veya basınç atmosfer basıncından yüksekse suyun kaynaması için daha yüksek sıcaklıklar gerekir.

Normal tencere ısıtıldığında su 100 derecede kaynar ve tüm su kaynayana kadar bu sıcaklık sabit kalır, yemek de bu sıcaklık da pişer. Düdüklü tencerede ise buhar dışarı kaçamadığından tencerenin içindeki basınç gittikçe artar, dolayısıyla su 100 derecede kaynamaz, tenceredeki sıcaklık 130 dereceye kadar çıkar.

Böylece pişirilmesi istenen besinlerin ısısı suyun kaynama derecesinden çok daha yükseğe çıkar. Bu yüksek sıcaklık yiyeceğe süratle nüfuz ederek, vitamin ve minerallerini kaybetmeden daha çabuk pişmesini sağlar. Bundan dolayı et haşlaması en çok yarım saatte, kuru sebzeler yirmi dakikada pişebilirler.

Gelelim düdüklü tencerenin öyküsüne. 1682 yılının 12 Nisan akşamı Londra’da bir evde kraliyet sosyetesinden bir grup yemek yiyeceklerdir. Bu yemek o güne kadar yenmiş yemeklerden farklıdır çünkü davetlilerden Fransız mucit, 35 yaşlarındaki Deniş Papin, yemeği son buluşu olan, her tarafı kapalı, üzerinde emniyet vanası olan bir kap içinde pişirecektir.

Papin, gazlarla ilgili ana kanunları formüle eden İrlandalı fizikçi Robert Boyle’nin asistanıdır ve kabın içindeki buhar basıncını arttırarak, yemeğin sıvı kısmının kaynama noktasını yükselten bu buluşunu 1679’da gerçekleştirmiştir. Yemekte bulunanlar pişen etten o kadar memnun olmuşlardır ki, bu buharlı tencere süratle yayılmış, hemen hemen bütün yiyeceklerin hatta pasta ve pudinglerin pişirilmelerinde bile kullanılmıştır.

Her icadın ilkinde olduğu gibi, bunda da bazı aksamalar olmuş, emniyet valfı sık sık tutukluk yapmış, güzel bir akşam yemeği yemeye hazırlananlar, tencere patlayınca yiyecekleri duvarlarda seyretmek zorunda kalmışlardır. Bu patlamalar düdüklü tencerenin neredeyse 150 yıl unutulmasına yol açmıştır. Tekrar popüler olması ise Napoleon Bonaparte sayesinde olmuştur.

‘Bir ordu midesi üzerinde hareket eder’ diye bir vecizenin sahibi olan Napoleon askerlerine yiyecek ikmalini sağlıklı yapamamaktan şikayetçi idi. Bu sorunu çözmek için parasal ödül vaat etmesi üzerine Fransız şef Nicholas Appert, Papin’in buluşunu geliştirerek günümüzdekine benzer pratik bir düdüklü tencere yapmış ve tekrar yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (571-639) (Amr b. Abdullah). İslami ilk kabul eden sahabelerden biri. Cennetle müjdelenmiştir. Çeşitli cephelerde ordu komutanlığı yaptı. Suriye’de vefat elti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yeni, güzel, iyi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. hâkime, jüriye veya yeminli kimselere rüşvet vererek veya nüfuz kullanarak tesir etmeye çalışma. embracer i., huk. bu işi yapmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Huzur veren kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bağırsaklarını çıkarmak, içini boşaltmak. eviscera'tion (i.) bağırsaklarını çıkarma, içini boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şiddetlendirmek, kızıştırmak; kızdırmak, sinirlendirmek. exacerba'tion (i.) şiddetlendirme, kızıştırma, şiddetlenme; hiddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (bir kitap veya yazıdan) seçme parça, pasaj; (f.) almak, seçmek, iktibas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. facir). (bk.) Facir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فجره] günahkarlar. 2.kötü insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Gazları ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Geçerli olan, Osm. tedavül eden: Geçerli akça.

2.Revaçlı, satılır, aranılır, makbûl: Geçer mal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valid. current. acceptable. received. passable. passing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. passable. in circulation. in common use. valid. in force. desired. acceptable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. in circulation. in common use. desired. acceptable. in demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth valued and respected by everybody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

valid. current. acceptable. in use. effective. effectual. received. available. eligible. far-out. operative. passable. prevailing. regnant. ruling. sound. viable. in force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. living. operative. orthodox. sound. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

validity. currency. availability. effectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

validity. currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

validity. currency. effectiveness. availability. soundness. force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currency. standing. validity. effectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. dead. dud. invalid. null. void. null and void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. invalid. void. null. nugatory. bad. without effect. insufficient at law. lapsed. null and void. unsound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become null and void. to lapse. to expire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disuse. invalidity. nullity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. not being valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yeni taze, körpe kimse, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(glis'ırin, -ol) gliserin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer değiştiren, bir yerde durmaz. Ar. seyyâr: Göçer çadır, göçer hastahane. Konar göçer = Bedevî, göçebe, yürük: Konur göçer kavimlerden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Göçen, Göçgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run over. to transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çökertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knock down. to demolish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ing.) sebzeci, manav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bakkal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D. bakkal dükkanı; (çoğ.) bakkaliye, bakkalın sattığı eşya .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahcâr). Taş, Fars. seng: Hacer-i şecer — Taş, odun, değersiz ve iktidarsız adam. Hacer-i esved = KAbe-i mükerremenin kapısı yanında, duvarda bulunan siyah göktaşı, hac töreninde ziyaret edilir. Hacer-01-cav = Havadan düşen taş, göktaşı: Hacer-i semli = Fezada kendi başına veya toplu surette devreden çeşitli büyüklükte taşlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجر] taş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Taş, kaya. -Hacer-i Esved: Kabe’nin duvarında bulunan meşhur kara taş. 2.Hz.İsmail’in annesi ve Hz.İbrahim’in cariyesinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجر اسود] karataş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجر سمائی] göktaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kükürt ile demirin birleşmesinden meydana gelen altın sarısı renginde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i .F.) (Arapça iaşmışı: hançer). Ucu sivri, iki tarafı keskin, kamaya benzer bıçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dagger. short curved dagger. khanjar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short curved dagger. poniard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خنجر] hançer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Gırtlak başı, Ar. re’sü’l-kasaba, Fransızca: larynx. (tıp) lltihâb-ı hançere = Gırtlak başının iltihabından doğan hastalık, Fransızca laryngite denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

larynx gırtlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حنجره] gırtlak, hançere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. hançeriyye). Gırtlak başına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stabbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock. speedo. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hücre). Hücreler, gözler, odacıklar. Ağıllar. Sûr»-i Hücerât = Kur’an’ın kırk dokuzuncu sûresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

within.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dahilde, dahile, Osm. derûna: İçeri gel, içeri otur, kapıdan içeri girdi. i. İçerdeki, dahilî, derûnî: İçeri daire, iç daire.

1.İç taraf, dahil, derûn: Bu evin içerisi dışarısından güzeldir.

2.Yürek, mide: İçerim almıyor. Ek harflerle zarf mânâsını alır: İçeride, içeriye, içeriden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor. within. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in. inside. interior. clink. the cooler. the nick. the can kodes. to the inside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inside. interior. inner part. inner. in. into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content. substance. meaning. theme. ingredient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. content. guts. matter. contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha içeride, daha geride bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indented. sitting back from sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resentment. annoyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). için için kızmak, öfkelenmek, dertlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be angry at sb without showing it. resent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contain. include. implicate. imply. enclose. comprise. cover. embody. encapsulate. incapsulate. inclose. number. span. store. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. contain. count. embrace. imply. include. involve. to include. to contain. to comprise. to cover. to involve. to embrace. to embody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

include. to include. to contain. to imply. cover. embrace. involve. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hapsetmek, kapatmak; s. hapsedilmiş. incarcera'tion i. hapsetme, hapsedilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâzik, nârin, fidan gibi: incerek boy.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şüphe, tereddüt, kararsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilemez, tefrik edilemez, farkına varılmaz, ayırt edilemez. indiscernibly z. seçilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. samimiyetsiz, riyakâr, vefasız, sadakatsiz, yalancı. insincerely z. samimiyetsizce. insincerity i. samimiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k). Bir ışık kaynağının muayyen uzaklıkta meydana getirdiği aydınlığı ölçmeye yarayan Alet, fotometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter. photometer. light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Cisimlerin ısınma derecesini ölçmeye yarayan Alet, kalorimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. T. kimya) (y. k.). Bir klorürde erimiş bulunan kloru ölçmeye yarayan Alet, klorometre, Fr. chloromfetre.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı, yürekli (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday tanesinin biçimini değiştiren ve ununu bozan bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomad. nomadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (musiki). Batı musikisinde bir solo sazın orkestra eşliğinde çalması için bestelenmiş büyük saz eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dayanıklı ve yiğit adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Kuvvetleri ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yırtmak, yaralamak; (kalbini) kırmak, (hislerini) incitmek, üzmek. laeera'tion (i.) yutma, yaralama, incitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şüphesiz, elbette, nâçar. bk. Lâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاجرم] kuşkusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Şüphesiz. 2.Besbelli, elbette.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (zool.) kertenkele familyasına ait, kertenkele gibi; (i.) kertenkele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mızraklı süvari eri; (çoğ.) bir çeşit kadril dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıl elek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Luzern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kaba yonca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACERA) (I. A.) (mâ = bağ, cerâ = «cereyân» dan mazi fiili). Cereyan eden şey, vuku bulan hâl, vak’a, Fars. ser-güzeşt: Benim maceradan haberim yoktu, macerayı olduğu gibi nakletti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloak-and-dagger. adventure. exploit. romance. flirtation. flirt. gallantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventure. venture. exploit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventure. exploit. quest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ماجرا] cereyan eden. 2.serüven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serüvenci, macerayı seven, macera arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissipated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. adventure loving. carpetbag government. fortune seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissipated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. adventure loving. carpetbag government. fortune seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous. hazardous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous. hazardous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACERA-PEREST) (i. A. F.). Macerayı seven, maceracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

errant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. errant. gentleman of fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرست] maceracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرستی] maceracılık, maceraperestlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kab bir maddeyi sıvı bir maddede ıslatarak yumuşatmak; zayıflatmak; zayıflayıp erimek macera'tion i. yumuşama; zayıflama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Samanyolu. 2.Harekete müsait yol, cadde veya y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kumaşçı, kumaş satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pamuklu kumaşları boyamaya hazırlamak için bunları alkaliye batırmak; parlaklık vermek suretiyle kumaşı ipeğe benzetmek, merserize etmek. mercerized s. merserize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشجر] ağaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشجره] ağaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tecrübe» den imef.) (mü. mücerrebe). Denenmiş, tecrübe olunmuş: Böyle olduğu mücerrabdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tecrübe olunmuş işler, görgü: O adamın ilmi yoksa da mücerrebâtı çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mücerret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Clsmânt olmayıp rûhânt ve mânevi olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜCERRED) (I. A.).

1.Tecrtd edilmiş, soyulmuş.

2.Bekâr.

3.(gramer) Yalın hâl.

4.Yalnız, ancak.

5.(felsefe) Soyut (y. k.), (Fr. abstralt).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. inert. isolated. free. plain. pure. distinct. infinity. single.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Mücerret olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hicret» ten). Ailece yerleşmek üzere başka ülkeye göçme, hicret, göç: Bu yıl çok muhâceret oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigration. immigration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهاجرت] göç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNCERR) (i. A.) (mü. müncerre).

1.Bir tarafa çekilip sürüklenen, sürülen, kayıp bir tarafa giden: Bir lokomotifle birçok vagonlar müncer olur.

2.Varıp nihayet bulan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şecer» den masdar). Dövüşme, kavga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacer» den imef.) (mü. müstahcere). Sertleşip taşa dönmüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجرب] deneyimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجرد] bekar. 2.soyut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. harp halinde bulunan bir devletin tarafsız bir gemiye verdiği serbest geçiş belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çiçekleri yalnız gece açılan bir kaktüs, (bot.) Selenicereus grandiflorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) nitrogliserin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) memur; subay; polis memuru; (f.) subaylarını atamak (gemi); komuta etmek, idare etmek. officer of the day o günün komutanı, nöbetçi subay. field officer subay. flag officer amiral, filo komutanı. health officer sağlık memuru. petty officier

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşi karıştıracak demir kol, gelberi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rake. poker. fire hook. stoker. gridiron. backbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü canlı, dinç olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. yermumu, taşıl mum, ozokerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oda, sofa vesairenin ışık ve hava alması için duvara açılmış çeşitli biçim ve şekilde delik ki, çerçeve, cam, parmaklık ve kafes pancurlarıyla korunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casement. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kerpeten; zool. kıskaç; ask. kıskaç hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nehir sularının getirdiği altınla karışık aluvyon. placer mining böyle birikintiden altın ayırma işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. derece veya yer alan şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery. plastic operation / surgery. plastic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden kararlaştırmak. preconcertedly z. önceden kararlaştırılmış bir şekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müstahsil, üretici, fabrikatör; hasıl eden kimse, meydana getiren kimse; sin. yapımcı, prodüktör; karbon monoksit gazının istihsal olunduğu ocak. producer goods hammadde, üretim maddeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

reddedip çürütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim Çerçevesi Modu, BRAVIA TV’nizi bir tablo ya da geniş ekran fotoğraf çerçevesi gibi kullanabileceğiniz anlamına gelen, gelişmiş bir özelliktir. Televizyon izlemediğiniz zamanlarda, oturma odanıza çarpıcı bir başyapıt yaratmak için en sevdiğiniz resimleri görüntüleyin ya da önceden yüklenmiş fotoğraflar arasından seçim yapın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gergedan, zool. Rhinoceros unicornis. rhinocer'ial, rhinocerot'ic s. gergedana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ip cambazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. papaza veya papazlığa ait. sacerdotalism i. papazlık sistemi; bu sistem taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay bardağının tabağı, fincan tabağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb gece, çerağ = ışık). Bir cins değerli taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eşcâr). Ağaç, Fars. dıraht.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شجر] ağaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Bir tek ağaç.

2.Bir sülâle ve hanedânın kurucudan başlayarak üyelerini aşağıya doğru gösteren dallı budaklı bir ağaç şeklinde, silsile, silsilenâme: Şecere-i Al-i Osmân.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genealogy. pedigree. genealogical tree. family tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family tree. pedigree. genealogical tree. genealogy. genealogical table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شجره] soyağacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nesil ve nesebi bir şecere ile belli olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırt etmek, tefrik etmek; tb. ifraz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifraz edici gudde veya ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (matb.) harfin altında veya üstünde bulunan ince çizgilerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Termometre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. susturucu adam veya şey; ses kesici araç, amortisör; ing. susturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içten, samimi, sadık, gerçek, hakiki; sahte olmayan. sincereness, sincerity i. içtenlik, samimiyet, hulüs, hüsnüniyet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. içtenlikle, samimiyetle. Yours sincerely Saygılarımla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. futbol, ayaktopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyücü, sihirbaz. sorceress i. büyücü kadın. sorcery i. büyü, sihir; büyücülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. en arkadaki yedek yan yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İngiliz filozofu Herbert Spencer'ın kitaplarına veya felsefesine ait; Amerikalı P.R. Spencer tarzında güzel ve okunaklı elyazısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spectroscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Becerikli. 2.İç Anadolu’da sıradağ. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cür’a» dan masdar). Cür’a çekmek, yudum, suyu bir nefeste içme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجرع] yudumlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yudumlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cered» den masdar).

1.Soyunma, çıplak olma.

2.Her şeyden uzak olma.

3.Evlenmeyip tek başına yaşama.

4.(botanik) Tecerrüd-i evrâk = Yaprakların dökülmesi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجرد] bekarlık. 2.çıplaklık. 3.soyutlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.çıplak kalmak. 2.soyutlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşte yemek pişirmeye mahsus madenî kap. Dökme tencere = Demirden yapılmışı. Toprak tencere = Güveç. Tencere haviyici = Et, sebze, baharat vesaire. Tencere kebabı = Bir çeşit et yemeği. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş = Biribirine uygun iki arkadaş veya karı koca hakkında alay yoluyla söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucepan. cooker. stewpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. saucepan. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucepan. saucépot. stewpan or stewpot. casserole. kettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtın içinde gerçekleştirildiği sosyal veya tarihsel ortam. Tüm sanatçılar etkileşim içinde oldukları değerleri ve gelenekleri olan sosyal çevrelerde çalışırlar. Bir sanat yapıtının içinde gerçekleştirildiği koşullar üzerine düşünmek üç açıdan önemlidir. İlki , onu gerçekleştiren sanatçı veya içinde yaratıldığı kültür hakkında bilgi edinmemizi sağlamasıdır. İkinci olarak, gözden kaçırmamamız gereken bir nokta, bir yapıta baktığımızda veya ondan bir şeyler öğrendiğimizde; bunların içinde yaşadığımız zaman, deneyimlerimiz ve inançlarımız nedeniyle önyargılı olabileceğinin bilincine varmaktır. Bizim yorumumuz, resmin yaratıldığı devirdeki yorumdan oldukça farklı olabilir. Üçüncü olarak, bir yapıtın bir kitapta yer alan imgesinin, gerçekleştirildiği yapı içerisinde olduğundan da halkın izlemesi için konduğu müzeden de farklı algılanacağıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izleyen şey veya kimse; kopya çıkaran alet; kayıp şeyleri soruşturma belgesi; terzi ruleti; tıb. hastalığın yerini saptamak için vücuda zerkedilen radyoaktif izotop. tracer bullet giderken havada iz bırakan kurşun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyma taşta yapraksı süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enerjiyi bir sistemden başka bir sisteme nakleden cihaz, iletme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında üç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three each. three at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üç (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ülser, çıban, yara, karha; ahlâki bozukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ülser olmak, kendi kendine yara olmak; ülsere sebep olmak. ulcera'tion i. ülserleşme; ülser. ulcerative s. ülsere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ülserli, ülser kabilinden, ülserleşmiş. ulcerously z. ülserli olarak. ulcerousness i. ülser olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nezaketsizce yapılan; laubali; gayri resmi. unceremoniously z. gayri resmi olarak, teklifsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahmin olunamaz, şüpheli; güvenilemez, iyice tarif olunmamış; kararsız; değişken, dönek, keyfine tabi. uncertainly z. tereddütle; kararsızca. uncertainty i. şüphe, tereddüt, kesin olmayış; kesinsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alâkasızlık, ilgisizlik, kayıtsızlık, duygusuzluk; telâşsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alâkasız, ilgisiz, kayıtsız, duygusuz. unconcern'edly z. ilgisizce. unconcern'edness i. ilgisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [و هلم جری] var gerisini kıyas et.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. genel valiye ait. viceregally z. genel vali sıfatıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genel vali; eskiden Hindistan'da ingiltere kralını temsil eden vekil; Kuzey Amerika'ya özgü bir çeşit kelebek. viceroy'alty, viceroyship i. genel valilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. insan veya hayvanın iç uzuvları, ahşa, bağırlar. visceral s. iç uzuvlara ait. viscerate f. bağırsaklarını çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ip cambazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeni asker mânâsıyle Osmanlı devletinde yaya bir sınıf asker. Yeniçeri ağası = Bu askerin başkumandanı.

2.mec. Zorba, zor ile bir şey yapmak isteyen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

janissary. janizary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

janissary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeniçeri askerliği, bu askerin sınıfı, hizmet ve vazifesi: Yeniçerilik’ etmişti. 2.Yeniçerilere mahsus tarz ve hareket. «»


Türkçe Sözlük by