Cera ne demek? | Cera anlamı nedir? | Cera

Cera anlamı nedir?

Cera ne demek?

Cera anlamı nedir?

Cera | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

love affair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

love affair. romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇERAGE (i. F.) Otlak yeri, mer’alık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dağarcık (botanik ve a’natomi). Torba gibi mahfazalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balmumu gibi, balmumu cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Çekirge.

2.Yağmacı topluluk. Cerâd-ül-bahr = Teke denilen deniz hayvancığı. Buna kanatlı bir çeşit balık diyenler de vardır. •


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراد] çekirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراغ] mum. 2.kandil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yağ kandili, lamba, mum. 2.Atın şaha kalkması. 3.Çırak edilme. 4.Bir memuriyete ve ihsana nail olan. 5.Vazifesinden emekli edilen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراگاه] otlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراغان] aydınlatma, donatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CERAHAT) (i.), irin mânâsiyle dilimizde çok kullanılırsa da, Arapça olmayıp, cerâd kelimesinden galattır. Cerahat bağlamak = İrin tutmak, irinlenmek, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pus. matter. purulent matter. fester. ichor. sanies. suppuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. pus. puss irin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. pus. discharge. gathering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جراحت] yara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yara) Cerahat bağlamak, irin tutmak, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İrinli, işler (yara)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ceride). Cerideler, gazeteler, (bk.) Ceride.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرائد] gazeteler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cerime). Cerimeler, suçlar, (bk.) Cerime (sanıldığı gibi «cürm» ün cem’i değildir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرائم] suçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [چراکسه] çerkesler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A. c.) (m. Çerkeş). Çerkesler: Memâlîk-i çerâkise = Çerkeş köleler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). seramik; kil, porselen, toprak, çini vb'nden yapılmış esyaya ait; bu maddelerin imal edilişi ile ilgili. ceramic tile çini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tek). seramik sanatı ve tekniği; çini, çini işleri; çinicilik; (çoğ). seramik eşya, çini, çanak çömlek. ceramist (i). çinici, seramikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). balmumu veya yağ ile yapllmış bir merhem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuz gibi; boynuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câriyelik hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bağırsaklarını çıkarmak, içini boşaltmak. eviscera'tion (i.) bağırsaklarını çıkarma, içini boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hücre). Hücreler, gözler, odacıklar. Ağıllar. Sûr»-i Hücerât = Kur’an’ın kırk dokuzuncu sûresi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hapsetmek, kapatmak; s. hapsedilmiş. incarcera'tion i. hapsetme, hapsedilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yırtmak, yaralamak; (kalbini) kırmak, (hislerini) incitmek, üzmek. laeera'tion (i.) yutma, yaralama, incitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACERA) (I. A.) (mâ = bağ, cerâ = «cereyân» dan mazi fiili). Cereyan eden şey, vuku bulan hâl, vak’a, Fars. ser-güzeşt: Benim maceradan haberim yoktu, macerayı olduğu gibi nakletti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloak-and-dagger. adventure. exploit. romance. flirtation. flirt. gallantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventure. venture. exploit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventure. exploit. quest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ماجرا] cereyan eden. 2.serüven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serüvenci, macerayı seven, macera arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissipated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. adventure loving. carpetbag government. fortune seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissipated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. adventure loving. carpetbag government. fortune seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous. hazardous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous. hazardous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACERA-PEREST) (i. A. F.). Macerayı seven, maceracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

errant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. errant. gentleman of fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرست] maceracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرستی] maceracılık, maceraperestlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kab bir maddeyi sıvı bir maddede ıslatarak yumuşatmak; zayıflatmak; zayıflayıp erimek macera'tion i. yumuşama; zayıflama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb gece, çerağ = ışık). Bir cins değerli taş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ülser olmak, kendi kendine yara olmak; ülsere sebep olmak. ulcera'tion i. ülserleşme; ülser. ulcerative s. ülsere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. insan veya hayvanın iç uzuvları, ahşa, bağırlar. visceral s. iç uzuvlara ait. viscerate f. bağırsaklarını çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by