Cere ne demek? | Cere anlamı nedir? | Cere

Cere anlamı nedir?

Cere ne demek?

Cere anlamı nedir?

Cere | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

dormer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). tahıl, hububat, zahire; ABD herhangi bir tahıl ile hazırlanmış ve kahvaltıda yenen bir yiyecek; (s). tahıl veya tahıl bitkilerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ-lums,-la). (anat) beyincik, küçük beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cerebiyye) (tıp). Uyuza ait, uyuzla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). beyne ait; ussal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyin faaliyeti göstermek; düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beynin faaliyeti; düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat) beyne ve omuriliğe ait, beyni ve omuriliği etkileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra)., (anat). asıl beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla kefen olarak kullanılan mumlu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayrılma, kopma (yalnız kullanılmaz «lâ» ile beraber geçer): Lâ-cerem = Şüphesiz, elbette, mutlaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cerime.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen)., (çoğ). mumlu bez, kefen bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). törensel, merasimle ilgili, resmi; (i). tören, merasim; ayin. ceremonially (z). törensel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). resmi; muaşeret kurallarına dikkat eden; törensel. ceremoniously (z). çok resmi bir şekilde. ceremoniousness (i). resmi oluş, resmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tören, merasim; ayin; resmiyet, protokol; nazik ve uygar bir davranış. stand on ceremony resmi davranmak. without ceremony teklifsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Halk ağzında “ceylan” anlamına gelir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çan-ve zil sesi, kılıç ve topuzun çarpışmasından çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayvanın boynuna asılan çıngırak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرس] çan. 2.çıngırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). bereket tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (botanik). Çançiçeğigiller. (Fr. campanulacis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEREYAN) (i. A.).

1.Akma, akıntı, suyun cereyanı: Anadolu’da cereyan eden Kızılırmak. CereySn-ı havi = Hava cereyanı (bu da Türkçe değilse de «Fransızca kurander (courant d’air)»den daha iyidir).

2.Geçme, geçiş, gidiş: Zamanın cereyanı; cereyan etmekte olan temmuz ayında.

3.Vuku, vâki olma. Ar. hudûs: Aralarında bir anlaşmazlık cereyan etmiş; vak’aların cereyan şekli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. draught. run. flow. draft. current. course of events. movement. tendency. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. race. stream. tide. current. draft. course of events. movement. tendency. influx. jet. run. drift. course. rapid. swift. progress. switch. circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریان] akış. 2.oluş. 3.akım. cereyân etmek olmak, gerçekleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drafty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl yemekten sayılmayarak yemek arasında, içki sofrasında veya kahvaltıda yenen reçel, peynir, havyar, sardalya, yemiş gibi şeyler; meze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kickshaw. knick-knack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appetizer. hors d'oeuvre. hors d'oeuvres. appetizers. kickshaw. snack. nuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hors d'oeuvre. appetizers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çerez satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vakitsiz az şey yiyip iştahayı kestirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). beynini çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tencere dahayüzyılda hemen hemen tamamıyla bugünkü şeklini aldı. O zamanlar tencereler sadece yemek pişirmek için değil, su kaynatmak hatta içinde çamaşır yıkamak için bile kullanılıyordu. En eski tencereler dökme demirdendiler. Sonraları toprak, bakır, alimünyum, emaye ve camdan olanları da yapıldı

Bakır tencerelerin, kullanış ve dayanma bakımından iyi olmalarına karşın sık sık kalaylanmaları gerekir. Alimünyum tencerelerin sakıncalı yanları ise kesif soda ve alkali eriyiklerin alimünyum üzerine olan etkileridir. Sıcak-soğuk farkından etkilenip çatlasalar da en sağlıklı tencereler cam (payreks) olanlarıdır. Pişirme sırasında içleri görülebildiğinden sık sık kapaklarının açılması gerekmez, yiyeceğin vitamini kaçmaz.

Düdüklü tencerelerin yan yüzleri basınca dayalı malzemeden yapılır. Kapakları ise ilginçtir. Çevrilince tencerenin ağzını içten sıkı sıkı kapatırlar ve buharın kaçmasına mani olurlar.

Düdüklü tencerenin kapağında herhangi bir patlama tehlikesine karşı, istenen basınca, dolayısıyla pişme derecesine göre ayarlanabilen bir subap vardır. Basınç ayarlananın üstüne çıkınca subap açılır, buhar buradan dışarı kaçar, hızla çıkan buharın çıkardığı düdük sesi de etrafı olaydan haberdar eder. Düdüklü tencere ismini de bu nedenle almıştır.

Düdüklü tencerenin pişirme prensibinde suyun kaynama özelliği yatar. Su 100 derecede kaynar demek tek başına doğru bir ifade değildir. Kaynama sıcaklığı atmosfer basıncı ile doğrudan ilgilidir. Basınç atmosfer basıncından düşükse, su daha düşük sıcaklıklarda da kaynayabilir veya basınç atmosfer basıncından yüksekse suyun kaynaması için daha yüksek sıcaklıklar gerekir.

Normal tencere ısıtıldığında su 100 derecede kaynar ve tüm su kaynayana kadar bu sıcaklık sabit kalır, yemek de bu sıcaklık da pişer. Düdüklü tencerede ise buhar dışarı kaçamadığından tencerenin içindeki basınç gittikçe artar, dolayısıyla su 100 derecede kaynamaz, tenceredeki sıcaklık 130 dereceye kadar çıkar.

Böylece pişirilmesi istenen besinlerin ısısı suyun kaynama derecesinden çok daha yükseğe çıkar. Bu yüksek sıcaklık yiyeceğe süratle nüfuz ederek, vitamin ve minerallerini kaybetmeden daha çabuk pişmesini sağlar. Bundan dolayı et haşlaması en çok yarım saatte, kuru sebzeler yirmi dakikada pişebilirler.

Gelelim düdüklü tencerenin öyküsüne. 1682 yılının 12 Nisan akşamı Londra’da bir evde kraliyet sosyetesinden bir grup yemek yiyeceklerdir. Bu yemek o güne kadar yenmiş yemeklerden farklıdır çünkü davetlilerden Fransız mucit, 35 yaşlarındaki Deniş Papin, yemeği son buluşu olan, her tarafı kapalı, üzerinde emniyet vanası olan bir kap içinde pişirecektir.

Papin, gazlarla ilgili ana kanunları formüle eden İrlandalı fizikçi Robert Boyle’nin asistanıdır ve kabın içindeki buhar basıncını arttırarak, yemeğin sıvı kısmının kaynama noktasını yükselten bu buluşunu 1679’da gerçekleştirmiştir. Yemekte bulunanlar pişen etten o kadar memnun olmuşlardır ki, bu buharlı tencere süratle yayılmış, hemen hemen bütün yiyeceklerin hatta pasta ve pudinglerin pişirilmelerinde bile kullanılmıştır.

Her icadın ilkinde olduğu gibi, bunda da bazı aksamalar olmuş, emniyet valfı sık sık tutukluk yapmış, güzel bir akşam yemeği yemeye hazırlananlar, tencere patlayınca yiyecekleri duvarlarda seyretmek zorunda kalmışlardır. Bu patlamalar düdüklü tencerenin neredeyse 150 yıl unutulmasına yol açmıştır. Tekrar popüler olması ise Napoleon Bonaparte sayesinde olmuştur.

‘Bir ordu midesi üzerinde hareket eder’ diye bir vecizenin sahibi olan Napoleon askerlerine yiyecek ikmalini sağlıklı yapamamaktan şikayetçi idi. Bu sorunu çözmek için parasal ödül vaat etmesi üzerine Fransız şef Nicholas Appert, Papin’in buluşunu geliştirerek günümüzdekine benzer pratik bir düdüklü tencere yapmış ve tekrar yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. facir). (bk.) Facir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فجره] günahkarlar. 2.kötü insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Gırtlak başı, Ar. re’sü’l-kasaba, Fransızca: larynx. (tıp) lltihâb-ı hançere = Gırtlak başının iltihabından doğan hastalık, Fransızca laryngite denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

larynx gırtlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حنجره] gırtlak, hançere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâzik, nârin, fidan gibi: incerek boy.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. samimiyetsiz, riyakâr, vefasız, sadakatsiz, yalancı. insincerely z. samimiyetsizce. insincerity i. samimiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dayanıklı ve yiğit adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şüphesiz, elbette, nâçar. bk. Lâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاجرم] kuşkusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Şüphesiz. 2.Besbelli, elbette.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشجره] ağaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hicret» ten). Ailece yerleşmek üzere başka ülkeye göçme, hicret, göç: Bu yıl çok muhâceret oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigration. immigration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهاجرت] göç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şecer» den masdar). Dövüşme, kavga.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çiçekleri yalnız gece açılan bir kaktüs, (bot.) Selenicereus grandiflorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oda, sofa vesairenin ışık ve hava alması için duvara açılmış çeşitli biçim ve şekilde delik ki, çerçeve, cam, parmaklık ve kafes pancurlarıyla korunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casement. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Bir tek ağaç.

2.Bir sülâle ve hanedânın kurucudan başlayarak üyelerini aşağıya doğru gösteren dallı budaklı bir ağaç şeklinde, silsile, silsilenâme: Şecere-i Al-i Osmân.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genealogy. pedigree. genealogical tree. family tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family tree. pedigree. genealogical tree. genealogy. genealogical table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شجره] soyağacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nesil ve nesebi bir şecere ile belli olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içten, samimi, sadık, gerçek, hakiki; sahte olmayan. sincereness, sincerity i. içtenlik, samimiyet, hulüs, hüsnüniyet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. içtenlikle, samimiyetle. Yours sincerely Saygılarımla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyücü, sihirbaz. sorceress i. büyücü kadın. sorcery i. büyü, sihir; büyücülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşte yemek pişirmeye mahsus madenî kap. Dökme tencere = Demirden yapılmışı. Toprak tencere = Güveç. Tencere haviyici = Et, sebze, baharat vesaire. Tencere kebabı = Bir çeşit et yemeği. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş = Biribirine uygun iki arkadaş veya karı koca hakkında alay yoluyla söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucepan. cooker. stewpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. saucepan. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucepan. saucépot. stewpan or stewpot. casserole. kettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nezaketsizce yapılan; laubali; gayri resmi. unceremoniously z. gayri resmi olarak, teklifsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. genel valiye ait. viceregally z. genel vali sıfatıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by