Ceş ne demek? | Ceş anlamı nedir? | Ceş

Ceş anlamı nedir?

Ceş ne demek?

Ceş anlamı nedir?

Ceş | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(tıb) çıban, apse, cerahat kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). giriş, yol, methal, geçit; artma, Çoğalma; (tıb). nöbet have access yanına girebilmek, huzura kabul edilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yanına girilebilir, içine girilebilir; kolay bulunur; kandırılabilir; alınır, bulunur accessibil'ity (i). yanına gitme imkânı, içine girilebilme imkanı, kolay bulunma imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vasıl olma, ulaşma, varış; artma, Çoğalma; cülus, tahta çıkma; (müzeye, kütüphaneye) yeni gelen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). yardımcı olan, muavenet eden; suç ortaklığı eden;(i). aksesuar, yardımcı şey; suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahbaplık , tanışıklık, aşinalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cet, ata, soy sop, dede. ancestor'ial, ances'tral (s). ecdada ait, ecdattan kalmış, geçmiş zamanlara ait. an'cestry (i). ecdat, nesep; iyi aileden gelme, asalet, soyluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). apex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpiskoposun idaresi altındaki bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülgillerden yabanî bir bitki (Alchemilla).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady's mantle. carbuncle. sore of anthrax şirpençe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(alchemila vulgaris): Gülgillerden; çayırlarda, ormanlarda yetişen ve türlü çeşitleri olan bir yabani bitkidir. 5-7 parçalı olan yaprakları büyüktür. Kökü geniştir. Çiçekleri; ufak yıldız şeklinde olup, yeşilimtıraktır. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Ateş düşürür. Vücuda kuvvet verir. Yarımbaş ağrılarını keser. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدچشم] kötü gözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Mısra-ı berceste = Güzel, kuvvetli, metîn ve latif olan mısra: Eğer maksûd eserse mısra-ı berceste kâfidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برجسته] seçkin, seçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Seçilmiş, beğenilmiş. 2.Güzel, hoş, latif.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسر و چشم] başüstüne, başım gözüm üstüne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bessemer ameliyesi; Bessemer'in bulduğu çelik yapma usulü. Bessemer steel Bessemer çelidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların çeşitlerinin alan ya da hacim birimi başına sayısı; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teagarden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism»den). Büyüklük, irilik: Bu binanın cesâmeti (işin ve meselenin cesâmeti gibi mecâzen ehemmiyet mânâsiyle de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hugeness. bulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسامت] irilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük, iri, cesîm: Hayli cesâmetli bir binâdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Sezar'a ait. cesarean operation, cesarean section sezaryen ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yiğitlik, çekinmezlik, korkmazlık, atılganlık: Bu işe cesaret edemem, onun şecaat ve cesareti malûmdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. heart. daring. boldness. bravery. fearlessness. audacity. chivalry. doughtiness. enterprise. fortitude. gallantry. grit. gumption. hardihood. hardiness. nerve. pecker. pluck. prowess. sand. spirit. spunk. stoutness. ticker. valiantness. valo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. courage. daring. enterprise. fortitude. gallantry. guts. heart. mettle. pluck. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. courage. assurance. fortitude. grit. gumption. guts. hardihood. heart. mettle. nerve. pecker. pluck. prowess. resolution. sands. spine. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسارت] cesurluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüreklilik, korkusuzluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dare. to venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. hearten. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. demoralize. discourage. dishearten. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. throw / pour cold water on. to cast a damper on. discourage. dishearten. dismay. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abetment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. boost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolster. encourage. to encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. brace up. embolden. give scope for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cesaret almak, cür’etlenmek, korku ve çekinme duymaksızın serbestlik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take courage. take heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Cesareti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spunky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. spirited. courageous. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageous. brave. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesareti olmayan, çekingen, ürkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fainthearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid. cowardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Merak, tecessüs, casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut CESBAN (i. F.). Münasip, lâyık, şâyeste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Yakışır, lâyık. Fars. şâyeste, sezâ-vâr: Hâlime cesbân bir i; bulunamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CESED) (I. A.) (c. ecsâd). insan veya hayvan bedeni, gövcte, ten. (Arapça’da cisim mânâsına de gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. dead body. corpse. carcase. carcass. stiff. cadaver. mortal remains. necro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. carcass. corpse. remains. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. corpse. cadaver. carcass. carrion. mortal remains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatmış, tadılmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cesâmet» den) (mü. cesîme).

1.Vücutlu, gövdeli, iri: Cesîm bir deve.

2.Büyük, Ar. azîm, kebîr: Cesîm bir dağ.

3.Büyük, ehemmiyetli: Cesîm bir iş, cesîm bir ticaret sahası.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسيم] iri, büyük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İri, büyük, kocaman, ulu, mühim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İri, büyük.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسيم الجثه] iri yapılı, iriyarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nevi, cins, örnek, türlü. Esası bir olup rengi veya çiçekleri muhtelif olan: Bu basmanın birkaç çeşidi vardır. Başka çeşiti yok mudur? Çeşit çeşit: Fars. gûnâ-gûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kind. variety. sort. assortment. style. sample. cast. class. denomination. description. genre. ilk. item. range. species. stripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment. breed. cast. class. description. form. kind. make. nature. order. rate. sort. style. type. variety. sample.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. variety. kind. assortment. breed. choice. class. description. diversity. manner. order. quality. rate. species. stamp. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley. multifarious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Kenarları birbirine eşit olmayan çokgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversification. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çeşidini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing in variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversify. to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in variety. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşidi çok olan. Ar. mütenevvî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assorted. various. varied. multifarious. different. divers. diverse. diversified. manifold. medley. miscellaneous. sundry. differently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. diverse. miscellaneous. mixed. multifarious. multiple. sundry. varied. various. assorted. manifold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulative. assorted. different. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli olma hali. Ar. tenevvû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment. variation. variety. distinctness. diversity. diversification. variegation. range. multiplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variety. diversity. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversity. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). sezyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Göz, Ar. ayn, Fars. dîde. Çeşm-I hasretle bakmak = Hasret gözüyle. Nûr-ı çeşm = Gözün nuru. Çir-çeşm İle = Dört gözle, yani sabırsızlıkla, intizâr, bekleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشم] göz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözleyen, bekleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. çeşm). Çeşniler, gözler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشمان] gözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Gözl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشم دریده] arsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçilecek, akar suyu olan yer ki, ya daimî «kar veyahut hazne ve musluğu olur ve ekseriyetle mermerden yapılmış ve san’at eseri olarak hayır eserlerinden sayılır. Çeşmeden su içmek, doldurmak. Kuru çeşme = Suyu kesilmiş. Çeşme-i hıyvân = Ab-ı hayat çeşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tap. fountain. drinking fountain. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. drinking fountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. fount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشمه] pınar. 2.çeşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeşmesi bol olan yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ahu gözlü kadın, ceylan gözlü güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ÇEŞM-İ BÜLBÜL) (i. F.). Eskiden, İstanbul’da yapılan bir çeşit tahrirli cam eşya. Çeşm-i bülbül = Bülbül gözü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Kadın İsmi) 1.Süzerek bakma, bakış. 2.Nazlı nazlı bakan göz. 3.Güzel gözlü sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut ÇEŞNE (i. Farsça «çâşnî»den).

1.Tad, lezzet.

2.Yemeğin tad ve tuzuna bakma, deneme. Çeşnisine bakmak, (bk.) ÇAşnî, çâşnî-gir.

3.Darphanede ayar tayini: Çeşni memuru.

4.Birkaç koyun seçilerek celeblerce ortalama fiyat tayini: Yeni tutulan çeşniye göre.

5.Birkaç cins unun karıştırılmasıyle ekmekçilere gösterilen ekmek ayarı: Şimdi çeşnide Anadolu unu dahi vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flavor. flavour. taste. seasoning. garnish. spice. relish. offflavour. medley. zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condiment. flavour. flavouring. relish. salt. savour. seasoning. zest. flavor. savor. taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste. flavour. sample. specimen. savour. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Baş çeşnici. 2.mec. Sık sık eş değiştiren erkek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yemek vesairenin lezzeti yerine gelmek, tadı, tuzu kıvamında olup, lezzetli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eczalı, kapsüllü (tüfek): Çeşnili tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Layık, uygun, münasip, yakışır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). durma, kesilme, inkıta; fasıla, ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). terk, çekilme; verme, devretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendisine bir şey devredilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çöp çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iağım çukuru; mezbele, çöplük, pislik yuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Sıçramış, atlamış. Sıçrama, atlama, bir defadaki atlama. Cette ceste = Azar azar, derece derece. Ar. tedricen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit by bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). bağırsak şeridi; parazit kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşak, kemer; korse; (mit). aşk ilhamı veren ve üzeri birçok şeyle süslenmiş olan Venüs`ün kuşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da boksörlerin giydigi deri bağcıklardan yapılmış ve üstünde maden parçaları olan bir çeşit eldiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cesaret» ten) (mü. cesOre). Cesaretli, yiğit, yürekli. Fars. dilîr: Pek cesur bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. courageous. bold. daring. gutsy. adventurous. audacious. bulldog. chivalrous. dashing. dauntless. doughty. enterprising. fearless. foolhardy. gallant. game. gamy. great-hearted. gritty. hardy. heroic. intrepid. martial. plucky. redoubtable. re.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. brave. courageous. gallant. intrepid. spunky. stalwart. stout. stouthearted. valiant. plucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. brave. courageous. adventuresome. adventurous. chivalrous. daring. doughty. gallant. gutsy. intrepid. leonine. lion hearted. manful. plucky. red blooded. stalwart. stout. stout hearted. undaunted. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسور] cesaret sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cesaretli, yürekli, yiğit, gözüpek, atılgan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesaret, yiğitlik, yüreklilik: Bu muharebede cesurluğunu gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul, teslim, itiraf; imtiyaz, devlet veya diğer bir yetkili makam tarafından tanınmış imtiyaz, ayrıcalık; mümessillik, bayilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

concessioner (i). imtiyaz sahibi; fuarda bir satış yeri sahibi; temsilci, bayi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teslim veya kabul mahiyetinde; (gram). although bağlacı ile başlayan tamamlayıcı cumlelerde teslim ve kabul ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insanely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madly. like mad. to distraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madly. maniacal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji), insan topluluklarının hayatında dinî inanışların bulunmadığı iptidaî devir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). piskoposluk bölgesi. diocesan (s)., (i). piskoposluk bölgesine ait; (i). bu bölgeyi idare eden piskopos; bu bölgede bulunan papaz veya fert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Audio CD’lerin (SACD), yazılım üreticisine bağlı olarak üç türü bulunmaktadır: tek katmanlı SACD, çift katmanlı SACD ve hibrit SACD.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düşünmeden iş gören.

2.Tasasız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thoughtless. inconsiderate. careless. mindless. unmindful. blind. blindfold. brusque. flighty. freewheeling. gauche. half-baked. headfirst. headforemost. headlong. heady. ill-advised. ill-judged. imprudent. impulsive. incautious. indiscreet. injudici. cav

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careless. thoughtless. tactless. unworried. carefree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi düşünememe hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiscretion. lack of consideration. rash judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkebe yakışır bir surette, kabalık ve hamakatle: Eşekçe oynuyor; eşekçesine hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) aşırılık, ifrat, fazlalık; (s.) fazla, ziyade, artan. excess fare bilet ücret farkı, mevki farkı, zam. excessluggage fazla bagaj. excess profits tax fazla kazanç vergisi. drink to excess içkiyi fazla kaçırmak. in excess of -den fazla, (onu) ge

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabahati örten, vaziyeti kurtaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) feces.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). eski Roma'da bazı hakimlerin önü sıra taşınan ve ortasında cellat baltası olan değnek demeti, hakimlik sembolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,(çoğ)., (anat). boğaz; (zool). helezoni deniz kabuğu ağzının içi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tortu, posa; pislik, bok, dışkı. fecal, faecal (s). tortulu; pislik ile ilgili, dışkıya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eskiden: GECESAFA) (i. botanik). İkiçeneklilerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen bir bitki (mirabilis ialapa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjustified. unjustifiable. groundless. baseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groundlessness. baselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without guarantee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواجه سرا] harem ağası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoological gardens. zoo. zoological garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خيره چشم] arsız, hayasız. 2.cesur, gözüpek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüceste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uğurlu, mübarek, mes’ud: Hüceste-fâl, hüceste-tâlî = FAl ve bahtı mes’ud ve mübarek, (bk.) huceste.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خجسته] kutlu, uğurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uğurlu, hayırlı, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Falı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tabiatı uğurlu, güzel huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mânâsı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Reyi, fikri, düşüncesi isabetli ve uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contingency reserve. reserve fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Bu alemle utkulu olacaksın (Büyük Kostantin'in ibaresi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanına varılmaz, erişilemez, ulaşılamaz, yaklaşılamaz. inaccessibility i. erişilmezlik yaklaşma imkansızlığı. inaccessibly z. erişilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İnce.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devamlı, sürekli, fasılasız, ardı arkası kesilmeyen. incessantly z. sürekli olarak, ardı arkası kesilmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akraba ile zina, nikâh düşmeyen akraba ile cinsel ilişki kurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akraba ile zina kabilinden; akrabası ile zina yapmış; akraba ile zina yapmaktan hâsıl olmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rica, başkaları hesabına yalvarma; iltimas isteme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aracı, arabulucu; şefaatçi, başkası için iltimas isteyen kimse. intercessory (s.) arabuluculukla ilgili, başkası için yardım rica eden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses, ağ ve video verilerinin yalnızca bir veri hattı üzerinden iletilmesini sağlayan iletişim standardı. ISDN, analog telefon şebekesinin değiştirilmesini başlatmıştır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Night of Power. the 27th of Ramadan when the Koran was revealed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degree of comparison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri bakışlı, şaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Pek ufak yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karabuğdaygillerden, çiçekleri salkım şeklinde hekimlikçe önemli bir bitki (Lat. bistorta bistorta).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurttırnağı): Gülgiller familyasından beşparmakotu adlı bitkinin salkım çiçekli, sapı ve kökü bol taneli, çok yıllık bir türüdür. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İshali keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kuruduğu halde duşmeyen, sürekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism» den imef.) (mü. mücesseme).

1.Cismi olan, vücutlu, gövdeli, maket: Yaptıracağı yapıların mukavvadan mücessem şeklini yaptı.

2.mec. Mânevi bir cisim hâlini almış: O adam fazîlet-l mücessemedir.

3.(geometri) Uç boyutlu: Mücessem bir şekil. Zıddı: musatteh. Handese-i mücesseme = Uzay geometri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cesed» den if.) (mü. mütecesside). Vücut hâline gelen, cisim ve cesed hâline geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism» den if.) (mü. mütecessime). Vücut peydâ ederek cisim gibi görünen, tecessüm eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cess» den if.) (mü. mütecessise). Yoklayan gizli şeylerden haber almaya çalışan, araştıran, teftiş eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curious. inquisitive. overcritical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tecessüsle yoklayıp araştırarak: Daima mütecessisâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متجسس] meraklı, merak eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متجسسانه] merak ederek, meraklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Lâyık olmayan, yakışıksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pislik, murdarlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gerekli, zorunlu, lüzumlu, zaruri, lâzım; çaresiz, kaçınılmaz; i., gen. çoğ. gerekli şey. necessarily z. ister istemez; muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gerektirmek, icap ettirmek; zorunlu kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. gerekli şey; ihtiyaç, zaruret, gerekseme, lüzum; kaçınılmaz durum. logical necessity mantıki ihtiyaç. of necessity zaruri olarak. physical necessity tabii ihtiyaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neticelenmeyen, sonu gelmeyen, maksada varmayan: Bu İş netisiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic of capricorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic of capricorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no beginning. eternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no beginning. eternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time without beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time without beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earnest money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., astrol. Balık burcu; zool. balıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önce geliş, takaddüm; astr. presesyon. precession of the equinoxes astr. gün-tün eşitliği zamanının gerilemesi, presesyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birinden önce gelen kimse, öncel, selef; ata, cet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prenses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. prenses biçimi (elbise).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. yöntem, metot, yol, usul; süreç, vetire; işlem; ilerleme; huk. belge; celpname, çağırı kağıdı; dava muamelesi; biyol. yumru; s. özel işleme tabi tutulmuş; f. muamelesini yapmak; özel işleme tabi tutmak; huk. tebliğ etmek; dava açmak. chem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alay; oluş, meydana çıkma, baş gösterme; f. alay ile yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. alay çeşidinden; i. dinsel tören esnasında okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tatil vakti, paydos, teneffüs, ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) girinti, oyuk, (gen.) (çoğ.) gizli yer, iç taraf; (f.) girinti yapmak, oymak; ara vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geri çekilme; (ikt.) düşüş (fiyat); iktisadi durgunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çekilmeye ait; (i.) papaz ve koro heyeti kiliseden çıkarken okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çekilme eğiliminde olan; (biyol.) dominant olmayan (vasıf), resesif; (i.) diğeri tarafından bastırılan özellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar işlemek. reprocessed wool kullanılmamış fakat bir defa örülüp sökülerek tekrar örülmüş yün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri dönme, geri çekilme; geri verme, iade, ilk sahibine verme; gerileme. retrocessive s. geri verme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayrılma, uzaklaşma; b.h.,(A.B.D.) 1860-61'de Güney Eyaletlerinin Birlikten ayrılması. secessionist i. ayrılma taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çeşmebaşı, suyun kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرچشمه] kaynak. 2.pınarbaşı. 3.önder.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance policy. policy of assurance / insurance. attachment. documentary bill. insurance certificate. policy of insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ipek kumaşla yapılan bir çeşit basma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzay gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. halk tarafından tutulmayıp kritiklerce övülen başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başarı, muvaffakiyet; başarılı şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başarılı, muvaffakıyetli. successfully z. başarıyla, muvaffakıyetle. successfulness i. başarılılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıllık; silsile, dizi, sıra; birbiri arkasından gelen şeyler; vekâlet, yerine geçme; yerine geçme hakkı döl döş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardıl, birbirini ileyen, müteakıp, silsile halindeki. successively z. sıra ile, birbiri arkasından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halef, ardıl, vâris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prehistoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prehistory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cesed» den masdar). Cesetleşme, cisimleşme, gövdeleşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism» den masdar).

1.Cisimleşme, vücut hâline gelme.

2.Görünme, gözün önüne gelme: Hayâli gözümün önünde tecessüm ediyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assuming a bodily form. embodiment. becoming tangible. appearance. becoming apparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cess» den masdar) (c. tecessüsât).

1.Yoklama, araştırma, inceleme.

2.Bir şeyin içyüzünü araştırıp bilmeye çalışma, (askerlik) Tecessüs kolu = Keşif birliği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prying curiosity. nosiness. snoopiness. spying. pry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجسم] cisimleşme, şekillenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

cisim halinde ortaya çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجسس] araştırma. 2.merak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

araştırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تجسسکار] meraklı, mütecessis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lüzumsuz; faydasız, gereksiz. unnecessarily z. gereksiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .başarısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

karışık baharatlı et sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir gözlü, bir gözü kör.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Tek gözlü. 2.(Tür.) Güneş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın bir adı olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, ulu, soylu.

İsimler ve Anlamları by