Cet ne demek? | Cet anlamı nedir? | Cet

Cet anlamı nedir?

Cet ne demek?

Cet anlamı nedir?

Cet | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat). hokka çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teskin edici ve ateş düşürücü bir ilâç, asetanelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi sentetik kumaş, rayon; asetik asit tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sirke gibi, ekşi. acetic acid asetik asit, sirke asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ekşitmek, ekşimek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aseton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asetilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din urğuna dünya zevklerini feda eden kimse, zahit kimse, münzevi kimse, riyazetçi, sofu kimse, derviş. ascetic (s). zahit, sofu; kendi zevkini çok düşünmeyen. asceticism (i). koyu sofuluk, aşırı riyazet, çilecilik, zahitlik; sade bir hayat s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avoset, (zool). Recurvirostra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zor, güç ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Beced.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güzellik, hüsn ü behâ. (Bazı lugatlarımızda bu kelimeye sevinç mânâsı dahi veriliyor. Vakıa «behc» maddesi o mânâya da geliyorsa da, «behcet» kelimesi asla sevinç mânâsına gelmez).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهجت] sevinç. 2.güzellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sevinç. 2.Güzellik, güleryüzlülük. 3.Şirinlik. Bu kelime Kur’an-ı Kerim’in Neml suresi 60.ayetinde geçmektedir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon’dan kurtaran demircinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (zool). memeli deniz hayvanları takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). memeli deniz hayvanları takımına mensup; (i). memeli deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bak). cetacean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arnavutça’dan).

1.Bölük, birlik, takım. Bir reisin idaresi altında bulunan birlik: Haydut çetesi. 2.Asker bölüğü, müfreze (bilhassa gerillacılar hakkında kullanılır).

3.Çapulcu ve akıncı takım: Birtakım çeteler hududu tecavüz etti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. mob. ring. band. crew. guerrilla. guerilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. band. criminal organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çete ile ileri geçen asker, talîa askeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla. guerrilla. brigand. franc-tireur. gangster. hooligan. punk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla. marauder. irregular. partisan. ringster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guerilla fighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazı bilmeyen ekmekçi vesair esnafın tuttukları hesap Aletidir ki, uzunlamasına ikiye ayrılmış bir çubuktan ibarettir. Gerektiği zaman çubuğun alıcı ve satıcıda bulunan iki parçası birleştirilerek üzerine bıçakla eski Latin rakamlarına benzer rakamlar veya sadece kertikler çentillr ve biri satıcıda, diğeri de alış veriş eden adamda kalır: Çetele tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tally. tally stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tally. tally stick. notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sert, katı: Çetin değ, çetin yol, çetin ceviz.

2.inatçı, dik başlı, sert: Çetin mizaç, çetin adam.

3.Zor, güç, müşkül: Çetin iş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arduous. formidable. rough. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. intractable. arduous. austere. crucial. cruel. grim. hard- grained. inconvenient. inexorable. stiff. stubborn. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sert, işlenmesi, elde edilmesi, çözümü zor, sarp, müşkil. 2.İnatçı, azimli, şedid.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard nut. hard nut to crack. as hard nut to crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Erkek İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çetin olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arduousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Türkçe «çadır» dan gelse gerek). Çadır, Ar. hayme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چتر] gölgelik. 2.şemsiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çerkesler’in konuşmaları gibi Türkçe’yi yanlış ve bozuk bir şive ile söyleme: Dili çetrefildir. Çetrefil söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. confusing. incomprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Balina takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEDVEL) (I. A.) (c. cedâvil).

1.Tabiî veya sun’İ su arkı, kanal: Süveyş cedveli. 2.Çizgi ve sıraları olan ve hanelere bölünen defter veya kâğıt: Bir cetvel çizmek: Cetvel tahtası = Doğru çizgiler çizmeye mahsus düz tahta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruler. rule. foot rule. scale. tabulated form. list. chronology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. ruler. scale. schedule. list. table. straightedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruler. scale. table. tabulated list. register. schedule. column in a list. graduator. sluiceway. ditch. sluice. deposit slip. form. norm. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulağa hoş gelen, ahenkli; tatlı, hoş, latif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıymetli taşın yüzeyi, faseta;yon: (zool.) bileşik gözü teşkil eden ufak gözlerden her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Elmasın yüzlerinden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bezel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (çoğ.) nükteli sözler; kaba nüktelerden ibaret kitaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şakacı, latifeci, komikliği üzerinde, tuhaf. facetiously (z). şakalaşarak,latife ederek. face value itibari kıymet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Kunduracı bıçağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). musluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birdenbire, ansızın, hasta olmaksızın, inme gibi bir olayla: Füc’eten öldü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجئة] apansız, ansızın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hac farizasını yerine getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hâcât, havâyic).

1.İhtiyaç, lüzum, iktizâ: Bu kadar tafsilâta ne hâcet? Böyle zahmetlere hâcet yok.

2.Muhtaçlık, zaruret.

3.Lâzım ve zaruri olan şey: İnsanın birçok hâcetleri vardır. Def-i hâcet =

1.Muhtaç olunan şeyi elde etme.

2.Abdest. Kazâ-i hâcet Abdest etme. Kadıyyül-hâcit — Her hâceti defeden Tanrı. Havâyic-i zarOriyye = İnsanın zarurî olarak muhtaç olduğu yiyecek, içecek ve giyecek gibi şeyler (Ar. terkiplerde «hâce» suretinde kullanılır): Indel-hâce, ledelhâee = Lüzumu hâlinde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

need. requirement. necessity. the need to relieve oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاجت] ihtiyaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). ihtiyaç ve zarureti olan, muhtaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İhtiyâcı gören, gideren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حاجتمند] muhtaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculation chart. tabular statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). burada yatıyor, burada gömülüdür (mezar kitabesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ihtiyaç duyulduğu zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hucec).

1.Delil, Ar. bürhân: Hüccet göstermek.

2.(fıkıh) Bir hükmü, bir şeyin sahipliğini belirten şer’İ mahkeme vesikası: Elinde huccet-i şer’iyye vardır; hüccet ile sahip olduğu mülk. (bk.) Hüccet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüccet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجت] delil, kanıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Delil.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Senet, vesika, delil. 2.Seçkin alimlere verilen unvan. - Hüccetü’l-İslam: Gazali.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجت] delil, belge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. spermaceti = balina döl suyu).

1.Balinanın başından çıkan beyaz bic yağ.

2.Tasfiye edilmiş yağdan yapılmış, mum. bk. İspermeçet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mum yapımında kullanılan balina yağı: İspermeçet mumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Örülerek yapılan ip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) neşter; (mim.) sivri kavisli dar pencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لجاجت] inat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yapışkanlık, yapışma, yapışıp uzayan şeyin hâli: Meyvelerin suyunda bir lüzûcet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapışıp uzayan, vıcık vıcık: Bal lüzûcetli bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) karıştırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( sonek), biyol. mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. incelik, hassaslık, titizlik. to a nicety tam karar. niceties i. ince noktalar, incelikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dokuyuculuk, dokumak sanatı, çulhalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Kanuna aykırıdır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ovogonlu mantarlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oksijen ile asetilenin bileşiminden meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazar, barış, sulh dönemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Yemek havlusu, makrame, küçük peşkir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

napkin. table napkin. serviette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

napkin. serviette. table napkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

napkin. table napkin. serviette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. kabul, tasvip, tensip; olumlu oy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. planchette). Ölçme tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveyor's plane table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kapağı delikli bir cins parfüm kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. siyah meşenin kabuğundan alınan sarı bir boya tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koşuculara mahsus yol, koşu yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. ricetta). Doktorun hastaya ilâçları yazdığı pusula: Reçete yazmak, reçete vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prescription. prescription. recipe. formula. receipt. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formula. prescription. receipt. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., bot. bölünen mantarlar, bakteriler, mikrop lar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. (kıs. scil., sc., ss.) yani, demek ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sâde» den Arapça’laşmış olan «sâdec»den). Sadelik: Sedâcet-i mânâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sadelik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سماجت] çirkinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispermeçet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., müz. susacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.), şiir üç mısralı kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yani, demek oluyor ki, kıs. viz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yüce).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysolite krizolit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zümrütten daha açık yeşil olan, zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زوجتين] karıkoca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by