Cez ne demek? | Cez anlamı nedir? | Cez

Cez anlamı nedir?

Cez ne demek?

Cez anlamı nedir?

Cez | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acizler, (bk.) Aciz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجزه] düşkünler, âcizler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy penalty. stern penalty. severe punishment. heavy sentence. severe sentence. heavy fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamous punishment. imprisonment with hard labour. penal servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy fine. penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da hem iyi ve hem kötü karşılık mânâsına gelip mükâfat yerine de kullanılırsa da, dilimize yalnız kötülüğe karşılıktır).

1.Cürüm, kabahat ve cinayet sahibine gerek dünyada ve gerek Ahirette verilen karşılık. Ar. ukûbet, azap. Ceza vermek = Müstahak olanın cezasını tertip ve icra etmek. Allah cezasını versin = Beddua, cezasını bulmak, cezaya uğramak, ceza çekmek, ceza. Ceza kanunu = Ceza derecelerini tayin eden kanun. Ceza mahkemesi = Cezayı gerektiren suçlara bakan mahkeme. Cezâ-i nakdî, nakdi ceza, para cezası = Bir kabahate karşı sahibinin vermeye kanunen mecbur olduğu para. Rûz-ı cezi = Kıyamet günü, mahşer günü.

2.Biri diğerine bağlı olan iki cümleden meydana gelen sözün ikincisi ki «cevap» da denilip diğeri «şart» tır. «Haber verirseniz gelirim» cümlesinde «gelirim» kelimesi ceza ve «haber verirseniz» şarttır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. penal. punitive. punishment. penalty. fine. correction. forfeit. infliction. pain. recompense. retribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction. discipline. forfeit. infliction. payoff. penalty. penance. punishment. sanction. fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty. punishment. retribution. discipline. infliction. lacing. rap. recompense. rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزاء] karşılık. 2.ceza.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penal law. criminal law. criminal / penal law. crown law. penal code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ceza olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol. jail. penitentiary. prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prison. lockup. lockup house. convict prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penal. criminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cezâya Ait, ceza ile, cezâ işleri ile ilgili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزائر] adalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be punished. to be penalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastisement. correction. penalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza vermek, cezaya uğratmak, mahkemece cezasını tayin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. gyp. punish. penalize. castigate. cop it. correct. crime. discipline. dish out. plague. scourge. slate. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. do. penalize. punish. scourge. to punish. to penalize. to discipline. to castigate. to fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to punish. to penalize. chasten. correct. discipline. knock hell out of. scourge. smite. sort out. strafe. straighten out. trounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza görmek, cezaya uğramak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزالت] akıcılık, düzgünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cezalandırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. punished. fined. penalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punished. penalized. fined. a person who is punished. on jankerss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ceza görmemiş, cezası olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpunished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

CEZAİR (Türkçe: CEZAYİR) (i. A. c.) (m. cezîre). Cezireler, adalar. Kuzey Afrika’da vaktiyle Mağrib-i Evsat (Orta Mağrib) denilen ve Mağrib-i Aksâ (Fas) ile Tunus arasında olan ülke ve bunun merkezi olan şehir. Cez8ir-i Bahr-i Sefîd = Ege Denizi’ndeki Asya adalarından müteşekkil eski Osmanlı eyaleti ki, Cezâir-i Garb da denen Cezâyir ülkesinden ayırmak için Cezâir-i Şark da denmiştir: Başlıcaları: Rodos, Sakız, Midilli, Limni vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cezâir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algerian. algeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Algeria. algeria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Cezayir.

Nüfus: 27.895.000.

Yüzölçümü: 919.595 km2.

Komşuları: Batıda Fas, Güneyde Moritanya, Mali ve Nijerya; Doğuda Libya ve Tunus.

Önemli Şehirleri: Cezayir, Wahran, Qacentina.

Din: %99 Sunni Müslüman.

Dil: Arapça ve Berberi Fransızcası.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Ulusal Kurtuluş Cephesi, İslami Kurtuluş Cephesi, Sosyalist Güçler Cephesi, Cezayir’de Demokrasi Hareketi.

Tarih: Ülkenin bilinen ilk yerlileri, Berberilerin, Romalıların, Vandalların ve son olarak da Arapların atalarıdır. 1518’den Fransa’nın yönetimi devraldığını 1830 yılına kadar, ülkeyi Türkler yönetti. Geniş ölçekli Avrupa göçleri ve Fransızların kendi kültürlerini yerleştirmeye çalışmaları, Arap milliyetçiliğinin bir gerilla savaşına atılmasını önleyemedi. Barış ve Fransızların geri çekilmeleri Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle ile müzakere edildi. Bağımsızlık 5 Haziran 1962’de geldi. 1965’te askeri bir darbe olup da Albay Hovari Boumedienne liderliğe gelinceye kadar, bu iç savaşın galibi ve ülkeyi yöneten Ahmet Ben Beila idi. 1967’de Cezayir İsrail’e savaş ilan etti. ABD ile bağlarını kopardı ve SSCB ile askeri siyasi bağlar kurdu. 1988’deekonomik sıkıntıları protesto eden ayaklanmalarda 500 kişi öldü. 1989’da ise seçmenler, çok partili sisteme geçişi düzenleyen yeni bir anayasayı onayladılar. Hükümet islam kökten dincilerinin kazanacağı tahmin edilen 1992 Ocak seçimlerini iptal etti ve cezayiri 10.000 camisinde yürütülen tüm din dışı faaliyetleri yasakladı. 29 Haziran 1992’de devlet başkanı Muhammed Boudiaf uğradığı suikast sonucu öldü. Gruplar arası çatışmalar halen devam etmektedir.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periwinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algerian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine çekme, nefesle çekme: O tarafa doğru bir manevî kuvvet cezbediyor. Tulumba suyu cezbeder.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جذب] kendine çekme. cezb edilmek kendine çekilmek. cezb etmek kendine çekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanrı tarafından cezbolunmuş dindar insanların istiğrak ve hayrete dalmaları, meczûbiyyet: Cezbe halinde, söylediğini bilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جذبه] coşku. 2.kendinden geçiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cezbeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cezbeye tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendisine doğru çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attract. charm. draw on. fascinate. magnetize. catch. fetch. bait. beguile. captivate. engross. hypnotize. lure. prepossess. wile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. beguile. charm. draw. tempt. to attract. to charm. to draw. to beguile. to allure. to appeal. to tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attract. allure. beguile. bewitch. captivate. charm. draw. fetch. invite. magnetize. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cezbe). Cezbe’nin c. cezbeler, (bk.) Cezbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aruzda «mütefâilün» cüz’ünün dördüncü harfi kaldırılıp ikincisi sâkinleştirilerek «müfteilün» kalması ve böyle cüz’lerden mürekkep vezin: Bahr-i cezel = Cezel bahri: Mütefâilün, feûlün, mütefâilün, feûlün gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزر] havuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezUden smüş.) (mü. cezîle). Çok, bol. Ar. kesîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). (bk.) Cezm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cezm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEZR) (i. A.). Ay’ın tesiriyle deniz suyunun her gün yükselerek karaya doğru uzandıktan sonra inip geriye çekilmesi. Daha çok açık denizlerin sahillerinde görülür. (Mukabili olan uzanmak fiiline «med» denir): Denizin med ve cezri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEZR) (i. A.) (c. cüzûr).

1.Kök, asıl.

2.Kendi misline çarpılmakla bir sayı hasıl eden rakam. Meselâ 3 sayısı 9 sayısının cezridir. Cezr-i murabba = Bu suretle bir kere çarpılan sayılı, kare kök. Cezr-i mikâb = İki defa çarpılmakla bir sayıyı hasıl eden rakam, küp kök. Meselâ 3 rakamı 27 sayısının cezr-i mikabıdır. Cezr-i tâm = Bu suretle kendi kendine çarpılmakla bir sayıyı hasıl eden rakam. Cezr-i esem = Kesirsiz olarak, istenen sayıyı meydana getiremiyen rakam. Meselâ 13 adedinin cezr-i tâmı olmayıp bunun cezrine cezr-i esem derler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebb. ebb tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebb tide. ebb. low tide. low water. reflux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cezâir). Her tarafı su ile çevrilmiş kara, ada: Rodos, Sakız ceziresi. Cezâir-i Bahr-i Sefîd = Akdeniz Adaları, yani Rodos, Sakız, Midilli vs. Cezâir-i HAlidât = Kanarya adaları. Dicle ile Fırat mecraları aralarındaki ülke: Mezopotamya. Şibh-cezîre, nîm cezîre = Yalnız bir tarafı karaya bağlı bulunan ada, yarımada: Balkan şibh-cezîresi, Mora şibhcezîresi. Cezîret-ül-Arab = Arabistan yarımadası. (Arapça’da şibh-cezîreye de ekseriya cezîre derler).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزیره] ada.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Mutlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kesme, Ar. kat’.

2.Kesin şekilde kararlaştırma, kesin karar verme, kuvvetle azim ve niyet etme: Bu sene Hacc’a gitmeyi cezm ettim.

3.Arap gramerinde müzârî sigasının (geniş zamanın) sonu sâkin olma, meczûm olma. Osm. hâlet-i cezm. (Bunu icap eden Amile «câzim» ve kabûl eden mâmûle yani müzariye «meczûm» derler).

4.Arap harflerinin harekelenmesinde sükûn ve harekesizlik alâmeti olan (o) işareti ki, o hecede a, i, u harflerinin olmadığını gösterir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزم] kesin karar. cezm etmek kesin karar vermek, kesin olarak niyetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cezm ile ilgili. 2.Kat-i karar ve niyete ait. 3.Kesmek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar) (Kadın İsmi) - (bkz.Cezmi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kökten, temelden, radikal.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kökle ilgili, kökten.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahve pişirmeye mahsus kulpu uzuri mâruf küçük kap: Cezveyi sürmek = Kahve pişirmek üzere bunu ateşe koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffeepot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جذاب] çekici, cazibeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezr»den). Kasap, mec. Merhametsiz, zâlim, k’an dökücü. XVIII. asır sonları Osmanlı vezirlerinden Ahmed Paşa’nın unvanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Deve kasabı. -Daha çok lakab olarak kullanılır. Cezzar Ahmet Pasa (?-Akka 1804). Osmanlı vezirlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(DAR-ÜL-ACEZE) (i. A.). Düşkünler, Acizler evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almshouse. poorhouse. hospice. hospital. union. workhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms house. common lodging house. hospital. pauper asylum. poorhouse. wretched inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالعجزه] düşkünler evi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciplinary action / fine / penalty. amercement royal. disciplinary action / fine / punishment / scourge. summary punishment. administrative fine. crackdown. disciplinary action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Mezopotamya, Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki ülke. Bugün İrak’ta kalıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisonment in a minimum-security prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty of death. penalty / punishment of death. extreme penalty of the law. capital punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lâ = menfilik edatı, yetecezzâ = tecezzî’den geniş zaman). Parçalanmaz, bütün. Cüz’i lâyetecezzâ = Artık bölünmesi mümkün olmayan küçük parça, atom.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لایتجزا] parçalanmaz, ayrılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. coğrafya). Denizin inme ve kabarması: Med ve cezir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vucûz», İcâz’dan imef.) (mü. mûceze). Kısa, muhtasar, İcâz yoluyla ifade olunmuş veya yazılmış. Ar. mücmel: MÜcez bir yazı, bir ifade.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجز] derli toplu, özlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezb» den İmef.) (mü. müncezibe). Kendine çeken: Gezegenler güneşe münceziptir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «câz» den if.) (mü. mütecezziye). Parçalara bölünebilen, perçalanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital punishment. dead penalty. death penalty. penalty / punishment of death. ultimate penalty. capital sentence. extreme penalty of law. death penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amercement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine. administrative fine. pecuniary offence. pecuniary punishment. penalty. criminal penalty. amend. money bote / penalty. amende. atonement money. money bote. money penalty. forfeit money. mulct. pecuniary penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Arûz’da bir vezin: Bahr-i Recez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روز جزا] kıyamet günü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شبه جزیره] yarımada.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tecezzüv.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجزی] bölünme, parçalanma, ayrışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cüz’» den masdar) («tecezzi» galattır). Cüz’lere, parçalara bölünme.

Türkçe Sözlük by