| Dream Meanings


Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic medicine. medical jurisprudence. legal / forensic medicine. forensic / legal medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elinde fazla bir parmağı olan (Adam).

2.Palamut balığının büyüğü, torik nev’i. 3.Yol yol bir cins kumaş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiparasite

tıp asalaksavar

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Parlamento tutumuna aykırı veya karşı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, istikrah, karşıt duygu, antipati, tabiat zıtlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zıt duygu, ısınamazlık, soğukluk, sevişmezlik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathie

1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik,

2.ruh b. karşıt duygu

1. Sevimsiz olma durumu.

2.Sevimsiz olma durumu.

3.İtici olma durumu.

4.ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen.

2.Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen.

3.Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insan öldürücü (silahlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ter kesici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı ilâhi okuma usulü; karşılıklı okunan ilâhi, dua vb,, antifoni antiphonal, antiphon'ic (s). karşılıklı okuma usulüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). bir kelimenin aksi anlamda kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeryüzünün aksi tarafında olan; bir şeyin taban tabana zıddı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çog).. yeryüzünün aksi tarafında bulunan yer; yeryüzünün aksi taraflarında oturanlar; tabiat, mizaç ve ahlâkça bir başkasına taban tabana zıt olan kimse yahut şey; birbirine zıt iki kimse yahut iki şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanunlar gereğince seçilmiş Papaya muhalefet eden kanun dışı Papa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (tıb). harareti teskin eden, ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archétype

kök örnek

Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archetype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir dairedeki kâtiplerin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Estetik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Estetik ilmi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنی اسرائيل] İsrailoğulları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی انصاف] insafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actually. in fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالفعل] gerçekten, yaparak, katılarak, bizzat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = edat, el = harf-i tarif, fiil = iş). Fiilen, hakikaten, nazarî veya itibarî olmayarak: Bil-fiil askerlik hizmetinde bulunanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cem» den) (mü. câmia) (c. cevâmî).

1.Toplayan, telif eden: Bu mecmuanın câmii kimdir?

2.İçine alan, ihtiva eden: Bütün gramer kaidelerini câml bir kitaptır.

2.Mescid-i cimî = Cuma namazı kılınan büyük cami. Cami, Müslümanların kutsal ibadet mekanıdır. Genellikle minaresiz küçük camilere veya bazı kurum ve kuruluşlarda ibadet için ayırılmış ufak mekanlara mescit denir. Camiler her ülkede değişik göz alıcı mimari tarzlar ve süslemelerle inşa edilirler. Camilerin esas cami ve avlu gibi iki bölümü vardır. Esas cami; mihrap, mimber, vaiz kürsüsü ve dikdörtgen oylumun üzerini örten kubbe ve yan kubbelerden meydana gelir. Minareler esas camiin dış duvarlarına ya da iç avlu duvarlarına bağlanmıştır. Son cemaat yeri esas caminin giriş kapısı olan yüzünde (batı yüzünde) bulunur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin ihtiva edici olması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırkayak, çıyan, (zool). Scolopendra. yellow centipede sarı ,çıyan, (zool). Cermatia nobilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kapasiteli mobil bellek için depolama çözümünün CompactFlash standart formatı

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). ağılı baldıran ruhu, çok zehirli bir alkaloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). kabzetmek, inkıbaz vermek, sıkmak. constipa'tion (i). inkıbaz, peklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Control A1 II, Control A1’in geliştirilmiş bir sürümüdür ve Sony audio bileşenleri arasında iletişim için kullanılan, çok işlevli bir veri yolu sistemidir. Örneğin CD çalar ve amplifikatör arasında işlevler otomatik hale getirilebilir ve metin bilgileri transfer edilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II, Dolby® Pro Logic®’in gelişmiş halidir ve ön (sol/sağ) ve arka (sol/sağ) sinyalleri tam frekans aralığı performansında ve gelişmiş kanal ayrımıyla çözer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II x dekoder, sizde bulunan stereo – ya da 6.1- veya 7.1 için 5.1 kanal ses – kanal oynatımını genişleten ilk ve tek teknolojidir. Bu, dinleyicinin kendisini eğlence deneyiminin içinde bulmasını sağlayan, kusursuz, doğal surround ses ortamı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive verb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yenilikçi 3D sanal ses teknolojisi tabanlı Dinamik Soundstage Ajanda.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Olağan iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of linotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çerden, çöpten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L) (i. A.) (c. ef’Al).

1.iş, amel, kâr: Fiil-i hayr = İyi iş. Fiil-i şer = kötü İş. Ef’Al-ı hasene = Güzel işler.

2.Tasavvurda kalmayıp meydana ç.ıkan, işlenen, vücut bulan şey, sözden ibaret olmayıp mevcut ve görünür olan iş: Bu niyeti fiile getirirse, fiili sözüne uyuyor. Söz kâfi değildir, fiil lâzım.

3.(gramer) Olayı ve zamanı belli eden kelime, fiil. Fiil-i müteaddî = Yazdı. Fill-i lâzım = Geldi. Fiil-i mâlum = Gördü. Fiil-i meçhOl = Gördüğü. Fiil-i mizî = Geldi. Fiil-i müzârî = Gelir vs. Fa-ülfiil. Ar. fiillerde birinci aslî harf. Ayn-ül-flll = İkinci harfi. Lâm-ül-fiil = Üçüncü harfi. Fiile getirmek, fiile ihrâç eylemek = İcra etmek. Bll-fiil = İşte, işte olarak, sahiden, asâleten, itibârî veya kuvvede yahut vekâlet suretiyle olmayarak: Bilfiil askerlik ettim. Bilfiil bu memuriyette bulunan. Fiil-i şeni = (bk.) Şeni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbal. verb. deed. act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. deed. verb. predicate. action. activity. effect. fact. feasance. operation. performance. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’LEN) (i. A.). İşle, hakikatte, hayalî veya sözle olmayarak, vekâletle değil, şahsen, bizzat: Fiilen askerlik yaptı. Fiilen fukaraya yardım ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actually. really. in act. de facto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in actual fact. actually. really. in act. de facto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fiiliyye).

1.Fiilen ve hakikaten icra olunan, gerçekten yapılan, sözde kalmayan, hayalî ve farazî olmayıp gerçek olan: Hizmet-i fiiliye = Fiilî hizmet. Netâic-i fiiliye = Fiilî neticeler.

2.(gramer) Fiil denilen kelime çeşidine ait: Tasrifât-ı fiiliyye — Fiil tasrifleri (çekimleri).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. factual. de facto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effective. actual. real. de facto eylemsel. eylemli. edimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. de facto. de facto. real. acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L-İ MÜN’AKİS) (i. F. A.). Organizmanın bir uyarmaya karşı birdenbire aldığı vaziyet, refleks.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Fİ’liyyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acts. deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s gösterişli, heybetli, güzel; cesur, yürekli, kahraman; kibar, nazik; ateşli, 3şık galIantly z nazik bir tavırla; göste rişli surette; kahramanca, yiğitçe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s, f ,slk delikanll; kadın lara karşı daima nezaket gösteren adam; 3sık; s kadınlara karşl nazik; Sapkın; f ka dınlara karşl nezaket göstermek; kadınlararefakat etmek; şık giyinmek; aşkım be I irtmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gaIlipot i bir çeşit çam sakızu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génotype

soy yapısı

Bir canlının genlerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد طبيعی] normal hal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hatîb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orator. preacher. pulpit orator. elocutionist. rhetorician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orator. preacher. public speaker. good speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orator. public speaker. a good speaker. preacher. elocutionist. public orator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratory. power of elocution. preaching. eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hawaii .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Intel® Viiv™ teknolojisi, dijital eğlencenin keyfini çıkarmanız için tasarlanmış yeni Intel® platformudur. Çift çekirdekli işlemcisi çoklu görev gücünü arttırır. Çevrimiçi hizmetler arasında kolayca gezinme özelliği, basit bir kullanıcı deneyimi sağlar. Bilgisayarı anında açma ve kapama özelliğine de sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş şey, ehemmiyetsizlik, saçma sapan, ehemmiyetsiz ve gülünç: Intipüften şeyler, intipüften ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Stenotip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hustle. rough. rough up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KATİB) (i. A. «kitâbet» ten if.) (c. ketebe, küttâb). Bir resmî dairede veya mühim bir kimsenin maiyetinde yazı yazmakla görevli memur, yazıcı, Fr. sekreter, eski Türkçe: bitikçi, Fars. debîr: Meclis kâtibi. Ketebe-i aklâm = Kalem kâtibleri. Başkâtip = Birinci kâtip, bir kalem veya heyet kâtiplerinin başı: Meclis başkâtibi. Katib-i husûsi = Bir büyük kimsenin hususî ve şahsî işlerine ait yazıları yazan, resmî sıfat taşımayan yazıcı, eskiden: mühürdâr, dîvân efendisi. Ser-kâtib = Başkâtip. Sır kâtibi = Hükümdar, sadrâzam veya elçinin gizli yazılarını yazan kâtip. Kâtib-i vahy = Kur›Ani nâzil oldukça yazan sahâbeler. Kâtib Çelebî = XVII. asrın büyük Türk bilgininin unvanı, mü. kâtibe, t. Yazan, yazmak bilen: O zaten kâtiptir, kâtibe ihtiyacı yoktur.

2.Bir konuyu kaleme almasını iyi bilen, Ar. münşî, muharrir, râkım, nâmık: İyi kâtiptir, onun gibi kâtip olamaz. Kâtib-ül-hurûf = Elde olan mektup veya kitabı yazan (asıl Arapça’da kâtip bir şeyi kaleme alan münşî mânâsına olmayıp temize çeken veya kopya eden demektir ki, bu halde iyi kâtip yazısı güzel olana denilip, iyi kaleme alan adama ise münşî demek lâzımsa da, dilimizde münşî mânâsıyle kullanılıyor).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاتب] yazıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yazıcı ve münşî sıfat ve görevi, yazıcılık, Ar. kitâbet: Kâtiplik ediyor, kâtiplik insanı yoran bir iştir.

2.Yazıcılık mahareti, Osm. inşâ, yazılı olarak istediğini ifade edebilmek: Onun kâtipliği meşhurdur, öyle kâtiplik görmedim. Başkâtiplik = Osm. ser-kitâbet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kilos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Adî, değersiz, kötü, bayağı: Kıtipiyos bir oyuncak almışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Matbaa harflerini birleştirip satır halinde döken dizgi makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linotype. letterpress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مابعدالطبيعيه] metafizik, doğa ötesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

2000 üzerinde antik arcade oyununu emule edebilen bir yazılım parçası.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Osmanlılar’ın yaptığı bir kelimedir) (fizik). Bir cismin mâyt halinde yani su gibi akıcı halde ölmek hassası: Cıvanın mlyilyyetl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mevzîiyye). Bir yere mahsus olan, umumî olmayan: Mevzîİ bir ağrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vaz» dan imef.) (mü. mevzûa).

1.Konulmuş, vaz’olunmuş, Fars. nihâde: Rafın üzerine mevzû eşya.

2.Kurulmuş, kararlaştırılmış, hükmü geçen: Nlzâm-ı mevzû, usûl-i mevzûa.

3.Doğru olmayan, uydurma, düzme: Hadîs-i mevzû.

4.Bahis, bir ilmin sahası. Mevzû-ı bahis = Bahsolunan madde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Harfleri ayrı ayrı döküp dizen dizgi makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci defa anne olan veya birden fazla çocuğu olan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. çok safhalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok yönlü, çok kısımlı, katmerli; i., elek. çok safhalı cereyan; mat. katsayı. multiple choice testlerde cevaplardan birini seçme usulü. multiple circuit elek. çok safhalı devre. multiple reentry vehicle birkaç ayrı bomba taşıyan roket. least c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir hat üzerinde, aynı zamanda birkaç konuşma yapılmasını sağlayan ve elektrikle çalışan bir cihaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kısımlı, kat kat, katmerli; elek. tek kanalda iki yönlü iletim sağlayan sisteme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çarpılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğaltma, çoğalma; mat. çarpma. multiplica tion table çarpım tablosu, kerrat cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çokluk, çok türlülük, çeitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çarpan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çoğaltmak, artırmak; mat. çarpmak; çoğalmak, yayılmak; üremek, türemek; çok misal getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜRETTİB) (i. A. «retb» den imef.) (mü. mürettibe).

1.Tertip eden, sıraya koyan, kuran, hazırlayan, (i. A.) (bu mânâsı Türkçe’ye mahsustur).

2.Matbaada harfleri dizen işçi: Matbaa mürettipleri, başmürettip.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typesetter. composition. compositor. maker up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Matbaalarda yazıların dizildiği ve sayfa hâlinde tertip edildiği yer ve servis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri dizme işi: Matbaada mürettiplik ediyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., man. tartışma konusu olan bir meselenin hiç bir delile dayanmadan doğru olduğunu iddia etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İtalya'da eski Pompei şehri. Pompeian s., i. Pompei şehrine ait; i. bu şehir halkından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prototype

1. ilk örnek,

2.model

1. Örneklik eden biçim veya nesne.

2.Tasarlanan ürünün tanıtım veya deneme amacıyla üretilen ilk örneği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype. antetype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rebîlyye). İlkbahara ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (rhü. Şâfiiyye). İmam ŞAfiî’nin meshebinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SEVK-I TABİİ) (i. F.). bk Sevk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Şii. Şhiism (i.) Şiilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Partisip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. şîiyye). Şîa mezhebine mensup, (bk.) Şîa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شيعی] şiî, şîa mezhebine mensup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(şi’r) (i. A.) (c. eş’Ar).

1.Anlama, idrâk.

2.Ölçülü, kafiyeli veya serbest, fakat mısrâlar hâlinde yazılmış edebî eser.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poetic. poetical. numbers. poetry. verse. poem. song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poem. poetry. verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poem. verse. poetry. gale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شعر آلود] şiirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شيعيت] şiîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı, derin GPS sinyal aramasına olanak veren GPS alıcı teknolojisi, dış mekanda konumunuzun bulunmasının yalnızca bir saniye süreceği anlamına gelir. Geleneksel GPS alıcılarından farklı olarak SiRFstarIII o kadar duyarlıdır ki, uzun binalarla çevrili bir yerde ya da ağaçlar altında olsanız bile GPS sinyallerini alabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Stenografi usûliyle yazmak için yapılmış yazı makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Matbaacılıkta dizilmiş sayfaların bütün halinde kalıbını alıp, baskıyı bu kalıpla yapma usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotypy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin ana sapı; böceklerde sapa benzer uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burs; ücret, maaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. maaşlı, ücretli; i. burslu kimse; (İng.) maaşlı vaiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (rjog stipites) zool. böceklerde sapa benzer uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. noktalarla hakketmek veya resmetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. noktalarla hakketme veya resimlendirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şart koşmak, maddeler halinde belirtmek, kayıt ve şarta bağlamak; söz vermek, garanti etmek, taahhüt etmek; anlaşmak. stipulation i. şart, madde; şart koyma, taahhüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaprak sapının dibinde çift olarak bulunan ufacık yaprak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tam bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embezzlement. graft. jobbery. malversation. misapplication. corrupt practices. self- abuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TABİİ) (i. A.) (mü. tabîİyye). Tabiata ait. Târîh-i tabî! = Zooloji, botanik, mineroloji ve jeoloji. Hikmet-i tabîİyye — Kimya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rather. sure. natural doğal. naturally. of course. certainly!. of course!. definitely. be my guest!. natural. normal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural. unaffected. customary. habitual. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طبيعی] doğal. 2.doğal olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jus naturale. natural law. law of nature. the law of nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Peygamberimiz’in ashâbından biriyle görüşebilen kimse: Tâbiîn-i klrâmdandır. Teba-I tâbiîn = TAbiİnden biriyle görüşebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyrukluk, tâbî olma, bağlı olma, bağımlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality. citizenship. dependance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality. citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Fizik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبيعيات] doğa bilimleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Tabiat bilgisi, bioloji. 2.Natüralizm.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تابعيت] uyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c ). Tabiî ilimlerle uğraşan bilginler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبيعيون] natüralistler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişe vesaire tıkacı olan mantar. Tıpa burgusu = Şişe tapası çıkaracak burgu. mec. Tapayı atmak = Patlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yazılı bir metni radyo tekniğiyle uzaklara nakletmeye yarayan makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. arrangement. composition. scheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. method. order. arrangement. disposition. type-setting. prescription. plot. trick. plan. project. recipe. medical prescription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arraignment. arrangement. composition. contrivance. disposition. setting up. setup. organizing. planning. contriving. the manner in which sth is arranged. disposition of troops. typesetting. way. manner. series. order. formula. c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange. to set up. to organize. to plan. to contrive. to dispose. to typeset. to compose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rütûb»dan)

1.Sıralama, sırasına koyma, dizme, tanzim,

2.Ayrı parçalan bir yere getirip terkip ve teşkil etme. Sanatkârları toplayıp bir fasıl tertip etmiş.

3.Usul, nizam, tarz: Bu tertip üzre.

4.Takım, sınıf, fasıl: Tah villerin birinci, ikinci tertibi. 5.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Her şeyi sırasına koyup güzel tanzim ve tertip etmeyi bilen.

2.Başkası aleyhine düzenler, tertipler kuran.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange. to set up. to organize. to plan. to contrive. to plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düzeni, tertibi yerinde, muntazam.

2.Önceden kurulmuş, bilhassa düşünülmüş: Bu hırsızlığın tertipli bir iş olduğu görünüyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized. orderly. tidy. shipshape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. ordered. orderly. tidy. prearranged. organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. tidy. orderly. organized. prearranged. planned in advance. premeditated. just so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. neatness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tertibi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidy. messy. disorganized. desultory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. messiness. lack of order. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kanun yapma ile, kanun ile ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislative. chief magistrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislative power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislative immunity. immunity accorded to legislators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). Ferman ve beratlara tevkî çeken memur. (bk.) Tevkî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. «tıbk» dan imen.).

1.Aynı, tamamıyle, benzer ve uyar olan: Tıpkısını yapamadım, tıpkısını buldum.

2.Ayniyle, tamamıyle: Tıbkı vücuduna geldi, tıbkı ölçüsü alınmış gibi geldi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Benzerlerinin ana vasıflarını geniş ölçüde kendinde toplayan ideal örnek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type. sort. style. cut. specimen. guy. person. bugger. johnny. customer. tip. bakhshish. baksheesh. cast. codger. cuss. ilk. job. norm. number. perk. perquisite. pourboire. vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type. sort. style. cut. specimen. guy. person. bugger. johnny. customer. tip. bakhshish. baksheesh. cast. codger. cuss. ilk. job. norm. number. perk. perquisite. pourboire. vintage. beggar. bird. kind. model. nature. stripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point or extremity of anything; a pointed or somewhat sharply rounded end; the end; as, the tip of the finger; the tip of a spear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An end piece or part; a piece, as a cap, nozzle, ferrule, or point, applied to the extreme end of anything; as, a tip for an umbrella, a shoe, a gas burner, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of stiffened lining pasted on the inside of a hat crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin, boarded brush made of camel's hair, used by gilders in lifting gold leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rubbish thrown from a quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a point upon; to cover the tip, top, or end of; as, to tip anything with gold or silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike slightly; to tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bestow a gift, or douceur, upon; to give a present to; as, to tip a servant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To lower one end of, or to throw upon the end; to tilt; as, to tip a cask; to tip a cart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fall on, or incline to, one side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light touch or blow; a tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gift; a douceur; a fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hint, or secret intimation, as to the chances in a horse race, or the like. an indication of potential opportunity; 'he got a tip on the stock market'; 'a good lead for a job' the extreme end of something; especially something pointed remove the tip fro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type. breed. cast. character. lot. mansions. stripe. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the extreme end of something; especially something pointed. a relatively small amount of money given for services rendered. an indication of potential opportunity; 'he got a tip on the stock market'; 'a good lead for a job'. a V shape; 'the cannibal's tee

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the wires that makes up the local loop, Tip is the end of the jack that was used when operators use to switch the calls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tribal Implementation Plan; a detailed description of the measures a tribe will use to carry out its responsibilities under the Clean Air Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An explanation or other information which appears when the pointer hovers over an object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transportation improvements program - this is the primary spending plan for federal funding expected to flow to the region from all sources for transportation projects of all types. the radiating surface of a horn or other final element of a stack or conv

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transportation Improvement Plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The very end of part of the key that you stick into the lock first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transportation Improvement Program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Someone else's idea of what you should buy The newspapers are full of them and they abound in investing circles Ignore them and make your investment decisions on the basis of your own ideas, knowledge and research That way, you know what you're undertakin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called a toke A sum of money given to a dealer, cocktail waitress, or other employee of an establishment for efficient or well-performed service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information given by one trader to another, which is used in making buy or sell decisions, but is not available to the general public. 1 The very frontmost section of a ski, where it is tipped upward 2) The entire front of the ski, from binding to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

If you get lots of results look for one that is in the /usr/ directory and ends in just sendmail This should be the path you require.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TIROS Information Processor, handles instrument data signals and status telemetry from NOAA satellites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The interchangeable part of a gas welding or cutting torch containing exit orifices for the mixture of the combustible gases. money paid to someone for his or her personal use rather than for the use of the selling company -- 'How much Gary tipped the wai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To attach with a thin bead of glue Since 4-page signatures and single sheets cannot be Smyth sewn, endsheets, 4-page and 2-page signatures, plates, etc are tipped to other signatures in a sewn book. an explanation or other information which appears when t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i .hafif hafif vurmak, tıkırdatmak; i hafif vuruş, tıkırdatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) uç, burun; tepe, doruk; f. uç yapmak, burun şekli vermek; ucunu kapamak, ucuna bir şey takmak. tip to tip uç uca. on the tip of my tongue dilimin ucunda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -pinu), i. bir yana yatırmak veya eğmek; şapkayla selam vermek; hafifçe vurmak; bir yana yatmak veya eğilmek; i. meyil; hafif vuruş; İng. çöplük. tip over devirmek, devrilmek. tip the scales ağırlığında olmak; etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) sadaka, bahşiş; ima; tavsiye; f. bahşiş vermek. tip off k.dili sır vermek; tavsiye etmek. tipping i. bahşis verme usulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hafif surette yürüme sesini ifade eder: Tavşan karın üzerinde tıp tıp, tıpır tıpır yürüyordu, çocuk küçük ayaklarıyle tıpış tıpış yürümeye başladı, yüreğim tıp tıp ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopper. plug. cork. bung. stopple. tampon. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopper. cork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork. spigot. stopper. stopple. plug. peg. cap. bling flange. tap. dowel. stopcock. bung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Şişe vesaire tıkamaya yarayan mantar. Tıpayı atmak = mec. Patlatmak,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bung. cork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. to the life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfectly. exactly. to a hair. toucher to a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük taşıyıp boşaltmaya mahsus at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çelikçomak oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağarken sis gibi ortalığı kapayan pek sık kar: Tipi vardı, tipiden göz gözü görmüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blizzard. snowstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blizzard. snowstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a native American tent; usually of conical shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typical. characteristic. characteristical. modal. normal. ordinary. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. classic. representative. typical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typical. modal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıpır sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif surette yürümeyi anlatır: Karın üzerinde yakalarının tıpırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıbkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. same. selfsame. the same. just like. just as. to a hair. all over. all of a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selfsame. exactly like. in just the same way. just like. all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. spitting image. just like. exactly like sb / sth. exactly (the same. according as. facsimile. to the life. self-same.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascimile. exact copy. facsimile. facsimile edition. facsimile print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile. living image of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look alike. same. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili ima, ihtar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kabartma şekiller üzerine baskı yapma tekniği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tipografi ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat dalında ya da onun belirli bir alanındaki tüm yapıtların ya da yapıtı oluşturan ögelerin tek tek incelenerek, tiplerin belirlenip gerçek örneklerin bunlara göre sınıflanması işlemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyun atkısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içki içmeyi adet haline getirmek; i. içki. tippler i. akşamcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. staves) maden başlıklı asa; (çoğ staffs) bu asayı taşıyan memur, kavas, mübaşir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili yarışlarda önceden gizli bilgi veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarhoş, çakırkeyif; çarpık. tipsily z. sarhoşça; eğri bir şekilde. tipsiness i. sarhoşluk; eğrilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. ayak parmağmın ucu; f. ayak parmağının ucuna basarak yürumek; sessizce yürümek; s. ayak ucunda yürüyen veya danseden; meraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. en yüksek derece; bir şeyin tam tepesi; k.dili en iyi kalite; s. en âIâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'da Sinto tapınağının ulu ve süslü tore kapısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. savaş sonunda başka bir antlaşma olmadığı tak dirde işgal edilen toprakların elde tutulmasını öngören prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. law giver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by