Check-list ne demek? | Check-list anlamı nedir? | Check-list

Check-list anlamı nedir?

Check-list ne demek?

Check-list anlamı nedir?

Check-list | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاستمرار] sürekli, aralıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاشتراک] ortaklaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alıştırmak işi. 2.Herhangi bir işe iyice alışmak için yapılan veya yaptırılan çalışma, temrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. lapping. practice. shakedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ülfet ettirmek, Adet ettirmek: Doğru adamı yalana alıştı ramazsı n .

2.Öğretmek, tâlim etmek: Herkesi biniciliğe alıştırmalı.

3.Vahşeti yok edip evcilleştirmek, ünsiyet peyda ettirmek : Dağda tutulan yabanî hayvanı da alıştırmak mümkündür.

4.İmtizaç ettirmek, kolay işleyecek hale getirmek: Anahtarı kilide alıştırmak.

5.(Sıcak suyu) Mülâyim ve ılık etmek. (Bu beşinci mânâda kelimenin aslı: «ılıştırmak» olsa gerektir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regrind. accustom. familiarize. addict. adjust. condition. break in. train. accommodate. attune. conform. dovetail. enure. exercise. habituate. harden. inure. school. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustom. attune. condition. drill. familiarize. readjust. season. to accustom. to habituate. to acclimatize. to familiarize. to inure sb to. to train. to tame. to break in. to run sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to train. to allow sb to become addicted to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyste

çözümleyici

Çözümleme yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihi olayları kaydeden kimse tarihçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top billing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. askerlik). Merminin ateşlendikten sonra hedefe varıncaya kadar uğradığı tesirleri İnceleyen bilim. BâLİŞ (i. F.). Yüz yastığı. BâLKABAĞI (i.), (bk.) Kabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ.-tae) mancınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balistik ilmi, askerlikte atış ilmi. ballistic (s). atılan gülleyle ilgili. ballistic curve bir güllenin çizdiği eğri. ballistic missile ask. roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefiting of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاستفاده] yararlanarak, istifade ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاستحصال] alarak, elde ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاشتراک] katılarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kara liste; f. kara listeye almak, boykot etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kabarcık, fiske, su toplama; yakı; ask. uçağın üsünde bulunan ve içine silah yerleştirilen saydam odacık; f. kabarmak, su toplamak; kabartmak; azarlamak. blistery s. kabarcıklı; azarlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedeneğitimi, jimnastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be run. to be employed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalıştırmak işi: Çocuk fizikten pek zayıf, çalıştırmadan olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employment. manipulation. startup. operating. running. training. start-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuation. crank. starting. operation. running / operating of a machine. tutoring. employment. driving. running. manipulation. priming. startup. operating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Emek verdirmek, çabalatmak: Bu işe ne kendisi çalışıyor ve ne de bizi çalıştırıyor.

2.İşletmek, iş vermek, işte kullanmak, görevlendirmek: Her gün on, on beş işçi çalıştırıyor.

3.Okutmak, tahsil ettirmek, tahsil ile uğraştırmak: Yazın sıcak aylarında çocukları çaIıştırmak sıhhatlerine zarar vericidir; oğlunu Almanca’ya çalıştırıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make smth. work. set to work. actuate. operate. run. power. start up. start. employ. have smb. on the payroll. drive. drill. exercise. make things hum. put on. switch on. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. coach. employ. engage. groom. operate. recruit. start. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. to operate. to run. to use. to employ. to tutor. actuate. start running. start up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italian pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). viyolonsel çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sık ağaçlı orman. Bilhassa Bengal ormanları hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). durdurmak, birden durdurmak; engel olmak; kontrol altına almak; kontrol etmek, teftiş etmek; kontrol işareti koymak; kare deseni ile kaplamak; emanet odasına teslim etmek; satranç şah çekmek, şah demek; (boya tahta) çatlamak. check in otel veya uçak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). engel, mania, fren; geciktirme; kontrol, teftiş; kontrol işareti; ABD fiş, vestiyer fişi; (lokantada) hesap; (kumaşta) ekose deseni; dama; satranç şah; tahtada hafif çatlak deseni. in check kontrol altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çek traveler's check seyahat çeki. checkbook (i). çek defteri. checking account çek hesabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. check-in

giriş işlemi

Otelde kalınacak odanın, uçakta oturulacak yerin belirlenmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. check-list

denetim çizelgesi

Yolcu veya ürün sayısının denetlenmesi için kullanılan yolcu veya mal adının yazılı bulunduğu liste.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. check-out

çıkış işlemi

Konaklama yerlerinden ayrılırken yapılan işlem.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. check- point

denetim noktası

Denetleme yapılan yer.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. check-up

tıp tam bakım

Sağlık yönünden yapılan genel yoklama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dama; kare, ekose deseni; kasiyer; müfettiş, kontrolcu; (f). damalı yapmak, ekose deseni ile kaplamak; değişiklik ve zorluklarla doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keklik üzümu, (bot). Gaultheria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dama tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kareli, ekose; değişik olaylarla dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dama oyunu. check list kontrol listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (satranç). mat; tam yenilgi; (f). (satranç). mat etmek; hünerle yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işveren tarafından işçilerin aylıklanndan sendika üye aidatı kesip sendikaya gönderme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işleyiş kontrolu; mağazada kasaya ödeme işlemi. checkout time aynlmayı gerektiren saat. check point trafik kontrol yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucu eyere bağlanan dizgin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vestiyer; emanet odası. checks and balances hükümetin yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin ayrılmaları ve karşılıklı olarak birbirlerini denetleyip sınırlandırmaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tıbbi muayene. check valve emniyet valfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). karşı koymak; bir daha kontrol etmek; (i). engel; tekrar kontrol etme. counter check bankadaki hesaptan para çekmek için düzenlenip müşterilere imzalattırılan zimmet fişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sağlamasını yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bisikletçi, motosikletçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

D-Aralık Geliştirici işlevi, yüksek kontrastlı çekim koşullarının etkilerine karşı görüntünün pozlama ve kontrastını ayarlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlkbaharda birdenbire kabarmış bahçe. Gelişmiş, içinde her türden bitki bulunan, karışık bahçe.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

İstenmeyen suni efektlere neden olmadan resim kalitesini artıran bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. dualiste

fel. ikici

İkicilik felsefesini kabul eden.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. existentialiste

fel. varoluşçu

Varoluşçuluk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Emperyalizmi gaye edinen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. impérialiste

yayılmacı, yayılımcı

Emperyalizm yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic. imperialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. imperialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kaydetmek; askere almak; yardımını temin etmek; gönüllü olarak askere gitmek; bir işe atılmak. enlistment i. kaydetme, kaydedilme, gönüllü asker yazma veya yazılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gezici vaiz; dört İncil'i yazanlardan biri. evangelis'tic (s.) dört İncil'e ait, İncil va'zma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal unsuruna dayanan hikâyeler yazan kimse; yalan uyduran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fataliste

fel. yazgıcı

Yazgıcılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who maintains that all things happen by inevitable necessity. anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking' believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny. believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist person'. relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her şeyi kader ve kısmete bağlayan kimse, fatalist. fatalistic (s). her şeyi talih veya kadere bırakan. fatalistically (z). mukadderata bırakarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of confederation; a friend of the Constitution of the United States at its formation and adoption; a member of the political party which favored the administration of president Washington. an advocate of federalism a member of a former politic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

federalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a former political party in the United States that favored a strong centralized federal government. an advocate of federalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). federal sistem taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. philatéliste

pulcu

Pul derleyen veya derleyenlere pul satan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Mukaddes toprağı ve Kudüs’ü içine alan ülke ki, şimdi İsrail ile Ürdün devletleri arasında bölünmüştür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palestinian. palestine. holy land. promised land. land of promise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palestine. palestinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palestine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Filistin’de oturan, Filinstin’de yerleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palestinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palestinian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oluk rendesi; oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the players who meet in the final round of a tournament in which the losers in any round do not play again. a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who goes to the finals. finalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a contestant who reaches the final stages of a competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor finale kalan yarışmacı, finalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. formaliste

1. biçimci,

2.bürokrat

1. Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan.

2.Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One overattentive to forms, or too much confined to them; esp., one who rests in external religious forms, or observes strictly the outward forms of worship, without possessing the life and spirit of religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimci kimse; resmiyet taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ip cambazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentaliste

top. b. kökten dinci

Kökten dincilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of fundamentalism of or relating to or tending toward fundamentalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who thinks that a corporation's security prices are determined by its future earnings and dividend abilities Besides studying a corporation's financial data, they will also examine its industry and how the economy will affect the company's core b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Kontrast Geliştirici muhteşem geçiş düzeyleri sunmak için arka ışık düzeyini ayarlayarak, her sahnenin kontrastını optimize eder. Olağanüstü bir derinlik duygusu yaratmak için, parlaklığı kaybetmeden, en karanlık sahnelerde bile en derin siyahlar görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constructive. salutary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be improved / developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. improving. build-up. progress. growth. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. improvement. bonification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gelişmesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improve. develop. better. advance. work up. build up. ameliorate. boom. cultivate. enlarge. evolve. launch out. open up. reclaim. soup up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. build. develop. foster. improve. reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

develop. enhance. to develop. to improve. build up. cultivate. expand. work up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. pırıldamak; parlamak i. parıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜLSİTAN) (i F.). Gül ülkesi, güllük, gül bahçesi, gül ağaçları çok bahçe. Sadî’nin ünlü eserinin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül bahçesi, güllük. 2.Azerbaycan’da Karabağ bölgesinde bir mevki.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلستان] gül bahçesi, güllük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Ülkücü.

2.idealizm görüşüne bağlı filozof.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. idéaliste

ülkücü

Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aktawi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes that Truth with a capital T can be discovered and known as in a unified field theory of physics Numbers are discovered. someone guided more by ideals than by practical considerations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üIkücü, idealist, mefkureci idealis'tic s. üIkücü, idealizme ait, fazla ümitli; kendi çıkarını düşünmeyip kamu yaranna çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağlanılmak, çengel ve düğme gibi bir şeyle tutturulmak: Bir yere lllştlrllmezse durmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilıkdırmak, az ısıtmak veya az sıcak kalacak surette soğutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağlamak, çengel ve düğme gibi bir şeye tutturmak, takmak: Madalyayı göğse iliştirirler. Elbiseyi çiviye iliştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attach. to be fastened lightly. to be attached to. to attach. to fasten sth lightly to. buckle. hitch. pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualiste

fel. ve top. b. bireyci

Bireycilikten yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayide mevki sahibi, fabrika sahibi, fabrika yöneticisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akla fazla kıymet veren kimse; ilmin mantıktan çıktığını iddia eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enternasyonalizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrationaliste

fel. us dışıcı

Us dışıcılık yanlısı olan (kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. irréaliste

gerçek dışı

Gerçeğin dışında olan, gerçek olmayan.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Parça seçme ya da metin girme gibi işlemlerin kolayca ve hızla yapılmasını sağlayan çok işlevsel ergonomik bir kumanda.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabala ile uğraşan kimse. (bk.) Kabala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Sermaye sahibi. 2.Kapitalizmi benimseyen kimse.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capitaliste

ekon. anamalcı

1. Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse.

2.Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic. moneyed man. plutocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacklist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colonialiste

sömürgeci

Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberation list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberation list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik değiştiricide bulunan her bir CD ya da MiniDisc’in Disk Belleğini görüntüler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kumaş kenarı: f. kenar çekmek; çift pullu sabanla sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,i., den. yan yatmak; i. geminin yan yatması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. liste, dizin, fihrist; çoğ. yarışma yeri, mücadele alanı, er meydanı: f. listeye geçirmek, deftere yazmak; fiyat koymak. list price katalog fiyatı. black list kara liste. enter the lists mücadeleye girişmekç free list parasız girenlerin listes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Alt alta yazılmış şeylerin bütünü: Yemek listesi, yolcu listesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. lista

dizelge

Alt alta yazılmış şeylerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. schedule. beadroll. book. calendar. roll. roster. scroll. syllabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. enumeration. list. register. roll. roster. rota. schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill , list , listing , register , roster , schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of a list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of a list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dinlemek, kulak vermek. listen in başkasının konuşmasını dinlemek, kulak misafiri olmak; radyo dinlemek. listening post düşman hattına yakın dinleme noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıt, kaydetme; liste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayıtsız, kaygısız, dikkatsiz: neşesiz, halsiz. listlessly z. kayıtsızca. listlessness i. kayıtsızlık; neşesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Materyalizm doktrinine bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matérialiste

fel. maddeci

Maddecilikten yana olan (kimse veya görüş).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madalya yapan kimse; madalya kazanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer. styler. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Moğollar’ın oturduğu ülke ki, bugünkü Moğolistan devleti dışında kuzeyde Rusya’ya ait Buryatlstan ve güneyde Çin’e ait İç Moğolistan’dan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mongolia. mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Asya’da, Çin ve Rusya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 1.565 milyon km².

Sınırları: toplam: 8,161.9 km.

sınır komşuları: Çin 4,676.9 km, Rusya 3,485 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Çöl, kıtasal.

Arazi yapısı: Geniş çöl ve yarı çöllükler, çimenlerle kaplı stepler, batı ve güneybatıda dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hoh Nuur 518 m.

en yüksek noktası: Nayramadlin Orgil (Huyten Orgil) 4,374 m.

Doğal kaynakları: Petrol, bakır, molibden, tungsten, fosfat, kalay, nikel, volfram, altın, gümüş, demir.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.7.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %81.

Ormanlık arazi: %11.4.

Diğer: %1.9 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 800 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Toz ve kar fırtınaları, otlak ve orman yangınları, kuraklıklar.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,654,999 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.47 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 53.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.26 yıl.

Erkeklerde: 62.14 yıl.

Kadınlarda: 66.5 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.39 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Moğol.

Nüfusun etnik dağılımı: Moğol %85, Türk %7, Tungusic %4.6, diğer %3.4 (1998).

Din: Tibet Budist Lamaizm’i %96, Muslüman, Şamanizm ve Hıristiyan %4 (1998).

Diller: Moğolca %90, Türkçe, Rusça (1999).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.

erkekler: %98.

kadınlar: %97.5 (2000).

Yönetimi

Ülke adı: Gelenkes adı: Moğolistan.

yerel adı: Mongol Uls.

Eski adı: Dış Moğolistan.

Yönetim biçimi: Çok Partali Sosyalist Cumhuriyeti.

Başkent: Ulan Batur.

İdari bölümler: 18 bölge ve 3 belediye; Arhan**** Bayanhongor, Bayan-Olgiy, Bulgan, Darhan, Dornod, Dornogovi, Dundgovi, Dzavhan, Erdenet, Govi-Altay, Hentiy, Hovd, Hovsgol, Omnogovi, Ovorhan**** Selenge, Suhbaatar, Tov, Ulaanbaatar, Uvs.

Bağımsızlık günü: 11 Temmuz 1921 (Çin’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü /İhtilal Günü, 11 Temmuz (1921).

Anayasa: 12 Şubat 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ARF (diyalog partneri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (gözlemci), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fo


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekelci, inhisarcı. monopolis'tic s. inhisarcı, tekelci, tekele ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moraliste

fel. ahlakçı

Her şeyi ahlak açısından değerlendiren.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahlak ilmi uzmanı, ahlakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hurmalık, hurma bahçesi veya ormanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نخلستان] hurmalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiat bilgisi uzmanı; natüralizm ögretisine bağlı kimse. naturalistic s. tabiata uygun, doğaca; tabiat bilgisine ait; natüralizm ekolüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fidanlık, fidan yetiştirilen bahçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Nihilizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nihiliste

fel. yokçu

Nihilizm yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nihilist hiççi. nihilistic hiççi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who advocates the doctrine of nihilism; one who believes or teaches that nothing can be known, or asserted to exist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of a secret association , which is devoted to the destruction of the present political, religious, and social institutions. someone who rejects all theories of morality or religious belief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) göz hastalıklan uzmanı, göz doktoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. orientaliste

Doğu bilimci

Doğu bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a panel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a panel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a panel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a panel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açık oturumda konuşmacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Filistinli; estetik anlayış ve zevkten yoksun kimse; s. Filistinlilere ait; kültürsüz, inceliği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pluraliste

1. top. b. çoğulcu,

2.fel. çokçu

1. Çoğulculukla ilgili olan (kimse veya görüş).

2.Çokçuluk öğretisini benimseyen.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. populiste

halk yardakçısı

Halkın hoşuna gidecek davranışlarda bulunarak kendine avantaj sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

populist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boksör, yumruk oyuncusu. pugilism i. boksörlük. pugilis'tic s. boksa ait; kavgacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rationaliste

fel. akılcı

Akılcılıktan yana olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Gerçekleri gören, gerçekçi. 2.Realizm akımına uygun şekilde eser veren.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réaliste

gerçekçi

1. Gerçeği gören ve ona göre davranan veya gerçeğe uygun olarak yapılan.

2.Gerçekçilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in realism; esp., one who maintains that generals, or the terms used to denote the genera and species of things, represent real existences, and are not mere names, as maintained by the nominalists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artist or writer who aims at realism in his work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Realism,

2.a philosopher who believes that universals are real and exist independently of anyone thinking of them a painter who represents the world realistically and not in an idealized or romantic style a person who accepts the world as it literall


Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A designation for an agent or broker who is a member of the National Association of Real Estate Brokers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naive realist is a person who believes that what you see is what you get Scientific realists believe that the laws of science are external to and independant of mind. one who is devoted to what is real rather than imaginary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who seeks to recognize, understand, and acknowledge natural laws and their invincibility to violation. a philosopher who believes that universals are real and exist independently of anyone thinking of them. a person who accepts the world as it literal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

realist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gerçekçi kimse, realist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gerçekçi, gerçeğe uygun. realistically (z.) gerçeğe uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayinden ibaret; ayine göre; yapılan âdet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kralcı. royalism i. kralcılık. royalist, royalis'tic s. kralcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list of electors. voter-registration roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symboliste

simgeci

Simgecilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

İnsan sesi frekans aralığı güçlendirilerek diyalogların daha kolay anlaşılması sağlanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sosyalist, toplumcu; s. sosyalizme ait. socialistic s. sosyalizme ait, toplumcu. socialistically z. sosyalizme meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Tek başına veya eşlikle gene tek başına musiki icrâ eden san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soloist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soloist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. sosyolo|i). Sosyalizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. socialiste

top. b. toplumcu

Toplumculuktan yana olan kimse veya görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist. socialistic. socialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist. socialist toplumcu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mütehassıs, uzman. specialism i. ihtisas, uzmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spécialiste

uzman

Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. styliste

giyimçizer

1. Bir modaevinde yeni ürünlerin oluşumunu ve yaratılmasını sağlayan kimse.

2.Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer. dress designer. styler. stylist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes designer. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costume / dress designer. stylist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stylist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stylistique

anlatım bilimi

Üslup yöntemlerini ve türlerini inceleyen edebî araştırma ve dil bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stylistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. structuraliste

yapısalcı

Yapısalcılık görüşü ve yöntemini benimseyen.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üslupçu; kitabın üslup ve tertibiyle meşgul kimse; modacı, desinator. stylis'tic s. üsluba ait, üslupla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturaliste

doğaüstücü

Doğaüstücülük yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. surréaliste

gerçeküstücü

1. Gerçeküstücülükten yana olan.

2.Gerçeküstücülükle ilgili olan (görüş, eser vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist. surrealistic. surrealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik cihaz algılamasıyla donanım bileşenlerinin otomatik olarak yüklenmesi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrudan ve kolay ürün kullanımı. İlk kullanımdan önce uzun zaman alan ürün kurulumu kılavuzu gerekmez.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir Ses Geliştirici MP3’e dönüştürülmüş müziğin kalitesi düşer. Taşınabilir Ses Yükselticisi, sesi orijinal kaynak düzeyine yaklaştırmak için ses frekanslarını güçlendirerek bunu telafi eder, böylece Network WALKMAN®™ cihazları ve başka bir taşınabilir müzik çalarda daha yüksek kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kontrol edilmemiş; serbest, kontrolsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nihayette her kesin ilâhi affa uğrayacağına inanan kimse veya mezhep. Universalism i. bu yolda inanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. listeye girmemiş; rehberde olmayan (telefon numarası); borsada muamele listesine girmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. viyola çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Viyolonsel çalan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkıcı, okuyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by nature. naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by