Check-point ne demek? | Check-point anlamı nedir? | Check-point

Check-point anlamı nedir?

Check-point ne demek?

Check-point anlamı nedir?

Check-point | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). atamak, tayin etmek, tahsis etmek, memur etmek; tesis etmek, vaz'etmek, koymak; kararlaştırmak, tayin etmek (zaman v.b.); donatmak, teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atanan kimse, tayin edilmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tayine bağlı, tayinle doldurulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin; memuriyet, hizmet, görev, iş; randevu; emir; (çoğ).. donatım, teçhizat (gemi, otel v.b.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). durdurmak, birden durdurmak; engel olmak; kontrol altına almak; kontrol etmek, teftiş etmek; kontrol işareti koymak; kare deseni ile kaplamak; emanet odasına teslim etmek; satranç şah çekmek, şah demek; (boya tahta) çatlamak. check in otel veya uçak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). engel, mania, fren; geciktirme; kontrol, teftiş; kontrol işareti; ABD fiş, vestiyer fişi; (lokantada) hesap; (kumaşta) ekose deseni; dama; satranç şah; tahtada hafif çatlak deseni. in check kontrol altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çek traveler's check seyahat çeki. checkbook (i). çek defteri. checking account çek hesabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. check-in

giriş işlemi

Otelde kalınacak odanın, uçakta oturulacak yerin belirlenmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. check-list

denetim çizelgesi

Yolcu veya ürün sayısının denetlenmesi için kullanılan yolcu veya mal adının yazılı bulunduğu liste.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. check-out

çıkış işlemi

Konaklama yerlerinden ayrılırken yapılan işlem.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. check- point

denetim noktası

Denetleme yapılan yer.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. check-up

tıp tam bakım

Sağlık yönünden yapılan genel yoklama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dama; kare, ekose deseni; kasiyer; müfettiş, kontrolcu; (f). damalı yapmak, ekose deseni ile kaplamak; değişiklik ve zorluklarla doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keklik üzümu, (bot). Gaultheria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dama tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kareli, ekose; değişik olaylarla dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dama oyunu. check list kontrol listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (satranç). mat; tam yenilgi; (f). (satranç). mat etmek; hünerle yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işveren tarafından işçilerin aylıklanndan sendika üye aidatı kesip sendikaya gönderme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işleyiş kontrolu; mağazada kasaya ödeme işlemi. checkout time aynlmayı gerektiren saat. check point trafik kontrol yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucu eyere bağlanan dizgin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vestiyer; emanet odası. checks and balances hükümetin yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin ayrılmaları ve karşılıklı olarak birbirlerini denetleyip sınırlandırmaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tıbbi muayene. check valve emniyet valfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). karşı koymak; bir daha kontrol etmek; (i). engel; tekrar kontrol etme. counter check bankadaki hesaptan para çekmek için düzenlenip müşterilere imzalattırılan zimmet fişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kontrpuan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sağlamasını yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, memnun edememek, canını sıkmak, üzmek, müteessir etmek, ümitlerini boşa çıkarmak. disappointed (s). hayal kırıklığına uğramış, ümidi kırılmış. disap pointedly (z). hayal kırıklığına uğramış olarak. disappointingly (z).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal kırıklığı, ümidi boşa çıkma, hüsran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. vucutça toplu oluş, dolgunluk, şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta, göbek, orta yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince uç; oya işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. iğne ucu; ufakşey; f. kesin olarak yerini belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işaret etmek, göstermek;yöneltmek;hedefe nişan almak;duvar taşları arasını çimento ve harç ile doldurmak;ucunu sivriltmek;hareketsiz durup avın yerini göstermek(av köpeği),ferma etmek.point at parmakla işaret etmek; tüfeğin namlusunu hedefe çevirmek.po

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sivri uç,burun denize uzanan burun;nokta;sivri uçlu şey;noktalama işareti;fonetik alfabediki işaret;gaye,maksat,hedef,bir sözün altında yatan maksat;belirli yer özel bir durum;buhranlı an;birşeyin tam zamanı;kaneviçe;derece (ısı);bazı oyunlarda sayı,pu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,s.,z. doğrudan doğruya hedefe yapılan atış;s. yatay olarak atılan; doğrudan doğruya atılabilecek kadar yakın;açık,aşikar, dolaysız;z. doğrudan doğruya; yakından; açık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sivri uçlu; keskin, nüfuz edici, tesirli; özel anlam ifade eden, manalı. pointedly z. manalı olarak, belirli bir şahsı veya şeyi hedef alarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret eden kimse veya şey; işaret değneği, işaret parmağı; kısa tüylü bir çeşit av köpeği, zağar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyükayı takımyıldızındaki işaret yıldızları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucu olmayan, uçsuz, ucu kor; manasız, etkisiz; gayesiz, maksatsız; sayı kaydedilmeyen, puvansız (oyun). pointlessly z. anlamsızca, manasız olarak. pointlessness i. anlamsızlık, manasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini tayin etmiş; kâhyalık eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sivri uçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görüş noktası, bakım. from the standpoint of bakımın dan, görüşüyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki noktası olan, iki noktadan bahseden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kontrol edilmemiş; serbest, kontrolsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görüş noktası, bakış açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mükemmel teçhizatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by