çiftlik Evi ne demek? | çiftlik Evi anlamı nedir? | çiftlik Evi

çiftlik Evi anlamı nedir?

çiftlik Evi ne demek?

çiftlik Evi anlamı nedir?

çiftlik Evi | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, ihtisar etmek abbrevia'tion(i). kısaltma, remiz, bir veya birtakım kelimeleri gösteren harf veya harfler; özetleme, ihtisar; kısaltılmış yazı, özet; (müz) bir takım notaları gösteren remiz yahut işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Abide gibi, Abideyi andırır.

2.Çok büyük (fr. monumental) (mecazi mânâda da kullanılır: Abidevî bir şiir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدوی] anıtsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike. bread riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İyilik, yardımseverlik. 2.Ünlü hanım mutasav-vıfe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aile ile ilgili, ailelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to the family. concerning the family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائلوی] aile ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sevil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.), t. Müsâvât üzere.

2.Bir boyda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ali» den imen).

1.Hazret-i Ali ile Hazret-i FAtıma sülâlesinden gelen veya geldiğini iddia eden veya geldiğine inanılan şahıslar, seyyid ve şerifler.

2.Hazret-i Ali’ye mensup, taraftar.

3.Bir islâm mezhep ve inancı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of the caliph ali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Ali soyundan, Hz.Ali’ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin kollarından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevî tarikatı’nın umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shiism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hafifletmek, yatıştırmak , teskin etmek. allevia'tion (i). hafifleme; teselli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geleneğe dayanan, gelenekli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنعنوی] geleneksel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD’lerde bulunan hızlı ileri ve geri ses aramasına izin veren bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane.

2.Para ile yemek yenilen yer, lokanta.

3.Bazı tekkelerde yemek pişirilen yer.

4.Düğün gibi toplantılarda, yemekleri hazırlamak için iğreti mutfak olarak kullanılan yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant. soup kitchen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookhouse. soupkitchen. victuals house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşkünlerin, müzmin hastalığı olanların sürekli olarak bakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. nursing home. home. hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensary. nursing home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensatory. clinic. nursing home. dispensary. welfare home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basım işi yapılan yer, matbaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bedeviyye). Bâdiyede yani çölde, çadır ile konup göçerek yaşayan; medenî mukabili: Akvâm-ı bedeviyye = Bedevî kavimler. Bu halde yaşayan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedouin. bedouin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedouin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bedouin. nomadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدوی] çöl arabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çileden çıkartmak, azap vermek, eziyet etmek; cinnet getirtmek; bozmak, ifsat etmek. bedevilment (i). çileden çıkartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bâdiye ve çölde, çadır altında yaşayan ve konup göçen halkın hali. Çadırda oturma, medeniyyet (şehirlilik) zıddı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدویت] göçebelik. 2.bedevîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolarda, radyoyu, kullanıcı tarafından belirlenen bir saatte açan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(aslı: bevl) (i. A.). Sidik, Ar. idrar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) adeta, bir bakıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bütün, yekpâre, tekmil. Bir düziye, boyuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. incessantly bidüziye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. ceaseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® teknolojisiyle heyecan verici bir kablosuz işlevler dünyasının kapısını açar. Bluetooth® Temel Görüntüleme Profilini destekleyen herhangi bir aygıttan görüntülerin doğrudan indirmenizi sağlayan Bluetooth®, sizi ‘kablo stresinden’ kurtarmanın yanı sıra, uzaktan video kamera işlevselliğini de sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bolşevikliği benimseyen kimse, komünist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rus sosyal demokrat partisinin ekseriyeti elde bulunduran sol kanadının Lenin prensiplerine dayanan doktrini, komünistlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Bolşevik. Bolshevist i. Bolşevik. Bolshevism i Bolşeviklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katolik kilisesinde okunan günlük dua ve okuma parçalarından ibaret kitap; diğer kiliselerde kullanılan buna benzer kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. 8 puntoluk harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısalık, kısa oluş; bir fikrin kısaca ifade edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dude ranch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farming on a large scale. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنيویات] bünye ile ilgili bilim dalı, morfoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça, L. «küçük çar, Sezarcık»). Çarın büyük oğlu, Rusya imparatorluk veliahdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teahouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CCD kameranın ışığı alan kısmıdır. 3CCD, kameranın uçana renk olan kırmızı, yeşü ve mavi (RGB) İçin ayrı bir CCD göz özelliği olmasıdır. Gelen ışık üç ana renge ayrılır ve renkleri ayrı olarak ele aldığından; daha gerçekçi ve parlak görüntüler elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eski Cenova (Genova) hükümeti ve ahalisi: Cenevizliler’den kalma; Ceneviz donanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard nut. hard nut to crack. as hard nut to crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİVİK (i.).

1.Metin, sağlam.

2.Çabuk hareketli. Ar. serî-ül-hareke, Fars. eüst ü çâlâk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. swift. fleet. nimble. brisk. dapper. glib. light-footed. limber. lissom. lissome. nippy. spry. tripping. volant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. brisk. lissom. nimble. smart. snappy. spry. swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. active. airy. nimble. nippy. swift. on one's toes. tripping. up and coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(s.) (Erkek İsmi) - Çabuk davranan, hızlı ve hareketli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(bkz.Çevik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevik olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility. alacrity. pep. perfections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arpadan yapılmış: Nân-ı cevîn = Arpa ekmeği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوین] arpadan yapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جور] haksızlık, üzülme, üzme, zulüm. cevir çekmek acı çekmek, zulüm görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dial tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tercüme, (bk.) Tercüme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translation. interpretation. rendering. rendition. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rendering. translation. version. translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translation. interpretation. rendition. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembler. translator. commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembler. inverter. rotating. rotary. driving. prime mover. turnover. invertor. reactor. rotator. convertor. converter. transformer. switch commutator. commutating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting. filming. taking. development of a film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filming. development of a film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öteye beriye koşup dolanmak. Fars. tek ü pû etmek (tekâpû).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çeşitli hububat karıştırılıp çevirilmekle vücuda gelmiş karışık zahire.

2.Suların dönmesi ve döndüğü yer, girdap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevirmek fiili ve tarzı, (bk.) Çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir dizi veya uyguyu tersinden başlatma. Meselâ do mi aralığını mi do şekline getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Çevirmek işi. (bk.) Çevirmek.

2.Şişte döndürülerek kebap olmuş kuzu vesaire. Çevrilerek yapılmış (kebap) vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning. rotation. spin. twirl. surround. enclosure. inclosure. conversion. translation. diversion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. flip. crank. switching. rotation. turning. changing. translating. translation. meat roasted on a spit. cycloid. commutation. wind. commutating. conversion. diversion. deviation. alteration. surrounding. handling. encircling. revolution. swinging

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürmek: Kebabı çevirmeli. Su, değirmeni; buhar, vapur çarkını çevirir.

2.Alt üst etmek, öbür yüzünü üste getirmek: Yaprağı çevir. 3, Etrafını almak, kuşatmak, çepçevre dolaştırmak: Bağa duvar çevirmeli. 4.Geri döndürmek, iade etmek: Kendisini yarı yoldan çevirdiler.

5.Bozmak, başka hale koymak, değiştirmek: Lâkırdısını çevirdi. 6.Geri almak, nakzetmek, bozmak: Mukaveleyi çevirdi. Ayakkabıyı çevirmek = Gitmeye davet etmek, nezaketle kovmak. Çehreyi çevirmek = Yüz ekşitmek. Geri çevirmek = iade etmek, kabûl etmemek. Yüz çevirmek = İltifat etmemek, vazgeçmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. spin. upturn. exchange. roll. twirl. change to. turn into. switch to. translate into. translate. interpret. encircle. surround. enclose. inclose. avert. commute. convert. decline. deflect. divert. hedge in. hedge round. manage. point. point on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. besiege. channel. direct. put. revolve. surround. sweep. train. translate. turn. twine. twirl. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translate. dial. to turn. to rotate. to manage. to refuse. to return. to reject. to turn inside out. to interpret. to translate. to enclose. to surround. to encircle. to alter. to administer. to handle. to wheel. to swing. to crank. to commutate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter. dragoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürtmek, biri vasıtasıyle çevirmek ve döndürmek: Şiş kebabını devamlı çevirtmek lâzımdır.

2.Öbür yüzü görünecek surette alt üst ettirmek: O sayfayı çevirt.

3.Etrafını kuşattırmak, çepçevre kuşattırmak: Bağa duvar çevirtmeli. 4.Bir vasıtayla geri döndürmek; iade ettirmek: Uşağını gönderip kendisini yarı yoldan çevirtti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth translated. to have sth turned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEVZ) (i. A.). Koz denilen maruf meyve. Ceviz ağacı: Koz ağacı. Cevz-i bua — Küçük hindistancevizi. Cevz-i mâil = Tatula. Cevz-i mukayyî = Kargabüken. Cevz-i Hİndî = Hindistan cevizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hickory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut. walnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walnut. made of walnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Koz): Uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli ulu bir ağaçtır. Yemişi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları, meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. Bir çok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememelk gerekir. Cevizyağı, raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Derinin yanmasını önler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi ceviz ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol. jail. penitentiary. prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prison. lockup. lockup house. convict prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sık yünü ile meşhur bir koyun cinsi; (k.h). (şev'iyıt) bu yönden dokunmuş kalın kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çift sürüp ekin yetiştirmeye mahsus yer, bir kimsenin mülkiyeti altında bulunan çeşitli tarlalarla bağ, orman ve mer’a vesaire kl, işçi ile ve yahut ortaklaşa işleyen ve çiftliğin hususî ev veya kulübelerinde oturan çiftçiler tarafından işlenir: Geminin kıçında, çiftliğin içinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farm. ranch. farmstead. bowery. duality. grange. hacienda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farm. plantation. farm place. farmplace. farmstead. farmyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bindery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenet demiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarık, çatlak, rahne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cue/review işlevi, kasette hızlı ileri ya da geri çalma olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çareviç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dâireviyye). Daire şeklinde: Dairevî bir yer, dâirevî bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائروی] dairemsi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. demeviyye) (tıb). Eskilerin «ahlât-ı erbaa» dedikleri dört hassadan kana mensup ve müteallik, kanlı: Mizâc-ı demevî. Demevi adam = Kanı galip ve mizacı kanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’nin durdurulduğu noktadan otomatik olarak çalmaya devam etmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplum düzenine aykırı olarak düşünen ve hareket eden kimse; cinsel sapık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sapmak, yoldan çıkmak, şaşırmak, dönmek, yanılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sapma, inhiraf, yoldan çıkma; (den). pusulanın şaşması. deviation clause (den). geminin boşaltma limanından başka yerlere uğramasına izin veren anlaşma maddesi. deviationist (i). komünist öğretilerini ayrı bir şekilde tefsir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cihaz, aygıt, alet; icat; tertip: hile, oyun, desise; resim, nisan, işaret (arma). Ieft to his own devices kendi haline bırakılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytan, iblis; cin, ifrit; habis kimse; delicesine cesur veya öfkeli kimse; Allah'ın belâsı; kör şeytan; zavallı kimse; matbaacı çırağı. devil's advocate Katolik Kilisesinde aziz adayı aleyhinde münakaşa eden savcı; karşı tarafı tutarak münakaşa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yemeği çok biber ve baharatla hazırlamak veya kızartmak; makinada ezip parçalamak (paçavra); (k).dili canını sıkmak, üzmek. deviled ham bir çeşit ezme jambon, krakova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şeytanî, şeytan gibi; melun; pervasız; (k).dili çok, fazla, aşırı. devilishly (z). şeytanca. devilishness (i). şeytanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytanlık, yaramazlık, kurnazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). deviltry.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). devilry (i). şeytanlık; sihirbazlık; kötülük, zalimlik; yaramazlık, haylazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. movement. flux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewegung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile. movable hareketli. müteharrik. dynamic dinamik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamic. active. moving. in motion. mobile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. movement. motion hareket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında, resim düzlemi üzerinde yer alan betilerin yoğunlaşıp seyrelmesinden ve pozlarından kaynaklanan durağan dengenin bilinçli biçimde bozulması etkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaşık, eğri büğrü, dolambaçlı; çapraşık, sapa; sapmış, avare, başıboş. deviously (z). çapraşık olarak, dolambaçlı. deviousness (i). çapraşıklık, dolambaçlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. aslı: devr) (c. edvâr).

1.Dönme, bir şeyin kendi mihveri üzerinde hareketi: Dünyanın devri, vapur çarkının devri. 2.Bir şeyin çevresinde dolaşma: Hacılar KAbe’nin etrafını devrederler.

3.Bir memleketin her tarafını gezip dolaşma, seyahat: Vali devre çıktı. Kaymakam, kazasını devretmektedir.

4.Bazı tarikatlere mensup dervişlerin dönerek ettikleri zikir ve semâ.

5.Aktarma, bir şeyin bir kaptan veya bir yerden diğerine nakli: Yiyecekleri gemiden anbara devrettiler. Bu eşyayı sandıktan dolaba devredin.

6.Bir şeyin diğerine teslimi: Giden, resmî vesikaları yerine gelene devretmeye mecburdur. Sandığın mevcudunu kime devir ve teslim ettiniz?Bir bölük veya takım askerin, teftiş ve emniyeti muhafaza için dolaşması: Devir kolu, devre çıkmak.(masdar mânâsını muhafaza etmeyerek) Zaman, çağ, asır: Cennetmekân Kanunî Sultan Süleyman HAn Hazretleri’nin devri. Fütûhat devri.Bir zamanın bölündüğü kısımların beheri: Bazı eski kavimlerde birkaç yıl bir devir teşkil ederdi. Zatürrienin üç devri vardır. Bu hastalığın birinci devri tehlikelidir. Devr-i ebvâb = Kapı kapı gezip dolaşma. Devr-i zamân, devr-i felek = Talih, kader. Devir ve teselsül = Davanın delile ve delilin davaya ilgisiyle davanın dönüp dolaşıp yine eski hâline gelerek hal olunamaması. Devir dairesi = (denizcilik) Geminin çeşitli hızla ve muhtelif dümen açısıyle çizdiği daire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. period. epoch. era. circulation. cycle. revolution. rotation. turnover. alienation. assignation. assignment. cession. circle. circumvolution. currency. disposal. eyre. grant. gyration. release. rev. rounder. spin. take-over. transfer. transferen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age. period. epoch. era. circulation. cycle. revolution. rotation. turnover. alienation. assignation. assignment. cession. circle. circumvolution. currency. disposal. eyre. grant. gyration. release. rev. rounder. spin. take-over. transfer. transferen. cir

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnover. age. circle. circulation. cycle. epoch. era. period. revolution. turn. revolving. turning. transfer. take-over. rotation. delivery. circuit. speed. circular motion. wheel. tide. endorsement. abalienation. recording acts. assignation. assignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Eşit zaman aralıkları ile tekrarlanan hareket: Bir sarkacın hareketi devirlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodic. cyclic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodic. rotary. endorsed. cyclical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upset. overturning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overthrow. dumping. knock-down. falling. tilting. tipping. overturning. felling. rolling. overturn. roll. subversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fif. «devr» den). Yıkmak, düşürmek, bir yana yatırmak, baş aşağı çevirmek: Fıçıyı, ağacı devirmek. Çam devirmek = Pot kırmak, halt ve hata etmek, kabalıkla münasebetsiz bir şey söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. overset. overturn. roll. tip. topple. upset. to overturn. to turn upside down. to upset. to topple. to knock down. to floor. to tip. to tilt to one side. to cut sth down. to overthrow. to subvert. to bring sb down. to drink down. to toss off. to do

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to subvert. to overturn. to overthrow. to fell. to tilt. to knock down. to throw. to turn upside down. to upset. to finish reading. to tip over. to tilt over. to spill. to overset. knock over. to turn over. roll. topple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Devirme işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tasarlamak, plan yapmak; akıl etmek, tertip etmek; kurmak, icat etmek; (huk). bilhassa gayri menkul mülkü vasiyet etmek; (i). vasiyet, vasiyet yoluyla bırakılan mülk. devisable s vasiyet olunabilir; tertip edilebilir devisee' i vasiyetle k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cansızlaştırmak; hevesini kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc için Dijital Seviye Ayarı, en iyi seviye kontrolü için hassas ayarlamalara olanak verir. Doğrusal, logaritmik ve sinüs çalıştırma yapılabilir. Ses seviyesi, MiniDisc’e dijital olarak kayıt yaparken kalite kaybı olmaksızın yükseltilebilir ya da alçaltılabilir. Ayrıca kısılma ya da kısıktan yükselme efektleri kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity hospital. maternity ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir çok arabada hoparlörler zemin seviyesinde bulunmaktadır. Bu yenilikçi 3B sanal ses teknolojisi, seslerin sanki kafa hizasında bulunan hoparlörlerden geliyormuş gibi duyulmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dünyâ» dan imen.) (mü. dünyeviyye). Bu Aleme mensup ve ait: Bu işin dünyevi ve uhrevt mükâfatı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthly. planetary. secular. terrestrial. worldly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mundane. secular. temporal. worldly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtların düzenlenmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دنيوی] dünya ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yazılım içeriğine bağlı olarak çocukların izlemesini önlemek için ebeveynler tarafından yazılımın “kilitlenmesini” sağlar. Ebeveyn kilitli diskin normal izlenmesi için, kayıtlı tanımlama kodu gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Efsaneye Ait, efsaneyi andırır şekilde: Efsanevî bir kahramanlık gösterdiler.

2.Efsanelerde adı geçen: Zümrüdüanka, efsanevî bir kuştur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabled. legendary. mythic. mythical. cyclic. cyclical. larger than life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary. mythical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary. fabled. fabulous. mythical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, hızlı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli, sempatik erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eve.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (huk) tahliye ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tahliye etme veya edilme; geri alma veya alınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «vedîd» dilimizde kullanılmamıştır). Ehibbâ, dostlar, ahbaplar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) delil, tanıklık, şahadet, ispat, tanıt; vuzuh, açıklık, aydınlık; şahit; (f.) belirtmek, tasrih etmek, açıklamak, tavzih etmek; ispat etmek. be in evidence göz önünde olmak, belirmek, meydana çıkmak. external evidence harici delil, konu dışında

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) açık, belli, sarih, aşikâr, vazıh, ortada olan, meydanda olan. evidently (z.) aşikar olarak, açıkça, sarahaten, tabii, anlaşılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) delil veya şahit kabilinden, delile dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) günahkar, fena, kötü, kem; keder verici; (i.) günah, şer, fenalık, kötülük, zarar,bela, dert. evildoer (i.) kötülük eden kimse, şerir, günahkar kimse, suçlu kimse. evil eye kem göz, nazar değdiren bakış. evil-minded (s.) fenalık düşünen, kötü n

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kernel. grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tohum, tane, öz cevh(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) göstermek; izhar etmek, belirtmek, açığa vurmak, aydınlığa kavuşturmak, ispat etmek, delil göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İşini bilen, tedbirli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Evirmek işi. 2.(mantık) Bir önermenin konusu ile yükleminin yerlerini değiştirerek yeni bir önerme çıkarmak, akis.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to change. to alter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bağırsaklarını çıkarmak, içini boşaltmak. eviscera'tion (i.) bağırsaklarını çıkarma, içini boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yığılmak, toplanmak, Osm. tecemmû, tahaşşüt etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sakınılabilir, kaçınılabilir, bertaraf edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kitchen sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («evlâ» ism-i tafdîline masdar edatı katılarak Türkler’ce yapılmış kelime). Daha lâyık ve münasip olma. Ar. rüchân, takaddüm: Bu işte evleviyyet vardır; falan bu işe evleviyyetle lâyıktır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولویت] öncelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Franseviyye). Fransa’ya, Fransızlar’a yahut Fransız diline ait: Lisân-ı Fransevî, Kaamûs-ı Fransevî, kavâid-i Franseviyye.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İngiltere’deki Freeview sistemi, dijital yerüstü hizmetlere verilen addır. Set üstü cihaz ya da Freeview teknolojili TV seti aracılığıyla bir görüntüleyici seçtiği dijital kanalları ücretsiz alabilir. Daha fazla bilgi için bkz. www.freeview.co.uk

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal kanallara geçiş sağlayan alıcı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kazevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gazeviyye). Gazâya ait.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, MiniDisc kaydediciden çıkartılmadığı ve kayıt düğmesine basılmadığı sürece son düzenleme adımlarının geri alınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla sulamaya mahsus ince su yolu, suyun yerde açtığı ufak ark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmak, karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Geviş getiren memeli hayvanların, yedikleri şeyi tekrar ağıza getirip yeniden çiğnemeleri: Deve de, inek ve koyun gibi geviş getirir.

2.mec. ihtiyarların çenesinin gayr-ı ihtiyârî titremesi. Ağız gevişi = mec. Her zaman söylenen söz, Ar. vird-i zeban.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chewing the cud. rumination. cud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumination. cud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Çiftparmaklı hayvanların geviş getiren alt takımı: Sığır, deve, koyun gevişgetirenlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothing store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli gök.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz çukuru; gözlerin içinde bulundukları kemik oyuklardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (uyd. k.). (bk.) Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asma; A.B.D. dedikodu yoluyla haber alma, kulaktan kulağa haber nakli. I heard by way of the grapevine. Ağızdan duydum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Türe göre (örn. pop, rock) ayrı bölümler seçmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli, güzel, hoş görünüşlü gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mevlânâ’nın Mesnevî’sini tamamen ezberleyen şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

people's house. community centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

community centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A. tıp) (m. hımyeviyye). Perhize ait: Terbir-i hımyeviyye. Hımyeviyyûn (c.) = Perhize çok ehemmiyet veren, perhiz taraftan olan doktorlar. Fransızca: dtâtistes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cocos nucifera): Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve Küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian hemp. cannabis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Histogram işlevi açık olduğunda, ekranda bir histogram grafiği görüntülenir. Bu grafik, siyah ve beyaz geçişlerini kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İstenmeden işlem yapılması önlemek için kontrol unsurlarını kilitler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Amplifikatör, sinyalleri doğrudan kafa biriminin hoparlör çıkışlarından alabilir. Bu, kafa biriminde özel bir pre-amp çıkış olmasa bile yüksek güç çıkışı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hücre» den imen.) (mü. hücreviyye) (anatomi). Ufak hücreleri ve oyukçukları olan. Fr. cellulaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. humeviyye). Sıtmaya ait: Alâim-i humeviyye = Sıtma alâmetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing home. rest home. home for the aged. eventide home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home. old age asylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaçınılamaz, sakınalamaz, çaresiz, menedilemez. inevitabil'ity, inev'itableness i. kaçınılmazlık. inevitably z. kaçınılamaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) hamileliği önlemek için kullanılan ve dölyatağı yoluna yerleştirilen küçük alet, spiral .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İseviyye).

1.Hazret-i Isâ’ya ait: Dİn-i İsevî.

2.Hıristiyanlık dininde bulunan veya bu dine mensup: mâbed-i İsevî.

3.Hıristiyan, Nasrânî: İsevîler’in itikadı, ibadeti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيسوی] Hıristiyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şeyh İsâ tarafından kurulan Kadirî tarikatının dallarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hıristiyanlık, Hıristiyan dini.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عيسویت] Hıristiyanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, basit metin girişi ve düzenlemesi için 600 karaktere kadar sık kullanılan sözcüklerin kaydedilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house of correction. reformatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Pazartesi günüyle alâkalı.

2.Pazartesi günleri oruç tutan kimse.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD Text bilgileri bir CD WALKMAN®’den, CD Text kaydedebilen MD WALKMAN®’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kaide ile ilgili. 2.(geometri) Tabana ait.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kaleviyyât) (kimya). Kül çeşidinden maddeler, alkal, Fr. alcali bu kelimeden gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınızı orijinaliyle karşılaştırır ve puanınızı hesaplar. Şarkı söyleme sonucunuz bağlanmış TV’nizde gösterilecektir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz hasırından pirinç vesaire kabı, Adî zenbil: Pirinç kazevisi, bir kazevi pirinç, kazevi hurması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iL.). T. Sapından kendir denilen ve ketenden kaba olan bir lif çıkan bir çeşit tarım bitkisi. 2.Bu bitkinin tohumu ki, kuş yemi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bhang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp plant. marijuana. bhang. hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(esrarotu): Kendirgiller familyasından, vatanı Hindistan olan, sıcak ülkelerde ve yurdumuzda da kültürü yapılan, bir yıllık bir bitki türüdür. Gövdesi diktir. İçi boştur. Yüzeyi pürtüklüdür. Yaprakları 5-11 parçalıdır. Meyvesi 3-5 milimetre boyundadır. Tanelerinin içinde etli bir cücük vardır. Dal uçlarında reçine ve uçucu bir yağ vardır. Meyveleri yağ bakımından zengindir. Tohumlarından çıkarılan yağ, sabun sanayiinde kullanılır. Gövdesinin kabuk kısmından kenevir veya kendir denilen bir lif elde edilir. Bunlardan ip, halat ve kaba dokulamalar yapılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarının suda haşlanması müzmin romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Göllerde yaşayan bir çeşit ıstakoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşhur sebze ki, yaprağı ve az çok kalın olan kökü yemeğe ve turşu vesaireye girer. Sukerevizi, yabankerevizi = İnciden, selâmotu. Dağkerevizi = Imparatorya denilen bitki cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celery. celeriac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celeriac. celery root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(apium graveolens): Maydanozgiller familyasından, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu, iki yıllık bir bitkidir. İçeriğinde sedanonik anhidrit, sedanolin, limonen, palmirik asit, gayakol gibi maddeler vardır. Yaprakları ve baş kısmı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Uyarıcı ve idrar söktürücüdür. İktidarsızlığı giderir. Cinsel istekleri kamçılar. Şeker, guatr ve yüksek tansiyonda faydalıdır. Böbrek, akciğer ve karaciğer hastalıklarını önler. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Sürmenajda faydalıdır. Sinir yorgunluğunu giderir. Kanı temizler. Karaciğer şişliğini giderir. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesinde yardımcı olur. Safra ifrazatını düzenler. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Susuzluğu keser ve vücuda serinlik verir. Kalp hastalarına tavsiye edilir. Ses kısıklığını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughterhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. kilyeviyye) (anatomi). Böbreğe ait. Kilyeviyyü’ş-şekl = Böbrek şekil ve biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kimyeviyye). Kimyaya ait: Kimyevî tahlil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کيميوی] kimyasal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Kitapçı dükkânı, kitap satılan yer, kitaphane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookshop. bookstore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookstore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest-house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest house (of an institution or business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kureviyye). Köye ait, köylü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küre» den imen.) (mü. küreviyye). Küre şeklinde, yuvarlak, müdevver, küre ile alâkalı, küreye alt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کروی] küresel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). İki sesin çevrilmesi ki, Ahengî çevirmenin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiye tabi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tevratta adı geçen büyük bir su canavarı; ada balığı gibi çok büyük hayvan; iri balina veya gemi gibi büyük şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. düz etmek; bir maddeyi nemli iken ezip toz haline getirmek; birbirine iyice karıştırmak; cilâlamak; s. düz, cilalı. leviga'tion i. düzleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. İbranilerde ölmüş adamın karısı ile ölünün kardeşinin veya en yakın akrabasının evlenme mecburi yeti; s. bu âdete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. blucin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hafif olmaktan dolayı havaya kalkmak, havada durmak; ispritizma kuvveti ile veya rüyada havaya yükselmek; havaya yükseltmek. levita'tion i. havaya yükselme olayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Levi kabilesinden biri, bilhassa Tevratta Musevi tapınağı kâhinlerinin yardımcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafiflik; hafifmeşreplik, hoppalık; münasebetsiz şakacılık; sebatsızlık, düşüncesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Libreville.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ömür uzunluğu, uzun ömürlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mânâ» dan imen.) (mü. mâneviyye).

1.Mânâya ait.

2.İçe ait, ruha mensup, maddi zıddı. Mânevi evlât = Evlât edinilmiş ve bu şekilde yetiştirilmiş çocuk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. spiritual. inner. bodiless. unearthly. unworldly. ghostlike. ghostly. incorporeal. intangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaterial. moral. pastoral. spiritual. adoptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral. spiritual. psychological. ghostly. incorporeal. interior. inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنوی] anlam ile ilgili. 2.ruh ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. inwardness. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit. morale. backbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morale. spiritual things. incorporeal things. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معنویات] manaya dayalı şeyler. 2.moral değerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mânevi). Mânevi hususlar, (bk.) MAnevi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدرسوی] medrese ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفکوروی] ülkü ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcının düşük ses seviyelerinde bas sesleri güçlendirmesini sağlayarak, kulaklık çıkışının ses kalitesini en üst seviyeye getirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. meneviyye). Meniye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Terementi ağacı tohumu.

2.Kılıçta ve bazı kumaşlarda görülen dalga: Bu kılıcın, kumaşın güzel bir menevişi vardır (bu ikinci mânâ ile aslı «meviş» tir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilloche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallizing. moiré. iris. metachromatism. galling. bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalgalanmak, dalgalı olmak, Osm. hârelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: mevişli). Dalgalı: Menevişli kumaş, kılıç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., s.,-viki) Rus Sosyal Demokrat Partisinde (1903-1917) Bolşeviklere karşı olan tutucu üye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Terementi ağacının tohumu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «senân» dan).

1.Her iki mısraı bir kafiyede olan şiir ki, ekseriya uzunca manzume suretinde olur, manzume.

2.Bu şekilde yazılmış manzum roman: Fuzûli’nin Leylâ ve Mecnûn mesnevisi. 3.Mevlânâ Celâleddin RÜmî’nin bu surette yazılmış 6 ciltlik eseri: Mesnevî-i Şerif.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Mevlânâ’nın mesnevisini okuyan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مثنوی خوان] mesnevi okuyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mesnevi çeşidinden şiirler: Dİvânından başka bir hayli mesneviyyâtı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meneviş, menevişli vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mîdeviyye).

1.Mideye ait: Emrâz-ı mîdeviyye.

2.Mide için faydalı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدوی] mideyi yormayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Montevideo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Morali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculously. supernatural. portentous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havâye» den if.) (mü. muhteviyye). Bir yere toplayan, ihtiva eden, hâvi: Çeşitli bahisleri muhtevi bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محتوی] içeren, içine alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

içermek, içine almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محتویات] içindekiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (doğrusu «muhteveyât» olsa gerektir).

1.Yazılmış bir şeyin hâvi olduğu, ihtivâ ettiği, içine aldığı bahisler, mündericât, içindekiler: O kitabın, mektubun muhteviyyâtı neden ibarettir?

2.Bir kabın ve zarfın içinde bulunan şeyler: Bu sandığın muhteviyyâtı nedir?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lev» den if.) (mü. mülteviyye). Eğilmiş, bükülmüş, sarılmış.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

9 farklı kamera açısından çekilen video görüntüleri (örneğin canlı konserler ve spor etkinliklerinde) DVD’de saklanabilmekte ve oynatım sırasında kullanıcı tarafından anında seçilebilmektedir. Bu DVD oynatıcı işlevi, yalnızca oynatılan DVD’de çok açılı çekimler bulunduğu zaman kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, diske, bir dizi farklı film öyküsünün kaydedilmesine izin vermektedir. İzleyiciler, oynatma sırasında hikayenin nasıl gelişeceğini seçebilirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuviyy»den if.) (mü. münzeviyye). İnzivâ etmiş; inzivâya çekilp kimseyle görüşmeyen, yalnız yaşayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secluded. solitary. sequestered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recluse. secluded. solitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recluse. sb who lives in solitude. reclusive. hermitic. hermit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. mûsâ» dan imen.) (mü. mûseviyye).

1.Hazret-i MÜsâ’nın dinine tâbî, Yahudi, isrâilî.

2.İmam MÜsâ KAzım nesline mensup: Sâdât-ı MÜseviyye’den.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewish. judaic. israelite. jew. hebrew. israelite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jew. jewish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sevi» den if.) (mü. müsteviyye).

1.Düz, her tarafı bir.

2.(gramer) Müzekkeriyle müennesi bir olan veya hem müzekker (erkek) hem müennes (dişi) olan (isim veya sıfat).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müzevvir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop. pettifoggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müzevvirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nebeviyye). Peygambere ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEV’) (i. A.) (c. envâ). Türlü, çeşit: Bu nevi hayvan, kumaş, mal; kumaşın envâı.

2.(palaontoloji) Tür.

3.Cins: Nev-i beşer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. kind. variety çeşit. cins. tür. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. kind. variety. description. turn. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوع] tür, çeşit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sui generis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (nüvîd şekli galattır). İyi haber, müjde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوید] müjde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İyi, sevinçli hab(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.}. Yepyeni, yeni şey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نوین] yeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yepyeni, yeni şey, yeni olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Renk ışık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan yüzünün rengi, betbeniz. Nevri dönmek = Ansızın öfkeye kapılmak, sinirlenmek, (bk.) Nevr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Parlaklık. 2.Ağaç çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İyi, sevinçli haber, müjde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nursev).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oficiers' club. officer's club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officer's club also accommodating army members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oficiers' club. officer's club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officer's club also accommodating army members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, parçalar arasında otomatik olarak 3’er saniyelik boşluklar yerleştirilmesini sağlar. Bu özellik sayesinde AMS özellikli bir kaset deck’i, kayıtlı parçanın başlangıcını çok daha kolay biçimde bulacaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitdown strike. stay-down strike. sit-down strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitdown strike. stay-down strike. sit-down strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, çevik, hareketli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - İçten gelen sevgi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titiz, huysuz, ters, aksi, hırçın. peevishly z. huysuzca, hırçınlıkla. peevishness i. huysuzluk, aksilik, hırçınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Sâsânî devrinde konuşulan Farsça.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şehir. 2.Kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu işlev, çalma hızının hassas biçimde değiştirilmesine olanak tanır ve örneğin, enstrümanların akordunun yapılmasında kullanılır. Çalma süresi, kalite kaybı olmaksızın azaltılabilir ya da uzatılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sin. gelecek programdan gösterilen parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evvel, evvelki, eski, sabık; k.dili vaktinden evvel olan. previous to this bundan evvel. move the previous question mecliste görüşmeyi kısa kesmek için meselenin oya konup konmaması. ko- nusunda oya baş vurmak. previously z. önceden, evvelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basiret, sağduyu; önceden görme, önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Randevu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlicensed brothel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour receiver. colour set. colour television.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. gaspolunmuş eşyanın geri alınması için açılan dava; bu suretle geri alma emri; kefalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden gözden geçirme, bir daha inceleme; yeniden yoklama, resmi teftiş; eleştiri, tenkit; edebiyat ve fikir mecmuası; huk. bir davanın temyiz mahkemesince yeniden incelenmesi. court of review yargıtay, temyiz mahkemesi. pass in review geçit töre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden incelemek, bir daha dikkatle muayene etmek; eleştiri yazmak; (askeri kuvvetleri) teftiş etmek; huk. (mahkeme kararını) yeniden incelemek; tekrar gözden geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eleştirmen, tenkit yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sövmek, yermek, küfür savurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Okul, kışla gibi yerlerde ufak tefek hastalıkları olanların yatırıldıkları hasta odası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infirmary. sick bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sick bay. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Gidiş, yürüyüş.

2.Tarz, uslûb: Hareket tarzı: Bu revişle, bu revişte.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ روش] gidiş. 2.tarz, yöntem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Biçim, tarz, üslup. Tutum, davranış, yol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar gözden geçirip düzeltmek; İng. tekrarlamak (ders); değiştirmek; i. düzeltme, yeniden gözden geçirme; matb. ikinci prova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzeltme, tashih; düzeltilmiş baskı. revisionist i. değişiklik taraftarı (öğreti veya siyaset konusunda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tashih edici, düzeltici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden canlanma, taze hayat bulma; ayılma, kendine gelme; yeniden revaç bulma; uyanma, uyanış; yeniden uyanan merak; dini inançları kuvvetlendirici toplantılar serisi. revivalism i. inançları canlandırmak üzere yapılan heyecanlı dinsel toplantıların

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden canlanmak, taze hayat bulmak; eski halini bulmak; canlandırmak, taze hayat vermek, ihya etmek; eski kuvvetini yerine getirmek; tekrar rağbet kazandırmak; tazelemek, yeni alâka uyandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeni hayat vermek, yeniden canlandırmak. revivifica'tion diriltme, canlandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Etraflı düşünme, ileriyi görüş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. révisé

düzeltilmiş, yenilenmiş

“Düzeltmek, yenilemek” anlamındaki revize etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revision. revisal. revise. review. turnaround.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhaul. reconsideration. revision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overheal and repair. reconsideration. reexamination. revision. overhauling. inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rieviyye) (tıp). Akciğere ait.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların CD’deki parçaların çalınma sırasını özelleştirmelerini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (c. safeviyyln). Şah İsmail’le beraber İran’da saltanat sürmeye başlayan bir Türk hanedanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Safı adındaki kimsenin soyundan olan, Fars hükümdarı Şah İsmail’in soyu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Safevî tarikat veya hanedanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flash in the pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثانوی] ikinci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İkinci.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanseverya, paşa kılıcı, bot. Sansevieria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سجيوی] karakter ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. Şefeviyye). Dudağa ait. botanik: fasîle-i şefeviyye = Fr. Labi£es denilen çiçekleri dudak gibi ikiye ayrılmış bitkiler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şehvetle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnal. libidinous. lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşikâr, açık, belli, ortada olan, meydanda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seneviyye). Sene ile alâkalı, seneye ait; bir yılda veya yılda bir olan, yıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sünâİ» den). Bir hayır ve şer yaratıcısı tasavvur eden (tâife).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنوی] yıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seneye mensup, sene ile ilgili, bir yıllık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

love. affection. love aşk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Seven.

2.Aşık.

3.Homoseksüel kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gay. lesbian. lesbian lezbiyen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lesbian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınlarda homoseksüellik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dost, arkadaş. 2.Unutkan, saf kimse. 3.Sevgili, sevilen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Her zaman sevilen, beğenilen biri olma temennisi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi her zaman sevil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovable. beloved. loved. liked. popular. darling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goody. popular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgiye değer, sevgi duyulan: Sevilir adamdır; sevilir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevgi duyulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be loved. to be liked. to be caressed. to be fondled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sevme.

2.Câzibe.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Sevme, muhabbet. 2.Başkalarının sevmesine sebeb olan vasıf, cazibe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgi uyandıran, hoş, kendini sevdiren, câzibeli: Sevimli bir çehresi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cute. sweet. pretty. lovely. lovable. charming. likeable. likable. amiable. appealing. bonny. cuddlesome. cuddly. cunning. darling. delectable. fair. nice. pleasant. sapid. sympathetic. winning. winsome. prettily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorable. amiable. cute. dainty. darling. likable. nice. pleasant. pretty. sweet. charming. amiable şirin. attractive. likeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cute. lovable. likeable. endearing. tender. cuddlesome. aggreable. candy. simpatico. simpathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become lovable or likeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiability. likableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovableness. likableness. cuteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlovely. unlovable. unattractive. unsympathetic. unlikable. unlikeable. angular. beastly. grotty. unamiable. uncongenial. ungracious. unprepossessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic. drip. dry. unlovable. unlikable. unattractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlovable. unlikable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlovableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstenen, hoşa giden bir şeyin olması neticesinde duyulan heyecan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joy. delight. pleasure. rejoicing. elation. exultation. gaiety. gladness. glee. mirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. glee. joy. mirth. radiance. elation. pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bang. to take one'breath away. cheer. delight. elation. ha hah. hey. ho. joy. lift. merriment. mirth. pleasure. sunshine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir halden hoşnut olmanın doğurduğu heyecan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinç veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful. joyous. happy. elated. glad. gladsome. jovial. mirthful. rejoicing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebullient. elated. exultant. glad. gleeful. happy. joyful. joyous. radiant. glee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy. gladsome. rejoicing. joyous. joyful. happy-go-lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful. pleasing. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin sevinmesine sebep olmak, memnun etmek. Öksüz sevindiren = Az değerli, fakat çok süslü ve parlak şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. gladden. gratify. please. satisfy. to please. to delight. to gladden. to gratify. to satisfy. to warm the cockles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. delight. elate. gladden. lighten. please. quicken. rejoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinç duymak: Bu haberden çok sevindi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rejoice. be happy. be glad. crow. glory. laugh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rejoice. to be happy. be glad. to be pleased. to be delighted. to be glad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel glad. to feel happy. to rejoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevme, sevmek tarzı, muhabbet: Onu öyle bir sevişle seviyor ki!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copulative. love making. making love. petting. lay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovemaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovemaking. caressing each ohter. sexual intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirini sevmek: Onlar çok sevişiyorlar.

2.Cinsî münasebette bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make love. have sex. sleep with. lie with. bang. bill. jump. lay. pet. shag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pet. to make love. to like one another. be good friends. to love/like each other. to make love. to have sex. to pet. to neck. to sleep together. to sleep with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to love each other. to have sexual intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SEVİYY) (i. A.) (mü. seviy‘ ye).

1.Düz, doğru.

2.Bir, beraber. Ale’sseviy = Hepsi bir olarak, bir düziye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SEVİYYE) (i. A.). Beraberlik, düzlük. Ale’s-««viyye = Bir düziye, hepsi beraber, birbirine uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. equality. grade. standard. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. plane. level düzey. rank. degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footing. level. plane. standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seviyesi yüksek olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb of merit. superior. excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seviyesi düşük, bayağı, Adî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سویه] düzey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir düziye, eşit olarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şirret kadın; dişi şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Duraklama boşluğunu otomatik olarak 3 saniyeye getirir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. sneak preview

sin. ön izleme

Yeni çekilmiş bir filmin gösterime girmeden önce az sayıda seçilmiş bir grup tarafından izlenmesi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Saatli radyonun alarmının, belirlenmiş bir süre sonra tekrar etkinleşmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

3B ses oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

En sevdiğiniz istasyonların hafıza alınması ve ayarlanmasını sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki) Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. shop. mercantile establishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. televizyona bakmak, televizyonda görmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. televizyonla yaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. televizyon, uzagörüm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). T. Elektromanyetik dalgalar vasıtasıyle hareketli veya hareketsiz şekillerin hayâlini uzaklara nakletme usûlü.

2.Bunun alıcı cihazı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

t.v. television. tv. boob tube. box. gogglebox. telly. the tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tele. television. telly. the box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television. above- the-line-advertising. advertising medium. communication media. console. gross rating point. high- involvement product. telly. theme advertising. tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecine. television film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program / schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television broadcast. television broadcasting. telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Terbiye ile alâkalı, terbiyeye dair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تربيوی] eğitimsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), ilerde verilecek bir ceza ile korkutma, tehdit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Durum, biçim. Süs.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meâl.den) (c. te’vîlât). Görünür mânâsından başka bir mânâ ile tefsir etme: Suçlu, sözlerini şimdi tevile kalkışıyor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tevil).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hırsızlığa alışmış; hırsız gibi, hırsızlık kabilinden. thievishly z. hırsızca. thievishness i. hırsızlık alışkanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlevle, her parçanın başlangıcı kısaca çalınarak dinleyicilere kısa bir önizleme sağlanır. Oynatma zamanı, 10, 20 ve 30 saniye arasından seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house of detention. gaol. jail. prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Czar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ahıret» demek olan «uhrâ» dan imen.) (mü. uhreviyye). Ahırete ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخروی] ahiret ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahırete ait işler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanmayan, şüpheci; iman etmeyen, imansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yolunu şaşmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ün sevin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسطوروی] efsanevî, mitolojik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افعولوی] görevle ilgili, fonksiyonel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Vay yenilenin haline.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vodvil; yergili balad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buğday biti; pamuk kurdu; bitki kurtlarından birkaç cins. weevily, weevilly s. kurtlanmış, kurtlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [یک سویه] aynı düzeyde, eşit seviyeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kullanıcıların müzik dinlerken en sevdiklerin CD ya da MiniDisc parçalarını işaretlemelerini sağlar. Daha sonra bu işaretlenen parçalar otomatik olarak çalınabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bazı amplifikatörler için gelişmiş sinyal-parazit oranı ve daha düşük bozulma sağlayan yüksek seviyeli bir ses çıkışı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Frengi ve belsoğukluğu gibi daha çok cinsiyet organlarında görülen (hastalık).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زهروی] cinsel ilişkiyle bulaşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by