Cihan-muta ne demek? | Cihan-muta anlamı nedir? | Cihan-muta

Cihan-muta anlamı nedir?

Cihan-muta ne demek?

Cihan-muta anlamı nedir?

Cihan-muta | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطار جهان] dünyanın her tarafı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) - Cihanı aydınlatan ışık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر متوسط] Akdeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Bir milletin veya birleşmiş birkaç milletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini komutası altında tutan komutan, başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander in chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief başkumandan. serdar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief. commander in chief. generalissimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme military command. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BER-MUTAD) (i. F. A.). Adet olduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİHAN) (i. F.).

1.Arz, sema ve ötesinden ibaret olan Alem, kâinât, dünya.

2.Küre-i arz, yeryüzü, zemin. İki cihan — Dünya ve Ahıret.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universe. world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهان] dünya. 2.âlem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Dünya, alem, kainat, yeryüzü, yerküresi. 2.Dünyada yaşayan insanların tümü. Cihan Ara Begüm: Hint-Türk hükümdarı Şahcihan ile adına Taç Mahal’in yapıldığı Mümtaz Mahal’in kızı. Dindarlığı ve ihlaslı oluşu sebebiyle “Zamanın Fatıması” olarak anıldı. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dünyaca tanınmış kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (cihan = dünya, Aferîden = yaratmak). Alemi yaratan (Tanrı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cihân = dünya, Arâsten = donatmak). Alemi süsleyen, Aleme ziynet veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alemi koruyan, hükümdar, padişah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.): Hükümdara mensup ve müteallik, şâhâne: Fermân-ı cihânbânî = Padişah fermanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Cihanı, dünyâyı gören, Allah.

2.Göz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aleme sahip olan, dünyayı zaptetmiş, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdâra mensup, şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (cihân = dünya, dîden = görmek). Çok yaşamış, çok görmüş ve gezmiş olan, mec. tecrübeli insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı, dünyayı parlatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı, dünyayı dolaşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihangirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dünyayı aşan, fetheden fâtih, cihangir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bütün dünyanın boyun eğdiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cihân = dünya, nümûden = göstermek).

1.Dünyayı gösteren, harita veya coğrafya.

2.Çatının üzerinde her tarafa nezareti olan açık taraça.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alemin dayandığı, insanların sığındığı. Büyük hükümdarlar için bu unvan kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cihânın büyüğü olan, pâdişâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı zapteden, pâdişâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişahlık, hükümdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). T. Her tarafı kaplayan.

2.Dünya çapında, dünya ölçüsünde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı yakan. mec.

1.Çok zulmeden.

2.Güneş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cihan = dünya, tâbîden = parlatmak). Alemi parlatan: Aftâb-ı cihân-tâb = Alemi parlatan güneş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهان آفرین] dünyayı yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهاندار] büyük hükümdar, imparator.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Delhi, Türk-Hind İmparatorları’nın 13.’sû olup Şah Alem Bahadır’ın büyük oğludur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdara yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جخان دیده] görmüş geçirmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dünyayı gezip görmüş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dünyayı parlatan, aydınlatan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dünyaya bedel kişi, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Cihanı, dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(CİHAN-GİR) (i. F. cihân = dünya, giriften = tutmak). Dünyayı zapteden, büyük fâtih, İskender, Cengiz Han ve Timur gibi az müddet zarfında birçok büyük ülkeler fetheden hükümdar veya kumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world conqueror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهانگير] büyük hükümdar, imparator.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dünyaya egemen olan, dünyayı zabteden kimse. Fatih. Osmanlı şehzadelerinin ortak adıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dünyayı zapteden büyük fâtihlere yakışır bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهانگيری] büyük hükümdarlık, imparatorluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyayı zapteden büyük fâtihlerin hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cihan).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهانگشا] dünyayı feth eden, fatih hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. cihânyân).

1.Dünyaya bağlı.

2.Dünyada oturan, yani insan.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهانی] dünya ile ilgili. 2.insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Cihaner).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazebo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı. - Türk-Hind padişahı Ekber’in büyük oğlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جهان نما] dünya atlası. 2.taraça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cihan’ın şah’ı. - Kara-Koyunlu padişahlarından Timur’un ölümünden sonra kaybedilen yerleri geri almıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Cihan’ın başı. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Cihan yakan. 2.Gaznelilerden Buhran Şahı mağlup edip, Gaznice ve Bust şehirlerini yakıp-yıkan, gaddar vahşi Alaeddin-Hüseyin’e verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.). Dünya ahalisi olan insanlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deiştirilebilir; hükümetçe deiştirilmesi veya hafifletilmesi caiz (ceza).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değiştirme, değiş mübadele; A.B.D. bir kimsenin evi ile işi araslnda abonman bileti ile yaptğı yolculuk; (huk). cezanın değiştirilmesi veya hafifletilmesi. commutation ticket abone kartı veya bileti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). değiş tokuş veya yer deiştirmeyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). çevirgeç, komütatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iki cihan, dünyâ ile Ahıret.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İki cihan, dünya ve ahirct.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Cihanın tanıdığı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Cihana, aleme bedel gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişmez, sabit. immutabil'ity i. değişmezlik, sabit oluş. immu'tably z. değişmeden, sabit kalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişmez; değiştirilemez; tebdil veya tahvili mümkün olmayan. incommutabil'ity i. değişmezlik. incommut'ably z. değismez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir ara Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin genel kurulu için kullanılmış kelime.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Küçük hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Daha sonraki kuşaklarda doğuştan gelen kusurların artışına yol açabilen, kimyasal kökenli potansiyel mutasyon nedenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Askert işleri idare etma görevi, kumanda etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. control. authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.) (uyd. k.). Askerî bir birliğin başı, kumandan: Takım komutanı, tüman komutanı, ordu komutanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commandant. general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandant. commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commanding officer. commander. captain. high-ranking officer. commandant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Komutanın görevi, kumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. commutateur

fiz. anahtar

İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator. change-over switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commanding officers of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tav’» dan imef.) (mü. mutâa). İtaat olunan, başkalarının kendisine mutî oldukları, metbû. Cihân-mutâ = Alem itaatinde bulunan, Aleme hükmü geçen, büyük hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göğsü baharda kızaran bir cins siyah kuş, bakra kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Instruction to a musician to change, in mid-performance, either from one tuning to another, or from one instrument to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A temporary marriage, the duration of which is stipulated by contract Only Twelver Shias recognize muta marriages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İtaat olunan, boyun eğilen, başkalarının kendisine itaat ettikleri. Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aseb» den if.) (mü. mutaassıba) (c. mutaassıbîn).

1.Kendi tarafını tutmakta mübalağa eden, ifratla tarafdar olan.

2.Kendi din ve mezhebini, geleneklerini tutmakla beraber başka dinlere de düşmanlık gösteren ve hiçbir ilerleme kabûl etmeyen: Dindar, fakat mutaassıp olmamalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taassupla, mutaassıpcasına: Mutaassıbâne bir hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic. fanatical. bigoted. strait-laced. stuffy. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatical. bigoted. apostle of hate. fanatic. strait laced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azamet» ten if.) (mü. mutaazzıma). Büyüklük satan, kibirli, azametli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbk» dan masdar) (Arapça terkiplerde: mutâbaka). T. Uygunluk, muvafakat, birbirini tutar halde olma.

2.(gramer) Fiil ile fail veya sıfat ile sıfatlananlar arasında dişilik, erkeklik, sayı vesairece uygunluk: Sıfat ile mevsuf arasında mutabakat şarttır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. agreement. agreement uyuşma. anlaşma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum of understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaltaklanarak, yaltaklanmakla olan, tabasbusla: Mutabasbısane yanına vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basar» dan if.) (mü mutabassıre). Dikkatle bakan, düşünen, uzak görüşlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dikkatle bakarak, düşünerek: Mutabassırâne davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tabasbus» tan if.) (mü. mutabasbısa). Yaltaklanan, köpek gibi tabasbus eden: Mutabasbıs bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbk» dan if.) (mü. mutaabıka).

1.Birbirine uyan, uygun: Hâlimize mutâbık bir ev. Mutabık olmak, gelmek = Uymak.

2.(gramer) Dişilik, erkeklik, sayı vs.’ce birbirine benzer ve uygun olan: Sıfat mevsufa mutâbık olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreeable. concurrent. corresponding. agreeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in agreement. agreeable. concordant. concurrent. conformable. consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطابق] uyan, uyumlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agree. to consent to sth. to give one's consent to sth. accord. concur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişebilir, değişken; dönek, kararsız. mutability i. değişebilme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «avd» dan imef.) (mü. mûtâde). Itiyâd edilmiş, alışılmış, Adet olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «mûy-tâb» dan).

1.Keçi kılından dokunmuş veya örülmüş şey, at takımının kıldan olanları, çul.

2.Kıldan çul vesaire dokuyan veya satan adam: Mutaf esnafı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tavâf» dan imef.). Çevresinde dönülen, tavâf olunan

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahâret» ten imef.) (mü. mutahhara).

1.Temizlenmiş, temiz olan: Namaz kılacak adamın üstü başı mutahhar olmalıdır.

2.Mübarek, mukaddes, kutsal. Ravza-i Mutahhara = Peygamberimizin Medîne’deki türbesi.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Takdir edilmiş, temizlenmiş, temiz. Temiz mübarek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtk» dan imef.) (mü. mûtaka). Azad edilmiş, azatlı: Abd-i mûtak, câriye-i mûtaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tulü» dan masdar) (c. mütâlaât).

1.Bir işi iyice ve etraflıca düşünme: Bu işi iyice mütâlâa ediniz.

2.Bir İş hakkında inceleme neticesi olan fikir, görüş: Benim bu husustaki mütâlaam.

3.Okuma, anlamak şartıyle dikkatli duyuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

study. opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. reading. opinion. view point. statement. studying. reading carefully. one's considered opinion. comment. deliberation. idea. remark. sentiments. survey. thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mütelaffız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Talep edilen şeyler, İstekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطالبات] istekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den masdar) (c. mütâlebât). Hakkını isteme, dâvâ, iddia.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطالبه] istek. 2.isteme, talep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istemek, talep etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tılâ»dan) Yaldızlanmış, yaldızlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yaldızlanmış, yaldızlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boşanmış kadın. Bir kimsenin boşadığı kadın: O, falanın mutallakasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tılsım» dan imef.) (mü. mutalsama). Tılsımlı, tılsım ve büyü ile yapılmış: Mutalsam bir define.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. değişken; biyol. genleri değişmiş, mutasyona uğramış; i. mutasyona uğramış hayvan veya bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tantana» dan imef.) (mü. mutantana). Tantanalı, debdebeli, haşmetli: Mutantan bir alay, mutantan bir resm-i kabûl (asıl Arapça’da «gürültülü» demektir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطنطن] tantanalı. 2.gösterişli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad» dan if.) (mü. mutarassıda). Gözeten, bekleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTAREKE) (i. A. «terk» ten masdar). Savaşın iki tarafça kesilmesi, silâh bırakılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truce. armistice ateşkes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice. truce. cessation of arms. suspension of arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terâvet» den imef.). Taze.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çok taze, parlak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ırâz»dan imef.) (mü. mutarraza). işlemeli, işleme kenarlı, süslü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطردا] biteviye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadv» dan if.). Bir işe girişen, teşebbüs eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan» if.). Başa geçip oturan, başta kurulan, Osm. tasaddur eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den if.) (mü. mutasallibe).

1.Sertleşmiş, katılaşmış: Cism-i mutasallib.

2.mec. Salâbeti olan, metin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salt» tan if.) (mü. mutasallıta). Çatan, sataşan, musallat olan, zorba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şarf» tan if.) (mü. mutasarrıfa).

1.Bir işi istediği gibi idare eden ve kullanan: Kendi malına mutasarrıf değildir.

2.Mâlik, sahip: Bu mülkün mutasarrıfı, çiftliğe mutasarrıf oldu.

3.imparatorluk devrinde sancak beyi, vali, sancak (vilâyet, il) valisi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصرف] sancak beyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mutasarrıfın sıfat ve durumu.

2.Bir mutasarrıfın idaresinde olan vilâyet, il, sancak: Serez, Kudüs, Çankırı, Balıkesir mutasarrıfı. Müstakil mutasarrıflık = İmparatorluk devrinde doğrudan doğruya dâhiliye nezâretine bağlı sancak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sûret» den imef.).

1.Akılda canlandırılmış olan.

2.Düşünce ve niyette olan: Demiryolu ana hattından oraya bir kol uzatılması mutasavverdir.

3.Akla gelebilir, mümkün kabili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sof» dan daha doğrusu Yunanca sofes’dan if.) (mü. mutasavvıfe) (c. mutasavvıfîn). Tasavvuf görüşüne mensup adam, sûft.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tâife-i mutasavvıfa» dan kısaltılmış). Mutasavvıflar, sûfîler: Mutasavvıfadan bir zât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متصوفانه] sûfice.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2.Günahtan çekinen. 3.Allah’ın ipine sımsıkı sarılan.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. mutation

biy. değişinim

Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil, birdenbire olması, bir şeyin ortam ve şartlarını bulduğunda birdenbire nitelik değiştirmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. mutationiste

biy. değişinimci

Değişinimcilik yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. mutationisme

biy. ve top. b. değişinimcilik

1. biy. Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram.

2.top. b. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customary /. everyday. ordinary. normal. routine. conventional. general. accustomed. common. consuetudinary. customary. habitual. usual. wonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hekim taslağı. Hekimlik taslayan, yalancı doktor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mutatabbib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tıbk» dan if.) (mü. mutatâbıka). Birbirine uyan, uygun, mutabık: Evrâk-ı mutatâbıka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişme, dönme, dönüşme; biyol. genleri değişmiş hayvan veya bitki; mutasyon; dilb. bir ünlü veya ünsüzün değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. gerekli değişiklikler yapılmış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tav’» dan masdar). itâat etme, baş eğme: O, kimseye mutâvaat etmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasat» tan if.) (mü. mutavassıta).

1.Araya giren, tavassut eden, aracı.

2.Orta halde olan, ortada gelen, ikisi ortası, vasatî.

3.Komisyoncu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary. agent. middleman. go-between. medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan if.) (mü. mutavattına). Bir yeri vatan seçen, yerleşen, yerleşik, yerleşmiş: Ankara’da mutavattın oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متوطن] yurt tutmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطاوعت] baş eğme, boyun eğme, itaat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» den masdar) (c. mutâvelât). Vâdeyi uzatma, bugün yarın ile oyalandırma, sürüncemede bırakma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tav’» dan masdar) (mü. mütâvia).

1.İtaat eden, Ar. mutî.

2.(gramer) Fiilin failde olduğunu ifade eden (fiil) (Osm. fiil-i mütâvî, ef’Al-i mütâvia). Kırılmak, yıkanmak, inkisâr, içtimâ gibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» den imef.) (mü. mutavvele).

1.Uzatılmış, uzun.

2.Tafsil edilmiş, mufassal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tayyib» den mas.) (c. mutâyebât). Şakalaşma, karşılıklı latife söyleşme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطایبه] şakalaşma, birbirine fıkra anlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tayyib» den imef.) (mü. mutayyibe).

1.Güzel kokular sürmüş.

2.Hatırı hoş edilip memnun olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zili» den if.) (mü. mutazallile). Gölgede bulunan, gölgeli: İki taraftan ağaçlarla mutazallil bir cadde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulm» den if.) (mü. mutazallime). Kendisine olunan zulüm ve haksızlıktan şikâyet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zımn» dan if.) (mü. mutazammıne). İçine alan: Bu tâbir o mânâyı da mutazammındır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متضمن] içeren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarâat» den if.) (mü. mutazarria). Alçalarak yalvaran ve rica eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarar» dan if.) (mü. mutazarrıra). Zarar görmüş, ziyana uğramış olan: Bu işten ben pek mutazarrır oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who suffers injury. injured. harmed. suffering loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متضرر] zarar gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعصب] taassup gösteren, aşırı tutucu, yobaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tasavvur olunamaz, hatır ve hayâle gelmez.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Cihan’ın nuru, ışığı. Dünyaya ışık saçan. Türk-Hind imparatoru Cihangir’in zevcesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değim, becayiş, mübadele, tebeddül, değiş tokuş; mat. bir seride yapılabilen sıra değişiklikleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ravza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روضهء مطهره] Hz. Muhammedin mezarının bulunduğu yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman değişti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferably. rather. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.cismen değişirilmesi mümkün transmutability i. değişme kabiliyeti, cismen degiştirilme imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahavvül, değiştirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by