Cim ne demek? | Cim anlamı nedir? | Cim

Cim anlamı nedir?

Cim ne demek?

Cim anlamı nedir?

Cim | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Bu işlev, resimlerin geleneksel fotoğraf biçiminde oluşturulmasına izin vermektedir. Standart biçim 4:3’tür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Acemler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Acımak işi. 2.Merhamet: Adamda acıma diye bir şey yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassion. pity. sympathy. commiseration. ruth. pathos. feeling. aching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. sympathy. clemency merhamet. commiseration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pity. compassion. commisseration. mercy. turning rancid. hurting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. aslı: açıkmak). 1, Ağrımak, ağrıyı mucip olmak: Elim acıyor.

2.Keder ve teessüf etmek, merhamete gelmek: Şu adamın haline acırım.

3.Esirgemek, kıyamamak: Emeğime acırım. («Ağrımak» ile «acımak» arasındaki fark şudur ki: Ağrı daha esaslı ve derin, acı sathî, lâkin daha müessir ve yakıcı olur. Sızı ise başlıca sinirde nöbet nöbet gelip geçenidir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurt. ache. bite. sting. feel sorry for. be sorry for. deplore. feel pity for. pity smb. commiserate. have compassion. feel for smb. have mercy. pity. relent. rue. smart. sympathize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. hurt. pity. smart. sting. to hurt. to smart. to sting. to ache. to be/feel sorry for sb. to have/take pity on sb. to relent. to show mercy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hurt. to give pain. to ache. to feel sore. to pity. to feel sorrow for. to feel compassion. to commisserate. deplore. feel. feel for. to feel pity for. relent. show clemency. smart. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-hearted. pitiless. cruel. tyrannic. tyrannical. atrocious. brutal. coldhearted. cutthroat. dead. ferocious. fiendish. flinty. grim. harsh. implacable. inclement. inexorable. inhumane. merciless. outrageous. relentless. without remorse. ruthless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocious. barbaric. barbarous. bestial. brutal. cruel. diabolical. ferocious. fiendish. fierce. grim. heartless. inhuman. inhumane. mean. merciless. punitive. relentless. remorseless. repressive. rough. ruthless. satanic. savage. stern. stony. uncharitab

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthless. cruel. bitter. cutthroat. diabolical. dog- eat dog-. draconian. flinty. grim. harsh. heartless. implacable. inexorable. inhuman. merciless. pitiless. relentless. remorseless. repressive. satanic. truculent. tyrannical. uncharitable. unfeeling. u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. mercilessly. without remorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a heavy hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. vivisection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir meseleyi, bir metni en ince noktalarına kadar gözden geçirerek izah etmek, şerh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to elucidate. to analyze. to explain fully. to annote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıya çalar lezzette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittersih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acıya dönük, acıca, acımsı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Alan Seçimi özelliği, BRAVIA TV ses ve görüntü ayarlarını izlediğiniz alana göre otomatik olarak ayarlamak için farklı seçenekler sunar. Alan Seçimi düğmesi, BRAVIA uzaktan kumandasında kolayca bulunabilir. Sinema, Spor, Oyun gibi farklı seçenekler arasından birini seçebilirsiniz. İster büyük maçı ister gişe rekorları kıran yeni filmi izleyin; Alan Seçimi sayesinde ses ve görüntü ayarlarınız içeriğe mükemmel uyum sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by-election. by election. special election. off year elections. off year election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Biçmek tarz ve sureti. 2.Esvab şekil ve sureti: Bu biçimde ceket. Pantolonun bu biçimi; eski, yeni biçim.

3.Tarz, suret, üslûp.

4.İstenene muvafık suret, endam, tenasüp: Bu adamın, bu atın biçimi güzel.

5.Orak vakti, hasad mevsimi. Biçimine getirmek = Uydurmak, güzel bir şekil vermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Biçmek tarz ve sureti. 2.Esvab şekil ve sureti: Bu biçimde ceket. Pantolonun bu biçimi; eski, yeni biçim.

3.Tarz, suret, üslûp.

4.İstenene muvafık suret, endam, tenasüp: Bu adamın, bu atın biçimi güzel.

5.Orak vakti, hasad mevsimi. Biçimine getirmek = Uydurmak, güzel bir şekil vermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. shape. style. cast. configuration. conformation. face. fashion. figuration. format. genre. guise. make. mode. semblance. morpho-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathos. configuration. fashion. figure. form. format. make. manner. mode. semblance. shape. strain. stripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

format. form. manner. shape. way. well-proportioned form. conformation. cut. fashion. figure. make. method. model. stripe. turn. turn of phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir nesnenin, görme ya da dokunma duyuları ile algılanmasını sağlayan kendine özgü gerçekliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Özellikle güzel sanatlarda, fotoğrafta ve dansta; verilerini doğadan alan ve belirli normların ya da normal (olağan) biçimlerin bulunduğu kabul edilen görüntülerde biçimi abartarak sunma, « normal» in göstergelerini tümüyle yok etmeden değiştirme. Biçim bozmada amaç, daha güçlü bir etki yaratmak ya da güçlü bir anlatım sağlamaktır. Dışavurumculuk ya da Gotik sanat gibi duygu ve anlatımın vurgulandığı, izleyiciyle iletişimin etkili olmasının amaçlandığı sanat türlerinde biçim bozma yoğun olarak kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deform. disfigure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formulation. moulding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. mould. shape. give shape to. model. carve out. fashion. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. form. shape. style. to shape. to form. to give shape to. to put into a form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give form. to shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take shape. be formed. distil. distill. jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take shape. to shape up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take form / shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve endamı güzel, yakışıklı, mütenasip: Biçimli adam, at, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve endamı güzel, yakışıklı, mütenasip: Biçimli adam, at, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-shaped. well-cut. shapely. shaped. beautiful. clean-cut. clear-cut. sleek. trim. well-proportioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-proportioned shape. well-shaped. well-cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve endamı çirkin, yakışıksız, mütenasip olmayan: Biçimsiz adam, at, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve endamı çirkin, yakışıksız, mütenasip olmayan: Biçimsiz adam, at, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misshapen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. clumsy. formless. shapeless. unsightly. ill-shaped. ugly. unmannerly. unsuitable. deformed. disfigured. unstylish. irregular. distorted. disproportionate. amorphic. unproportionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become deformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misshapenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unshapeliness. bad behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Soyut sanatta, geometrik biçimlerden çok bitki ya da hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel dış çizgilerle oluşturulmuş biçimler. En tipik örnekleri Arp’ın resimlerinde görülür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Aba, kebe gibi kaba bir yün dokuma.

2.Türlü renkli ipliklerden dokunan bir çeşit kilim, cicim.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). badana; (f). badana etmek, badana yapmak, badanalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ensiz parçaların yan yana birleştirilmesiyle meydana gelen ince kilim. Ekseriyetle kadınların biriblrine hitaben kullandıkları iltifat tâbiri. Cicim ayı = Balayı, yeni evlilerin aralarında henüz hiçbir anlaşmazlık olmadığı ilk evlilik günleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

my dear. poppet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i. denizcilik).

1.Umumiyetle halat ucu.

2.Gemiyi yanaştırıp bağlamak üzere baştan, kıçtan ve bordadan verilen palamarlar. Çıma atmak. Çımayı tutturamamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of molding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cyma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جماع] cinsel ilişki. cimâ etmek cinsel ilişkide bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurda ve iskelede çımayı atıp, tutmak işiyle vazifeli tayfa: Vapurun çımacıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cemel’in c. erkek develer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Toplu kabîle.

2.Süvâri birliği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz ve çelimsiz, eğri büğrü boylu (adam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇIMBAR (i.) Dokuma tezjâhındakl kumaşı germeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. çînber = buruşukları gideren). Çulhaların dokudukları bezi gerip düzeltmek için kullandıkları Alet ki, iki ucu tırnaklı yassı bir demir sopadan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cınbıstere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pair of tweezers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tweezers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tweezers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi serçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ve nefîs bir cins karpuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Parmak uçlarıyle sıkma.

2.Pamuklu üzerine bir nevi dikiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nip. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. nip. tweak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parmak uçlarıyle birinin etini sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. pinch off. nip. tweak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nip. pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendiliğinden yetişmiş ot. (bk.) Çemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. lawn. meadow grass. bent. bent grass. divot. greensward. sod. sward. turf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. turf. lawn. sward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چمن] çimenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çimenli olan yer. (bk.) Çemenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass. lawn. turf. grassy. meadow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca: çimento). Kumla karışık olarak harç ve sıva gibi kullanılıp pek çabuk donar ve rutubete karşı çok dayanır bir mamûl ki, çeşitleri olup kâğıt torba içinde satılır: Fransız çimentosu, beyaz çimento. Çimento döşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ cimices)., (sim-ısiz). bit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş dışkısı, sank, sanki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bazı hayvanlar ve bilhassa kuşlar: Dışkı yapmak, pislemek: Daima martılar çımkırdığı için, orasının temiz durması mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekilecek tohum ve çekirdekleri veya dikilecek bağ çubuklarını filiz verinceye kadar geçici olarak toprak veya kum yahut suyun içinde bulundurmak: Ağaç çekirdeklerini, bostan tohumunu, bağ çubuklarını çimlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Tohum, çekirdek, bağ çubuğu vesaire).

1.Ekilip dikilmeden önce geçici olarak toprak veya kum veya suyun içinde durdurulup filizlenmek: Bağ çubukları, karpuz tohumu, ağaç çekirdekleri önce çimlenip sonra dikmeli. 2.Çim yemek, çimlenmek = mec. Nasibini almak, kenardan geçinmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germinate. to germinate. to sprout. to be covered with grass. to become grassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Suya dalıp çıkmak, suya girip yıkanmak.

2.Dolanıp batmak, gömülmek: Parmaklar ete çimmek.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Homer'in destanlarında adı geçen ve karanlıkta yaşadıkları söylenen bir batılı ırk ile ilgili; kasvetli, iç kapayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Vücut organlarını alıştırıp kuvvetlendirmek için yapılan idman, beden terbiyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek hasis, pinti, miskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mean. ungenerous. close-fisted. stingy. cheeseparing. pinchpenny. hard-fisted. chary. churlish. close. costive. illiberal. mangy. measly. near. niggard. parsimonious. penurious. scrimp. scrimpy. scrooge. shabby. skimp. skimpy. skinny. sordid. spare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful. cheap. cheapskate. close. closefisted. mean. niggard. niggardly. parsimonious. screw. scrooge. skinflint. sticky. stingy. tight. tightfisted. miserly. penny pinching. miser. penny pincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miser. chary. cheese paring. close. close fisted. close hand. costive. hard. hard- fisted. illiberal. mean. moneygrubber. narrow. niggardly. parsimonious. penny pinching. penurious. spare. stingy. tight / adj adv / sıkı , gergin ; su geçirmeyen ;. tight-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Cimri olanın hali. 2.Cimrice davranış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

niggardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meanness. stinginess. miserliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stinginess. nearest. parsimony. scrimpiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stingy. skimp. scrimp. pinch. stint. stint money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarak ve kaşık gibi şeyler yapılmasına yarayan ve yaz kış yaprağını dökmeyen kısa bir ağaç. Çimşir ağacından yapılma: Çimşir kaşık. Kel başa şimşir »arak = Müstahak olmayan şahıs üzerindeki süs hakkında söylenen atasözüdür. (bk.) Şimşir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Çimşir ağaçlarıyle örtülü yer, çimşir ormanlığı.

2.Çimşir ağaçlarıyle süslenmiş bahçe.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (mat). ondalık. decimal fraction ondalık kesir. decimal notation ondalık işaretleme veya notlama .decimal place ondalık hanesi. decimal point ondalık nokta. decimal system ondalık sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyük bir kısmını yok etmek; bir grup içinden her on kişide birini alıp öIdürmek. decima'tion (i). imha, katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). desimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santur, kanuna benzer bir çeşit çalgı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). on iki veya on ikinciye ait, on ikişer on ikişer; (i). on ikide bir kısım; (çoğ.), (mat.) on iki üzerine kurulan rakam sayma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kitap boyu, yaklaşık olarak 13 x 20 cm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evine, ailesine bağlı olan; evini iyi geçindiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homebody. domestic. home-loving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home-lover. homebody. domestic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Evine, ailesine bağlı. Ev işlerinde becerikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birlikte yaşayış, Ar. muâşeret, imtizâc: Böylelikle geçim olmaz.

2.Revaç, râyiç.

3.Bütün zırh.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread and butter. living. bread. livelihood. keep. upkeep. subsistence. sustentation. getting along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread. keep. livelihood. living. subsistence. support. compatibility. maintenance. bread and butter. getting on with somebody. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livelihood. a living. harmony. bread. concord. daily bread. support. sustenance. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the struggle to make a living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place where one earns one's living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy to get on with. easy to get along with. easygoing. complaisant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy to get along with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etrafındakilerle geçinemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. quarrelsome. cantankerous. peppery. out of tune. unmusical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cantankerous. difficult. quarrelsome. difficult to get on with. incompatible. tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. fractious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçimsiz olma hali, uyuşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. lack of harmony. incompatibility. fractiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatibility. discord. lack of harmony. misunderstanding. nullity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gicişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HACM) (i. A ). Bir cismin büyüklüğü, büyüklük, cüsse, cesamet, cism: Ağırlıkta bundan hafifse de hacmi büyüktür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volume. capacity. body. bulk. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk. size. volume. capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk. capacity. mass. volume. size. content. cubage. cubic contents. measurement. holding. dimensions. flat scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Heykel gibi mekânda yer işgal eden bir kütleye veya hacime dairdir. Bu yanılsamayı sağlayabilmek için sanatçılar mod etme (modelling) veya tarama(hatching) gibi teknikler kullanırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. voluminous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voluminous. having volume. bulky. volumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.İçme, içiş.

2.İçilen şeyin lezzeti: Bu şarabın içimi ağır.

3.Bir defada içilen miktar, yudum, Osm. cür’a: Bir içim su.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sip. draught. taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şöyle veya böyle içimi olan: Güzel içimli, ağır içimli. 2.Lezzetli, Ar. lezîz: İçimli şurup, tütün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitancy. hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Dilimizde donma mânâsiyle kullanılmışsa da, yersiz ve yanlış olup aslında incimâd yerine cümOd ve müncemid yerine câmid demek daha doğru olur.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellikle indeksli müzik pasajları doğrudan seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Felsefe. bk. Antropomorfizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look for an excuse to avoid doing sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by election / special election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşten sıçrayan pek küçük parça: Üzerine bir kıvılcım sıçrayarak tutuştu; bu kömür çok kıvılcım saçıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark. sparklet. glint. spark of. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark. sparkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark. solar flare. scintilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to start to give off sparks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hububatın ufak ve yassıca taneli cinsi ki, çorba ve pilavı olur. mec. Mercimeği fırına vermek =

1.Uyuşmak, uyuşarak bir işe karar vermek.

2.Kadın ve erkek anlaşarak Aşıklığa başlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lentil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lentil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(merdümek): Baklagiller familyasından; beyaz çiçekli, bir yıllık bir tarım bitkisi ve bunun besin olarak kullanılan yuvarlak, yassı tohumudur. Mart - Nisan aylarında ekilir. İlk çağlardan beri Akdeniz bölgesinde yetiştirilmektedir. İçeriğinde B vitaminleri ve fosfor vardır. Kullanıldığı yerler: Beden ve zihin gücünü artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Bağırsaklara yumuşaklık verir. Sinir zafiyetlerinde faydalıdır. Kan yapar. Anne sütünü artırır. Baharatlı çorba şeklinde yenmesi tavsiye edilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hücOm» dan if.). Hücum eden, saldıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مهاجم] saldıran. 2.saldırgan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. Necm» den if.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrologer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrologer. astrologer astrolog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terceme» den if.) (mü. mütercime). Tercüme eden (ağızdan söylenen sözleri tercüme edene «tercüman» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator çevirmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منجم] yıldızbilimci, astrolog.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترجم] çevirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) bir tabakanın on sekiz yaprak olmak üzere katlanmasından meydana gelen (forma veya kitap).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رجيم] taşlanmış, recmedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Recm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «recm» den). Taşlanmış: Şeytânü’r-recîm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.-ti) yeniden yazma veya düzenleme (eser); adaptasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ayarlanmış pozlama modu seçeneklerinden hızlı seçim yapılmasını sağlar. Seçilen alanda mükemmel sonuçlar elde etmek için diyafram açıklığı, deklanşör hızı ve renk dengesi gibi pozlama ayarları otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.) (bir organ). Keskin bir ağrı ile eğrımak: Yüreğim, midem, karnım sancıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ache gripingly. ache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enli kılıç, pala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Seçim, seçmek işi. 2.Görüp farketme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polling. elective. election. poll. selection. choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. election. pick. poll. election. selection. polls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. selection. choosing. polling. returning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituency district. polling district. electoral / election district. magisterial district. election district / precinct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electoral district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

election campaign. electoral campaign. political campaign. election / electoral campaign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سرمنجم] müneccimbaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) on altı yapraklı kağıt tabakası; (i.) ortalama 10x15 cm ebadında olan kitap, (kıs.) 16 mo. veya 16 derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kınnaptan kalınca ve örülmüş kaytan gibi ip: Sicimle bağlamak. Sicim gibi = Damlaları birbirinden ayrılmayıp da sicim gibi akan sık yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cord. line. string. twine. packthread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string. twine. packthread. cord. lace. lacing. line. pack twine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıla gelinceye kadar, cambazlık, ateş yutma vb. gösteriler sokaklarda halka, saraylarda ise asillere yapıyordu.

Philip Astley, bugünkü modern sirklerin kurucusu kabul edilir. 1763 yılında kurduğu sirkinde, ana gösteri ata binilerek yapılanlardı. Astley atlar bir daire etrafında döndüklerinde, binicilerin at üzerinde daha rahat ayakta durduklarını bildiğinden, sirk çadırım ve gösteri yerini bir daire oluşturacak şekilde düzenledi ve atların gösteri sırasında, daima daire biçiminde dönmelerini sağladı.

Bir başka sirk sahibi, Antonio Franconi’de, dairenin en uygun çapının yaklaşık 13 metre olduğunu saptadı ki, bu mesafe bugün bile kullanılan ölçüdür.

Son bir not olarak, İngilizce’si ‘circus’ olan sirk kelimesinin, Latince’de daire anlamına gelen, ‘circle’dan türediğini de belirtmeden geçmeyelim.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek, numune, model, misal; k.dili. antika kimse, alışılmamış huyları veya özellikleri olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sumercimeğigillerden yüzUcü bir su bitkisi (L. lemna).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklllerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi sumercimeğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Noktalama.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Noktalama, noktalatma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commerce. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ticaret adamı, tüccar. 2.Tutumlu, idareli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tüccar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. shop. mercantile establishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. terceme). Tercümeler, (bk.) Tercüme.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by