çınar Al Ya ne demek? | çınar Al Ya anlamı nedir? | çınar Al Ya

çınar Al Ya anlamı nedir?

çınar Al Ya ne demek?

çınar Al Ya anlamı nedir?

çınar Al Ya | Dream Meanings


Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle ‘ayar’ kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime ‘kırat’tır. ‘Kırat’ hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir.

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan ‘kırat’ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık ‘Cullian’dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir.

Altında kullanılan ‘kırat’ veya ‘ayar’ ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24’de biridir. Örneğin bir bileziğin 24’de 18’i altın, 24’de 6’sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa ‘kırmızı altın’, gümüş ile karıştırılmışa ‘sarı altın’, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa ‘beyaz altın’ adı verilir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak işlerini çabucak yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Alâ’lar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب عدالت adalet suyu; 2.doğruluğun bereketi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ab-ı hayat v.s. (bk.) Ab.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبال] develer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Abası olan, aba giymiş olan.

2.Hırpalanan veya hakkı çiğnenen kise: Vur abalıya!


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i,) (zool) kabuklu bir deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bombast. tall. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) eksenden uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Afganistan’da yaşıyan bir Türk boyunun adı, bu boydan olan kimse.

2.Anadolu’daki bazı göçebelerin adı ve bunlardan olan kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedii» cemi olan «eb-dâl»den).

1.Ahmak ve safderûn.

2.Bir şeye akıl yormaz, kalender meşrep ve derviş adam. Halk söyleyişi: Aptal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A religious devotee or dervish in Persia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Budalalık, ahmaklık.

2.Kalenderlik, safderunluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abdala benzer, ahmakça.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah’ın kulu. A’la kelimesi Kur’an-ı Kerim’in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah’ın kulu. Ali kelimesi Kur’an’da Allah’ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzellikleri kendinde toplayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah’ın kulu. - Halik, Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah’ın kulu. - (bkz.Halim). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah’ın kulu. - Malik; Allah’ın isimlerindendi. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah’ın kulu. - Vali, Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Vali).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askıda oluş, muallakıyet in abeyance kullanılmaz durumda, askıda, muallâkta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water of life bengisu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz.Abuşga.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir balık ağı çeşidi. Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç kadardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) anormal, usule veya âdete uygun olmayan; tabii olmayan abnormal'ity (i) anormallik, usule veya âdete uygunsuzluk; bu halde olan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Park, bahçe, koru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Asıl mânâsı sulama ise de, dilimizde yalnız mecazî mânâsıyle bazı eski nesir yazarları tarafından kullanılmıştır). Yardım, itimat: Abyârî-i himmetinizle = Himmetiniz yardımıyle, himmetiniz sayesinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dipsiz, derin; koyu, kesif, çok; hudutsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İlk çağ’ın 7 hârikası. 7 şaşılacak şey. 1.Mısır’ ın ehramları.

2.Bâbil’in asma bahçeleri. 3.Zeus’un heykeli. 4.Rodos heykeli. 5.Efes’ te Artemis mâbedi. 6.Bodrum (Halikarnas)da Mosoleos’un türbesi.İskenderiye deniz feneri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Eceller.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجالة] alelacele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fundagillerden, güzel renkli çiçekler açan bir bitki ve çiçeği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, becerikli, cesur kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyüme, artış; artış miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azalea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.i.) (Kadın İsmi) - Kokusuz, fundagillerden çeşitli renklerde çiçekler açan bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. acemî).

1.Tecrübesizler,

2.İranlılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجميان] deneyimsizler. 2.İranlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başsız, reissiz; (zool). asefala sınıfından; (bot). başsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Ebûcehil karpuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frc- hearted. honest. on the level. open- hearted. tweedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an open wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotated. annotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kir çıkarmaya mahsus sabun ve saire.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçsuzluk hükmü, beraat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) gerçek, hakiki, asli, asıl, fiili; şimdiki. actual'ity (i). hakikat ac'tualize (f). gerçekleştirmek, hakiki kılmak, kuvveden fiile çIkarmak. actually (z). hakikatte , gerçekten; bilfiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acunal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.) Yunus familyasından yırtıcı bir balık. Bazılarının boyu yirmi beş metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - “Adın yayılsın, ün kazan” manasında.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عضلات] kaslar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Ai.) (c. adalât). Kas, vücudu hareket ettiren organ, (bk.) kas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef. muscle. myo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscle. muscle kas. muscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscle. brawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [1[عضله kas. 2.kaslar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, Su

Hazırlanışı : 4 Bardak suya, kabukları soyulmamış 3 elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin adaleti- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musculous. muscled. strong. having muscular strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hak elde etme ve herkesin haklarına tamamiyle riayet, adi, madelet, dâd, insaf: IcrS-yı adalet, adâlet icra etmek, adâlet mûcib-i saadettir, saadeti mûciptir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justice. equity. fairness. equitableness. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equity. justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justice. equity. act of justice. jus. law. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدالت] adalet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) /(Erkek İsmi) - 1.Hakka riayctkarlık, hak tanırlık, haklılık, doğruluk. 2.Haksızlıktan uzaklaşma. 3.Düzenli ve dengeli davranma. 4.Hakkaniyet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Adâletlicesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adil, adâletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عدالتکار] adil, adaletli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Adâlete uygun düşen veya adâletli olan: Adâletli bir hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right. just. equitable. fair. judicious. clean adil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. equitable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i! A. T.). Adâlete aykırı düşen veya adâletli olmayan’ Adâletsiz karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iniquitous. unjust. inequitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjust. inequitable. oppressive law. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hak ve insafa mugayir hareket, adalet ve insaf eksikliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. inequity. unjust act. iniquity. travesty of justice. unfairness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ada ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adaliye, anatomi). Sinirli etlere, balıketine mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آدميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adamca, erkekçe, cesurca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıfat cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amiral.vice-admiral (i). tümamiral rear-admiral (i). tuğamiral. admiral butterfly bir cins kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (b.h). bahriye mahkemesi ; İngiltere'de deniz kuvvetleri kumandanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). böbrek üstü bezi,(s), bu bezle ilgili.adrenal glantl böbrek ustu bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hormondur. Böbrek üstü bezleri tarafından çıkarılır. Hekimlikte çeşitli amaçlarla kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crystalline substance, C9H13O3N, obtained from suprarenal extract, of which it is regarded as the active principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used in medicine as a stimulant and hemostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a catecholamine secreted by the adrenal medulla in response to stress ; stimulates autonomic nerve action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin , adrenaline , adrenin , adrenine , epinephrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adrenalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). telsiz anteni; (s). havaya ait; havada yapılan; havai, görülmez; hava ilmine ait; (bot) açık havada yetiştirilen (ufak kökler). aerial car hava hattı arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

AFAL şaşkın şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to be stupefied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggle. flabbergast. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

şaşkınlığa düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daze. flummox. stun. to take to town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Şaşkınlığa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آفتاب جمال] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi parlayan, sevgili, maşuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

african.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

African. inhabitant of Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâlenin ağaçta yetişen cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. F.).

1.Darıltma, incitme, kışkırtma.

2.Ağıl.

3.Arı kovanı.

4.Çiğnemeden derhal yutma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağalık tavrını takınıp büyüklük satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become proud (to play the agha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağa unvan ve hal ve sıfatı.

2.Mec. Kerem, fazi, yüksek makam.

3.Kibir, gurur, azamet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality of an agha. being an agha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آغالش] kışkırtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ödağacı (bot). Aquilaria agallocha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [آغایان] ağalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gabî). Gabiler, bönler, (bk.) Gabî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغبيا] kalın kafalılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağdalı bir hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koyulaşıp lüzucet kazanmak ağda haline gelmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coagulate. to make semi-solid syrup or confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağdalanmış.

2.İfadesi ağır, anlaşılması güç yazı : O muharririn yazıları çok ağdalıdır. Yabancı olduğundan anlaşılması güç (deyiş).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semi-solid. consistent. coagulated. florid. of rich elaborated style. bombastic. highflown. flowery. redundant. syrupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead oil. fuel oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously wounded. badly wounded. badly injured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brawl. spat. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words. hot agreement. row. quarrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ağız yaraları, “basit” ve “derin” veya “sert kenarlı” yaralar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Çoğunlukla, üşütme veya hazımsızlıktan kaynaklanır. Yaraların etrafı, kırmızı bir çizgi ile çevrilidir. Başlangıçta, içi su dolu kabarcıklar halindedirler. Sonradan patlayarak etrafa yayılır ve sancılı ağrılara neden olurlar. Çocuklarda; kızamık ve çiçek hastalıkları sırasında da aynı yaralar meydana gelebilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Soğan

Hazırlanışı : Her gün 1 adet orta büyüklükte çiğ soğan yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (galel’in çokluğu). Ağaçlar arasından akan sular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gul). Boyun lâleleri, boyunduruk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلال] boyunduruklar. 2.zincirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ağlayacak hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلب احتمال] büyük bir ihtimalle, büyük bir olasılıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ganî). Zenginler. (bk.) Ganî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغنيا] zenginler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde dysmenorrhoea/dismenore denilen bu hâl, özellikle aybaşı kanamasının başladığı ilk gün görülür. Bazı kimselerde, ağrılar aybaşı kanamasının başlamasından bir kaç gün önce ortaya çıkar ve kanamanın başlamasıyla kesilir. Bir kısmında da kanama başlamadan, kanama görülen günlerde ve sonraki birkaç gün içinde hissedilir. Bu çeşit ağrılara, çoğunlukla 18-24 yaşları arasındaki kadınlarda rastlanır. Ağrı, göbek altında veya bacakların üst kısmında kasılmalar şeklinde başlar. Kusma görülebilir. Yüz, sararır ve terleme artar.

Tedavi için gerekli malzeme : Kimyon, su

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya; 1 kahve kaşığı kimyon konur. Ilındıktan sonra içilir. Günde, iki kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gayr).

1.Yabancılar, teklifli adamlar, ecnebiler: Yâr ve ağyâr nazarında çirkin bir şeydir.

2.Rakipler, Aşıkın nazarında sevgilisi ile görüşenler.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغيار] yabancılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ehl» lisanımızda başka şekilde kullanılır).

1.Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar. Anadolu, Rumeli, İstanbul ahalisi. 2.Halk, umum, nâs: Ahali için, ahalinin rahatını düşünmeli, (bk.) Ehl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk. population. inhabitants. people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the people. the inhabitants of. population. the public. community. resident community. resident population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهالی] halk, ahali, insan topluluğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقيات] ahlak bilgisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahlâk ilmine ait bahis ve mütalaalar: Ahlâkıyyatla uğraşan bilginlerdendir. (Ahlâkî ve ahlâkıyyât kelimeleri Arapça’da yoktur, galattır, Osmanlılar’ca yapılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dilimizde kullanılmıyan «hami).

1.Yükler,

2.Ağır şeyler, eşya, ağırlık.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختر دنباله دار] kuyruklu yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâl). Haller, (bk.) Hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditions. circumstances durumlar. vaziyetler. behaviours davranışlar. events. affairs olaylar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumstances. cases. situations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال] haller, durumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال عادیه] olağan haller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال صحيه] sağlık durumu

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احيا] diriler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيال] yılkılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hîn). (bk.) Hİn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Vakit vakit, ara sıra, gâh gâh: ahyânen gelirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احيانا] arasıra, kimi zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hayr). İyi adamlar, olgun ve bilgili adamlar. (Zıddı: eşrâr).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيار] iyiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخياط] iplikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert kıllı ve irice teriyer köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Akil» den itaf.). Daha veya pek ve en akıllı: Akal-ı Ükalâ = Akıllıların en akıllısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit pamuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a type of cotton plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ö-mer Paşa). Türk hekim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. kalil’den). Pek az, çok az, (bk.) akall.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Halk ağzında: En az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azınlık, azlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuel-oil. liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petroleum products. fuel products. fueloil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikenli ve dikensiz, çiçekli ve çiçeksiz çeşitleri olan bir cins ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locust. locust tree. acacia. myall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acacia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(salkım ağacı): Baklagillerden; bir çeşit süs ve gölge ağacıdır. Salkım çiçekli ve küçük yapraklıdır. Çiçekleri güzel kokar. Çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Astım ve Nefes darlığını giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Yun.i.) (Kadın İsmi) - Küçük sıra yapraklı, gölgeli küçük cinsleri süs için yetiştirilen baklagillerden bir ağaç. Salkım ağacı da denir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kefala benzer bir cins göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Paraya bağlı, paralı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, zengin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kıfl). (bk.) Kıfl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hardala benzer, taneli bir habbe ki eczacılıkta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akın yapan yiğit. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «eki» den imüb.). t. yiyen, obur («ekül» daha müstameldir).

2.(tıp). Etrafındaki etleri çürütüp mahveden (yara).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kefal balığına benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل بالغ] ergin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisable. conceivable. legitimate. plausible. possible. rational. sane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformable to reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Akıl ile keşif ve tahkik ve sırf müsbet esastan ibaret olan maddeler ve hususlar: Aklîyât ile nakliyât arasında her vaKit uygunluk olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindred. kinsfolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flesh. kinsfolk. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hısımlık, yakınlık: Aramızda akrabalık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. alliance. blood. kindred. relationship. kinship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinship. cognation. blood. connection. kindred. relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köy ihtiyarı, koca ba-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. indirect. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Panelin iki yüzle kullanılmasını sağlayan benzersiz bir kafa birimi tasarımı. Ön panel (dev bir ekran içeren) açılarak kapsamlı kumandaları ortaya çıkartır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Günün hadiseleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. actualité

güncellik

Güncel olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newsreel. topicality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. actualisme

fel. edimselcilik

Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavi). Kaviller. (bk.) Kavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقوال] sözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavi). Kaviler, kuvvetliler, (bk.) Kavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقویا] kuvvetliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüfer azmanı denilen iri bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «I» ince okunur) (çokluktur).

1.Aile, evlât, çoluk çocuk: Al-i Nebi, Al-i Resul, Al-i abâ: Peygamberimizin aileleri ki, Peygamber, Hazreti Ali, Hazreti FAtıma ile Hasan ve Hüseyin’den mürekkep sayılır.

2.Sülâle, hanedan: Al-i Osman: Osmanlı hanedanı, Osmanoğulları.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koyu ve parlak pembe: Al çuha, al yanak.

2.Kızıla yakın duru: Al at. Al yanak = Yanağı kırmızı. (Palabıyık ve gagaburun gibi, Türkçe kaidesine muhaliftir), (i.) Parlak kırmızı renk: Ona al yakışmaz. Allı pullu.

2.Ekser loğusalara Arız olan bir nevi yılancık hastalığı: Al bastı.

3.Kadınların yüze sürdükleri pembe düzgün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ulüvv’den). Yüce, yüksek, (bk.) Alî, bâlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red. ruddy. scarlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruddy. scarlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All; wholly; completely; as, almighty, almost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To; at; on; in OF. shortened to a-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Ad-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Arabic definite article answering to the English the; as, Alkoran, the Koran or the Book; alchemy, the chemistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although; if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red. scarlet. vermilion. rouge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a silvery ductile metallic element found primarily in bauxite. a state in the southeastern United States on the Gulf of Mexico; one of the Confederate states during the American Civil War. , all', alla, alle - To; used with other words, e g al Fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aluminum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aluminum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aluminum; a metal that is toxic to trees and fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Action Level The concentration of a contaminant which, if found to be exceeded, will trigger further treatment or other procedures that the water system must follow to lower the level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Annual Leave The Federal government has made provisions for authorized absence from work, usually through earned leave, for most of its employees Annual leave is earned on the basis of years of Federal service Full-time employees with 15 years or more of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is an acronym for the ICQ feature call Active List to create/join a group of individuals with the same interests. , all', alla, alle: To; used with other words, e g al Fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Exchangeable aluminum, i e aluminum that may be taken up by roots Aluminum in the soil solution is very toxic to plants The lower the pH, the more plant available aluminum is.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protocol that translates data into a format that can be interpreted by the ATM Cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Autograph Letter, in the handwriting of the author but not signed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Assistant Leader: This is a team role that is unique to the Therapeutic Spiral Model It was created to help manage the integration of group members into a TSM drama when they are triggered The AL directs all subscenes that are outside of the circle of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Action Level The concentration of a contaminant which, if exceeded, triggers treatment or other requirement, which a water system must follow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alabama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ANSI-labeled tape without user-label processing. axial length ATR against-the-rule astigmatism. abbr Access Line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aft/Left.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of two aliens that appeared in SailormoonR He disguised herself as Ginga Seijuurou and attended Juban Junior High School He had a crush on Tsukino Usagi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آل] aile. 2.sülale. 3.evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عال] yüce, yüksek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkish flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

taze sıva üzerinde yapılan; açık havada; açık hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Al renkte, koyu ve parlak pembe renkte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). En yüce, en üstün, yücelerin yücesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karışık renkli, benekli, alaca, nakışlı: Ala bula = Pek alacalı. Ala göz. Ala görmek = Alaca görüp, iyi farketmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. i. ala), italyanca’dan gelen tabirlerin başında bulunup «usûlünce, tarzında» mânâsını ifade eder: Alafranga = Frenk usulünce; alaturka = Türk tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Haydi, hayda: Ala kuzum, ala ala hey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Agâh ol, bak, dinle. (Dilimizde daima bir ünlem kelimesinden önce bulunur): Alâ ey berr ü bahrin pâdişâhı!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Tekliği kullanılmaz). Nimetler, ihsanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Üzre, üst, fevk. (Şu Arapça terkiplerde bulunur): Alelıtlak = Umumiyet üzere, mutlaka, alel-infirad = Birer birer, ayrı ayrı. AI8 eyyü hâl = Herhalde, her nasıl olsa. Alettahkik = Gerçek olarak, muhakkak surette. Lâalettayin = Tayin ve tahsis etmeksizin, belirli olmıyan ve müphem bir suretle. Alettafsil = Tafsilatla, tafsilen. Alettevâli = Mütemadiyen, devamlı şekilde. Alâ halihî = Kendi halinde, olduğu gibi. Alelhusus = hususan, bahusus, itiraz-ı alelhükm = Mahkemenin hüküm ve kararına karşı itiraz. Aleddevam = Daimî surette, mütemadiyen. Aler-re’sü vel-ayn = Baş, göz üstüne. Alesseviye = eşitlik üzere, eşit olarak. Alessabah = erkenden. Alâ tarik-ül hezl = Eğlence yoluyle. Alelade = Mutad üzere, Adeta. Alelacele = Acele ile, Alelumum = Umuman, umumiyet üzere, Alelamyâ = körü körüne, araştırmaksızın, Alelgafle = gaflet üzere, gafilâne. Alelfevr = Derhal, hemen. Alelkaide = Kaideten, kaidesiyle. Alâ kader-üt-tâka = Takati yettiği kadar. Alâ kavi = Bir rivayette. Ali küllihâl = Herhalde. Alâ merâtibihim = Rütbe ve derecelerine göre, sırasiyle. Ali meleünnis = Açıkta, herkesin önünde. Alî vefku’l matlûb = istendiği gibi. Alî hâzihî = Bunun üzerine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yükseklik, yüksek mertebe, şeref ve şan: İlim, insan için şan ve Alâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.) («ulüv»den mazi teklik muz. gaib). Alî ve yüce mertebe olsun: Hak celi ü alâ hazretleri. (Yalnız böyle dua makamında Arapça tâbirlerde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Alî» den itaf.) (mü. Ulyâ) (c. Eâlî).

1.Daha veya pek yüksek, en yüksek: Bir makam-ı Alâya çıkmak.

2.Mânen pek yüksek ve sevgili: itibarı Alâ oldu.

3.Pek güzel, pek iyi, nefis, enfes: Alâ bir süt bulduk, Alâ bir seccade aldım. Alâdan Alâ = İyiden daha iyi. Cebri Alâ Cebirin yüksek bahisleri. Cennet-I Alâ = Cennet’in en yüksek katı. Aliyyülâlâ — En Alî (yüksek) derecede (diploma). Ne Ali = Ne iyi. Gelirse ne Alâ, gelmezse icabına bakarız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Bahşişler, ihsanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourful. speckled. light brown. trout alabalık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A winglike organ, or part. a wing of an insect a flat wing-shaped process or winglike part of an organism; 'the alae of the nose'; 'the alae of a maple seed'; 'the flat petals of a pea blossom are alae'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variegated. light brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Library Association; founded in 1876 to promote library service and librarianship; national conferences are held each year in different parts of the country; American Libraries, published monthly by ALA, provides library related information on a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Library Association Established in 1876.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The American Library Association; professional organization for librarians, and the oldest professional library organization in the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The American Library Association This is the national organization for all types of libraries Based in Chicago, it sponsors on going training and research for the profession, publications, annual conferences for staff and trustees and lobbies at the natio

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Association of Local Authorities Now part of the LGA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Lung Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'wing', used to describe a Roman auxiliary cavalry unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The nasal skin that forms the outside of the nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Activism Lobbying and Advocacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Outer side of the nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alabama. a flat wing-shaped process or winglike part of an organism; 'the alae of the nose'; 'the alae of a maple seed'; 'the flat petals of a pea blossom are alae'. a wing of an insect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاء] yücelik, şeref.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی] üst, üstü, üzeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. salâ, Fars. hânden = okumak).

1.Minarede salâ veren, cuma veya cenaze namazına dâvet için salavât okuyan müezzin.

2.Meydan okuyan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A). Olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A). Şöyle böyle, olduğu kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Gücü her şeye yeten.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (1192-1237) Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı sekili at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıntısı sert, soğuk, tatlı sularda bulunan bir cins leziz balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout. salmon trout. grilse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Ala banda) (Denizcilik). Geminin bir tarafında bulunan topların birden boşanması, yaylım ateşi: Alabanda etmek. Orsa alabanda : Gemiyi birden çevirme kumandası, mec. Şiddetle azarlama ve kınama: Bir alabanda yedi ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side of a ship. bulwarks. hard over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalgama benzer bir bitki (Brassica oleracea).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su mermeri, kaymak taşı. Oriental alabaster Bektaşi taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Son haddine kadar, olanca hızı ile, olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the brim. hammer and tongs. supremely. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). (bk.) Albora.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing. overturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overturn. to upset. to overset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Fırça ile dikine taranacak şekilde kısa kesilmiş erkek saçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Karışık renkli, rengârenk: Alaca kumaş. Alaca bulaca. Deli alacası : Zevke uygun olmıyan birbirini tutmaz parlak renklerle boyanmış. Alacakaranlık = Akşam ve şafaktan evvelki yarı karanlık. Fr. Cr puscule.

1.Karışık renkler: Deli alacayı sever, insanın alacası içinde, hayvanın dışındadır.

2.Birkaç renkte iplikten imal edilmiş bir dokuma ki Anadolu’nun birçok yerlerinde yapılır: İplik alacası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multicoloured. piebald. pied. speckled. variegated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speckled. pied. variegated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepuscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir anlaşma veya hesaba göre alınması gereken para,, mal veya başka şey. Alacağı olsun = Günün birinde ona gösteririm anlamında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable. money owed to one. debt owed to one. credit. holding. claim. chose in action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt. money owed to one. credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claim. credit. receivable. chose in action. adjusted trial balance. lien. money on account. receivable item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivables and payables. assets and liabilities. owings and receivables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alacağı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. creditor. claimant. encumbrancer. obligee. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor. payee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muhtelif renklerde leke ve pul peyda etmek, rengârenk olmak. Göz alacalanmak = Bulanmak, iyi görememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renklerde, rengârenk. Alacalı bulacalı = istenmiyecek, hoşa gitmiyecek surette çok renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mottled. pied. motley. multicoloured. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley. speckled. mottled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having many bright colours. spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renkler taşıyan şeyin hali. mec. Sebatsızlık, mizaç değişikliği, karaktersizlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadır, çalı çırpıdan yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Ah, vah I alackaday ünlem Yazık, eyvah!.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk oymaklarının (aşiretlerinin) çalı çırpıdan ve çitten meskenleri. Oba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). neşe ve çeviklik, şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی ای حال] her nasıl olsa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. elf.) elfler, binler. ok. Elf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آلاف] binler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Avrupalı tarzında olan. Alafranga giyim, alafranga şarkı gibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. alla franca

Batılıca

Frenklerin töre, âdet ve hayatına uygun, Frenklerle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

European style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation of European ways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek çocuk biçimi kesilmiş kadın saçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallow deer sığın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليحده] tek başına, başlı başına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alâka) alâkalar, ilgiler, (bk.) Alâka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علائق] alakalar, ilgiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alâmet) alâmetler. (bk.) Alâmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) işaretler, alametler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علائم سما] gökkuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kan pıhtısı, pıfıtılanmış kan parçası.

2.Sülük.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علق] kan pıhtısı. 2.sülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elâık).

1.İlişik, ilgi bağlılık, bağlanma, rabıta: Bizim işin o mesele ile alâkası yoktur. Bu iki madde arasında hiç bir şekilde alâka var mıdır?

2.Kalbten ilgi, gönül bağlama, aşk, sevişme, sevda, sevgi: Bir kıza alâkası vardı. Bir görüşte alâka peyda etti. 3.Münasebet, bağlılık, aidiyet: Onlarla benim hiç bir alâkam yoktur. Kızını onun oğluna vererek kendisiyle alâka peyda etti. 4.Malikiyet, tasarruf, müdahale hakkı, hisse: O çiftliğe, o madene sizin alâkanız var mıdır? (kimya) Münasebet. (Fr. affiniti). (tıp): Bir uzvun derdinin diğer bir uzva sirayeti. Fr. sympathie. Edebiyat. Mecâzî mânâ kullanmak için düşürülen münasebet. Rabıtalar. İnsanın ilişiği olduğu işler, münasebetler: Dünyevî, dünyaya ait alâkalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interest. concern. connection. relation. attachment. affection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. interest. connection. attachment. sympathy. concern. dealing. involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقه] ilgi, alaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ilgi uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه بخش] ilgilendiren, ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. alâka: ilişik. F. dâşten: tutmak) alâkası ve ilişiği olan, münasebetli, hissedar: Bu işle ben de alâkadarım. Yeni yapılan fabrikayla siz de alâkadar mısınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected. concerned. interested. involved. appertaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه دار] ilgili, alakalı. alâkadar etmek ilgilendirmek. alâkadar olmak ilgilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه داران] ilgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقدرالامکان] olabildiğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). ilgilenmek, alâka duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show interest (in. to be interested (in. to feel affection (for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Münasebet ve ilişiği olan: O da bu işte alâkalıdır.

2.Aşık, gönül vermiş: Bir kıza alâkalıdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. related.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. having a claim. pertinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah ve kül renginde karga. (Arapça: gurâb-ül-bîn).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray jay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à la carte

seçmeli yemek

Yemek listesinden seçilen, fiyatları ayrı ayrı hesaplanan yemek.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

à la carte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A la carte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned. indifferent. not related. irrelevant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevant. uninterested. indifferent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevancy. indifference. lack of any connection. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. Alakıyye).

1.Pıhtı çeşidinden olan, pıhtımsı.

2.(Paleontoloji). Sülük cinsinden: Tâife-i alakıyye = Sülük cinsinden hayvanlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft-boiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geri tutmak, geciktirmek: Beni yoldan alakoydu.

2.Saklamak: Bunu sizin için alakoydum. (bk.) Bir de: alıkoymak ve alıkomak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek görünüşünü değiştirmek, kamufle etmek: Uçaklara karşı alalanmış bir fabrika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konuşma kabiliyetinin yok oluşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. elem), elemler, acılar, (bk.) Elem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آلام] elemler, acılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük odun gemisi. 2.Büyük balıkçı kayığı.

3.Böyle kayıklara mahsus büyük ağ, ığrıp.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large fishing boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامات] işaretler, alametler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.) (c. alâmât, alâim).

1.Nişan, işaret, bilgilik: Müşterek sürülerde herkesin hayvanları alâmetlerinden belli olur. Hudutta alâmet çakarlar. O madalya, sahiplerine bir iftihar alâmeti olmak için verilir. Ta çocukluğunda, zekâ alâmetleri yüzünde görülürdü.

2.Eser, iz, emare: Oranın ordugâh bulunmuş olduğuna hiç bir alâmet görmedik. Ninova ve Babil şehirlerinin nihayet alâmetleri açığa çıkarıldı. Hırsızın hariçten girmiş olduğunu gösterir birçok alâmetler ele geçirdik. O, ihtiyarlıkta dahi yüzünde güzellik alâmetleri taşıyordu.

3.Remz, işaret : Zeytin ağacı dalı, eskiden beri sulh alâmeti kabul olunagelmiştir. Alâmet-i fârika = Bir şahsıh veya |eyin diğerlerinden ayrılması için kullanılan belirli işaret : Başçavuşların alâmet-i fârikası vardır. Her hastalığın bir veya birkaç alâmet-i fârikası vardır. Alâmet-i fârika nizamnamesi = İmal edilen nesnelerin biribirinden ayrılması ve taklide meydan verilmemesi için, sahibinin arzusuyla tescil olunan alâmete mahsus kanunî hükümler, tıp. Alâmet-i maraz = Her hastalığın kendine mahsus olan hali, Fr. phenomene. Alâim-i semâ = Eleğim sağma, (Türkçe tâbirinden galat olup, her şeyi Arapça’ya veya Farsça’ya tatbik etmek merakında bulunanlarımızın icadıdır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. omen. sign. stamp. symbol. portent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sign. mark. omen. monstrous. enormous. augury. badge. brand. distinction. ensign. stamp. symptom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامت] işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İşaret, iz, nişan. 2.Remiz, sembol. 3.Belirti, emare. 4.Çok iri, şaşılacak büyüklükte (mec.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trademark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared in a minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepared to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orman içinde açıklık, meydan. Fr. clairiere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ). Videolar, yeterince hızlı gösterildiğinde hareket yanılsamasına yol açan birçok fotoğraf kullanılarak oluşturulur. Bu fotoğraflardan her birine kare adı verilir. Birbirine geçmeli bir sistemde, her bir kare biri tek sayılı yatay satırları içeren ve diğeri çift sayılı dikey satırları içeren iki ayrı görüntüye daha bölünür. Bu yeni görüntüler, alanlar olarak da bilinir. Standard Tanımlamalı PAL ekranında, her saniyede 25 kare görüntülenir. PAL birbirine geçmeli bir standart olduğu için her bir kare alanlara bölünür. Bu nedenle, PAL’ye saniyede 50 alan verir (bu, genel olarak 50Hz olarak bilinir). Birbirine geçmeli biçimlerin aksine, 720p ve 1080p HD biçimleri, kareleri alanlara bölmeyen aşamalı tarama özelliğini kullanır. Aşamalı ekranlar, tamamen daha net görüntü elde etmek için tüm kareyi bir defasında gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipient. susceptive. space. area. range. field. arena. region. sphere. ambit. compass. domain. extent. maidan. pitch. reach. realm. scope. theater. theatre. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. circus. compass. course. domain. extent. field. ground. land. pitch. place. range. realm. receiver. scope. space. sphere. square. tract. space. pitch saha. airfield. clearing kayran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wolfhound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. field. space. open space. compass. court. domain. extent. open. plaza. range. reach. scope. sphere. spread. public square. sweep. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Videolar, yeterince hızlı gösterildiğinde hareket yanılsamasına yol açan birçok fotoğraf kullanılarak oluşturulur. Bu fotoğraflardan her birine kare adı verilir. Birbirine geçmeli bir sistemde, her bir kare biri tek sayılı yatay satırları içeren ve diğeri çift sayılı dikey satırları içeren iki ayrı görüntüye daha bölünür. Bu yeni görüntüler, alanlar olarak da bilinir. Standard Tanımlamalı PAL ekranında, her saniyede 25 kare görüntülenir. PAL birbirine geçmeli bir standart olduğu için her bir kare alanlara bölünür. Bu nedenle, PAL’ye saniyede 50 alan verir (bu, genel olarak 50Hz olarak bilinir). Birbirine geçmeli biçimlerin aksine, 720p ve 1080p HD biçimleri, kareleri alanlara bölmeyen aşamalı tarama özelliğini kullanır. Aşamalı ekranlar, tamamen daha net görüntü elde etmek için tüm kareyi bir defasında gösterir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field survey. area study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Alan Seçimi özelliği, BRAVIA TV ses ve görüntü ayarlarını izlediğiniz alana göre otomatik olarak ayarlamak için farklı seçenekler sunar. Alan Seçimi düğmesi, BRAVIA uzaktan kumandasında kolayca bulunabilir. Sinema, Spor, Oyun gibi farklı seçenekler arasından birini seçebilirsiniz. İster büyük maçı ister gişe rekorları kıran yeni filmi izleyin; Alan Seçimi sayesinde ses ve görüntü ayarlarınız içeriğe mükemmel uyum sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Altüst, karma karışık, allak bullak: Evde ne varsa alan talan olmuş.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MEX kafa biriminin çift alan işlevi sayesinde, arka koltuk yolcuları DVD filmlerin keyfini çıkarırken, aynı anda ön koltuk yolcuları en sevdikleri radyo istasyonları ya da CD parçaları arasından istediklerini seçebilirler.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülke alan, fetheden, fatih.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alanalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alanalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Moğ.) (Kadın İsmi) 1.Altın geyik. 2.Ünlü Moğol destanının kutsal sayılan kadın kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Altın geyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) mü. Aiânîye). Açıkta olan, Aşikâr, görünen meydanda olan («alenî» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aleniyet, (i. A.), t. Bir şeyin zâhir ve meydanda olması, gizli olmayıp gözönünde olması, alenilik: Mahkeme celselerinin alânîyeti. 2.Her şeyin zâhir hâli, dış görünüşü: Alânîyeti pek Alâ ama iç yüzünü kim bilir?

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Pınar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i. alargo) (denizcilik). Açık deniz, engin: Alargaya çekilmek. Alarga etmek: Açığa çekilmek. Açık gel, yaklaşma, uzak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sea. keep clear. at a distance. offshore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Rivâyet edildiğine, söylenenlere göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tehlike anında herkesi haberdar etmek için verilen işaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A summons to arms, as on the approach of an enemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any sound or information intended to give notice of approaching danger; a warning sound to arouse attention; a warning of danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sudden attack; disturbance; broil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sudden surprise with fear or terror excited by apprehension of danger; in the military use, commonly, sudden apprehension of being attacked by surprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mechanical contrivance for awaking persons from sleep, or rousing their attention; an alarum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To call to arms for defense; to give notice to of approaching danger; to rouse to vigilance and action; to put on the alert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To keep in excitement; to disturb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To surprise with apprehension of danger; to fill with anxiety in regard to threatening evil; to excite with sudden fear. a device that signals the occurrence of some undesirable event an automatic signal warning of danger fear resulting from the awareness

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm signal. alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear resulting from the awareness of danger. a device that signals the occurrence of some undesirable event. an automatic signal warning of danger. a clock that wakes sleeper at preset time. fill with apprehension or alarm; cause to be unpleasantly surpri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unsolicited message from a device, typically indicating a problem with the system that requires attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message, usually generated by the AEOLUS VAX process, indicating that the digital or analog status of a device is not within the tolerances set for it. a test of a training sample, usually used before the signature statistics are calculated An alarm hig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A real-time indication or a signal of an abnormal situation or event Usually includes a Priority or Severity Code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sound or visual signal triggered by an error condition. Usually, an audio or visual warning to indicate that attention to the computer is required.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SNMP message notifying an operator or administrator of a network problem See also event and trap. is an audible, visual, or physical presentation designed to warn the instrument user that a specific level of a dangerous gas/vapor concentration has been re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An electronic signal, transmitted to the monitoring facility Indicates that an emergency requiring follow-up has been de-tected When an alarm system is not monitored, the alarm condi-tion activates one or more sounding or visual indicating devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A problem determination message sent to a network operator within a network management system Sometimes accompanied by an audible tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A watch feature that sounds an alarm at pre-set time or at regular intervals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audible or visible warning signal that tells a network administrator that an error has occurred or there is a critical situation on the network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This feature causes the watch to sound at a pre-set time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Much the same as an alarm clock, an alarm watch will alert the wearer with beeps at a pre-set time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An event that occurs at a particular time It is like an alarm on a real alarm clock except that in order to determine whether it is 'ringing', an alarm is 'read' by an explicit application action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The report of a network event; also called a trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visual or audio signal which signifies that an error has occurred or an abnormal condition exists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An audible or visible signal indicating abnormal or out-of-limit conditions in a plant or a control system [CMSG] Syn: Bell, Light, Siren. is the giving, signaling or transmitting to a public fire station or company or to an officer or employee thereof, w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fire: Automatic alarms are those received by electronic means from fire alarm systems They can indicate activation of smoke detectors, heat sensors, rate-of-rise detectors, wet or dry sprinkler systems Sprinkler activations are sometimes called waterflow

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A means of alerting the operator that a specified abnormal condition exists; examples: high pressure alarm, apnea alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alarm is related to any abnormal situation on the equipment that may endanger people, equipment, or material being processed GEM allows the host to be notified when alarm conditions are detected and cleared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audible, visual, or physical presentation designed to warn the instrument user that a specific level of a dangerous gas/vapor concentration has been reached or exceeded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm , alert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeyi haber vermek; birdenbire korkutmak. alarmist (i). etrafı telaşa veren kimse. alarmingly (z). korku verecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, dehşet; tehlike işareti; (ask). silâh başına çağrı; tehlike işareti veya dikkati çekme tertibatı, alarm. alarm bell bir tehlikeyi veya haberi bildiren çan. alarm clock çalar saat. burglar alarm hırsızı haber veren tertibat, alarm ter

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir tehlikeyi veya haberi bildiren işaret veya tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Eyvah, yazık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Yerinden indirmek.

2.Yere vurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Madenlerin eriyerek birleşmesi sonunda meydana gelen madde, halita.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. amalgamation. composite. compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy halita.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alloy. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alet), Aletler, (bk.) Alet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آلات] aletler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Derisinde benekler olan tay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Son asırda yanlış olarak «Türk Musikisi» yerine kullanılan tâbir, italyanca alla turca’dan gelir ki, «Türk tarzında» demektir ve Batı Musikisi’nde mehter musikimize benzetilmek istenen eserler için kullanılmıştır. Mızıkay-ı Hümâyûn’a gelen İtalyan müzisyenler tarafından musikimize verilmiş addır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. alla turca

Doğuluca

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the ottoman/turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

system of timekeeping according to which the clock is set at 12 : 00 at sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علِی وجه] üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی وفق] uygun olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karışıklık, kargaşalık, herc-ü merc.

2.Bir şeyin elden ele verilerek veya atılarak aktarılması: Karpuzları alavere ile sergiye, kiremitleri çatının üstüne attılar.

3.Vapurlara kömür vermek için bordaya kurulan kademeli iskele.

4.Tulumbanın basıp emme suretiyle işlemesi: Alavereli tulumba.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uproar and confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculator. stockjobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Cemaat, güruh, kalabalık, fevç, topluluk.

2.Fazla miktar, muhtelif ve müteaddit kişiler veya şeyler: Bir alay cahil, bir alay hırdavat.

3.Debdebe ve gösterişle yapılan tören, geçit resmi: Bayram alayı, sürre alayı. Askerlik. 3-4 tabur piyade veya 5 bölük süvari askerinden mürekkep kuvvet: Piyade, Nizamiye, Redif, Süvari alayı. Alay İmamı = Osmanlı devrinde bir alay askere imamlık vazifesini yapan sarıklı subay. Alav Emini: Osmanlı devrinde bir alay askerin hesap işlerine bakan subay ki, binbaşıdan alt derecededir. Alay Beyi = Vaktiyle bir vilâyet sipahisinin başı, daha sonra jandarma alayının kumandanı. Alay KAtibi: Bir alay askerin yazı işlerini ifa eden subay. Miralay = Bir alay askerin kumandanı (Albay), kaymakamın üstü ve mîrlivânın astı idi ve bey unvanını taşırdı. Alay alay = Güruh güruh, yığın yığın. Alay Esvabı = Üniforma, resmî elbise. Alay etmek = Eğlenmek, istihza etmek, maytaba almak. Alay Sancağı = Her alaya verilen sancak. Alay Topu = Resmî günlerde ve teşrifat için atılan top. Alay kurmak = Vehimle uğraşmak. Alay geçmek = Birinin sözünü dinler gibi olup da başka şeyi düşünmekle meşgul olmak. Alay malay = Hep birden, takımı ile, pa.las pandıras. (Alay-ı vâlâ, Alây-ı mezkûr gibi Farsça terkipler, galattır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regimental. regiment. procession. parade. cortege. troops in line. teasing. mockery. ridicule. fun. mock. irony. banter. derision. fleet. gibe. jape. jeer. jest. jibe. leg-pull. persiflage. quiz. rub. scoff. sneer. taunt. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derision. gibe. mockery. regiment. ridicule. sarcasm. sneer. taunt. troop. jibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in large crowds. in troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeer. mock. rag. rally. sneer. taunt. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make fun of. deride. to hold in derision. gibe. guy. jest. josh. kid. rib. ridicule. roast. scoff. sport. taunt. twit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir çeşit fitilli tüfek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Herkesle eğlenmeyi seven, müstehzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mocker. mocking. derisive. barbed. cynical. facetious. ironic. ironical. mordacious. shavian. snappish. sneering. wry. scoffer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cynic. derisive. ironic. quizzical. tease. teaser. disdainful. derisory. scornful. contemptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derisive. mocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Bulaşıklık, bulaşma.

2.Boş süs ve debdebe: Dünyanın alâyişine aldanmak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلایش] bulaşma. 2.gösteriş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Debdebeli, tantanalı, alayla icra olunan.

2.Gizlice eğlenceli, istihzalı: Amma da alaylı yazmış. (Askerlik). Osmanlı devrinde mektepten çıkma? yıp alaydan, yani neferlikten yetişmiş subay. Mektepli karşılığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironic. sarcastic. sardonic. scornful. disdainful. derisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derisory. ironic. legionary. wry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılancık denilen şeyin bir nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Alevde kızartmak veya ütülemek.

2.Kızgın demirle yakmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Alevde kızarmak.

2.Kan hararetinden kızıllık peyda etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be singed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Arnavutluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Arnavut; Arnavutça .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşli bir loğusalık hastalığı, loğusa humması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yumuşak ve beyaz bir çeşit mermer, kaymak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albatross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pek iri bir cins deniz kuşu, albatros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarbay ile tuğgeneral arasındaki askerî rütbede olan üssubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonel. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonel. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rank of colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. albât) (botanik). Bazı maddeleri havi kapçıklara verilen isimdir, kapsül. Fr. Capsule.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). beyazlık derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bağlaç gerçi, her ne kadar, ise de, fakat, yine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekicilik, cazibe, alım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. appeal. attraction alım. çekicilik. cazibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. attraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appealing. charming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beyazlaşan; akçıl, beyaza çalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğuştan beyaz saçlı, albinos, akşın hayvan veya insan. al binism (i). albinizm; abraşlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i L.). (bk.) akşar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. albinos

akşın

Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir ingiltere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. italyanca’dan). (Denizcilik).

1.Serenlerin direklerin üzerine kaldırılıp bağlanması.

2.Floka küreklerinin, selâmlamak için yukarı kaldırılması.

3.Dalyanlarda ağın yukarı alınması ile balığın toplanması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Albüme). Fotoğraf resimlerini veya sair resim, şekil ve hâtıraları içine alan cüzdan, defter, kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

album.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

album. long-playing record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

album.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albümin, yumurta akı. albuminous (s). albuminil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bitkilerin ve hayvanların vücut yapısında bulunan bileşik bir madde. Birçok hastalıklarda vücuttaki albümin oranı çoğalır. Aktutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albumin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrarda, albümin bulunmasına; Tıp dilinde Albüminüri; halk arasında ise, aktutma denir. Bir çok hastalıklarda, özellikle Böbrek hastalıklarında, idrarda albümin görülür. Mümkün olduğu kadar süt içmeli, patates haşlaması ile muhallebiyi sofradan eksik etmemelidir. Baharatlı yiyecekler, biber, turşu ve tuz kesinlikle terk edilmeli; kahve ve fazla miktarda su içilmemelidir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 1 avuç tere otu konur. 15 dakika kaynatılır. İnce ve temiz bir tülbentten süzülür. Her gün, 1 su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ağaç özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Parlak kırmızıya çalar renkte.

2.Ala çalar doru (At).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçakça, pek yüksek olmayan, (ekseriya makamı tahbibde müstameldir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de yer, toprak demek olan «al» dan yahut «alt» tan;.

1.Yüksek karşılığı, aşağı, pes.

2.Boyu kısa, kısır, (mec.)

1.Karakteri ve nesli aşağı, kötü huylu, zelil, dûn.

2.Hasis, pinti, cimri. 3.Korkak, nâmerd. Alçak gönüllü = Mütevazı, kibirsiz. Alçaktan görüşmek = Kibir etmemek, tevazu göstermek. Yalımı alçak = Kibri olmayan, tevazu sahibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. short. vile. cowardly. base. low-down. rascally. humble. baseborn. contemptible. dastardly. ignoble. lousy. lowrise. misbegotten. nefarious. no-good. recreant. scoundrelly. sneaking. sneaky. sordid. squat. villainous. low. blackguard. heel. no-g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. base. bastard. contemptible. deep. ignoble. infamous. low. mean. rascal. scoundrel. scurvy. sordid. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. mean. base. bass. contemptible. dastardly. despicable. ignoble. ignominious. inane. lorry. lousy. low- down. nefarious. recreant. reptile. scurvy. shabby. small. sneaking. sordid. vile. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. humble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scoundrel. bugger. unredeemed blackguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bas-relief. low-relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low voice / tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az alçak, pek yüksek olmayan. Alçaklıkla, zillet ve tenezzülle: Alçakça yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendisinden aşağı olanlara eşit muamele yapan. Kendi değerini olduğundan aşağı gösteren veya mütevazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. meek. modest. unpretentious. decent. demiss. frugal. lowly. meek-spirited. pudent. low. simple. simple-hearted. simple-minded. submissive. unassuming. unpresuming. unpretending. hat in hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowly. meek. modest. unassuming. humble. modest mütevazı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common in hand. in hat. humble. low. lowly. meek. modest. prone. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). indirmek, azaltmak, alçaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yükseklik karşılığı, pestî.

2.Boy kısalığı, (mec.) Zillet.

2.Mübalağalı hasislik, cimrilik.

3.Korkaklık, nâmertlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. ignominy. infamy. turpitude. villainy. lowness. shamefulness. vileness. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness. shamefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losing altitude. going down. losing esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alçalmak işi. 2.(coğrafya) Toprağın çökerek oturması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going down. losing altitude. losing esteem. abasement. degeneration. deterioration. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğilmek, inmek. Mec. tenezzül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend. dip. lapse. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decline. to go down. to lose esteem. to lose altitude. descend to. deteriorate. lower oneself. stoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliating. degrading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçak hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. reduce. belittle. debase. bastardize. bemean. detract. downgrade. drag down. lift down. set down. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheapen. debase. degrade. demean. downgrade. humble. to lower. to drop. to reduce. to degrade. to debase. to abase. to humiliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lower. to reduce. to humiliate. to abase. belittle. degrade. demean. derogate. descend. pervert. set down. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Can alıcı güzel. Can alan, cesur, yürekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha alçak, az alçak, alçakça.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). simya, alşimi.alchemist (i). simyager, alşimist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam harç yapmada kullanılan maruf beyaz toz, cibs. Alçı taşı = Bunun ezilmemişi, taş hâlinde olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compo. plaster. plaster of paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster. plaster of paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster of Paris. gypsum. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster mold. gypsum mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasterboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçı ile yapıştırmak veya sıvamak, alçı sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of paris. to plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of Paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast in plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkol, ispirto; içki. alcohol'ic (s)., (i). alkolik, ispirtoya ait; (i). ayyaş. alcoholism (i). alkolizm, içkiye düşkünlük, içkinin vücutta yaptığı tahribat. denatured alcohol mavi ispirto, karışık ispirto, rubbing alcohol tuvalet ispirtosu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i, eski Kur'an ı kerim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). odada yatak veya kitap rafları konulması için ayrı yer; kameriye; (jeol). düz kayanın tabakaları içine nehrin açtığı çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır, her şeye kolay inanır, kanan, aldanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğfal, hile, oyun, aldatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldanmak fiili, bk aldanmak, aldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. illusion. phantom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust. deception. illusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hile ve hud’aya kapılmak, iğfal olunmak.

2.Yanlış bir fikre kapılmak, gafil bulunmak. Doğru hüküm verememek.

3.Yalana inanmak.

4.İtimada değer olmayan birine itimat edip ona güvenmek suretiyle kanmak, mağdur olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be deceived. to be duped. to be had. to be wrong. to be mistaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be deceived / duped. fall for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iğfal eden, (Ar muğfil, Fars. firîbende).

2.Yalan söyleyen, yalancı. Ahmak aldatan (ıslatan) = İnce İnce yağıp çok ıslatan yağmur. Çoban aldatan = Alaca tavuk dahi denilen bir cins kuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İğfal eden, muğfil, hilekâr.

2.Yalan söyleyen, yalancı, aldatan.

3.Dış görünüşü emniyet verip insanın itimadını celbeden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. deceitful. deceptive. specious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive. misleading. baffling. candied. catching bargain. catchy. colourable. deceitful. deceiver. delusive. dishonest. fallacious. funny. hollow. illusory. specious. two dime. will- of-the-wisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be deceived. be cheated. be taken in. be done.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

had.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. deceit. cheat. chicanery. dupery. eyewash. have-on. illusion. imposition. infidelity. inveiglement. mystification. shave. spoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. deception. delusion. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. bad faith. bait. cheat. circumvention. deception. defraudation. gammon. imposition. inveiglement. leg pulling. lie. victimization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatmak maksadıyle yapılan oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. trick. feint. legerdemain. shiftiness. sleight. sleight-of-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoax. trick. catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. trick. con. funny business. hockey pokey. hype. jookerie. sell. stich up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hile ve hud’a ile kandırmak, iğfal etmek.

2.Oyun etmek, dolandırmak.

3.Yalan söylemek, aslı olmayan şeyi olmuş ve doğru gibi göstermek.

4.Sözünde durmamak, vaat ve taahhüdünü tutmamak. (eski Türkçe’de ve Çağatayca da «aldamak» fiili vardır. Bizce terkedilmiştir, yerini bu kelime tutmuştur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a packet. sell smb. a pup. take for a ride. cheat. delude. two-time. be unfaithful. deceive. defraud. fake. feint. bamboozle. bilk. cuckold. do down. double-cross. play smb. false. finagle. fox. gammon. gull. gyp. have. hocus. hoodwink. hor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. cheat. deceive. defraud. delude. dupe. fool. fox. hoodwink. kid. sell. to mislead. to cheat. to deceive. to fool. to swindle. to defraud. to delude. to trick. to hoodwink. to beguile. to fox. to dupe. to take sb in. to be unfaithful. to cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mislead. to cheat. to dupe. to deceive. to be unfaithful. bamboozle. beguile. burn. cajole. carve up. chisel. cozen. defraud. delude. diddle. double cross. fob off sb off. fool. fox. to lead sb up the garden path. have. have sb. hoax. hoodwink. humbug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatan, yalancı, (bk.) Aldatıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Eldebaran yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Alkol veya asitlerden elde edilen uçucu bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kızılağaç, Akçaağaç. (bot). Alnus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belediye meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslı Alderney adasından olan bir çeşit inek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldırmak işi. Aldırış etmemek = Ehemmiyet vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regard. care. attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent. unheeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never mind!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never mind. don't worry. take it easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Almaya sevk ve icbar etmek, kabul ettirmek.

2.Vasıtayla almak, almaya adam göndermek.

3.Satın aldırmak, satın almaya sevk ve icbar veya buna müsaade etmek: Bana sunu aldırmadılar.

4.Sığdırmak, istiap ettirmek: Bu kadar zahireyi şu anbara nasıl aldıracaksınız?

1.Ehemmiyet vermek: Herif hiç aldırmıyor.

2.Deli olmak, çaldırmak. Burnundan kıl aldırmamak = Kibirli bir tavırla muhalefet etmek, söz dinlememek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay attention. mind. take heed of. bother about. heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. mind. regard. to make sb take. to get sb to take. to have sth out. to mind. to care. to pay attention. to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb get sth. to mind. to pay attention to. to have sth surgically removed. care. reck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregardful. unsusceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Hiç bir şeye aldırmamayı Adet edinmiş kimsenin hali, tasasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. heck. insouciance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb sent out for sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Derecelerine göre, sırasıyle. (bk.) Alâ: Alâ-merâtibihim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Derhal, bir defada, birden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. F.). Hesâba sayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Hele, husûsiyle, en çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Topluca, toplu olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Sabahleyin, erkenden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Seherleyin, seher vakti, gün doğmadan evvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), t. Müsâvât üzere.

2.Bir boyda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Tafsilatlı olarak, uzun uzadıya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Muhakkak sûrette, besbelli, apaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aşağı yukarı, tahminen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Husûsî olarak hususiyetle, bilhassa, hele, en çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Arası kesilmeksizin, arka arkaya, birbiri ardınca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şansa bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aralıksız, durmadan, biteviye, arasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الدوام] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., den rüzgar altında veya altına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayvanların yediği ot ve samart. Umumiyetle hayvan yemi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علف] ot. 2.hayvan yemi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allégorie

ed. yerine

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allégorique

ed. yerinel

Alegori ile ilgili.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyhane, birahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علقه] kan pıhtısı. 2.balçık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Okuma kabiliyetinin kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alexie

tıp okuma yitimi

Görmede hiçbir bozukluk olmadığı hâlde okuma yetisinin yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çok acayip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Çok acele ederek, çarçabuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in great haste. in a big hurry. head over heels. headfirst. posthaste. sharpish. whip and spur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العجله] çarçabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Olağan, bayağı, sıradan, alışılagelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestrian. ordinary. usual. common. commonplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. usual. matter of fact. matter of-fact. moderate. run of the mill. unexceptional. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العاده] sıradan, bayağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العميا] körükörüne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاکثر] çok defa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الخصوص] özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاجمال] topluca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الانفراد] birer birer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاستمرار] sürekli, aralıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاشتراک] ortaklaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.) Umumiyetle, umumî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاطلاق] genellikle. 2.rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الکفایه] yeterince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العموم] genellikle, genelde, genel olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Usûle göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in due form. as a formality. duly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Alâm).

1.Alâmet, nişan, işaret.

2.Bayrak, sancak.

3.Has isim. Coğrafya ve tarihe müteallik bir şey veya şahsa, meselâ bil memlekete, dağa, nehre, adama mahsus olan isim: iskender, Ömer, İstanbul, Meriç gibi. Kaamûs ülAlâm = Has isimlere mahsus ansiklopedi. 4.Minare tepesi, mahçe: Bu geceki fırtınadan minarenin alemi düşmüş.

5.Sarığın altın oluklu teli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c Alemîn, avâlim).

1.Kâinat, mahlûklar, bütün gök cisimleri, cihan: Cenab-ı Hak Alemi yaratmıştır; bütün Alemin yaradanı ve sahibidir.

2.Bir güneş ile ona tâbî olan yani onun etrafında dönen gezegenlerin teşkil ettikleri daire: Alem-i şems = Güneş sistemi, Rabb-ülAlemîn = Alemlerin, kâinatın Tanrısı (Allah).

3.Dünya, arz: Devr-i Alem, Alemin her tarafı dolaşıldı.

4.insanlar, halk: Alem bilir, Alem işitti. 5.Cemiyet, cemaat, ayrıca bir hal ve sûret gösteren topluluk ve keyfiyet: Bir eğlence Alemi yaptık, çocukluk Alemi, mektep Alemi başka bir haldir; Alem-i mânâ = Rüya hali; Alem-i Ab = içki meclisi, kendi Aleminde = Kendi halinde; Alem-i ervah = Ruhlar Alemi, Alem-i melekût = Melekler Alemi, Alem-i lâhut = Öteki dünya, Fahr-i Alem = Peygamberimiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universe. world. kingdom. class of beings. state. condition. party. booze. booze-up. entertainment. spree. junket. razzle-dazzle. whoopee. bat. bender. binge. blast. blind. blow-out. burst-up. bust. buster. carousal. creation. jollification. nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binge. blowout. jamboree. kingdom. merrymaking. orgy. revelry. spree. flag. the crescent and the star on top of a minaret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The imperial standard of the Turkish Empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world. universe. state. condition. field. people. the public. banner. kingdom. macrocosm. rave. rave up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Combination of individual and whole class approach which helps to integrate students with special needs into the classroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

World So Addis Alem is 'New World' and Madane Alem is 'Savior of the World '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crescent made out of bronze or copper which is placed on the domes and at the peak of the mosques and minarettes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالم] dünya; evren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم] sancak. 2.alem. 3.nişan, alamet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = Cihan, F. Arâsten = Donatmak). Alemi süsleyen, Alemin süsü olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. efrûhten = Parlatmak). Alemi parlatan, bütün Aleme ışık saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dünyayı gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. penah = melce). Cihanın sığındığı (yer veya saha): Pâdişâh-ı Alempenâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. sûhten = yakmak). Cihanı yakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. taften = parlamak). Cihanı parlatan: Aftâb-ı Alemtâb = Dünyayı aydınlatan güneş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم آرا] dünyayı süsleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). imbik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Alem = Bayrak, F. dâşten = taşımak). Bayrağı veya sancağı taşıyan, bayrakdar, sancakdar: Alemdar Mustafa Paşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer. leader önder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علمدار] sancaktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2.İşe önderlik eden. Alemdar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayrakdarlık, sancakdarlık: Alemdarlık vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) alemdârî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم افروز] dünyayı parlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). İki Alem dünyâ ile Ahiret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. giriften = Tutmak).

1.Cihanı tutan, dünyayı zabteden, fâtih, cihangir.

2.Bütün Aleme yayılan, dünyayı dolduran: Onun nam ve şöhreti Alemgîr oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمگير] dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Alemiyye). Cihana mensup ve müteallik veya ait olan (c. F.). Alemiyân = Dünya adamları, bütün arz ahalisi, insanlar: Valî-nîmet-i Alemiyân = Bütün halkın velinimeti (eskiden büyük hükümdarlara denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alem), (bk.) Alem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir ismin has isim olması, alem olmak hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dünya çapında, dünyaya yaygın, evrensel, cihanşümûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علم شمول] dünyayı kaplayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمتاب] dünyayı aydınlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıktan, Aşikâr, meydanda, gizlemeksizin, saklamaksızın: Alenen kumar oynamak, ben yapamıyacağımı alenen söyledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publicly. openly. in public. avowedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publicly. openly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publicly. openly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علنا] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsome. showy. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. aleniyye). Açıktan ve meydanda olan, gizlenmeyen, saklanmayan, meydanda yapılan: O, benim alenî düşmanımdır, bu, bana karşı bir alenî garaz, alenî düşmanlıktır. Muhakeme-i alenîye = Mahkemenin açık tutulmasıyla her isteyen girip dinleyebilmek şartiyle icra olunan muhakeme. Açıktan, meydanda, alenen: O, alenî söylüyor, mektubunuzu alenî okudu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public. declared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confessed. overt. public. open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public. open. declared. professed. to the view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علنی] açık, aşikâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being publicly known. publicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir işin açıkta ve meydanda olması: Müzakeratın aleniyyetine karar verildi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Halep şehri. Aleppo button , Aleppo boil (tıb). Halep çıbanı, şark çıbanı, yıl çıbanı. Aleppo pine Halep çamı, (bot). Pinus halepensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bazı canlıların birtakım yiyecek, ilâç veya başka şeylere karşı hastalık derecesinde gösterdikleri tepki.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun, bazı madde veya hava şartlarından etkilenmesi yahut psikolojik etkenler sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Önce, alerjiye neden olan etkenleri bulmak gerekir. Alerjinin belirtileri de; şahsa göre değişir. Kiminde kaşıntı, kiminde kurdeşen, kiminde astım görülür. Hasta, eğer bazı maddelerle temasından dolayı alerji oluyorsa, o maddenin uzaklaştırılması ile mesele kendiliğinden çözümlenmiş olur.

Tedavi için gerekli malzeme : Siyah turp

Hazırlanışı : Büyükçe bir siyah turp iyice yıkanır. Sonra kabukları soyulup, rendelenir ve sıkılır. İnce ve temiz bir tülbentten süzülerek içilir. Alerjik belirtiler kayboluncaya kadar, her gün devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). tetik, açıkgöz, atik, uyanık, zeyrek; (i). alarm işareti the alert (ask). uyanık ol'' işareti. be on the alert gözünü açmak, uyanık olmak, hazır olmak. alertness (i). tetiklik, açıkgözIük , atiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Allesta). Hazır, müheyya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. prepared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. right away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Alât).

1.Bir iş işlemekte veya bir sanat icrasında kullanılan edevat, avadanlık: Harb Aleti, cerrahlık Aleti, Alât ve edevat.

2.Uzuv: Erkek ve dişide tenasül organları. Mec. sebep, vasıta, bir şeyin icrasına aracılık eden: Hayra, şerre Alet olmak. (Sonundaki «t» müenneslik te’si ise de, hiç bir vakit Ale şeklinde kullanılmaz).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental. gadgety. tool. appliance. instrument. device. aid. apparatus. implement. jigger. job. organ. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparatus. appliance. device. implement. instrument. organ. pawn. rig. tool. utensil. cock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tool. implement. device. apparatus. machine. instrument. means. appliance. appliance producer. engine. tool equipment. handle. organ. utensil. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آلت] araç, alet. 2.aygıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implements. paraphernal property. tools and tackle. toolings , furniture and fixtures. tooling and implements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to use sb. to make a fool of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be an instrument to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Sırasıyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی التفصيل] ayrıntılı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی التوالی] peşpeşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aleut adaları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı alav).

1.Ateşten çıkan parlak ve yanar hava.

2.Mızrak ucuna takılan küçük bayrak, flama. Alev kesilmek = Pek ziyade kızmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze. fire. spunk. pennant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. fire. flame. blaze yalım. yalaz. alaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze. flash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Ateşten ve yanıcı cisimlerden çıkan parlak, çeşitli şekillere giren gazlardan meydana gelen şeffaf dil, yalım. 2.Aşk ateşi, sevda. 3.Alımlı, cazibeli kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blowtorch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamethrower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenen, parlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alev saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ali» den imen).

1.Hazret-i Ali ile Hazret-i FAtıma sülâlesinden gelen veya geldiğini iddia eden veya geldiğine inanılan şahıslar, seyyid ve şerifler.

2.Hazret-i Ali’ye mensup, taraftar.

3.Bir islâm mezhep ve inancı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of the caliph ali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Ali soyundan, Hz.Ali’ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin kollarından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevî tarikatı’nın umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shiism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarır hale getirmek, tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to exacerbate. to incite. enkindle. fan deliberately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blazing up. blaze. flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarmak, iştial etmek, tutuşmak. Mec.

1.Şiddetlenmek.

2.Gazaba gelmek, hiddet etmek, birden parlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. to take fire. to blaze. to grow violent. to flare up. to flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break out in flames. to burst into flames. to grow violent. to flare up. flame. glow. inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevlenmiş, alevi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in flames. furious. fiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskenderun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskenderiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısraları on ikişer heceli şiir; İskenderiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dedeağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). okuma kabiliyetinin kayboluşu, aleksi , okuma yitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arapça’da zamir olup

1.Onun üzerine, ona mânâsiyle kullanılır: Aleyhisselâm = Ona selâm olsun. Rahmetullahı aleyh = Ona Allah’ın rahmeti olsun. Aleyhürrahme = Ona rahmet olsun.

2.Yine onun üzerine mânâsiyle bazı fiillere katılarak birlikte birleşik bir kelime teşkil eder: Mebnî-i aleyh = Üzerine bina olunan şey. 3.Onun zıddına ve ona karşı mânâsiyle yine böyle terkiplerde kullanılır. Müddei aleyh = Kendisine karşı dava olunan. (Mü. Aleyhâ. Tes. Aleyhimâ).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليه] karşı, karşıt; üzerine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aleyh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عليه دار] karşıt, zıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aleyh

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposite. gainst. con-. against. versus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damning. against sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary to. against. hostile to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليه السلام] selam onun üzerine olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karşı olan, aleyhte olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opponent. opposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

«Senin üzerine» mânâsına gelen Arapça terkip: Aleykesselâm = Senin üzerine selâm olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arapça terkip. «Sizin üzerinize» demektir. Esselâmü aleyküm = Size selâm olsun, ve Aleyküm Selâm = Size de selâm olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Bizim üzerimize olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plant of North Africa; also, its fiber, used in paper making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpha. first letter of Greek alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpha rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir dildeki sesleri gösteren harflerin, belli bir sıraya göre dizilmiş takımı.

2.Okuyup yazmayı yeni öğrenecekler için başlangıç kitabı.

3.Bir işin başlangıcı : Sen daha o işin alfabesindesin. Mors alfabesi = Telgrafçılıkta kullanılan bir harf sistemi.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alphabet

db. abece

Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. abc. primer. script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabet. script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the alphabet. a primer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ABC. script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Alfabe sırasına göre dizilmiş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alphabétique

abecesel

Alfabe sırasına göre dizilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical. alphabetical abecesel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaba yonca, alfalfa, (bot). Medicago sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatal, bıçak yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga suyosunu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz yosunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alan, fetheden, fatih.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya oraya indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. 2.Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cebir ilmi. algebra'ic (s). cebir ilmine ait, cebirsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cezayir. Algiers (i). cezayir (cezayirin başkenti) algerian (i). (s) Cezayirli. Algerine (i). (s). Cezayirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Cezayirli Algerine (i)., (s). Cezayirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağrıya hassasiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afyon toplamakta kullanılan kaşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) idrâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception. sense. sensation. feeling. apprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception. perception idrak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceptional. perception. sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. sense. comprehend. pick up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. to perceive. to sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense. to perceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. 2.Sevdalı, aşık, vurgun. 3.Hızlı akan su. 4.Renksiz, cılız, zayıf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). IX. yüzyıl Türk matematikçilerinden Musa oğlu Harezmli Muhammed’e, Araplar’ın verdiği «Alharezmî» kelimesinden, Batılılar’ın yaptığı bir terimdir. Ortaçağ’da ondalık sayı sistemine göre yapılan, sonraları ise, herhangi bir kaideye bağlı bulunan her çeşit hesap işlemine ad olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm. algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip Harezmden Afganistan’a kadar sınırlarını genişletti. Cengiz’in yasalarını şiddetle uyguladı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kırmızı gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Aklı alınmış. 2.Al renginde, koyu ve parlak pembe. 3.Tümsek, tepe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nev’i yabanî acı vişne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Serap. 2.Allık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Uluv» dan smüş.) (mü. Aliyye) (c. aliyyât). Yüksek: (Başlıca müennesi kullanılıp, müzekkeri yerine Alî» denir). Evâmir-i aliyye = Yüksek (makamdan gelen) emirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Uluv» den if.) (mü. Alîye).

1.Yüksek, yüce: Alî bir bina, Alî bir kasır.

2.Yüksek değerli, yüksek mertebe sahibi: Cânib-i Alîlerine; makamât-ı Alîye, fermân-ı Alî. Bâb-ı Alî. (bk.) bâb. Mekteb-i Alî, mekâtib-i Aliyye = Yüksek okullar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the fourth caliph of Islam who is considered to be the first caliph by Shiites; he was a cousin and son-in-law of Muhammad; after his assination Islam was divided into Shiite and Sunnite sects United States prizefighter who won the world heavyweight champ

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States prizefighter who won the world heavyweight championship three times. the fourth caliph of Islam who is considered to be the first caliph by Shiites; he was a cousin and son-in-law of Muhammad; after his assination Islam was divided into Shii

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cousin and son-in-law of Mahomet, the beauty of whose eyes is with the Persians proverbial; insomuch that the highest term they employ to express beauty is Ayn Hali - Chardin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Annual Limit on Intake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cousin and son-in-law of Muhammad; one of orthodox caliphs; focus for Shi'is. the name given to the Marshall amplifiers that came after the plexi's and had aluminum front panels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ATM Line Interface Interface between ATM and 3G systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

N: they ; everything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acer Laboratories Inc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Law Institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fourth of the four Rightly-Guided Caliphs and the cousin and son-in-law of Muhammad He was raised by Muhammad and was the second to embrace Islam after Khadeejah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی] yüce; yüksek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yüce, ulu, yüksek. 2.Hz.Ali: Ebu Talib’in oğlu. Peygamberimizin amcazadesi ve kızı Fatma (r.anha)’nın kocası. Dördüncü halife.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Yüce han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bahtı yüksek, çok tâlihli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek F. câh = mansıb). Büyük mesnet ve mansıpta bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Ali = Yüksek F. cenâb = cânib). Haysiyetli, yüksek karakterli, küçüklüğe düşmeyen, hasis olmayan, cömert, açık elli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A.Alî yüksek A. himmet). Himmeti çok ve büyük olan, yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek kadr = derece, mertebe). Kıymet ve derecesi yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek makam = yer), yeri yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek mekân = yer). Yeri ve rütbe ve makamı yüksek olan (mecazen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksekşan = şanlı). Şan ve şerefli yüksek olan: Nişân-ı Alî-şân; vezîr-i Alî-şân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek tebâr = soy). Büyük bir nesil ve soya mensup olan, şerefli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) «Abâ ehli» demektir. Hz. Muhammed’in aile üyelerine (kızı Hz. Fatma, damadı Hz. Ali ve torunları Hz. Hasan ve Hüseyin’e) denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (Lat). namı diğer, diğer ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (huk). suç işlendiği anda zanlının başka yerde bulunduğunu ispat etmesi; ABD, (k).dili özür, mazeret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî erik çeşitlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorn apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawthorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Ekşimuşmula): Gülgillerden; kırlarda yabani olarak yetişen bir ağaçtır. Meyveleri; küçük muşmulaya benzer, kırmızı renklidir. Tadı mayhoştur. Hekimlikte meyvesi kullanılır. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالی جاه] yüksek dereceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i) (Erkek İsmi) - Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. - (bkz.Ali ve Can).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی جناب] cömert. 2.haysiyetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eli açıklık, cömertlik, Alîcenâb olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

sıfat, eskimiş (a:li:cenap) Arapça

1.Cömert.

2.Onurlu, şerefli: "Senin annen mert, doğru ve alicenap bir kadındır."- Halide Edip Adıvar.

3.zarf Onurlu, şerefli bir biçimde: "Başkalarını tesir altında bırakması, zamanında alicenap davranması onun hakikaten kuvvetli bir kadın olduğunu ispat etmektedir."- Asaf Hâlet Çelebi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurnazca ve haince tertip. «Alicengiz oyunu» tâbirinde geçer: Öyle bir alicengiz oyunu oynadı ki adamcağız mahvoldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Akla gelmez, şeytanca, beklenmedik ve umulmadık tarzda anlamlan ile “Alicengiz oyunu” deyiminde geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Alan, Ahiz.

2.Satın alan, müşteri, tâlib: Bu malın alıcısı yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipient. buyer. consumer. customer. purchaser. client. taker. addressee. receiver. receiving set. acceptor. accepter. consignee. distributee. pickup. recipient. set. sounder. vendee. wireless receiving set. wireless set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addressee. buyer. client. customer. purchaser. recipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buyer. addressee. receiver. sink. taker. client. consignee. purchaser. shopper. recipient. customer. emptor. film camera. getter. motion picture camera. perquisitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receive transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transceiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman. operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yabancı, yabancı uyruklu, ecnebi; başka Irktan olan kimse; bazı hak veya imtiyazlardan mahrum olan kimse; hariçte bırakılan kimse; (f). başkasına devretmek (mal v.b.) ; muhabbetini soğutmak. alienable (s). satılabilir, ferağı kabil. un

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yabancı uyruklu; yabancı özellikleri olan; yerleşmemiş; uymamış, intibak etmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). diğerine feragat ve temlik etmek, ferağ etmek; soğutmak, vazgeçirmek (aşk). aliena,tion (i). aşktan vazgeçirme , soğutma; diğerine feragat ve temlik etme; dini müesseselere ait mülkü ellere verme; akli dengesizlik. alienator (i). diğerine f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akıl hastalıkları uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kanat şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aydınlanmış, ışıl ışıl, ışıkları yanmakta olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). konmak (kuş v.b.); at veya arabadan inmek; on i/e birdenbire bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıraya dizmek, sıraya koymak. alignment (i). sıraya dizme; hiza çizgisi; iki nokta arasında muhayyel bir doğru çizgi çekme; (müh). aynı hizada olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek, F. güher = cevher, tıynet). Karakteri, cevheri yüksek, karakter sahibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ilâh), (bk.) İlâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آلهه] ilahlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی همت] yüce himmetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «almak» tan). Çalık, meczûb, budala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. stupid. nimcompoop. ninny. purblind. simpleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی قدر] saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğ(Erkek İsmi) 2.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). benzer, aynı; (z). birbirinin aynı olarak, farksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Son derece zorba» anlamındaki «alikıran baş kesen» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be astounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Çalıklık, meczupluk, budalalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. imbecility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir müddet için bir yerde tutmak: Beni yatıya alıkoydular.

2.Bir kimsenin yapmakta olduğu veya yapmak istediği işe engel olmak: Adamcağızı yolundan alıkoydular.

3.Bir maksatla ayırıp bir kenarda tutmak: Bu defteri arkadaşım için alıkoydum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be detained. to be set aside as a reserve. to be held in for a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detainment. detention. keeping back. retaining. retention. withholding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detain. keep from. keep. hold up. hold. delay. withhold. restrain. retain. check. constrain. deforce. disable. hinder. incapacitate. intercept. keep in. preclude. retard. stay. stick. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debar. detain. deter. stop. to keep. to keep back. to detain. to delay. to hinder. to stop. to prevent. to deter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold in for a while. to detain. to keep from doing sth. to set aside. delay. hold. hold back. intern. keep. retain. stay. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «illet» den smüş.) (mü. alîle).

1.Hasta, marîz, sayru, üzgün.

2.Sakat, bedeninin bir uzvu kusurlu veya noksan: Zavallı alîldir çalışamıyor.

3.Kör, gözleri sakat, Amâ, gözü görmeyen: İki gözden alîl.

4.Kendisine musallat olup rahat bırakmaz sar’a gibi bir illeti olan, illetli: Alîl olduğu için askerlikten muaf tutuldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليل] hasta, hastalıklı, illetli. 2.sakat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «almak» tan).

1.Almak fiili. 2.Mübayaa, iştirâ: Alım satım = Alış veriş.

3.Mermilerin yetiştiği mesafe, atım, menzil.

4.Gözün yetişebildiği, gördüğü mesafe: Alımlı zağar = Uzağı gören köpek.

5.Göz ve gönlü çeken hal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. «ilim» den). Bilir. Alîmallah = Allah bilir. Yemin yerine kullanılan bu tâbir, Arapça’ya mahsustur. «Alîm-aliah» suretinde dahi yazılıp o halde «Allah alîm» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. glamour. purchase. buying. glamor. capacity. volume. intake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. buying. purchase. attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erudite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savant. knowing. who knows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. learned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالم] bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليم] çok bilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok okumuş, bilgin.,2.Çok bilen. 3.Sonsuz. İlim sahibi. Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’an’da Cenab-ı Hakk’ın ismi olarak 13 yerde geç(Erkek İsmi) “Abd” takısı alarak da kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase and sale. business. trade. commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی مقام] yüksek makamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Allah bilir. (Yemin sözü olarak kullanılır): Dediğimi yapmazsan alimallah seni döverim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alime yakışır surette: Alimâne bir tavırla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who collects payments. collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Alim).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yiyecek, gıda, beslenme; maişet, nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beslenmeye ait, besleyici alimentary canal hazım borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beslenme, besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaplı. aluminum, ing

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alımı olan: Onun pek alımlı hali vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. charming. comely. endearing. engaging. fetching. prepossessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engaging. attractive. charming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nafaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alımı olmayan: Alımsız bir taze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başın ön tarafının üst kısmı, göz ve kaşların üstüne gelen ciheti: Osm. Nâsiye, cebîn, pîşânî.

1.Her şeyin ön ciheti, cephe: Binanın alnı

2.Yüz, veçhe, çehre.

3.Gösteriş, dış görünüş.

4.Cür’et, hayasızlık, küstahlık. Alnı açık = Utanacak işi olmıyan, afif, namuslu. Alnı ak = Kabahatsiz, mâsum. Alın teri = Meşakkatli ve namuskârane iş ve çalışma. Alın derisi, damarı = hayâ: Alnının damarı patlamış = hayâsız. Alın karışlamak = İnkâr makamında Aferin demek, beğenmek: Bu işi yapabilenin alnını karışlarım. Alınyazısı = Kader, mukadderat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Alınlık, alınlı (bk.) Alın vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frontal. forehead. brow. front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brow. forehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forehead. brow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğru, güvenilir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی نظر] yüksek görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Makbuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. acknowledgement. quittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receipt. receipt makbuz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgement. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered post / mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyden alınan, her sözü kendi aleyhine tefsir edip gücenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift to take offence. easily offended. touchy. sensitive. fragile. susceptive. susceptible. sore. pettish. petulant. squeamish. stuffy. edgy. irritable. techy. tender. testy. tetchy. ticklish. tickly. umbrageous. thin skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. irritable. petulant. sensitive. squeamish. touchy. thin-skinned. quick to take offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alnı enli, geniş alınlı.

2.Hayâsız, küstah.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kadınların alına taktıkları altınlı ve emaslı süs.

2.Binaların cephesine takılan levha ve kitabe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fronton. frontal. pediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

façade. frontal. hand plate. front plate. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclusion. receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reception. umbrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ahzolunmak.

2.Söylenilen bir sözü kendi üstüne alıp gücenmek, zanna düşüp çabuk müteessir olmak: Bu adam çok alınır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be offended. get the needle. take offense. take offence. take umbrage at. be enrolled. be enroled. gain admission. resent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resent. passive of almak. to resent. to take offence. to be offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bought. to take offense at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowing. citation. excerpt. quotation. quote. extract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quoted passage. quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Alın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (mat), bir sayıyı tam bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Almak fiili ve tarz ve sureti, (bk.) Almak.

2.Satın alma, mübayaa, iştira. Alış veriş = Alım satım, ahz-ü İtâ, dâd-ü sitâd.

3.Bir mevkiin bir noktadan görünüşü, nezareti:’ Buranın alışı çok güzel.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buying. taking. receiving. reception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking. receiving. purchase. buying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase. buying. taking. receiving. buy. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase price. buying price. buying rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Alış vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Hükümdarların en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی شان] şanı yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ülfet etmiş: Ben soğuğa alışığım.

2.Vahşilikten kurtarılıp evcilleştirilmiş: Alışık hayvan.

3.Adet etmiş devamlı: Alışık müşteri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiar. accustomed. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed to. used to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. skill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ülfet ve ünsiyet peyda edilmek: Dünyada her şeye alışılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. extraordinary. newfangled. novel. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the common. exotic. unaccustomed. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustomed. customary. frequent. habitual. ordinary. orthodox. routine. usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usual. ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir şeye alışmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. trained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming accustomed. breaking in. orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Ülfet etmek, uyuşmak, Adet etmek: Erken kalkmaya alışamadım.

2.Öğrenmek: Biniciliğe alışmalı.

3.Vahşetten kurtulup evcil olmak: Tilki insana alışmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in the habit of doing. get used to. get accustomed to smth. accommodate oneself. addict. acclimate. acclimatize. accommodate. adjust. drop into a habit. become inured to. orient oneself. orientate oneself. become reconciled to. reconcile oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used to. to be accustomed to. to get used to. to become accustomed to. to accustom oneself. to acclimatize oneself. to be in the habit of. to become addicted. to become reconciled to. to inure oneself to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to. to become familiar with. to grow used to sth. to be accustomed to. to accustom oneself to sth / to do sth. adjust oneself. get into. orient oneself. orientate. orientate oneself. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaccustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alıştırmak işi. 2.Herhangi bir işe iyice alışmak için yapılan veya yaptırılan çalışma, temrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. lapping. practice. shakedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ülfet ettirmek, Adet ettirmek: Doğru adamı yalana alıştı ramazsı n .

2.Öğretmek, tâlim etmek: Herkesi biniciliğe alıştırmalı.

3.Vahşeti yok edip evcilleştirmek, ünsiyet peyda ettirmek : Dağda tutulan yabanî hayvanı da alıştırmak mümkündür.

4.İmtizaç ettirmek, kolay işleyecek hale getirmek: Anahtarı kilide alıştırmak.

5.(Sıcak suyu) Mülâyim ve ılık etmek. (Bu beşinci mânâda kelimenin aslı: «ılıştırmak» olsa gerektir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regrind. accustom. familiarize. addict. adjust. condition. break in. train. accommodate. attune. conform. dovetail. enure. exercise. habituate. harden. inure. school. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustom. attune. condition. drill. familiarize. readjust. season. to accustom. to habituate. to acclimatize. to familiarize. to inure sb to. to train. to tame. to break in. to run sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to train. to allow sb to become addicted to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Satınalma işi: Ben alışverişe çıkıyorum.

2.Alım satım işi: Geçen ay alışveriş çok durgundu.

3.Münasebet: Benim, seninle bir alışverişim yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopping. buying and selling. trading. deal. connection. dealing. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealings. shopping. trade. buying and selling. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. shopping. dealing. custom. trading. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sağ, canlı, hayatta, diri; şevkli, sevinçli, faal; heyecanlı; hassas, haberdar, uyanık, farkında. alive with bees arı dolu. Man alive I argo Hey mübarek I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Derhal almak, hemen alıp geçmek.

2.Derhal satın almak, hemen mübayaa etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elde edildiği vakit teslim edilmek üzere, bir mahsul üzerine önceden yapılan satış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à livrer

ekon. önceden satış

Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pey verilerek yapılan satış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short sale. sale for the account. time bargain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüksek, büyük, necip, meşhur, ünlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Yar, dost, sevgili. 2.Alinin dostu, sevgili adı. 3.Yüce dost. - Birleşik isim

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.).

1.Bir şeyin en yukarısı, tepesi. Mekâtib-i Aliye = Yüksek mektepler, okullar. Tedrisât-ı Aliye = Yüksek öğretim.

2.Halvetî tarikatı şubelerinden biri.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاليه] yüce, yüksek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüce, yüksek, bir şeyin en yukarısı, tepesi. - (bkz.Ali).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). En iyi, en Alâ, en yüksek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاعلا] en iyisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. «usare» den). Eskiden kök boyası denilen bitkiden çıkarılırken şimdi kimya usulleriyle hazırlanan boya maddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coloring principle, C14H6O22, found in madder, and now produced artificially from anthracene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It produces the Turkish reds. an orange-red crystalline compound used in making red pigments and in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an orange-red crystalline compound used in making red pigments and in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kökboyası, alizarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tropikal bölge denizlerinde sürekli esen rüzgârların adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade winds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (A. Kimya). Kimyasal özellikleri sut ve potasa benzeyen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkali. alcali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Soda ash; caustic soda, caustic potash, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a class of caustic bases, such as soda, potash, ammonia, and lithia, whose distinguishing peculiarities are solubility in alcohol and water, uniting with oils and fats to form soap, neutralizing and forming salts with acids, turning to brown severa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Soluble mineral matter, other than common salt, contained in soils of natural waters. a mixture of soluble salts found in arid soils and some bodies of water; detrimental to agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In glassmaking, a soluble salt consisting mainly of potassium carbonate or sodium carbonate It is one of the essential ingredients of glass, generally accounting for about 15-20 percent of the batch The alkali is a flux, which reduces the melting point of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In chemistry, a substance capable of forming hydroxyl ions when dissolved in water Alkaline materials may be added to materials to neutralise acids or as an alkaline reserve or buffer for the purpose of counteracting acids which may form in the future Whi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any chemical substance that forms soluble soaps with fatty acids Alkalis are also referred to as bases They may cause severe burns to the skin Alkalis turn litmus paper blue and have pH values from 8 to l4. any substance having basic properties In a restr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance having basic properties In a restricted sense it is applied to the hydroxides of ammonium, lithium, potassium and sodium Alkaline materials in lubricating oils neutralize acids to prevent acidic and corrosive wear in internal combustion engi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called base - A Class of compounds which will react with an acid to give a salt Alkali is the opposite of acid. Any of various BASEs, which neutralize ACID to form SALT Bases are important in maintaining the chemical balance in a BIOGAS DIGESTER F -

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Base A substance which dissolves in water and releases a hydroxyl ion ; it has the ability to neutralize an acid and form a salt Strong alkalis are irritating and may damage tissue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soluble mineral salt. an acid-neutralizing substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical that: 1) is usually corrosive to human tissue and must be handled with care; 2) has a pH of more than 7 0; 3) neutralizes acids to form salts; 4) dissociates in water yielding hydroxide ions; 5) turns litmus paper blue; and 6) may also be calle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mineral salt found in soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any compound having highly basic properties; i e , one that readily ionizes in aqueous solution to yield OH anions, with a pH above 7 0, and turns litmus paper blue Common commercial alkalis are sodium carbonate , caustic soda and caustic potash, lime, ly

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soluble hydroxide of a metal substance which can be used to neutralizes acids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that in water solution is bitter, more or less irritating, or caustic to the skin Strong alkalies in solution are corrosive to the skin and mucous membranes. a soluble mineral salt or a mixture of soluble salts, present in some soils, esp in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any strongly basic substance of hydroxide and carbonate, such as soda, potash, etc , that is soluble in water and increases the pH of a solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that is the chemical opposite of an acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Historically, a compound that neutralizes acids Now known as a base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alkaline, or 'basic,' chemical substance such as lime or lye Generally present in fresh cement, concrete, or plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical substance which effectively neutralizes acid material so as to form neutral salts A base The opposite of acid Examples are ammonia and caustic soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecular or ionic substance that can combine with a proton to produce a new compound A compound having highly basic properties, that readily ionises in aqueous solutions to yield OH anions, with a pH of above 7.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Substance which neutralizes acids; calcium, potassium or sodium. any base or hydroxide having the following properties: solubility in water, the power of neutralizing acids, and the property of altering the tint of many coloring matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any chemical substance that forms soluble soaps with fatty acids Alkalis are also referred to as bases They may cause severe burns to the skin Alkalis turn litmus paper blue and have pH values from 8 toany of various water-soluble compounds capable o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). alkali, kalevi. alkales'cent (s). alkalisi biraz fazla. alkaline (s). alkalik, kalevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kimya) İçinde alkali bulunan veya alkali ile ilgili olan, kalevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Alkalilerin sağlık derecesini göstermeye yarayan alet, alkalölçer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcalimètre

kim. alkalölçer

Alkalilerin saflık derecesini belirtmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). striknin ve morfin gibi kuvvetli ve tehlikeli bir grup ilâçlardan her biri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Hususiyetleri alkalileri andıran organik madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), (bk.) Alkalimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Acılık, acı tat.

2.Acı hıyar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kırmızı kan. Alkan bey: Türk denizci. Selçukluların egemenliğindeki İznik’te Ebu’l-Kasım’ın donanma komutanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığırdili; havacıva, (bot). Alkanna tinctoria; kızıllık otu, öküzdili, (bot). Anchusa officinalis mountain alkanet öküzdili, (bot). Arnica montana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstiridye, midye v.s. avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan bir çeşit ağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kimya). Alkol kökü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow. rainbow gökkuşağı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gökkuşağı. Alkım (Uluğ Bahadır) Türk Arkeolog.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sevdalı, aşık, vurgun. 2.El çırpma, övme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak edilen takdir ve tahsin: Mükerrer alkışlarla karşılandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. plaudits. applause. cheer. clap. acclaim. hand. plaudit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. acclamation. accolade. applause. cheer. clap. clapping. hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applause. cheers. acclamation. clap. hand. handclap. plaudit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applauder. flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. clap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. applauding. cheering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak takdir ve tahsin etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El çırparak yüksek sesle takdir ve tahsin etmek: Halk, sanatkârı şiddetle alkışladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. cheer. clap one's hands. applaud. clap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. applaud. cheer. clap. to applaud. to clap. to acclaim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to applaud. to cheer. to clap for. acclaim. clap. to give a big hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

El çırpmalarla takdir ve tahsin olunmak, böyle bir nümayişe nail ve mazhar olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be applauded. to meet with applause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Şarap veya mayalanmış başka şekerli sıvıların damıtılmasından elde edilen yanıcı, sıvı madde, ispirto, küul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcohol. aqua vitae. fortifier. spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol. hard stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkolizme tutulmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcoholic. habitual drinker. alcohol addict. dipsomaniac. problem drinker. sponge. toper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. habitual drunkard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkollü içkilerin devamlı ve çok kullanılmasından ileri gelen hastalık belirtileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. intoxicating. containing alcohol. strong. spirituous. intoxicated. spiked. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. spirituous. intoxicated. drunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. containing alcohol. drunk. spirituous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcoolmètre

kim. alkolölçer

1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz.

2.İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. non-alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hep, bütün, herkes.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bütün, hep; her. all clear tehlike geçti işareti. all fours dört ayak. all hands (den). herkes. all his life butun ömrünce, hayatı boyunca. all-inclusive (s). herşey dahil. all night bütün gece. all the others ötekilerin hepsi, diğerleri. a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). herkes, her şey. All went well. Her şey yolunda gitti.above all bilhassa, özellikle, her şeyden fazla. after all nihayet, velhasıl. All aboardl Herkes gemiye ! all in all her şeyi hesaba katarak. at all hiç. in all hepsi, tamamı, yekunu.onc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). tamamen, bütün bütün. all along her zaman; daima. all at once hep birden. all but az daha; (-den) başka. all-embracing (s). her şeyi saran. all-fired (s), ABD, argo aşırı. All Fool-s Day (ing) 1 Nisan günü. all -important (s). çok mihim._all

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Al = harf-i tarif ilâh = mabûd). Kâinatı yaratan vücûd-ı mutlak, Tanrı, Rab, Mevlâ, Hudâ, Allahu a’lem = Allah daha iyi bilir, galiba, zannederim. Allahu ekber = Allah büyüktür (hayır temennisi). Allah Allah = Hayret ve hiddet ifade eder. Allah ıslâh etsin = Islaha muhtaç bir kimse hakkında denilir. Allah encâmını hayreyleye = Neticesi tehlikeli görünen bir iş hakkında. Allah için, Allah hakkı için = Yemindir; doğrusu: Hakkâ. Allah etmesin = Maazallah. Allah inandırsın = Hilâfım yoktur. Allah iyilik versin = Allah belâ vermesin beddua niyetiyle acıyarak dua. Allah bir = Yemin makamında. Söz bir Allah bir = Sözden dönülmiyeceğini temin makamında. Allah belâ versin = Beddua. Allah bilir = Allahu Alem, Hudâ Alem. Allah’tan bul, bulsun = Beddua. Allah’tan kork = Yapma, günahtır. Allah’tan korkmaz = ZAlim, insafsız. Allah selâmet versin = Yola çıkanlara dua. Allah sabır versin; Allah sabır ecir ihsan eyleye = Bir acı ve Afet halinde söylenilir teselli duası. Allah aşkına = Allah hakkı için; Allahı seversen = Yemin. Allah akıllar versin = Yolsuz bir harekette bulunanlar hakkında. Allah ömürler versin = Dua ve teşekkür makamında. Allah kavuştursun = Sevdiğinden ayrılana olunan dua. Allah kerim = Bir mahrumiyet ve ihtiyaç halinde söylenilir teselli ve ümit duasıdır. Allahım, rabbim, ilâhî; Allah versin = Bir nimete nail olanlar hakkında sevinç ifadesi ve olmıyanlar hakkında duadır. Allahı seversen = Allah aşkına; yemin. Aman Allah, aman Allahım = Aman ya rabbî. El-hükmullah = Emir Allah indir, rızâ ve tevekkül tâbiri. El-hamdüllllah = Şükür Allaha, itmam duasıdır. El-iyazübillah = Allaha sığındık. İnşallah — Allah isterse. Billahi; tallahi; vallahi = Allah hakkı için, yemin. Bismillah Allah’ın emriyle. Tecâvüzullah-i anhü, ann-seyyiate = Allah kusurunu affetsin. Taalallah = Makam-ı hayrette denilir. Hasbin-allah = Allah bize kâfidir. Rahmallah (müz.) rahmeallah (mü.) rahmehümallah (tes.), rahmehimallah (c.) ve rahmetullahı aleyhe, aleyhâ, aleyhimâ, aleyhim = Allah rahmet eyleye; ölüler hakkında dua. Radiallahü-anhü, anhâ, anhümâ, anhüm — Allah râzı olsun; sahabe ve tabiîn vesair millet büyükleri hakkında dua. Subhânallah = Takdis ve hayret makamında müstameldir. Şehdullah = Allah şahidimdir. Afaallah-ı anhu, anhâ, anhümâ, anhüm = Allah affetsin. Ilmullah = Allah bilir, yemin. Gufrullahu lehO, lehâ, lehümâ, lehüm = Allah affetsin. Kudusullah-ı sırre = Allah sırrını takdis etsin, evliyâ ve sofular hakkında dua. Kef-i billahi şehiden = Allahın şehadeti kâfidir. Maşallah = Makam-ı tahsin ve takdirde ve nazardan koruma duası. Meded-ullah = Ya rabbi meded. Maazallah, neüzu-billah = Allaha sığındık. («AlIahî» ve «Allahiyân» dememeli; «ilâhî» ve «ilâhiyûn» denir. Halk dilinde «elâlem» kelimesi Allah-u Alem terkibinden galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Islamic name for God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah. God. lord. the creator. the almighty. the infinite. king of kings. the supreme. the eternal. the godhead. the providence. heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah. lord. the creator. father. the almighty. the infinite. king of kings. the supreme. the eternal. the godhead. the providence. heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the Supreme Being, in use among the Arabs and the Mohammedans generally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muslim name for the one and only God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godhead. heaven. lord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic for GOD: if from earlier Semitic languages perhaps the God Before the birth of Muhammad, ALLah was known as a supreme, but not the sole, God Muhammad became aware, early in his life, of conflict between religions and of contest, therefore, between

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is an Arabic word which means 'the One True God' Muslims in the West use Allah and God interchangeably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The one, supreme, and only God, the creator of the world and the universe The term 'Allah' is used by Muslims and many Arabic-speaking Christians alike to refer to the God of Abraham, Isaac, and Jacob whom adherents of Christianity, Islam, and Judaism wor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Arabic word for god.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah is the Arabic word for God For Muslims, the word signifies the one true God Arabic-speaking Christians and Jews also often use the word Allah, with the exact meaning of God Muslims do not believe that Jesus is God; instead they respect him and follo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic for God It derives from Ilah: God, but has the distinct notion that Allah is the true God, etymologically formed by the use of 'Al,' the Arabic definite article and 'Ilah;' and then combined into 'Allah '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Muslim name for God used in the Holy Qur'an Allah [CE] is equivalent to the monotheistic God of the Hebrew scriptures and the pre-trinitarian God of Christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The One Creator is known in Arabic and in Islam as Allah He is also known in other monotheistic religions as the Lord, God and Jehovah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah is the Arabic name for the only creator of all existents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The One True God, Creator of the Universe, and the only God to be worshipped Muslims believe that Allah is the same God worshipped by the Judeo-Christian prophets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Arabic name for God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Islamic name for God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic name for 'the God'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muslim name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic, Proper name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God; the Greatest Name of God Literally 'The God' Allah designates the Source from which all things seen and unseen emanate and return The name encompasses all the Divine Names such as al-Awwal , al-Akhir , al-Zahir , al-Batin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is the proper name of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supreme God in strictly monotheistic Islam. 'God,' in Arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Derives from the word 'Ilah' which means 'the One deserving of all worship' All of Allah's creations have been ordained to call him by this name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muslim name for the one and only God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الله] Tanrı, Allah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Allah

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for God's sake. for Heaven's sake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic endowment. natural endowments. flair. innate. native gifts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good-bye. goodbye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç bir işte faydalı olamıyan, işe yaramayan, saf ve zararsız (kimse).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. left to God (unpredictable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Allah’ın varlığına inanmayan. Tanrısız, dinsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godless. atheistic tanrısız. cruel. ruthless. unfeeling. cold-hearted acımasız. insafsız. vicdansız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - İran’da yaşayan bir Türkmen kabilesinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hilekâr, müzevir, dubaracı.

2.Sözünde durmaz, dönek. Allah bullak, allak mallak = Karma karışık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (k kalın okunur). Aldatıcı, sözünde durmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Allak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confused. pell mell. shambolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convulse. jumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to turn into a mess. shatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ilim» den imüb.). Çok bilen. (Sıfât-ı Allah’tan olup, insana itlâk olunmaz, (bk.) allâme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her ilme Aşinâ olan, üstâd-ı Azam, Fr. Savant ve Erudit: Allâme Ebussuûd Efendi; allâme-i zamân Celâlüddin-i Süyûtî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامه] büyük bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

«Allahı seversen» sözünün aşınmış şekli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yatıştırmak, teskin etmek, bastırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iddia, söz; (huk). dava takriri; özür, bahane, mazeret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iddia- etmek, söylemek; delil göstermek, kaynak göstermek. allegedly (z). sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatan veya hükümdara sadakat; sadakat, bağlılık, merbutiyet (gerçeğe, bir partiye v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir öykü, bir düşünce ya da kavramın figüratif bir simge hâlinde betimlenişidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alegorik, kinayeli , remzi. allegorically (z). kinaye kabilinden , mecazi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). remiz ve kinaye yolu ile öğüt verici hikâye haline getirmek; bir hikâyeyi remiz ve kinaye şeklinde yorumlamak. allegorist (i). kinayeli hikâyeler meydana getiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). remiz ve kinayeli hikâye , kinaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quicker than andante, but not so quick as allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movement in this time. a quicker tempo than andante but not as fast as allegro faster than allegro in a moderately quick tempo; 'play this more allegretto'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slower than allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately fast, lively Faster than Andante, slower than allegro. a little slower than allegro. Fast and lively, but not as fast as allegro. - Just a 'little allegro', slower than allegro [back]. A rather fast tempo, somewhat slower than allegro but faste

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Somewhat slower than allegro Moderately quick movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately lively. : a little bit lively and fast. slightly slower than Allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Light and cheerful Faster than moderato, slower than allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quickly. a quicker tempo than andante but not as fast as allegro. in a moderately quick tempo; 'play this more allegretto'. faster than allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (müz). allegretto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brisk, lively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An allegro movement; a quick, sprightly strain or piece. a musical composition or passage performed quickly in a brisk lively manner a brisk and lively tempo fast in a quick and lively tempo; 'play this section allegro'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lively, brisk, rapid. lively, fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian for 'merry' or 'lively'; a musical direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term meaning quick or lively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tempo marking meaning fast Tempo Notation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lively, brisk, rapid Faster than allegretto, slower than presto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quick and lively. a brisk and lively tempo. a musical composition or passage performed quickly in a brisk lively manner. in a quick and lively tempo; 'play this section allegro'. fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (müz). allegro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ünlem sevinç if ade eden bir kelime, elhamdülillah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Allem etmek, kallem etmek» deyiminde geçer. Allem etmek, kallem etmek her çareye baş vurmak demektir. Allem etti, kallem etti, sonunda beni kandırdı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). alerji. aller-gic (s). belirli bir şeye karşı aşın derecede hassas, alerjik. allergen (i). alerji meydana getiren madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hafifletmek, yatıştırmak , teskin etmek. allevia'tion (i). hafifleme; teselli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçit, dar sokak, pasaj, ara yol; patika; bowling oyununa mahsus dar yol. up his alley tam onun işi, biçilmiş kaftan. alley cat sokak kedisi. alleyway (i). binaları birbirine bağlayan geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Al renkte bulunan Allı pullu = Göz alıcı süsler ve renklerle süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showingly dressed. jazzed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarımsak veya soğan gibi olan yahut kokan; sarımsaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, birleşme, uyuşma , ittifak; evlenme ile hâsıl olan akrabalık, dünürlük; (zool). birbirine benzeyen bir takım familyalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müttefik, aralarında anlaşma olan; hısım olan, akraba olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Müttefikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika timsahı. alligator pear perse ağacı veya meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koyu ve parlak pembe renk, al rengi. 2.Kadınların yüze sürdükleri al düzgün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blusher. rouge. redness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rouge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir satır veya cümlecikte aynı sesi tekrar etmek. allitera'tion (i). bir cümlecikte aynı sesi tekrar etme. alliterative (s): aynı sesin tekrar edildiği par,ca veya cümleciğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Allium familyasından bir çeşit bitki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahsis etmek, yerini tayin etmek. alloca'tion (i). tahsis etme, yerini tayin etme, tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söylev, nutuk, hitabe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule göre. allop'athy (i). zıt tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kur'a usulü ile tayin etmek; pay etmek, bölüştürmek; tahsis etmek. allotment (i). hisse, pay; tayin; tahsis; bölüştürme, taksim; tevzi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değişik hal, alotrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bırakmak, izin vermek, müsaade etmek; tasvip etmek; tasdik etmek; hesaba katmak, saymak; itiraf etmek, kabul etmek, teslim etmek; razı olmak, rıza göstermek; itiraf etmek; hesaplamak. allowable (s). caiz, meşru, hesaba katılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tahsisat, harçlık, aylık, haftalık vb; bırakma; karşılık; müsamaha, göz yumma, müsaade, rıza; itiraf, kabul, teslim; (tic). fiyat indirimi, tenzilât; tolerans, yedek pay; (f). harçlık bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yenibahar; baş biber ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ima etmek, kastetmek, kinaye yoluyla söylemek; zikretmek, bahsetmek. alluded to adı geçen, zikredilmiş olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cezbetmek, çekmek, celbetmek, aklını başından almak, meftun etmek. allurement (i). meftun etme, cezbetme, çekme; meftun eden veya cazip şey; sihir. alluring (s). cazip, akıl çelici, çekici. alluringly (z). cazip surette, aklını başından ala

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ima, kinaye, imleme, bahis, zikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sel ve ırmak sularının biriktirdiği çamur gibi, alüvyonlu, Iıglı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ırmak veya deniz suyunun kıyıyı basması, sel; sel ve ırmak sularının biriktirdiği toprak, alüvyon, Çığ; bu çeşit topraktan hasıl olan yeni arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sel ve ırmak sularının biriktirdiği toprak; bu çeşit topraktan hasıl olan yeni arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). müttefik; dost, arkadaş; yapısı veya bileşimi itibariyle başka bir şeye benzeyen şey; (f). birleşmek, ittifak etmek; akraba olmak. ally oneself with veya to ile birleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceptance. adoption. excision. extraction. grab. receipt. reception. taking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. inclusion. receipt. reception. taking. receiving. buying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Alme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appropriation. buy. getting. receiving. reception. take. taking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Analytical Laboratory Manager's Association An organization in America. , queen of 'Body Castle,' beset by enemies for seven years The besiegers are a rabble rout of evil desires, foul imaginations, and silly conceits Alma conducted Arthur and Sir Guyon o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Batlamyos'un astronomi kitabı; Ortaçağda yazılmış fen kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Almak,

1.El ile tutup götürmek, alıp yakalamak: Yerden bir taş aldı.

2.Kabul etmek, verilen şeyi tesellüm etmek: Çiftliğin bu senelik varidatını aldı.

3.Beraber götürmek: Çoluk çocuğunu alıp gitmiş; sel köprüyü almış.

4.Tahsil etmek, edinmek, mâlik ve haiz olmak : Memuriyet, rütbe, nişan almak,

5.Ele geçirmek, zabt, fethetmek.

6.Satın almak, iştirâ, mübayaa etmek: Bir at almak isterim.Kendine doğru çekmek: Kayıkçı, küreği aldı.istiap etmek, içine almak: Bu şişe yüz gram su alır.Çevirmek, ihata etmek: Etrafını almak, ortaya almak.Anlamak, kavrayıp idrak etmek: Zihnim almıyor, öğretmen dersi iyi anlatıyor, ama onun kafası bir türlü almıyor.Telâkki etmek: Emrinizi aldım.Kesmek, kısmak: Boyundan biraz almalı.Kabil ve müsait olmak: Boya, cilâ almak.Peyda ve hasıl etmek: Nem almak.Kazanmak, tahsil etmek: Para almak, nam almak. 16. Bir menfezden içine girmek: Gemi su, fıçı hava alıyor. 17. Kapmak, yakalanmak, mübtelâ olmak: Hastalık almak. Ateş almak — Tutuşmak, birden parlamak ve ziyade hiddetlenmek. İzin almak, istizan etmek = izinli gitmek. Etrafını almak, ortaya almak = Elde etmek kuşatmak. Ödünç almak = İstikraz etmek. Örnek almak = imtisâl etmek. Üstüne almak =

1.Deruhte, taahhüt etmek.

2.Bir kabahatin faili kendi olduğunu söylemek. Üzerine almak = Ortaya söylenilen bir lakırdıdan maksat kendi olduğunu zannetmek. Önünü almak = Vukuundan evvel çaresini bulmak, önlemek. Ölçü almak =

1.Ölçmek, mikyasını kaydetmek.

2.Kıyas etmek. Borç almak = İstikraz etmek. Boyunun ölçütünü almak = Kendi derece ve itibarını anlamak. Boynuna almak = Deruhde, taahhüt etmek. Pertav almak = Meydan alıp koşmak. Cevap almak = Sualinin cevabına nail olmak; cevab-ı red almak. Haber almak = İstihbar etmek, duymak. Hızını almak = Sükûnet bulmak, teskin olunmak, yavaşlamak. Söz almak = Vaad ve taahhüt ettirmek. Satın almak = Mübayaa, iştirâ etmek. Soğuk almak = Soğuktan hastalanmak, kendini üşütmek. Suret almak = İstinsah etmek, aynını çıkarmak. Soluk, nefes almak = Teneffüs etmek; biraz istirahat etmek. İbret almak = Mütenebbih olmak. Kan almak = Hacamat etmek, bir miktar kan akıtmak. Kız almak = Evlenmek; akrabalık peydâ etmek. Göz almak = Gözü kamaştırmak. Gönül almak = hatır okşamak. Maskaraya almak = Eğlenmek, İstihza etmek. Meşk almak = Yazı vesairede birinden örnek alıp onun sanatını taklide çalışmak. Meydan almak = İmkân ve fırsat bulmak. Yol almak = Yol kat’etmek, ilerlemek. Alıp vermek = Tenkit etmek. Alıp verememek = Uğraşmak. Al benden de o kadar = Ben de aynı durumdayım yahut ben de aynı fikirdeyim. Al gülüm, ver gülüm = Yapılan bir hizmetin karşılığının hemen beklendiğini anlatır. Al takke, ver külâh = Son derece senli benli olmayı ifade eder. Aldı = (Halk edebiyatında) söylemeye başladı: Aldı Kerem, bakalım ne dedi? Aldı yürüdü = Kısa zamanda çok ilerledi. Aldığı aptes ürküttüğü kurbağaya değmemek = Temin ettiği iyilik verdiği zarara değmemek. Alıp verememek = Anlaşmazlık ifade eder: Her halde benimle bir alıp veremiyeceği var.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take. get. buy. receive. accept. take in. seize. capture. conquer. pick up. gain. put on. admit. assume. borrow. collect. come in. divest smb. of. draw. enter on. enter upon. enucleate. excise. extract. fetch. garner. have. help one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accept. assume. capture. claim. conquer. derive. draw. extract. get. have. hold. keep. obtain. receive. score. secure. take. trade. to take. to get. to receive. to buy. to take sb in marriage. to hold. to take along. to call for. to capture. to conquer. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get. receive. to take. to get. to buy. to purchase. to capture. to conquer. to take along. to catch. to take on. to hire. to employ. to sweep. to clean. to sense. to receive. to marry a girl. to hold. to be able to contain. accept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir kimsenin tahsil gördüğu okul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Almanyalı, Cermen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

german. dutch. kraut. german. balt. hun. kraut. teuton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The German language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Allemande.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

british plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takvim, yıllık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Kitap biçiminde bir çeşit takvimdir. Yılın bölümlerinden başka bayram, yıldönümü gibi belli günleri gösterir; ayrıca astronomi, meteoroloji, istatistik bilgiler verir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. almanach

yıllık

Yılın gün, hafta, ay vb. bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçiminde takvim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almanac. omnibus book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alman dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

german.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish worker working in Germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alman cinsiyeti ve hal ve tavrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germany. the fatherland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Germany) Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Baltik Denizi ve Kuzey Denizi kıyısında, Hollanda ile Polonya arasında, Danimarka’nın güneyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 51 00 Kuzey enlemi, 9 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 357,021 km².

Sınırları: toplam: 3621 km.

Sınır komşuları: Avusturya 784 km, Belçika 167 km, Çek Cumhuriyeti 646 km, Danimarka 68 km, Fransa 451 km, Lüksemburg 138 km, Hollanda 577 km, Polonya 456 km, İsviçre 334 km.

Sahil şeridi: 2,389 km.

İklimi: Ilıman ve deniz iklimi; soğuk, bulutlu, rutubetli kışlar ve yazlar; ılık rüzgarlar yaygındırlar.

Arazi yapısı: Kuzeyde alçak ovalar, merkezde yüksek araziler, güneyde Bavaria Alpleri yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Freepsum Gölü 2 m; en yüksek noktası: Zugspitze 2,963 m.

Doğal kaynakları: Demir, kömür, potas, kereste, linyit, uranyum, bakır, doğal gaz, tuz, nikel, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %33.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %31.

Diğer: %20 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,850 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 82,422,299 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.02 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.12 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.8 yıl.

Erkeklerde: 75.81 yıl.

Kadınlarda: 81.96 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.39 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 43,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1000 den az (2001 verileri).

Ulus: Alman.

Nüfusun etnik dağılımı: Alman %91.5, Türk %2.4, diğer %6.1 (Yunan, İtalyan, Polonyalı, Rus, Hırvat-Sırp, İspanyol).

Din: Protestan %34, Roma Katolikleri %34, Müslümanlar %3.7, diğer %28.3.

Diller: Almanca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Almanya Federal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Almanya.

Yerel tam adı: Bundesrepublik Deutschland.

yerel kısa şekli: Deutschland.

Eski adı: Alman İmparatorluğu.

ingilizce: Germany.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Berlin.

İdari bölümler: 16 eyalet; Baden-Wuerttemberg, Bayern, Berlin, Brandenburg, Bremen, Hamburg, Hessen, Mecklenburg-Vorpommern, Niedersachsen, Nordrhein-Westfalen, Rheinland-Pfalz, Saarland, Sachsen, Sachsen-Anhalt, Schleswig-Holstein, Thueringen.

Bağımsızlık günü: 18 Ocak 1871.

Milli bayram: Birleşme Günü, 3 Ekim (1990).

Anayasa: 23 Mayıs 1949.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BDEAC, BIS (Uluslararası İmar Bankası), CBSS (Baltik Ülkeleri Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrup


Ülke by

Ülke


Daha Büyük Görüntüle . Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Baltik Denizi ve Kuzey Denizi kıyısında, Hollanda ile Polonya arasında, Danimarka’nın güneyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 51 00 Kuzey enlemi, 9 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 357,021 km².

Sınırları: toplam: 3621 km.

Sınır komşuları: Avusturya 784 km, Belçika 167 km, Çek Cumhuriyeti 646 km, Danimarka 68 km, Fransa 451 km, Lüksemburg 138 km, Hollanda 577 km, Polonya 456 km, İsviçre 334 km.

Sahil şeridi: 2,389 km.

İklimi: Ilıman ve deniz iklimi; soğuk, bulutlu, rutubetli kışlar ve yazlar; ılık rüzgarlar yaygındırlar.

Arazi yapısı: Kuzeyde alçak ovalar, merkezde yüksek araziler, güneyde Bavaria Alpleri yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Freepsum Gölü 2 m; en yüksek noktası: Zugspitze 2,963 m.

Doğal kaynakları: Demir, kömür, potas, kereste, linyit, uranyum, bakır, doğal gaz, tuz, nikel, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %33.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %31.

Diğer: %20 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,850 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 82,422,299 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.02 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.12 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.8 yıl.

Erkeklerde: 75.81 yıl.

Kadınlarda: 81.96 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.39 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 43,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1000 den az (2001 verileri).

Ulus: Alman.

Nüfusun etnik dağılımı: Alman %91.5, Türk %2.4, diğer %6.1 (Yunan, İtalyan, Polonyalı, Rus, Hırvat-Sırp, İspanyol).

Din: Protestan %34, Roma Katolikleri %34, Müslümanlar %3.7, diğer %28.3.

Diller: Almanca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Almanya Federal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Almanya.

Yerel tam adı: Bundesrepublik Deutschland.

yerel kısa şekli: Deutschland.

Eski adı: Alman İmparatorluğu.

ingilizce: Germany.

Yönetim


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. used by taking turns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). badem; kargadelen. almond oil bademyağı. almond shaped badem şeklinde.almond tree badem ağacı; acı badem ağacı, (bot). Prunus amygdalus. Chios almond sakız bademi, dişbademi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım dağıtan memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). hemen hemen; az daha, takriben, yaklaşık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (çoğ)., tek sadaka, zekat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). darülaceze, düşkünler yurdu, yoksullar evi, imarethane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince söylenir). Telefon konuşmalarında dikkati çekmek için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello. hello!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ATO-AUSTRAC Liaison Officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At Least Once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alumina Oxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarısabır, ödağacı, (bot). Aloexylon agallocum. aloeswood (i). kartal ağacı, (bot). Aquilaria agallocha. American aloe agave, sabır ağacı, süreyya, (bot) Agave americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yukarı, yukarıya yukarda; (den). yukarda, armada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allogamie

bit. b. tozlaşma

Erkek organlardaki çiçek tozunun, rüzgâr veya böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb).. konuşamazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Hawaii Hoş geldiniz; Allaha ısmarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). yalnız tek başına. Iet alone kendi haline bırakmak, meşgul olmamak, karışmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat boyunca, müddetince; yanı sıra, yakın. alongside (z)., edat yanına , yanında, bordasında, bordasına. alongshore (z). kıyı boyunca. along about esnasında, sularında. be along varmak, vasıl olmak. all along öteden beri; hep böyle, h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). soğuk (davranış), uzak, uzakta, ayrı, açıkta. aloofness (i). uzaklık, kendini uzak tutma, araya mesafe koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Kim.). Kimya bakımından bir değişiklik olmadığı halde bir cismin ayrı hususiyetler göstermesi hali: Kırmızı ve beyaz fosfor arasında, birleşim farkı yoktur. Buna rağmen renklerinin ayrı oluşu bir alotropi halidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Alotropiden ileri gelen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yüksek sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğit, bahadır, kahraman, pehlivan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alp. hero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alp. alpine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very high mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, in the plural, the highest chain of mountains in Europe, containing the lofty mountains of Switzerland, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Something lofty, or massive, or very hard to be surmounted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bullfinch. any high mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any high mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Adrian renegade, a Venetian by extraction, who forswore the Christian faith to become a commander in the Turkish army He led the host to the siege of Corinth, while that country was under the dominion of the Doge He loved Francesca, daughter of Minott

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Annual Leave Payoff Earnings type used when paying the first 240 hours of terminal annual leave for classified staff These earnings are subject to PERS deductions. airport layout plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allied Logistic Publication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Labour Party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alkaline phosphatase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Articulated Loading Platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Army Long-Range Plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek dağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan. 2.Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam’dan sonra da Türkler arasında kullanılmaya devam etti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus koyuna benzer bir hayvan, alpaka; alpaka yünü; alpaka yününden yapılmış kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2.Eski Türklerde bir rütbe adı. 3.Eski Türklerde bir kurt adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Güney Amerika’da yaşar keçi ile deve arasında bir hayvan.

2.Bu hayvanın kılından mamul bir cins ince yünlü kumaş.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendine güveni olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Selçuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur (l071).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - genç, delikanlı, (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğuştan yiğit olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı günler güneşin doğuşunda ve batışında dağların tepelerine vuran pembe ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağa tırmanmaya mahsus demir uçlu uzun baston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir. Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden değişik adlarla bahsedilir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alfabe; unsurlar, esaslar. alphabet'ical (s). alfabe sırasına göre. alphabet'ically (z). alfabe sırası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Alp dağlarına ait; yüksek dağlara ait. Alpinist (i). Alp dağlarına veya yüksek dağlara tırmanan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alpiniste

dağcı

Dağa tırmanma sporu yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A climber of the Alps. a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alpnisme

dağcılık

Dağa tırmanma sporu.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Keskin kılıç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ). Alp dağları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpkan). Yiğit ve cesur soya mensub.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). evvelce; şimdiden, halen; zaten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Alsas'a ait; (i). Alsas'lı; iri bir çeşit Alsas çoban köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Çok eskiden adi madenleri altına çevirmek gayesini güden bir çalışma sahası; simya. Alşimi bazı madenlerin bulunmasına yol açtığı için kimyanın ilerlemesine biraz yaramıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alşimi (simya) ile uğraşan kimse, simyager.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). da dahi, hem, hem de, yine, aynı zamanda, keza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD, (k).dili yarışı kaybeden at; başarısızlığa uğrayan politikacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üst karşılığı, zîr, taht: Yerin üstü de bir altı da bir.

2.Arka, geri, son: Bu işin altı iyi çıkmıyacak.

3.Gerideki kısım, mâbad, başka cihet: Hikâyenin altı daha gariptir.

4.Aşağıda, bir diğer şeyin aşağılında bulunan, esfel, tahtanî: Alt kat, alt çene.

5.Bir şeye mâruz bulunan: Top altı, rüzgâr altı. Alt alta = Birbirinin altında. Alt aşağı vurmak = Galebe çalmak, yere vurmak. Alta almak = Mağlûb etmek, yenmek. Altüst = Yukarısı aşağı ve aşağısı yukarı gelecek surette, zîr-ü zeber. Altüst etmek = Çok karıştırıp zîr-ü zeber etmek. Alt olmak = Mağlûb olmak, yenilmek, bahiste kaybetmek. Alt etmek = Mağlûb etmek, yenmek, bahiste yenmek. Alt başında = Fasılasız altında, yanında. Alt taraf, alt yan = Bitişik olan aşağı yön, mâbad. Altta kalmak =

1.Mağlûb olmak, yenilmek.

2.Minnettar olmak, bir iyilik görüp de karşılıkta bulunamamak. Altlı üstlü = fevkanî ve tahtanî, aşağısı ve yukarısı beraber: Bu ev altlı üstlü kiraya verilir. Ayakaltı = Geçiş yeri, yol üstünde olan. Ayak altına almak = Çok dövmek, hakir görmek. Elaltından = Gizlice, hafiyyen. El altı = Maiyet, tab’alar. Bıyıkaftı = İstihza: Bıyıkaltından gülmek. Çene altı = Çene altında gerdanın sarkan yeri, gabgab. Hasıraltı, minderaltı = İhmal, yapmama. Saman altından su yürütmek = Aslâ belli olmıyacak surette desiseler kurmak. Dam altı = Ustü örtülü yer, bina. Kubbe altı = Eskiden meclis yeri. Topkapı Sarayı’nda Dİvân-ı Hümâyûn denen Osmanlı hükümetin toplandığı yer. Kahvaltı = Sabah kahvesiyle beraber yenen yemek, kahvaltı, acele olarak yenen şey: Kahvaltı etmek = Bu yemeği yemek. Yer altı = Bodrum, mahzen. Alta, altta, alttan tâbirleri mekân ve harf-i cer mânâsını ifade ederler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. inferior. lower. nether. infra. subaltern. subordinate. lower. buttom. underneath. underside. base. lower part. bottom. infra-. sub-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom. foot. humble. inferior. lower. nether. subordinate. underneath. underside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The higher part of the scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Alto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom. child. buttocks. rump. the lower part. inferior. nether. sub. subaltern. subordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Keyboard Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Alt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Kinds of User Input. alternate. the Alternative ke

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to a key on the two ends of the spacebar on the keyboard ALT keys are used for keyboard short cuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alanine aminotransferase - a protein which, when found in elevated quantities, generally indiciates liver damage Genotype: Different genotypes of the one virus are similar enough to be regarded as the same type but have some minor differences in their RNA

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Altitude or Altimeter or Alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alternative Service Providers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type of newsgroup that discusses alternative-type topics The alt groups are not official newsgroups, but lots of people read them anyway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Loop Test System The operations system that provides a single comprehensive automated test system for testing international customer POTS lines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The [ALT] key on the keyboard is used in conjunction with other keys and mouse actions to perform various commands and functions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ALTernate key on the keyboard, used to access alternate characters or modify mouse actions You can move a polygon after selecting it, for example, by holding down the Left Mouse Button and the ALT key simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Kinds of User Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alternative Text, displayed in place of an image during download and by none graphical browsers to decribe the image This is a required attribute for all images.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See User Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- Alt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alanine aminotransferase, a protein which, when found in the blood in elevated quantities, generally indicates liver dysfunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alternative label Used in an HTML tag for the benefit of people using nongraphical browsers, or for people using a browser with graphics turned off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A special key on most computer keyboards that allows users to access alternate features and keyboard 'hotkeys' Alt is almost always used in conjunction with another key, such as 'F4' or 'Ctrl'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt stands for Alternative, one of the categories of Usenet newsgroups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alanine aminotransferase - a liver enzyme The ALT test determines the level of this enzyme in the blood Blood donors who show a high level of ALT may be at increased risk of transmitting Hepatitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A USENET category used for newsgroups on alternative topics. angular distance above the horizon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient , anciently , antiquarian , auld , old , oldly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one under the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subheading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom cap. lower cap. catch title. subheading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower jaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conquer. dispose. overcome. overpower. pulverize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to overwhelm. overcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestrial subway. subway crossing. underpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the floor below. first / ground floor. lower floor. lower story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sesin verdiği titreşimli yan seslerin pest olanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttom layer. bottom course. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower part. the underside. remainder. the rest. the outcome. all that is involved (is only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. i. Denizcilik). Alttakinin aşağısında bulunan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sabahın güneş doğarkenki zamanı. 2.Hakanlara verilen unvan, sultan, padişah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurban kesilen yahut buhur yakılan özel yüksek yer, sunak, kurban taşı, mezbaha; altar, mihrap; aşai rabbani sofrası. altar-piece (i). mihrabın arkasındaki veya üstündeki mozaik, heykel veya resim. altar rail mihrabın önündeki parmaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Asya’da Batı Sibirya ile Moğolistan’ı ayıran dağlık bölge. 2.Altay dağlan bölgesinde yaşayan Türklerin genel adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i (astr). gökcisimlerinin açı ve yüksekliklerini ölçmeye yarayan ve biri yatay diğeri dikey iki tane dereceli dairesi olan bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir cinsin içinde bulunan ikinci derecedeki bir cins.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Anatomi). Deriyi meydana getiren iki tabakadan iç tarafta olanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değiştirmek, tahvil etmek; hadım etmek; değişmek, başka türlü olmak. alter course (den) rota değiştirmek. alterable (s). değişir, değiştirilebilir. altera'tion (i). değişiklik düzeltme, başkalaşma. alterative (i). (i) değiştirici; (i)., (tıb)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). bir kimsenin ikinci şahsiyeti; çok yakın dost.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavga etmek, atışmak , şiddetli münakaşa etmek. alterca'tion (i). kavga, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). münavebe ile birbirini takip etmek veya ettirmek; bir sıra takip etmek, birbiri ardına gelmek. alternating current (elek). dalgalı akım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). karşılıklı, almaşık, münavebeli; (bot). karşılıklı olmayan, almaşık ;(i). icabında başkasının yerini alabilen kimse, vekil. alternately (z). münavebe ile, sıra ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alternatif

1. seçenek,

2.almaşık,

3.fiz. dalgalı

1. Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem.

2.Almaşlı olarak işleyen.

3.Belli dalga boylarını alabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternating. alternative. alternative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münavebe, birbirinin yerini alma; birbirini takip etme; değişim , tahavvül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki şıktan birini seçme imkanını gösteren, diğer, başka,(i). şık, iki şeyden biri, çare, iki şıktan biri . I had no alternative. Başka çarem kalmamıştı. Yapacak başka bir şey yoktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dalgalı elektrik akımı veren dinamo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Prens ve prenseslere verilen unvan, bu unvanı taşıyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Botanik). Bir familyanın içinde bulunan ikinci derecedeki bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baçlaç gerçi, her ne kadar, ise de, olmakla beraber, olduğu halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beş ile yedi arasındaki sayı, Arapça sitt, Farsça şeş, 6; onaltı = Sitt aşar, 16; altıda bir = Südüs. Altı-okka = Yorgan içinde birini arka üstü yatırıp ellerinden ve bacaklarından tutarak yukarı kaldırdıktan sonra yere bırakaraktan icra olunan oyun ki, çocuklar arasında mızıkçılık edenlere ceza olarak yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

six. six. hexa-. sex-. under.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

six.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

six.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı köşesi olan, altı köşeli, altıgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka arkaya ve kapalı olarak uç uca eklenmiş altı kenardan ibaret türlü şekillerin umumî adı, müseddes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon. hexagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı saz veya sesten müteşekkil topluluk için yazılan çoksesli musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Altı sesin yanyana gelerek yaptıkları dizi. 2.Aralarında altı ses aralık olan iki nota.

3.Altalta yazılmış iki uygu arasında altı ses aralığı olması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senary. six. sestet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

six. sestet. sextet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Kıymeti altı (kuruş vesaire) olan: Bu kumaşın altılığı da var yediliği de.

2.Boyu altı arşın ve sikleti altı okka vesaire olan: Altılık direk; altılık kuzu.

3.Altı kuruş vesaireden ibaret, altıya bölünen madenî para.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseltiyi gösteren alet, altimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. altimètre

yükseklikölçer

Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höhenmesser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) T. Maruf kıymetli maden (Osm. zer, zeheb).

2.Altın para, lira, dinar, flori. 3.Zenginlik, servet.

4.Altından yapılmış, zerrîn: Altın saat, altın zarf. Pek güzel, pek yolunda : Onun işi altın. Altın babası = Pek zengin adam. Altın tozu = Teber. Altın topu = Pek güzel çocuk, nur parçası. Altın kakma = Altın tel ve pullar kakmakla tezyin olunmuş, zernişân. Altın yaprağı = Altından varak.


Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Au

Atom Numarası:79

Kütle Numarası:196,97

Yoğunluk:19,32g/cm3

Erime Sıcaklığı:1064 °C

Kaynama Sıcaklığı:2856 °C

İşlenmeye en uygun, yumuşak bir metaldir.

Elektrik ve ısı iletkenliği yüksektir.

Kızılötesi ışığı yansıttığından uzay araçlarında kaplama olarak kullanılır.

Ekonomik olarak değerlidir.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold. golden. gold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold. golden. prospector. gold coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold. metallic currency. golden. m f money. noble metal. world money. nonmonetary investments. piece of gold. yellow metal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Parlak, san renkte, paslanmayan, kolay işlenebilen, ziynet eşyası olarak da kullanılan maden, zer, zeheb. 2.Örfte kadın adı olarak kullanılır. Zerrin (bkz.Zerrin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold filled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan oran. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 “altın sayı” adını alır. Altın oran, geometrik olarak iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağdan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın oran, bu adı XIX.yy da almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold foil. gold leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. underneath. beneath. down. down below. down there. sub. underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneath. under. underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalınca kabuklu güzel bir kavun çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Değerli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(solidago officinalis): İdrar tutukluğu, albümin, nefrit, üremi ve sistit tedavisinde kullanılan bir çeşit bitkidir. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Altınbaşak).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Beşten sonra gelen: Altıncı sınıf, altıncı sene; onaltıncı, yüz yirmialtıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altından şeyler yapan san’atkâr. Altını varak hâline getiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra sensory perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. under. below. underneath. beneath. neath. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. down. below. beneath. underneath. down below. below smb. neath. sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under. below. beneath. hypo. underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underscore. underline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen çocuklar; genellikle anne ve babasından yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Süzme bal

Hazırlanışı : Hergün, en az iki tatlı kaşığı süzme bal yedirilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığın en güçlü anı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Altınışık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). Pekvâne denilen bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ipeka): Güney Amerika’da yetişen bir bitkidir. Kullanılığı yerler:Az miktarda kullanıldığı takdirde tatlandırıcıdır. Yüksek dozlarda kullanılırsa kusturur, ishal yapar. Müzmin bronşitte ifrazatı artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Altmla kaplamak yahut yaldızlamak, tezhib etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğreltiotu çeşidinden tıbda kullanılan bir bitki, iskolopenderyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Azotik asitle hidroklorik asit karışımı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Altından taç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Anber çiçeği, gaziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapefruit. grapefruit greyfrut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapefruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elinde fazla bir parmağı olan (Adam).

2.Palamut balığının büyüğü, torik nev’i. 3.Yol yol bir cins kumaş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beherine yahut beher defasında altı: Koyunları taksim ettik, cümlemize altışar düştü; altışar altışar alıp götürdüler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseklik, yükselti, irtifa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. mantık). Umumî bir mefhumun altında hususî diye alınan bîr şeye, yer vermek, idraç etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Altı, üstü birlikte» dernek olur, «altlı, üstlü» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hattatların yazı yazarken kâğıdı dayamak için kullandıkları kalınca kâğıt, el siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coaster. mat. mount. support. pad. pedestal. doily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footing. support. base. pad. coaster. horsejack. sole plate. fundament. horse. underlay. bolster. socle. trestle. litter. skid. building block. carriage. centering mount. matting sill. joist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Altı kere on, (Ar. ve Fars. sitteyn, şest). 60.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iskambil oyunu. Altmışaltıya bağlamak = Boş vaatlerle oyalamak, biraz taviz vererek işi halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her birine veya her def’ asında altmış: Hepsine altmışar kuruş düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty each. sixty at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Elli dokuzdan sonra olan. Altmışıncı sene, yüz altmışıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altmış yaşına varmak, altmışlık olmak, altmış rakamına vasıl olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Altmış parçadan mürekkep, altmış toplamı.

2.Altmış yaşında (Adam).

3.Altmış paralık (sikke).

4.Altmış (para veya kuruş vesaire), değerinde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixty year old. sexagenerian. containing sixty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.).

1.Keman ailesinden kemanla violonsel arasında bir saz. Kemar nın çok az büyüğüdür ve keman gibi çalınır.

2.Kalın kadın sesi. 3.Başka çalgıların da altoları vardır: Alto klarinet, alto saksafon vs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly the part sung by the highest male, or counter-tenor, voices; now the part sung by the lowest female, or contralto, voices, between in tenor and soprano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In instrumental music it now signifies the tenor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alto singer. the pitch range of the lowest female voice a singer whose voice lies in the alto clef second highest member of a group; 'alto clarinet or recorder' of or being the lowest female voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

1 In most choirs, the lowest female vocal part Occasionally, extremely high tenors may be said to sing this part 2 An instrument in the alto range 3 A viola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest range of the female voice, also called contralto. The voice part below the soprano, which can be sung by either men , or women, or children It also describes an instrument's range, as in alto saxophone or alto flute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Alto's range is between soprano and tenor It is the lower singing voice of the two main divisions for female and young male voices It is also called contralto or countertenor 1 In most choirs, the lowest female vocal part Occasionally, extremely high

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the musical ranges Most women are altos and the term contralto is usually used while for men the term is generally countertenor F below middle C to one octave above middle C.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In most choirs, the lowest female vocal part Occasionally, extremely high tenors may sing the alto part. low female voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest female voice Sometimes this term is used interchangeably with Mezzo Soprano. 'High ' Commonly, the low female voice Also, when prefixed to the name of an instrument it indicates one size lerger than the soprano member of the family. prefix to c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Highest adult male voice, or a female voice in the same range At Knox, the Alto section of the choir is usually made up of women.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In reference to instrument families such as the clarinet, flute and saxophone, the second or third highest member of the family Search Google com for Alto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Xerox personal computer, which unfortunately was never sold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The second highest voice used in four part writing The traditional range of the alto is G3 to D5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lower range of woman's voice. a singer whose voice lies in the alto clef. the lowest female singing voice. the highest adult male singing voice. the pitch range of the lowest female voice. of or being the lowest female voice. of or being the highest male

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz) alto, en pes kadın veya çocuk sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (güz). (san). yüksek kabartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bütün bütün, tamamen. in the altogether (k).dili çıplak, anadan dogma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diğerkâmlık, başkalarını düşünme, fedakârlık. altruist (i).