Cırt Avı ne demek? | Cırt Avı anlamı nedir? | Cırt Avı

Cırt Avı anlamı nedir?

Cırt Avı ne demek?

Cırt Avı anlamı nedir?

Cırt Avı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cirt avi

Türkçe Sözlük

(I.). Boş şeylerle öğünen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah’ın kulu. -Kaviy kelimesi Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Kaviyy).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). yemin ederek verilen yazılı ifade, yeminli beyan. draw up an affidavit yeminli beyan yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski atalarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. atvel). 1. Uzun boylular. 2. Seçkinler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi. atavis'tic (s). atalara ait, ataç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Atacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atavisme

ant. atacılık

Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuşlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kuşhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uçak kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havacılık, tayyarecilik; uçuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilot, tayyareci, havacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibni Sina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arzulu, hırslı, haris. be avid for -e arzulu olmak, haris olmak. avidity (i). istek, arzu, hırs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). belirli bir bölgedeki kuşlar veya kuş türleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçak kullanma tekniği , pilotluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Avîhten» fiilinden imef.). Asılmış, asılı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haber, bilgi, malumat; muhabere gemisi, avizo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). «Görünce» anlamına gelen bir terim. Gösterildikçe ödenmesi lâzımgelen poliçelere yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vitaminsizlikten ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Avîhten» fiilinden imas. olup vasfı terkibilere girer). Asılan, asılı bul unan: Dil-Avîz = Gönlün asılı bulunduğu, gönlü çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lamba, fener, gaz veya mumları havi olarak tavana asılan billûr veya madenden süs eşyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier. luster. lustre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier. pendant. luster. lustre. luminaire. ficture. lighting. ceiling lamp. fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آویزه] asılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yucca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zanbakgillerden bir bitki. Anavatanı Amerika’dır. Başak halinde iri ve beyaz çiçek verir. (Yucca gloriaso).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, psik. davranışçılık kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beyzavi (Abdullah b. Ömer). İran’da yaşamış Tefsir ve Kelam alimi. Şafii mezhebindendir. Tefsirin yanında fıkıh usulü, kelam ve irab hakkında eserler vermiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Bosnalı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Best Resolution Audio Visual Integrated Architecture ( En İyi Çözünürlüklü Sesli Görsel Entegre Mimari )

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kabloları görüş alanından çıkaran BRAVIA 1080 Wireless teknolojisi, harici Blu-ray Disc™ ve DVD oynatıcılarını, PLAYSTATION®3 konsollarını ve diğerlerini BRAVIA televizyonunuza kablosuz olacak bağlayabileceğiniz anlamına gelmektedir. Bileşenler, BRAVIA LCD setinizle Wi-Fi® aracılığıyla iletişim kuran ayrı bir şık Medya Alıcısı kutusunda barındırılmaktadır. Bu da, manzarayı bozan kablo kalabalığını düşünmeden büyük ekranda 1080i yüksek kaliteli dijital görüntünün ve sesin keyfini çıkarabileceğiniz anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE en yeni Sony LCD televizyonlarda kullanılan, yüksek görüntü performansı motorudur. Canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Akıllı gürültü giderme ve Gelişmiş Kontrast Geliştirici gibi en yenilikçi teknolojilerimizi kullanan BRAVIA ENGINE 2, büyük beğeni kazanan BRAVIA ENGINE teknolojisinin gücü üzerine inşa edilmiş olup, dört yeni görüntü işleme aşaması katar. Dahası, BRAVIA ENGINE 2 birçok farklı sinyali de içine alacak şekilde, tüm dijital sinyal işleme süreçlerini bir araya getirir. Sonuç ise olabilecek en doğal tonlara sahip, net ve gerçeğe yakın renklerdir. Net ve güvenilir bir parlaklık ve kontrasta sahip siyak düzeyleri en derin ve en ayrıntılı düzeylerdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA Engine 2 PRO görüntü verilerini size ekranda görmeden önce filtreleyen, temizleyen ve optimize eden güçlü bir işlemcidir. Full HD 1080p LCD ekranınızda gerçeğe en yakın High Definition görüntüleri sunmak için sinyal kalitesi büyük ölçüde iyileştirilir. En beğendiğiniz programlar, Blu-ray Disc™’ler, DVD’ler ve PLAYSTATION®3 oyunları bugüne kadar gördüğünüz en üstün renk aralığı, en yumuşak yüksek hızlı hareket ve en temiz siyahlar olarak canlanır. Hiçbir şeyin izleme deneyiminizi engellemesine izin vermeyen gürültü azaltma teknolojisi, mükemmel görüntüyü sunmak için her sahnede hareket ve parlaklık ayarlarını otomatik olarak yapar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE EX, yeni ünlü BRAVIA ENGINE Akıllı Resim Teknolojisi’nin gelişmiş bir sürümüdür. Birçok işlevin aynısını fakat daha yüksek düzeyde gerçekleştirir. Dört gelişmiş teknoloji (Kompozit Komponent Teknolojisi, Görüntü Formatı Teknolojisi, Düz Panel Ekran Teknolojisi ve Dijital Gerçeklik Oluşturma), daha fazla yoğunluk ve derinliğe sahip resim performansı üretmek için birleşmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE PRO, gelişmiş Dijital Gerçeklik Oluşturma teknolojisinden tam olarak yararlanarak BRAVIA ENGINE EX’in (yukarıda açıklanmaktadır) bir adım ötesine geçer. Bu, High Definition sinyalinizi güçlendirerek daha mükemmel çözünürlük ve üstün resim performansı elde etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA Sync arkanıza dayanıp, BRAVIA TV’nizin uzaktan kumandasını kullanarak, Sony tarafından üretilmiş olan Handycam® video kamera ya da Blu-ray Disc™ oynatıcınızı kontrol etmenizi sağlar. Sony ürünlerinden daha da iyi yararlanmak için bir diğer inanılmaz basit yöntem. Örnek olarak, Blu-ray Disc™ oynatıcınız HDMI™ bağlantısı üzerinden BRAVIA TV’nize bağlıysa, BRAVIA uzaktan kumandanızın Play tuşuna basarak, film izleyebilirsiniz. Veya Cyber-shot® dijital fotoğraf makinenizi HDMI™ bağlantısı üzerinden BRAVIA TV’nize bağlarsanız, cihazda bulunan film ve fotoğrafları görüntülemek için TV’nin uzaktan kumandasını kullanabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bravia Theatre Sync, Ev Sineması ayarlarını kontrol etmenin yeni yoludur. HDMI™ bağlantıları ve bir uzaktan kumanda kullanılarak, sistemi oluşturan çeşitli birimler arasında sinyaller gönderilebilir. BRAVIA Theatre Sync her türlü karmaşıklığı ortadan kaldırır; bu sayede, filmin keyfini çıkarmaya konsantre olabilirsiniz. Tek bir tuşa dokunmanızla ses cihazı ve TV açılır, doğru girişler seçilir ve Blu-ray Disc™ veya DVD oynatıcı çalışır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brazzaville.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقعوی] yerel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgur pilaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havyar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebedî. (bk.) CAvidân, câvidâne, câvidânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاود] kalıcı, sonsuz, ebedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Baki, daimi, ebedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebedî. (bk.) CAvidânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاودان] kalıcı, sonsuz, ebedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) CAvidânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalıcı, geçici olmayan. Ar. dâimî, bâkî sermedî, ebedî: Hayât-ı câvid, câvidâne. Câvidânî = Geçici olmayan, ebedî hayat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cavidan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). bahane aramak,yersiz itirazlarda bulunmak ; (i). bahane,itiraz. be beyond cavil münakaşa kabul etmemek,itiraz kaldırmamak.caviler (i). itirazcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanın derisinden veya tenasül Aletinden yapılmış kırbaç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Cavid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). boşlama;(mak). kavitasyon, akan bir sıvıda alçak basınçlı buhar boşluklarının meydana gelip çökmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyuk; (anat). kavite, boşluk; (dişçi). çürük, oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan Digital Mavica, resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğraf makinelerinde devrim yaratmıştır. Yeni CD, 156 MB kapasiteli bir CD-R diskler kullanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cedvel). Cedveller. (bk.) Cetvel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جداول] cetveller, çizelgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denizden etrafını dolaşmak. circumnaviga'tion (i). denizden etrafını dolaşma. circumnavigator (i). denizden etrafını dolaşan kimse. circumnutate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sun’İ bir meyilli yere çıkıp inen hayvana çektirilen tulumlu su dolabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Boş şeylerle öğünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş şeylerle öğünen. Fars. hod-pesend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karga, Ar. gurâb, Fars. zâğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Böcek gibi cır cır etmek, zırlamak, ötmek. 2. mec. Gevezelik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya CIRLATMAK (f.). Cırt sesi çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klavsen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). köprücük kemiği, klavikula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köprücük kemiği gibi veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çalgı aletinin tuşları; daktilo klavyesi; tuşları olan çalgı aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çomak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içbükeylik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şiddetli arzu, özlem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). matafora; çapa kaldıran matafora.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yaz aylarında saatlerin ileri alınması, yaz saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dâvâ). Dâvâlar. (bk.) DAvâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دعاوی] davalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahlak bozukluğu azgınlık; fesat, doğru yoldan ayrılma dalalet; günahkar olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Derkava’ya mensup. - (bkz.Derkava).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, Avîhten = asılmak). Ufak hediye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستاویز] küçük hediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دواوین] divanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, Avîhten = asılmak). Gönlün asıldığı; gönlü kendine bağlı tutan, dilber, güzel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلاویز] güzel, gönül çekici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) Ka - Gönlün takıldığı, gönüle takılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Gök cisimleri, yıldızlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجرام سماویه ]gök cisimleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. c.) («kavi» in çokluğunun çokluğu, yani akvâl’ in çokluğudur). Kaviller, (bk.) Kavil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقاویل] sözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikli kalemle hakkâklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elimination examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyma klişeden çıkarılan resim; hakkâklık, oymacılık; hakkâk işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vecit haline getirmek, zevkten çıldırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların odalarında dolaştıklarına, onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Ayrıca bu şeytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Çünkü mavi göklerin rengi idi. Hatta bugün bile hala Ortadoğu’da şeytanı kovmak için, bazı evlerin kapıları maviye boyanmaktadır.

O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti.

Çok sonraları kız bebekler de “erkek bebekler kadar önem kazanınca”, onların giysilerine de bir renk verilmesi ihtiyacı doğdu ve de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sevâd). Sevâdlar, siyahlıklar, karalıklar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabahati örten, vaziyeti kurtaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). hayvan ve bitkilerde bulunan çeşitli sarı boyalardan her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gavâyet’ten smüş.) (m. gaviyye). Yolunu şaşırmış, sapmış. Fars. gümrâh. Ar. dâl.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gece Mavisi, yeni ÇİZGİ tasarım konseptinden ilham alınarak yaratılmıştır. TV kapalıyken, dikkatin dağılmasına neden olmadan görüntüleme deneyimi keyfini en üstü düzeye çıkarmak için, siyah rengin karanlığına bağlı olarak, çerçeve tamamen yok olur. Ama yakından bakınca, gece yarısı gökyüzünde parlayan yıldızlar gibi, odanızın gerçekten ayrılmaz bir parçası haline gelen çerçevenin içerisine katıştırılmış parlak tozları görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir başkasının aracılığı ile birinin geçmesini kolaylaştırmak. Osm. imrâr ettirmek: Askeri kayıkçılara nehrin öte yakasına geçirtti. 2. Tedavül ettirmek, revaç buldurmak, alış verişte kabûl ettirmek: Eksik lirayı uşağına verip geçirtmiş. 3. Vazgeçirtmek, Osm. ferağ ettirmek: Köy imamı vasıtasıyla köylüleri niyetlerinden geçirtti. 4. Kaplattırmak, örttürmek, kılıf yaptırmak. Kürke kap, levhaya çerçeve, kitaba kap, yorgana yüz geçirtmek. 5. Sokturmak, ithal ettirmek: Diş geçirtmek, hesaba geçirtmek. 6. Bir baştan bir başa yürütmek. Osm. mürûr ve ubûr ettirmek: Arazisinin içinden kimseyi geçirtmez. 7. Tecavüz ettirmek: Kendi otlağına kimsenin hayvanlarını geçirtmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth passed through or entered (in an account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creak. scrape. screech. squeak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creak. squeak. jar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıcır gıcır ses çıkarma: Dişlerin, yeni potinlerin, tahtaların gıcırtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creaky. squeaky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı.

Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeni ile gözümüze ulaştığı mesafe de uzadığından, ışınları ona bakanlara daha çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağıtılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı. Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeniyle gözümüze ulaştığı mesafe de uzandığından, ışınları ona bakanlara da çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağatılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hamile, gebe. gravid'ity (i.) gebelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gravimètre

çekimölçer

Yer yer değişen yer çekiminin tam ve gerçek değerini dikey olarak belirlemeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yerçekimi ile hareket etmek; çekilmek; çökelmek, çökmek. gravitative (s.) yerçekimi ile oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerçekimi gücü; cazibe kuvveti; çekilme. gravitational (s.) yerçekimiyle ilgili; cazibe kabilinden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) yerçekimi; cazibe, çekim; ağırlık; ciddiyet, vakar, temkin; önem, ehemmiyet; tehlike; (müz.) kalınlık, peslik. gravity cell içinde elektrik cereyanı hasıl olan cam veya porselen kap. gravity rail road yerçekimi gücüyle işleyen demir yol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. halkaviyye) (paleontoloji, anatomi, botanik). Halka veya halkalı şekil ve suretinde olan: Fasîle-i halkaviyye = Bir bitki türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sipahilerin yeniçeri keçesine eşit olarak giydikleri toparlak keçe külâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. musiki). Türk musikisinde 64 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havâye» den if.). İçine alan, kaplayan, Ar. şâmil, muhit: Bu lügat kitabı dilimizdeki bütün kelimeleri hâvidir, yirmi altını hâvi bir kese (hâvi ile câmî ve şâmil arasında fark vardır. Hâvi: İçinde bir veya birkaç şey bulunan, câmî: Birçok şeyleri bir yere cem’eden, toplayıp birleştiren; şâmil de asıl hâvî olduğu şeyden başka diğer bir veya birkaç şeyi daha içine alan hakkında kullanılır. Meselâ: Bu çiftlik yirmi beş tarlayı hâvîdir; yirmi beş tarla ile birkaç bağ, çayır ve mer’aları câmîdir, yanındaki ormanı dahi şâmildir denir. Hâvî yerine muhtevi de kullanılır. Hemen aynı şeydir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing. including.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home Audio Video interoperability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home audio video interoperability Technology standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home Audio/Video interoperability architecture Industry group, most of whom are makers of consumer entertainment kit, devoted to hooking everything together via IEEE 1394.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاوی] içeren, ihtiva eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hevl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deve semeri, devenin hörgücüne vurulan küçük semer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehennem.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontrol sistemi kullanıcılara birden çok video ve ses çıkışını tek bir tuşla kontrol etme şansı verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cesur, korkusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkası vasıta siyle firar ettirmek: Muhafazasına memuı olanların gönlünü ederek kendisini kaçırt tılar. 2. Gümrük ve vergi vermeksizin ge çirtmek, gizlice ithal veya ihraç ettirmek: Rençberlerine tütün kaçırtıyor. 3. Dikkatsizlikle geçirtmek, kaybettirmek: Siz benim zihnimi meşgul ederek ağzımdan birkaç söz kaçırttınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let escape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Vaktiyle vezirlerin giydikleri bir çeşit kavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). J. Çuval ve minder yüzü vesaire imaline yarayan kalın ve seyrek kenevir bezi. 2. Yün İpliğiyle nakış işlemeye mahsus seyrek ve satranç dokumalı sert kolalı bez: Kanaviçe işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarınızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabi ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.) (Rumca’dan). Küçük bir cins İstakoz ve yengeç kl, göllerde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Ağaç çivi, takoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuvvet» ten smüş.) (mü. kaviyye). 1. Kuvvetli, güçlü, zorlu, metin, dinç. Kavî adam, kavî bina, madenlerin en kavîsi çeliktir. 2. Sağlam, doğru, emin, kuvvetli: Ihtimâl-i kavî, istihbârât-ı kaviyye, kavî söz, vaad-i kavî. Kaviyyül-bünye = Bünyesi sağlam. 3. Zengin, varlıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keyy.den if.) (mü. kâviyye). Yakan, yakıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong. durable. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوی] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yakar, yakıcı. 2.Kuvvetli, güçlü. 3.Sağlam inanılır. 4.Zengin varlıklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Kavî hale gelmek, kuvvetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to make sth strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözleşmek, söz bağlamak, mukavele etmek: Yarın ava gitmek üzere kevileştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıvâm» dan). 1. Doğru, dürüst, kıvâmında. Râh-ı kavim = Doğru yol. 2. Ayakta, dik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KAVM) (i. A.) (c. akvâm). Irk veya bir ırkın büyük bir dalı: Türk kavmi, Arap kavmi, Türkmen kavmi, akvâm-ı Arab, kavm-i Ad. 2. Bir peygamberin gönderildiği cemeat: Kavm-i NÜh, kavm-i LÜt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peoples.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribe. people. nation budun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a people. horde. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوم] topluluk, ulus.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KAVS) (i. A.) t. Yay, Fars. kemân. 2. (geometri) Daire çenberinin bir kısmı. 3. (astronomi) Yay burcu: Burc-ı kavs. Kavs-i kuzah = Gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arcuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc. bow. camber. curve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc. curve. bow. camber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوس] yay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yay. 2.Gökyüzü, ay, burcu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arcuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kuvvetli, güçlü, dayanıklı, metin muhkem, sağlam. 2.Şiddetli, zorlu. 3.Kudret sahibi herşeye gücü yeten. Cenab-ı Hakk’ın güzel isimlerinden biri. Kur’an-ı Kerim’de 10’dan fazla yerde geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قوی البنيه] sağlam yapılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yakıcılık, Fr. causticiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akvâl). 1. Söz, lâkırdı, Fars. suhan, güftâr: Onun kavliyle hareket ediyor, filânın kavline göre. Fiil zıddı: Fiiti kavline uygun, kavli işine benzemiyor. 3. Sözbirliği etme, sözleşme, mukavele, uyuşma: Biz onunla kavlettik; kavileşmişler. Kavl-i hod = Kendi sözü; kimse tarafından tasdik olunmayan söz. Kavl-i mücerred = İsbat olunmayan söz: O dava kendisinin kavl-i mücerredinde kaldı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(karamankimyonu): Maydanozgiller familyasından Doğu Anadolu bölgesinde yetişen 2 yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri beyaz renklidir. Mayıs - Temmuz ayları arasında açar. 30 - 90 cm boyundadır. Kazık köklüdür. Meyvesi esmerdir. İçeriğinde tanen, reçine, sabit ve uçucu yağlar vardır. Kullanıldığı yerler: Anne sütünü artırır. Mide ve bağırsak gazlarını, midedeki diğer şikayetleri giderir. İdrar söktürür. Astımda faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) müsrif, savurgan; mebzul, bol, pek çok; (f.) israf etmek, bol bol harcamak. lavish gifts on one birine bol bol hediye vermek, hediyelere gark etmek. lavishness (i.) müsriflik, savurganlık, ifrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. artıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. lenfâvlyye). Dört sıvıdan lenfâsı kuvvetli olan ki, kansız ve zayıf olur, lenfatik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. lugaviyye). 1. Lugata ait, lügat ilmine dair: Te’lîf-i lugavî; tahkıykaat-ı lugaviyye. 2. Terim olmayıp konuşulan dile ait olan: Bu kelimenin lugavî mânâsı. 3. (i. A. c.) Lugaviyyûn. Lügat ilmi mütehassısı veya sözlük yazarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mâtye). 1. Suda yaşayan hayvanlar. 2. Su renginde, mavi, gök: Mâİ canfes, (bk.) Mavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tam, çok mavi, gömgök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAVİ), Mâİ (I. A. «mâ» dan iman.) (mü. mâiyye, maviyye). (bk.) MAl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Arapça mâl). Su renginde, gök, Ar. ezrak, Fars. kebûd: Açık mavi, koyu mavi, masmavi. Boncuk mavisi = Parlak mavi. Mine mavisi = Havaî. Çlvlt mavisi = LAcivert (asıl Türkçe’si olan «gök» kelimesinin yerine geçmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue. blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kafa Birimleri, bazı araba gösterge panellerinde bulunan mavi aydınlatma ile uyumlu renklerde sağlanabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD, DVD ve manyeto optik (MO) sürücüler gibi geleneksel optik lazer teknolojileri, kırmızı lazer kullanarak verileri yazarlar. Fakat depolama sistemleri ve kayıt ortamı üreticileri, daha etkili mavi lazer kullanarak okuma ve yazma yolları geliştirmiştir. Mavi lazerler daha kısa optik dalga uzunluklarında çalışırlar, bu nedenle kırmızı lazer kullanan cihazlara göre aynı alana daha fazla veri yazabilir, verileri daha hızlı yazıp okuyabilirler. Blu-ray Disc ortamı mavi lazer teknolojisi tabanlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony Digital Mavica (manyetik video kamera), resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğrafçılıkta devrim yaratmıştır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). Mavi olma, mavi renk: Öteki kumaşın maviliği daha koyu, daha güzeldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maviye çalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mavimsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Açık mavi gözlü beyaz ve sarışın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pas rengi ardıçkuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Suya ait.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Kötülükler, kötü haller, fenalıklar: Onun mesâvîsi pek çoktur,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساوی] kötülükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romanya'da Buğdan eyaleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Moravyalı; i. Moravyalı kimse; Moravya dili; Bohemya çıkışlı bir Protestan mezhebi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUAVİN) (i. A. «avn» den İf.) (mü. muâvine). Yardımcı, muavenet ve yardım eden. Ef’Al-i muâvine = Olmak ve etmek gibi mürekkep fiillerin yapısına giren fiiller. Asâkir-i muâvine = Orduya yardım etmek üzere savaşta toplanan başıbozuk askerler. Bir memura yardım ve yokluğunda vekâlet etmek üzere tâyin olunmuş memur, müsteşar, müşavir, İkinci: Vali, müdür, defterdar muavini. Şûray-ı devlet muavinleri = İmparatorluk devrinde danıştay üye yardımcısı olan görevliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aide. second. helper. assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant. auxiliary. deputy. helper. aid. associate. secondary. alternate. attached. help. locum tenens. vice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معاون] yardımcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistantship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Emevi devletinin ilk hükümdarı olup Hind ve Ebu Süfyan’ın oğludur. Mekke’de doğmuştur. Hz.Peygamber (s.a.s.)’in kayınbiraderi ve vahiy katibidir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «civâr» dan if.) (mü. mücâvire). 1. Komşu. 2. Bir büyük mâbet veya türbenin yanında yalnızlığa çekilen: Kâbe-i Şerîfe mücâvirleri, Hazret-i Yahyâ’ nın türbesinde mücâvir idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Tedavi eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devâm» dan if.) (mü. müdâvime). Devamlılık gösteren, bir işte ararlıksız çalışan, bir yere daimt surette gidip gelen, devamlı: Müdâvlm bir memurdur, iktidarı azsa da işine müdâvlmdlr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitué. frequenter. regular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequenter. regular visitor. regular customer. habitué. frequent visitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant manager. deputy manager. assistant director / manager. assistant director. associate director. second in command. vice- manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havi» den if. tef’İl). Tahvil eden, değiştiren, başka şekle sokan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kıyâm» dan lf.) (mü. mukavime). Mukavemet eden, karşı duran, dayanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb / sth which has staying power. tough. unyielding. resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقاوم] karşı koyan, direnen, dirençli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tayy» dan if.) (mü. muntaviyye). Devşirilmiş, toplanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. murtazaviyye). Hazret-i Alî Murtazâ’ya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSAVİ) (i. A. «sevâ» den if.) (mü. müsâviyye). Diğeriyle bir hâl ve derecede olan, beraber, farksız, eşit: Bu iki ev, kıymetçe müsavidir, (i. A. matematik). İki rakam veya miktarın eşit olduğunu gösteren ( = ) işareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meşveret» ten if.) (mü. müşâvire). 1. Kendisine danışılan, yol gösteren: Müşâvir-i hâl. 2. Büyük memurluklarda, kendisine danışmak üzere maiyetine tayin olunan memur: Dışişleri hukuk müşâviri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisor. adviser. counsellor. counselor. syndic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. consultant. counsellor. counselor. advisor danışman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. advisor. consultant. advisor adviser. counsel l or. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Mustafaviyye). Peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tav’» dan masdar) (mü. mütâvia). 1. İtaat eden, Ar. mutî. 2. (gramer) Fiilin failde olduğunu ifade eden (fiil) (Osm. fiil-i mütâvî, ef’Al-i mütâvia). Kırılmak, yıkanmak, inkisâr, içtimâ gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «civâr» dan if.) (mü. mütecâvire). Civarda bulunan, komşu. (matematik) Zevâyây-ı mütecâvire = Yan yana bulunan açılar, zevâyây-ı mütebâdile zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» den if.) (mü. mütecâvize). 1. Geçen, aşan: Haddini mütecâviz. 2. Tecavüz ve taarruz eden, sarkıntılık eden: İki devletten hangisi mütecavizdir? 3. Geçen, aşan, ziyade, fazla: Beş bini mütecaviz («beş binden mütecaviz» dememeli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressor. assailant. aggressive. exceeding. over. invader. rapist. off base. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devâ» dan if.) (mü. mütedâviye). Kendi kendine deva ve ilâç yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devi» den if.) (mü. mütedâvile). Tedâvül eden, geçen, kullanılan, alınıp verilen, râyiç: Mütedâvil para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevt» ten if.) (mü. mütefâvite). Farklı, aralarında fark bulunan, miktar ve cinsleri çeşitli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevbet» ten If.) (mü. mütenâvibe). Nöbetle devam eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sivâ» den if.) (mü. mütesîve). Birbirine eş ve eşit olen, birbiri kadar. Mütesâviyü’l-adli = Kenarları bir ve eşit olan. Mütasâviyü’z-zevâyâ = Açıları eşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mütesâvî olarak, eşit olarak, (bk.) Mütesâvî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجاور] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مداوم] devam eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متجاوز] aşkın. 2.saldırgan, tecavüzkâr. 3.sarkıntılık eden, tecavüzcü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متناوب] dönüşümlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متساوی] eşit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متساویا] eşit olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemi, kayık, tekne.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Navi Shuttle’de, çeşitli çalma seçeneklerine ulaşmak için bir Jog halka ve menü seçeneklerini seçmek için bir imleç artısı bulunmaktadır. DVD’nin tek parmakla kontrol edilebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. harp halinde bulunan bir devletin tarafsız bir gemiye verdiği serbest geçiş belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayık şeklinde. navicular bone anat. sandal kemik (el ve ayak bileğindeki). navicular disease atların topuk kemiğine arız olan bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içinde gemi veya kayık gezebilir, gidiş gelişe elverişli; dümen kullanılması olanaklı; hareket ettirilebilir (balon). navigabil'ity, navigableness i. gidiş gelişe elverişli olma (sular).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. navigation

den. yolbul

Yol ve belirlenen yeri bulma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gemi ile gezmek, gemi kullanmak, gidip gelmek; içinde gemi ve kayıkla gezmek; kaptanlık etmek, kılavuzluk etmek. naviga'tion i. gemi seferi; gemilerin gidiş geliş yollarının haritasını çizme ilmi; denizcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. navigateur

yolbil

Taşıtlarda belirlenen noktaya ulaşmak için yön bulmayı sağlayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dîvân). Divanlar. (bk.) Divan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pehlevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük çadır; çadır gibi şey; bir park veya bahçede bulunan kulübe, pavyon; köşk; hastanelerde asıl binadan ayrı pavyon; kulak kepçesi; kıymetli taşın alt kısmı; f. çadır veya pavyonda barındırmak; çadır gibi örtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol döşeme; yol döşemede gerekli olan maddeler. paving stone kaldırım taşı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaldırımcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ayrı ayrı birkaç binası olan bir kuruluşun bu binalarından her biri: Hastahanenin pavyonları. 2. Gece yarısından sonra açık olan içkili, lüks eğlence yeri. 3. Gemi sancağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğraf vasıtasıyle klişe çıkarma işi; böyle bir klişeden yapılan resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) nadir bulunur şey; harikulade kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rivâyet» ten) (mü. râviyye). (c. rivâyât, râviyân). Nakil, rivâyet ve hikâye eden, hadîs, şiir, tarih vesaire nakleden, Ar. nâkil: Bu hadîs-i şerifin râvisi, falandır: Bu mühim hâdiseyi anlatan râvî diyor ki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ راوی] rivayet eden. 2.anlatan, hikaye eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) yağma; yırtıcılık; av, şikâr; (f.) canavar gibi yemek; yağma etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koyak, dar ve derin dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çılgın, gözü dönmüş, kudurmuş; (i.) deli saçması, saçma söz. stark raving mad kudurmuş, delirmiş. ravingly (z.) çıIgınca, kudurmuşcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İtalyan usulü mantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) esritmek, çok sevindirmek; ırzına tecavüz etmek; eski zorla kapıp götürmek, gasp etmek. ravishment (i.) esrime, kendinden geçme; ırza tecavüz; eski zorla kapıp götürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) esritici, çok sevindirici, kendinden geçiren, büyüleyici. ravishingly (z.) büyüleyici şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (c. râvî). Rivayet edenler. Râviyiıvı ahbir = Haberleri rivayet edenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («rehâ, ruhâ» yani Urfa şehrine ait). 1. Sandıklı, küçük çalgı. 2. Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Türk müziğinin en eski birleşik makamı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Reykjavik, İzlanda'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol., kim. B2 vitamini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehâvt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. safrâviyye). Öde ait.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uydu navigasyon sistemi. Uydudan gelen sinyaller sayesinde, küçük elektronik araçların koordinatları belirlenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karaardıç, bot. juniperus sabina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kurtarıcı; idareci; koruyan, muhafaza eden; kayıtlayıcı; i. tasarruf, iktisat; çoğ. biriktirilmiş para. savings account tasarruf hesabı. savings bank tasarruf bankası veya sandığı. savingly z. tasarruf ederek: kurtuluşunu sağlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), (bağlaç) maada, -den başka. saving your presence haşa huzurdan, sözüm yabana sözüm meclisten dışarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurtancı, halaskar; b.h. Hz İsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskandinavya. Scandinavian s., i. İskandinavyalı; İskandinavya'ya ait; i. İskandinav dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شباویز] ishak kuşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. semâviye). 1. Gökyüzüne, semâya ait. 2. ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. firmamental. empyreal. etheral. heavenly. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سماوی] gök ile ilgili. 2.tanrısal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Semaya mensup, sema ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Don, şalvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. sevdâviyye). Dört halden sevdâya mensup ve ait: Mizâc-ı sevdâvî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) talaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yüz, çehre, benizle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Slav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. köle gibi, köleye yakışır; esir huylu. slavish imitation körü körüne taklit etme. slavishly z. kölece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, bayt. at ayağının oynak yerinin şişmesi. spavined s. oynak yeri şişmiş (at ayağı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herkesin işine koşan, yardım eden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. köprücük altındaki; köprücük sinirine ait; i. köprücük sinir veya damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاویم] takvimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasvir). Tasvirler, resimler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصاویر] resimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adet ettirme, ettirilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «avk» dan masdar). Geri bırakma, alıkoyma, geciktirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postponement. delay. retardation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl»dan smüş.) (mü. tavîle). 1. Uzun. 2. Çok süren: Omr-i tavll. 3. (edebiyat) Arûz’da bir bahis: Bahr-i Tavîl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طویل] uzun. 2.uzun süreli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Uzun. Çok süren. 2.Aruzda bir ölçek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tavla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAVR) (i. A.) (c. etvâr). 1. Hareket şekli, hâl, edâ, tarz: Tavrı hiç hoşuma gitmiyor. 2. (Türkçe) Yapma ve sahte hâl ve hareket, azamet, gösteriş: Bu adamın tavrı hiç çekilmez. 3. (musiki) Okuyuş ve çalış üslûbu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put-on. attitude. manner. air. posture. address. aspect. behavior. behaviour. carriage. demeanor. demeanour. deportment. face. form. mien. port. pose. presence. tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. behaviour. demeanour. fashion. front. style. tone. mode. manner. arrogant manner. bearing. arrogance. pose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manner. air. expression. airs. affectation. put-on. pose attitudinizing. assumption. attitude. bearing. behaviour. carriage. conduct. demeanour. deportment. mien. mode. plague. style. tone. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasıt, niyet, maksat, emel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TA’VİZ) (i. A. «iyâz» dan masdar). Muska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAVİZ) (i. A. «ivaz» dan masdar) (c. tâvizât) Bir şeyin diğer bir şey yerine geçmesi, bedel verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. compromise. concession. quid pro quo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. compromise. compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâviz yoluyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEDAVİ) (i. A. «devâ» dan V. Bir ilâç veya tıbbî tedbirle kendi kendine bakma. 2. Dilimizde «müdâvaat» yerine «başkası tarafından bakılmak» mânâsıyle daha çok kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. treatment. therapy. remedy. healer. handling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. treatment. therapy. therapeutics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable to treatment. remediable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. doctor. remedy. treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cure. attend. treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. takvim). Takvimler, (bk.) Takvim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاویم] takvimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the same old cant. standing dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ramazan geceleri yassı namazından sonra cemaatla kılınan namaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sevi» den). Bir ve müsavi olma, beraber ve aynı derecede bulunma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تساوی] eşitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasvir). Tasvirler. (bk.) Tasvir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصاویر] resimler, tasvirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Vida, yani burgulu çivileri çevirip sıkıştırmaya veya gevşetmeye mahsus ucu yassı demir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver. turnscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ültraviyole, mor ötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güneş tayfında bulunan ve yapma olarak da elde edilen ışın, morötesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ultraviolet

fiz. mor ötesi

Gözle görülmeyen, dalga boyları yaklaşık 4000 angströmle 200 angström arasında olan, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. (çoğ. visàvis) (edat) karşı karşıya; i. karşı karşıya oturan veya duran kimse; aynı görevde bulunan memur; karşılıklı oturulur bir çeşit çift sandalye; (edat) hususunda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

term examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek büyük yağ tavası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırılıp bükülerek uzayıp giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuous. winding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serpentine. snaky. spiral. winding. zigzag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yugoslavya. Yugoslav i., s. Yugoslav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. zevâyâ) (tes. zâviyeteyn, zâviyetân). 1. Köşe, bucak. 2. Kendini dine veren şahsın ibadetle meşgul olmak üzere çekildiği küçük tekke. Zlviyenişîn = ZAviyede oturan, münzevi. 3. (matematik) İki çizginin birleşmesinden hâsıl olan şekil, açı. Zaviye-i kaime = Dik açı. Zâviye-i hâdde = Dar açı. Ziviye-i münferice = Geniş açı. Zâviye-i mücesseme = İki çizgi yerine iki sathın birleşmesinden meydana gelen köşe. Zâviyetin-I miit&kSbiletin = Karşılıklı iki açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corner köşe. angle açı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corner. nook. angle. point of view. viewpoint. a small dervish lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زاویه] açı. 2.köşe. 3.küçük tekke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by