çis ne demek? | çis anlamı nedir? | çis

çis anlamı nedir?

çis ne demek?

çis anlamı nedir?

çis | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). absis, fasla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kesme, kesilme, ani bitiş;(kon). (san). inkıta, ara, fasıla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’yi, bekleme konumundan, önceden belirlenmiş bir süre sonunda (ayar saatinden sonraki 12 saat içinde) açılacak şekilde ayarlayabilirsiniz. 1 saat içinde TV’de herhangi bir işlem yapılmazsa, yeniden bekleme konumuna döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening. inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory speech. opening discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. mild. not hot. without pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painless. without pepper / spice. not hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostisizm , bilinemezcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiliz diline mahsus deyim; ingiliz özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Atik Yunanca'sına has dil özelliği; güzel ve ince ibare; Atinalılara baglılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).özünerosçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle. contention. light. outlook. perspective. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view point. point of view. viewpoint. angle of view. perspective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant foreman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman. vice president. deputy chairman. vice-chairman. vice chairman. deputy chief. vice- president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müşteri seyyaresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.”Müşteri” denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2.Sütü çok olan deve.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes'i kelimesi kelimesine kabul eden kimse; Kitabı Mukaddes bilgini . biblio- önek kitaplarla ilgili, Kitabı Mukaddes'le ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hızlı Bionz görüntü işleme motoru, kullanıcının ışık hızında resim yakalamasına olanak sağlar. Motor, kesintisiz olarak saniyede üç kareye kadar, 10,2 megapiksel çözünürlükte ve en iyi JPEG sıkıştırma formatında, yüksek hızda burst çekim yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müşteri (Jüpiter) gegezeni. Farsça’sı Bercîs’tir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gezegen, Jüpiter, müşteri yıldızı, bercis.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz ingilizcesine has deyim veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Katoliklik, Katolik kilisesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kadının âşığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sünnet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sünnet. the Circumcision 1 Ocak'ta kutlanan dini bir bayram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). bu tarafta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Safran.

2.Kan.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Alp dağlarının güneyinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Atlantik Okyanusunun bu tarafında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ince ve hafif yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çise halinde yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. spit. mist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drizzle. sprinkle. to drizzle. to sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drizzle. mizzle. spit. sprinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiğ gibi pek ince yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşan yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİSM) (i. A.) (c. ecsâm).

1.İnsan ve hayvan bedeni, vücut, gövde, ceset, ten: Clsm-i nâ-tüvân = Dermansız vücud.

2.Uç tarafı olan her bir şey, cirm: Cism-I sulb = Katı cisim. Cism-i mâyt = Sıvı cisim. Ecsim-ı semâiye = Gök cisimleri, yani yıldızlar. Cism-i lâtif = Beş duygu ile tutulmaz cin ve melek gibi şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. body. material thing. mass. object. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çiselemek, (bk.) Çiğeskin, çisenti, çiğremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çisenti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çisenti, çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسم] cisim, madde. 2.vücut, beden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «clsm» den imen.) (mü. cismâniyye).

1.Bedene mensup, vücutla alâkalı, mânevt ve rûhant karşılığı Alâm-ı cismâniyye ve rOhâniyye = Cismânî ve ruhânî elemler. Hıristiyanlar’da dine ait olmayan hususlar: Umûr-ı cismâniyye ve rOHSniyye = Dindışı ve dinî işler. Patrikhanenin meclis-i ruhanî ve cismenîsi: Papadan hükûmet-i cismâniyye alınıp yalnız hükûmet-i rûhâniyyesi kaldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material. corporal. physical. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسمانی] cisim ile ilgili. 2.bedensel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cisim itibariyle, cisim olarak, bedence: Cismen bu ondan küçük ise de akılca daha büyüktür.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسما] bedenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Po nehrinin güneyinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Köprü, Fars. pül. Ar. kantara: Ci«r-i tâir = Müteharrik köprü (Fr. pont-volant). Cisr-i muallak = Asma köprü (Fr. pont suspendu). «Kantara» dan farkı vardır: «Cisr» her çeşit köprüye, «kantara» ise yalnız kemerler üzerine kurulu kâgir köprülere denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسر] köprü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (geom). sarmaşık eğrisi, sisoid; (s). bu çeşit eğri içinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). tarih öncesi devirlere ait taş veya ağaç lahit; kutsal araçlara mahsus sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Bilmece.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarnıç, mahzen, su deposu; (anat). vücutta herhangi bir sıvının toplandığı kese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klasisizm, klasiklere tabi olma veya uyma; klasik şekil veya deyim; klasik öğrenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klasik üslup taraftan; klasik sanat veya edebiyat bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyminder. babysitter. nurse. nursemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). az ve öz, kısa, muhtasar, veciz, özlü. concisely (z). az ve öz olarak, kısaca, muhtasaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özetleme, az sözle çok şey anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştirme, tenkit; yerme, kınama. adverse criticism yerme kusur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kinizm; ahlakı hor görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karar, hüküm; ilâm, emir, irade; sebat tereddütsüzlük. come to veya make a decision karar vermek, karar almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati. decisively (z). kesin olarak, katiyetle. decisiveness (i). kesinlik, katiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy dean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain. travail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğri büğrü, çarpık çurpuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. her türlü bilginin esasının tecrübeye dayandığını ileri süren felsefi görüş; şarlatanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tic.) bir memlekette uygulanan istihsal, satış veya istihlâk vergi sistemi; bu vergiyi tahsil eden hükümet dairesi. excise duty bu vergi. exciseman (i.) bu verginin tahsildarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesmek, kesip çıkarmak, atmak; oymak, temizlemek (ur). exci'sion (i.) kesme, kesip çıkarma, kesip atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) uygulama, tatbik, icra, yürütme, ifa, yerine getirme, kullanma;talim, alıştırma egzersiz; beden terbiyesi, jimnastik, idman; deney, tecrübe; (çoğ.) tören; (f.) icra etmek, ifa etmek, ettirmek, yaptırmak;idman yapmak, egzersiz yapmak; hareket et

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dualarla defetmek,okumakla çıkarmak (cinleri); cinlerden kurtarmak; (nad). çağırmak (cinleri). exorcismi dualarla defetme (cinleri); böyle dua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faşizm. fascist (i)., (s). faşist,faşist parti üyesi veya taraftarı; (s). bu parti ile ilgili, faşist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white-collar worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Fransiskan mezhebine veya rahiplerine ait; (i). bu mezhebe mensup rahip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night porter / watchman. night watchman. sereno.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yan yana gelen biçimlerin farklı nitelikleri arasında uyum ve algı sürekliliğini sağlayan geçiş ya da uyarlama için kullanılan terim. Özellikle klasik kompozisyonlarda bütünlüğü bozmamak için önemlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. passing. pass. transition. changeover. modulation. passage. progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossing. pass. passage. transit. transition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. passing. crossing. passage. transit flight. traffic. immigration. change over. conduction. film advance. film travel. leading line. pass. transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right-of-way. right of passage / way. right of passage / transport / priority. toll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osmosis osmoz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Müteaddî, yaptığı iş failden başkasına tesir eden fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transitive. transitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Sızdırıcı bir perde ile ayrılmış iki çeşit sıvının bu perdeden geçerek karışmaları hadisesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osmosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermixing. crossing. osmosis osmoz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osmosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to intermix. to be diffused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Gramer). Lâzım; yaptığı iş faile tesir eden fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intransitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geçirmek, def ve bertaraf etmek, atlatmak: Çocuklar kızamığı kolay geçiştirdiler. Bugün bir kaza olunan tebrik.

2.Artık vakit kalmadı, sırası geçti. Geç = Kulak asma, ehemmiyet verme I


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parry. stay. to pass over easily. to avoid. to weather. to evade. to parry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass over lightly. to escape sth with little harm. parry. weather. brazen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gerçek Görüntü İşlemcisi, tıpkı bir PC’deki işlemci gibi, fotoğraf makinesinin temel işlevlerini yürüten bir çiptir. Başlatma süresini, fotoğraf makinesinin çalışma hızını ve güç tüketimini kontrol eder. Daha iyi renk gösterimi ve gelişmiş sinyal-parazit oranı sunarak yüksek kaliteli fotoğraflar sağlar. İşlemci, fotoğraf makinesinin hızlı başlatma süresine ve minimum deklanşör gecikmesine (düğmeye basılması ile resmin gerçekten çekilmesi arasında geçen süre) sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif surette gıcıklanmak. Yanmakla birlikte hafif kaşınmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. şahra şevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hıristiyanlığın başlangıcında ruhani sırları ve yaradılışın sırrını bilmek iddiasında olan mezhep, gnostisizm. GNP kıs. gross national product.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. astronomi). Gökyüzünde bulunan yıldız, gezegen, kuyrukluyıldızlar, nebülöz vs. gibi bütün cisimlerin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slant. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewpoint. point of view. angle of vision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Parlaklık kaybı ya da renk kayması olmadan bir monitörü görebileceğiniz maksimum açıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) Grecism .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunanca terim; Grek sanat ve kültürünün üslup ve ruhu. Grecize (f.) Yunanlaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapegoat. fall-guy. fall- guy. fallguy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Güneybatı Kafkasya’da bir ülke ki, Gürcü denilen ve Gürcü dili konuşan bir milletin yurdudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Georgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Asya’da Karadeniz kıyısında, Türkiye ile Rusya arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 42 00 Kuzey enlemi, 43 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneybatı Asya.

Yüzölçümü: toplam: 69,700 km².

Sınırları: toplam: 1,461 km.

sınır komşuları: Ermenistan 164 km, Azerbaycan 322 km, Rusya 723 km, Türkiye 252 km.

Sahil şeridi: 310 km.

İklimi: Ilıman ve sıcaktır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karadeniz 0 m; en yüksek noktası: Mt’a Mqinvartsveri (Kazbek dağı) 5,048 m.

Doğal kaynakları: Orman, hidro enerji, manganez, demir, bakır, kömür, petrol.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.51.

daimi ekinler: %3.79.

Diğer: %84.7 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,690 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,661,473 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.34 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.54 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 17.97 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.09 yıl.

Erkeklerde: 72.8 yıl.

Kadınlarda: 79.87 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.42 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Gürcü.

Nüfusun etnik dağılımı: Gürcü %70.1, Ermeni %8.1, Rus %6.3, Azeri %5.7, Osetin %3, Abkhaz %1.8, diğer %5.

Din: Gürcistan Ortodoksları %65, Müslümanlar %11, Rus Ortodoksları %10, diğer %14.

Diller: Gürcüce %71 (resmi), Rusça %9, Ermenice %7, Azerice %6, diğer %7.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %100.

erkekler: %100.

kadınlar: %100 (2004 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Gürcistan Cumhuriyeti.

Yerel adı: Sak’art’velo.

Eski adı: Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

ingilizce: Georgia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Tiflis.

İdari bölümler: 53 bölge, 9 şehir ve 2 bağımsız cumhuriyet ; Abashis, Abkhaziai (Sokhumi), Adigenis, Ajaria (Bat’umi), Akhalgoris, Akhalk’alak’is, Akhalts’ikhis, Akhmetis, Ambrolauris, Aspindzis, Baghdat’is, Bolnisis, Borjomis, Chiat’ura, Ch’khorotsqus, Ch’okhatauris, Dedop’listsqaros, Dmanisis, Dushet’is, Gardabanis, Gori, Goris, Gurjaanis, Javis, K’arelis, Kaspis, Kharagaulis, Khashuris, Khobis, Khonis, K’ut’aisi, Lagodekhis, Lanch’khut’is, Lentekhis, Marneulis, Martvilis, Mestiis, Mts’khet’is, Ninotsmindis, Onis, Ozurget’is, P’ot’i, Qazbegis, Qvarlis, Rust’avi, Sach’kheris, Sagarejos, Samtrediis, Senakis, Sighnaghis, T’bilisi, T’elavis, T’erjolis, T’et’ritsqaros, T’ianet’is, Tqibuli, Ts’ageris, Tsalenjikhis, Tsalkis, Tsqaltubo, Vanis, Zestap’onis, Zugdidi, Zugdidis.

Bağımsızlık günü: 9 Nisan 1991 (Sovyetler Birliği).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 26 Mayıs (1918).

Anayasa: 17 Ekim 1995.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BSEC (Karad


Ülke by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گنجشک] serçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather forecaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather prophet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

2 megapiksel CCD, kameranın tam zoom oranında daha fazla ayrıntıyı çekmesini ve mükemmel netlik sunmasını sağlamaktadır. SteadyShot® resim stabilizasyonu, resim kalitesinden ödün vermeden mükemmel performans sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). İçmek işi ve tarzı: Bu, nasıl içiş?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart-rending. heartbreaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesin olmayan; tam ve doğru olmayan, gerçek değer veya anlamından biraz farklı; gevşek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakketmek, oymak, kazımak; yarmak, deşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarma, deşme; tıb. ensizyon, yarma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sivri, keskin; nüfuz eden, delip geçen; zeki, kesin ve açık. incisively z. kesin ve açık olarak. incisiveness i. kesinlik, katiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kesici diş, ön diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kararsızlık, tereddüt, duraksama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsız, kesin olmayan indecisively z. kesin olmayarak, kararsız bir şekilde indecisiveness i. kararsızlık, tereddüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçmak işi, firar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), bk. Kaçışmak, kaçış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. breakaway. escape. flight. getaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. evasion. running away. break. flight. lam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birden dağılıp her biri bir tarafa gitmek, ürkerek dağılıp perişan olmak: Kuşlar kaçıştılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flee in confusion. to disperse. stampede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady killer. womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Serçegillerden, gagası oldukça geniş, bir kuş ki, hayvan sürülerinin etrafında uçuşan böcekleri avlamakla geçinir (caprimulgus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakalı keçininki gibi yalnız çenesinde ve uzunta olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, çayırlarda ve nemli yerlerde yetişen, mavimtırak yahut mor çiçekleri olan bir çayır bitkisi (cistus creticus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rancour. spite. malice. grudge. desire for vegenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district night guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district night guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy manager. assistant / deputy manager. assistant manager. coadministrator. codirector. corporate secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizemcilik, tasavvuf, mistisizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine hayran olma, narkislik, narkisizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nergis çiçeği, zerrin, fulya, bot. Narcissus; b.h. Yunan efsanesine göre suda gördüğü kendi hayaline âşık olan genç adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نجيس] pis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «nergis» den Arapça’laşmış). (bk.) Nergis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «nergis» den Arapça’laşmış). (bk.) Nergis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pencüse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eczacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fizikçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özet, öz, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, tamam, kati, kesin, sahih, çok dikkatli, dakik; kural dışına çıkmayan; kusursuz; kesinlik ve açıklıkla ifade edilmiş. precisely z. dikkatle, kesinlikle; tamamen; muhakkak. preciseness i. katiyet, kesinlik; dakiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dikkat, katilik, kesinlik; sıhhat; dakiklik; doğruluk, sarahat, vuzuh; s. dakik. precision bombing tam isabetli bombardıman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu Sony tarafından sağlanan benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

En yüksek okuma kalitesi ve en hızlı disk erişimi sunan çok hızlı bir hassas sürücülü birim.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Precision Drive™ 3 Sistemi, bozulmuş DVD disklerindeki hataları düzeltebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. hortum, fil hortumu; böceklerde hortum; (şaka) burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milletler hukuku uzmanı; siyaset yazan; halkla ilişkiyi düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ırkçılık. racist i. ırkçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice- chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilga, fesih, kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesilebilir, kolay bölünebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kesme, kesilme, bölme, bölünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. makasla kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tek makas; güreşte ayakla köstek. scissors kick makaslama (yüzüş). a pair of scissors makas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus ve kuyruğu makas şeklinde olan bir cins sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskoçya'ya mahsus deyim, terim veya telaffuz özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seçim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sinlilere özgü adet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dilbilgisi kurallarının dışına çıkma; deyim hatası; aykırı tutum veya davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitilebilir aralığın altındaki frekansları susturur.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تاج سر] baştacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Baş tacı, en çok sevilen, sayılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sünnetsiz; Musevi olmayan; putperest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Member Representative)

Borsa’da işlem yapma yetkisine sahip aracı kuruluş temsilcisidir


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Programlanabilir otomatik kapanma. Bu işlev, uzaktan kumanda ile seçilerek TV alıcısının belirli bir süreden sonra bekleme moduna girmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişme, değişiklik; çoğ. olaylar vicissitu'dinary, vicissitu'dinous s. değişikliklere maruz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nükteli söz, şaka, espri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by