çivi Yazısı ne demek? | çivi Yazısı anlamı nedir? | çivi Yazısı

çivi Yazısı anlamı nedir?

çivi Yazısı ne demek?

çivi Yazısı anlamı nedir?

çivi Yazısı | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Alın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahta vs. mıhlamaya ve kakılmaya mahsus ucu sivri ve arkası başlı demir, mıh: Tel çivisi = Kalıba dökülmüşü, karfiçe. Demir çivi = Enser, misnrvar. Nalıncı çivisi = Demirden ufak çivi. Çivi diş = Dokuz yaş dişi. Çivi çiviyi söker = Taciz edici bir halin aynı şiddetle bir mukabil çare ile giderilebileceğini ifade eder: Nezleyim, ama yine de denize gireceğim, çivi çiviyi söker. Ahmet bana bu oyunu yapınca ben de onu şikâyet ettim; ne yapalım çivi çiviyi söker. Çivi gibi = Çevik ve sıhhatli kimse. Çivi kesmek, çivi gibi olmak = Çok üşümek. Çivi yazısı = Farslar’ın, Medler’in ve Asurlular’ın kullandığı yazı. Çivi yukarı = Yağlı güreşte hasmı tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirme oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. crampon. crampoon. cotter. gib. wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. peg. pin. knob. stud. bolt. cleat. holdfast. joggle. spake. tap bolt. gad. dowel. swivel. fulcrum. key. broach. pivot. pintle. wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuneiform writing. cuneiform script. cuneiform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehre ait, belediye ile ilgili; yurttaşlık ile ilgili. civic center hükümet binaları, mahkeme, kütüphane veya galerinin bulunduğu şehrin merkezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yurt bilgisi, yurttaşlık bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çivit renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fazla sulu ve bulaşkan: Cıvık kar, çamur. Ekseriya arka arkaya olarak yapışkan ve bulaşıcı bir şeyi tasvir eder: Elleri yağ içinde cıvık cıvık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maudlin. pert. runny. thin. watery. soft. impertinent. saucy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. runny. impertinent. impudently familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşıcı bir şeyi avuç içinde sıkarak karıştırmak: Fıçının içindeki yağı cıvıklayıp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bulaşıcı şey) Avuçlanarak veya basılarak karışmak: Çamur basıla basıla cıvıklanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vatandaslarla ilgili; hükümete ait, milli; sivil; ferdt, bireysel; vatandaşlık icaplanndan; medeni, uygar; nazik, kibar. civil death manevi ölüm. civil defense sivil savunma. civil disobedience yurttaşın haksız bulduğu bir kanuna karşı itaatsizlik g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chirpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chirpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tweet. twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ufak kuşlar veya piliçler). Ötüşmek, civ civ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheep. chirp. tweet. twitter. to chirp. to cheep. to chirrup. to tweet. to twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twitter. to chirp. cheep. tweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak cıvıldamak, hep birden cıvıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çivilemek işi. 2.Ayaküstü ve dimdik bir durumda denize atlama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailing. a dive with the feet foremost. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Çivi ile mıhlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. nailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çivi İle mıhlanmak. mec. Bir yerde ilişip kalmak, gecikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nailed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth nailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sivil kimse; Roma veya medeni hukuk öğrencisi veya bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, kibarllk, terbiye; kibar söz veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). medeniyet, uygarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). medenileştirmek, uygar seviyeye çıkarmak;aydınlatmak. civiliz'able uygarlaştırılabilir. civilizer (i). uygarlaştıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). medeni, uygar; kibar, nazik, ince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kuşların veya civcivlerin ötüşmesi, civ civ etmeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheep. chirrup. tweet. twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Cıvık hale gelmek.

2.Çığırından çıkmak, hoş olmayan bir mecraya girmek: Lâubalileşmek, sululuk etmek: Bu iş iyice cıvıdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çivirtmek, çivrindi. (bk.) Çevirmek vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yahut çiğit ve galatı: çevid). Hind’de ve Yemen’de yetişen bir bitkiden çıkarılan koyu mavi boya ki, sarılığı kaybettirmek için az miktarda çamaşıra da konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo. blue dye. blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamaşırları çivitli suya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde çivit bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Cıvık hale getirmek.

2.Yakışık almayacak bir hale gelmek, lâubali davranmak, saçmalamak: Sen artık iyice cıvıtmaya başladın. (ses taklidi). Kuşların bağırmasını tasvir ve taklit eder: Kuşlar cıyak cıyak bağrışıyorlardı, dövme gibi şiddetli bir muameleye uğrayan çocuklar hakkında dahi söylenir: Çocuğu cıyak cıyak bağırttı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be impertinent. to spoil a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çividi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graffiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handwriting. longhand. script. writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handwriting. cursive script. hand. long hand. writing hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabalık, nezaketsizlik; kaba davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şehvetli; şehvete düşkün; şehvet uyandırıcı. lasciviously (z.) şehvetle. lasciviousness (i.) şehvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Sesleri belirtmeye yarayan musiki yazısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı uygar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaba tavırlı, nezaketsiz. uncivilly z. nezaketsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. medeniyetsiz, insan girmemiş; vahşi. The children think it's uncivilized to get up early. Erken kalkmak çocukların işine gelmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by