Cız ne demek? | Cız anlamı nedir? | Cız

Cız anlamı nedir?

Cız ne demek?

Cız anlamı nedir?

Cız | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). İktidarsızlık, beceriksizlik, el yetmeme: Ben aczimi bilirim, aczimle beraber hizmet hevesiyle bu işe teşebbüs ettim; izhar-ı ıcz etmek = İktidarsızlığını itiraf ve beyan etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Acize, c. aceze) (acz’den if.).

1.İktidarsız, geyr-i muktedir, zayıf, gevşek, elinden iş gelmez: Aciz bir adamdır; kendi işini görmekten Acizdir.

2.Şaşırmış, ne yapacağını bilmez, dermansız: Ben bu işde Aciz kaldım; insan cevap vermekten Aciz kalır.

3.Konuşan şahsın söylediği tevazu kelimesi: Acizleri, Aciz bendeleri. Darülaceze = Düşkünler yurdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. icaz).

1.(anatomi). Sağrı, insan ve hayvanın gerisi, kıçı; azmü’l »cz = Kuyruk sokumu kemiği. 2.Beyitin son kelimesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helpless. inability. helplessness. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insolvency. inability. weakness. helplessness. helpless. personal disability. unable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجز] aciz. 2.ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Aciz ve iktidarsızlıkla, hakirane: Acizâne takdimine cüret kılındı; Acizâne bir kitap yazmağa başladım.

2.Tevazu ifadesi olarak kullanılır: Taraf-ı Acizaneme irsal buyurulan tahrirat yed-i Acizaneme vasıl oldu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاجزانه] acizce. 2.alçakgönüllüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bu Acize ait veya mensup ve müteallik, tevazu tâbiridir: Pcder-i Acizî = Pederim; »Üy-I Aciziye — Taraf-ı Acizaneme, Acizâne tarafıma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاجزی] acizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Beceriksizlik, kabiliyetsizlik.

2.Fakirlik, tevâzu.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاجزیت] acizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bendeniz, ben.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helplessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. helplessness. insolvency. failure. unableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underscore. underline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). İngilizleştirmek, (i). İngilizleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Katolikleştirmek, Katolikleşmek; evrenselleşmek, evrenselleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexual harassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büvelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Izgarada pişirilmiş köfte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kalem veya diğer bir şeyle bir çizgi çektirmek: Şu tahtanın üzerine bir şekil çizdirmeli. 2.Çıkartmak, üzerine bir çizgi çektirip kaydını silmek: ismini defterden çizdirdiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth drawn / marked / scratched / cancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Cetvel, (bk.) Cetvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. table. graph. exploded view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schedule. table. chart tablo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table. chart. form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. diagram. graph. graphic. profile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gerek kalemle yapılmış gerek oyuk veya kabarık sıra, hat: Bu defterin siyah ve kırmızı çizgileri var, alın çizgisi. Çizgi çakısı = Ağaca işaret etmeye mahsus marangoz çakısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. stripe. scratch. mark. drawing. bar. furrow. grain. groove. score. stria. wale. wheal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furrow. line. mark. score. streak. stripe. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. line. ruling. score. streak. stripe. scratch. scar. furrow. stave. ridge. marking gauge. marking awl. bar. asymptote. hack. figure. drill. drawing. linear. reglet. drawing point. scribe block. scribe compass. scribe awl. cutting rule. scriber. strok

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Nokta olarak başlar ve her yönde «düz, kıvrımlı, kırık, kalın, ince, koyu, açık» olabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated cartoon. motion picture / animated cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde çizgi bulunan: Çizgili defter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lined. barred. ruled. striped. striated. streaky. tabby. liny. banded. brindled. fasciated. striate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripy. lined. ruled. striped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graphic. streaky. striated. striped. marked with lines. lineate. lineated. ribbed. lined. streaked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Cetvel tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linelike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir yüzey üzerinde, bir çizgi doğrultusunda yapılmış ya da düzenlenmiş betileri veya öğeleri niteler.

2.İnce kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği formu ortaya çıkaran hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar «çizgisel kompozisyonlar» olarak tanımlanır. Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik, ışığın imkân verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy.da Neo-klasik Dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon, Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuş, Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy.da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizgili olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlined. unstriped. unmarked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (bk.) Çizik..

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuyruk yağının kıkırdağı.

2.Cızlayan, hisseden, hassas.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmiş, çizmekten hasıl olan iz, hat, yol: Bu aynanın bir çiziği var. Sudanlılarin yanaklarındaki çizikler. Çizik çizik = Yol yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. scar. scrape. dint. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip. mark. scrape. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. line. mark. bruise. clink. nip. rent. gutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Baştan savma, üstünkörü bir şekilde yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rasgele yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmiş, çizgileri olan: Çlzikll, çizili bir ayna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruled. lined. marked. scratched. drawn. delineated. canceled. crossed out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çizilmek işi. (bk.) Çizilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiziliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çizgiler ve hatlar peyda etmek, sivri bir şey sürülmekle boyuna tırmalanmak: Bu kâğıt kolay çizilmiyor, bu ayna çizilmiş.

2.Çizgi çekilerek kaydı silinmek: Onun İsmi defterden çizildi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be marked / drawn / cancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir şeklin belli kaidelere uygun olarak çizilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing. construction. illustration. picture. technical drawing. ichno-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chart. drawing. construction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artwork. drawing. design. design work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif sıyrık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Et ve ona benzer şeylerin şiddetle yanarken çıkardıkları sesi taklit ve tasvir eder: Cızır cızır yandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yanarken veya kızarırken cızır cızır etmek, cızır cızır yanmak veya kızarmak.

2.Kalemin ses çıkarması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sizzle. to sizzle. to creak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Cızırdama sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sizzle. splutter. sputter. cross talk. strays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blare. scratch. stray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creaking sound. splutter. whiz whizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cızırtı çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Kaçmak, savuşuvermek» mânâsında «cızlamı çekmek» sözünde geçer. Argodur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cız ederek yanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cız ettirerek yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koncu dize kadar veya dizden yukarı çıkacak kadar uzun ayakkabı ki, başlıca yolculukta veya hayvana binildikte giyilir, çekme: Çizme giymek, çizmeyi çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çizmek İşi, çiziş.

2.Çizgi, yol,.hat.

3.Tarla çiziği, sapan yolu, ark.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing. high boot. top boot. depiction. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çizgi çekmek. Osm. hat tersim etmek: Şu defteri çizmeli. 2.Sivri bir şey sürülmekle boyuna tırmalamak: iğne yüzümü çizdi. 3.Çıkartmak. Osm. hazf ve terkin etmek: Onun ismini defterden çizdiler. Yazıp çizmek = Yazı ile uğraşmak. Yan çizmek — Sıvışmak. Bir işi yapmaktan kaçmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

write off. draw. mark up. construct. scratch. line. mark. rule. describe. cross out. depict. groove. limn. picture. plough. plow. scar. score. set. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancel. describe. design. pencil. picture. scratch. scuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. to mark. to draw. to score. to cross out. to cancel. to strike off. to scratch. to scarify. construct. delete. depict. design. expunge. generate. mark up. rule. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağında çizmesi olan. Sarı çizmeli Mehmed Ağa = Meçhul, hekkıyle tarif olunamayan şahıs hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.isa Cemiyeti denen bir Hıristiyan tarikatının üyesi: Cizvit papazı.

2.Fesatçı, bozguncu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jesuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) Müslümanlar’ın Hıristiyanlar’dan askerlik hizmetine karşılık aldıkları eski şer’İ vergi, haraç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جزیه] gayrimüslim vergisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Eskiden Cizye toplayan halîfe memuru, haraççı, cizye denilen, vergiyi alan tahsildar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cizye = vergi, F. güzâşten = eda etmek). Vergi veren, haraca bağlı, tâbî, bir Müslüman devletinde cizye vergisi veren Hıristiyan tab’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (Hıristiyan cizyesi): Hıristiyanlar’dan alınan cizye, vergi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). klasik hale koymak; klasikleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eleştirmek, tenkit etmek; yermek, kınamak, kusur bulmak; değerini ölçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HACZ) (i. A. hukuk). Birinden alacağını kurtarmak için bir mal veya mülkünü mahkeme tarafından rehin hükmüne koyup zapt veya satışını isteme muamelesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacz» den).

1.Ayıran, bölen, tefrik eden.

2.(anatomi) Bedenin içindeki bazı oyukları ayıran bölme zarlarına denir: Hicâb-ı HAciz = Göğsü karından ayıran büyük zar, diyafram.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraint. sequestration. attachment. confiscation. distress. garnishment. levy. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraint. sequestration. seizure. attachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. distraint. sequestration. arrestment. confiscation. distress. levy. levy of distress. real poinding. salvage lien. seizure. judicial sequestration. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حاجز] ayıran. 2.haczeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequestered. sequestrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezb» den masdar) (c. incizâbât)

1.Çekilme, Osm. cezb ve celbolunma: Elde olmayan büyük bir incizab ile.

2.(astronomi) Gök cisimlerinin birbirlerini çekmeleri. Fransızca: gravitation.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انجذاب] cazibeye kapılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) italik harflerle basmak; el yazısında kelime veya satırın altına çizgi çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyphen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) layik kılmak, dinle alâkasını kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «acz» den if.) (mü. muaccize). Tâciz eden; sıkıcı, bıktırıcı, usandırıcı, yapışkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Muacciz insanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acz» den if.) (mü. mûcize). Başkalarını Aciz bırakan, kimsenin yapamıyacağı hâl ve şekilde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acz» den if. mü.) (c. mûcizât). Peygamberler tarafından meydana getirilen harikulade durumlar ki, halkı acz ve şaşkınlıkta bırakıp imana gelmelerini mucip olur: Hazret-i Salih’in gösterdiği mûcize (Tanrı’nın gösterdiği mûcizeye «Ayet» ve evliyânınkine «kerâmet» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. marvel. wonder. prodigy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marvel. miracle. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. marvel. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hayran bırakan, olağanüstü olay. İnsan aklının alamayacağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculously. supernatural. portentous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معجزات] mucizeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ معجزه گو] mucizeler anlatan. 2.mucize gibi söyleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-ÇİZ) (i. F.). Hiç hükmünde olan, ehemmiyetsiz: Nâçiz bir hediye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. humble. insignificant. worthless. insignificant. worthless değersiz. önemsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناچيز] değersiz, önemsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizâne: Nâçîzâne hediyem takdim kılındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

. humbly. with great modesty. humble. insignificant. worthless. humbly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Nâçizlik, değersizlik, ehemmiyetsizlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. toplum veya dernekten çıkarmak; bir kimse ile ilişkiyi kesip mevcut değilmiş gibi hareket etmek. ostracism i. sürgün etme; ilişkiyi kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. reklâmını yapmak; umuma ilan etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TACİZ) (j. A. «acz» den masdar) (c. tâcîzât).

1.Aciz bırakma.

2.Rahatsız etme, rahatsızlık verme (bu ikinci mânâ dilimize mahsustur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. molestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annoyance. harrassement. disturbing. harassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annoyance. harassment. importunity. imposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعجيز] rahatsız etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harass. to annoy. to bother. ail. beleaguer. disturb. dog. harry. haunt. haze. incommode. molest. pester. ply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rahatsız etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skyline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

em-dash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vecâzet» ten smüş.) (mü. vecize).

1.Kısa, Ar. muhtasar.

2.Kısa fakat özlü ve mânâlı söz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconic. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short and to the point. pithy. succinct. concise. laconic. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجيز] özlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kısa, derli toplu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphorism. saying. epigram. maxim. aphorism özdeyiş. terse saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphorism. epigram. pithy. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجيزه] özdeyiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Derin anlamlı, özlü, güzel söz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vecîz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan tamamen yeni bir konsept olan “yeni ÇİZGİ” en son BRAVIA LCD TV’lere entegre edilmiş bir tasarım temasıdır. Bu genel seyir deneyimini etkilemeden, çevrenizi iyileştirecek temiz ve küçültülmüş çizgilerle ilgilidir. Sizin çarpıcı ekran ve yüksek çözünürlüklü görüntü kalitesine odaklanabilmeniz için aşırı parçalar ve gereksiz boşluklar çıkarılır. Tasarım ve öğeleri tamamen Sony’e özgüdür.

Teknolojik Terim by