Cl ne demek? | Cl anlamı nedir? | Cl

Cl anlamı nedir?

Cl ne demek?

Cl anlamı nedir?

Cl | Dream Meanings


Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alkışlamak; bağırarak ilân etmek; bağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkışlama, alkış, bravo'' deme; açık oylamada lehte oy verme by acclamation oy birliği ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir yerin iklimine alıştırmak acclimatiza'tion (i). bir yerin havasına alışma veya alıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yokuş, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hızlı, çabuk, telaşlı. Osman Bey ile çağdaş olan 14.yy. ortalarında yaşamış Karasi Beyi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tok olmayanın hali, yemeğe iştahı mucip hal: Açlık çekmek,

2.Kıtlık, yokluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger. starvation. dearth. famine. hollowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger. famine. starvation. poverty yoksulluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger. becoming hungry. starvation. famine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike. bread riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyilsiz. aclinic line pusula iğnesinin meyilli olmayıp kendiliğinden yatay kaldığı mıknatıslı ekvator çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beklenmedik olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâlenin ağaçta yetişen cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation. silviculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforest. to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacı çok, ormanımsı yer: Ağaçlık bir mahal. Ağaçları olan küçük yer, küçük koru: Orada bir ağaçlık vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. silvan. thicket. wooded. woody. copse. wood. bosky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood lot. well-wooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draining. drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drain. drain the water away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intend. aim at. fasten on. purpose. will. work up. zero in on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim. to aim. to intend. to purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to aim at. to purpose. to intend. aim. plan on. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposefully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeful. having a purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a specified goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intentionality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). işlerde kocalayıp tecrübe hasıl etmek, kurnaz ve usta olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok yavru yetiştirip alışmış olan hayvanın veya işlerde kocalainason bitkisi yıp tecrübe kazanmış adamın hâli. mec. Ustalık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). papaz sınıfına muhalif, papazların siyasete karışmalarına karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kon). (san). ani bir değişiklikle daha az etkili bir hale gelen ifade ile ilgili; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). ifadenin ani bir değişiklikle daha az etkili bir şekil alması; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). bir eksenden zıt yönlere giden tabakaların bükülmesi veya kemeri, yukaç. anticli,nal (s). yukaça ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek basınç alanı, karşı- döngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

media. facilities. resources.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Argaç atmak, atkılamak.

2.Sarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). damar sertliği, arterioskıleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) makale, yazı; bent, madde, fıkra, fasıl, bahis; ey, nesne, madde; kısım; gram harfi tarif ve harfi tenkir : (zool) boum, bitki boumu articles of apprenticeship usta ile çırak arasında anlama articles of association şirket mukavelesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) maddeler halinde tertip etmek; madde madde şikayetleri içine alan bir dilekçe vasıtasyyla bir kimseyi dava etmek; usta yanyna mukavele ile çırak vermek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanlıların tıp ilâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i)., (tıp)damarlar ın tıkanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). sayvan, kulak kepçesi; kulakçık; (bot)., (zool). kulağa benzeyen şey, kulacık, kulakçık. auricled (s). kulaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otoklav, sterilizator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Avcun içine almak, avuçla kavramak.

2.Bol bol almak.

3.Kavramak, çevirmek, içine almak: Yelken rüzgârı avuçlamak = Rüzgârdan şişmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasp in the hand. take a handful of. fist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to grisp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gemi diplerine veya kayalara yapışan midyeye benzer birkaç cins kabuklu deniz hayvanı; bir cins yabani kaz; (mec). yapıskan huylu sırnaşık adam fig. çamsakızı. acorn barnacle beyaz kurt, zool. Bolanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen). (çoğ). at nallanırken burnuna takılan kıskaç, nalbant yavaşası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas güçlendirme, tek bir dokunuşla bas sinyalinin güçlendirilmesini sağlayan bir Sony teknolojisidir. Sony WALKMAN® mp3 veya mp4 çalarla, HiFi veya başka bir ses cihazıyla müzik dinlerken daha zengin ve güçlü bas sesler duymak isterseniz, tek yapmanız gereken, bir düğmeye dokunmaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressurized. forced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulutlandırmak, karartmak; kaplamak; içinden çıkılması zor hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,coğ. yatak örtüsü, battaniye gibi yatak takımları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city council. municipal council. town council. municipal board. municipal councillor / council / assembly / board. town / municipal council. shop council. select council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bisiklet; f. bisiklete binmek, bisikletle dolaşmak. bicyclist i. bisikletle gezen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgi taslama, Alimlik iddiası. Osm. malûmatfürûşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedantry. sophism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb conscious of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awakening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become conscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become conscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Şuurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awake. conscious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscious. aware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. pusula dolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyosferin üç sahasından biri: deniz, tatlı su veya kara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. ekşi yoğurt, kesilmiş süt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be debited. to be forced to go into debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to debit. to charge. indebt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowing. loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going into debt. loan contracted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Borca girmek, borca batmak, borçlu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted to. to take on debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Borcu olan, Ar. medyûn, garım, verecekli. 2.Mecbur, mükellef: Bu işi yapmaya borçluyum.

3.Minnet altında kalmış, minnettar: O adama karşı borçlu kaldık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebted. beholden. owing. in the red. in hock. debtor. obligor. payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. obliged. grateful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. under obligation to. behindhand. beholden. debitor. in hock. in the red. obligator. obligor. owing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to owe debts. owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince pamuklu,yünlü veya suni ipekten dokunmus kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zodiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buruşup kar ma karışık olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bazı çiçeklerde küçük kese, kesecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ikinci çanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezmurların bestelenmiş şekli, ilâhi; (b.h)., (çoğ). Süleyman;ın neşideleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). çıban, şirpençe; burun sivilcesi; lal taşı, yakut; yakut kırmızısı, kahverengimsi kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalp zarlarının katılaşması, kardiyoskleroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohum göbeği tomurcuğu, tohumun hilum kısmının kenarındaki çıkıntı; (zool). horoz ibigi veya onun benzeri sarkık et. carun cular carun'culous (s). sarkık et biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dünyanın tamamen yok olması; afet, tufan, dâhiye; (jeol). yeryüzünde değişiklikler meydana getiren fiziksel olay. cataclys'mic, cataclys'mal (s). müthiş; kıyamet günü gibi, felaket cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekiçle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket money. packet money. pocket cash. spending money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla kefen olarak kullanılan mumlu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tülbent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tarih, kayıt, vakayiname, günlem; (f). kaydetmek, tarihe geçirmek. chronicler (i). tarihe kaydeden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire çember, halka; bu şekildeki herhangi bir cisim; ring, meydan; etki sahası; devir: hale; muhit, grup; (coğr). paralel dairesi; (astr). gök cisimlerinin yörüngesi; gök cisimlerinin kendi etraflarında dönmeleri. great circle (coğr). büyük dair

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafını çevirmek, kuşatmak; etrafında dolaşmak; devretmek, dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük daire, halkacık; daire şeklinde olan baş süsü, taç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şaklama; gürleme; patlama; tokat; ant bir vuruş veya hareket; alkış; (argo). belsoğukluğu; (f). tokatlamak, tokat atmak; alkışlamak, el çırpmak; kanat çırpmak; yerine koymak, oturtmak; hemen yerine koymak. clap in jail hemen hapse atmak. cla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kesilip koyulaşmış süt; (f). kesilip koyulaşmak (süt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çatırdamak, takırdamak; gevezelik etmek, çene çalmak; (i). çatırtı, takırtı; gevezelik, patırtı. clacker (i). takırtı yapan şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). clothe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). talep, iddia; hak; sigorta poliçesi üstünden ödenecek para; maden vb'ni işletmek için devletin arazisinde hak talep etme. clalm for damages tazminat davası; tazminat talebi. claim jumper ABD başkasının maden ocağını işgal edip alan kimse. Iay claim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hak talep etmek, istemek; iddia etmek; sahip çıkmak. claimable (s). hak talep edilebilir. claimant (i). hak talep eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözle görülmeyen şeyleri görme kudreti; basiret; başkalannın zihninden geçenleri okuma hassası, gaipten haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). garipten haber veren, gözle görülmeyen şeyleri gören; (i). bu hassaları haiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tarak, deniz tarağı, istiridye; (k.dili). sessiz ve içine kapanık kimse; (f). deniz tarağı toplamak. clambake (i)., (ABD). deniz tarağı pişirilip yenen bir piknik. clamshell i tarak kabuğu; çift çeneli kova. clam up (ABD)., (argo). sessizl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mengene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültülü; Israrlı, yapışkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tırmanmak, güçlükle tırmanmak; clamberer (i). el ve ayakla tırmanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ıslak, yaş, rutubetli, yapışkan, soğuk. clamminess (i). ıslak ve yapışkan oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). haykırma, feryat, yaygara; gürültü; (f). yaygara ile istemek; yaygara kopararak zorlamak; haykırmak, feryat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültülü, patırtılı; yaygaracı, şirret. clamorously (z). gürültüyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mengene, kıskaç, kenet; kelepçe, krampon; (f). mengene ile sıkıştırmak, kasmak, germek, bastırmak, tespit etmek. clamp coupling kenetli kavrama, sıkma, kavrama. clamp screw sıkma vidası. clamp down on daha titiz olmak; menetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klan; kabile; grup, parti, zümre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gizli, mahrem, el altından. clandestinely (z). gizlice. clandestineness (i). gizlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şakırtı, çınlama, madenl ses; gürültü; (f). gürültülü ses çıkarmak. clangorous (s). gürültülü ses çıkaran. clangorously (z). gürültüyle, çınlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). madeni ses; (f). bu sesi çıkarmak; bu sesi çıkarttırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tanımadıkları ile iyi geçinemeyen; klanvari; bir klamn ahalisi gibi ancak birbiriyle münasebet kuran. clannishness (i). kendi aralannda grup kurarak başkalanyla konuşmama eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çınlamak; yüksek sesle çalmak; yüksek sesle çaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -men) klana mensup kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ABD). inşaatlarda kullanılan dış kaplama tahtası; (f). bu tahtalar ile kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan dili; alkışlayıcı şey veya kimse; (argo). dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (eski ve leh). tırmalamak; küfretmek, sövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göze girmek için yapılan sahte iltifat; yağcılık; yapmacıklı sözler sarfetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tiyatroda alkışlamak için tutulmuş kimseler; çıkarları olduğu için alkışlayan kimseler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön kısmı cam olan dört kişilik ve dört tekerlekli üstü kapalı at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). kalın bir çeşit matbaa harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırmızı Bordo şarabı; aynı tipte diğer şaraplar; koyu morumsu kırmızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aydınlatma, açıklama, vuzuha kavuşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aydınlatmak, açıklamak, tasfiye etmek; aydınlanmak, açılmak, izah edilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). klarnet. clarinetist (i). klarnetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). açık, temiz, vazıh;(i)., (müz). boru, zurna; (şiir). bu çalgının sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açıklık, vuzuh, berraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). adaçayı. meadow clary yılan kökü, (bot). Salvia pratensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). gürültülü bir ses çıkarmak; çangır çungur çarpışmak; fikir ayrılığı olmak, uyuşamamak; hızla çarpmak, bindirmek; bir çarpışma nedeniyle ses çıkarmak; (i). çarpışma neticesinde çıkan ses; çarpısma, toslama; fikir uyuşmazlığı; ihtilaf. clash wi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). toka, kopça; kucaklama, kavrama, sıkma; (f). toka veya kopça ile tutturmak; toka koymak; kavramak, sıkıca tutmak. clasp knife büyük çakı, sustalı bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot)., filiz; (zool). dişiyi tutmak için erkek balık veya böcekte bulunan uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sınıf, tabaka, zümre; kast; çeşit, tür; takım, grup; ders; bir okulda aynı yılda mezun olacak toplam; (argo). mükemmellik, üstünlük; mevki (tren); (ask). kura; (zool)., (bot). sınıf; (f). sınıflara ayırmak, tasnif etmek; yerine oturtmak; b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). classic classification classify.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). klasik, özellikle sanat ve edebiyatta eski Yunan ve Roma tarzında; örnek teşkil edecek şekilde olan; belirli sanat ve bilim kurallarına uygun; edebi ve tarihi değeri olan; (i). klasik eser; klasik eserler vermiş olan yazar; klasikleri iyi bil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). klasik, klasik değerde olan; klasik öIçülere uygun; mükemmel, şaheser. classical'ity (i). klasiklik classically (z). klasik olarak, eski usullere göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klasisizm, klasiklere tabi olma veya uyma; klasik şekil veya deyim; klasik öğrenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klasik üslup taraftan; klasik sanat veya edebiyat bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). klasik hale koymak; klasikleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sınıflara ayırmak, tasnif etmek. classifiable (s). sınıflandırılabilir. classifica'tion (i). sınıflama; sınıf. classified advertisements küçük ilânlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sınıf arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sınıf, dershane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo). harikulade; sosyetik; şık, kibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırılır, parçalanır; parçalardan teşekkül etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). takırdatmak, çatırdatmak; yüksek sesle konuşmak, gevezelik etmek; takırdamak, ses çıkarmak; (i). patırtı takırtı, ses, gürültü; gürültülü konuşma; boş laf; dedikodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topallama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). madde, (anlaşma, antlaşma, kontrat, kanunda) bent, hüküm fıkra, şart; gram cümlecik. clausal (s). cümlecikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). manastır ile ilgili; manastır gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). kapalı yerlerde bulunma fobisi, klostrofobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başı kalın çomak gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klavsen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). köprücük kemiği, klavikula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köprücük kemiği gibi veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çalgı aletinin tuşları; daktilo klavyesi; tuşları olan çalgı aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çomak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pençe, hayvan pençesindeki kıvnk tırnak; pençeye benzer bir alet; (f). yırtmak, tırmalamak, pençe atmak; kaşımak. claw hammer domuz tırnağı çekiç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klakson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kil, balçık, çamur toprak; insan vücudunu meydana getiren hamur, insan vücudu. clayey, clayish (s). killi, kil gibi. clay pigeon kilden yapılmış ve havaya fırlatılan nişangâh. potter's clay çömlek çamuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kılıç; iki ağızlı iskoç kılıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). temizlemek, yıkamak, antmak; temizlenmek, paklanmak. clean out çöp boşaltmak; (k.dili). terk etmek; silip supürmek, parasız bırakmak. clean up tam temizlemek; (argo). çok para kazanmak; bitirmek; galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). temiz, pak; halis, saf, arı; kusursuz; engelsiz açık; masum, temiz ahlaklı; yenebilir (av eti vb); mevzun, öIçüleri muntazam olan, biçimli; mükemmel, fevkalade. clean bill of health sağllk raporu; (hastalık olmadığını belirten) temiz kâğıdı; şüphe k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). tamamen, bütünüyle; temiz bir şekilde, temiz olarak. clean gone iz bırakmadan gitmiş. come clean (argo). itiraf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iyi yontulmuş, temiz (iş); kesin; göze hoş görünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sakalı bıyığı tıraş olunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temizleyici; silgi. dry cleaner kuru temizleyici. vacuum cleaner elektrik süpürgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). temiz; temizlenmeye veya temiz tutmaya meraklı; (z). (klin'li). temiz bir şekilde, temizce cleanliness (i) ., (klen'linis) temizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). temizlemek. cleanser (i). temizleyici; sabun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). temizlemek; kurtarmak; aydınllğa kavuşturmak; engeli aşmak; hesabını temizlemek; borcunu ödemek; temize çıkarmak; gümrükten çekmek; tahliye etmek; net kar etmek; tahsil etmek (çek vb); temizlenmek; takas odalannda çek vb'ni değiştirmek; limana giriş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık, aydınlık vazıh; parlak, berrak; şeffaf, saydam; net; kati, kesin; masum, temiz; sakin; açık (arazi vb); hudutsuz; takıntısız. clear conscience vicdan rahatllğı. clear-cut (s). keskin; açık ve seçik. clear evidence açık ve kesin ispatlayıcı de

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). açıkça, açık olarak; tamamen, bütünüyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından WALKMAN® mp3 ve mp4 çalarlar için geliştirilen yeni Clear Bass teknolojisi, ALC (Otomatik Seviye Kontrolü) aracılığıyla derin ve güçlü bas sesler üretir. Dolayısıyla, ister basların çok güçlü olduğu parçalar ister yavaş şarkılar dinleyin, hiçbir bozulma olmaksızın mükemmel bir ses kalitesi elde edersiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Clear Colour Parazit Azaltma, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan bir özelliktir. Görüntünün ışık ve renk frekansları analiz edilir, uzun pozlamalar neticesinde oluşan bozulmalar giderilmiş olur ve doğal tonların resimde oluşumu sağlanır. Özellikle açık mavi gökyüzü, koyu mavi denizler ve yeşil ormanlar gibi büyük alanlarda aynı renklerin bulunduğu manzara fotoğrafları, daha zengin renk tanımlamasından yararlanacak ve daha gerçekçi biçimde oluşturulacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Clear Luminance Parazit Azaltma, daha yüksek çözünürlükte daha net, daha temiz görüntüler sağlayan bir dijital fotoğrafçılık özelliğidir. Parlak ışık altında çekilen görüntüleri geliştirmek için bir filtre kullanır. Bu işlev, resimdeki ayrıntılarla karıştırılabilecek parazitleri önleyerek resimin yüksek aydınlatmalı kısımlarındaki ayrıntıları geliştirir. Geleneksel parazit giderme sistemlerinin aksine, paraziti, görüntü ayrıntılarını etkilemeden bastırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Clear Photo LCD Plus, daha yüksek ekran çözünürlüğe ve daha yüksek kontrastlı çok sayıda renkle gelişmiş görüşe sahip bir LCD ekrandır. Bu, karanlık ya da aydınlık ortamlarda daha iyi film oluşturma ve odaklanmasına, oynatma sırasında daha net görüntüye olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Clear Stereo, ses sinyallerinin sağ ve sol kanallar arasında kaymasını önlemek üzere geliştirilen bir Sony teknolojisidir. WALKMAN® cihazınızda en sevdiğiniz şarkıları dinlerken daha dengeli, net ve temiz sesler duymanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zeki bakışlı, akıllı. clearheaded (s). iyi düşünen clear-sighted (s). basiretli. clear title ipotekten ari mülkiyet hakkı; sağlam. tapu in the clear engellerden uzak; şüphe altında olmayan. out of the clear birdenbire. steer clear sakınmak The coa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ClearVid CMOS sensörü, ışığı dijital sinyale dönüştüren video kameranın gözüdür. Daha fazla ayrıntı ve netlikle ve aralarında Kesintisiz Yavaş Kayıt, yüksek ışık hassasiyeti ve Çift Kayıt da bulunan daha gelişmiş işlevlerle daha yüksek kaliteli resme yol açar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temizleme; açıklık yer; gümrük muayene belgesi, gümrük müsaadesi; takas, sayışma, hesaplaşma; geminin limanı terketme hakkı. cleurance papen geminin limanı terketme izni belgeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. clearing

tic. takas

İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temizleme işi; açığa çıkarma; aydınlatma; açıklık, meydan; takas, kliring. clearinghouse (i). kliring odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolalamak, kolalayıp ütülemek. clearstarcher (i). kolacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). clerestory.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony ClearVoice teknolojisi, konuşma frekansı aralığının ses seviyesini yükseltir; sonuç olarak konuşma sesleri çok daha berrak hale gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ClearVoice Plus teknolojisi, konuşma frekansı aralığının ses seviyesini yükseltir; sonuç olarak konuşma sesleri çok daha berrak hale gelir. Yavaş kayıt hızında bile hoparlörden çalınan ses mükemmelliğini korur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mesnet takozu, kama, kelepçe; (den). koç boynuzu; (f). takoz vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarık; yarılma, çatlama; (kim). molekülün aynlması; (k.dili). göğüs yangının dekolte elbiseden görünmesi; (biyol). hücrenin bölünmesi; (jeol). dilinim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapışmak, iltisak etmek; bağlanmak, sadık olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (cleft veya cleaved veya clove; cleft veya cleaved veya cloven; (eski). cleave, clave clove) yarmak, bölmek, taksim etmek; ayırmak; açmak (yol vb); ayrılmak, yarılmak, bölünmek; arasmdan geçmek. cleavable (s). yarılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). satlr, balta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tek). yoğurtotu, (bot). Galium aparine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uğursuz sayılan kelimelerden kaçınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demir topuzlu bir çeşit golf değneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). anahtar bass. clef fa anahtarı. treble clef sol anahtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). çatlak, yarık, ayrık. cleft foot çift tırnaklı ayak. cleft palate yarık damak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). gonca halinde kalan ve bu halde kendi kendine döllenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaban asması, akasma, meryemana asması. filbahar, filbahri, (bot). Clematis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merhamet şefkat; müsamaha, hoşgörü; yumuşak başlılık; mülayimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merhametli, şefkatli; yumuşak başlı; yumuşak ve latif (hava).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (yumruğunu, dişlerini) sıkmak; sıkıca yakalamak, kavramak; (i). sıkma, kavrama; mandal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (cleped veya clept, ycleped veya yclept)., (eski). adlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -dras -drae) eski bir çeşit su veya civa saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). kleptomania.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). bir bina, kilise, vagon vb'nin pencereli üst kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ruhban sınıfı, rahipler zümresi; Hıristiyan din adamları sınıfı. benefit of clergay papazlann dokunulmazlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -men) rahip, papaz, vaiz, ruhban sınıfına dahil olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). rahip, papaz, vaiz; (s)., (bak)., clerical.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). katip veya yazıcıya ait; daire işiyle alâkalı, kırtasiyecilikle ilgili; kilisenin politikada yeri olmasını savunan; ruhban sınıfına dahil; (i). rahip, papaz, vaiz; (çoğ). papaz kıyafeti; kilisenin hükümetteki nüfusunu artırmayı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). politikada kilisenin nüfüsu; bu nüfüsu destekleme; kilise mevzuatı, kilise yararları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). katip, yazıcı; (ABD). tezgahtar, satıcı; (f). katiplik yapmak; tezgahtarlık yapmak. clerk of the court zabıt katibi. parish clerk (ing). kilise katibi. clerkship (i). katiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). akıllı; zeki; becerikli; kabiliyetli. cleverhl (z). akılca, zekice. cleverness (i). akıllık; beceriklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenet demiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f yumak; mit ipucu olarak sökülen yumak; ipucu; den yelkenin uskuta yakası; f yumak yapmak, sarmak; bir ipucu vasıtaslyla yol göstermek; den yelkeni yukan serene veya direğe hisa etmek clew line kuntra uskuta not have a clew hiC bir fikri olmamak, elin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Davet edilmek, (bk.) Çağrılmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klişe, basmakalıp söz; (matb). klişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). cıt, sert ve kesik ses, çıtırtı, tıkırtı; (dil) saklama; (mak). kastanyola; (f). çıtırdamak; tıkırdamak; (argo). başarmak; (argo). birbirine uymak, uyuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müvekkil; müşteri, alıcı; eski Roma'da eşraf ve hanedan evlerine intisap eden adam, yanaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşteriler, müvekkiller, hastalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçurum, sarp kayalık. cliff dweller kanyonlarda veya dik kaya oyuklannda yaşayan ilkel Amerikalı; (ABD)., (k.dili). apartmanda oturan kimse. cliffhanger (i)., (k.dili). en heyecanlı yerinde kesilen seri film.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). buhranlı yaş devresi; menopoz, adet kesilmesi; (s). buhranlı devreye ait. climacter'ical (s). buhranlı, buhranlı devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zirve ile ilgili; en kritik devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iklim, hava. climat'ic (s). iklimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klimatoloji, iklimler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (f) sahika, zirve, doruk, tepe, bir şeyin en yüksek noktası; düğüm noktası; (f). zirveye erişmek, zirveye eriştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tırmanmak; tedricen yükselmek; çıkmak; (i). tırmanacak yer; tırmanış, tırmanma. climb down inmek; (k.dili). (bir tutumdan) vazgeçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tırmanan sarmaşık; (k.dili).; toplum hayatında yükselmek isteyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(şiir).iklim, diyar, üIke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). perçinlemek; sağlama bağlamak; spor girift olmak, yapışmak; (argo). kucaklamak; (i). perçinleme; spor gögüs göğüse dövüşme; perçinlenmiş civi; (den). bir ceşit düğüm. clincher (i). perçinleme; perçinleme çivisi; (k.dili). karar vermeye ye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (clung) yapışmak, sıkıca sarılmak, tutunmak; yanında olmak; (hatlra vb'ne) bağlı olmak. clinging vine (k.dili). erkeğe fazla dayanan güvensiz kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). et şeftalisi, çekirdeği etine yapışık şeftali; (s). çekirdeği etine yapışık olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klinik; klinik dersi. marriage clinic evlilik sorunlarına çözüm yolu bulan klinik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). klinik ile ilgili; duygulardan arınmış bilimsel, nesnel. clinical thermometer derece. clinically (z). klinik ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klinik tedavi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (argo). hapishane, kodes; hücre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tıkırdamak, şangırdamak, tıkırdatmak, şangırdatmak; (i). tıkırtı, şangırtı; ritmik bir ses; bazı kuşlann haykırışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert tuğla; cüruf, ocakta kömur cürufu;( ABD). , (argo). hata; (bilhassa şarkı söylerken veya çalgı çalarken). clinker built kaplama parçalan birbirine bindirilmiş gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klinometre, meyil öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). klinometre ile ilgili. clinomet'rical s klinometre ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapışkan, yapışan, sarılan, tutunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). tarih Müzü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kırkmak; kırpmak; uçlarını kesmek; bir kısım heceleri yutarak telaffuz etmek; (k.dili). vurmak, indirmek; (k.dili). hızlı gitmek, koşmak; (ago). hile yapmak; gazete veya mecmuadan küpür kesmek; süratli bir şekilde hareket etmek; (i). kırpma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clip Motion, dijital fotoğraf makinenizde animasyonlu GIF dizisi oluşturmanızı sağlar. Clip Motion modunda çekilen nesnenizin 10 karesi kullanılarak 160 x 120 çözünürlükte 256 renkli bir animasyon oluşturulur. Animasyonlu GIF’ler özellikler e-posta, web sayfaları ve çeşitli sunumlarda kullanılmaya uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu clipboard (pano) işlevi, iki tunerli TV’lerde kullanılabilen bir işlevdir. Pano seçildiğinde, ekran iki bölüme ayrılır. Geçerli görüntü sağ tarafta dondurulurken, program ekranın sol tarafından kesilmeden devam eder. Bu özellik, adres, telefon numarası, hatta yemek tarifi gibi bilgileri yazmak istediğiniz çok yararlı bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). grup, komite, hizip; klik, (f). komite teşkil etmek, grup meydana getirmek. ayrı tutmak. eli'quish (s). grubu dışındakilere yüz vermeyen, ayrıcalık gözeten. eliquishly (z). belirli bir grubun dışındakilere yüz vermeyerek. eliquishness (i).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmemesi, gizlenmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). fercin dili, klitoris, bızır, dılak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -eae) apteshane; lağım; (zool). dışkılık, göden. eloaeal (s). gödene ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pelerin; manto; perde; paravana; bahane; (f). pelerin veya manto ile örtmek; gizlemek, saklamak. eloakroom (i). vestiyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ABD)., (argo). kıyasıya dövmek; yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çorabın iki tarafında bilekten yukarı doğru çıkan. ajur clocked (s). ajurlu, süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toprak veya çamur parçası, kesek; toprak; budala kimse, aptal kimse. eloddish (s). aptal. eloddishnessi aptallık. elodhopper (i). , (k.dili). hantal kimse; (çoğ). büyük ağır ayakkabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitkileri korumak için üzerine konan çan şeklindeki muhafaza; çan şeklinde olup başa sıkı oturan şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). saat, duvar veya masa saati; (f). saat tutmak, saatle öIçmek. eloekmaker (i). saatçi eloekwise (s)., (z). saat yelkovanı yönünde. eloekwork (i). saatin içindeki parçalar. Iike elockwork muntazam olarak. aIarm elock çalar saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mania, engel; köstek; tahta ayakkabı, takunya, nalın. elog dance tahta ayakkabı ile oynanan dans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli kısımlann birbirlerinden madeni şeritlerle aynldığı emaye işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). manastır; bir binaya bitişik üstü kapalı kemerli yol; munzevi hayat, manastır hayatı; (f). manastıra kapatmak; tecrit etmek, ayırmak; manastır haline getirmek. cloistered (s). manastırda oturan; dünyadan uzak. cloistral (s). manastır ile il

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bölünen bir bitkiden meydana gelen bitkiler. (zool). özel bir muamele ile nüvesi faal duruma getirilmiş hücrelerden meydana gelen ve birbirine benzeyen canlılar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). klonüs, ihtilaç. clonic (s). klonüse ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (f). atın ayaklarının çIkardlğn ses; (f). böyle ses çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yakın birbirine yakın; kısımları birbirine yakın, sıkı; kapalı, kapatılmışı; dar, sıkışık; havasız; fikirlerini açıklamaktan kaçınan, sıkı ağızlı; gizli tutulan, saklı, mahrem; cimri, hasis; (dilb). ağzı kısarak söylenen (harf); hemen hemen eşit ol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).avlu, kilise avlusu, etrafı çevrili arazi; (ing). ve iskoç geçit, giriş yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonuç, nihayet; bağlantı: göğüs göğüse kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kapamak, kapatmak; tıkamak doldurmak (delik); son vermek; etrafını çevirmek, ihata etmek; kapanmak; sona ermek; yaklaşmak; anlaşmaya varmak; birleşmek. close down kapamak; kapanmak. close in on etrafını çevirmek. close out (ABD). hepsini satmak, in

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cimri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).ince damarlı (ağaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (den). orasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıkı ağazlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sIkI ağızlı, konuşmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). talim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). küçük oda, bölme; hücre; tuvalet, hela, apteshane; (s). özel, şahsi; gizli, mahrem; uygulanma kabiliyeti olmayan: (f). özel bir odaya kapatmak; mülakat veya görüşme yapmak için bir odaya çekilmek. closet drama okunmak için yazılmış piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). f kapama, kapanma; son verme, sona erdirme; kapayan kısım; bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f ).(-ted, -ting) pıhtı, toptop olan herhangi bir şey; (f). pıhtıtaşmak, top top olmak, kesilmek (süt); pıhtılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumaş, bez, örtü; rahiplik mesleği, din adamlığı; yelken. the cloth rahipler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (clothed veya clad) giydirmek; üstünü örtmek, kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). elbise, esvap, giysi; yatak takımı. clothes basket çamaşır sepeti. clotheshorse (i). çamaşır askısı; A.B.D., argo giyimine düşkün kimse. clothesline (i). çamaşır ipi. clothes moth güve. clothespin (i). mandal. clothes pole çamaşır ipini tutan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün kumaş veya elbise imalatçısı veya satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). giyim eşyası elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bulut; duman veya toz bulutu; leke. cloudburst (i). sağanak. cloud-capped (s). bulut ile kaplanmış (dağ tepesi). cloud chamber (fiz). buhar hücresi cloudland (i). hayal. in the clouds hayal aleminde dalgın. under a cloud şüpheli; dertli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulutla kaplamak, karartmak, örtmek, gölgelemek; lekelemek,şüphe altında bırakmak;bulutlanmak, kararmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulutlu, bulutlarla ilgili; dalgalı (mermer); dumanlı; karanlık, açık. olmayan; şüphe altında; töhmet altlnda cloudily (z). bulutlu olarak cloudiness bulutlu olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dar bir vadi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (k).dili tokat, darbe; hedef, nişan alma nokta; isabet kaydeden atış; argo etki; nüfuz, slang piston; (f)., (k).dili tokat atmak, vurmak; colloq yama yapmak. clout nai I geniş başlı civi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cleave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanfil (baharat); karanfil ağacı, (bot). Caryophyllus aromaticus; diş (sarmısak). Indian clove bark karanfil kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cleave; (s). yarık, ayrık, çatal. cloven - footed, cloven - hoofed (s). çatal tırnaklı; şeytanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yonca, (bot). Trifolium in clover müreffeh, hali vakti yerinde. hare's foot clover tavşan paçası yonca, (bot). Trifolium arvense king's clover san yonca, (bot). Melilotus officinalis red clover kızıl yonca, (bot). Trifolium pratense wild clover yaban

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -leafs) yonca yaprağı kavşağı, altlı üstlü geçiş sağlayan kavşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). soytarı palyaço; köylü; kaba adam; (f). soytarılık etmek. clownish (s). budala; kaba. clownishness (i).soytarılık; kabalık; budalalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bıktırmak, usandırmak, gına getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sopa, çomak; golf sopası; kulüp, dernek; kulüp binası; iskambil sinek, ispati. club car (d.y). büfeli vagon. club moss kurdayay, (bot). Lycopodium clavatum club sandwieh içine et, peynir ve domates konarak yapılan üç dilim ekmek. club steakufak filet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sopa ile vurmak, dövmek; bir araya toplamak; parasını ortak bir masrafa veya işe yatırmak. club together bir araya gelmek, toplanmak; bir dernek meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm kayıtlı VAIO kullanıcıları teknik ve temel bilgilerin yanı sıra yazılım güncellemeleri sağlar. 24 saat içinde teslimatın yapıldığı aksesuarlar için özel bir sipariş hizmetinin yanı sıra, kişisel bir ana sayfa (www.club-vaio.com= sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir kulüp üyeliğine layık; girgin, toplum hayatına uyabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumru ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (den). tehlike zamanında geçici olarak demir atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulüp binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). gıdaklamak; (i). gıdaklama; A.B.D. argo aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ipucu, (iz)., anahtar; (f). bilgi vermek, aydınlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yığın, küme; (f). yığmak, kümelemek; ağır adımlarla yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hantal, biçimsiz, beceriksiz, sakar. clumsily (z). hantalca. clumsiness (i). hantallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cling

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). salkım, hevenk; tutam, demet; küme, grup; (f). salkım haline getirmek; demet yapmak; bir araya toplanmak, salklm haline gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kavrama, sıkıca tutma; (mak). kenet, ambreyaj; oto debriyaj; (f). kavramak, yakalamak; kapmak. clutch pedal oto debriyaj pedalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir defada kuluçkaya yatırılan yumurtalar; bir defada kuluçkadan çıkan civcivler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yığmak, düzensizce atmak; koşuşmak; gurültü etmek; gürültülü bir şekilde ve acele olarak konuşmak; (i). yığın, çöp yığını; karışıklık, kargaşalık; gürültü, patırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tenkıye, lavman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel toplantı; Roma'da Papa seçmek için toplanan kardinaller meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitirmek, son vermek; neticelendirmek, sonuçlandırmak; bir karara varmak; netice çıkarmak, istidlâl etmek; bitmek, sona ermek; karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). son, nihayet, sonuç, netice; karar; son kısım; (gram). şart cümlesinde ikinci kısım, ceza; (man). vargı; (huk). iddia veya müdafaanın son hulâsası. in conclusion sözu bitirirken..., son söz olarak... try conclusions with bir kimse ile yarışmaya gi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin; kati, son, nihai; ikna edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). (tar). gizli dini toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bez veya deri ile kaplı sepet işi bir çeşit kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hücre, yuvar kan küreciği; zerre. red corpuscle alyuvar. white corpuscle akyuvar.corpuscular (s). zerrevi yuvara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (huk). karşı dava; (f). karşı dava açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). odacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek ufak manasına gelen bir takı, -cik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklamen, tavşankulağı, buhurumeryem çiçeği, (bot). Cyclamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dönem, devre; dönme, dönüş, devir; divan; bisiklet, motosiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir devir yapmak; bir devreden geçmek; devir devir vaki olmak; bisiklete binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bisikletçi, motosikletçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). yuvarlanma eğrisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklometre, mesafe saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). siklon, kiklon; kasırga, hortum. cyclone cellar kasırga sığınağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Cyclopic (s). iri; büyük taşlarla harç kullanılmadan yapılmış (yapı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ansiklopedi. cyclopedic (s). geniş (bilgi, malumat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (,coğ Cyclopes) eski Yunan efsanelerinde tek gözlü dev, Kiklops, Tepegöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silindir şeklindeki bir odanın duvarlarına yapılan resim; tiyatro sahnenin silindir şeklindeki arka duvarı veya arka perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). siklotron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden devlet adamlarına yazılan resmî fermanlarda adlara şeref pâyesi olarak eklenen tâbir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Demokles. sword of Damocles Demokles'in kılıcı, her an tehdit eden bir tehlike.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birden çökme, kötü bir yenilgi; nehri tıkayan buz v.b,nin birden çözülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). belâgatle söz söylemek, inşat etmek; nutuk çekmek. declaim against şiddetle karşı koymak, bağırıp çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sööz söyleme, sanatı, hitabet, belâgat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s). hitabete ait; tantanalı, heyecanlandırıcı (konuşma tarzı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilân, takrir; demeç; ihbarname, tebliğ; beyanname; (huk). ifade; briç karar verilen oyun. Declaration of Independence Amerika Birleşik Devletlerinin istiklal beyannamesi. declaration of rights haklar beyannamesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beyan eden, ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilân etmek, beyan etmek, ifade etmek, ortadan söylemek, alenen söylemek; bildirmek, haber vermek; iddia etmek; ispat etmek. Well, I declare I Aman I Acayip !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., gram isim çekimi, tasrif; çökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuzey kutbu ile pusulanın kuzey yönu arasındaki açı; (astr). inhiraf, meyil; menfi cevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sapmak, meyletmek, inhirafetmek ; zevalbulmak; eksilmek, azalmak, düşmek; eğilmek, sarkmak; reddetmek, çekilmek, istememek; (astr). meyletmek; eğmek, saptırmak, eğdirmek, çevirmek, inhiraf ettirmek; -den çekilmek veya kaçınmak; (gram). çekmek, tasr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyil, iniş; gerileme; batma, zeval, inhitat, inkıraz, sapma, inhiraf; (tıb). hastalık ârazının zeval bulma devresi; (tıb). maddi ve manevi kuvvetten düşme. go into a decline kuvvetten düşmek. on the decline çökmekte, inkıraz bulmakta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş, meyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). debreyaj pedalına basmak, debreyaj yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Devenin ana yurdu Kuzey Amerika’dır. Tarih içinde oradan Güney Amerika ve Asya’ya yayılmış, Kuzey Amerika kıtasında ise zamanla yok olmuştur. Güney Amerika’daki lama, alpaka (bir cins koyun), guanako {lamanın irisi) gibi hayvanlar devenin akrabaları sayılabilirler.

Yaşadıkları kum fırtınalarına ve diğer olumsuz şartlara uyabilmek için iki sıra koruyucu kirpikleri ve tüylü kulak delikleri oluşmuş, burun deliklerini açıp kapayabilme, çok uzaktan görebilme ve koku alabilme yeteneklerine sahip olmuşlardır.

Develerin tek hörgüçlülerine Arap devesi, çift hörgüçlülerine ise Baktriane (Bactrian) devesi adı verilir. Baktriane Afganistan’ın kuzeyinde bir yer olup bugün adı pek bilinmemesine rağmen çok çeşitli medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış, çok önemli tarihi geçmişi olan bir bölgedir.

Her iki cins deve de yük hayvanı olarak kullanılırlar. Çift hörgüçlü deve daha yavaştır (3-5 kilometre/saat) ama bir günde kervan içinde durmadan 50 kilometre yol gidebilir. Hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metre iken Arap devesinin sadece bacak yüksekliği neredeyse 2 metredir. Arap devesi 18 saat boyunca saatte 13-16 kilometre hızla yol alabilir. Develerin yük hayvanı olmalarının yanında etlerinden, sütlerinden, yünlerinden ve derilerinden de faydalanılır.

Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğuna, bu sayede çöllerde uzun süreli yolculuklara bu kadar dayanıklı olduklarına inanılır ama gerçek bu değildir. Öyle olsaydı deve vücudundan su tükettikçe hörgücünün de bir balon gibi porsuyup inmesi gerekirdi.

Develerin hörgüçlerinde sadece yağ bulunur. Burası 30-35 kilogramlık bir yağ deposudur. Genellikle bir çok hayvan ilerde enerji kaynağı olarak kullanmak üzere vücudunda yağ depolar ama develer bunu hörgüçlerinde yaparlar. Yiyecek bulamadıkları zaman buradan faydalanırlar. Hörgücün bir ikinci işlevi de deveyi çölün kızgın güneşinden korumasıdır.

Develer zaten çölde suya az gereksinim duyarlar. 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda iki haftaya yakın susuz kalabilirler. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Bu sayede nefes verirken havada bulunan nemin üçte ikisini geri kazanabilirler.

Bir devenin vücudundaki toplam suyun yüzde 22’sinin kaybı halinde karnı çekilir, kasları büzüşür ama bu, onun performansını çok etkilemez. Buna karşın bir insan vücudundaki suyun yüzde 5’ini kaybedince görme duyusunda azalma başlar, yüzde 12’sini kaybedince de ölebilir.

Develerin susuzluğa dayanıklı olmalarının nedeni su kayıplarının büyük bir kısmının dokularındaki sudan olması, kandaki suyun pek etkilenmemesidir. Ancak bütün bu özelliklere rağmen susuzluğa dayanma rekoru develerde değil, farelerdedir. Bu konuda zürafa da her ikisiyle yarışabilir.

Yeri gelmişken develerin bir başka özelliğine de değinelim, hayvanlar arasında sadece deve, kedi ve zürafa önce sağ taraftaki ön ve arka ayaklarını, sonra sol taraflakileri atarak yürürler. Yani sol - sağ seklinde değil sol - sol, sağ - sağ şeklinde. Hatta şiirdeki aruz vezninin ritminin Arap yarımadasındaki develerin bu yürüyüşlerindeki ritimden doğduğu bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Government Debt Securities)

Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Government Debt Securities Indices)

Bu tür menkul kıymetlere yatırım yapanlarının kıymetleri fiyat ve getirilerindeki gelişmeleri basit ve anlaşılabilir göstergeler yardımıyla izleyebilmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuşlardır. Ayrıca yatırımcıalrın sabit getirili menkul kıymetlere yaptıkları yatırımlar ile diğer yatırım seçenekleri arasında kolay karşılaştırma yapabilmelerini sağlar.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tigris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Yakındoğu’nun Türkiye’den doğan ve Mezopotamya’dan Basra Körfezine dökülen nehirlerden biri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dicle’nin hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Dinç hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become vigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlamlık, Osm. tüvânâlık, tendürüstlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vigor. strength. robustness. starch. vigour. zap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistant. resolute. tough. robust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistant. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external borrowing. foreign indebtment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkâr etmek, benim değil diye reddetmek, kabul etmemek; müsaade etmemek, feragat etmek; reddetmek, vazgeçmek; (huk). bir dilekten veya iddiadan vazgeçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vazgeçen kimse; (huk). iddiadan vazgeçme, feragat, feragat name.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açmak, ifşa etmek; keşfetmek, göstermek, izhar etmek. disclosure (i). açma, ifşa etme, söyleme; ifşa olunan şey, ifşaat, haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir şeyden veya kimseden) soğutmak, çevirmek, caydırmak. be veya feel disinclined canı istememek. disinclina'tion (i). isteksizlik, gönülsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impromptu. ad-lib. jumped-up. improvisation. impromptu. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impromptu. improvisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvisation. off-hands. extempore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Canlılarda yaşama savaşı her zaman en hızlı tepkileri olan türlerin yararına sonuçlandığından, en basit organizmalarda bile haber alma organları (duyu organları), hareket organları (kaslar) ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlayan organlar, yani sinir sistemi gelişmiştir.

Vücudumuzun her yanı sinirlerle örtülü olduğu halde sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Bütün vücuda dağılmış milyonlarca sinire karşılık beyinden ve omurilikten yalnızca 43 çift sinir çıkar. Bunlar merkezden ayrıldıkları sonra gitgide dallanarak vücudun her yanına dağılırlar.

Refleks bir uyarıya vücudun ani ve otomatik olarak cevap vermesidir. Örneğin elimiz sıcak bir tencereye değdiğinde aniden çekmemiz bir reflekstir. Reflekslerde komuta omuriliktedir. Beyne bilgi gidebilir ama refleks olayında beyin aktif olarak rol oynamaz.

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle sertçe vurursa bacağınız ileri doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki gösterirler ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğe iletirler.

Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir ve bacak tekrar geri hareket eder. Görüldüğü gibi refleks, beynin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan, doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmiştir.

Diz kapağı refleksinin sınanması özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ve ne kadar sağlıklı olduğuna ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Çekiçle vurulduğunda bacağın normalden fazla hareket etmesi tümörden kalsiyum eksikliğine kadar bir çok hastalığın habercisi olabilir.

Dize çekiçle vurularak yapılan kontrol tek başına tabii ki yeterli bilgi vermez. Doktorlar bir ön bilgi almak için bu çabuk ve kolay testi yaptıktan sonra vücut üzerinde diğer muayene ve kontrollerine devam ederler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. full of curves. meandering. involved. intricate. tangled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortuous course. detour. devious path. ramble. twisty road. roundabout route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dolanbacı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toz bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Parlak ortam ışığı altında bile net ve yüksek kontrastlı resim kalitesi veren özel kaplamalı yeni tür taşınabilir ekran. DynaClear Screen™ ve yeni VPL-AW15 Sony projektörle, evde büyük ekran eğlencenin tadına varmak için artık büyük özenle aydınlatılmış bir odaya gerek duymazsınız. DynaClear Screen™, geleneksel taşınabilir ekranlardan daha hafiftir ve yalnızca saniyeler içerisinde kurulabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ si ae) (i). kilise; cemaat; eski Yunan şehir devletlerinde yasama meclisi. ecclesiarch (i). kilise başkanı, büyük papaz. ecclesias'tic (s)., (i). kiliseye veya kilise örgütüne ait, dini; (i). papaz, vaiz, rahip . ecclesias'ticism (i). kilise pre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise mimarisi ve kilise süsleme sanatı çalışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sebep. Türkçe «den» ve «için» yahut Arapça «lâm» harfleriyle kullanılır: O eclden = O sebepten. Liecl-it-teftîş = Teftiş sebep ve maksadı ile, teftiş için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. celf, dilimizde kullanılmaz). Aşağılık, baldırı çıplak gürûhu (Arapça’da kaba ve ahmak adamlar demektir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekler, bir çeşit küçük oval pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) Loğusa humması, havale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstün başarı; alkış; şeref, büyük şöhret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çeşitli sistem ve kaynaklardan derlenmiş; seçme şeylerden ibaret; seçen, derleyen; (i). felsefe ve sanatta belirli bir inancı olmayıp çeşitli fikirler ve üsluplar içinden kendine uygun gelenleri seçen kimse, değişik sistem ve fikirleri bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ışığını karartmak, tutmak, örtmek; (bir kimsenin) yıldızını söndürmek, bir kimseden üstün çıkmak, gölgede bırakmak; tutulmak, sönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutulma, güneş tutulması, ay tutulması; sönme, karanlığa gömülme, gözden kaybolma, yok olma. annular eclipse güneşin halka şeklinde tutulması. lunar eclipse ay tutulması. partial eclipse Güneş veya ayın kısmen tutulması.solar eclipse güneş tutu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (astr.) ekliptik, dünyanın etrafını dolaşan ve tropiklere değen büyük halka; (s). güneş ve ayın tutulmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı konuşma şeklinde pastoral şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafını çevirmek, kuşatmak, sarmak, ihata etmek; etrafını dolaşmak, devretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşatma, ihata. policy of encirclement kuşatma politikası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. enclosed, enclosure.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kucaklamak, sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabancı topraklarla kuşatılmış bölge; bir memleket veya şehirde yabancı ırka mensup kimselere mahsus yerleşme bölgesi; özel bir amaçla ayrılmış bölge; tıb. organ veya dokunun içine sarılmış şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., gram. kendisinden önce gelen kelime ile birleşip bir kelime gibi okunan kelime, ekleme; s. mustenit. enclitically z. bitişik veya ekli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kapamak, hapsetmek, sarmak, kuşatmak, çevirmek; zarf içine koymak, ilişikte göndermek; ihtiva etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapama, kuşatma, çevirme; kapanma, çevrilme; kapanıp çevrilen şey, etrafı çit veya duvarla çevrili yer, zarf içine konulan şey, ilişikte gönderilen şey; mânia, çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tamim edilmiş; i. genelge, tamim, özellikle Papanın Katolik piskoposlara gönderdiği tamim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopedi. encyclopedic s. ansiklopedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopediyi yazan veya derleyen veya bu işe katılan kimse; ansiklopedik bilgisi olan kimse. the Encyclopedists on sekizinci yüzyılın büyük Fransız Ansiklopedisini yazmış olan âlimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nüvesini çıkarmak; içini kesmeden çıkarmak (ur); aydınlatmak, izah etmek. enuclea'tion i. nüvesini alma; izah, aydınlatma, aydınlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) merkezsel bir daire çevresi üzerinde devreden küçük daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Oklit, milattan 300 sene evvel yaşamış olan Yunanlı geometri bilgini Euclid'ean (s.) Oklit'e veya onun geometri sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (cogr.) Akdeniz'de esen kuvvetli kuzeydoğu rüzgarı, poyraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ansızın bağırıp çağırmak, hayretini ifade etmek, hiddetle söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ünlem, nida, ani olarak söylenen söz; bağırma, telâşla itiraz etme. exclamation mark, exclamationpoint ünlem işareti (!). exclam'ative (s.) ünlem ifade eden. exclam'atory (s.) sevinç, hayret veya keder belirten; gürültülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir memleketin başka bir devlette bulunan küçük toprak parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hariç tutmak, dışarıda bırakmak, dahil etmemek, engel olmak, yoksun bırakmak, mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihraç, kabul etmeyiş,tart, ret, yoksun bırakma, mahrum etme. to the exclusion of hariç tutarak, dışında bırakarak, mahrum ederek, meydan vermeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) umuma açık olmayan; bir kimse veya zümreye has; tek, eşi olmayan; hariç tutan; of ile müstesna, -den gayri, hesaba katmadan; (i.) yalnız bir gazete veya mecmuanın temin edebildiği mülâkat. exclusively (z.) yalnız, münhasıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük demet, salkım, fasikul, cüz, kısım. fascicular (s). salkımlı; kısım kısım, bolümleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palsied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paralytic. paralyzed. apoplectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). on dokuzuncu yüzyılın sonu; 1880-1910 devrinin özelliklerini arzeden. fin-de-siecle (s). çökmüş, soysuzlaşmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. first-class

birinci sınıf

Kaliteli, mükemmel, kusursuz.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tek hücreli basit meyva; (anat). folikül, bezcik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (huk). parayı ödemediği için ipotekli malı sahibinin elinden almak; imkânsızlaştırmak, engellemek; önceden halletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i çıban, kan çıbanı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. geniş yukaç, bak. anticline.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Genç olmak, gençlik kuvvet ve tazeliği kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become youthful. to be rejuvenated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Genç hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rejuvenate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tazelik, Osm. civanlık, şebâb: Dünyada gençlik gibi nimet yoktur. Gençlik kuvveti. 2.Gençlik zamanı, Osm. ahd-i şebâb: Gençliğim hatırıma geldi. Gençlik bir daha gelmez. Allah gençliğini bağışlasın. Gençliğe doymak — Gençlik, zamanını hoş geçirmek. Gençliğine doymadı = Genç iken öldü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youthful. youth. youthfulness. juvenility. adolescence. juvenescence. puppyhood. prime. the young. young generation. bloom. dew. green. may.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young. youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youth. youthfulness. the young. the younger generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. taş tabakalannın geniş bir sahada aşağıya çöktüğü mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kefen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜÇ İLE) (i.). Zahmetle, zor, dardarına, daradar, ancak: Güçle vapura yetiştik; güçle idare olunuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kargabüken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booster. buttress. refreshing. strengthening. making more powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortification. reinforcement. strengthening. consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Zor hale koymak, zorlaştırmak: Tertipsizlik kolay işi de güçlendirir.

2.Kuvvet vermek: Gittikçe güçleniyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strengthen. make strong. support to. beef up. brace. cement. enforce. enrich. exalt. reinforce. soup up. steel. tone up. vivify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brace. buoy. buttress. consolidate. empower. fortify. invigorate. refresh. reinforce. revitalize. strengthen. sustain. to strengthen. to reinforce. to invigorate. to consolidate. to buttress sth. to brace. to fortify. to refresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. give teeth to. give weight to. invigorate. solidify. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Güçleşmek, zorlaşmak, zor ve müşkül olmak: İş güçlendi. 2.Kuvvet kazanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow stronger. become strong. stiffen. wax strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. forge. to get strong. to gain strength. to strengthen. to consolidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get strong. grow stronger. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zor ve zahmetli olmak, güce sarmak: Bu ders gittikçe güçleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zor ve zahmetli etmek, zorluk çıkarmak: İşi kolaylaştıracağına güçleştiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicate. to make difficult. to complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make difficult. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir dizide durak’ tan sonraki en mühim perde. Fr. dominante.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, zorlu, Osm. kavi, tüvânâ: Güçlü, kuvvetli bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. forceful. bouncing. brawny. energetic. full-blooded. heroic. high-pressure. iron. keen. mighty. pithy. potent. prepotent. robust. spirited. stalwart. stout. sturdy. vigorous. virile. voluminous. powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. acute. beefy. drastic. energetic. forceful. forcible. furious. hardy. influential. intense. keen. lusty. massive. mighty. muscular. potent. powerful. pronounced. robust. sappy. stentorian. strapping. strong. sturdy. substantial. tough. vigorous. vir

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. able. brawny. consuming. doughty. forcible. hardy. impact. lusty. mighty. potent. puissant. punchy. rude. sappy. sinewy. superminicomputer. vibrant. virile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Gücü olan kuvvetli zorlu. 2.Bir musiki dizisinde duraktan sonraki en önemli perde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zorluk, zahmet, müşkül olma: Onun güçlüğü yoktur.

2.Sıkıntı, yokluk, fakirlik: Güçlük çekmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficulty. arduousness. hardship. hassle. adversity. complexity. complicacy. hurdle. oppression. rub. stumbling block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversity. austerity. difficulty. drawback. hardship. hassle. job. pitfall. rigour. rub. suffering. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardly. ill. scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ridiculousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çarmıha germek, haç şeklinde bir tahtaya mıhlayarak asmak: Hıristiyanlar, Yahudiler’in Hazret-i Isâ’yı haçiadıklarına inanırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerdek, gelin odası gerdek odası. (bk.) Hacle-gâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجله] gerdek odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Gelin odası, (hacle kelimesinde zaten yer adı bulunduğundan, tekrar gâh yer eki getirerek haclegâh şeklinde kullanmak doğru olmamakla beraber yine de kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حجله گاه] gerdek odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Utanma, Ar. hacâlet (az kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خجلت] utanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Utandırıcı, utanç verici.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خجلت آور] utanç verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). XI. XIII. yüzyıllarda Avrupalı Hıristiyanlar tarafından Müslümanlar’a karşı açılan savaşlara katılanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the crusaders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kıldan yapılmış sert bir kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pamuğu atmak, ayırıp kabartmak: Hallaçlar pamuğu okka ile hallaçlarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pamuğu hallaca attırmak: Şu şilteyi hallaçlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pamuğu atmak sanatı, hallaç sanatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el sıkışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslerle bezenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kireç ve kum karışımıyla yapılmış duvar. Karşılığı: Kuru duvar.

2.Kaytan vesaireden çiçeklerle süslü: Harçlı entari, fermene.

3.Masraflı, çok masrafla vücuda gelen: Harçlı yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing mortar or plaster. decorated. trimmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alelâde masraflara mahsus para: Harçlığım yok, harçlığı kalmadı. Cep Harçlığı = Ufak tefek şahsî masraflara mahsus para: Çocuklara cep harçlığı vermeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket money. spending money. allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance. pocket money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance. pocket money. pin money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarım daire, yarım daire şeklinde olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hibernaculum (i). hayvanın kış uykusuna yattığı in; tabiatın çiçek budakları üzerine koyduğu kışlık örtü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nothingness. nullity. nonentity. zero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nothingness. nullity. utter insignificance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nothingness. nullity. void. utter insignificance. poverty. nihilism. nonentity. vacuity. zero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili kaliteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at çulu, haşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev temizliği; pol. temizlik, ayıklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal borrowing. internal finance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.buz, buz saçağı, buz salkımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boyun tutukluğu. Fransızca: torticolis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Sığır yavrusu, buzağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cilâ» dan masdar). Çıkarma, uzaklaştırma, Ar. tard, tağrîb, teb’ id.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâl» den masdar).

1.Büyütme, ağırlama, saygı gösterme, tâzim, ikram.

2.Büyüklük, yücelik, azamet (bu ikinci mânâ Arapça’da yoktur).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجلال] ululama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Büyültme, saygı gösterme, ikram. 2.Büyüklük, kudret ve kuvvet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Oturtma, Ar. ık’Ad (Türkçe’de bilhassa hükümdarların tahta oturtulması mânâsında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Duygulanmak, kederlenmek, dertlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be emotionally affected by. to take sth to heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart-rending. heartbreaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.içi dolu: İçli fındık.

2.Çabuk müteessir olan, yüreği yufka, hassas duygulu.

3.Kin tutan, kindir. İçli dışlı = Teklif, lâubâli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing an inside part. having sth inside. lyric. sentimental. thin skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in the family way. hail fellow well met.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İçe ve içeriye mahsus ve ait, dahilî.

2.Içgömleği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to the inside. interior. any undergarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitivity. touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerleşmiş geleneklere karşı çıkma; azizlerin resimlerini parçalama. iconoclast i. yerleşmiş gelenekleri hiçe sayan kimse; putkıran, azizlerin resimlerini parçalayan kimse, özellikle sekizinci ve dokuzuncu yuzyıllarda Doğu kiliselerinde resimleri orta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of directors. administrative council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğrenme, tiksinme, Ar. istikrâh, ikrâh, mekrûhiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loathsomeness. repulsiveness. being disgusting. enormity. foulness. frightfulness. heinousness. hideousness. lousiness. nastiness. nauseousness. obscenity. odiousness. odium. offensiveness. ugliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loathesomeness. repulsiveness. enormity. odium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.), ilâç sürmek, püskürtmek, sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfect. medicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine. to medicate. to disinfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine to. to apply disinfectant to. to apply insecticide to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlâcı olan, ilâçlanmış: İlâçlı kâğıt, pamuk, İlâçlı şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medicated. treated with pesticide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of communication. communication media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

believing. assured. confident. religious. conscious. reliant. believer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

believing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. enclasp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, fırtlnalı (hava); haşin, merhametsiz. inclemency i. fırtınalı hava; buhranlı hal. inclemently z. sert bir şekilde, merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğiliminde, meyilli hale getirilebilir, mutemayil, arzulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyil, eğilim, yatma; bayır, yokuş; istek, rağbet, heves; geom. kesişen iki egri veya yüzeyin meydana getirdiği açı; eğilme derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğri yüzey, mail satıh; yokuş, meyil; eğilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eğmek, yatırmak, meylettirmek; eğilmek, yatmak; meyletmek, istidat göstermek; sapmak, inhiraf etmek. incline one's ear kulak kabartmak, takdirle dinlemek. inclined plane. eğri yüzey, mail satıh. I am inclined to think düşünme egilimindeyim. green incl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyil ölçeği, uçak veya geminin ufka göre egimini ö1çen alet; dünyamn manyetik alanının eğimini gösteren mıknatlslı iğne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, inclosure bak. enclose, enclosure .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işine almak, kapsamak, şamil olmak, ihtiva etmek, dahil etmek, hesaba katmak. included s. dahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dahil etme, dahil olma, kapsama, hesaba katma veya katılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kapsayan, şümulü olan, ihtiva eden, dahil, belirli hudutlar dahilinde bulunan. inclusively z. şamil olmak üzere, hepsi içinde olarak, kapsayarak. inclusiveness i. şümullülük, kapsamlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir sonuca varmayan, neticesiz; ikna edici olmayan, kifayetsiz; tesirsiz, etkisiz. inconclusively z. kesin bir sonuç elde edemeden; kifayetsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. çekilmez, sıygasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ıslah olunamaz. irreclaimably (z.) tamamen (kaybolmuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) haritada mıknatısın aynı eğilim veya düşüşünü gösteren. isoclinal lines bunu gösteren çizgiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celb» den masdar). Çekmeye, celb ve yöneltme, sebep olma: Şefkat ve merhametini isticlâb etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). isveç vatandaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Swedish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaç parçadan meydana gelme, kaç sayı vesairesi olan: Elinizdeki kâğıt kaçlıdır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaç kuruş, lira kıymetinde veya kaç metre boyunda yahut kaç adetten mürekkep: Kaçlık kumaş, kaçlık direk, kaçlık kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worth how many liras ? At what price ? How old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm “gerçeklik”in kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır, sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsini bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler. Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barokta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir, resim bu izlenimi vermeyi amaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kârlı, istifadeli: Ticaret kadar kazançlı iş yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profitable. beneficial. lucrative. paying. fat. fruitful. gainful. productive. prosperous. remunerative. yielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucrative. profitable. remunerative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gainful. lucrative. profitable. with profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin keskin ve dar tarafı yukarı gelecek surette, dikine, kılıcına: Tahtayı kılıçlama koyun. Zıddı: palasına.

2.Kaytanla boyuna asılan kılıç gibi aykırı pozisyonda, bir yandan öbür yana.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıçla silâhlanmış, kılıç takınmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyo dalgalarının ölçü birimi, saniyede bin devir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flogging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kırbaçla vurmak, kırbaçla dövmek: Ceza vermek maksadıyla kendisini meydanda kırbaçladılar.

2.Kırbacı sallayarak ve şaklatarak hayvanları yürütmek: Bu hayvanlar, kırbalamadıkça yürümez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flog. lash. scourge. whip. to whip. to flog. to scourge. to lash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slash. flaggelate. horsewhip. scourge. thrash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kırbaçla vurulmak, kırbaçla dövülmek: Eskiden çalışmayan köleler kırbaçlanırdı.

2.Kırbaç çalınmak: Öyle kırbaçlanmaz, sen kırbaçlamak usûlünü bilmiyorsun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whip. to flag. to be whipped / flagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kireç sürmek veya katmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lime. to whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arthritis. calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcify. to calcify. to become calcareous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be limed. to get caked with lime. to calcify. to get whitewashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kireç hâline gelmek.

2.(botanik) Bitkilerin hücre zarlarında (kalsiyum karbonat ve kalsiyum oksalat gibi) kalsiyum tuzları toplanmak.

3.(biyoloji) Dokularda, dokunun vazifesine engel olacak derecede kalsiyum tuzları birikmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calcify. to become calcified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kireçle yapılmış veya sıvanmış yahut badana olmuş: Kireçli duvar veya harç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limy. chalky. calciferous. calcic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. limy. calcareous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limy. calcareous. mixed with lime. cretaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıskaçlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Büyük demirci kerpeteniyle tutup sıkmak: Demirci kızgın demiri kıskaçladı.

2.Eski zamanlarda kıskaçlama şeklinde olan işkenceyi yapmak: Etlerini kıskaçladılar.

3.İstakoz ve benzeri hayvanın kıskasiyle tutup sıkması: İstakoz fena halde elimi kıskaçladı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevdiğinin veya ailesinin başkasiyle konuştuğunu veya münasebetini çekememek huyu, gayret, rekabet: Kıskançlığından ne yapacağını bilemiyordu.

2.Haset, gıpta (bu mânâda ckıskanç» bugün kullanılmamaktadır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the green-eyed monster. jealousy. envy. jaundice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. green-eyed monster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. envy. green- eyed monster. jealously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glad. pleased. justly proud. chuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koç gibi davranmak, yiğitlenmek, yüreklenmek, azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir türlü koncu olan: Uzun konçlu, kısa konçlu çorap, potin vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become terrible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearsomeness. dreadfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kulaçla ölçmek (ekseriya derinlik için kullanılır): Bu kuyuyu kulaçladınız mı? Hızla yürümek (bu mânâ ile eskimiştir).

2.Denizde yüzmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke/crawl. to crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke. to swim a crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip) (li = harf-i cer, ecl = sebep), için, maksadıyla. Li-ecli teferrüc = Gezip eğlenmek için. Li-eclü’ttahsîl = Tahsil maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi cins pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aynı türden birleşmiş çift kristal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., meteor. geniş bir alanda hüküm süren genel iklim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dişçi alt ve üst dişlerin kusurlu kapanlşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ., f. kelepçe; f. kelepçe takmak, kelepçelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» dan im.) (c. mecâlis).

1.Konuşmak veya bir iş müzakere etmek için bir araya gelmiş olanların topluluğu, cemiyet, encümen: Meclis kurmak, meclise çıkmak, gitmek.

2.Devlet işlerinden birini müzakere etmek için toplanan ve birçok üyeden meydana gelen geni; komisyon, şûra: Meclis-i HSss-ı Vükelâ (eskiden bakanlar kurulu), Meclis-i Keblr-i Maârif, Meclis-i MAliyye, Meclis-i Meb’Üsân (eskiden millet meclisi), Mecâlis-i Aliyye (eskiden bakanlar kurulu).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentary. parliamentarian. assembly. council. board. gathering. assemblage. congress. convocation. diet. divan. house. majlis. parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber. convocation. council. house. parliament. assembly. board. turkish grand national assembly. social gathering. assembly. council. place of assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

council. parliament. board. assemblage. assembly. committee. congress. divan. powwow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجلس] toplantı yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel sözleriyle meclisi şenlendiren, güzel söz söyleyerek meclisi süsleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجلس افروز] meclisi aydınlatan, meclisi şenlendiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. «celb» den imef.) (mü. meclûbe).

1.Celbolunmuş, başka yerden getirilmiş. Emvâl-i meclûbe = Getirilmiş mallar.

2.Taraftarlığı kazanılmış, bir tarafa meylettirilmiş: Kendisi o tarafa meclûbdur.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجلوب] celbedilmiş. 2.aşık, tutkun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tutkunluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (radyo) elekromanyetik dalganın saniyede bir milyon devirlik frekans birimi, megasikl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğumdan sonra geçen günlerde, bazı kadınlarda memelerin uç kısımlarının çatladığı görülür. Anne yavrusunu emzirirken, memesinde sancı hisseder. Bebek de, emdiği sütle beraber ağzına gelen kanı kusarak çıkarır. Böyle durumlarda yapılacak ilk iş, ucunda çatlak olan memeyi en az 24 saat dinlendirmektir. Bebek bu memeden emzirilmez. Memede biriken sütü de almak gerekir. Ayrıca tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 bardak havuç suyu hazırlanıp, meme uçları sık sık ıslatılır. Aynı işlem, her gün yeni sıkılmış havuç suyu ile tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta tabakadan, burjuva olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mucize, harika, keramet. miracle play ortaçağa mahsus dini piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir türlü mizaç, yaratılış, karakter ve tabiat! olan: Çocuk mizaçlı adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek gözlük, monokl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motosiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhtaç olan adamın hâli, ihtiyaç: Kimseye muhtaçlığım yoktur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kas, adale; adale kuvveti. muscle-bound s. fazla idmandan kasları çok gelişmiş. Don't move a muscle. Hiç kımıldanma. deltoid muscle anat. deltoid kas, deltakası. extensor muscle kol veya bacak gibi bir uzvu uzatan kas. femural muscle anat. uyluk k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «celb» den if.) (mü. müsteclibe). Kendine doğru çeken, celb eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. encâl).

1.Oğul.

2.Sülâle.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çocuk, evlat. Kuşak, soy, nesil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Buğdaygiller.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neoklasik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde Nişâbûr makamında kullanılan üçlü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir ilim veya fen dalına ait terimler, terminoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (mat.) Öklit geometri sistemi kurallarından ayrı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) atom bombası olmayan (memleket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Norveç halkından ve Norveççe konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

norwegian. norseman. norsewoman. northman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

norwegian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Norwegian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çekirdeksel, nükleer. nuclear family çekirdek aile. nuclear reaction nükleer reaksiyon. nuclear physics nükleer fizik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) çekirdekli; (f.) çekirdekleştirmek; nüve halini almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. li) çekirdecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nükleon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) hücre çekirdeğinin asıl maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. nuclei) öz, iç; nüve, çekirdek; cevher, esas; (fiz.) çekirdek, atomun merkez kısmı; (astr.) kuyrukluyıldızın parlak başı; (anat.) omurilik veya beyinde sinir hücreleri yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) saate göre. It's one o'clock. Saat bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) engel, mâni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tıkamak, kapatmak; (kim.) emmek, absorbe etmek (özellikle gazlar için); (dişçi.) üst üste oturmak. occlusion (i.) emme veya emilme; (dişçi.) üst üste oturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muşamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan ve Roma'da gaipten haber veren kahin; bu kahinin gaipten verdiği haber; bu kahinin kehanette bulunduğu kutsal yer; vahiy, ilham.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örgüç gibi bir tümsek peydâ etmek, kanburlaşmak, tümsekleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devenin örgücü üzerine konulan küçük semer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak kemik, kemikçik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yanlış kaynamayı düzeltmek için bir kemiği kırma ameliyatı, osteoklazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. büyüme halindeki kemiğin içinde kemik dokusunu yiyerek iç boşlukları meydana getiren çok çekirdekli iri hücrelerden biri; tıb. yanlış kay- namayı düzeltmek için kemik kırma ameliyatında kullanılan alet, osteoklast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstün olmak, üstün gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir cpu’yu normalde çalışması gereken saat frekansı’ ndan daha yüksek saat frekansıyla çalıştırma işlemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulutlarla kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. birleşik salkım, panikul. panicled, paniculate s. piramit şeklinde çiçeği olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şefaatçi; yardıma çağrılan kimse. the Paraclete Ruhulkudüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüz, zerre, tanecik, atom; gram. edat, ek, takı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. büyük bir cismi destekleyen ufak sap gibi uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçek sapı, pedünkül; zool. destek sapı veya buna benzer uzuv; anat. beyin sapı. peduncular s. çiçek veya meyva sapma ait. pedunculate s. çiçek veya meyva sapı olan; böyle sap. üzerinde duran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince zar; kim. sıvıların yüzeyinde bulunan zar gibi ince tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tılsım olarak kullanılan beş köşeli yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yozlaşıp bozulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastardy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastardy. illegitimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., mim. bina ve duvar üzerine süs için yapılan sivri tepeli kule; doruk, tepe, zirve; en yüksek nokta veya devir; f. sivri tepeli kule yapmak; en yüksek noktaya ulaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sivil polis; detektif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. poliklinik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. poliklinik, her türlü hastalığm tedavi edildiği genel hastane veya klinik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birden fazla çekirdeği olan, polinükleer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. klinik devresinden evvel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir önceki hareketten dolayı imkânsız hale getirmek, engel olmak, mâni olmak; dışarıda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilân etmek; beyan etmek; ilân ederek kanunen yasaklamak; ifşa etmek, açığa vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilân; beyanname, bildiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. vurgu bakımından sonradan gelen kelimeye bağlı (sözcük).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğilim, meyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahte klasik, klasik taslağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. jeol. volkanik hareketler tesiriyle parçalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. özellikle gayri menkul mülkün talep ve dava haklarından tamamen vaz geçme; ibraname; f. haklarından vaz geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kökcük: anat. sinir kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kap, zarf; depo, havuz; hazne; (bot.) çiçek tablası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) geri istemek veya çağırmak; ziraate elverişli hale koymak; (vahşi hayvanı) ehlileştirmek; (azgın kimseyi) ıslah etmek; iadesini talep etmek; yeniden talep etmek; (i.) geri çağırma. beyond reclaim ıslah olmaz, adam olmaz. reclaim ant (i.), (h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) toplumun gözünde olmaya çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) boylu boyuna uzanmak; arkaya dayanmak, uzanmak, yaslanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) münzevi, dünya işlerinden kendini çeken; (i.) münzevi kimse, dünyadan çekilmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) inziva, münzevilik, dünyadan çekilme. reclusive (s.) inziva kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (kullanılmış maddeleri) yeniden işleyip kullanışlı hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dürbünün göz merceğine yerleştirilen çizgi veya telden ibaret ağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ercül). Ayak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. gerçek kişi veya yerlerin uydurma isimlerle gösterildiği roman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gece gündüz, devamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çuval bezi, çul. in sackcloth and ashes çula sarılmış ve kul içinde (pişmanlık veya yas alâmeti).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçlarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.

Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci 10 ila 20 yıl sürebilir. Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grileşip beyazlanmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlanmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koy ulaşmış gibi görünebilirler.

İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede beyazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.

Saçların devamlı olarak uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.

Tiroid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.

Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.

Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında bir saç teli, ortası boş olan ve içinde melanin denilen boya pigmentleri bulunan bir tüpten başka bir şey değildir. Genç yaşlarda bu boşlukta saça renk veren melanini bir arada tutan bir sıvı vardır. Yaşlandıkça derimiz saçalarımızı ve vücudumuzdaki diğer kılları eskisi gibi sağlıklı olarak üretemez. Kılların ortasındaki sıvı kaybolur, boya hücreleri de tutunamadığından sadece hava kalır. Saçlar boyasız hale gelir, beyaz renge yani asıl rengine dönüşür.

Bütün saçlarımızın beyaza dönüşme süreci on ila yirmi yıl sürebilir. Aslında her bir saç telinin rengi ya siyahtır (sarı, kırmızı, kumral vs.) ya da beyaz. Yani her bir saç teli yavaş yavaş grileşip beyazlaşmaz. Ancak bu süreç içinde hepsi aynı anda beyazlaşmadığından, beyazların sayısı arttıkça bütün saç gittikçe açılan gri renkte görülür. İşin ilginç tarafı boya hücreleri bazen üretime hız verirler. Gittikçe beyazlaşan saçlar geçici bir süre tekrar biraz koyulaşmış gibi görünebilirler.

İnsanlar arasında bir şok veya aşırı gerilim geçiren birinin saçlarının bir gecede bayazlaştığı, bir süre sonra da tekrar eski rengine döndüğü söylenir. Hatta bazı tarihçiler Kraliçe Marie Antoinette’nin giyotine gideceği günün gecesinde saçlarının hepsinin bembeyaz olduğunu yazarlar.

Saçların devamlı uzadığı, belirli bir süre sonra dökülüp alttan yeni saç geldiği hatırlanacak olursa, mevcut saçın değil, ancak yeni gelecek saçın beyaz olabileceği, dolayısıyla saçların bir gecede beyazlaşmasının mümkün olmadığı görülüyor. Ancak bilim insanları bu olayın birkaç haftalık bir süreçte olabileceğini söylüyorlar.

Troid bezi, şeker gibi hastalıklarda ve aşırı stres veya şok gibi durumlarda kişinin renkli saçları bu süreçte tamamen dökülebilir ve geriye sadece daha önceden beyazlaşmış saçlar kalabilir. Diğer saçlarla birlikte beyazların yerine de daha gür ve siyah saçlar çıkabilir.

Saçların beyazlaşması insanlık tarihinde nedense hep sorun olmuştur. Kimileri onu olgunluğun ve bilgeliğin simgesi olarak görürken, tarih boyu savaş kahramanları, yaşlılığın ve güçsüzlüğün belirtisi olarak görmüşler ve bir şekilde saçlarını boyamışlardır.

Bu arada bir şeyi daha belirtelim; saçlarımızın kıvırcık, dalgalı veya düz olmasını da ebeveynlerimizden aldığımız genler belirliyor. Kıvırcık bir saçı kestiğimizde kesitinin dikdörtgene yakın olduğunu, dalgalı saçın elips, düz saçın kesitinin ise daire olduğunu görebilirsiniz. İşte bu saç kesitlerinden dolayı bazı saçlar dümdüz uzarken bazıları hemen kıvrılmaya başlar. Kıvırcık saçlılar, saçlarınızı boşuna ütülemeyin, saçın yapısını yani kesitinin şeklini değiştirmeden kalıcı bir düz saça sahip olmanız mümkün değil.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çünkü aksi takdirde berberler işsiz kalırdı! Ha, ha! Şaka bir yana vücudumuzdaki kılların çok önemli görevleri vardır. Saçlarımız başımızı yazın güneşten, kışın soğuktan korurlar. Kaşlarımız terimizin, kirpiklerimiz küçük parçaların gözümüze girmelerine engel olurlar. Burun ve kulaklarımızdaki kıllar tozların girmesini önler. Vücudumuzdaki diğer kıllar ise derimizi serin tutar, ısı kaybını önler.

Bizler sadece saçımızın, sakalımızın, koltukaltlarında ve genital bölgelerimizdeki kılların uzadığını, kollarımız, bacaklarımız ve diğer yerlerdeki kıllarımızın uzamadığını düşünürüz. Gerçekte saçımız da uzamasını bir süre sonra durdurur ama bunun için bayağı uzun bir süre geçer.

Vücudumuzdaki kılların her biri topraktaki çim gibi, derimizin altındaki kendi torbasında yetişir ve büyür. Bu torbalardaki yeni saç hücreleri kılların köklerini oluşturur. Yeni hücreler oluştukça, eskilerini torbalardan dışarı iterler ve bu hücreler dışarı itildikçe canlı olma özelliklerini kaybederler, yani ölürler ve de kıllarımızın ve saçlarımızın bizim görebildiğimiz kısmını oluştururlar.

Vücudumuzun hangi kısmında olduklarına bağlı olarak, kıl torbasında belirli bir sürede yeni kıl hücreleri üretilir. Bu süreye ‘büyüme süreci’ denir. Sonra büyüme bir süre için durur. Buna da ‘durma süreci’ denir. Bu sürecin de sonunda kılların yine büyüdüğü ‘büyüme süreci’ gelir ve bu böyle devam eder, gider.

Durma sürecinde kıl kopar ve alttan gelen bir yenisi yerini alır. Yani bir kılın veya saç telinin ulaşabileceği en uzun boyutu bu büyüme sürecinin uzunluğu belirler. Kollarımızdaki kılları oluşturan hücrelerin büyüme süreci birkaç ay olarak programlanmıştır. Bu nedenle kıllar kısa bir süre içinde uzar, bir santimetre civarında bir uzunluğa geldiklerinde artık uzamazlar, belirli bir sürenin sonunda da alttan yenileri gelir.

Diğer taraftan saçlarımızın büyüme süreci iki seneden altı seneye kadar değişir. Eğer kesmezseniz bir metre hatta daha da fazla bir uzunluğa ulaşabilir. Saçlarımız üç aylık bir uzamanın ardından bir durma evresi geçirir ve bu sırada alttan gelen yeni saçlar eskilerini atar, yani dökülmelerine sebep olur. Bunu banyo yaptıktan sonra lavaboya dökülen saçlarınızdan anlayabilirsiniz. Bu yolla bir insan her gün 70-100 arasında saç teli döker.

Saç ve kıllarımızın her birinin büyüme ve durma süreçlerine başlama zamanları farklı olduğu için, hepsi birden aynı anda dökülmediklerinden devamlı olarak başımızda saç, vücudumuzda kıl olur. Hayvanlarda bu süreçler aynı zamanda başlayıp bittiğinden onlar yılın belirli zamanlarında tüylerini dökerler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çünkü aksi taktirde berberler işsiz kalırdı! Ha, ha! İaka bir yana vücudumuzdaki kılların çok önemli görevleri vardır. Saçlarımız başımızı yazın güneşten, kışın soğuktan korurlar. Kaşlarımız terimizin, kirpiklerimiz küçük parçaların gözümüze girmelerine engel olurlar. Burun ve kulaklarımızdaki kıllar tozların girmesini önler. Vücudumuzdaki diğer kıllar ise derimizi serin tutar, ısı kaybını önler.

Bizler sadece saçımızın, sakalımızın, koltuklatlarında ve genital bölgelerimizdeki kılların uzadığını, kollarımız, bacaklarımız ve diğer yerlerdeki kıllarımızın uzamadığını düşünürüz. Gerçekte saçımız da uzamasını bir süre sonra durdurur ama bunun için bayağı uzun bir süre geçer.

Vücudumuzdaki kılların her biri topraktaki çim gibi, derimizin altındaki kendi torbasında yetişir ve büyür. Bu torbalardaki yeni saç hücreleri kılların köklerini oluşturur. Yeni hücreler oluştukça, eskilerini torbalardan dışarı iterler ve bu hücreler dışarı itildikçe canlı olma özelliklerini kaybederler, yani ölürler ve de kıllarımızın ve saçlarımızın bizim görebildiğimiz kısmını oluştururlar.

Vücudumuzun hangi kısmında olduklarına bağlı olarak, kıl torbasında belirli bir sürede yeni kıl hücreleri üretilir. Bu süreye “büyüme süreci” denir. Sonra büyüme bir süre için durur. Buna “durma süreci” denir. Bu sürecin de sonunda kılların yine büyüdüğü “büyüme süreci” gelir ve böyle devam eder, gider.

Durma sürecinde kıl kopar ve alttan gelen bir yenisi yerini alır. Yani bir kılın veya saç telinin ulaşabileceği en uzun boyutu bu büyüme sürecinin uzunluğu belirler. Kollarımızdaki kılları oluşturan hücrelerin büyüme süreci birkaç ay olarak programlanmıştır. Bu nedenle kıllar kısa bir süre içinde uzar, bir santimetre civarında bir uzunluğa geldiklerinde artık uzamazlar, belirli bir sürenin sonunda da alttan yenileri gelir.

Diğer taraftan saçlarımızın büyüme süreci iki seneden altı seneye kadar değişir. Eğer kesmezseniz bir metre hatta daha da fazla bir uzunluğa ulaşabilir. Saçalarımız üç aylık bir uzamanın ardından bir durma evresi geçirir ve bu sırada alttan gelen yeni saçlar eskilerini atar, yani dökülmelerine sebep olur. Bunu banyo yaptıktan sonra lavaboya dökülen saçlarınızdan anlayabilirsiniz. Bu yola bir insan her gün 70-100 arasında saç teli döker.

Saç ve kıllarımızın her birinin büyüme ve durma süreçlerine başlama zamanları farklı olduğu için, hepsi birden aynı anda dökülmediklerinden devamlı olarak başımızda saç, vücudumuzda kıl olur. Hayvanlarda bu süreçler aynı zamanda başalyıp bittiğinden onlar yılın belirli zamanlarında tüylerini dökerler.


Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Kafatası derisi üzerinde meydana gelen gevşek pul şeklindeki kabuklara kepek denir. Kuru ve yağlı olmak üzere iki çeşidi vardır. Yağlı sarımtırak görünüşteki kepeklenmeye, tıp dilinde sebore denir. Nedeni, derinin en üst kısmında bulunan tabakanın, ürettiği fazla parçalardır. Bunlar, çoğunlukla saçlar tarandığı zaman dökülür. Tedavinin ilk şartı; temizlik ve fazla miktarda unlu şeyler yememektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuz, su.

Hazırlanışı : Saçlar önce tuzlu su sonra bol su ile yıkanır. Her gün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçı olan, Fars. gîsû-dâr. Necm-i gisû-dâr = Kuyruklu yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairy. haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşa, eyer altına konan keçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağdıç sıfatı ve vazifesi: Evlendiğiniz vakit size kim sağdıçlık etti?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelken bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı Germen kabilelerinin beşinci yüzyılda düzenlenen kanunnamesi; eskiden Fransa'da kadınların tahta geçmelerini yasaklayan kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Noel baba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satranç şeklinde renkleri olan: Satrançlı basma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hafif vuruş veya vuruş sesi; terlik; f, (golf) sopa vurmadan önce yere vurmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat göz akı, sklera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. sertdoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert dokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. eklembacaklılarda kitin veya kireçten oluşmuş sert kabuk parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kitin veya kireçten meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz akı iltihabı, sklerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) katı, sert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yaşlı kimselerde görülen deri sertleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,biyol. katı, sert, sertdokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sertleşmiş doku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş veya madenlerin katılık derecesini öIçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. anormal derecede katılaşmış, sertleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ses) tıb. doku sertleşmesi, skleroz; bot. doku veya hücre cidarı sertleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. göz akına ait; tıb. doku sertleşmesi olan, dokusu katılaşmış; i göz akı, sklera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. scleritis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -tia) bot. gerçek mantarlarda yedek gıda ile dolu katılaşmış emeç. sclerotial s. bu emeçle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz akını yarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. katı, sert, katılaşmış, sertleşmiş; kemikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yere kapatıp dışarı salıvermemek, tecrit etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayrılmış; kapalı; bir kenara çekilmiş; ırak; mahfuz, saklı, korunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inziva, köşeye çekilme; tenhalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnızlık eğiliminde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarım daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinç veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful. joyous. happy. elated. glad. gladsome. jovial. mirthful. rejoicing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebullient. elated. exultant. glad. gleeful. happy. joyful. joyous. radiant. glee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, Fr. asır, yüzyıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kedi, köpek ve farelerde ter bezleri ayaklarının altında, yarasalarda başın yan tarafında, tavşanlarda ağızlarının etrafında, geyiklerin burunlarının dibindedir. İnsan derisinin ise her tarafında ter bezleri vardır. Avuçiçi ve tabanda bu bezlerin sayıları daha fazla, koltuk altlarında ise boyları daha büyüktür.

Normalde aşırı sıcaklarda suratımız ve koltuk altlarımız en çok terleyen yerlermiş gibi görünür ama aslında ellerimiz, daha doğrusu avuçiçlerimizdeki ter bezleri sayısı çok daha fazladır. Yani ellerimizin terlemesi doğaldır ama niçin sıkıldığımız veya sinirlendiğimiz zaman?

Tam olarak bilinmiyor ama tahminlere göre bu da bize atalarımızdan kalan bir vücut refleksi veya reaksiyonu. Ellerimizdeki ter aslında atalarımızın, bir tehlike anında kaçarak ağaçlara tırmanmalarını kolaylaştırıcı bir salgı. Ağaçlara tırmanırlarken ellerinin nemlenmeleri nedeniyle daha az çizik ve yara oluşuyor, daha rahat yüksek dallara tırmanabiliyorlarmış.

İnsanın milyonlarca yıl devam ettiği önesürülen evriminde, artık işe yaramayan kuyruğu kaybolmuş ama sıkılınca ellerinin terlemesi, korkunca tüylerinin diken diken olması, çene ve bacaklarının titremesi devam ediyor.

Sıcak havada terliyoruz, hadi sıkılınca terlemek de atalarımızdan miras, peki biber yiyince niçin terliyoruz?

Baharatlı yiyecekler ve biberler içlerindeki yakıcı kimyasallar nedeniyle, yenildiklerinde, ağız içindeki sinir uçlarını uyarırlar ve sanki hava sıcaklığı çok yükselmiş gibi algılamalarına sebep olurlar. Sinir uçları sıcak ve yakıcı uyarılarının aralarındaki farkı hissedemediklerinden beyne, yüz tarafındaki hava ısısının yükseldiği sinyalini gönderirler. Beyin derhal soğutma mekanizmasını devreye sokarak yüzün etrafındaki ısıyı düşürmek için ter bezlerini faaliyete geçirir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kısa ve enli bir meyva tipi, silikül. siliculose s., bot. silikül meyvalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. potur, kısa diz pantolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. direk veya duvar kaidesi, taban, destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. bring to an issue. accomplish. finalize. get through. leave off. put a period to. snuff out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. effect. to bring to a conclusion. to conclude. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry through. conclude. tie up. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be concluded. end. finish. turn out. end up. work out. come out. conclude. culminate. be at an end. eventuate. go. issue. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culminate. to result. end. come to a conclusion. to come to a conclusion. to conclude. to result in. to end in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to a conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sofokles.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görülecek şey; dehşetli manzara; acayip davranış; çoğ. gözlük. spectacled s. gözlüklü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. nefes alıp verme deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. altsınıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. köprücük altındaki; köprücük sinirine ait; i. köprücük sinir veya damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. charge. accusing. blaming. blame. arraignment. censure. complaint. condemnation. crimination. denunciation. excoriation. impeachment. incrimination. inculpation. indictment. plaint. rap. reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. implication. indictment. reproach. charge. indictment itham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. accusing. censure. charge. denunciation. impeachment. imputation. incriminating. incrimination. indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suç yüklemek. Osm. ithâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put in the dock. accuse. charge smb. with smth. charge. blame. put the blame on smb. bring an accusation against smb. arraign. censure. condemn. criminate. excoriate. impeach. impute. incriminate. inculpate. indict. reproach. task. tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. blame. charge. impeach. incriminate. indict. plead. reprehend. to accuse. to indict. to blame. to charge sb itham etmek. lay the blame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accuse sb. to accuse sb of an offence / crime. to charge sb. to indict sb for sth. accuse. allege. blame. bring about an accusation. bring a charge. complain. criminate. denounce. impeach. incriminate. inculpate. indict. reprehend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suçlu olduğuna karar vermek. Osm. Tecrîm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. to find sb guilty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ithâm edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accused. to be accused of. to be charged with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kabahatli. 2.Günahkâr. Suçlu durmak = Suçlu gibi mahcub durmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilty. culpable. delinquent. offender. criminal. culprit. con. convict. delinquent. evil-doer. felon. malefactor. misdemeanant. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. culprit. delinquent. guilty. offender. villain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. felon. guilty. offender. criminal person. criminal offender. culpable. culprit. delinquent. lag. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt. criminality. delinquency. culpability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt. quiltiness. guiltiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğrisi ya hep iç bükey yada hep dışbükey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. taş tabakaların v şeklinde olduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çadır, hayme; mesken; taşınabilen tapınak; tapmak; den. indirilen direğin Iskaçası; f. barınmak, barındırmak. tabernac'ular s. çadıra benzer. Feast of the Tabernacles kamış bayramı, gül bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra bezi, sofra örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taç giydirmek, Osm. tetvîc etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taç giymek, Osm. tetevvüc etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Başında tâcı olan, taç giyen, Fars. tâcdâr.

2.Başında sorgucu olan (kuş).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cild» den masdar). (kitabı) Dikip kap geçirme, ciltleme: Bu kitapları teclid ettireceğim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) mürekkepbaIığında olduğu gibi ince ve uzun dokunma veya kavrama uzvu; (bot.) bazı yapraklarda bulunan ince kıl gibi hassas lif, dokunaç. tentac'ular (s.) kavrama uzvu gibi; dokunaçla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) erbezi, testis, husye, haya, taşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. termonükleer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gök gürlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırtına bulutu; asık surat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stopple. to close sth up with a plug or stopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tokaçla dövmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. şeker pekmezi; (eski) tiryak, panzehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. üç ekseni dik olmayan açılarla kesişen (kristal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romalıların yemek yerken üzerine uzandıkları ve ortadaki masanın üç yanını çevreleyen sedir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. üç tekerlekli velespit; f. üç tekerlekli velespite binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tümsecik, tüberkül; bot. küçük yumru, yumrucuk; tıb. ufak ur, kabarcık, şiş. tuber'cular s. yumrulu; tüberkülozlu, tüberküloza özgü. tuber'culous. s verem kabilinden, tüberkülozlu. tuber'culate(d) s. urlu, yumrulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince entari; bazı papazlann iç entarisi; biyol. zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki zamanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fork out / up. shower down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 3 ses veya saz için yazılmış çoksesli eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Üçe erdirmek: Atları üçledim.

2.Uçe bölmek.

3.Uçe bükmek, üç kat etmek: Halatı üçlemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üç sayısına erişmek: Onun çocukları üçleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üçe eriştirmek: Siz bahçıvanları üçleştirmişsiniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üçleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu olan, tepesi sivri bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uç kısımdan yapılmış, üçe bölünmüş. Ar. sülâsî.

2.İskambil kâğıtlarının üç beneklisi: Maçanın üçlüsü, ispatinin üçlüsü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Aralarında üç ses bulunan iki nota veya art arda gelen üç notadan yapılmış dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triple. tripartite. trine. ternary. ternate. threefold. threesome. triplex. threefold. three. trio. triplet. tern. terzetto. trey. triad. trine. trinity. triple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ternary. treble. trio. triplicate. consisting of three parts. the three.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triad. trinity. trio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üç lira vesaire değerinde olan: Üçlük basma. 2, Üç metre vesaire boyunda veya eninde olan: Üçlük direk.

3.Uç şeyden yapılmış, üç kısma bölünmüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Musikide üçlü dizi veya aralıklar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elbisesiz, çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahibi çıkmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bırakmak (sıkılan eli); açmak (toka).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. amca, dayı, enişte; yaşlı adam; (argo) tefeci. Uncle Sam A.B.D.'nin sembolik ismi. Uncle Tom A.B.D., (argo) beyazlara dalkavukluk eden zenci. Say Uncle! Teslim ol! talk to one like a Dutch uncle birini dostça fakat şiddetle azarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirli, pis, murdar; ahlaksız, günahkar. uncleanly z. pis durumda. uncleanness i. pislik, murdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pis, kirli, murdar; iffetsiz. uncleanliness i. murdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulanık; zor anlaşılır; karışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açmak veya açtırmak (sıkılmış eli).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örtüsünü kaldırmak; meydana çıkarmak, açığa vurmak, ortaya dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (tıkanmış boruyu) açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açmak, kapalı durumdan çıkarmak; açılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. elbiselerini çıkarmak, soymak. unclothed s. çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,A.B.D. üniversitede birinci veya ikinci. sınıfta okuyan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. iç çamaşırlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış, ifşa edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek tekerlekli sirk aracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lise veya üniversitede üçüncü veya dördüncu sınıf öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk utanan adamın hâli, mahcupluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibition. shyness. bashfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. içkulakta bir boşluk, kırbacık; bot. torbacık. utric'ular s. ufak torbaya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vaslta, araç, taşıt; ecza. vasıta, vehikül. vehicular s. taşıtlara ait; taşıt olarak kullanılan; vasıta olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. beden veya organda boşluk; karıncık. ventric'ular s. karıncıkla ilgili, karıncığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayet; bent, parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabarcık, kese, kist; jeol. kaya veya taşta ufak yuvarlak boşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşak, peştamal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabun bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir koyundan bir senede kesilen yapağı miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. clepe.; s., (eski) adlı, isminde, denilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgeship. being a judge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Midye, de niz tarağı gibi yumuşakçalar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suyun arıtılmasında, tuzunun giderilmesinde ve ayrıca sınai süreçlerde kullanılan, zardan yapılma filtreler.

Türkçe Sözlük by