Clam ne demek? | Clam anlamı nedir? | Clam

Clam anlamı nedir?

Clam ne demek?

Clam anlamı nedir?

Clam | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkışlama, alkış, bravo'' deme; açık oylamada lehte oy verme by acclamation oy birliği ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draining. drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drain. drain the water away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intend. aim at. fasten on. purpose. will. work up. zero in on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim. to aim. to intend. to purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to aim at. to purpose. to intend. aim. plan on. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). işlerde kocalayıp tecrübe hasıl etmek, kurnaz ve usta olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Argaç atmak, atkılamak.

2.Sarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Avcun içine almak, avuçla kavramak.

2.Bol bol almak.

3.Kavramak, çevirmek, içine almak: Yelken rüzgârı avuçlamak = Rüzgârdan şişmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasp in the hand. take a handful of. fist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to grisp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültülü; Israrlı, yapışkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tırmanmak, güçlükle tırmanmak; clamberer (i). el ve ayakla tırmanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ıslak, yaş, rutubetli, yapışkan, soğuk. clamminess (i). ıslak ve yapışkan oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). haykırma, feryat, yaygara; gürültü; (f). yaygara ile istemek; yaygara kopararak zorlamak; haykırmak, feryat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültülü, patırtılı; yaygaracı, şirret. clamorously (z). gürültüyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mengene, kıskaç, kenet; kelepçe, krampon; (f). mengene ile sıkıştırmak, kasmak, germek, bastırmak, tespit etmek. clamp coupling kenetli kavrama, sıkma, kavrama. clamp screw sıkma vidası. clamp down on daha titiz olmak; menetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklamen, tavşankulağı, buhurumeryem çiçeği, (bot). Cyclamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sööz söyleme, sanatı, hitabet, belâgat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s). hitabete ait; tantanalı, heyecanlandırıcı (konuşma tarzı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impromptu. ad-lib. jumped-up. improvisation. impromptu. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impromptu. improvisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvisation. off-hands. extempore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) Loğusa humması, havale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ünlem, nida, ani olarak söylenen söz; bağırma, telâşla itiraz etme. exclamation mark, exclamationpoint ünlem işareti (!). exclam'ative (s.) ünlem ifade eden. exclam'atory (s.) sevinç, hayret veya keder belirten; gürültülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çarmıha germek, haç şeklinde bir tahtaya mıhlayarak asmak: Hıristiyanlar, Yahudiler’in Hazret-i Isâ’yı haçiadıklarına inanırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pamuğu atmak, ayırıp kabartmak: Hallaçlar pamuğu okka ile hallaçlarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.), ilâç sürmek, püskürtmek, sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfect. medicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine. to medicate. to disinfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine to. to apply disinfectant to. to apply insecticide to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin keskin ve dar tarafı yukarı gelecek surette, dikine, kılıcına: Tahtayı kılıçlama koyun. Zıddı: palasına.

2.Kaytanla boyuna asılan kılıç gibi aykırı pozisyonda, bir yandan öbür yana.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flogging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kırbaçla vurmak, kırbaçla dövmek: Ceza vermek maksadıyla kendisini meydanda kırbaçladılar.

2.Kırbacı sallayarak ve şaklatarak hayvanları yürütmek: Bu hayvanlar, kırbalamadıkça yürümez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flog. lash. scourge. whip. to whip. to flog. to scourge. to lash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slash. flaggelate. horsewhip. scourge. thrash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıskaçlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Büyük demirci kerpeteniyle tutup sıkmak: Demirci kızgın demiri kıskaçladı.

2.Eski zamanlarda kıskaçlama şeklinde olan işkenceyi yapmak: Etlerini kıskaçladılar.

3.İstakoz ve benzeri hayvanın kıskasiyle tutup sıkması: İstakoz fena halde elimi kıskaçladı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kulaçla ölçmek (ekseriya derinlik için kullanılır): Bu kuyuyu kulaçladınız mı? Hızla yürümek (bu mânâ ile eskimiştir).

2.Denizde yüzmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke/crawl. to crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke. to swim a crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilân; beyanname, bildiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) toplumun gözünde olmaya çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. charge. accusing. blaming. blame. arraignment. censure. complaint. condemnation. crimination. denunciation. excoriation. impeachment. incrimination. inculpation. indictment. plaint. rap. reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. implication. indictment. reproach. charge. indictment itham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. accusing. censure. charge. denunciation. impeachment. imputation. incriminating. incrimination. indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suç yüklemek. Osm. ithâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put in the dock. accuse. charge smb. with smth. charge. blame. put the blame on smb. bring an accusation against smb. arraign. censure. condemn. criminate. excoriate. impeach. impute. incriminate. inculpate. indict. reproach. task. tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. blame. charge. impeach. incriminate. indict. plead. reprehend. to accuse. to indict. to blame. to charge sb itham etmek. lay the blame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accuse sb. to accuse sb of an offence / crime. to charge sb. to indict sb for sth. accuse. allege. blame. bring about an accusation. bring a charge. complain. criminate. denounce. impeach. incriminate. inculpate. indict. reprehend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taç giydirmek, Osm. tetvîc etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stopple. to close sth up with a plug or stopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tokaçla dövmek.

Türkçe Sözlük by