Cog ne demek? | Cog anlamı nedir? | Cog

Cog anlamı nedir?

Cog ne demek?

Cog anlamı nedir?

Cog | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. nüktedan insan, zarif kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bitki ve hayvanların yeryüzündeki dağılışını ve bunun sebeplerini İnceleyen ilim, hayatî coğrafya, biyojeografi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü el yazısı; bozuk imla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakır veya pirinç üzerine hakkaklık sanatı. chalcographer (i). bakır veya pirinç üzerinde çalışan hakkâk. chalcograph'ic, chalcograph'ical (s) . bakır ve pirinç hakkaklığına ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çocuk, yavru.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çoğa).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok olma, artma. Ar. tekessür, tezâyüd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession. buildup. multiplication. propagation. reproduction. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. access. accession. accretion. augmentation. increment. multiplication. proliferation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok olmak, artmak. Osm. tezâyüd ve tekessür etmek: İşlerimiz çoğaldı, insanın evlâdı çoğaldıkça gailesi artar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. multiply. accrue. breed. reproduce. augment. gain. go off. heighten. mount up. proliferate. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. augment. boom. escalate. grow. increase. multiply. propagate. reproduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase. to multiply. to become abundant. accrete. accrue. accumulate. augment. gather. grow. heighten. reproduce. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproducer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augmentation. multiplication. aggrandizement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicating machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok etmek, artırmak. Osm. tesir etmek: Siz kitapları çoğaltmışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augment. multiply. copy. reproduce. aggrandize. manifold. propagate. scale up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. enhance. increase. multiply. propagate. to increase. to raise. to reproduce. to augment. to propagate. to multiply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accrue. to increase. to augment. to reproduce. to make copies for distribution. enhance. heighten. multiply. raise. run off copies. strike through. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bitki, çöven.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağdayı ve giyeceği ağartmak için kullanılan, reçel ve helvaya konulan bir nevi kök.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güneş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çoğan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇOĞUNDUR (i.). Pancar, yer kökü, sehven havuç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inandırıcı, ikna edici, kuvvetli. cogency (i). ikna kuvveti, inandırıcılık. cogently (z). ikna ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, düşünüp taşınmak, tasarlamak. cogiteble (s). akla gelebilir, idrak olunur, anlaşılır, kavranabilir. cogita'tion (i). düşünme, düşünüp taşınma cogitative (s). fikir sahibi olan, düşünceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kanyak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kan bağı ile bağlı olan; aynı kökten gelen (dil, kelime); aynı huyda, birbirine benzer; (i). akraba; aynı soydan veya cinsten olan şey. cogna'tion (i). aynı soydan veya kökten gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilme, vukuf; idrak, kavrama; aklın bilme veya idrak kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilmeye veya kavramaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing).cognisance (s). idrak olunur, tanınabilir; mahkemenin yetki kapsamına giren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama; farkına varma; bilgi, malumat; (huk). mahkemenin davayı dinlemesi; itiraf; kaza hakkı; yetki alanı; bilgi veya gözlem alanı. It falls within my cognizance .Beni ilgilendirir. take cognizance of dikkat etmek, göz önüne almak; önem verm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bilmek, idrak etmek, kavramak; tanımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soyadı; lakap. cognoscente, conoscente (konyoşen'tey, konoşen'tey) (i). (çoğ -ti) erbap, ehil, bir işe vakıf olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinir, idrak olunur, anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk)., (Lat). itirafname, ikrar, davalınln yazılı ikrar ve kabulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.) (mü. coğrâfiye). Coğrafya ilmine mensup, coğrafya ile alâkalı. Encümen-i coğrafî; tahkikaat-ı coğrâfiye. (c.) CoğrâfiyyUn: Coğrafya ilmiyle uğraşan, bu ilmin mütehassısı, coğrafya bilgin ve muharrirlerinden olan: Coğrâfî-i İdrîsî = Ünlü coğrafyacı Idrisî. Meşâhir-i coğrâfîyyûr.dan Istahri = Unlü coğrafyacılardan Istahrî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographic. geographical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut COĞRAFİYE (i. A.) Dünyanın tabiî, beşerî, iktisadî durumundan bahseden ilim ki şu dallara ayrılır: Tabiî coğrafya, riyâzî coğrafya, siyasî coğrafya, beşerî coğrafya, iktisadî coğrafya, tarihî coğrafya, nüfus coğrafyası, jeopolitik vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Coğrafya bilen, yazan veya öğreten kimse: Kâtib Çelebî, ünlü Türk coğrafyacılarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. most. mostly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

most. most of. mostly. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mostly. often. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k). Cem’ ve çokluk karşılığı olarak uydurulmuş kelime. İsmin çoğulu: Çocuk, çocuklar gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural. plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural ending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok görmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Çok defa, ekseriya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. the crowd. bulk. generality. plurality. predominance. preponderance. ruck. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality. majority. the generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. bulk. generality. moneyed people. preponderance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by a majority. mostly. generally. frequently. usually. commonly. in the main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. largely. mainly. mostly. ordinarily. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurial veteran. largely. mainly. mostly. for the most part. predominantly. principally. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pancar (yanlış olarak havuca da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Ekin içinde biten büyük bir cins diken.

2.Anadolu halk sazlarından biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırcık (galat olarak sığırcık dediğimiz kuşun adı; asıl mânâsı «çekirge kuşu» dur).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dişli çark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çarşaflık çözmeli pamuk bezi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak koleksiyonu, banda alınmış bilumum veya seçme müzik parçaları; banda alınmış veya plak haline getirilmiş müziğin düzenli bir şekilde sıralanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony dijital ses kayıt cihazlarında dahili olarak bulunan Dragon Voice Recognition yazılımı, PC’nizle senkronize edildiğinde kayıtlı bilgileri otomatik olarak yazıya dökebilmenizi sağlar. MP3 formatında kayıt yapan taşınabilir dijital kayıt cihazlarımızı tamamen destekleme özelliğiyle, kaydedilen dosyaları indirerek veya e-postayla göndererek tamamını yazmanıza gerek kalmadan kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) düşünüp bulmak, çıkarmak, icat etmek, düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. phytogeography

coğ. bitki coğrafyası

Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğrafya bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. glikojen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarayda yetiştirilen ve çeşitli devlet hizmetlerine çıkarılan devşirmeler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(k.dili incog) i., s., z. kıyafet değiştiren kimse; değiştirilmiş kıyafet; s. kim olduğunu belli etmeyen; tebdili kıyafet etmiş; z. takma bir isimle, kıyafet degiştirerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., of ile farkında olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözlüğün tertiplenmesi, lexicographer i. sözlüğü dü- zenleyen kimse, lügatçi. lexicographic(al) (leksıkograf'ik, ikıl) s. sözlüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative majority. proportionate majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden bilme veya haberi olma; İskoç., huk. ilk soruşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tanıma, tanımlama; itiraf, tasdik, kabul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (huk.) taahhütname; kefalet; tanıma. recognizant (s.) tanıyan, bilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tanımak, kabul etmek, teslim ve itiraf etmek, itibar etmek; birine söz hakkı vermek; tanımak, bilmek; selâm vermek; takdir etmek. recogniz'able (s.) tanınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute majority. bare / salt / overall / simple majority. clear majority. overall majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bilinmeyen yer, iç tarafları henüz keşfedilmemiş kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by