çoğul Eki ne demek? | çoğul Eki anlamı nedir? | çoğul Eki

çoğul Eki anlamı nedir?

çoğul Eki ne demek?

çoğul Eki anlamı nedir?

çoğul Eki | Dream Meanings


Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah’ın kulu. - Vekil. Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vekil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ilerideki, aşağıdaki, gelecek olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay şehzadesi, ay prensi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Balaban).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultant. head doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head doctor. chief physician. head physician. medical superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Başbakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baytal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yakışıklı, süslü delikanlı, genç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sabahları erken kalkmayı alışkanlık edinen kimse, bakir. 2.Yeni doğmuş. 3.Öncesi, İsmaili zümresine ait büyük bir Arap kabilesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sabırsız, sabrı tükenmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek can, eşsiz can.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tartı, vezin.

2.Dört kantardan ibaret ağırlık ki, odun, taş vesaire tartısında kullanılır. Çeki taşı = Bu vezne mahsus dört kantar ağırlığında yontulmuş taş.

3.mec. Nizam, tertip, denge, muvazene: O, çekiye gelmez. Çekidüzen = Süs, ziynet, tezyîn: Kendisine çekidüzen vermiş = mec. Kendisini toplamış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight of kilos. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

250 kg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tarafı kakmaya mahsus tokmak ve diğer tarafı çivi çekmeye mahsus olan çakıcı Alet: Dülger çekici, yorgancı çekici, taşçı çekici: Cenk çekici = Eski bir savaş Aleti, matraka, matrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer. malleus. striker. forge hammer. ram. pounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç yüz kantar ağırlığında çekiçleri havi fabrika. Çeşitli çekiçl

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çekme işini yapan. 2-, Cazibeli, cazip.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. tractive. alluring. appealing. magnetic. bewitching. catchy. catching. charming. witching. seductive. sexy. juicy. inviting. comely. captivating. charismatic. darling. desirable. endearing. engaging. engrossing. enthralling. fascinating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorable. appealing. attractive. charming. comely. devastating. engaging. exotic. fair. glamorous. goody. graceful. inviting. likable. magnetic. nifty. personable. prepossessing. pretty. quaint. riveting. taking. winning. winsome. eye-catching. alluring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tractor. attractive. dragging. towing vehicle. towtruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appealingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. appeal. attraction. charm. glamour. lure. magic. magnetism. seduction. attractiveness. allure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekiçle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چکيده] damlamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılık veya vaziyet düzgünlüğü: Kendine çekidüzen vermek, evin çekidüzeni bozuldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting. drawn in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanting. drawn out / in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahammül olunur: Çekilir hastalık değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweepstake. sweepstakes. draw. drawings. raffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw. raffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekilmek işi. (bk.) Çekilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pullout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resignation. retreat. traction. withdrawal. regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. withdrawal. withdrawing. retreat. regression. resignation (from a job. pull. draw. tug. shrinkage. tension. tensile. recession. recess. ebb. ebb tide. surrender. retiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sürüklenmek, taşınmak: Bu araba bir atla çekilebilir.

2.Tahammül olunmak, başa gelmek: Çok zahmet çekildi, bunun da tavrı çekilmez.

3.Bir kenara gitmek, inzivâda olmak, bir şeye karışmamak: Kendisi çekilmiş, bir tarafa çekilmiş, çiftliğe, evine çekildi. 4.Toplanmak, büzülmek. Osm. tekabbuz etmek: Bu kumaş ıslanınca çekilir. S. Gerilmek, Osm. tevettür etmek: Ispazmozdan damarları çekildi. 6.Gerilemek, geriye doğru gitmek, dönüp gelinen tarafa doğru gitmek: Düşman askeri çekildi, deniz çekildi, sular çekildi.Ortadan kalkmak, defolmak, mündefî olmak, yok olmak: Çekirge çekildi, hastalık çekildi.Dağılmak, her biri bir tarafa gitmek. Osm. inhirâf etmek: Kalabalık çekildi, dâvetliler çekildiler, herkes çekildikten sonra.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be pulled. withdraw. quit. retire. abdicate. draw back. resign. step aside. walk out. draw off. draw away. recede. dry up. bow. bow out. decline. desist. ebb. edge out. give over. go out. gravitate. opt out. repair. retract. scratch. secede. stand. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravitate. recede. resign. retire. retreat. to be pulled. to withdraw. to draw back. to recede. to retreat. to ebb. to resign. to move. to be bearable. to be tolerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to withdraw. to recede. to drawback. to retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahammül olunmaz, pek ağır veya usandırıcı: Çekilmez bir hali, bir tabiatı vardır, (bk.) Çekilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbearable. intolerable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. unendurable. insufferable. unacceptable. forbidding. impossible. insupportable. provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. insufferable. intolerable. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. excruciating. impossible. insufferable. insupportable. intolerable. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çekmek işi. 2.(fizik). Bir cismin, başka bir cismi kendisine doğru çekme kuvveti, cazibe.

3.(gramer) Fiillerin türlü zaman, şahıs ve kiplere, isimlerin de isim hallerine göre uğradığı değişiklikler, tasrif.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexional. gravitational. attraction. pull. gravity. force of gravity. gravitation. shot. shooting. filming. inflection. inflexion. conjugation. declension. draw. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. appeal. lure. attraction. inflection. declination. conjugation. shot. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attraction. shot. take. graceful appearance. act of drawing. inflection. draft. gravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Cezbetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. graceful. declinable. synthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi yapmaktan geri durmak, istinkâf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Taraf tutmayan. Ar. müstenkif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noncommittal. non-committal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noncommittal. abstaining. uncommitted. abstainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstainer. abstaining. unpolled / adj / unpolled elector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. unattractive. undeclinable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çeğln, çiğin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. disadvantage. danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. disadvantage. danger. risk. reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekinme huyu olan, ürkek. Ar. muhteriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. shy. timid. uncommunicative. unsociable. unsocial. reserved. retiring. bashful. coy. demure. diffident. distrustful of oneself. eunuch. faint. fainthearted. farouche. mousy. shrinking. standoffish. timorous. withdrawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. bashful. coy. diffident. inhibited. reserved. retiring. sheepish. shy. timid. hesitant. mousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid. hesitant. ashamed. bashful. coy. diffident. faint hearted. gutless. inhibited. offish. reserved. retiring. shamefaced. shy. strange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekingen olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibition. reserve. timidity. shyness. diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention. compunction. forbearance. reserve. wince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaçınmak, Osm. ictinâb ve ihtirâz etmek: Kendisi gitmek istiyorsa da, söz olmasın diye çekiniyor, filândan çekiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep clear of. get cold feet. have cold feet. chicken out. hesitate. fear. hold back. beware. shy. boggle. dread. flee from. flinch. funk. hang back. hold off. shrink. shun. wince. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstain. fear. forbear. refrain. shun. shy. to avoid. to abstain. to shun. to refrain. to draw back. to beware of. to shrink. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hesitate to do. to recoil from doing sth. to be timid of. abstain. blench. boggle. eschew. forbear. hold back. scruple. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hücre çekirdeğinde bir yahut birkaç tane olarak bulunan yuvarlak cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Meyvenin içindeki tek veya birçok tohum. Ar. nüvât: Şeftali, erik, karpuz, üzüm, ayva, incir çekirdeği. 2.Tane, kırat (ağırlık): iki dirhem bir çekirdek ağırlığında.

3.(biyoloji) Bir hücrenin çekirdeğini meydana getiren cisimcik.

4.(fizik) Atom tanelerinin proton ve elektronlardan mürekkep merkez kısmı. Çekirdekten yetişine = Bir iş veya sanatta tâ küçüklüğünden ve önce çıraklık ederek alışmış olan: Çekirdekten yetişme matbaacı. İki dirhem bir çekirdek = Gayet süslü ve şık gezen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seed. pit. kernel. stone. nucleus. core. core memory. cystoblast. hard core. hard pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. core. kernel. nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kernel. nucleus. core. seed. pip. stone (fruit. nuclear. grain. kern. cob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekirdek peyda etmek, kartlaşmak: Patlıcan, hıyar çekirdeklendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekirdeği olan: Birçok çekirdekli meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekirdeği olmayan: Çekirdeksiz üzüm, nar vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless. pipless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. currant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçinde çekirdek oynar gibi ses çıkarmak, tıkırdamak, çıtırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: çökmek’ten «çögertge», «çögürtge). Bulut gibi çöküp ekinleri ve bütün bitkileri harap eder uçucu bir hayvancık. Düzkanatlılardandır. Çekirge düşmek = (çekirge) Zuhur etmek, ortaya çıkmak. Orak çekirgesi = Ağustosböceği. Çayır çekirgesi = Çırçır, çırlak. Gece çekirgesi s Ağustosböceği. Çekirge tohumu = Bu muzır hayvanın yere gömdüğü yumurtası. Çekirge kuşu = Sığırcık kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasshopper. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasshopper. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde çekirdekf oynar gibi ses çıkarma, tıkırdı, çıtırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekme işi ve şekil. (bk.) Çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haul. hitch. pull. traction. drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draught. draw. haul. pull. drawing. pulling. traction. extrusion. aspiration. attraction. intake. air draft. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuşma, kavga, münazaa, mücadele. Can çekişme = Komaya girme. Osm. hâlet-i nez’. Ar. ihtizâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bickering. quarreling. contention. tug of war. competition. contest. chaffer. cliffhanger. conflict. contestation. controversy. debate. duel. fight. rivalry. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşmak, kavga etmek, didişmek ve mücadele etmek: Çekişe çekişe pazarlık ettiler. Can çekişmek = Ölümün hemen eşiğinde bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend. contest. dispute. haggle. quarrel. scramble. strive. vie. to pull in opposite directions. to quarrel. to argue. to compete. to contest. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to argue. chaffer. conflict. contend. contest. dissent. fall out. haggle. higgle. scuffle. strive. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguable. debatable. contestable. contentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. in contestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi, gıybet ve mezemmet tarzı: Onu bir çekiştiriş çekiştirdi ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi ve gıybet, mezemmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Fenalığını söylemek, Osm. fasi ve gıybet etmek: Adam çekiştirme pek kötü bir huydur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbite. pull. to pull at both ends. to run down. to backbite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize maliciously. to run down. to backbite. to pull sth at both ends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Çinlilerin değil Japonların, Orta ve Güneydoğu Asya’da yaşayanların hatta Eskimoların bile gözleri çekiktir. Aslında ‘çekik gözlü’ olmak tanımı kesinlikle yanlıştır. Göz yapısı dünyada bütün insanlarda aynıdır.

Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir ve bu durum gözün sanki daha darmış gibi görünmesine sebep olur.

Peki bu, niçin böyledir? Bir teoriye göre göz kapağının üzerinde katlı olarak duran bu ikinci kıvrımı, bu insanların gözlerini yoğun olan kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için, bir nevi kar gözlüğü gibi gelişmiştir.

Her ne kadar yukarıda belirtilen bölgelerin bazılarında kar hiç yağmıyorsa bile bilim insanları bugün çekik gözlü diye nitelendirdiğimiz insanların atalarının son buzul çağında Sibirya’dan, yani Asya’nın kar ve buzla kaplı en soğuk bölgesinden güneye, bugün yaşadıkları yerlere göç ettiklerine inanıyorlar.

Bu kadar soğuk iklimde yaşayanların vücutlarının iklime uyum sağlamaktan başka çareleri yoktu. Sadece gözler değil, burun da rüzgara en az maruz kalacak şekilde küçülmüş, burun delikleri, solunan hava ciğerlere gidene kadar ısınsın diye daralmıştır. Ciltleri de bu nedenle yağlıdır.

Göz kapakları da daha yağlı olduğundan, daha sarkık durur ve bu oluşum gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani ‘çekik gözlü’ değil ‘düşük göz kapaklı’ tanımını kullanmak daha doğrudur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pırasalı tavuk çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k). Cem’ ve çokluk karşılığı olarak uydurulmuş kelime. İsmin çoğulu: Çocuk, çocuklar gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural. plural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plural ending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Dağaşan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. attorney at low. counsel l or. pleader. upholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dental practitioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Canlılarda yaşama savaşı her zaman en hızlı tepkileri olan türlerin yararına sonuçlandığından, en basit organizmalarda bile haber alma organları (duyu organları), hareket organları (kaslar) ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlayan organlar, yani sinir sistemi gelişmiştir.

Vücudumuzun her yanı sinirlerle örtülü olduğu halde sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Bütün vücuda dağılmış milyonlarca sinire karşılık beyinden ve omurilikten yalnızca 43 çift sinir çıkar. Bunlar merkezden ayrıldıkları sonra gitgide dallanarak vücudun her yanına dağılırlar.

Refleks bir uyarıya vücudun ani ve otomatik olarak cevap vermesidir. Örneğin elimiz sıcak bir tencereye değdiğinde aniden çekmemiz bir reflekstir. Reflekslerde komuta omuriliktedir. Beyne bilgi gidebilir ama refleks olayında beyin aktif olarak rol oynamaz.

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle sertçe vurursa bacağınız ileri doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki gösterirler ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğe iletirler.

Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir ve bacak tekrar geri hareket eder. Görüldüğü gibi refleks, beynin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan, doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmiştir.

Diz kapağı refleksinin sınanması özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ve ne kadar sağlıklı olduğuna ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Çekiçle vurulduğunda bacağın normalden fazla hareket etmesi tümörden kalsiyum eksikliğine kadar bir çok hastalığın habercisi olabilir.

Dize çekiçle vurularak yapılan kontrol tek başına tabii ki yeterli bilgi vermez. Doktorlar bir ön bilgi almak için bu çabuk ve kolay testi yaptıktan sonra vücut üzerinde diğer muayene ve kontrollerine devam ederler.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Deve yavrusunun babası. - Hulefa-i Raşidin’in ilkidir. Hz.Ebubekir’in lakabı. Rasûlullah (s.a.s)’ın nübüvvetinden önce de sonra da en yakın arkadaşı olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. veked’den smüş.) (mü. ekîde).

1.Sağlam, muhkem, metin.

2.Sarih, kesin, açık, kat’İ: Emr-i ekîd, evâmir-i ekîde = Açık emirler (birinci mânâdan alınmıştır).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکيد] kesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Metin ve sağlam şekilde.

2.Açık ve kesin olarak. Osm. sarahaten ve kat’iyyen: Emrin yerine getirilmesini kendisine ekîden yazdılar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکيدا] kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tohum serpilmiş. Ar. mezru: Buğday ekili bir tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. planted. sown. tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. sown. planted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sown. cultivated. under cultivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekilmek işi, tohum serpilme. Ar. zer’: Buğdayın ekilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tohum serpilmek. Osm. zer’edllmek: Bir tarla her sene ekilmemelidir. Bu tarlaya arpa ekilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ekmek işi. 2.Yılınayı, teşrinievvel.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oct. october. sowing. planting. culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oct. october. sowing. planting. culture. team. october.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

october.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Toprağa ürün ekme işi. 2.Yılın onuncu ayı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ekmek’ten). Ekilmiş tahılların sürmüşü, tarlada bitmişi, hububat. Ar. mezrûAt: Yeni bitmiş, tohuma gelmiş, sararmış ekin: Ekin biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crop. growing grain. corn. cropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn. crop. culture. harvest. culture kültür.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crop. growing grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Ekilmiş tahılın sürmüşü, tarlada bitmiş tahıl. 2.- Kültür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekin ekip biçmekle meşgul adam, çiftçi. Ar. fellâh, harrâs: Ekinci takımı. Ar. zürrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekin ekip biçmek ve ona ait ilim ve sanat, ziraat. Ar. felâhat, harâset.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekine mahsus veya elverişli: Ekinlik tarla, arazi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kinn’in c. (bk.) Eknân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. astronomi). Altı aylık fasılalarla gündüz ve gecenin eşit olu

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équinoxe

gök b. gün tün eşitliği

Gece ile gündüzün eşit olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equinox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). Takım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équipe

takım

Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. gang. shift. team. squad. party. brigade. firm. outfit. platoon. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigade. crew. gang. outfit. party. pool. squad. team. group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. gang. team. company. brigade. squad. team of workmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équipement

takım

Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide geçki sırasında asıl makam ki, gidilen makamın zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mus.). Türk musikisinde kullanılan 4 sekizlinin en tizi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu erkek. - Er ve tekin kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. felekiyye).

1.Felek ile alâkalı.

2.Astronomi ile uğraşan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Astronomiyle alâkalı bilgiler: Felekiyyâtla uğraşmak; felekiyyâttan bahseden bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلکيات] astronomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Astronomiyle uğraşan bilginler, astronomlar: Felekiyyûndan bir zat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Determinist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Determinizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recession. recoil. retreat. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing back. orderly retreat. recession. recoil. regress. regression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flinch. recede. recoil. retire. retreat. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat a retreat. to withdraw from. to retreat. beat retreat. draw off. give ground. pull back. recede. recoil. retrocede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yeni başak meydana getirmiş ekin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç delikanlı, nazik.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Afrika’nın güney kısmında, Hint Okyanusu’nun güneyinde yer alan adalar, Afrika, Antarktika ve Avustralya arasında kalmaktadırlar.

Coğrafi konumu: 43 00 Güney enlemi, 67 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Antarktik Bölgesi.

Yüzölçümü: 7,781 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 1,232 km.

İklimi: Antarktik iklim.

Arazi yapısı: Volkanik.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kerguelen Adasındaki Ross Tepesi 1,850 m.

Doğal kaynakları: Balık, kerevit.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal kaynakları: Amsterdam Adası ve Saint-Paul Adası volkanik özelliğe sahiptirler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Güneydeki Fransa ve Antarktik Bölgesi.

yerel uzun adı: Territoire des Terres Australes et Antarctiques Francaises.

yerel kısa adı: Terres Australes et Antarctiques Francaises.

Bağımsızlık durumu: 1955 yılından beri Fransa’nın müstemlekesidir; Paris Komisyon üyeleri tarafından yönetilmektedir.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinlikleri meteorolojik hizmetler, jeofizik araştırma istasyonları ve Fransa balıkçılık filoları ile sınırlıdır. Kerguelen adası civarında avlanan balıklar gemilerle Fransa ve Reunion’a ihraç edilir.

İletişim Bilgileri

Internet ülke kodu:.tf.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: yok; sadece kıyıdan uzakta demir atılması mümkündür.

Hava alanları: yok.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. hadekıyye). Gözbebeğine veya karasına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hanekiyye anatomi, tıp). Damağa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hareketle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle sarayda görevli bazı subaylara verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of the bodyguard of the sultan. a woman in the harem much favoured by the Sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hükümdarların hizmetine tahsis edilmiş şahıs ve zümrelere verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift voucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (hakîm’den galat-ı meşhur). Tabib, doktor (tıb doktoru). Kendini hekime göstermek: Göz hekimi, diş hekimi, aile hekimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician. physician doktor. tabip. doctor of medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physician. doctor of medicine. leech. medical man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.İnsan hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile uğraşan kimse, doktor. 2.Hikmet sahibi kişi, filozof.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hekim sıfat ve vazifesi, doktorluk: Hekimlik ediyor, hekimlik iyidir.

2.Tıb ilmi: Hekimlik öğreniyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medicine. profession of a doctor. medical science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medicine. profession of a doctor. medical science. needing medical care. physic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table of contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contents. index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table of contents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of the cabinet. minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrossing. gripping. interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting. gripping. meaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz ülke.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İnalkut).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor.veyüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı veyüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarınınyüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Kartay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kabaca bir taş çeşidi. 2.Dişlerin diplerinde ve kaplarda meydana gelen kireç çökeli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşhur yakıcı ve kokulu bir ot ki, bazı yemeklere konulur ve yağı çıkarılır: Kekikotu, kekikyağı. Kayakekiği = Bir cins yabanî kekik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thyme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thyme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(thymus): İkiçenekliler sınıfının, ballıbabagiller familyasından; odunsu saplı, karşılıklı küçük yapraklı, sürüngen, çok yıllık timol kokulu alçak bir bitkidir. İçeriğinde thymol vardır. Güney Amerika’da yetişen thymus vulgaris türünden hafif sarı renkli uçucu kekikyağı elde edilir. İçeriğinde timol ve karvakrol vardır. Midevi, idrar söktürücü ve antiseptik olarak kullanılır. Yurdumuzda yabani kekik ve başlı kekik çok miktarda yetişir. Ancak mercanköşk türlerinin çoğu da kekik yerine kullanılmaktadır. Kullanıldığı yerler: Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını keser. Yemeklerin bozulmasını önler. Bağırsak iltihabını iyileştirir. Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Böbreklerde ve mesanedeki mikropları öldürür. Cinsel isteği kamçılar. Tansiyonu geçici olarak yükseltir. Hastalıklara karşı direnme gücünü artırır. Çocuklarda görülen kansızlığı giderir. Kan dolaşımını düzenler. Müzmin öksürük, astım, bronşit ve iltihaplı zatülcenp’e faydalıdır. Grip, beyin nezlesi ve anjinde şikayetlerin azalmasına yardımcıdır. Kekik suyu ile banyo romatizma ağrılarını dindirir. Kandaki şeker miktarını azaltır. Hamileler ve guatrı olanlar kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Uysal, mukavemetsiz (asıl Türkçe’de kebe eskisi ve paçavra demek olup, uysal adam eğersiz sayılarak böyle denilmiştir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kıralp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preventive medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sünger gibi şey, küfeki taşı: Bir cins kabaca taş ki Adî mezar taşı olur ve ocak vesairede kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çulhaların ipliği sarıp attıkları Alet ki, makara gibi olup ortasındaki hareket eden mile iplikle sarılır. Mekik gibi = Bir yerde durmaz, hareketli, mec. Mekik dokumak = Bir yerde durmayıp gidip gelmek: Akşama kadar mekik dokudu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle. fly shuttle. fly. flyer. flier. netting needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mekân» dan, «mekânet» ten smüş.).

1.Oturan, yerleşmiş: Mekânın şerefi mekîn itibariyledir.

2.Nüfuz, iktidar ve vakar sahibi.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temekkün eden, oturan yerleşen. 2.Vakarlı, temkinli, vakar, iktidar sahibi. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mekin). 1.İktidar ve onur sahibi. 2.Yer tutup oturan, yerleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (nîti. melekiyye). Meleklere ait ve lâyık olan: Ahlâk-ı melekiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meslekle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meb’us; halkın oyu ile seçilip Millet Meclisi’nde halkı temsil eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. deputy. congressman. parliamentarian. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy. mp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. member of parliament. deputy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

P. member of the Turkish National Assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fakr» dan if.) (mü. müftekıre).

1.Fakra düşmüş, fakir, züğürt.

2.Muhtaç, bir şeye ihtiyacı olan: Hiçbir şeye müftekir değilim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hakere» den if.). Yiyecek ve başka zarurî ihtiyaç maddelerini ucuz alıp biriktirdikten sonra fiyatlarını arttırarak satan, karaborsacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محتکر] vurguncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «lika» dan if.) (mü. mültekıyye). Iltika eden, kavuşan, buluşan, birleşen: Fırat, Dicle’ye mültekî olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lakt» tan lf.) (mü. mültekıte). Yerde bulunen şeyi kaldırıp alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜRTEKİB) (i. A. «rükûb»dan) (mü. mürtekibe).

1.Haram, kötü ve yakışmaz bir iş yapan, öyle bir işe tenezzül eden: Yalanı mürtekib olmaK.

2.Rüşvet alan, rüşvet karşısında iş gören: Mürtekip bir memurdur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekvâ’dan if.) (mü. müştekiyye). Şikâyet eden, şikâyetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who complains about / of. complainant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتقد] inanan, inancında olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «akf» den if.) (mü. mûtekife). Bir mâbet veya türbenin yanına çekilip vakit geçiren, İtikâf ve inzivâya çekilen: İki sene Harem-i Şerîf’e mûtekif kaldı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vekâ» den if.) (mü. müttekiyye). Dayanan, dayanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yakn» dan if.). Yakından bilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مفتقر] yoksul. 2.bağlı, muhtaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرتکب] kötü bir iş yapan, işleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشتکی] şikayetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-şekîbâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sabırsız, sabır ve tahammülü kalmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mezarda ölüleri sorguya çeken iki melekten birinin İsmi olup diğerine «Münkir» derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Nitekim.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Boncuk, kemik, taş gibi küçük parçaların bir ipe dizilmesi insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanlar avladıkları avın parçalarını ip benzeri şeylere dizer, bir sonraki avda başarı getirmesi için üzerlerine takarlardı. Daha sonraları bu tip takılar kötülüklerden ve düşmanlardan koruması için savaşlarda da takılmaya başlandı. Bugün bile bazı taşların özel uğurlar getirdiklerine inananlar vardır.

Boncukların dini amaçla ve duaları saymada kullanılmasına ilk olarak Hindistan’da, Hindu inanışında rastlanıyor. Tespihin ataları Hindistan’dan doğuya, sonra Ortadoğu’ya, en sonunda da Avrupa’ya yayılıyor. Tespihin kullanış amacı Müslümanlık, Hıristiyanlık (Katolik), Hinduizm ve Budizm’de aynı olup hepsinde de duaları ve dualar arası bölümleri saymada kullanılır.

Tespihin İslam dünyasında ne zamandan beri kullanıldığı kesin olarak belli değildir. Hz. Muhammed’in tespih taşıdığına dair bir kayıt yoktur. Hatta belki Osman Gazi, belki de Fatih Sultan Mehmet’de tespih kullanmadılar. Arşivlerde tespih ile ilgili bilgilere ancak 16. yüzyılın sonlarına doğru rastlanmaktadır.

Ne var ki, Hz. Muhammed zamanında namaz ve dua sırasında hurma çekirdeği veya çakıl taşı kullanıldığı bazı hadislerden anlaşılmaktadır. İslam’da Peygamber’in namaz kılarken sünneti olan ‘Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahüekber’ kelimelerini 33’er defa tekrarlamanın hangi tarihte başlayıp, yayıldığı da bilinmiyor.

Yüce Yaratıcı’ya 99 ayrı isim veren İslami anlayış, onu anarken, her isim için bir işaret olmak üzere ipe dizdiği bu 99 taneli şeye de ‘tespih’ adını vermiştir. Çeşitli malzemelerden yapılan tespihteki tane sayısı 33, 99, 500 veya 1000 olabilir.

500 ve 1000’lik tespihler daha ziyade tekkeler ve dergahlarda zikr için kullanılırlardı. Tekke şeyhleri, hastaları veya bir muradı olanları, iyileşmeleri veya muratlarının olması için bu tespihlerin içinden geçirirlerdi.

Tespih çekmek, tespih tanelerini birer birer işaret parmağı ile baş parmak arasından geçirmektir. Ancak günümüzde tespihi bir oyuncak veya el alışkanlığı olarak kullananlara, sallayarak veya çeşitli figürler meydana getirerek dolaşanlara, hatta tuttukları futbol takımının renklerine göre yapılmış tespihleri çekenlere sıkça rastlanmaktadır.

Aslında tespih çekmek din adamlarına özgü bir davranışmış gibi algılanır ama halk arasında da neredeyse bir alışkanlık haline gelmiştir. Tespih çekmenin daha çok kırsal kesimlerde yaygın olmasının nedeninin tespihin boş elleri meşgul edebilme özelliği olduğu ileri sürülüyor. Sıcak ayları tarımsal çalışma ile geçiren, sürekli ellerini kullanmaya alışmış kişilerin kış aylarında bu boşluğu tespihle doldurduklarına inanılıyor.

Günümüz biliminin tespih çekme alışkanlığına bakış açısı biraz değişik. Bilim insanları, beynimizin, çalışma yaşamının güçlükleriyle, sorunlar, endişeler ve korkularla sürekli baskı altında tutulduğunu, bunun sonucunda sinir hücrelerinin aşırı yorulup yıprandığını ve beynimizi rahatlatmak, onu özgür bırakmak, dikkatimizi başka tarafa yöneltmek için tespih çekmenin çok etkili ve faydalı olduğunu söylüyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Nasıl ki, olduğu gibi. (bk.) Nite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeed. as a matter of fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a matter of fact. just as. in fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Aydın ve güvenilir, emin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previous. former. the former. ex. prior. foregoing. antecedent. anterior. last. old. onetime. past. preceding. pristine. quondam. sometime. before. hereinabove. pre-. pro-. ex-. preceding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedent. anterior. back. early. foregoing. former. initial. old. preceding. previous. prior. ex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sayılan güvenilir, emin insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Daha uzakça’ bulunan, diğer birine nisbetle uzak olan, uzağa işaret için olup, yakına mahsus olan «beriki» zıddıdır: Berikini bilirim, lâkin öteki kim?

2.Diğer, başka, öbür: Öteki iş nasıl oldu? Öteki eve nakledeceğiz. Öteki beriki = Olur olmaz kimseler: Öteki beriki gelir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. the other. the further. the farther. that. far. off. remaining. other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. second. the other. the other one. the one over there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternative. the other one. the one over there. farther.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uzbekistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uzbekstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uzbekistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yapısında emniyet ve güven taşıyan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emniyet, güven ve cesaret telkin eden kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e.).

1.Söylenen sözün, verilen emrin kabûl edildiğini anlatır.

2.(i.). «Pekâlâ» gibi itiraz cümlesinin başına getirilir: Peki, ona ne yaptın?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

okay. all right. ok. well. well then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all right. very well. roger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beijing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pekin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beijing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üzerinde kuşku duyulmayan, kesinlikle bilinen, kesin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Pekin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pekin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Pekinli; i. Pekin köpeği; Pekinli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pekin Türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Pek hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. to become hard. get tight or firm. to become tight. to harden. to tighten. to consolidate. to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden. to become rigid. to become stronger. to strengthen. to become jammed together. consolidate. stiffen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stiffening. hardening. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pek hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensify. stiffen. solidify. cement. consolidate. establish. firm. harden. impact. reinforce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirm. consolidate. solidify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stiffen. to harden. to strengthen. to reinforce. to intensify. to ram. to pack. to compact. to stabilize. to consolidate. to toughen. to tramp. assure sb's position. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pekiştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to buttress. to reinforce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very good. excellent. all right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Avrupa’da İspanya’nın batısında bir memleket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese. portugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portugal. portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portugal. portugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Avrupa’da, Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, İspanya’nın batıısnda yer alır.

Coğrafi konumu: 39 30 Kuzey enlemi, 8 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 92,391 km².

Sınırları: toplam: 1,214 km.

sınır komşuları: İspanya 1,214 km.

Sahil şeridi: 1,793 km.

İklimi: Ilıman deniz iklimi; kuzeyde hava soğuk ve yağışlı, güneyde daha kuru ve ılımandır.

Arazi yapısı: Tagus Nehrinin kuzeyi dağlıktır, güneyde inişli çıkışlı ovalar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Ponta do Pico 2,351 m.

Doğal kaynakları: Balık, orman, tungsten, demir, uranyum, mermer, işlenebilir arazi, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %26.

daimi ekinler: %9.

Otlaklar: %9.

Ormanlık arazi: %36.

Diğer: %20 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,300 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Azores depreme meyillidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,066,253 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.18 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0.5 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.94 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.94 yıl.

Erkeklerde: 72.44 yıl.

Kadınlarda: 79.68 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.48 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.74 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 36,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 280 (1999 verileri).

Ulus: Portekiz.

Nüfusun etnik dağılımı: Homojen Akdenizliler soyu; sömürgeleştirme döneminde Afrika’dan göç edip yerleşmiş olan zencilerin sayısı 100,000 civarındadır.

Din: Roma Katolikleri %94, Protestanlar (1995).

Diller: Portekizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %87.4.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Portekiz Cumhuriyeti.

kısa şekli : Portekiz.

Yerel tam adı: Republica Portuguesa.

yerel kısa şekli: Portugal.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Lizbon.

İdari bölümler: 18 bölge ve 2 özerk bölge; Aveiro, Acores (Azores), Beja, Braga, Braganca, Castelo Branco, Coimbra, Evora, Faro, Guarda, Leiria, Lisboa, Madeira, Portalegre, Porto, Santarem, Setubal, Viana do Castelo, Vila Real, Viseu.

Bağımsızlık günü: 1140 (5 Ekim 1910 tarihinde cumhuriyet bağımsızlığını ilan etmiştir).

Milli bayram: Portekiz Günü, 10 Haziran (1580).

Anayasa: 25 Nisan 1976.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), A


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Portekizliler’in usulünde veya Portekiz dilinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portugese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portoguese (people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun veya keçi postu. Deliye pösteki saydırmak = Birine içinden çıkılmaz bir iş verip uğraştırmak. Pöstekisini sermek, çıkarmak = Şiddetle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepskin. goatskin. fell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ramequin i. ekmek kırıntılarına yumurta ile peynir katılarak fırında pişirilen bir börek çeşidi: kalıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rekâket» ten smüş.) (mü. rekike).

1.Zayıf, gevşek.

2.Dilinde rekâketi olan, rahat söyleyemeyen: Rekîkü’l-lisân.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gururlu, ağırbaşlı. Yüce, yüksek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rekin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gizli, gömülü define. 2.Sağlam, adamakıllı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sav).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şebekiyye) (anatomi). Ağ ve kafes şeklinde olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sebük).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Direk ayaklığı, kürsü taşı.

2.Atın ayağındaki beyazlık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white sock of a horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Sabır. Nâ-şekib: Sabırsızlıkla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sabır, tahammüllü, dayanıklı. - Türk dil kuralına göre «b/p» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabreden, Ar. sâbır, sabûr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکيبا] sabırlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şekib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞEKL) (i. A.) (c. eşkâl).

1.Suret, biçim, görünüş: Her harfin kendine mahsus bir şekli vardır.

2.Benzer, tesvir: Filin şeklini yapmak, şekli hâlâ gözümün önündedir.

3.Taslak, resim, plan: Yaptırmak istediğiniz şeyin şeklini çizip verirseniz o adam tıpkısını yapar.

4.Beniz, çehre, yüz: Târifle bir adamın şeklini tamamen anlamak mümkün değildir.

5.Türlü, cins, çeşit: Bu ne şekil adamdır?

6.(matematik) Geometride çizgilerden meydana gelen birimlerden herbirl: üçgerv kare... şeklinde.ilmî kitaplarda anlatılan şeyleri göstermek üzere konan resim, şema vesaire: O kitabın şekilleri metnin İçinde mi, yoksa ayrı mı basılmıştır?(mantık) Kıyasın tertip birimi.Bazı resmî vesikalarla yazılar. Çehre alâmetleri; göz, bıyık, saç vesaire: eşkâli gazetelerle ilân olundu,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-. configuration. line. outline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjective. figure. shape. form. way. kind. sort. variety. condition. state. aspect. formation. frame. picture. mould. modality. structure. king. projection. geometrical. configuration. conformation. contour. cut. diagram. fashion. image. line. make. manne

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Dilbilgisinin kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekimini inceleyen kısmı, morfoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekilciliğe bağlı olan veya öğreti oiarak şekilciliği kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Şekle, Adete, geleneğe bağlılık.

2.(felsefe) Varlığı, biçimden ibaret sayan yahut gerçeğin ancak biçim bakımından kavranabileceğine inanan ekol.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism biçimcilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. to shape. to form. to give shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give shape to. embody. shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapeless. formless. amorphous. off form. unshapely. unformed. misshapen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorphous. misshapen. shapeless. ugly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorphous. shapeless. ugly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shapelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Gem.

2.mec. Kolay baş eğmeyen, mukavemet eden.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dayanıklılık, dayanma, karşı koyma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Karar, rahat, sükûnet; huzur, gönül rahatlığı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sakin olma, sükunet. Huzur, gönül rahatlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sekîne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eight. eight. octo-. octa-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) sekizgen, sekiz kenarlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Herbirine veya her defasında sekiz olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.) Sekiz kenarlı çokgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octagonal. octagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Sekiz derecesinde olan, yedinciden sonra gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth. eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eighth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Sekiz saz veya ses için yazılmış çoksesli oda eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sekiz benek vesaireyi havi: Maçanın sekizlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki), (bk.) Oktav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sekiz parçadan mürekkep veye sekiz kısmı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth designed to hold eight things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız kendi çıkarını gözeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok sevilen, tek tutulan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allahın tecellisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo). arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Eski tıpta müshil olarak kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cassia): Baklagiller familyasından; bütün sıcak bölgelerde yetişen, sarı çiçekli otsu veya ağaçsı bir bitkidir. 400’den fazla türü vardır. Çiçekleri, yapraklarının dibinden çıkar. Uzun salkım şeklindedirler. Meyvesi, baklaya benzer. Basık silindirimsi, odunsu ve sert kabukludur. Kullanıldığı yerler: Kuvvetli müshildir. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz. Bulantı ve kusma yapabilir. Sütlü kahveyle içilmesi daha kolaydır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Veraset, irsiyet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit. - (bkz.Tekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Halk dilinde: Zanbuka). Bir cins küçük gemi veya büyük kayık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sunguralp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, dayanılır, sağlam kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Hâkim, Amir Tekfurdağı, tekfur sarayı

2.Bizanslı sınır beyi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k.). Teklik, müfred.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tequila.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tequila.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir tane, Fars. yektâ, yegâne, bî-misl, bîmânend.

2.Boş: Bu ev, bu adam tekin değildir (yani boş değildir, cinlerden uzak değildir, cinler musallat olmuştur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspicious. deserted. empty place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Boş, ıssız. 2.Sakin, rahat, uslu. İçinde kötülük bulunmayan. 3.Tek, eşsiz. 4.Uyanık, tetikte. 5.Şehzade, prens. 6.Uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haunted. eerie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Biricik ve hayırlı ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uğurlu dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz ve hayırlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji), ilkel topluluklarda uğursuz şey, tabu. (bk.) Tekin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncanny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah benek yahut çizgilerle karışık kül renginde: Tekir kedi, kaplan. Tekirördeği = Bu renkte bir cins ördek. Tekirbalığı = Barbunyanın küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabby. tabby. tabby cat. mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked with spots. tabby. striped goatfish. striped. spotted. tabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to renew a request. to reissue an order. to reiterate a statement. to confirm. to corroborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telekinezi, uzadevim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (metapsişik). Dokunmadan uzaktaki eşyanın hareket etmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télékinésie

ruh b. uza devim

Fiziksel etkili medyumların gerçekleştirdiği öne sürülen olaylardan biri olan, nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call girl. hullo girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sağlamlaştırma, takviye ve tahkim etme.

2.Evvelce yazıldığı, söylendiği hâlde yapılmayan veya cevabı gelmeyen bir mevzuyu tekrarlama: Tekid ettiler.

3.(Arapça gramerde) Bir kelimeyi sağlamlaştırmaya yarayan kelime.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Sağlamlaştırarak, kuvvetlendirerek.

2.Evvelce yazılıp neticesi alınmayan yazışmayı tekrar ederek defalarca: Tekîden yazdılar


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde

3.sekizli.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Örneğin içindekiler tablosu, tüm numaralar, tüm isimler, çalma süresi, tarihi, veri konumu vsç gibi bilgiler. MiniDisc üzerine yeni bir kayıt yapıldığında, bununla ilgili yeni bilgiler güncellenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (»tütün» demek olan tabaco’dan). Nargile ile içilen tütün çeşidi ki. Iran vesair yerden gelir. Tömbeki içmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tobacco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tömbeki satan adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Biricik, uğurlu tuğ. 2.Büyük Selçuklu’ya bağlı Börüler Hanedanı’nın kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, zararsız ve koruyucu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Yücelikte eşsiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüksek şahsiyetli ve sakin kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Uzay mekiğinin içindeki astronotların havada yüzer gibi dolaştıklarını, eşyaların ortalarda uçuştuklarını televizyonda görmüşsünüzdür. Uzay mekiğinin dönüp durduğu yükseklik, dünyanın boyutları ile mukayese edildiğinde o kadar da fazla değildir. Peki nasıl oluyor da bu kadar bir yükseklikte yer çekimi sıfırlanıyor? Koskoca Ay’ı bile yörüngesinde tutan dünyamızın çekim gücü, ufacık bir uzay aracına nasıl etkili olamıyor?

Aslına uzay aracında da yer çekiminin yok olması söz konusu değildir. “Yerçekimsiz ortam” deyimi doğrudur ama bu, mekiğin yörüngesindeki uçuşundan doğan bir durumdur.

Astronotları (veya kozmonotları) bu ortama alıştırmak için özel hazırlanmış yolcu uçaklarının kullanıldıklarını duymuşsunuzdur. Uçak belirli bir yüksekliğe gelince aniden ve hızla bir eğri çizerek yere doğru inişe geçer. Saniyeler süren bir sürede uçağın içinde yer çekimsiz ortam yaratılmış olur.

Uzay mekiğinin ve uzay istasyonlarının dünya etrafında dönüşü, uçağın yaptığı hareketin veya çizdiği rotanın sürekli olan bir şeklidir. Yerden bakınca düz gidiyormuş gibi görünür ama uzay aracı devamlı düşüş halindedir. Eğer düz gitseydi (uzaydan baktığınızı düşünün) yörüngeden çıkar giderdi. Nasıl lunaparkta eğlence trenleri önce yükseğe çıkar sonra oradan hızla düşermiş gibi inerse, uzay aracının da dönüşü, aslında bu düşüş hareketinin devamlı bir halidir.

Uzay araçlarının uçtukları yükseklikte şüphesiz yer çekimi vardır ama bu sadece aracı yörüngede tutmaya yarar. Dünya’dan Ay’a doğru düz bir hat üzerinde yolculuk yaptığınızı düşünün. Ay ile Dünya arasında öyle bir nokta vardır ki burada Dünya’nın yerçekimi kuvveti biter Ay’ınki başlar. Yani uzayda nereye giderseniz gidin bir şeyin sizi çekmesinden kurtuluş yoktur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Özbekistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical expert. medical specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uz - tekin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vekâle» den smüş.) (c. vükelâ).

1.Başkasının işini görmeye memur şahıs: Mahkemeye bizzat gelmeyip bir vekil gönderdi. 2.Bir memurun ikincisi, muavini veya küçüğü, bir rütbe aşağı olanı: Yüzbaşı vekili, konsolos vekili. 3.Hükümet Azası olan şahıs, bakan, nâzır. Başvekil = Başbakan, hükümet başkanı. Vekilharç = Bir konakta masraf görmeye memur güvenilir hizmetli, kethudâ. Dâvâ vekili = Baro bulunmayan yerlerde, mahkemelerde dâvâ takip eden şahıs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy. supply. vice-gerent. administrator. alternate. assignee. attorney. commissary. commissioner. delegate. deputy. lieutenant. locum. locum tenens. minister. nominee. proxy. representative. stand-in. substitute. supply. surrogate. vicar. vice. vi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. deputy. locum. proxy. replacement. representative. substitute. agent. attorney. minister bakan. mandatary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assignee. administrator. agent. proxy holder. attorney. deputy. proxy. representative. minister of state. cabinet member. alternate. commissary. commissional. commissioned. commissioner. confidential clerk. delegate. attorney in fact. fiduciary. fill in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وکيل] avukat. 2.biri tarafından yetki verilmiş. 3.bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Başkasının yerine ve adına hareket eden veya konuşan. 2.Asıl vazifelinin yerine çalışan, bir vazifeyi geçici olarak idare eden. 3.Hükümet üyesi olan kimse, bakan, nazır. 4.Kur’an’da Allah’ın ismi olarak da geçmektedir, (bkz.Abdülvekil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steward. majordomo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majordomo. butler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vekil sıfat ve vazifesi, vekâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقس علی هذا] bununla kıyasla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer, güçlü, erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yeler).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yüce).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ZEKİ) (i. A. «zekâ» dan) (mü. zekiyye). Zihni keskin, çabuk intikal eden, anlayışlı, zeyrek: Pek zeki çocuktur (temiz demek olan «zeki» ile karıştırmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZEKİ) (i. A. «zekâ» dan smüş.) (mü. zekiyye). Saf, hâlis, iyi hâl sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apt. astute. brainy. bright. brilliant. clear. clever. quick of comprehension. cute. discerning. ingenious. intellectual. intelligent. keen. keen-witted. longheaded. luminous. neat. nifty. nimble-witted. as fresh as paint. penetrating. penetrative. p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adroit. apt. brainy. bright. brilliant. clever. discerning. intellectual. intelligent. neat. perceptive. quick. shrewd. subtle. smart. swrewd. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clever. intelligent. sharp. acute. quick-witted. bright. astute. brainy. discerning. of good understanding. hard- headed. knowing. knowledgeable. penetrant. penetrating. penetrative. sagacious. shrewd. wide awake. witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zekalı çabuk anlayan ve kavrayan. 2.Zeka belirten.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Belleği güçlü olan, unutmayan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Anlayışlı, kavrayışlı, zeka sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zeki.

Türkçe Sözlük by