çok Olmak ne demek? | çok Olmak anlamı nedir? | çok Olmak

çok Olmak anlamı nedir?

çok Olmak ne demek?

çok Olmak anlamı nedir?

çok Olmak | Dream Meanings


Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. relate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to belong. to concern. to regard. to relate to. to pertain to. to be owned by sb. to be sb's property. appertain. pertaining. revert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk oymaklarının (aşiretlerinin) çalı çırpıdan ve çitten meskenleri. Oba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be an instrument to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to turn into a mess. shatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in a mess. to be ruined. badly shaken. turn over. turn turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be out of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be set free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ultra kompakt bilgisayarlara ek arayüzler sağlamak için tasarlanmış bir donanım birimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depend. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be affiliated to / with. depend on. appertain. cling. connect. depend. hang on. hinge. relate. turn on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. prosper. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring home the bacon. bear sail. bring off. to go down. prosper. to stand the racket. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hayli, oldukça çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good few. a lot. multiple. various. manifold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. multiple. numerous. umpteen. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lot of. diverse. not a few. many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agree (on a plan of action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to owe debts. owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be vacant. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Miktarı fazla olan, az karşılığı, bol. Ar. kesîr, vâfir. Fars. bisyâr: Çok kitabı vardır, bu yıl çok mahsul oldu.

2.Fazla, ziyade, lüzumundan artık: Bu yemek bize çoktur.

3.Pek, pek ziyade: Bu yemeği çok severim, çok iyi, çok üşüdüm, pek çok.

4.Her vakit, sık sık, pek sık: Bize çok gelirdi, bu hal bizde çok olur.

5.Büyük miktar, çokluk: Çoktan memnun olmayan azı da bulmaz.

6.Bir şeyin büyük kısmı, ekseriyyet: İnsanların çoğu gösterişe düşkündür, vaktimizin çoğunu boş işlerle geçiririz.Çok vakit, uzun müddet, hayli zaman: O vakitten çok geçti, çok olmadı. Az çok = Ne kadar mümkün olursa, çok olmazsa az olsun, mümkün mertebe. Aza, çoğa bakmamak = Oluruna razı olmak. Çok çok = Sonunda, olsa olsa: Çok çok beş gün geçecektir. Çoktan = Hayli zamandan, eskiden. Çok şey = Garip şey, tuhaf şey. Çok kere, çok defa = Her vakit. Çok görmek = Çoksamak, çok sayıp yakıştırmamak, çekememek. «Ne var, ne çok» tâbirinde «yok» yerine kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awf

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiple meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almighty. astronomical. enormous. exquisite. extreme. fierce. gargantuan. huge. insurmountable. monumental. mortal. overwhelming. resounding. roaring. royal. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colossal. enormous. fantastic. gargantuan. gigantic. immense. mighty. monumental. prodigious. profound. resounding. royal. terrific. thumping. thundering. tremendous. vast. walloping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much more than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Multiple Price Continuous Auction Method)

Çok fiyat yöntemi; bir menkul değer için verilen alım satım emirlerinin fiyat ve zaman önceliği kurallarına uygun olarak teker teker karşılaştırılması sonucunda oluşan fiyatlarla alım satım işleminin gerçekleştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by and by. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspire. crave. itch. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. yearn. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultrashort wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. to be dead nuts on sb. think the world of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luckily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunately. happily. thankfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir ila 4 yaşları arasındaki çocukların; geceleri 13, öğleden sonra da 2 saat olmak üzere, günde 15 saat uyumaları, sıhhatli büyümelerini sağlar. 5 ile 7 yaşları arasındaki çocuklara ise, geceleri 11-13 saat uyku yeterlidir. 8-14 yaşları arasında 9-11 saat; 15 yaşından sonra da 8 saat uyku yeterli gelir. 20 yaşını geçenlere 6-8 saat gece uykusu yeterlidir. Hiçbir hastalığı olmadığı halde normalden fazla uyumayı alışkanlık haline getirenlere aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kurutulmuş patlıcan.

Hazırlanışı : Öğle yemeklerinde kurutulmuş patlıcan yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatile. protean. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyhedral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause havoc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇUKA (i.). Mersine benzeyen siyah bir büyük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zırh, cebe: At çokalı.

2.Sırlanmış çömlek, su ve şarap vesaire koymaya mahsus topraktan kulplu kap.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Köy zengini, çiftlik sahibi. 2.Eşkıya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklembacaklı böceklerin, her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her taşın altından çıkan, her işe karışan, kurnaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officious. pseud. knowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ziyade, ziyadece, oldukça: Çok yağmur yağdı, suyu çokça içtim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greatly. much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.) Birkaç düzlemin kesişmesiyle meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kok kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili kola cinsi içecekler; argo kokain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Süzülüp suyun dibine duran çamur, lüleci ve çömlekçi çamuru, süzülmüş balçık.

2.Yağsız sütten yapılmış, çok tuzlu bir cins ham peynir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir miyar yardımıyla sıvının dibine çökmek, teressüp etmek (o sıvı içinde erimiş halde olan katı maddeler için kullanılır), (bk.) Çökünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to precipitate. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökel, çökelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dregs. precipitate. sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitate. detritus. refuse parts. sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. kimya). Çökelmeye uğratmak, tersip etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çökelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇÖKERTMEK (f.). Çöktürüp oturtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökertmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇOKURTME, ÇÖKERTME (i.). Denizin dibine indirilip üstüne balıklar geldikten sonra köşelerinden tutulup birden kaldırılan ağ, çökertme ağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap. to make kneel. to cause to collapse. to break in. to stave in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. precipitate. weight down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Yarış atlarını koşturmayı meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jokey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Kenarları her taraftan doğru çizgilerle çevrilmiş satıh parçası. Ar. mudallâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygon. number polygon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Birden fazla hücreden meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo kokain tiryakisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökmüş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökkün olma hali. Ar. inhifaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiunit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multimedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin çok olması. Ar. kesret, vefret, ziyâdelik, bolluk: Zahirenin çokluğu fiyatı düşürüyor.

2.Kalabalık, izdihâm. Nerede çokluk, orada...

3.Çok kere, çok defa, sık: O, bize çokluk gelmiyor, o mal bu memlekette çokluk bulunmuyor (bu mânâ ile başlıca menfî cümlede kullanılır).

4.(gramer). Cemi, (uydurması) çoğul.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Kâinatın birçok varlıktan meydana geldiğini, bunlarda birlik aramanın, zihnî bir temayülden ibaret olduğunu ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicity. multitude. plentifulness. muchness. crowd. affluence. ampleness. amplitude. commonness. considerable. fullness. fulness. heaviness. host. multeity. plenitude. plenty. plethora. plurality. superfluity. throng. vastness. lashings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. mass. multitude. plenty. wealth. majority çoğunluk. mostly. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. a large number of. majority. amplitude. host. mass. muchness. multiplicity. overmeasure. plenitude. plethora. plurality. quantity. surfeit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derin kazmak (çukur bundandır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çomak ve çoman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Topuz, gürz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İri ve toparlak başlı topuz, kalın cenk çomağı.

2.(halk ağzında: çomar). İri başlı çoban köpeği. 3.Boynuzsuz koyun nevi. Çomar, çoman.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Çökmek işi. 2.(jeoloji) Toprak, bina vs.’nin alttan yıkılarak yerle bir olması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. collapse. sedimentation. subsidence. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. sag. slump. breaking down. disintegration. deposition. settlement. settling slip. sedimentation. precipitation. failure. declination. squat. decline. deflation. shrinkage. cave-in. depression. breakdown. bust up. cave in. decadence. descent. dow

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.inmek, konmak, havada veya suda bulunan toz vs. dibe oturmak.

2.Çukurlaşmak, düşmek, batmak, inmek: Doldurulan toprak, rıhtım çöktü.

3.Basmak, kaplamak: Sis, duman, pus çöktü.

4.İhtiyarlayıp zayıflamak, kuvvetten düşmek. Üstüne çökmek = Altına almak. Bel çökmek = Bel iki kat olmak, ümitsizlik, bezginlik, yılgınlık getirmek. Diz çökmek = Diz üstüne’ oturmak, dizleri yere koyup öyle durmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. decline. droop. fall. sag. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collapse. to fall in. to break down. to sit down suddenly. to fall. to go downhill. to settle. to precipitate. to disintegrate. to deposit. to sink. to slump. to founder. to decline. to cave. deflate. to squat. cave in. crash. crumble. crump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaynar kazan gibi çokur çokur etmek takırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (çoksumak). Çok görmek, kabûl etmemek. Osm. istiksâr etmek, kıyamamak. 1

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve ÇOKSUNMAK (f.). Çok görüp kendi nefsinden esirgemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek sesli olmayan musiki eseri. (bk.) Çokseslilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide aynı anda birden fazla sesin duyulması esasına dayanan sistem. Polifoni. Teksesli musikinin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bk.) Çoksamak ve çoksanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çoksamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çoksanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. long. a long time ago. for a long time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. long time ago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long since.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. felsefe). Birden fazla tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Artı veya eksi işaretleriyle birbirine bağlı birçok terimlerden meydana gelen cebir ifadesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çökürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overbear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çarşaflık çözmeli pamuk bezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekiç (çekiç dediğimiz Aletin asıl ismi «çöküç»tür). (bk.) Çekiç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çökmüş, batmış, çukurlaşmış, eğilmif, batık: Çökük göz, bel, omuz. Çökük kuşu = Bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsed. sunken. dent. graben. rift valley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken down. hollow. saggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerin taşıdığı ve ovalarda bıraktığı tortu, çöküntü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aşağı inmek, duruşmak, tortulaşmak.

2.(deve) Diz çökmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I). Dibe çöken şey, tortu. Ar. rüsûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. debris. depression. sag. collapse. sinking. subsidence. wreckage. sediment. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitate. ruin. debris. wreckage. sediment. deposit. subsidence. depression. collapsing. settlement. slip. residue. crash. deposition. landslide. residual. slump. cup hole. sedimentary. cave in. dent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(deveyi) Diz üstüne düşürmek, ıhlamak.

2.Vurup oturtmak. kakıp yerleştirmek.

3.İndirmek: Başına yumruk çökertmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çökmek fiili ve tarzı, (bk.) Çökmek.

2.ihtiyarlayıp kuvvetten düşme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. ruins. decline. fall. breakup. decadence. decay. descent. downfall. smash-up. sunset. twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. decay. decline. downfall. decadence. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. collapse. decline. decadence. downgrade. ebb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Her taraftan birden gelip çökmek, toplanıp inmek: Kuşlar tarlaya çöküştüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more. rather. worse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. more. rather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go away. be off. clear off. clear out. beat it. push off. vamoose. vamose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go away. to beat it. to piss off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go away. to clear out. pike off. vamoose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boost. brace. nourish. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(boş kap vesaire) İçine bir şey konup boşluktan kurtulmak, dolu hale gelmek: Testi, sandık, havuz doldu; sarnıç daha dolmadı.

2.Bir kap ve zarf vesaire içine girmek, girip onu doldurmak: Dışarıda bırakılan kazana su dolmuş; karnına hava dolmuş; çocuklar kapıyı açık bulup içeri dolmuşlar.

3.Şişmek, kabarmak: Midem doldu; bu minder çok dolmuş.

4.Sabrederek hiddet ve kinini içinde saklamakla taşacak dereceye gelmek: Artık sabrede ede dolmuştum.

5.Tam olmak, tamamlanmak. Osm. ikmal olunmak: Tamam, hesap doldu.

6.Boş yeri kalma mak, artık alamamak: Araba, vapur, doldu. Kulak dolmak = Çok işitmekle öğrenmek. Gözler dolmak = Ağlayacak olmak, göze yaş gelmek. Yürek dolmak = Çok üzgün hale gelmek, ağlamaklı olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. be full. swell. clog. congest. lapse. swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. be full. swell. clog. congest. lapse. swim. charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get full. to be filled. to be packed with. to be completed. to come to an end. fill. fill up. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. fountain pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. fill- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraternize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become ally ies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesintiye uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to retire (on a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yarim kadrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best. full. most. outside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximum. furthest. most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. balk. check. cramp. encumber. foil. forestall. frustrate. hamper. handicap. impede. prohibit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to prevent. baffle. balk. bind. blanket. check. clog. debar. disappoint. disrupt. hamper. inhibit. interfere. put the mocks on. obstruct. preclude. prohibit. shackle. shut in. thwart. trammel. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become paralyzed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined / destroyed / exhausted / worn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get so sick that one needs hospitalization. to be badly beaten up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be overcome with admiration. to admire. to be tranced by. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yitmek, yazık olmak, yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yazık olmak, yitmek, kaybolmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perish. to be utterly exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok olmak, ortadan kalkmak. 2.ölmek. 3.çırpınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sarmaş dolaş olmak, kucaklaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aynı fikri paylaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.hırka giymek. 2.derviş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

payını almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

payını almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pleased with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hakim olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consist of. to be made up of. consist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to serve as lesson to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iyileşmek, kurtulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concern. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to relate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mümkün olmak, elvermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A .T.).

1.Mahvolmak, çok ezilmek.

2.mec. Çok üzülmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grieved. to be depressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inwardly to grieve deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

razı olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yerine geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ikna olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have to be taken to the police station. to be liable to be arrested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karara bağlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow hot and cold. fluctuate. hang in the balance. to be infirm of purpose. to be in tow minds. to lack resolution. waffle. waver in one's resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaybolmak, ortadan yok olup ne olduğu bilinmemek, bk. Kayıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be lost. disappear. go astray. lose one's bearings. clear away. die away. die down. go. lose. lose out. smear. wander. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melt. sag. to get lost. to lose ones' bearings. to disappear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lost. to be lost. to disappear from sight. go. lose. set. vanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be enrolled. be enroled. be enlisted. be written. check in. enter. enter into. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be enrolled. to be entered. to be recorded. to be registered. to be enlisted. enrol l oneself. put oneself down. register oneself. sign up. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. sponsor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as surety. to stand surety. to bail. to sponsor. to act as guarantor for. to stand surety for. to go bond for. come forward as surety. guarantee. put in a bailiff. to come forward as a surety. to enter into a suretyship. to represent and warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impede. to hinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

giymek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lağv.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.kaldırılmak. 2.hükümsüz kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. deserve. merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deserve. to be worthy of. to suit. to be appropriate for. command. merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sayılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

haksızlığa uğramayarak zor durumda kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gururlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

utanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

haczedilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüküm giymek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yoksun kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go to the dogs. go phut. go to rack and ruin. go to ruin. be ruined. go smash. be destroyed. canker. go down. lie in ruins. shipwreck. smash. smash up. go west.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shatter. to be destroyed. to be ruined. to be spoiled. to be cut up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be destroyed. to be ruined. to be obliterated. to be wiped out. to go to the dogs. fall. perish. to go to pot. to go smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hüzünlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eğilim göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yansıtmak, yansıma yeri olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öldürülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlaşılmak, bilinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındır olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to obstruct. to prevent. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

engel olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görülmek, göze çarpmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tanınmak, bilinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşı karşıya kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

harcanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşılaşmak, nail olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zan altında kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görevden alınmak, azledilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlaşılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.kaybolmak. 2.yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

felç olmak, kımıldayamaz hale gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aşık olmak, tutulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. busy. to care for. mind. tie up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görülmek, gözlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

büyülenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

körkütük sarhoş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

umudunu yitirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sebep olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak, gücenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a question directed to oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depend on. demand. need. require. want. want for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

içermek, içine almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mind. to watch. to look after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değişmek, dönüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkılmak, çökmek, sönmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

vazgeçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). Ölmek, gebermek (hayvanlar hakkında kullanılır), (bk.) Mürd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yakalanmak, tutulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bother. to poster. to pick on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get what is coming to one. to get one's just deserts. deserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agree. to consent to sth. to give one's consent to sth. accord. concur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

itaat etmek, boyun eğmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be successful in. to succeed in. get on. succeed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başarmak, başarılı olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zafer kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uğramak, tutulmak, yakalanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

idrak etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.karşılaşmak. 2.görüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

berbirine benzemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) çelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çevrilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

izi kalmamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gücenmek, alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkılmak, yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozguna uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek, bölünmüş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kalmamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sona ermek, son bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tutulmak, yakalanmak, uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şeref kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlaşılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yararlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üzülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.üzülmek. 2.etkilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

teselli bulmak, avunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.sarsılmak. 2.bozulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerçekleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

muradına ermek, kavuşmak, erişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be engraved in (one's mind or memory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall to one's share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

neşelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

umutsuzluğa kapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılan istatistik çalışmalarına göre dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun bir hayat süresine sahiptirler. Tarihte 60 - 70 yıl ve daha öncesine gidersek iki unsur öne çıkıyor: Savaşlarda ölenlerden dolayı azalan erkek nüfusu ve yalnız erkeklerin çalışabileceği yıpratıcı işlerden dolayı erkeklerin ömürlerinin kısalması.

Zamanımız için artık bu iki unsur da çok geçerli değil. Dünya savaşları dönemi bitti, yerel savaşlarda askerler kadar kadın ve çocuklar da ölüyor. Kadın ile erkek arasında iş güçlüğü kalmadı. Uzun yıllar aynı ortamda aynı işi yapanlar incelenmiş ve kadınların yine erkeklere göre daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.

Aslında pek çok canlının dişisi erkeğine göre daha uzun ömürlüdür. Kadın vücudu zarif, yumuşak ve güzeldir. Erkeğin ki ise daha geniş, iri, bol kaslı ve kuvvetlidir. Bu nedenle erkek daha hızlı koşar, daha fazla ağırlık kaldırır yani fiziken daha güçlüdür.

Ancak zarafet ve çekiciliğin altında kadın büyük bir biyolojik üstünlük gizler. Dişiler daha anne karnında iken bile daha dayanıklıdırlar. Ceninlerde, erken doğumlarda, bebeklerde, kızların ölüm oranı erkeklere göre daha azdır. Büyüme çağında kızlar oğlanlardan daha çabuk gelişir ve belli bir yaşa kadar da daha çabuk büyürler.

Kadınların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olma avantajlarının ardında insan türünün evrimsel devamlılığı ve gelişimi de vardır. İnsanlar oldukça yavaş ürerler. Kadınların gebeliği 9 ay gibi hayli uzun sürer ve sonucunda genellikle tek bir çocuk doğar. Neslin devamı için erkekten çok kadına iş düştüğünden, kadının verimlilik süresince birbiri ardına çocuk doğurabilmesi için kendisine doğa tarafından bu gizli güç ve dayanıklılık avantajı verilmiştir.

Günümüzdeki bilimsel araştırmalar üç noktada yoğunlaşıyor. İnsan dünyaya geldiği zaman hücrelerinde 23 çift kromozom taşır. Bunlardan yirmi üçüncüsü, yani cinsiyet kromozomu kadınlarda iki tane ‘X’ iken erkeklerde ‘XY’dir. ‘Y’ kromozomu ‘X’ den daha küçük olup, içindeki genler yüzde 3-6 daha azdır. Renk körlüğü, hemofili gibi hastalıklar sadece erkeklerde görülürken kadının fazla genleri bu hastalıkları önlemede rol oynar.

İkinci husus ise kadınların ‘estrojen’, erkeklerin ise ‘androjen’ diye bilinen cinsiyet hormonlarını daha fazla salgılamalarıdır. Estrojen hormonu kandaki yağ miktarını azaltmakta bu nedenle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları daha az görülmektedir.

Kadınlarda üçüncü uzun ömür mekanizması, hemen her türlü bakteriyel enfeksiyonlara karşı dayanıklılıktır.

Bütün bunlara ek olarak kadınların uzun ömürlü olma oranları yıllar geçtikçe daha da artmakta, ortalama yaşam süresi uzadıkça kadın ile erkek ömrü süresi arasındaki fark daha da açılmaktadır.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gizlenmek, saklanmak, kaybolmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir durumdan bir duruma geçmek, yeni bir hâl almak: Şarap sirke oldu, ateş kül oldu.

2.Bir unvan, makam veya durum ve sıfat kazanmak: Müfettiş olmak, yüzbaşı olmak, adam olmak.

3.Haberi ile beraber fiil mânâsını verip değişiklik gösterir. İyi olmak = iyileşmek. Sağ olmak = Yaşamak. Hasta olmak = Hastalanmak. Sakat olmak = Sakatlanmak.

4.Arapça sıfatlar ve masdarlarla mürekkep fiiller yapar: Nâdim olmak, me’yûs olmak, defolmak, fevtolmak, zâyî olmak.

5.Yardımcı fiil gibi kullanılıp Türkçe fiillerin bazı mürekkep kiplerini teşkil eder: Gitmiş olacağım, gitmiş olursam, gidecek oldu, gelecek olursa.

6.Var ve mevcut olmak: Bu şartın olması ile olmaması birdir.Vuku bulmak, vâki olmak, cereyan etmek: Ne oldu? Dışarda kavga oldu.Câiz ve münasip olmak, yakışmak, elvermek: Bunu ikiye bölsek olur mu?Yapılmak, imal veya icrâ olunmak: Turşu böyle olur.Mümkün ve kabil olmak: Hiç olur mu? Dünyada olmayacak şey yoktur, her şey olur, olur iş değildir.Ermek, yetişmek, olgunlaşmak: Üzüm oldu, armut iyice olmadıkça yenmez.Gelmek, vâki olmak, ortaya çıkmak: Bir gün olur meydana çıkar.Gelmek, çatmak: Sabah oldu, akşam oluyor. Olan oldu = iş işten geçti Oldum olası, oldum olalı = Çok eskiden, baştanberi. Oldubitti = Artık geçti, Osm. emr-i vâki. Olsa olsa = Nihayet, son ihtimal olarak, bundan fazla olamaz. Olsun = Peki, öyle olsun, zararı yok. Olursa o kadar = Son derecede, bundan fazla olmaz Ne oldum budalası, ne oldum delisi = Sonradan elde ettiği durumuna ve servetine mağrur olup övünen. Ne olacak = Daha ne istersin, bundan fazla ne olabilir? No’la = Ne ola, ne olacak. Hiç olmazsa = En az, en azından.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be. happen. become. exist. occur. take place. have. mature. befall. come about. come off. come over. eventuate. fare. get. go. go on. hap. hatch. hit. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. come. exist. form. get. go. grow. happen. mature. occur. reign. transpire. to be. to become. to exist. to happen. to occur. to take place. to go no. to come about. to transpire. to get. to fit. to be suitable for. to be present. to ripen. to matur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be. to become. to exist. to come into being. to happen. to occur. to take place. to ripen. to mature. come about. fall out. get. go. grow. have. lie. make. originate. prove. stand. to go under the styles of. to go through accounts. transpire. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb / sth as one's model. to pattern oneself after sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb / sth as one's model. to pattern oneself after sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. participate. to be at a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. participate. to be at a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ezilmek, çiğnenmek, ayaklar altında kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good number of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormously. far. galore. vast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a great many. quite a few. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

darmadağın olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret. repent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret sth / having done sth. to feel remorse for sth / having done sth. repent. rue. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçip gitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ait olmak, dönük olmak, yönelik olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel at ease. to be relaxed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yarılmak, gedik açılmak. 2.bozulmak, zarar görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

binmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

boyun eğmek, itaat etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accede. accept. acquiesce. comply. consent. lump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accept. accede. acquiesce. agree. allow. cave in. concur. to swallow one's medicine. permit. settle for sth. to say yes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come of age. to come of age. come again of age. to come to years of discretion. attain full age. to reach lawful age. to be of responsible responsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gitmek, yola koyulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sevinmek, mutlu olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.çıkmak, meydana gelmek. 2.imzadan çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. enjoy. hold. own. possess. retain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to own. to become the owner of. to acquire to get sb / sth under control. to do sth about sb / sth that is misbehaving. to have sexual intercourse with a virgin. get possession. have. hold. possess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become invalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kapsamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çalışmak, gayret etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause. to bring about. beget. breed. bring on. call forth. conduce. induce. to be the occasion of sth. to give occasion to sth. occasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tepetakla olmak, başaşağı gelmek, yenilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa vermek, iyileştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şifa bulmak, iyileşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

avlanmak, av olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kırılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

koşmak, seğirtmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rengini ve parlaklığını kaybetmek, sararmak: Çiçek koparılınca çabuk solar; hastalıktan sararıp solmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fade. wither. be discolored. be discoloured. change colour. whiten. die. die away. die down. discolor. discolour. droop. pale. wane. wear. wear away. wilt. wither up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fade. pale. wither. to fade. to wilt. to become pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get pale. to fade to wilt. discolour. fade. faint. wane. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be reconciled. to come to an amicable agreement. to settle their differences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bunlar, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan farklı Otomatik Odaklama yöntemleridir. Sürekli AF, deklanşör düğmesi kullanıldığından doğru odaklama sağlar. Normal olarak deklanşör düğmesine yarım basılması, görüntü odağını ‘kilitler’. Sürekli AF modunda, doğru odaklama elde edilene kadar odaklamaya devam eder. Çok Noktalı AF, çekim alanı kameranın merkezinde olmasa dahi mükemmel olarak odaklanırken, odak kilidi yapmanız gerekmez ve daha yaratıcı olabilirsiniz. Merkez Ağırlıklı AF, odaklama için görüntünün merkezini kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Susup sinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to want. to desire. to seek. to apply for. to seek the hand of a woman in marriage. aspire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kararmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.dağılmak, karışmak. 2.perişan olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok olmak. 2.yıkılmak. 3.bozulmak, çürümek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dönüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pester. to plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

emekliye ayrılmak, emekli olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.ölmek. 2.boşa gitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yatışmak, sakinleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to capitulate. cave in. deliver over / up. give in. haul down one's flag. hold up one's hands. knuckle under. submit. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuz destanına göre sol kolda bulunan 12 Oğuz boyuna verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti. Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanılmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine zincirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. Şüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti.

Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine incirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. İüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excel. predominate. surpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceed. excel. overtop. pass beyond. predominate. to be prevalent. shine. surpass. to hold the whip hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

köşesine çekilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.olmak, meydana gelmek, gerçekleşmek. 2.bulunmak, yer almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. be. exist. occur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be. breathe. come into being. exist. subsist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be likely to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ulaşmak, kavuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yıkılmak, harap olmak. 2.perişan olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yağmur yağarken koşanların daha çok ıslanacağını ileri süren, insanı yağmurda sallana sallana dolaşmaya iteleyen bir görüş ile hiçbir şey fark etmeyeceğini iddia eden bir başka görüş ortada dolanıp durmaktadır.

Hiçbir şey değişmeyeceğini söyleyenlerin görüşüne göre vücudunuzun bir dikdörtgen olduğunu ve yağmur damlalarının yere dik düştüğünü farz edelim. İster bir yüz metreci gibi hızlı koşun, ister sallanarak yürüyün bir şey fark etmez. Hızınıza bağlı olmadan vücudunuza düşen yağmur tanesi sayısı aynı kalır. Koştukça ön tarafınıza bir saniyede daha çok yağmur tanesi isabet edecektir ama süre kısaldığından toplam sayı ve sonuç değişmeyecektir.

‘Yağmurda yürüyünüz’ diyenler ise koşma durumunda yağmur damlalarının aynı sürede daha çok sayıda birikeceğini ve buharlaşmaları için daha az zaman olduğundan üzerimizin daha ıslak olacağını, aerodinamik tesirleri hesaba katarak, düz yürürken üzerimize düşmeyecek düşey damlaların, koşarsak karşıdan gelecekleri için temas edeceklerini, yürürken başımıza düşen damla sayısının koştuğumuz sırada düşenden fazla olamayacağını ileri sürerek ‘ahmak ıslatan’ diye de tabir edilen hafif yağışlarda yürümeyi öneriyorlar. Tabii burada unutulmaması gereken şey yavaş yürürken bacaklarımızın da çok yağış alacağı.

‘Koşunuz!’ görüşüne göre ise, yağmurda koşmakla yürümek arasında, vücudumuza düşen yağmur tanesi miktarı açısından bir fark olmayabilir ama önemli olan başımıza düşen miktardır. Bu nedenle koşarsak süre kısalır ve başımıza düşen yağmur miktarı azalır.

Yapılan bir deneyde, yağmur karşıdan 45 derece açı ile yağıyorken, bir defter kağıdına aynı mesafe 7 saniyede koşulduğunda 131 damla, 20 saniyede yürünüldüğünde ise 216 damla isabet ettiği saptanmıştır. Buna göre yağmurda yürüyerek gitmek, koşmaya göre neredeyse iki misli ıslanmak anlamına gelmektedir.

Şüphesiz bu Önermeler yapılırken, rüzgarın yönü, üzerimizdeki giysilerin şekli ve cinsi ve en önemlisi kapalı alana ulaşılacak mesafe göz önüne alınmamış ve değerlendirmeler kısa mesafelere göre yapılmıştır. Uzun mesafelerde hiç şansınız yok, koşabildiğiniz kadar koşun ama en doğrusu yağmur geçene kadar kapalı bir yerde oyalanın.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make oneself useful. pay. to stand sb in good stead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappear. dissipate. evaporate. perish. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappear. come to grief. die. to cease to exist. perish. vanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çekip koparmak, Osm. kal’ etmek: Ot, kıl yolmak, saçını, sakalını yolmak.

2.Soymak, dolandırmak, malını gasbetmek: Zavallı adamı yoldular. Saç, baş, yüz yolmak = Çok üzüldüğünü ifâde etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. fleece. pull. screw. strip. to pluck. to tear out. to strip bare. to rob. cheat. to milk. to bleed. to fleece. to rib sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pick. pluck. pull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üstünlük kazanmak, muzaffer olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.gitmek. 2.sanıya kapılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ortaya çıkmak, görünmek, zuhur etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yok olmak, ortadan kalkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ağlayıp inlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kaybolmak, yitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.alçalmak. 2.aciz kalmak. 3.güçsüz kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

süslenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

altüst olmak, yerle bir olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by