çöl ne demek? | çöl anlamı nedir? | çöl

çöl anlamı nedir?

çöl ne demek?

çöl anlamı nedir?

çöl | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: col

Türkçe Sözlük

(i.). Kumluk ve susuz ova. Fars. beyâbân, Ar. beriyye: Gobi çölü, Arabistan çölü, susuz ve bitklsiz, kıraç: Çöl yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desert. wilderness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desert. wilderness. wasteland. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desert. wasteland. wilderness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., cogr geçit; meteor iki antisiklon arasındaki alçak basınç alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şövalyelik rütbesi verilirken kucaklama, öpme veya kılıç yüzü ile omuza hafifçe vurma töreni; mükâfat; övme; (müz). rabıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilisede rahibe yardım eden memur; yardımcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (gram). bir cümle içinde anlam uyuşmazlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer. manometer. pressure gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki renkli, çift renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki ve hayvanların çevre ile olan ilişkileriyle uğrasan ekoloji dalı biog. kıs biographer, biographical, biography

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilardo oyununda bir vuruş; beklenmedik bir darbe veya dolaylı bir hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karnıbahara benzer bir bitki: kıvırcık lahana; bu bitkinin yaprakları ve sapları yenen ve göbek vermeyen bir çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çobanlığa veya kır hayatına ait; pastoral; i. pastoral şiir; çiftçi, çoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). binicilikte yarım çark hareketi; (f). bu hareketi yaparak at sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). çikolata; koyu kahverengi; (s). çikolatalı, çikolata ile yapılmış; çikolata renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Colour Parazit Azaltma, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan bir özelliktir. Görüntünün ışık ve renk frekansları analiz edilir, uzun pozlamalar neticesinde oluşan bozulmalar giderilmiş olur ve doğal tonların resimde oluşumu sağlanır. Özellikle açık mavi gökyüzü, koyu mavi denizler ve yeşil ormanlar gibi büyük alanlarda aynı renklerin bulunduğu manzara fotoğrafları, daha zengin renk tanımlamasından yararlanacak ve daha gerçekçi biçimde oluşturulacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kola, kola cevizi, (bot). Cola acuminata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir kolu sakat veya eksik olan, çolak adam. 2. Sakat, bozulmuş, çarpılmış: Çolak kol, el (yalnız kol ve ele denir). Kol veya eli sakat yahut eksik olan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol veya el sakatlığı yahut eksikliği. Ar. şellel, cezm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süzgeç, kevgir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i). soğuk; üşümüş; soğumuş, öImüş; nesnel; A.B.D., (k).dili baygın, şuursuz; bayat; (k).dili (saklambaçta) uzak; donuk (renk); (z)., A.B.D., argo tamamıyle, kesin olarak; hazırlıksız olarak; (i). soğukluk; üşüme; nezle, soğuk algınlığı; donma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., A.B.D., argo iskambil kağltlarının hileli bir şekilde sıralayarak aldatmak. cold deck A.B.D., argo dağıtanın kendi çıkarına göre önceden sıraladığı iskambil kâğıtları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soğuk iken kırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk keski, demir kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yüz kremi, cilt kremi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(salam, sosis, sucuk gibi) yenmeye hazır et, söğüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

limonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

meteor soğuk hava kitlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ısısız ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sebze veya meyvayı kutuya soğuk olarak koyduktan sonra pişirip konserve etme usulü; (tıb).ıslak sargılarla tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(k).dili soğuk davranış, yüz vermeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ani hava soğuması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

uçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kılıç, süngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk hava deposu; kdili geçici olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk ter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., argo (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz. ABD, 8rg0 (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk harp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(meteor). soğuk dalgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). duygusuz, merhametsiz, hunhar; soğuga karşı hassas; (biyol). soğuk kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). katı kalpli, merhametsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iahana cinsinden sebze. coleslaw (i). Iahana salatası. colewort (i). göbeksiz bir çeşit lahana, kolza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb)., kolonu çıkarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girdâb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(çoğ)., (zool). kınkanatlılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kınkanatlı, kınkanatlılar takımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). karın ağrısı; birdenbire nöbet tarzında gelen ağrılar; sancı; bağırsak iltihabı, kolik. colicky (s). karın ağrısı çeken; bağırsak iltihabına benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Roma'da eski bir amfiteatr; k.h herhangi büyük bir stadyum veya açık hava tiyatrosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kalınbağrsak iltihabı, kolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. eollabora'tion (i). beraber çalışma, işbirliği. eollaborator (i). beraber çalışan kimse, işbirliği yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askeri birlikler tarafından işgal edilmiş memleketin düşman ile işbirliği yapan vatandaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (güz). (san). kolaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çökmek, göçmek, yıkılmak; katlanıp bukülmek, açılır kapanır olmak (iskemle, masa);birsonuca bağlamadan dağılmak (proje, plan); cesaretini kaybetmek; (balon) sönmek; (tıb). çökmek; ciğerlere hava gitmemek; çökertmek, ylkmak; (i). göçme, çökme, y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaka; gerdanlık; halka, kuşak; tasma, hamut; (zool). hayvanların boynunda yaka şeklindeki teekkül; (bot). kökle sapın birleştiği nokta. collar band gömleğin yaka şeridi. collar beam (mim). çatının kuşaklık kirişi. be hot under the collar kızmak, öfk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaka takmak, tasma takmak; yakalamak, yakasına yapışmak; pişirmek için eti sarmak; (k).dili ele geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., anat köprücük kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dantel veya kürkten yapılmış küçük yaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) karşılaştırakak okumak, karşılaştırmak (metin); (matb). tertip etmek, sayfalarısıraya koymak, harman yapmak; (kil). papazı kilise memuriyetine tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yan yana olan; aynı eğilimde ve etkide olan; aynı sonuca yönelen; ikincil, tali; munzam, yardımcı, tamamlayıcı; aynı soydan gelen.; (i)., A.B.D karşılıklı teminat; maddi teminat; soydaş; yardımcı olay, durum veya kısım. collateral evidence müek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i). karşılaştırma; nüsha tavsifi; hafif yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meslektaş, mesai arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,(s)., (z). toplamak; koleksiyon yapmak, biriktirmek; tahsil etmek, almak (vergi); kendine gelmek, anlamak, idrak etmek; toplanmak, birikmek; koleksiyon haline gelmek; (s)., (z). ödemeli. colleet call ödemeli telefon konuşması.collect oneself kendini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplama; toplanmış şeyler, koleksiyon; kilisede toplanan para, iane; tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). toplanan, biriktirilen; toplu, müşterek, ortak; (i). ortaklaşma; (gram). topluluk ismi. collective agreement toplu sözleşme. collective bargaining işverenle işçi temsilcileri arasındaki toplu görüşme ve pazarlık. collective behavior toplu davr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolektivizm, ortaklaşacılık collectivist (i). kolektivizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koleksiyoncu; alımcı, tahsildar; (elek). transistörde cereyanın çıkış noktası; elektrikli trende cereyanlı tele dayanan boynuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iri kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). batı kiliselerinde okunan küçük dualardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). antoloji, seçmeler, derlemeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplanmış; kendine hakim, aklı başında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniversite; yüksekokul; fakülte College of Cardinals kardinaller heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniversite talebesi veya mezunu; üniversite mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). üniversite ile ilgili; üniversite öğrencilerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal iklim değişimleri ya da insanın doğayı tahribatı sonucunda kurak bölgelerin, çöl koşullarını taşıyan ekosistemlere dönüşmesi olayıdır. ( Vervüstung / Desertification )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desertification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çöl haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). halka; tasma; yuva; taşın oturduğu yiv; (f). yuvaya oturtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çarpışmak, çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskoç çoban köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). kömür gemisi; kömür madeni işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). maden kömürü ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine bağlamak, bir araya getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (fiz)., (astr). bir hizaya getirmek, paralel hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paralel ışınları husule getiren ayar aleti, kolimatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı doğru çizgi üstünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarpışma; ihtilâf, fikir ayrılığı. collision mat den çarpışmada yarığı kapamak için kullanılan palet. come into collision with ile çarpımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yan yana koymak veya oturtmak; sıraya koymak, düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıraya koyma, düzenleme, sözdizimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kim kolodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ing)., (leh). gizlice konuşmak, entrika hazırlamak; (i). gizli konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (kim). koloit; (s). koloidal, koloidimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). koloidal, koloidimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük bir et dilimi; ufak parça veya dilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). colloquial, colloquialism.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşma diline ait; teklifsiz konuşma ile ilgili. colloquially (z). konuşma diliyle. colloquialism (i). konuşma dilinde kullanılan deyim; konuşma dili üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konferans serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı konuşma, mükâleme; diyalog şeklinde yazılmış edebi eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir işlemden sonra jelatinli filimden doğrudan doğruya fotoğraf basma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hileli bir işe ortak olmak; dolap çevirmek. collusion (i). hile, tuzak; danışıklı dövüş. collusive (s). hileli bir ortakIık ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çöl ve beyâbanı çok olan, beyâbanlık: Çöllük bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -riums veyo -ria) (tıb). göz damlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çömlek dediğimiz şeyin aslı ve doğrusudur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acıelma, acıhıyar, ebucehilkarpuzu, (bot). Citrullus colocynthis; bundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonya; (b.h). Kolonya şehri, Köln.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kolombiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kolombo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki nokta üst üste (:); (tıb). kolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albay Iieutenant colonel yarbay. colonelcy, colonelship (i). albaylık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). koloniye ait, sömürge ile ilgili (kimse);(bot)., (zool). koloni halinde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonicilik, sömürgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). kolona ait, kolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sömürgede oturan kimse; koloni kurucularından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). (f). sömürge kurmak; grup halinde toplanıp yerleşmek; koloni meydana getirmek; sömürgede yerleşmek. coloniza'tion (i). sömürge kurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). genellikle üstü kapalı sütunlar sırası, sıra sütunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir başka memlekette yerleşip ana vatana bağlı bir sömürge kurmak için harekete geçen grup; böyle bir grubun yerleştiği bölge; sömürge, müstemleke, koloni; yabancı bir üIkede yaşayan aynı milletdenen insanlar topluluğu; (zool). koloni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kitabın sonuna konan ve başlığı, basımcının adını ve tarihini gösteren yazı; yayınevinin amblemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah çamsakızı, reçine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boyamak, renk vermek; olduğundan başka göstermek, gerçeği tahrif etmek; renk katmak, hava vermek; renklenmek; renk değiştirmek yüzu kızarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). alay sancağından sorumlu olan nöbetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk,boya;canIılık; yüz kızarması; belirgin özellik; düzme görünüş, maske; (çog). bayrak, sancak. color photography renkli fotoğrafçılık. color sergeant tabur veya alay sancağını taşıyan çavuş. color wash renkli badana. bright color parlak renk, açık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk körü. color blindness renkkörlüğü, akromatopsi, Dalton hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bitki veya hayvanda görülen renk düzenlemesi; renklendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). renkli televizyon yaymı; (f). renkli televizyon yayım yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli; beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup; tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olmayan; aldatıcı, göz boyayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). melez Güney Afrikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). solmaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli, canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk veren, renk meydana ,getiren; renk ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolorimetre, renk ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk; boya; boyama, boyayış tarzı; görünüş; sahte görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkleri ustalıkla kullanan sanatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz, soluk; solgun, donuk, anlamsız; tarafsız, yansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

beyaz ve diğer ırklar arasındaki toplumsal ayrılıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muazzam, kocaman, çok büyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -lossi, -lossuses) çok büyük herhangi bir heykel; büyük ve azametli herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kolostomi, kolonda açılan bir yarıkla suni anus teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memeli hayvanların doğumdan sonraki ilk sütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Bir ayağı sakat olan: Çolpa adam. 2. Yürürken İlk defa sol ayağını atan, ayak İtibariyle solak:-Çolpa adam, at. 3. mec. Beceriksiz. Eli yakışıksız ve ayağı dolaşır: Pek çolpa bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (bk.) Çulpan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Çoban yıldızı. 2.Aciz, beceriksiz, zavallı. 3.Zühre, venüs.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa dini kitap satışına mahsus gezici kitapçılık. colporteur (i). seyyar kitap satıcısı; özellikle dinsel kitaplar satan veya dağıtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark). Amerikan malı bir çeşit tabanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tay, sıpa: toy kimse. colthood ; taylık devresi. colt's tooth şehvet; atlarda köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(cog -foots) (i). öksürük otu, (bot). Tussilago farfara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yılana ait, yılan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima «çocuk» kelimesiyle beraber kullanılır: Çoluk çocuk = Ev halkı, eş ve çocuklar: Çoluk çocuk sahibi = Ev bark sahibi, aile sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçılıkta kullanılan ağ kepçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güvercin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çog-baria) (i). güvercinlik; eski Roma'da yakılmış ölü küllerini saklamaya mahsus mahzen; bu mahzenin duvarlardaki gözleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hasekikupesi, (bot). Aquilegia vulgaris; (s). kumru gibi, kumru ile ilgili; kumru renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(mim).sütun;direk; (matb).bir yazarın gazete veya dergide muntazaman ve aynı başlık altında çıkan yazısı, fıkra;(ask).(kol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yapıda sütun kullanma; kullanılan sütunlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).fıkra yazarı, gazetede belirli bir köşesi olan yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kolza colza oil kolza yağı.colza oil kolza yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ABD)., (argo). yüksek ziraat okulu; üniversite seviyesinde fakat şehirden uzak yüksek okul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekolte elbisenin yakası; açık elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beyazlatıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini açmak, soldurmak, ağartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini bozmak, soldurmak, lekelemek; rengini değiştirmek. discolora'tion (i). rengini bozma, rengi bozulma, solma; leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs DC) Washington mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toz yuvası, toz kapanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). organizmaların çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı, çevre bilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afrika ve Asya'da bulunan keklik, çil, turaç, (zool). Francolinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. glikol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kadın doğum hastalıkları bilgisi, nisaiye, jinekoloji. gynceolog' ical (s.) kadın hastalıklanna ait . gyneeol'ogist (i.) kadın doğum hastaIıkları mütehassısı, nisaiyeci, jinekolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolej veya üniversiteler arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bina direkleri arasındaki açıklık, iki sütun arasındaki aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cadı, vampir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da fotografik malzemenin, bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ummacı ve gulyabanî gibi, korkutmak için uydurulmuş hayalî şahıs veye alev suretinde mezardan çıktığına inanılan ölü, vampir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (jeol) lakolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leksikoloji, kelimelerin anlam ve kullanışlarından bahseden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lincoln şehrinde yapılan yeşil bir kumaş; bu kumaşın rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Live Colour ile BRAVIA TV’nizdeki görüntüler parlak, canlı ve gerçekçi. LCD ekranlarda özellikle kırmızı ve yeşil renk üretimi oldukça zordur. Live Colour bu renkleri gerçeğe yakın görüntüler üretmek için güçlendirir, böylece bir doğa belgeseli veya gişe rekortmeni bir Hollywood filmi izlerken, daha net ve gerçekçi görüntülerin keyfine varabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Live Colour Creation sadece BRAVIA televizyonlarda bulunan yeni bir Sony teknolojisidir. Geleneksel LCD teknolojisine kıyasla %30 daha geniş renk skalası sağlar. Bu da çarpıcı renk gösterimi için tam olarak doğada olması gerektiği gibi, çok daha derin ve daha doğru renk tonlarının elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Plazma Ekran Paneli: ekrandaki her bir pikselin küçük bir plazma parçacığı veya küçük bir neon lambaya benzeyen, dolu bir gaz tarafından aydınlatıldığı ekran.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mantarları inceleyen bitki bilimi dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tabii renkte olmayan; açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Palyaçonun işi. 2. Tavır ve daşranışta komiklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Dingil üstünde olmayan asma araba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee. bracket. hanger. angle tie. knee plate. angle bracket. angle brace. bracer. gusset plate. gusset. floor hanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee. bracket. hanger. angle tie. knee plate. angle bracket. angle brace. bracer. gusset plate. gusset. floor hanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rengârenk, alaca, iki veya daha fazla rengi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süzmek, filtreden geçirmek; süzülmek, sızmak. percola'tion i. süzme, süzülme, filtreden geçirme veya geçme. per'colator i. süzgeçli kahve ibriği; süzen herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. farmakoloji, eczacılık ilmi. pharmacologist i. farmakolog, eczacılık uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botaniğin deniz yosunlarını inceleyen dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. pikolo, tiz sesli küçük flüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bataklık kırlangıcı, zool. Glareola pratincola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. diplomatik işlerde kullanılan resmi usuller, teşrifat, protokol; zabıt varakası, tutanak, protokol; bir anlaşmaya ilâve edilen madde; f. protokol yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden toplamak, yeniden yığmak; kendini toplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) hatırlamak. recollection (i.) hatıra; hatırlama; hatırlanan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Üç temel renk vardır: kırmızı, mavi ve sarı. Siyah renk değildir, çünkü; üzerinde ışığın yansıyabileceği boya yoktur. Beyaz ise gökkuşağındaki tüm renklerin yutulmasından kaynaklanır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gül renkli. see the world through rose-colored glasses dünyayı toz pembe görmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kas zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarak, zool. Pecten; tarak kabuğu şeklindeki tabak veya tava; tarak kabuğu şeklinde işlenmiş oya; f. tarak kabuğu şeklinde kesmek veya yapmak; tencerede yemeğin üstüne ekmek kırıntıları serpip sos katarak fırında pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. azarlamak, tekdir etmek, paylamak,(slang) haşlamak; i. herkesi azarlayan şirret kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. kalsiyum ve alüminyumlu bir hidrosilikat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. scoleces, scolices) zool. bağlrsak şeridinin başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. belkemiğinin normal dışı yan kıvrımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kırkayak familyasmdan bir hayvan. scolopendrine s. kırkayağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. noktalı virgül

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (zool.), (bot.) yerde veya yer içinde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

cin ve soda karışımı bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Renkli taş ya da toprağın öğütülmesiyle elde edilen doğal boya. Maden oksitlerini içerir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kasılma sonucu boynun çarpılması, boyun tutulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i zehirbilim, ze hirler bilgisi, toksikoloji. toxicological s. zehirbilimsel. toxicologist i. zehirbilim uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç renkli bayrak; b.h. Fransız bayrağı. tricolored s üç renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. toplanmamış; kendine hâkim olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boyasız; tarafsız, renksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok renkli, rengarenk; yanardöner, şanjan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. efendi sınıfına ait, dairede çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı şarap renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

x.v.Colour özelliği, tam RGB paletinden iki kat daha fazla renk sağlar. x.v.Colour özelliği, ekranda çok daha gerçekçi görüntüler sunulmasını sağlar ancak, bu görüntüleri en iyi şekilde izleyebilmek için bir High Definition TV’ye sahip olmanız gerekir.

Teknolojik Terim by