Congo Eel, Congo Snake ne demek? | Congo Eel, Congo Snake anlamı nedir? | Congo Eel, Congo Snake

Congo Eel, Congo Snake anlamı nedir?

Congo Eel, Congo Snake ne demek?

Congo Eel, Congo Snake anlamı nedir?

Congo Eel, Congo Snake | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kestirme yol; düz çizgi, düz hat. make a beeline for something bir şeye en kestirme yol ile ulaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeytan, şeytanların başı, iblis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yardımı ile yanlamasına atılan takla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çarkı felek; el yardımı ile yanlamasına atılan takla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dişli çark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kılıç, süngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kongo nehri. Congo Brazzaville (bak). Zaire. Congo Kinshasa Kongo Kinshasa Kongo'nun başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zool). yılanbalığı şeklinde küçük ön ayakları olan bir çeşit semender.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). asitlerde mavi alkalilerde kırmızı olan ve labaratuvarlada kullanılan bir boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balık sepeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yılan balığı, (zool.) Anguilla; yılana benzer uzun balık.eelgrass (i)., (bot.) zostera otu. eelskin (i). yılan balığı derisi veya buna benzer şey. eelworm (i). (zool.) sirke kurdu . cusk eel kayış balığı, (zool.) Ophidium barbatum sand eel kum bal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (felt) dokunmak, el surmek; elleri ile yoklamak; hissetmek, duymak; anlamak, görünmek, hissini vermek, intiba uyandırmak. feel cold üşümek. feel for acımak. feel hot ateş basmak, (colloq). sıcaklamak. feel in one's bones içine doğmak. feel keenl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dokuma hissi, temas, dokunum; dokunarak yoklama; his, duygu. from the feel of it dokununca; havasından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dokunan kimse veya şey, hisseden kimse veya şey; (zool). dokunaç; (mak). kalınlığı ölçmeye mahsus araç; deneme kabilinden bir teklif veya bir şey. put out feelers ağzını aramak, ne düşündüğünü anlamaya çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). his, duyu, duygu, dokunma; dokunma hissi; (çoğ). his dünyası, iç âlemi, merhamet, şefkat; (s). duygulu, hisli, hassas; şefkatli; dokunaklı, tesirli. hurt one's feelings hatırını kırmak, gücendirmek. feelingly (z). tesir ederek, hissederek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dönme dolap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzenteker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kendi hesabına çalışmak (yazar, fotoğrafçı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., argo, slang otlamak, otIakçılık etmek. freeloader (i). bedavacı kimse, otlakçı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tekerlekleri serbest dönen; (k). dili fazla serbest davranan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soylu, kibar. (Bu kelime simdi küçültücü bir anlamda kullanılabilir) genteelly z. kibarca, zarif bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (den). bir yana yatmak veya yatırmak (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topuk, ökçe; ayakkabı ökçesi: çorap topuğu; herhangi bir şeyin geride olan kısmı, uç (ekmek), art, arka, son; (A.B.D)., argo alçak adam, kalleş kimse. heel-and-toe walking her adımda bir ayağın parmaklarını kaldırmadan öbürünün topuğunu yere değ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ökçe takmak; peşine düşmek, takip etmek; dans ederken ökçeyi yere basmak; ökçelerine dayanarak dinlenmek; ayağının dibinden ayrılmamak (köpek). well heeled (k).dili sarfedecek parası bol, kesesi dolgun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kunduracı; argo bir politikacının adamı. ward heeler semtin oylarını kazanmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayakkabı ökçesini yükseltmek için eklenen deri parçası; kadeh artığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı düz mavna, kömür mavnası; (İng )yirmi bir tonluk kömür ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gemi omurgası; gemi; omurga şeklinde olan veya omurga işini gören şey; f., den. gemiyi karina etmek, alabora etmek. keel over alabora olmak; birden devrilip düşmek. false keel kontra omurga. on an even keel başta ve kıçta çektiği su aynı, den

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak çamaşır teknesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ceza olarak birini geminin altından geçirmek; şiddetle azarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. geminin iç omurgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (knelt veya kneeled) diz çökmek; diz üstü oturmak; diz büküp selamlamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayağına tez, atik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «elem» den if.) (mü. mütellime).

1.Elem ve kedere uğramış: Kendisini pek müteellim gördüm.

2.Acıyan, ağrıyan, hasta: Kalbim müteellimdir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متألم] elemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinemada dünya haberlerini veren film.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

suyu üstten alan dolap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kabuğunu soymak; derisini yüzmek; kabuğu veya derisi soyulmak (güneş yanığından); k.dili soyunmak; i. meyva veya sebze kabuğu. keep one's eyes peeled tetikte olmak. peel off askeri uçuşlarda gruptan ayrılıp inişe gecmek. peeling i. soyulmuş ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırıncı kureği; den. kürek palasu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiltere ile iskoçya arasındaki sınırda bulunan kare şeklinde eski kule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) polis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. peeling

soyum

Üst derinin özel işlemlerle soyulması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çarkıfelek; fırıldak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıngıraklı yılan, (zool.) Crotalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réel

gerçek

Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lively dance of the Highlanders of Scotland; also, the music to the dance; often called Scotch reel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A frame with radial arms, or a kind of spool, turning on an axis, on which yarn, threads, lines, or the like, are wound; as, a log reel, used by seamen; an angler's reel; a garden reel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine on which yarn is wound and measured into lays and hanks, for cotton or linen it is fifty-four inches in circuit; for worsted, thirty inches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device consisting of radial arms with horizontal stats, connected with a harvesting machine, for holding the stalks of grain in position to be cut by the knives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wind upon a reel, as yarn or thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To incline, in walking, from one side to the other; to stagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To have a whirling sensation; to be giddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act or motion of reeling or staggering; as, a drunken reel. a lively dance of Scottish highlanders; marked by circular moves and gliding steps winder consisting of a revolving spool with a handle; attached to a fishing rod a roll of photographic film

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a roll of photographic film holding a series of frames to be projected by a movie projector. music composed for dancing a reel. winder consisting of a revolving spool with a handle; attached to a fishing rod. a winder around which thread or tape or film o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The master roll of paper as it comes off the papermaking machine It is in its original width and is then cut into smaller rolls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reel originated around 1750 in Scotland and the Irish dance masters brought it to full development The music is 4/4 time and it is danced at a relatively fast tempo Both men and women dance the reel For women, it is a light, rapid soft shoe dance that

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Polythene Film used on SITMA enclosing machinery is supplied in reels of approximately 35 kilos An average reel of 480mm wide plain film will wrap approx 7000 items.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fast-paced dance for two or more couples, most common in Scotland and Ireland, but also encountered in Scandinavia and North America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Device to hold hoses or coiled tubing usually equipped with a rotary joint allowing for the pumping of gas and fluids through the hose or tubing. 1) The hub and flanges that hold tape and which tape can be spooled onto or off of 2) The amount of tape that

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually smaller diameter pipelines in continuous lengths prepared onshore and laid from a large reel onboard ship Max lay rate app 1 mile / hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rollicking tune in 4/4 or 2/4 time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately quick dance in duple meter danced throughout the British Isles; the most popular Irish traditional dance type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wind or pull in the fly line from the water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On TSM servers that support it, a device class that is used to categorize tape devices that support tape reels, such as the 3420 9-track tape device. holds a certain amount of line depending on the line's weight ant taper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A revolvable flanged device made of wood, plastic and/or metal which is used for winding flexible metal wire or cable. a dance; to spin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The flanged spool on which wire rope or strand is wound for storage or shipment Smooth Faced Drum - Drum with a plain face, not grooved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) çıkrık iği, makara; (sinema) filim makarası; (teyp) bant makarası; olta çubuğunun alt ucuna konulan makara; makara üstüne sarılmış iplik veya tel; (f.) makaraya sarmak. reel in olta çubuğu makarası üzerine ipi sarmak. reel off (k.dili) pürüzs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) dönmek, çabuk dönmek; sersemlemek, başı dönmek; bozguna uğramak; sarhoş gibi sendeleyerek yürümek, salınmak; (i.) sendeleyerek yürüme, başı dönme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oynak bir İskoç dansı; bu dansın müziği. Virginia reel Amerika'ya mahsus meşhur bir dans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (pol.) tekrar seçmek. reelection (i.) tekrar seçilme. reenforce (bak.) reinforce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâil). (bk.) Stil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sütotu bot. Polygala; sütotunun öksürük söktürücü kurutulmuş kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yandan çarklı vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yılan; sinsi ve hain kimse; boru temizlemek için bükülebilen tel; f. yılan gibi sessizce ve sinsi sinsi ilerlemek; A.B.D., (argo) çekip dışarı çıkarmak, sıyırmak. snake charmer yılan oynatan hokkabaz. snake dance Amerika kızılderililerinin yı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeytan şalgamı, bot. Bryoniadiocia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaz karabatağı, zool. Anhingarufa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan sokmasında ilâç olarak kullanılan birkaç cins kök veya ot; loğusa otu, bot. Aristolochia; kurtluca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan kökü, kurt pençesi, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. ayağının arka parmağı mahmuzlu (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. çelik, pulat; çelikten yapılan alet, masat, çelik bileği; çakmak; çelik gibi güç; f. çelik kaplamak veya katmak, çelik gibi sertleştirmek; hissizleştirmek, katılaştırmak; s. çelikten yapılmış; çelik gibi; azimli; katı, duygusuz. steel blue çe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.çelik işi; çelik bina iskeleti; çoğ. çelik fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çelikten yapılmış, içinde çelik bulunan; çelik gibi, sert. steeliness i. sertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kantar, uzun kollu el kantarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkadan çarklı nehir gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ülfet» ten) (c.’teellüfât). Alışma, hoş geçinme, bağdaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «elem» den). Kederlenme, eseflenme, teessüf: Bu işe çok teellüm etti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayak deiğrmeninde ayakla döndürülen tekerlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; zalim, katı kalpli. unfeelingly z. acıma göstermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (makaraya sarılı şeyi) çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. silâhları bıraktırmak; yumuşatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) zengin, para babası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerlek; çark, dolap; den. dümen dolabı; eskiden kullanılan işkence çarkı; k.dili. bisiklet; çarkıfelek; deveran, dönme; (argo) kodaman; çoğ. yürüten unsur; çog, (argo) vasıta, araba .wheel and axle mil teker. wheel animalcule bak. rotifer. whe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekerlekler üzerinde taşımak; döndürmek; çark gibi çevirmek; el arabası ile götürmek; çark veya tekerlek gibi yuvarlanmak; dönmek; sürmek; sürülmek; yuvarlanıp gitmek. wheel about yönünü değiştirmek. wheeled s. tekerlekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerlekli el arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerlekli sandalye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.), k.dili. şüpheli işlerle uğraşan kimse, kurnaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemide dümen köşkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen dolabının bulunduğu su mecrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerlekçi, tekerlek yapan veya tamir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by