Control A1/a1 Ii ne demek? | Control A1/a1 Ii anlamı nedir? | Control A1/a1 Ii

Control A1/a1 Ii anlamı nedir?

Control A1/a1 II ne demek?

Control A1/a1 II anlamı nedir?

Control A1/a1 II | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: control ii

Teknolojik Terim

Control A1 II, Control A1’in geliştirilmiş bir sürümüdür ve Sony audio bileşenleri arasında iletişim için kullanılan, çok işlevli bir veri yolu sistemidir. Örneğin CD çalar ve amplifikatör arasında işlevler otomatik hale getirilebilir ve metin bilgileri transfer edilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses kontrolünü ya da bir sonraki şarkıya geçme ayarını kulaklık üzerinden yapmaya olanak tanıyan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Estetik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Estetik ilmi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنی اسرائيل] İsrailoğulları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی انصاف] insafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actually. in fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالفعل] gerçekten, yaparak, katılarak, bizzat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = edat, el = harf-i tarif, fiil = iş). Fiilen, hakikaten, nazarî veya itibarî olmayarak: Bil-fiil askerlik hizmetinde bulunanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cem» den) (mü. câmia) (c. cevâmî). 1. Toplayan, telif eden: Bu mecmuanın câmii kimdir? 2. İçine alan, ihtiva eden: Bütün gramer kaidelerini câml bir kitaptır. 2. Mescid-i cimî = Cuma namazı kılınan büyük cami. Cami, Müslümanların kutsal ibadet mekanıdır. Genellikle minaresiz küçük camilere veya bazı kurum ve kuruluşlarda ibadet için ayırılmış ufak mekanlara mescit denir. Camiler her ülkede değişik göz alıcı mimari tarzlar ve süslemelerle inşa edilirler. Camilerin esas cami ve avlu gibi iki bölümü vardır. Esas cami; mihrap, mimber, vaiz kürsüsü ve dikdörtgen oylumun üzerini örten kubbe ve yan kubbelerden meydana gelir. Minareler esas camiin dış duvarlarına ya da iç avlu duvarlarına bağlanmıştır. Son cemaat yeri esas caminin giriş kapısı olan yüzünde (batı yüzünde) bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin ihtiva edici olması.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kapasiteli mobil bellek için depolama çözümünün CompactFlash standart formatı

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). ağılı baldıran ruhu, çok zehirli bir alkaloit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare; idare etme, hâkim olma , hâkimiyet, egemenlik; spiritualizmde medyumu hareket ettiren ruh; istenilmeyen bir şeyin etkisini azaltacak program ve tedbir; (çoğ). kumanda cihazları, kontrol kolları ve düğmeleri. control group deney yapılan grupl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-led, -ling) idare etmek, hâkim olmak. controllable (s). idare edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Control A1, Sony audio bileşenleri arasında iletişim için kullanılan, çok işlevli bir veri yolu sistemidir. Örneğin CD çalar ve amplifikatör arasında işlevler otomatik hale getirilebilir ve metin bilgileri transfer edilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Control A1 II, Control A1’in geliştirilmiş bir sürümüdür ve Sony audio bileşenleri arasında iletişim için kullanılan, çok işlevli bir veri yolu sistemidir. Örneğin CD çalar ve amplifikatör arasında işlevler otomatik hale getirilebilir ve metin bilgileri transfer edilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare eden kimse veya alet, regülatör; muhasebeci, murakıp, kontrolör bütçeye göre ödeme musaadesi vermeye yetkili şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Control-L, veri alışverişi ve video cihazlarının kontrolü (video kameralar, ev video kaydedicileri ve düzenleme bilgisayarları ve kumandaları) için kullanılan bir Sony arayüzüdür. Bağlantı 2,5 mm’lik stereo jakla ya da 5 pimli DIN fişle sağlanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kontrol altından çıkarmak, kontrolu kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II, Dolby® Pro Logic®’in gelişmiş halidir ve ön (sol/sağ) ve arka (sol/sağ) sinyalleri tam frekans aralığı performansında ve gelişmiş kanal ayrımıyla çözer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II x dekoder, sizde bulunan stereo – ya da 6.1- veya 7.1 için 5.1 kanal ses – kanal oynatımını genişleten ilk ve tek teknolojidir. Bu, dinleyicinin kendisini eğlence deneyiminin içinde bulmasını sağlayan, kusursuz, doğal surround ses ortamı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive verb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yenilikçi 3D sanal ses teknolojisi tabanlı Dinamik Soundstage Ajanda.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Olağan iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L) (i. A.) (c. ef’Al). 1. iş, amel, kâr: Fiil-i hayr = İyi iş. Fiil-i şer = kötü İş. Ef’Al-ı hasene = Güzel işler. 2. Tasavvurda kalmayıp meydana ç.ıkan, işlenen, vücut bulan şey, sözden ibaret olmayıp mevcut ve görünür olan iş: Bu niyeti fiile getirirse, fiili sözüne uyuyor. Söz kâfi değildir, fiil lâzım. 3. (gramer) Olayı ve zamanı belli eden kelime, fiil. Fiil-i müteaddî = Yazdı. Fill-i lâzım = Geldi. Fiil-i mâlum = Gördü. Fiil-i meçhOl = Gördüğü. Fiil-i mizî = Geldi. Fiil-i müzârî = Gelir vs. Fa-ülfiil. Ar. fiillerde birinci aslî harf. Ayn-ül-flll = İkinci harfi. Lâm-ül-fiil = Üçüncü harfi. Fiile getirmek, fiile ihrâç eylemek = İcra etmek. Bll-fiil = İşte, işte olarak, sahiden, asâleten, itibârî veya kuvvede yahut vekâlet suretiyle olmayarak: Bilfiil askerlik ettim. Bilfiil bu memuriyette bulunan. Fiil-i şeni = (bk.) Şeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbal. verb. deed. act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. deed. verb. predicate. action. activity. effect. fact. feasance. operation. performance. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’LEN) (i. A.). İşle, hakikatte, hayalî veya sözle olmayarak, vekâletle değil, şahsen, bizzat: Fiilen askerlik yaptı. Fiilen fukaraya yardım ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actually. really. in act. de facto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in actual fact. actually. really. in act. de facto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fiiliyye). 1. Fiilen ve hakikaten icra olunan, gerçekten yapılan, sözde kalmayan, hayalî ve farazî olmayıp gerçek olan: Hizmet-i fiiliye = Fiilî hizmet. Netâic-i fiiliye = Fiilî neticeler. 2. (gramer) Fiil denilen kelime çeşidine ait: Tasrifât-ı fiiliyye — Fiil tasrifleri (çekimleri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. factual. de facto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effective. actual. real. de facto eylemsel. eylemli. edimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. de facto. de facto. real. acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L-İ MÜN’AKİS) (i. F. A.). Organizmanın bir uyarmaya karşı birdenbire aldığı vaziyet, refleks.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Fİ’liyyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acts. deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s gösterişli, heybetli, güzel; cesur, yürekli, kahraman; kibar, nazik; ateşli, 3şık galIantly z nazik bir tavırla; göste rişli surette; kahramanca, yiğitçe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s, f ,slk delikanll; kadın lara karşı daima nezaket gösteren adam; 3sık; s kadınlara karşl nazik; Sapkın; f ka dınlara karşl nezaket göstermek; kadınlararefakat etmek; şık giyinmek; aşkım be I irtmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gaIlipot i bir çeşit çam sakızu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد طبيعی] normal hal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hawaii .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Intel® Viiv™ teknolojisi, dijital eğlencenin keyfini çıkarmanız için tasarlanmış yeni Intel® platformudur. Çift çekirdekli işlemcisi çoklu görev gücünü arttırır. Çevrimiçi hizmetler arasında kolayca gezinme özelliği, basit bir kullanıcı deneyimi sağlar. Bilgisayarı anında açma ve kapama özelliğine de sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kilos.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video cihazlarının (video kameralar, ev video kaydedicileri ve düzenleme bilgisayarları ya da kumandaları) kontrolünde kullanılan veri alışverişi arayüzü. Bağlantı, 2,5 mm’lik stereo jak üzerinden sağlanır

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مابعدالطبيعيه] metafizik, doğa ötesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Osmanlılar’ın yaptığı bir kelimedir) (fizik). Bir cismin mâyt halinde yani su gibi akıcı halde ölmek hassası: Cıvanın mlyilyyetl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mevzîiyye). Bir yere mahsus olan, umumî olmayan: Mevzîİ bir ağrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vaz» dan imef.) (mü. mevzûa). 1. Konulmuş, vaz’olunmuş, Fars. nihâde: Rafın üzerine mevzû eşya. 2. Kurulmuş, kararlaştırılmış, hükmü geçen: Nlzâm-ı mevzû, usûl-i mevzûa. 3. Doğru olmayan, uydurma, düzme: Hadîs-i mevzû. 4. Bahis, bir ilmin sahası. Mevzû-ı bahis = Bahsolunan madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., man. tartışma konusu olan bir meselenin hiç bir delile dayanmadan doğru olduğunu iddia etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, çalma hızının hassas biçimde değiştirilmesine olanak tanır ve örneğin, enstrümanların akordunun yapılmasında kullanılır. Çalma süresi, kalite kaybı olmaksızın azaltılabilir ya da uzatılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İtalya'da eski Pompei şehri. Pompeian s., i. Pompei şehrine ait; i. bu şehir halkından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rebîlyye). İlkbahara ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (rhü. Şâfiiyye). İmam ŞAfiî’nin meshebinden olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine hâkim olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SEVK-I TABİİ) (i. F.). bk Sevk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Şii. Şhiism (i.) Şiilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Partisip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. şîiyye). Şîa mezhebine mensup, (bk.) Şîa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شيعی] şiî, şîa mezhebine mensup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(şi’r) (i. A.) (c. eş’Ar). 1. Anlama, idrâk. 2. Ölçülü, kafiyeli veya serbest, fakat mısrâlar hâlinde yazılmış edebî eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poetic. poetical. numbers. poetry. verse. poem. song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poem. poetry. verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poem. verse. poetry. gale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شعر آلود] şiirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شيعيت] şiîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı, derin GPS sinyal aramasına olanak veren GPS alıcı teknolojisi, dış mekanda konumunuzun bulunmasının yalnızca bir saniye süreceği anlamına gelir. Geleneksel GPS alıcılarından farklı olarak SiRFstarIII o kadar duyarlıdır ki, uzun binalarla çevrili bir yerde ya da ağaçlar altında olsanız bile GPS sinyallerini alabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embezzlement. graft. jobbery. malversation. misapplication. corrupt practices. self- abuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TABİİ) (i. A.) (mü. tabîİyye). Tabiata ait. Târîh-i tabî! = Zooloji, botanik, mineroloji ve jeoloji. Hikmet-i tabîİyye — Kimya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rather. sure. natural doğal. naturally. of course. certainly!. of course!. definitely. be my guest!. natural. normal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural. unaffected. customary. habitual. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طبيعی] doğal. 2.doğal olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jus naturale. natural law. law of nature. the law of nature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Peygamberimiz’in ashâbından biriyle görüşebilen kimse: Tâbiîn-i klrâmdandır. Teba-I tâbiîn = TAbiİnden biriyle görüşebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyrukluk, tâbî olma, bağlı olma, bağımlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality. citizenship. dependance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationality. citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Fizik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبيعيات] doğa bilimleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tabiat bilgisi, bioloji. 2. Natüralizm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تابعيت] uyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c ). Tabiî ilimlerle uğraşan bilginler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبيعيون] natüralistler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kanun yapma ile, kanun ile ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislative. chief magistrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislative power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislative immunity. immunity accorded to legislators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). Ferman ve beratlara tevkî çeken memur. (bk.) Tevkî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'da Sinto tapınağının ulu ve süslü tore kapısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idaresiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. law giver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by