çöp Vergisi ne demek? | çöp Vergisi anlamı nedir? | çöp Vergisi

çöp Vergisi anlamı nedir?

çöp Vergisi ne demek?

çöp Vergisi anlamı nedir?

çöp Vergisi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cop vergisi

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collection tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic endowment. natural endowments. flair. innate. native gifts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. yelkovan , rüzgar pusulası, rüzgârın yönünü veya varlığını gösteren araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırmak. apocopate (s). son harfi veya sesi kaldırılmış (kelime). apocope (i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteri yoskopi, mikroskopla bakterileri inceleme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava basıncında meydana gelen değişiklikleri kaydeden alet, baroskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yirminci yüzylın başlarındaki şekliyle sinema oynatma makinası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. biyoskopi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahenksiz, kulağa hoş gelmeyen, bozuk (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksiz ses, kulağa hoş gelmeyen ses;(müz). akortsuzluğun sık sık olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakırlı pirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sinemaskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). 1. Saman, ot vs. parçacığı: Gözüme bir çöp kaçtı. 2. Değnek, tahta vs. parçası: Bir çöple karıştırmalı. 3. Süprüntü: Dökülecek çöp var mı? Çöp atlamaz = Teferruata düşkün, meraklı. Üzüm çöpü = Üzüm salkımının taneleri yendikten sonra kalan sapı. Çöpçatan = Mukadder, kısmet veren. Çörçöp = Öte beri, süprüntülük şeyler. Söndürme çöpü = Bir nevi çocuk oyunu. mec. Bir işi başından atmak, ehemmiyet vermemek. Nane çöpü = Pek zayıf adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baton. blackjack. cosh. truncheon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The top of a thing; the head; a crest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A conical or conical-ended mass of coiled thread, yarn, or roving, wound upon a spindle, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tube or quill upon which silk is wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Merlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Coefficient of Performance, COP, is the ratio of energy input to heating capacity This is the instantaneous measurement of the heating performance of your heat pump It is comparable to knowing how many miles per gallon of gasoline your car gets when it is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Coefficient of Performance of a heat pump means the ratio of the rate of useful heat output delivered by the complete heat pump unit to the corresponding rate of energy input, in consistent units and under operating conditions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Coefficient Of Performance compares the heating capacity of a heat pump to the amount of electricity required to operate the heat pump in the heating mode COPs vary with the outside temperature: as the temperature falls, the COP falls also, since the heat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Coefficient Of Performance A ratio that compares a heat pump system's heating efficiency to that of electric resistance heat For example, a heat pump system with a COP of 3 0 provides heat at 3 times the efficiency of electric resistance heat A heat pump'

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Coefficient Of Performance compares the heating capacity of a heat pump to the amount of electricity required to operate the heat pump in the heating mode COPs vary with the outside temperature: as the temperature falls, the COP falls also, since the heat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ratio of heating or cooling provided by a heat pump to the energy consumed by the system under designated operating conditions The higher the COP, the more efficient the system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Coefficient of performance compares the heating capacity of a heat pump to the amount of electricity required to operate the heat pump in the heating mode COPs vary with the outside temperature: as the temperature falls, the COP falls also, since the heat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conference of the Parties The supreme body of the UNFCCC, charged with the task of regularly reviewing implementation of the Convention and any related instruments, such as the Kyoto Protocol The COP meets annually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The COP is the governing body of the CBD and advances implementation of the CBD through decisions it takes at its periodic meetings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

COP compares the heating capacity of a heat pump to the amount of electricity required to operate the heat pump in the heating mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Committee of Practitioners A federally mandated advisory body to state departments of education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of measurement for determining the energy efficiency of heating equipment It is determined by dividing the total heating provided by the system by the total electricity used to produce this heat A minimum of 3 0 COP is recommended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Council of Presidents of actuarial professional organizations in North America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Certificate of Permission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finished cotton thread formed into a cylindrical package with conical ends. command observation post SACLOS SemiAutomatic Line Of Sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dregs. garbage. leavings. waste. trash. rubbish. discard. junk. brushing. litter. chip. straw. crud. mullock. refuse. rejectamenta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dust. garbage. junk. litter. refuse. chip. straw. sweepings. rubbish. matchstick. stalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage. chip. straw. matchstick. litter. rubbish. trash. soft dirt. outsweepings. soil. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). polis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (-ped, -ping) (argo). aşırmak; yakalamak. cop out argo çekilmek, oyunbozanlık etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konik iplik yumağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis ve polis görevlisi asilerin taşıdığı, kauçuktan yapılma sopa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage cart / conveyor. dustcart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage pail. slop pail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wastebasket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste paper basket. litter basket / bin. waste-paper basket. litter basket. litter bin. waste- paper basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustbin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustbin. trashcan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage can. dustbin. refuse bin. street tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litter bag. bin liner. refuse bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collection tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(smilax): Çinde ve Hindistan’da yetişen Smilax China adlı bitkinin köklerinden ve dışkabuklarından ayrılmış risomudur. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD)., (argo). mesuliyetten kaçınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pelesenk yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vernik imalâtında kullanılan bir reçine, kopal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). müşterek vârislik; ortaklık; müşterek mülk sahipliği. coparcener (i). müşterek varis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak, şerik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Evlenmelerde aracılık eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaker. go-between. marriage broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arranger of marriage. marriage broker. matchmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapı kapı gezip evlerden süprüntüleri alarak şehrin haricine taşıyan belediye hizmetlisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scavenger. sweeper. streetcleaner. dustman. garbage-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustman. street sweeper. scavenger. garbage man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage man. scavenger. street sweeper. garbage collector. dustman. street cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collecting. street cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (gen). with ile başa çıkmak, başarmak; çaresini bulmak,... ile uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). papaz cüppesi; (f). cüppe giymek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). marangozlukta (iki kirişi) birbirine uydurup birleştirmek; kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kopenhag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., (argo). güzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kopya makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci pilot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). duvar tepeliği veya üstlüğü. coping saw oyma testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bol, mebzul, çok, velut, bereketli. copiously (z). mebzulen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bcıynuz otu, dana kıran, ak, kara çöpleme: Bu bitkinin cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

christmas rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(boynuzotu): Düğünçiçeğigillerden bir çeşit bitkidir. Birçok çeşidi vardır. Akçöpleme denilen çeşidi; uzun yapraklı, geniş ve güzel çiçekli zehirli bir bitkidir. Boyu 1-1,5 metre kadardır. İçeriğinde A ve B vitaminleri vardır. Hekimlikte, kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ağrıları dindirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Ev ilaçlarında kullanılırken, tavsiye edilen dozu aşmamak gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuş gibi kırıntı yemek, küçük bir şeyle kanaat etmek. 2. Başkasından geçinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeni ürünlerin elde edilmesi amacıyla cam, çinko, plastik, kâğıt ve benzeri özel çöplerin değerlendirilmesi ve organik çöplerin kompost haline çevrilmesini ifade eden bir terimdir. (Abfallverwertung/waste treatment, waste recycling)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Süprüntü, süprüntüye ait şeyler. 2. Süprüntü atılan yer. Ar. mezbele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumping ground. cesspool. rubbish dump. dump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dump. tip. garbage dump. rubbish heap. dirty place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage dump. rubbish heap. filthy place. garbage pit. ash pit. dust heap. trash pile. trash dump. dumping ground. cesspool. garbage heap. junk yard. refuse pit. refuse dump. rubbish dump. tip. trash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).bakır kaplamak; bakır rengi vermek; (argo). bahis tutuşmak. coppery (s). bakır gibi, bakırımsı, bakırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bakır; ufak para; (argo). polis; (çog)., (den). bakır kazan; (s). bakırdan yapılmış,bakıra benzer, bakır renginde; copperbottomed (s). bakır dipli, karinası bakır kaplı. copper-colored (s). bakır renginde. copperhead (i). Amerika'da bulunan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demir sulfat, zaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük koru, ağaçlık, çalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Balık kılçığı. 2. Sık çalılık veya sazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzunca boylu, bir tatlı su balığı (cobitls).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurutulmuş hindistancevizi içi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taş haline gelmiş gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). coppice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çöpü olmayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kıpti, Mısır asıllı Hıristiyan. Coptic (s)., (i). Kıpti; (i). Kıpti dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rabıta; (gram). ingilizcede özne ve tümleci birleştiren be fiili; (müz). rabıta türünden kısa pasaj; (man). önermenin öznesi ile fiili arasındaki bağlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bağlı, raptedilmiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cinsi münasebette bulunmak, çiftleşmek. copula'tion (i). bağlama, raptetme; cinsi yaklaşma; (man). bağ, rabıta. copulatory (s). bağlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rapteden, birleştiren, atfeden (uzuv veya kelime). copulative conjunction atıf edatı. copulative proposition (man). bağlayıcı önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Yüzdeki çiçekbozuğu. 2. Yüzdeki kırmızı lekeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pock-marked. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pock marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İzmarite benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü çiçekten delik deşik olmuş, çiçekbozuğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kopya etmek, suretini çıkarmak, istinsah etmek, taklit etmek; kopya çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kopya, suret, nüsha, numune, örnek; müsvedde; asıl; (gazet). metin, yazı. copybook (i). yazı defteri, not defteri. copyboy (i). gazete idarehanesinde çalışan çocuk. copycat (i)., (kdili). başkalarının davranışlarını taklit eden kimse. good copy (g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (gazet). bir metni baskıya vermeden evvel tashih etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). telif hakkı; (f). telif hakkını muhafaza etmek; (s). telif hakkı mahfuz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). reklam ilânları hazırlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Amalthea'nın boynuzu ; sanatçılar tarafından bolluk sembolü olarak kullanılan, içinden meyvalar taşan boynuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mesane muayenesine mahsus alet, sistoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp duty. stamp tax. revenue stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plak toplamaya ve incelemeye meraklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

property tax. real estate. estate duty. property levy / tax. real-estate levy / tax. tax on house / build-up property. house / property tax. landed property tax. property tax. house duty. house tax. property levy. real estate levy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. endoskop, vucut içi boşluklarını aydınlatarak görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kiliseyi piskoposlar vasıtasıyla idare usulü; piskoposluk; piskoposlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) piskoposlara ait; piskoposlar tarafından idare olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) piskoposlara ait piskopos idaresi usulüne ait episcopalianism (i.) piskoposlarla idare usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) piskoposluk; piskoposlar sınıfı; piskoposluk süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvanoskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. midenin içine bakmaya yarayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income tax. tax on revenue / income.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs duty. specific duty. customs tax. bill of customs. customs duties. customs rate. tariff rate. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topaç, ciroskop . gyroseop'ic (s.) muvazene çarkına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). helikopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözlere zarar vermeden güneşi incelemek için kullanılan araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayiçe. cast a horoscope zayiçesine bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldızlara bakarak kehanette bulunma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. higroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. televizyonda resim çeken cihazların tarama kısmı, ikonoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ana veya baba yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kaleydoskopa ait; çok değişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek dürbünü, kaleydoskop; çok değişen manzara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

value added tax. value added tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Rusya'da rublenin yüzde biri değerinde ufak para, kapik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütteki yağ miktarını tespit eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karın duvarından geçirilen ve iç organlarının görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğaz muayenesine mahsus aynalı alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesane taşını muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurdayağı, bot. Lycopodium clavatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. kurdayağı tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kopyası fotoğrafla alınmış küçük nüsha; çok küçültülerek fotoğrafla alınmış kopya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikroskop kullanma tekniği; mikroskopla tetkik. microscopist i. mikroskop kullanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözün içini muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutsal yazıların küçük bir pasajı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. periskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâçların bileşimini ve hazırlanma usullerini anlatan kitap; bir eczanede bulunan ilâçların toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gırtlak muayenesine mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses dalgalarını gözle görülen şekiller halinde kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışık ile kopya, fotokopi. photocopier i. fotokopi makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerinin fotoğrafını çekebilen teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maddelerin özelliklerini polarılmış ışıkta incelemeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoskopi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. burnun içini muayeneye mahsus ayna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. mikroskop. microscop'ic(al) s. ancak mikroskopla görüle bilen, mikroskobik; çok ufak. microscop'ically z. mikroskobik şekilde; çok ufak miktarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -gi) lahit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax whose amount depended on the number of animals one owned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. âşık, ozan, şair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) gözlem aygıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saha, faaliyet alanı; fırsat, vesile; genişlik, vüsat; k.dili teleskop, mikroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza skopolamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. süpürge şeklindeki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) gözlem, müşahede, bakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismografın basit şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gözbebeği üzerindeki gölge ve ışıkları muayene ederek gözün durumunu anlamakta kullanılan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spektroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. spektroskopa ait; ışınların tahlili metoduna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların tahlili bahsi; spektroskop kullanma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spintariskop, alfa ışınları göstericisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük basınç derecelerini gösteren hassas barometre; hav. çok hassas yükseklik ölçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. kristallerde ışık titreşim düzeylerinin ölçülerini tayin eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stereoskop. stereoscopic s. stereoskopik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göğus dinleme cihazı, stetoskop. stethoscopicals. stetoskopla ilgili. stethoscopically z. stetoskopik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin veya bir şeyin hareketlerini incelemek için kullanılan aralıklı ışık veren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mikroskopla görülemeyecek kadar küçük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalkavuk, parazit, tufeyli, slang. otlakçı. sycophancy i. dalkavukluk, parazitlik, tufeylilik. sycophan'tic(al) s. dalkavukluk kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., dilb. kelimeyi ortasından kısaltmak; müz. sinkop yapmak. syncopa'tion i., müz. sinkop; dilb. ortadan kısaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. kelimenin ortasında bir sesin kaybolması; (tıb.) beyne kan gitmemesinden ileri gelen baygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f .dürbün, teleskop: f. teleskop ayar kısımları gibi birbirine geçirmek; iç içe geçmek: kısaltmak: birbirinin içine girmek. reflecting telescope aynalı dürbün. refracting telescope iki ucunda merceği olan teleskop. telescopy i. dürbün kullanma us

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız teleskopla görülebilen: teleskopa ait: uzağı gören: iç içe girmek suretiyle uzayıp kısalan. telescopic boiler iç içe kayar kısımları olan makina kazanı. telescopicchimney iç içe kayar kısımları olan vapur bacası. telescopic stars yalnız teles

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini gösteren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. E vitamini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ufak cisimleri yandan verilen ışık vasıtasıyle görülür hale getiren mikroskop, ültramikroskop. ultramicroscopic s. mikroskopla görülemeyen; ültramikroskopa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrar yolunun içini gösteren alet. urethroscopy i. bu aletle idrar yolunun içini muayene etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession duty. inheritance tax. estate tax. duty on inheritance. death duty. inheritance / succession tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untaxed. tax-free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax-free. non-taxable. nondutiable. tax-exempt. deductible. tax-deductible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski biçim sinema makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by