çör ne demek? | çör anlamı nedir? | çör

çör anlamı nedir?

çör ne demek?

çör anlamı nedir?

çör | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cor

Türkçe Sözlük

(i.). ince çöp. Çörçöp = Çalı çırpı. Çörçöpten bir ev = Pek çürük ve hafif keresteden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). corner, coroner, corpus, correct, correspondence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uzlaştırmak, telif etmek, uyum sağlamak, ahenk vermek; teslim etmek; uymak, mutabık olmak, ahenkli olmak accord with ahenkli olmak, uygun olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, uzlaşma, itilâf, birleşme, ittifak, ittihat; uyum, ahenk; uygunluk ; istek; (huk). mahkeme haricinde uzlaşma, sulh with one accord hep birlikte of one's own accord kendiliğinden, kendi rızası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyum, ahenk, uzlaşma in accordance with (-e) göre, (-e) uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). uygun olarak, binaen, göre according as göre, tıpkı, aynen according to göre, nazaran accordingly (z). binaen, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akordeon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

“AccuCORE”, Sony disk ortamı teknolojisini tanımlayan bir terim ve bu teknolojinin yüksek teknik beceri ve güvenilirliğini ifade eden bir simgedir. “AccuCORE” (sözcük oluşumu) teriminin kaynağı, “Accurate Compatibility & Reliability” (Hatasız Uyumluluk ve Güvenilirlik)’tir. Amacımız “AccuCORE”un global promosyon ve yayılma etkinlikleri yoluyla Sony disk ortamı için yüksek algılama ve gelişmiş güvenilirlik oluşturmaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meşe palamudu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi ruhlar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i, eski Kur'an ı kerim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iskorbüt hastalığını önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

C vitamini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Oğlak burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(z). çapraz; (z). çaprazlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hindiba, frenk salatası, güneğik, (bot). Cichorium intybus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağdaşma, imtizaç; uygunluk, ahenk; barış geçim; anlaşma, ittifak, ittihat; (gram). uyum; (müz). ses uyumu. Concord grape Kuzey Amerika'ya mahsus iri siyah üzüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, ahenk, uyum, uyuşma; bir kitaptaki bütün kelimelerin metindeki yerini gösteren dizin. concordant (s). uygun, mutabık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antlaşma,muahede; Papa ile hükümet arasında akdolunan antlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köşe, köşe başı; dönüm yeri; (tic). tekelcilikle piyasayı ele geçirme. cut corners tutumlu davranmak; kaçamak yolu ile bir işten sıyrılmak. drive into a corner bir çıkmaza sokmak; köşeye kıstırmak. four cornersof the earth dünyanın dört bucağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bez veya deri ile kaplı sepet işi bir çeşit kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahsul vermez, verimsiz, kıraç: Çorak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. infertile. waste. barren. bitter. undrinkable. impervious clay. saltpetre bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. barren. infertile. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çorak yer. Fars. şûrezâr, kıraç yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). mercan, (zool). Corallium rubrum; (s). mercandan, mercana benzer. coral creeper mercan çiçeği, (bot). Kennedya. coral reef mercan kayalığı. coral snake mercan yllanı, (zoo).l Micrurus corallinus. coralloid (s). mercan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). koralina, bir çeşit deniz yosunu; (s). mercandan, mercana benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). mercanın tek polipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çoraniko, çobaniko = Hep beraber, kapı kapamaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa giyilen yün veya pamuktan örme şey; konçlu, konçsuz çorap. Çorap örmek = Çorap yapmak, mec. Hile ve tuzak kurmak. Çorap söküğü = Biribiri ardınca vuku bulan, uzayıp giden şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stocking. sock. hose. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock. stocking. hose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. stocking. sock. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çorap ören, çorap yapan. 2. Çorap satan, çorap tüccarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hosiery business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemeğin başında kaşıkla içilen sulu sıcak yemek ki, pek çok çeşidi olur: Pirinç, şehriye, tarhana, işkembe, mercimek, kulak, düğün çorbası. Terbiyeli çorba = Limonlu, yumurtalı çorba. Sade suya çorba = Hastalara yedirilen yavan pirinç çorbası. Çorba tası, kâsesi = Çorba koymaya mahsus kap. Çorba gibi karışmak, çorbaya dönmek = Pek alt üst olmak, kargaşalık ziyadeleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broth. soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table spoon. soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir köyde misafir doyuran esnaf, muhtar, kocabaşı, aksakal. 2. Osmanlı devrinde taşrada Hıristiyanlar’ın ileri geleni, mağaza ve dükkân sahibi. 3. Yeniçerilerde (çorbası bir kazanda pişen) bir taburun subayı, orta kumandanı, binbaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çorba yapmaya mahsus, çorbaya yarar: Çorbalık irmik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). heykeltıraş işi çiçek veya meyva dolu sepet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). dirsek. corbel block kısa dirsek tahtası. corbel out böyle bir dirseğe dayanıp çıkmak. corbel table böyle dirseğe dayanan çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). yanları basamak şeklinde sivri tepelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmaklı topun zemberek ipi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ip, sicim, kaytan, şerit; yay kirişi, veter, çalgı teli; 3,5 metre küp hacminde bir odun tartı birimi; bir çeşit kabartma çizgili kumaş; manevi bağ; (çoğ). fitilli kadifeden yapılmış pantolon; (f). iple bağlamak; iple süslemek; kütükleri yığma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geminin halat takımı, ipler; kütük ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yürek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iple bağlanmış; kabarık çizgili; kütük öIçüsü ile öIçüIüp yığılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. gemicilik). Gabya serenlerini yukarıya kaldıran donanmalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). samimi, yürekten, candan; (i). Iikör. cordial greeting samimi selam. cordiality (i). samimiyet. cordially (z). candan, samimiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dumansız barut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kordon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahtiyan gibi ince ve renkli deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tenbih edici ve kuvvetlendirici sayılan güzel kokulu bir ot, çördük otu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). fitilli kadife, çizgili kadife; (çoğ). bu kumaştan yapllan pantolon; (s). fitilli kadifeden yapılmış; corduroy road bilhassa bataklıkları geçmekte kullanılan ve kütüklerden yapılmıs yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istif edilmiş odun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elma gibi meyvaların çekirdek yeri, göbek, iç, nüve, öz, esas; zıvana; (mak). maça parçası; (mad). derinden alınan yuvarlak sutun şeklinde taş numunesi; (jeol). öz. core curriculum okutulan muhtelif derslerin ana bir tema etrafında birleştiği müfre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ufak kangal şeklinde yuvarlak ve yumuşak ekmek: Yağlı çörek, kandil çöreği. 2. Çörek şeklinde çeşitli maddelerin kangalı: Bir çörek kurşun, bakır vs. Çörekotu = Çörek ve ekmek üzerine ekilen siyah bir küçük tane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea bread. cookie. cake. biscuit. tea cake. bun. scone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. bun. pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çörek yapan veya satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çörek gibi kıvrılıp kangal olmak: Çöreklenmiş bir yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siyah susam): Düğünçiçeğigillerden; susam iriliğinde siyah tohumları olan bir çeşit bitkidir. Güzel kokuludur. Hamurişlerine çeşni vermek için kullanılır. Yurdumuzda 12 türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa; baş ağrısını keser. Nezle ve sara hastalığında tütsü yapılır. Suyu ile sivilcelere pansuman yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dindaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldız çiçeğine benzeyen bir çiçek, (bot). Coreopsis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Düğünçlçeğigillerden bir bitki ve tohumu. Çöreotu, çeşni vermek İçin çöreklere ekilir (nigella damascena).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). zina davasında maznunun suç ortağı olan uçüncü şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog. corves) madencilikte kullanılanküçük vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ı). Korfu adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kösele gibi, sert; deriden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kişniş otu, kişniş, (bot). Coriandrum sativum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanistan'daki Korint şehri. Corin'thian (s)., (mim). Korint üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). koryum, derma, altderi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). mantar, tıpa; (f). mantarla kapamak tıpalamak; (ABD). kömürleşmiş mantarla siyahlaştırmak; (s). mantardan yapılmış. cork oak dış kabuğundan şişe mantarı yapılan bir cins meşe ağacı, sezü, (bot). Quercus suber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tıpalanmış; mantar kokusu ile bozulmuş;(ABD). mantar siyahı ile boyanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tıpalayan kimse veya şey; (argo). olağanüstü bir kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo). fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şişe açacağı, tirbuşon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mantara benzer, kuru, hafif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bazı bitki saplarının alt kısmında bulunan soğanımsı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). karabatak kuşu, (zoo).l Phalacrocorax carbo; obur adam; (s). açgözlü; yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). mısır, (bot). Zea mays; tahıl tanesi; tane; (ing). buğday, hububat, tahıl. corn belt mısır yetiştiren bölge (ABD'nin orta eyaletleri). corn bread mısır ekmeği. corn drill mısır ekmeye mahsus makina. corn flour mısır unu; (ing). mısır nişas

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nasır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bıldırcın kılavuzu, (zool). Crex crex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır koçanı. corncob pipe mısır koçanından yapılmış pipo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır ambarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kornea, gözdeki saydam tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salamura edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karaniya, (bot). Cornus cornel cherry kızılcık, (bot). Cornus. wild cornel kızıl çubuk, (bot). Cornus danguinea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akik taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuzdan yapılmış, boynuz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. corner

bayi

Belli bir kuruluşun mallarını satma izni olan işletme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkmaza sokmak, bir köşeye kıstırmak; tekelcilik suretiyle piyasayı ele geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temel taşı üzerinde binanın inşa edilme tarihi bulunan taş; bir şeyin dayandığı esas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çapraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kornet. cornettist (i). kornet çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mısırla beslenmiş besili, gürbüz; taşralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır tarlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peygamber çiçeği, (bot). Centaurea cyanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır koçanı kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korniş; (mim). geniş silme. corn poppy gelincik çiçeği, (bot). Papaver rhoeas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır nişastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Amalthea'nın boynuzu ; sanatçılar tarafından bolluk sembolü olarak kullanılan, içinden meyvalar taşan boynuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuzlu, boynuz şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo). aşırı romantik, eskimiş, basmakalıp, klişe, adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taç giyme töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). taçyapraklar, korol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat)., (man). bir önermenin tabii sonucu, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hale, ağıl, ayla; (anat). kafatasının üst düzeyi; (bot). korona. corona discharge (fiz). korona akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güneysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzeysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskoç cenaze havası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taç veya koronaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). taç ile ilgili; (tıb). kalbi besleyen damarlara ait: i kalp damarlarının kan pıhtısı ile tıkanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şüpheli ölüm vakalarının sebebini tahkik eden memur. coroner's inquest bu memurun tahkikatı. coroner's jury bu tahkikatı yürütüp hüküm veren juri heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asillerin giydiği taç, küçük taç; (bayt). at ayağında deri ile parmağın birleştiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taç şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ domuzu yavrusu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bedeni, cismani; (zool) gövdesel. corporal punishment bedeni ceza, dayak. corporally (z). bedenen, cismen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). onbaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anonim şirkete ait; bir dernek veya bir şirket halinde hukuken birleştirilmiş, birlik olmuş, toplu. eorporate image bir şirketin kamuoyunda bıraktığı intiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anonim şirket, tüzel kişi; (k.dili). şişko göbek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cismani, bedeni, maddi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedenen varoluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz)., (bazan gemilerde görülen ) korona akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolordu, müfreze, kıta; topluluk. corps de ballet bale topluluğu. diplomatic corps kordiplomatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ceset, ölü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şişmanlık, etlilik. corpulent (s). şişman, etli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). külliyat, mecmua; (anat). esas; ana para, sermaye. corpusdelicti esas ve cismani delil (bir cinayet vukuunda) ceset. corpus juris kanun külliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hücre, yuvar kan küreciği; zerre. red corpuscle alyuvar. white corpuscle akyuvar.corpuscular (s). zerrevi yuvara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (jeol). yıpranmak aşınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (-led -ling) (at, davar vb'ne mahsus) ağıl; (f). ağıla kapamak, kuşatmak; yakalamak, tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzeltmek doğrultmak, tashih etmek , ıslah etmek; tekdir etmek, cezalandırmak; ayarlamak; gidermek. correction (i). tashih, düzeltme, ıslah; ihtar, nasihat, cezalandırma; giderme; ayar etme. correction fluid (matb). korektör house of correction

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğru yanlışsız, tam; dürüst; uygun, münasip, layık. correctly (z). tam tamına, doğru olarak. correctness (i). dürüstIük, doğruluk; uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). düzeltici ıslah edici, giderici; (i). çare, ıslah eden veya düzelten şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzeltici; (ing). tashih eden kimse, musahhih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). karşılıklı ilişkisi olmak, aralarında uygunluk sağlamak, (iki şey, netice, rakam) arasında ilişki kurmak; (i). birbiri ile ilgisi olan şeylerin her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı ilişki; (mat). değişkenlerin birbiri ile bağlantısı; (biyol). organların birbirleriyle olan bağlantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). karşılıklı, mütekabil; (i). karşılıklı ilişkisi olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uymak, uygun gelmek, tekabül etmek, karşılamak; benzemek. correspond to tekabül etmek, benzemek. correspond with mektuplaşmak muhabere etmek, haberleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tekabül, uygunluk; mektuplar, mektuplaşma, yazışma muhabere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). muhabir; tekabül eden şey; (s). karşılıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yerini tutan; mektuplaşan, muhabere eden. correspondingly (z). mukabil olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koridor, geçit, dehliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -da) hata, yanlış; baskı hatası; (çoğ). hata sevap cetveli, yanlış-doğru cetveli, düzeltmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzeltilebilir, tashihi mümkün; ıslahı kabil (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). destekleyici; (i). kuvvetlendirici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bir fikri) desteklemek, doğrulamak, teyit etmek. corroboratives doğrulayan, teyit edici. corroboratively (z). doğrulayarak. corrobora'tion (i). doğrulama, onaylama, teyit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çürütmek, aşındırmak, yemek; çürümek, paslanmak, aşınmak, yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşınır, paslanır, çürür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paslanma, aşınma, çürüme; bozukluk, çürüklük, korozyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çürütücü, aşındırıcı, kemirici. corrosive sublimate (kim). biklorit, süblime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). kırıştırmak, buruşturmak; buruşmak; (s). kırıştırılmış. corrugatediron oluklu demir levha. corrugatedpaper oluklu karton .corrug'ation kırışık, buruşuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). namussuz, fırsatçı, rüşvet almaya alışmış, kötü, pis; bozuk, çürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozmak, ifsat etmek, ayartmak, baştan çıkarmak. corrupt text hata ve düzeltmelerle kıymeti azalmış yazı. corruptibles rüşvet kabul etmeye hazır; ayartılabilir; çürüyebilir. corruption (i). irtikâp, rüşvet yeme, fesat; kötü yol; çürüklük, küf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karsak, (zool). Vulpes corsac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsaj; göğse takılan çiçek buketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, korsan gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kortej, merasim alayı; maiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gargoyle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -tices)., (bot). kabuk, kışır; (anat). kabuk, korteks. cortical (s). kabuğa ait ; bir uzvun dış zarına ait. corticated (s). kabuklu, kışri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kortizon; böbreküstü bezlerinin salgısı olan bir hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmen taşına tane döken titrek huni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üstü kapalı ağaç oluk. 2. Kalın tulumba ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toplanıp gelme: Balık cörümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school of fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korindon; zımpara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). parıldamak, ışıIdamak. coruscant (s). ışıldayan. corusca-tion (i). parıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). angarya, ücretsiz iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). korvet; ufak torpido muhribi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karga gibi, kargaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Sibel tanrıçasına ayin esnasında refakat eden ruh veya ilâh , Sibel rahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). salkım, korimb, demet (bir çiçek durumu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bale topluluğunun üstünde fakat solo dans edenlerin altında olan balerin veya dansör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). burun nezlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). süslemek, tezyin etmek; nişan vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süslemek; ziynet, tezyinat, süs; nişan, madalya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süsleyici, süslü, tezyini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekoratör, tezyin eden kimse. interior decorator iç mimar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âdetlere uygun, alışılagelmiş,terbiyeli , rabıtalı decorously (z). alışılagelmiş şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabuğunu soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). edebe uygun olma, terbiyeli olma, rabıtalı olma; münasip surette hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ihtilaf halinde olmak, aralarında anlaşmazlık olmak; (i). anlaşmazlık, ahenksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, fikir ayrılığı, anlaşmazlık, ihtilâf, kavga; (müz). falso, gürültü. sow discord anlaşmazlık yaratmak, mesele çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uymamak, uyuşmamak, çarpışmak. discordance (i). ahenksizlik, uyuşmazlık, anlaşmazlık, düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aralarında uyuşmazlık bulunan, karşı, muhalif, ahenksiz; (müz). uyumsuz, düzensiz. discordantly (z). ahenksizce, muhalif olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). sekiz kere yirmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), i., f., Fr. Bir daha ! Tekrar ! Bravo !; i. bir şarkının tekrar edilmesi isteği; bis parçası, ankor; f. bir şarkının tekrar edilmesini istemek. He had an encore Tekrar sahneye çağrıldı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kavalye; (ask.) muhafız takımı; maiyet, himaye için refakat eden kimse; konvoy. under escort himaye altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) himaye veya nezaket gayesiyle refakat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) deriyi sıyırmak, deriyi yüzmek; şiddetle suçlamak, itham etmek. excoria'tion (i.) deriyi sıyırma, sıyrılma; şiddetle suçlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), Greko-Romen hususiyeti olan; (güz.) (san.) Yunan tesiri altında kalmış Roma sanatı; spor grekoromen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk.) ihzar emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ABD sabit, kararlı, sabit fikirli, colloq. çetin ceviz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçültme ve sevgi isim şekillerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.madde varlığı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. anonim şirket haline getirmek; birleştirmek, birleşmek; içine almak, dahil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anonim şirket olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anonim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tinsel, manevi, cisimsiz; tinsel olana ait; huk. yalnız tinsel varlığı olan haklara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış, hatalı, doğru olmayan; düzeltilmemiş; yakışıksız, biçimsiz. incorrectly z. yanlış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ıslah olmaz, yola getirilemez, akıllanmaz, düzelmez (kimse); i. ıslah olmaz kimse. incorrigibly z. yola getirilmez şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlâkı bozulmamış, lekelenmemiş, iffetli, namuslu; bozulmamış, çürümemiş, kokuşmamış; değiştirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dürüst, rüşvet kabul etmez; ahlâklı bozulmaz; bozulmaz, çürümez, kokuşmaz. incorruptibil'ity i. dürustlük; bozulmazlık. incorrupt'ibly z. dürüstçe; bozulmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. edebe aykırı, ayıp, yakışmaz, utandırıcı, uygunsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebe aykırı hareket; ertem ve yönteme aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Intel’İn eski İşlemcilere göre iki kat güçlü fakat aynı boyutta olan işlemcisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok karışık ve düzensiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter confusion. in complete disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbysock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bak. cater cornered .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panty hose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantihose. tights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kadınlarda olan beyaz akıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. liquorice i. meyan, meyan kökü; bot. Glycyrrhiza glabra; meyan kökü hulasası ve ,sekeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda yaralı şovalyeyi azaptan kurtarmak için son darbenin vurulduğu hançer; manastırda oruç gibi bir vecibeden affedilme; manastırda böyle affedilenlere mahsus oda; kilisede ayakta ilâhi soyleyenlerin dayandığı küçük çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. merhamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kökmantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) yürek şeklinde ve sivri ucu sapa yapışmış olan (yaprak), obkordat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sweet yeast bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sweet yeast bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekilmemiş biber, dövülmemiş biber, tane biber; önemsiz kimse veya şey. peppercorn rent huk., (eski) yalnız itibari mahiyeti olan kira bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patlamış mısır, cin mısırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kişisel görüntü kaydedici.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

R-Core, maksimum çıkış ve kompakt boyut güvenilirliği sunan kompakt ve düşük profilli bir transformatördür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) cour (i.) şiddetli kin, hınç. rancorous (s.) kinci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yazmak kaydetmek; deftere kaydetmek; banda almak, plağa almak; kaydını yapmak; tescil etmek. recording angel insanın emellerini kaydeden melek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kayıt, vesika; sicil, defter; (çoğ.) arşiv; tasdikli suret; zabıt varakası, fezleke; gramofon plağı; (huk.) sicil, dosya; rekor; (s.) rekor kıran, rekor yapan, en yüksek, en çok. beat veya break the record rekoru kırmak. court of record sici

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc, DAT ya da kompakt kasete beslenecek ses sinyalini seçer. Bu, başka bir kaynağın hoparlör ya da kulaklıklardan dinlenmesini sağlayan özel bir çıkıştır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaydedici kimse; hakim; kayıt aleti; teyp; (müz.) bir çeşit zurna veya flavta, çığırtma. recordership (i.) kaydedicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) plak; bant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. iskorbüt hastalığı ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kavurmak, ateşe tutmak, hafifçe yakıp sızlatmak; acı tenkitlerle incitmek; yanmak, kavrulmak; k.dili otomobil veya bisikletle hızlı gitmek; i. hafif yanık; yanık izi. scorched earth policy düşmanın yararlanmasını önlemek için bütün mahsulu ve z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oyunda her iki tarafın kay dettiği sayı veya puan; sayı yapma; sebep; çizgi, işaret; çetele kertiği; çetele kertiği ile tutulan hesap; hınç; müz. bütün çalgıların ve bütün seslerin notalarını ayrı ayrı gösteren müzik parçası, partitur; yirmi sa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. scoreboard

sayı göstergesi

Sayıları veya sayı durumunu gösteren levha.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ae) maden cürufu, dşık. scoriaceous s. maden cürufu cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (madeni) eritip cürufunu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tepeden bakma, istihfaf, küçük görme, tahkir; hakir şey; f. küçümsemek, tahkir etmek, istihfaf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakaret dolu, tahkir eden, ağır scornfully z. istihfafla, tepeden bakarak. scornfulness i. küçümseme, istihfaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. iskorpit balığı familyasından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Akrep takımyıldızı; Akrep burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. akrep gibi; akrep takımına ait; akrep kuyruğunun ucu gibi kıvrık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akrep, zool. Scorpio; (eski) ucuna demir parçaları takılı kamçı. scorpion fish iskorpit, zool. Scorpaena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable soup. pottage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışkılı, pislikli, gübreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yardım etmek, imdadına yetişmek, sıkıntıdan kurtarmak; i. yardım, imdat; imdada yetişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hindiba, bot. Cichorium intybus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin fazla güneşten kavrulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. teşvik edici sesleniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. altmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden giyilen üç kenarı kalkık şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gruel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tapasını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzeltilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğruluğu ispatlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (önemini belirtmek için) altına çizgi çizmek; üstünde durmak; i. bir kelimenin altına çizilmiş çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek boynuzlu at şeklinde hayali bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .kaydedilmemiş, banda allnmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırım, firavun sicimi; kabarık çizgili bir çeşit kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by