Crt (cathode Ray Tube) ne demek? | Crt (cathode Ray Tube) anlamı nedir? | Crt (cathode Ray Tube)

Crt (cathode Ray Tube) anlamı nedir?

Crt (cathode Ray Tube) ne demek?

Crt (cathode Ray Tube) anlamı nedir?

Crt (cathode Ray Tube) | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: crt cathode ray tube

Teknolojik Terim

Uçlarında elektron çarptığı zaman parlamak üzere ayarlanmış fosfor tabakası bulunan, böylece ekranda görüntü oluşumunu sağlayan tüpler.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Kırım ve-liahtı. (1548- Kazvin 1579) Devlet Giray’ın oğlu. Osmanlı-İran savaşında Osmanlılara yardımcı oldu. İkinci Şa-mah savaşını kazanan İranlılarca tutsak edildi ve Kazvin’de öldü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavga, gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akergin)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Denize düşen şeyleri arayıp çıkarmakla meşgul adam. 2. Gümrükte yolcuların eşyasını muayeneye memur adam. Bir şeyi arar gibi dönüp dolaşan. Arayıcı fişek: Bu suretle dolaşan donanma fişeği. Arayıcı kevkeb: Osmanlıca’da «şehâb-ı sâkıb» denilen yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs inspector searching. hunter. searcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süs, ziynet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pursuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرایش] süs. 2.süslenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saf, sıra, tertip, tanzim, düzen, nizam; ordu; debdebe, tantana; muhteşem kıyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dizmek, saf çekmek, tertip etmek, düzenlemek, tanzim etmek; giydirip kuşatmak, donatmak. arrayal (i). dizme, tertip etme; giydirip kuşatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). yolundan çıkmış, yanlış yol tutmuş, sapıtmış, sapmış,go ü astray kötü yola sapmak; yanlış yere gitmek. Iead astray ayartmak azdırmak,.baştan çıkartmak ;kötü yola sevketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batır).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. F.). İçin, Ar. liecll, maksadıyla: Berây-ı tenezzüh: Tenezzüh (gezinti) için, liecli-tenezzüh: Gezmek için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. beriyye). Beriyyeler. (bk.) Beriyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برای] için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برای معلومات] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hıyanet etmek; ihanet etmek; ele vermek; ifşa etmek, ağzından kaçırmak; göstermek, ortaya koymak; yanlış yola saptırmak, baştan çıkanp ortada bırakmak. betrayal i. hıyanet, ele verme, ifşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., eski ağzından kaçırmak..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amass. cluster. congregate. gather. mass. muster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come together. to happen at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. cluster. raise. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assemble. combine. congregate. gather. gather together. to heap together. pool. put together. rake up. string together. tack together. tag together. throw together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi tek, eşsiz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی ریب] kuşkusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Blu-ray Disc™, yüksek tanımlamalı video ve verilerin saklanması için tasarlanmış yüksek yoğunluklu bir optik disk formatıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yeni nesil optik disk formatı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelecek nesil optik disk formatının adı. Blu-ray Disc™ (BD) geleneksel DVD’lere kıyasla, beş kat daha fazla kapasite sunar. Bu da kullanıcılar, tüm görkemleriyle sunulan filmler ve müziklerle yoğun bir High Definition deneyimin keyfini çıkarabilirler. Olabilecek en iyi Yüksek Kaliteli görüntüler, parlak dijital çok kanallı ses ve bir sürü etkileşimli ekstralarla, uzun filmlerin tadını çıkarın. Blu-ray Disc™ High Definition dijital video, ses, resim, oyun, bilgisayar dosyaları ve istediğiniz her şeyi depolayacak şekilde tasarlanmıştır. PLAYSTATION®3’te en son oyun eğlencesinin yanı sıra 1080p HD filmlerin de tadını çıkarabilmeniz için bir BD-ROM Blu-ray Disc™ sürücüsü bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. anırma, kulakları tırmalayan herhangi bir ses; f. anırmak; gürültülü ve hoşa gitmeyen sesler çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ezmek, ezerek ufalamak, dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baskı iş1erinde mürekkebi düzgünce yaymak için elle kullanılan silindir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. hither. to this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. hither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Giray).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katot, negatif elektrot. cathode ray katot şuası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câriyelik hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki renk iplikle dokunmuş pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Yüz çizgileri, yüz güzelliği. 2.Beniz, yüz. 3.İnsan resmi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). crawfish.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mum boya, renkli kalem, kreyon; mum boya ile yapılan resim; (f). mum boya ile resim yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrudan izlenen televizyon monitörleri, masaüstü bilgisayar monitörleri ve ‘üç tüplü’ projeksiyon cihazlarında kullanılan Katot Işın Tüpü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uçlarında elektron çarptığı zaman parlamak üzere ayarlanmış fosfor tabakası bulunan, böylece ekranda görüntü oluşumunu sağlayan tüpler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ödemek, tediye etmek, vermek, tesviye etmek. defrayment (i). ödeme tediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâklakçı, çançan eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zekâ, malûmat, bilgi, ilim ve tecrübe, beceriklilik, iktidar: Dirayetli olduğu için kendisine filan vazife verildi. Yalnız kıdeme bakılmayıp en ziyade dirayete dikkat edilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. skillfulness. discernment. perception. senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Zeka, bilgi, kavrayış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dirâyetli, kavrayışlı, bilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dirayet sahibi, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bilgili ve kavrama yeteneği olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dirayeti olmayan, beceriksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ, kavrayış ve tecrübe yokluğu, iktidarsızlık, beceriksizlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). nizamsızlık, düzensizlik, karışıklık; düzensiz kıyafet; (f). düzensiz bir hale getirmek, bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba veya kızak; yanları sabit olmayan ağır yük arabası. dray horse ağır yük arabasına koşulan kuvvetli beygir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağır yük arabasıyla taşıma; bu taşıma için alınan ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erken ay, ilk ay, ayın ilk günlerinde doğan. - (bkz.İlkay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Siyah ay, buğday renkli, karayağız.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.),(huk.) başıboş kalmış evcil ayvan, sahipsiz hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) östaki borusu, ortakulakla yutak arasındaki boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) döl yatağı borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Aydınlık, parlak ay, canlılık, süs, zinet.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çapul; akın; (f). yağma etmek, çapulculuk etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavga, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (kumaş) yıpratmak; yıpranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

G-Base Birimiyle aynı malzemeden imal edilmiş disk tepsisi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

gaysler tübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gitmek üzere iken: Giderayak bunu yapmıyacaktınız!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the last moment. just before leaving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Kuvvetli, kudretli. Kırım hanları tarafından unvan olarak kullanılmıştır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Moğolca’da hakketmiş ve lâyık mânâsına olup, Cengizoğullar’nın Cuci Ulusu’ndan Kırım’da saltanat süren hanedanın prensleri bu unvanı taşır: Ahmed Giray, NÜreddin Giray, Aslan Giray Han.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) gri, kurşuni, kül rengi, boz; ağartılmamış (çamaşır); kır, ağarmış; eski, yaşlı; gri giysili; (i.) kurşuni renkte hayvan veya şey; (f.) ağartmak, ağarmak. gray matter (tıb.) gri madde, (k.dili) beyin, akıl. gray wolf bozkurt. grayness

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ak sakallı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ak saçlı kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool) kurşuni tatlı su balığı, dere kayası; bir kurşuni kelebek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oksijen yetersizliğinden meydana gelen ve bilhassa pilotlarda gorülen geçici körlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yeni doğan ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tenhaya çekilip oturmaya mahsus köşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حرم سرای] harem dairesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elbette, behemehâl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هر آیينه] mutlaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.). - Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -(1680-1738) yıllan arasında Kırım hanı oldu. 3 defa han olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch land. to land. debark. to go on shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run aground. to go aground. to run ashore. to run on the beach. go aground on. strike the sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Devedikeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Karakabarcık şarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kare alın yazısı, kara talih yazısı: Alnımıza karayazı yazıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey İle batı kerteleri arasında esen rüzgâr ve bunun kertesi olan yön.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksnake. black racer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاروان سرای] kervansaray.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-serâ). Kaside söyleyenler, kaside yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Kavramak işi. bk. Kavramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. conception. grasp. insight. perception. reach. comprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. comprehension. conception. savvy. understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick to comprehend. quick-witted. penetrative. perceptive. percipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow-witted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâRBAN-SERAY) (i.). Büyük anayollarda kervanların konmasına mahsus büyük hanlar ki, Selçuklular ve Osmanlılar devrinde hayır eseri olarak yaptırılmışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai. caravansary. serai. seray. khan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravansaray. inn with a large courtyard. caravansary caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. karvanserây.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Genç, delikanlı. 2.Ürün vermeyen arazi. 3.Eşkıya yol kesen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyice kor rengine gelen ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i, A, c.) (m, mir’At), Mir’

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Misafirlerin ağırlandığı daire, misafirhâne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ayın ilk günleri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, moray eel murana, zool. Muraena helena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rü’yet» ten masdar). Gösteriş, riyâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Muştu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Işık saçan ay. Ayın en çok ışık saçtığı dönem.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Ateş gibi kızıl renkte ay. 2.Şehirli, şehirde yaşayan. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there. thereto. thither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there. thither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there. thither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. ing ). Ray üzerinde işleyen otomobil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuvvetli, kudretli yiğit. Kırım hanlarının kullandığı isimlerden.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Birden fazla hat üzerinde verilerin aynı anda transfer edilmesini ifade eder. Diğer kontrol hatları, veri gönderimi ve alımının koordinasyonundan sorumludur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatma, süs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيرایه] süs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Süs, zinet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatıcı, süsleyici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Donatma, süsleme, Ar. tezyin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. resmetmek, resmini yapmak; tarif etmek, tanımlamak, tasvir etmek. portrayal i. resmetme, tanımlama, tarif etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dua etmek, niyaz etmek; yalvarmak, istirham etmek; ibadet etmek, namaz kılmak. pray'er i. dua eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dua, niyaz; temenni, rica; ibadet, namaz; dua edilen şey; huk. dilekçe, istida. prayer beads tespih. prayer book dua kitabı. prayer meeting dua meclisi. prayer rug seccade. prayer wheel (Tibet Budistlerine mahsus) dua yazılı kâğıtların sarıldığı dön

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ibadetkar, zahit; dualı. prayerfully z. dua ile. prayerfulness i. ibadetkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şiş, tümsek, dışarı fırlamış, yumru gibi, çıkık. protuberance, -cy i. tümsek, şiş, yumru, çıkıntı. protuberantly z. tümsek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şişmek, dışarı uğramak, yumrulanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. ing.). Tren, tramvay gibi taşıtlarda tekerleklerin üzerinde yuvarlandığı demir yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

railroad track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rail. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To array.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mark, stain, or soil; to streak; to defile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Array; order; arrangement; dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a number of lines or parts diverging from a common point or center, like the radii of a circle; as, a star of six rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radiating part of a flower or plant; the marginal florets of a compound flower, as an aster or a sunflower; one of the pedicels of an umbel or other circular flower cluster; radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the radiating spines, or cartilages, supporting the fins of fishes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the spheromeres of a radiate, especially one of the arms of a starfish or an ophiuran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A line of light or heat proceeding from a radiant or reflecting point; a single element of light or heat propagated continuously; as, a solar ray; a polarized ray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the component elements of the total radiation from a body; any definite or limited portion of the spectrum; as, the red ray; the violet ray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. under Light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sight; perception; vision; from an old theory of vision, that sight was something which proceeded from the eye to the object seen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a system of diverging lines passing through a point, and regarded as extending indefinitely in both directions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Half-ray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mark with long lines; to streak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To send forth or shoot out; to cause to shine out; as, to ray smiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To shine, as with rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a restricted sense, any of the broad, flat, narrow-tailed species, as the skates and sting rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Skate. cartilaginous fishes having horizontally flattened bodies and enlarged winglike pectoral fins with gills on the underside; most swim by moving the pectoral fins any of the stiff bony rods in the fin of a fish a branch of an umbel or an umbellif

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guide. runner. track. rail. iron road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a column of light. a branch of an umbel or an umbelliform inflorescence. a straight line extending from a point. a group of nearly parallel lines of electromagnetic radiation. the syllable naming the second note of any major scale in solmization. any of t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A straight line that begins at a point and continues outward in one direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A straight line with one endpoint The line extends infinitely. a line having one endpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the bony spines that support a fish fin membrane. one of the showy, petal-like florets surrounding the flower head in the Aster Family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A geometric representaion of a light path through an optical medium - a line normal to the wave front indicating the direction of radiant energy flow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A beam of electromagnetic energy following an elemental path perpendicular to the radiation's wave front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ribbon like figure caused by the strands of cells which extend across the grain in quarter sawn lumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Given a region G c R2 A ray is a piecewise linear path with corners lying on a point p at the boundary of G respecting the usual law of reflection with the tangent line at p Given a region H c R3, the ray behaves as in R2 with the tangent plane Further, t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ray AC consists of segment AC and all other points P such that C is between A and P The point named first, here A, is the endpoint of Ray AC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The flat petal-like blades that encircle the disk in composite flowers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The supporting structure in the fins which is striated and often branched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A line representing the direction of a wave motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Streak of material blasted out and away from an impact crater. is a closed half-line. bright elongated streaks radiating from certain craters on the Moon and Mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The radial division of an echinoderm, ie arm of a starfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رای] fikir. 2.oy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ışın, şua; (geom.) ışın; (bot.) papatya gibi çiçeğin dış petallerinden her biri; (zool) balık kanadı kılçığı, deniz yıldızı veya beş parmak denilen hayvanın parmaklarından her biri; (f.)ışın saçmak. a ray of hope ümit ışığı. rayless (s.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tırpana, (zool) Raia batis; vatoz, kedibalığı, (zool) Raia clavata. electric ray uyuşturanbalığı, torpilbalığı, (zool.) Torpedo torpedo. sting ray bir tür dikenli uyuşturanbalığı, (zool) Dasyatis pastinaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) reaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رایات] sancaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ریب] kuşku, şüphe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Reiber

pürüzalır

Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya çapaklarını, pürüzlerini almak için kullanılan, çevresinde kesici yüzü bulunan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bedelsiz, karşılıksız, bedava. 2. mec. Bol: Lutfunuzun râyegân buyurulması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. râyât). Sancak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رایت] sancak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Bayrak. Sancak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رایگان] parasız, bedava.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RAİC) (I. A. «revâc»dan if.) (mü. râice). 1. Revâcı olan, geçen, sürülen, sürümlü: Râyic mal. 2. Tedâvül eden, rağbet bulan. Revaç, geçen fiyat, itibar, değer: Bunun râyici var mıdır? RAyici nedir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current price. rate. current exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation. rate. market price. current value. market value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market price. current price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رایج] yaygın, revaçta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current price. market price. going fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. revâih). Koku, güzel koku: Gülün, yemeğin râyihası; güzel bir râyiha.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رایحه] koku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzel koku.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رایحه دار] kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Han bayrağı, han sancağı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) suni ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

röntgen ışınları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yaşlık, nemlilik, ıslaklık: Bu çamaşırda biraz rutûbet var. 2. Havada veya yapı içindeki nem. Mîzânü’r-rutûbe = Havadaki su buharını ölçmeye mahsus Alet, igrometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humidity. moisture. dampness. moistness. damp. wetness. wet. rawness. hygro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damp. moisture. dampness. humidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damp. humidity. moisture. hermidity. dampness. wet. sap. wetness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رطوبت] nem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moisten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humid. moist. damp. dampish. dank. clammy. sticky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humid. damp. clammy. moist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sadır).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deniz kenarında yazlık büyük konak, büyük yalı, yazlık saray: Beylerbeyi sâhil-sarayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samurai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samurai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Hükümdarların oturdukları yer: Sarây-ı hümâyûn. 2. Büyük ve sanatlı konak. 3. Resmî dâire: Belediye Sarayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palace. court. seraglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. palace. seraglio. mansion. government office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palace. large public building. court. seraglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayvaz. Bir ko nağın ayak işlerini ve daha çok yemek ve sofrayla alâkalı işlerini gören hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı imparatorluğu zamanında sarayda hizmette bulunmuş kadınlara verilen sıfat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

girl or woman who is a member of the sultan's harem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEHR-AYİN) (i. F„ şehr = şehir, Ayin = tören). Şehrin donatılmasıyle yapılan umumî eğlence, şenlik, donanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saray.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرای] saray.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Ay gibi güzellerin başı. 2.Büyük konak. Saray.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Düşman üzerine gönderilen küçük süvari müfrezeleri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeriat). Şeriatlar. (bk.) Şeriat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeriat). Şeriatlar. (bk.) Şeriat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرایع] şeriat hükümleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. şiryân). Şiryanlar. (bk.) Şiryân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şiryân). Şiryânlar. (bk.) Şiryân.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek tel ya da optik arayüz üzerinden veri iletme yöntemi. Kontrol verileri, veri bloklarının arasına yerleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıçrayan, fırlayan, oynayıp hoplayan: Sıçrayıcı hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Geçme, bulaşma: Nezle çabuk sirâyet eden bir hastalıktır. 2. Geçme, Ar. İntikal, yayılma, bulaşma: O adamlarla otura otura onların Adeti bize de sirâyet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. spread of sth from one person to another. extension. infection. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرایت] bulaşma, geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçmek, bulaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delay. lay over. reprieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapraklı ve çiçekli ufak dal, bahar dalı: bu şekilde yapılan süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. püskürtülen ilaç: serpinti, püskürtülen sıvı; püskürgeç, vaporizator; f. püskürtmek; üstüne sıvı püskürtmek veya serpmek. spray gun püskürtme tabancası. spraypaint f. boya püskürtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. sürüden ayrılıp yoldan çıkmak; doğru yoldan ayrılmak; yanlış yola sapmak, dalalete düşmek; i. sürüden ayrımış hayvan; başıboş ve aylak kimse; evden kaçmış çocuk; çoğ., (radyo) yıldırımdan meydana gelen parazitler; s. başıboş; doğru yoldan s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep. scanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scanner. scanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scanner. comber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı. 2. Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere 3. Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepsi, sini; tabla; sandık bölmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. boru, tüp; bot. çiçeğin boru gibi olan kısmı; boru eklinde şey; yeraltı demiryolu veya tüneli; (argo) televizyon; f. boru koymak, boru döşemek; boru içine koymak. bronchial tubes bronşlar. pneumatic tube tazyikli hava ile içinden mektup gönd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. tubeless

içsiz

İç lastiği olmayan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iç lastiği olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yumru kök; anat ufak ur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tümsecik, tüberkül; bot. küçük yumru, yumrucuk; tıb. ufak ur, kabarcık, şiş. tuber'cular s. yumrulu; tüberkülozlu, tüberküloza özgü. tuber'culous. s verem kabilinden, tüberkülozlu. tuber'culate(d) s. urlu, yumrulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberkülin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberküloz, verem, colloq. ince hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). Verem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tuberculose

tıp verem

Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koh basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sümbülteber, bot. Polianthes tuberosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabarcık veya urlarla kaplı; anat. tümsekli; bot. yumrulu. tuberosity i. urluluk; kabarcık, ur, yumru; anat. sinir veya eklemin kemiğe bağlandığı yerde bulunan kemik çıkıntısı, pürtük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tuğrakeş, nişancı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tur ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğurlu ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainia. ukraine. ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ukraine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Ukrayna Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Avrupa’da, Karadeniz kıyısında, Polonya ile Rusya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 49 00 Kuzey enlemi, 32 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Doğu Avrupa.

Yüzölçümü: 603,700 km².

Sınırları: toplam: 4,663 km.

sınır komşuları: Beyaz Rusya 891 km, Macaristan 103 km, Moldova 939 km, Polonya 428 km, Romanya (güney) 169 km, Romanya (batı) 362 km, Rusya 1,576 km, Slovakya 90 km.

Sahil şeridi: 2,782 km.

İklimi: Ilıman kıtasal; Akdeniz iklimi sadece güney Kırım sahillerinde görülmektedir.

Arazi yapısı: Verimli ovalar ve platolar, batıda dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karadeniz 0 m.

en yüksek noktası: Hora Hoverla 2,061 m.

Doğal kaynakları: Demir, kömür, manganez, doğal gaz, tuz, sülfür, grafit, titanyum, magnezyum, kaolin, nikel, cıva, kereste, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %58.

daimi ekinler: %2.

Otlaklar: %13.

Ormanlık arazi: %18.

Diğer: %9 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 26,050 km² (1993 verileri).

Ukrayna Nüfus Bilgileri

Nüfus: 46,710,816 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.6 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.43 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 14.39 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 69.98 yıl.

Erkeklerde: 64.71 yıl.

Kadınlarda: 75.59 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.17 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.4 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 360,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 20,000 (2003 verileri).

Ulus: Ukraynalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Ukraynalı %77.8, Rus %17.3, Beyaz Rus %0.6, Moldovalı %0.5, Krım Tatarları %0.5, Bulgaristanlı %0.4, Macar %0.3, Romen %0.3, Polonyalı %0.3, Yahudi %0.2, diğer %1.8 (2001 verileri).

Din: Ukraynalı Ortodoks - Moskova Patrikhanesi, Ukraynalı Ortodoks - Kiev Patrikhanesi, Ukraynalı Autocephalous Ortodoks, Ukraynalı Katolik, Protestan, Musevi.

Diller: Ukrayna, Rus, Romanya, Polonya, Macar.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.7.

erkekler: %99.8.

kadınlar: %99.6 (2003 verileri).

Ukrayna Yönetimi

Ülke adı: Ukrayna.

Eski adı: Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Kiev.

İdari bölümler: 24 bölge, 1 özerk cumhuriyet, ve 2 belediye; Cherkas’ka (Cherkasy), Chernihivs’ka (Chernihiv), Chernivets’ka (Chernivtsi), Dnipropetrovs’ka (Dnipropetrovs’k), Donets’ka (Donets’k), Ivano-Frankivs’ka (Ivano-Frankivs’k), Kharkivs’ka (Kharkiv), Khersons’ka (Kherson), Khmel’nyts’ka (Khmel’nyts’kyy), Kirovohrads’ka (Kirovohrad), Kiev, Kyyivs’ka (Kiev), Luhans’ka (Luhans’k), L’vivs’ka (L’viv), Mykolayivs’ka (Mykolayiv), Odes’ka (Odesa), Poltavs’ka (Poltava), Avtonomna Respublika Krym (Simferopol’), Rivnens’ka (Rivne), Sevastopol’, Sums’ka (Sumy), Ternopil’s’ka (Ternopil’), Vinnyts’ka (Vinnytsya), Volyns’ka (L


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainian. ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ukrainian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. istidâc’tan). Kurşun boyası denilen beyaz mâdenî bir madde ki, boyacılıkta kullanılır. Kaba üstübeç = Boya astarı için üstübeç yerine kullanılan beyaz bir toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stained glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stained glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. röntgen ışını, X ışını; röntgen filmi; f. röntgen ışınları ile tedavi etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yaltır). Ayın ışıltısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, ışık saçan ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Par par veya aralıklı parlayan, şâşaa-pâş, Fars. dırahşân. 2. Şimşek çakan.

Türkçe Sözlük by