çük ne demek? | çük anlamı nedir? | çük

çük anlamı nedir?

çük ne demek?

çük anlamı nedir?

çük | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cuk

Türkçe Sözlük

(i.). Erkeklik organı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bits. itsy bitsy. scrappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead. glass bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. anatomi). Bronşların, akciğerin içinde bölündükleri daha küçük dallardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). Hazret-i isâ’nın doğum yortusu. Bucuk kırımı = O zamanki et kesimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «biçmek» ten). Yarım, nısıf, nîm: Bir buçuk, beş buçuk. (Daima bir tam sayı ile beraber kullanılıp, yalnız kullanılmak icap ettiğinde yarım denilir). Az buçuk, yarı buçuk = Azıcık, bir miktar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and a half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ham iplikten dokunmuş bez: Bürümcük çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauze. crepe. gossamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crimped fabric. crêpe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru fazla olan bozuk satıhlar için kullanılır: Yol pek çakır çukurdu, içimiz dışımıza çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazan familyasından bir göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı çöcök = körpe, yavru). 1. İnsan yavrusu: Erkek çocuk, kız çocuk. 2. Genç, delikanlı. Ar. fetâ: İyi çocuktur. 3. mec. Hoppa mizaçlı, aklı bir şeye ermeyen. Çoluk çocuk = Aile, ev halkı. 4. Bir ailenin yavrusu, evlât: Ali’nin iki çocuğu var. 5. Teklifsiz arkadaşlar arasında, erkek şahıs: Ahmet’i yirmi yıldır tanırım, iyi çocuktur. Çocuk aldırmak = Ana rahmindeki cenini ameliyatla aldırmak. Çocuk bahçesi = Çocukların oynaması ve hava alması için hazırlanmış bahçe. Çocuk düşürmek = Çocuğu vaktinden önce ve ölü olarak doğurmak. Çocuğu olmak = Çocuğu doğmak. Çocuklar =’ Teklifsiz konuşmalarda «arkadaşlar!» demektir. Çocuk oyuncağı = Önem verilmeye değmeyen. Çocuk peydahlamak = Evli olmadan gebe kalmak. Çocuktan al haberi = Gizli tutulan bir şey çocukların rasgele söyledikleri bir sözle anlaşıldığı zaman söylenir. Çocuk yapmak = İsteyerek çocuk sahibi olmak. Çocuk yuvası = Çalışan kadınların iş saatlerinde küçük çocuklarını bıraktıkları bakımevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infant. junior. infantile. child. kid. youngster. baby. infant. son. brat. chit. juvenile. mite. moppet. seed. paed-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child. kid. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child. infant. chap. chit. kiddie kiddy. mite. nipper. scion. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby buggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gocart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby-sitter. baby-minder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyminder. babysitter. nurse. nursemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion. miscarriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. Çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a boy's job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mevzu olarak çocuğu alıp her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten ilim, çocuk ilmi, pedagoji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuklara yakışır hal ve surette: Çocukça hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish. immature. infantile. puerile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çocukcuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük çocuk (ekseriya sevgi için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Çocuk gibi hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çocuk hali ve zamanı. Ar. tufûliyyet, sabâvet: Çocukluğunda pek yaramazdı. 2. Hoppa tabiatlı, düşüncesiz hareket: Onun yaptığı çocukluğu bebekler yapmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childhood. infancy. boyhood. childishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childhood. childishness. infancy. puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukça, çocuk gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish. childlike. infantile. puerile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyish. childish. puerile. soppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless. without issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırcık (galat olarak sığırcık dediğimiz kuşun adı; asıl mânâsı «çekirge kuşu» dur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) 1. Tatlı, lezzetli. Ar. leziz. 2. Körpe, pek taze ve lezzetli. 3. Sakalın bamteli. 4. Soğanın ortası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çuha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çuhadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇUHADARLIK (i.). Çuhadar hizmet ve vazifesi. Kapı çuhadarlığı = Kapı çukadarı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Surgu darısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakao tanelerinin tozundan yapılmış bir çeşit şekerleme, (bk.) Çikolata (çikolata sözü Meksika dilinden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş) Gaga ile vurmak, gagalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyulmuş, Ar. muka’ar, derin, amîk: Çukur bostan, çukur ova, çukur göz. 1. Oyulmuş yer, delik, hufre: Çukur kazmak, çukur doldurmak, ağaç dikmek için çukur açmak. 2. Derin kazılmış yer, kuyu. Fars. çâh: Çukur kazıyor. 3. Mezar, kabir: Bir ayağı çukurda = Ölümü yaklaşmış, çok ihtiyarlamış 4. Bedenin bazı yerlerinde bulunan ufak çökük yer: Çene çukuru = ÇAh-ı zenahdân, çenenin altındaki çukur. Göz çukuru = Çeşm-hâne. Yanak çukuru = Bazı kimselerde gülerken yanakta beliren çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep-set. sunk. hollow. concave. hole. hollow. dip. cavity. scoop. pit. dimple. excavation. fosse. gully. gully drain. gutter. indent. sink. trench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burrow. cavity. concave. crater. dent. depression. fold. hollow. pit. socket. sunken. trench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavity. dent. hollow. pit hole. depression. bore. bowl. dip. fold. pit. pocket. scoop. trench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çukura batmak, derinleşmek, çökmek: Gözleri çukurlanmış, çukurlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çukurlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dented. to become bowl-shaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derinleştirmek, ‘daha derin kazmak: Havuzu biraz daha çukurlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oyukluk, çöküklük: Gözlerinin çukurluğu. 2. Derinlik, Ar. umk: Bu arsanın çukurluğu kıymetini azaltıyor. 3. Çukurları ve hufreleri çok yer: Orada bir çukurluk vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşlar gagalaşmak, gaga ile vuruşup oynaşmak, gaga gagaya tutuşmak, didişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Bulgarca’dan). Tek parça tulum postundan yapılan kalın ve kaba kürk ki, yolcular ve bekçilerle soğuklarda durmak mecburiyetinde bulunanlar giyer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidence. cave in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tank. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsiz, zayıf, gevşek. Gücük ay — Şubat ayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. chuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük veya az itibarlı kadın, kadıncağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). 1. Küçük havuz. 2. Sidik borularının böbrekle birleştiği yerdeki kısımda huni biçimindeki genişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban teresi çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden tere tadında bir dağ bitkisi (epidium campestre).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauble. trinket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trinket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dişi: Kancık eşek, katır, köpek. 2. mec. Hain, iki yüzlü, hilekâr, dönek tabiatlı adam veya fâhişe tabiatlı kadın. 3. Dişi merkep, eşek dişisi. 4. Dişi köpek, köpek dişisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Amerika, Asya ve Afrika’nın çeşitli ağaçlarından elde edilen dayanıklı ve esnek madde:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber. caoutchouc. india-rubber. rubber. gum. gum elastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber. caoutchouc. natural rubber. soft commodities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omuz uçlarından göğsün yukarısına gelip kilitlenen iki kemik ki, gerdanın altında dışarıdan da belli olur, boyun çenberi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clavicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collarbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Küçük kovuk, göıcük.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(eski şekil: KÜÇÜCEK) (i.). 1. Pek küçük: Küçücük bir ev. 2. Sevimli küçük (sevgi için): Küçücük oğlum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miniature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny. wee. very small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Maddesi, hacmi veya genişlik ve mesafesi az olan, ufak, Ar. sagıyr, Fars. hurd: Küçük taş, küçük dağ, küçük köy, küçük dere. 2. Ehemmiyetsiz, değersiz: Küçük iş, küçük adam. 3. Yaşı az, genç: Küçük kardeş, küçük oğlum, o, benden küçüktür. 4. Yavru, Fars. beçe: Devenin küçüğü de yanında idi. Her hayvanın küçüğü güzeldir. 5. Çocuk, Ar. tıfl, sabî: Küçüklerin oynaması için bahçe yapmalı. 6. Küçüklük, Ar. sabâvet, tufOliyyet: Küçükten beri derse çalışmıyor. Küçük düşmek = Karşılıkta bulunamayıp mahcûb olmak. Küçük yaş = Çocukluk: Küçük yaşından beri böyledir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small. little. minor. mini. petty. petit. slight. younger. young. baby. junior. bantam. fiddling. not healthy. inconsiderable. minuscule. niggardly. one-horse. paltry. peanut. piccolo. piddling. poky. remote. snug. tiddly. trifling. trivial. undersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. fine. inconsiderable. junior. kid. little. mini. minor. petty. piddling. poky. scrubby. skimpy. slight. small. young. insignificant. child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minor. small-minded. low-ranking. miniature. small scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on a small-scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chit. infant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uvula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Damak eteğinin ortasından sarkan uzantıya küçük dil denir. Burada meydana gelen şişkinliğin tedavisi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 kahve fincanı saf zeytinyağına 3 kahve fincanı kına konur. Iyice karıştırıldıktan sonra 1 tatlı kaşığı kadar alınıp, küçük dilin etrafına sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abase. degrade. demean. disgrace. humiliate. mortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to humiliate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asteroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signorina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowercase. small letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackdaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chapel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerinde aralık. s

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük mücenneb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Fr.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerindeki bemol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. A. Fr.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerindeki diyez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Türk musikisinde 2 ilâ 15 zamanlı usullerin hepsine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Gökyüzünün kuzey kutup bölgesinde olup aşağı yukarı Büyükayı gibi fakat bunun ters durumunda saplı bir tencereye benzeyen takımyıldız (dübbüasgar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generic term for sheep and goats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sheep or goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hakaret etmek, küçümseyerek bakıp ehemmiyet vermemek, Osm. istisgaar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Küçük hâle düşmek, küçülmek. 2. Küçükler gibi davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küçültmek, küçük yapmak, Osm. tasgıyr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Küçüklü büyüklü = Küçük büyük karışık, birbiri üstüne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük olan şeyin hâli, ufaklık. Ar. sigar: Bu taşın, dağın, tarlanın küçüklüğü. 2. Çocukluk, Ar. sabâvet, tufûliyyet: Küçüklüğünde pek yaramaz idi. 3. Yakışıksız, küçük düşürücü iş ve hareket, zül, hakaret: Bu sizin için bir küçüklüktür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diminutiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallness. littleness. childhood. pettiness. indignity. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

littleness. infancy. smallness. childhood. pettiness. meanness. small-mindedness. infancy status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Bazı böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra geçirdikleri safha içindeki biçimleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

larva. maggot. grub. va.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maggot. nymph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hapishane kapısındaki demir parmaklıklı pencere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük koyun yavrusu. Sevgi tâbiri de olup «kuzucuğum» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Konutların pis su depolama tankı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool. sinkhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool. sinkhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Küçük lob.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karçiçeği, akçöpleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her kilidi açan çilingir ve hırsız anahtarı ki, eğri bir demirden İbarettir: Kilidi maymuncukla açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picklock. passkey. skeleton key. false key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master key. pass key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass key. skeleton key. picklock. lockpicker. jemmy. pickblock. glut. false key. latch key. duplicate key. master key. passkey. pickock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oğul kelimesinin küçültme şekli. 2. (zooloji). Döllenmiş yumurtacığın gelişmesinin ilk safhası. 3. (botanik) Bitki tohumlarının en önemli kısmı ki, tohum çimlendiği zaman, bununla yeni bir bitki gelişmeye başlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embryo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öpüş. Öpücük göndermek = Parmaklarının ucunu öpüp karşıdan birine atar gibi yaparak onu selâmlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss. smack. snog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss. smack. snog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Ağızda, ortası beyaz, kenarları kırmızı yaracıklar hâlinde beliren ve en çok bebeklerde görülen bir ağız hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen ve beslenme yetersizliğinden kaynaklanan bir hastalıktır. Tıp dilinde Candia albicans denir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphtha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrush. aphtae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kıvrık, kıvrılmış: Pörçük saç. 2. Saç kıvrığı, lüle. Keçi pörçüğü = Keçinin pek küçük ve yukarı kıvrılmış kuyruğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pürçek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güzel konuşma yeteneği olan. 2.XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Doğu’da imparatorluk kuran Türk topluluğunun hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (hi. A.) (mü. Selçûkıyye). Selçuklular’a ait, Selçuklular’la alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلجوقی] Selçuklu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Selçukoğulları (devlet ve hânedânı) na ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu soyundan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. vocable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. dele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Islatıp döğerek yapılan bazı şeyler, temizlenip kurutulmuş koyun veya inek barsak ve bunları içine doldurulmuş baharları kıymadan ibaret şey ki hem çiğ, hem de kızarmış ve pişmişi yenir: Ev sucuğu, Kayseri sucuğu. 2. Et sucuğu şeklinde şekerleme ki ipe dizilmiş ve şeker yahut pekmez şerbetine batırılmış badem, ceviz, fındık vesair içinden ibaret olur: Badem, ceviz sucuğu, (mec.): Sucuk olmak = Çok ıslanmak. Sucuğunu çıkarmak = Çok döğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bologna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sausage. garlic-flavored sausage. confection made of grape juice boiled and dried on strings of nuts. sausage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faggot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: tomrukçuk). Ağaçların baharda filiz olmak üzere, kışın meydana getirdikleri düğmelerin herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. burgeon. button. eye. fruit-bud. gemma. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. sprit. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bitkinin üzerinde bulunan, çiçek ya da yaprak verecek olan filiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaç tomurcuklar açmak, filizlenmek üzere tomurcuk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. to burst into bud. to bud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bud. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Normalden daha iri doğmuş bebek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big and healthy newborn baby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dudakta çıkan kabarcıklar: Uçuk çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dudakta veya burun kenarında hafifçe şişmiş, kırmızı ve ağrılı bir leke şeklinde beliren bir hastalıktır. Nedeni, tükürükte bulunan bir çeşit virüstür. Daha ziyade ateşli hastalıklar ve soğuk algınlığı sırasında görülür. Tıp dilinde Herpes simplex denir. Dudak veya burun kenarında meydana gelen kırmızı lekeler, bir süre sonra su toplar, küçük kabarcıkar meydana gelir. Birkaç gün sonra da sararırlar ve kabuk bağlarlar. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu.

Hazırlanışı : Uçukların üzerine günde birkaç kere limon suyu sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crackpot. ethereal. blain. vesicle. herpes. cold sore. faded. pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pallid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uçmuş, soluk renk. 2.Çökmüş yer, toprak. 3.İyi. 4.Sivri dağ tepesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold sore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (dudak) Kabarcıklar peydâ etmek: Dudakları uçuklamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get a cold sore. to have vesicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Parlak, parlayan. 2.Elçi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük yumru. Dördüz yumrucuklar = (anatomi) Beyinle beyinci arasında bulunan dört kabartının adı. 2. Vebâ, tâun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kumrunun küçük bir nevi. 2. Su üzerinde uçan bir cins güzel kelebek. 3. Mandalina denilen portakal cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragonfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragonfly. turtledove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragonfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by