çul • ne demek? | çul • anlamı nedir? | çul •

çul • anlamı nedir?

çul • ne demek?

çul • anlamı nedir?

çul • | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cul •

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kıldan yapılmış kaba dokuma çeşitleri: Çuldan harar. 2. Kıldan veya yünden hayvan örtüsü: Ata çul örtmek. mec. Çul tutmaz = 1. Devamsız, sebatsız. 2. Her şeyi çabuk kaybeden, kadir bilmez.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğne ve diken şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (acele’den imüb). Pek acele eden, içi dar, sabırsız, aceleci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجول] aceleci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجولانه] acele acele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sivri; iğneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski Roma tıp tanrısına ait; tıp mesleğine ait aesthetic, aesthetical bak esthetic, esthetical aestival bak estival aet kıs, Lat aetatis yaşında aetiology bak etiology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarım; ziraat, çiftçilik. agricul'tural (s). tarımsal, zirai, çiftçiliğe ait. agricul'turist (i). ziraat uzmanı; çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mikroskopla görülebilen hayvancık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). madensel sularda bitki yetiştirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaç ve fidan yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). 1. Yunan filozoflarından Aristo’nun görüşleri. 2. Bu felsefe yolunda bulunma hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) mafsallara ait articularly (z) mafsallara ait olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) mafsal ile birletirmek ; mafsallarla bitişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mafsallı; düzenli bir şekilde birbirine bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıkça beyan etmek, ifade etmek; telaffuz etmek, söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşüncelerini rahatça ifade edebilen; konuşkan. articulately (z). açıkça ifade ederek, kolay anlaşılır bir şekilde. articulateness (i) açıkça ifade etme kabiliyeti, belagat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mafsal, eklem, oynak yeri; bitiştirme; telâffuz; telâffuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kemalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çuha çiçeğinin bir çeşidi, ayı kulağı, (bot). Primula auricula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulağa ve işitme duyusuna ait; kulağa söylenmiş, mahrem olarak söylenmiş; kulaktan kulağa; (anat). kulak kepçesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulaklı veya kulak gibi kısımları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). stetoskop ile dinlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). stetoskop ile dinleme; dinleme, kulak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). kendi vücudundan alınan bir madde ile aşılanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amca veya dayı gibi veya onlara mensup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). değneğe veya değnekle cezalandırmaya ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balon yapan ve kullananın sanatı. Balonla uçmak işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). icabında kaldırılacak bir ağırlığa denk ağırlık koymakla meydana gelen sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki kulaklı veya kulağa benzer iki uzvu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir memlekette bulunan iki ayrı kültür unsuruyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. iki hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. iki gözün de kullanılmasını icap ettiren; i sık sık coğ. aynı anda iki gözle bakılabilen dürbün veya teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozguncuya yakışır davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı bunçalayın) 1. Bu kadar, bu miktarda: Bunculayın işin ehemmiyeti yoktur. 2. Böyle, bu tarzda, bu halde. Bunculayın adam (yakın için olup, uzak için olan mukabili onculayındır, eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarian totaliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap edilebilir, sayılabilir; güvenilir, sağlam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesap etmek, hesaplamak; saymak; ayarlamak; ABD, (leh), niyet etmek, planlamak, tasarlamak; düşünmek; tahminde bulunmak; upon veya on ile güvenmek, dayanmak. calcula'tion (i). hesaplama, hesap; tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap yapan; ihtiyatlı, dikkatli; egoist çıkarcı. calculating machine hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap eden kimse; hesap makinası; hesap cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). böbrek taş cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ-li,-lus.es) (tıb). safra kesesi veya böbrek taşı; (mat). hesap differential calculus diferansiyel hesap. integral calculus toplam hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kanalcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Köpek Burcuna ait; Ağustosun en sıcak günlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pasaklı, bol paça, çulpa, biçimsiz, kıyafetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidy. slovenly. disordered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapulcu davranışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillage. looting. plunder. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). karakul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). daireye ait, daire şeklinde, yuvarlak; bir daire içinde hareket eden; dolaylı, dolambaçlı; belirli bir muhit ile ilgili; (i). sirküler tamim genelge. circuIarly (z). dairevi olarak. circular measure daire olçüsü. circular saw daire testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sirküler yollamak: sirküler halinde kaleme almak. circulariza'tion (i). sirküler yollama. circularizer (i). sirküler yollayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). deveran etmek dolaşmak, cevelân etmek; dağıtmak, elden ele geçirmek: dolaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). devir deveran dolaşım; (s). devreden, dolaşan. circulating library dışarıya kitap veren kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devir, deveran, dolaşım cereyan; kan dolaşımı; tedavül, piyasadaki para miktan; kitap verme; dağıtım miktarı, tiraj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devir ettirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaşıma ait: kan dolaşımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köprücük kemiği gibi veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collecting. street cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alaca karanlığa ait (sabah ve akşam); (zool). alaca karanlıkta uçan (kuş, yarasa veya böcek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). külahlı, kukuleteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haircloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kıldan yapılmış kaba dokuma çeşitleri: Çuldan harar. 2. Kıldan veya yünden hayvan örtüsü: Ata çul örtmek. mec. Çul tutmaz = 1. Devamsız, sebatsız. 2. Her şeyi çabuk kaybeden, kadir bilmez.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çıkmaz; çıkmaz sokak; tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. gül = malûm çiçek, F. Ab = su) («gülâb» dan Arapça’laşmış). 1. Gül-suyu. 2. (tıp). Müshil gibi kullanılan bir şurup. (Fr. julep bundan gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çulha. 2. Örümcek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جولاه] dokumacı. 2.çulha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek ufak manasına gelen bir takı, -cik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fakirlerin giydikleri çul veya kaba dokunmuş kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «culah» dan). Tezgâhta işleyen, bez vesair dokuma dokuyan, dokuyucu. Ar. nessâc. Su çulhası = Bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yemek pişirme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). koparmak, toplamak; ayırmak, seçmek; değersiz olanları seçip atmak; (i). kötü veya değersiz olduğundan bir kenara ayrılmış şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstü hamurla örtülerek pişen yemekler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gayet büyük dalgalar geminin üzerinde çatlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Çul örtünmek, çul ile örtülmek. 2. Bir şeyin üstüne çul gibi kapanmak, abanmak: Çantasının üzerine çullandı. 3. Cebretmek, musallat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to jump on sb. to pester. descend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cam fabrikasında tekrar eritilip kullanılmak için bekleyen cam kırıntıları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maruf kuş ki sonbaharda avlanır, bakaca, yelvenin büyüğü. Su çulluğu = Buna benzer bir cins su kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kömür tozu; kalitesiz antrasit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). eklemli ot sapı, skap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). neticelenmek, bitmek, sona ermek; en yüksek noktaya varmak, doruğuna yükselmek. culmina'tion (i). netice, son, bitme; en yüksek nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eteği andıran geniş ve kısa pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çolpa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kusurlu, kabahatli. culpabil'ity (i). kabahat, kusur, suçluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. astronomi). Utarit’ten sonra güneşe en yakın olan gezegen, Çobanyıldızı, Zühre, Venüs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sanık, mücrim, suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor. destitute. penniless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezhep; çığır; inanç, tapınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Palan örtüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarlayı sürüp ekmek, yetiştirmek; terbiye etmek; beslemek; (başka bir kimseyi) kendine bağlamaya çalışmak. cultivate a friendship dostluk kazanmaya çalışmak. cultivable, cultivatable (s). ekilebilir, yetiştirilebilir. cultivated (s). ekili; zarif,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). sivri ve keskin kenarlı (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kültür; terbiye, irfan; münevverlik, medeniyet; medeniyetin bir safhası;(tıb). kültür; (f). kültür yapmak, laboratuvarda mikrop üretmek. culture trait kültür hususiyeti. cultural (s). irfana ait; medeniyete ait. cultural anthropology sosyo-a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cult.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Oturma, Ar. kuûd. 2. Bir hükümdarın tahta geçmesi: Cülûs-ı hümâyûn-ı hazret-i pâdşâhî. 3. Padişahın cülûs gününe raslayan gün: Cülûs-ı hümâyûn donanması, şenliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mecra, ark, yolun altından geçen su yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyvalara zarar veren bir cins böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müfredat programı. curriculum vitae hal tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea trip / voyage. sea journey. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dişleri olan. denticulated (s). diş1i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehousing. storage business. storage operation. storekeeping. storing business. trade of storing. warehouse company / concern. warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güç, zor, müşkül, çetin; geçinilmesi zor, huysuz, inatçı: titiz, müşkül pesent: zor anlaşılabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güçlük zorluk, müşkülât: güç şey, engel, mânia: nazlanma, itiraz; sıkıntı, problem. be in difficulties parasız kalmak. make veya raise a difficulty güçlük çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğrucu olma hali. 2. (felsefe). Tanrı’nın bize verdiği bilgilerin doğru olduğu prensibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

para transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Osm. istihâle ve tahavvül etme nazariyesi. Lamarck’ın ortaya attığı ve Darwin’in geliştirdiği nazariye.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

E-kitap okuyucuları okuma konusundaki yeni kuşaktır. Sony’nin Reader’ı, 160 adete kadar orta boy e-kitabı her yere yanınızda götürmenizi sağlar. Normal bir karton kapaklı kitaptan daha küçük, daha ince ve daha hafif olan Reader, tıpkı bir müzik ve MP3 çalarda olduğu gibi elektronik kitapları anında karşıdan yükleyip aktarmanızı sağlayan yazılımla birlikte gelir. Waterstone’s.com/ebooks sitesinde, isterseniz PC’nizde veya dizüstü bilgisayarınızda ya da bir flaş bellek çubuğunda saklayabileceğiniz Reader kitaplığınıza ekleyebileceğiniz binlerce kitap bulunmaktadır. Reader kitaplara yer işareti koymanızı veya sayfadaki metni büyütmenizi sağlar; en son nerede kaldığınızı da hatırlar – siz hatırlamasanız da. Son derece uzun pil ömrü sayesinde şarj etmeden neredeyse 7.000’e yakın sayfa çevirebilirsiniz. Tatilde, trende, evde veya çalışma odasında, nerede kullanırsanız kullanın, E Ink® ekran teknolojisinin kağıda benzeyen kalitesi tıpkı gerçek kitaplarda olduğu gibi parlama olmayan bir görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Üfürükçülük, büyücülük, arpağcılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birden bire söyleyivermek; atmak, fırlatmak, fışkırtmak. ejacula'tion (i). ünlem; (fizyol). dışarı atma, fışkırtma. ejaculatory (s). ünlem şeklinde, birdenbire, ani, fevri (söyleyiş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hadım etmek, enemek, burmak; kuvvetten düşürmek; (bazı kısımları çıkarmak veya sansür etme yoluyla) edebi bir yazıyı hafifletmek; s. kuvvetten kesilmiş; efemine, erkekliği olmayan. emascula'tion i. hadım etme veya edilme; kuvvetten düşürme, kuv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). Filozof Epikür tarafından kurulan ve talebeleri tarafından geliştirilen doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yenilebilir; (i.) yiyecek, sebze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Böyle bir soruyu ilkçağlarda okyanus kıyısında yaşayan bir kişiye ‘bu denizlerin sonuna yolculuk nasıl olurdu’ diye sorsaydınız herhalde hayal gücünü bile kullanamazdı. Biz bugün evren hakkında o zamanın insanının dünya hakkında bildiğinden daha çok şey biliyoruz.

İimdilik bilebildiğimiz kadarıyla evrenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için gelin hayali bir uzay aracı ile hayali bir uzay yolculuğuna çıkalım ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin ikizi Andromeda galaksisine bir gidip gelelim.

Tabii bu uzay aracının hızı dünyamızdaki yolcu uçaklarınınki kadar, yani saatte bin kilometre civarında olursa, Güneş’e bile varmak yıllarca sürer. Onun için aracımızın hızının ışık hızı, yani saniyede 300 bin kilometre olduğunu varsayalım. Bu hızı tahayyül edebilmek için bir silahları çıkan merminin hızının saniyede bir kaç kilometre olduğunu belirtelim.

Dünyadan hareket eder etmez, bir saniyeden biraz fazla bir süre içinde Ay’ı sollar, 8 dakika sonra Güneş’te oluruz, Güneş’in sıcaklığından bir an evvel kurtulmak için yolumuza devam edersek 5,5 saat sonra gezegenleri arkamızda bırakarak Güneş istemimizden çıkarız. Buraya kadar 6 milyar kilometre yol gelmişizdir ve geriye dönüp baktığımızda artık Dünya’nın yanında Ay’ı seçemeyiz.

Güneş sisteminden çıkarken rotamızı en yakın yıldıza çevirelim. 4 yıl 3 ay sonra Proxima Centauri’ye varırız. Buralardan artık Güneş sistemimizin devleri Jüpiter ve Satürn de dahil hiç bir gezegen gözle görülemez sadece Güneş sönük bir yıldız olarak gözümüze çarpar.

Madem hayali bir seyahat yapıyoruz, burada geçen ömrümüzün de sınırlı olmadığını kabul edelim. 20 bin yıl sonra içinde bulunduğumuz yıldız grubu Samanyolu’nun sınırına ulaşıp dışarı çıkarız. Burada artık Güneş de gözden kaybolur. Bir kaç yüz bin yıl daha boşlukta gidip geriye baktığımızda 100 milyar yıldızdan oluşan Samanyolu’nu hızla dönen büyük bir girdap gibi görürüz.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisine diğer ülkeler mitolojiden kaynaklanan, ‘süt’ veya ‘sütlü yol’ anlamında ‘Milky way’ adını vermişlerdir. Anadolumuzda ise bu yıldızlar topluluğu, saman çalan bir hırsız kaçarken dökülen samanlara benzetilip ‘Saman uğrusu’ adı verilmiş bu ad zamanla Samanyolu’na dönüşmüştür.

Güneşimiz 4,5 milyar yaşındadır ve Samanyolu’nda bir turunu 220 milyon yılda tamamlar. Yani Güneş, gezegenler ve biz, bugüne kadar galakside 20 turu tamamlamış bulunuyoruz. 22 milyon yıl sonra yirmi birinci tur da tamamlanmış olacaktır. Son tur başladığında dinozorlar dünyada ortaya çıkmışlardı. Bir turda dünyada olup bitenlere bakın.

Dinozorlar 21. tur bitmeden dünyadan silinip gittiler. İnsanlık tarihi ise ancak 200 bin yıl evveline kadar gidebiliyor. Afrika’da bulunan, insanı andıran maymun kalıntıları ise 3,5 milyon yıllık, yani Taş Devri’ çizgi filmindeki Fred’in hiç bir zaman bir dinozoru olamadı.

Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Bu arada gözümüze bizim Samanyolu’na benzer başka yıldız grupları da çarpar. Bunlardan en yakın olanına 400 bin yıl sonra ulaşırız. Işık hızı ile yoluna devam eden uzay aracımız 3 milyon yıl sonra Samanyolu’nun ikizi olarak bilinen Andromeda galaksisini de geçerek galaksiler grubunun dışına çıkar ve daha büyük bir boşluğa dalar.

Aslında biz dünyadan baktığımızda bu mesafeden 3-4 bin kat daha uzak gök cisimlerini de gözlemleyebiliriz ama iyisi mi boşlukta kaybolmaktansa artık geri dönelim, evimize varmak için daha 3 milyon yıllık yolumuz var.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) suçsuz çıkarmak, temize çıkarmak, tebriye etmek. exculpa'tion (i.) beraat, temize çıkma, tebriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ders programı dışında kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ. lae) ,(astr.) güneş yüzündeki parlak nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yetenekli; seçimli,ihtiyari, mecburi olmayan; bir hassa veya melekeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hassa, meleke; güç, iktidar,yetenek, kabiliyet, kuvvet; (A.B.D.) bir okulun öğretmen kadrosu; bir üniversitenin öğretim üyeleri (topluca); üniversite dalı, branş, fakülte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. lae) (i)., (kim). nişasta fekül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çamur, bulanıklık; tortu, posa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çamurlu, tortulu, bulanık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pamuk gibi top top olmak (bulut); topaklamak (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün yumağına benzer ufak topak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yün gibi yünlü; pamuğu benzer ufak ufak parçaları olan; top top yünle kaplı. flocculence,-cy (i). yün gibi olma top top olma, topaklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. li) (i). yün yumağı gibi herhangi bir şey; (anat). beyinciğin bir kısmı: (astr). kalsiyum ile hidrojenden ibaret olup güneşin çevresinde bulunan ve buluta benzer şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek yetiştirme, çiçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i tel tel, lifli; i inişli çıkışlı arazilerde kullanılan ve ara baları kablo veya halatla çekilen şimendi fer hattı, füniküler funicular railway kab lo ile işleyen dag demiryolu ve katarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (ço li) ince lif

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diz gibi mafsalları olan; diz gibi bükülmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. söz söylerken el hareketleri yapmak, jestler yapmak. gesticula'tion i. jestler yapma. gestic'ulator i. konuşurken eliyle hareketler yapan kimse. gestic'ulatory s. jest kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz benekli mavi, maviye çalar çil renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bilginin yalnız görgü ve denemelerden çıktığını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekçilik. 2. Nöbetçilik. 3. Casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. scouting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Herkül'e ait; Herkül gibi kuwetli; Herkül'ün yaptıkları gibi çok güç veya tehlikeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Herkül; çok kuwetli adam; (astr). kuzey burçlanndan biri, Herkül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçıvanlık, bahçecilik, çiçekçilik. horticul' tural s. bahçıvanlığa ait. horticul'turist i. bahçecilik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal career. law business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekesiz, pak; saf; kusursuz. immaculately z. lekesiz olarak,tertemiz bir halde. immaculateness, immaculacy i. lekesizlik, pak oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendisini iyi ifade edemeyen; meramını anlatmaktan âciz; anlaşılmaz; dilsiz; ifade edilmemiş; biyol. mafsalsız, oynak yeri olmayan. inarticulately z. meramım anlatamayarak, ifadeden âciz bir şekilde. inarticulateness i. meramını anlatamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hesaba gelmez, hesap edilemez; sayısız. incalculably z. hesaba gelmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. talim etmek, öğretmek, tekrarlayarak kafasma sokmak, telkin etmek, aşılamak. inculca'tion i. telkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suçsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. suçlamak, suç yüklemek. inculpa'tion i. itham, suçlandırma. incul'patory s. suçlama türünden, suçlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aşılamak; ağaç aşılamak; mec. aşılamak (fikir). inoculable s. aşılanabilir. inoculation i. aşı; aşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dalları bir araya gelip bitişmek (bedendeki damarlar); bir araya getirip bitiştirmek. inoscula'tion i. bir araya gelip birleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (biyol.) bir birine bağlanmak; birbirinin arasına girmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) molekül içinde bulunan veya meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kasın içine zerkedilen, kasın içini etkileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaka cinsinden, şakalı, şaka yollu; şakacı. jocularly z. şaka olarak. jocular'ity i. şakacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trucking. operation of a trucking firm. truck driving. carrying trade / business. cartage. carting. carriage. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagözcünün işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, gardiyanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage. being a commission agent. commission business. commission house. interagency. trade for third account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömürcülerin yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling ready-made clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korucunun işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Koruyucu işini yapma, himaye ve muhafaza etme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protection. support. conservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. abasing oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrinking. dwindling. humiliation. abasement. decrease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha küçük olmak: İyi bakılmadığından ağaçların meyveleri gittikçe küçülüyor. 2. Yaşını gizleyip kendini küçük göstermek: Kadınlar daima küçülmek isterler. 3. Zillet göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrease. be reduced. shrink. wane. become small. be on the wane. feel insignificant. derogate. dwindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. dwindle. shrink. to become small. to dwindle. to shrink. to contract. to abase oneself. to be humiliated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shrink. to dwindle. to become small. to be humiliated. decrease. diminish. lessen. wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük hâle getirme. 2. Değer ve itibarını azaltacak davranışta bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making smaller. diminution. reduction. reducing. depreciation. dispraise. lessening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. diminishing. humiliation. deprecation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). J. Bir şeyi olduğundan daha küçük yapmak, hacim veya genişliğini azaltmak, Osm. tasgıyr etmek: Bu taşı, bu tahtayı, odayı biraz küçültmek. 2. Ehemmiyet vermemek, ehemmiyetini azaltmak: O, daima işi küçültmeyi sever, büyütmek istemez. 3. Yaşını saklayıp küçük göstermak: Kızını pek küçültmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miniaturize. make smaller. diminish. reduce. minimize. belittle. lower. decrease. lessen. abase. derogate. dispraise. minify. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. lower. shrink. to make small. to shrink. to contract. to diminish. to humiliate. to disgrace. to degrade. to lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduce. shrink. zoom out. to make sth smaller. to shrink. to diminish. to humiliate. to deprecate. to underrate. abase. demean. disparage. lessen. minify. minimize. overshadow. scale down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Kumlu toprakta yetişen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furriery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skepticism. scepticism skepticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyucunun işi, kuyu kazma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyumcu san atı, altın ve gümüşten süsler yapmak san’atı, Osm. zer-gerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery. jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a jeweller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mercimek şeklinde; iki yüzü dışbükey mercek şeklinde; merceğe ait. lenticularly z. mercek gibi eğri olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- li)biyol. göze, göz, hücre. locular s. hücrevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protein veya kauçukta olduğu gibi çok büyük molekül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leke, nokta, benek (güneş veya deride).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lekelemek, kirletmek. macula'tion i. leke, lekeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benekli, lekeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. leke; f., matb. bulanık basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. büyük harf, majüskul; s. büyük harfle yazılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. erkeğe ait; erkeğe mahsus; erkeksi, erkek gibi (kadm); gram eril; i. erkek; gram eril cins; gram eril kelime. masculin'ity i. erkeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kaydetmek; öğrenci olarak kaydedilmek (bilhassa üniversiteye). matricula'tion i. öğrenci kaydı; ing. olgunluk imtihanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektupçu görev ve sıfatı: Maliye mektupçuluğu, Erzurum vilâyeti mektupçuluğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok titiz, çok dik katli, kılı kırk yaran. meticulos'ity, meticulousness i. titizlik, kılı kırk yarma. meticulously z. kılı kırk yararak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. küçük harf, minüskül; küçük harfli el yazısı; s. küçük harfle yazılı; küçük, ufacık, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mucize kabilinden, harikulade, hayret verici, garip; doğaüstü; mucize yaratan. miraculously z. mucize eseri olarak. miraculousness i. mucize ka bilinden oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hesap etmek. miscalcula'tion i. yanlış hesaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. moleküle ait, moleküllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tozan, molekül, zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek gözlü; tek gözle kullanmaya mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek molekül kalınlığında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adali, kasa ait; adale ile yapılan; adaleli, kuvvetli. muscularity i. kasların iyi gelişmiş olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cami musluklarında abdest almak üzere ceketini çıkaranların cüzdanını veya ceket vesairesini aşırmak suretiyle yapılan hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumbery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayık şeklinde. navicular bone anat. sandal kemik (el ve ayak bileğindeki). navicular disease atların topuk kemiğine arız olan bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) gizlemek; (astr.) önüne geçip gizlemek (güneş veya ayın bir yıldızı kapaması gibi); kaybolmak (bir görünüp bir kaybolan fener kulesi ışığı gibi). occulta'tion (i.) gizleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) büyü ile ilgili; esrarlı, tabiattan üstün; gizli, saklı; bilinmez, anlaşılmaz. occult arts büyücülük gibi faaliyetler. occultism (i.) gizli kuvvetlere inanma ve onları etkisi altına alma. occultist (i.) bu işlerle uğraşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) göze ait, gözle görülür, gözle ilgili; (i.) teleskop veya mikroskopta göz merceği, oküler. ocularly (z.) gözle görülür şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) göz hastalıklan uzmanı, göz doktoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oduncu işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting or selling wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archery. making or selling of arrows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçüden geçirilmek (ağırlık hakkında «tartılmak» denilir). 2. mec. İyi düşünülmek, tasarlanmak, mukayese olunmak, takdir ve tahmin edilmek: Karadan önce işin iyice ölçülmesi gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be measured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ölçülmüş. 2. Mutedil, uygun nisbette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sober. temperate. measured. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measured. moderate. prudent. careful. continent. demure. dimensional. low key. sober.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefully calculated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. continence. temperament. temperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lethality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly. fatal. mortal. pernicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatal. mortal. terminal. deadly. about to die. on one's deathbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal. fatal. she who is dying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedent. premise. premiss mukaddem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Onun gibi, ona göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. pioneering. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneering. being an advance courier. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. pioneering. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneering. being an advance courier. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pioneer. to be initiator of sth. spearhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pioneer. to be initiator of sth. spearhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Onuncu olma, onuncunun derece ve mertebesi: Sınıfında onunculuk kazanabilirse yine iyi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa ve önemsiz eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanetle ilgili; anlaşılmaz veya gizli anlamı olan; hikmetli; muğlak; hayret verici, harikulade. oracularly z. kehanet olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küre şeklinde, küresel, yuvarlak; bot. daire biçiminde, dairemsi (yaprak). orbiculate s. yuvarlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. ortak özellikleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağıza ait; öpüşe veya öpmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., şaka öpmek; değdirmek; geom. hiç olmazsa üç noktanın birbirine dokunmasını sağlayacak şekilde temas etmek; biyol. ortak özellikleri olmak. oscula'tion i. öpme, öpüş. osculatory s. öpmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i. zooloji). Otla beslenen (hayvan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbivorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbivorous. herbivore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbivorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbivorous. herbivore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. fun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a player (of a game. acting. being an actor or actress. trickery. deceitfulness. playfulness. frolicsomeness. gamesmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a grower / seller of cotton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a grower / seller of cotton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parachuting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parachuting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belirli, muayyen, özel, hususi, has, mahsus; her bir; zata mahsus, şahsi; dikkate lâyık; titiz, meraklı, dikkatli; ayrıntılı, teferruatlı, etraflı; huk. ferdi, mahalli, kısmi;i. madde, tafsilâtın bir maddesi, husus; çoğ. ayrıntılar, tafsilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin kendisini belirli fikir veya partiye adaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayrı ayrı söylemek veya göz önünde bulundurmak; ayrıntıları ile anlatmak, isim zikretmek, şahıslar üzerinde durmak. particularization i. ayrı ayrı mütalaa etme; isim zikretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iç etmek, zimmetine geçirmek. peculation i. zimmetine geçirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mahsus, hususi; acayip, garip, tuhaf, alışılmamış; i. acayip insan, garip huy ve davranışlan olan kişi. peculiarness i. acayiplik, tuhaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususiyet, özellik; acayiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. özel olarak, bilhassa; alışılmışın dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özel mülk; (Roma huk.) aile reisi tarafından kendisine tabi olanlara verilen mülk, efendinin kölesine bağışladığı mülk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bite ait. pediculosis i. bitlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dikey, şakuli, düşey, amudi; mim. amudi tezyinat tarzına ait; dik, doğru; i. dikey çizgi, şakuli hat; şakul ipi, dikey doğrultusunu gösteren alet; dik duruş. perpendicular'ity i. dikey oluş, şakuliyet; amudiyet. perpendicularly z. dikey olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kefaret eden; kefarete muhtaç, günahkâr; suçlu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık uretimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kale veya müstahkem yere girilmesini önlemek için indirilen demir parmaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philately. stamp collecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğünçiçeği, turnaayağı, (bot.) Ranunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. rlcâl). Bülûğa ermiş erkek. mec. Ehil, muktedir: Bu işin recülü değildir, (c.). ilerigelenler, Ayân: Ricâl-I devlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Erkeklik, erlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağ şeklinde, ağ gibi, karışık, dolaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. ağ şekline koymak; şebeke gibi göstermek veya yapmak; s. ağ gibi, şebekeli; bot. ağsı, retikulat. reticulation i. şebekeleşme, ağ gibi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadına mahsus ufak el çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağ, şebeke; anat. ağcık, ağ, retikül; zool. gevişgetiren hayvanların ikinci midesi, börkenek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eğlenme, istihza, alay: alay konusu; f. istihza etmek, alay etmek, gülmek, eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gülünecek, gülünç: maskaralık nev'inden: tuhaf, saçma. ridiculously z. maskaraca, gülünç surette. ridiculousness i. tuhaflık, gülünçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of soap. manufacturing or selling soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kesecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -li) bak. saccule .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük Fransız ihtilalinde cumhuriyetçi; aşırı ihtilalci. sansculottism i. aşırı ihtilalcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. küçük sandal; kıçtan kullanılan tek kürek, boyna küreği; kısa kürek; f. boyna etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mutfak yamndaki bulaşık yıkanan ve kap kacak konulan oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski bulaşıkçı; sefil kimse, adi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da bulunan geniş ağızlı, büyük ve dikenli kafası olan, iskorpit gibi bir balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. heykelde, imzanın yanında yapan'' anlamnıdaki kelime, kıs. sc., sculp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heykeltıraş. sculptress i. kadın heykeltıraş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel, heykeller; heykelcilik, heykeltıraşlık; oyma, oyma işi; f. oymak, kalemle hakketmek; su kuvvetiyle şeklini değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heykel gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dünyevi, cismani; layik, dini olmayan, ruhani olmayan; manastır sistemine bağlı olmayan; yüz yılda bir vaki olan, asırlık; asırlarca süren; i. mahalle papazı. secularly z. layikçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cismanilik, dini mahiyeti olmayan işlerle meşguliyet; layiklik secular'ity i. cismanilik, dünyevilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. layikleştirmek, dünyevileştirmek. seculariza'tion i. manastır sisteminden kurtarma; vakfı mülke çevirme; dini tesirden uzaklaştırma, layikleştirme, layikleştirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipekböcekçiliği, ipekçilik. sericul'turist (i.) ipekböceği yetiştiricisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçlandırma, ormancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyguncu işi, soygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despoilment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway of robbery. brigandage. crimen roberiae. depredation. despoliation. heist. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. görülmeye değer, harikulade; i. hayret verici manzara. spectacularly z. harikulade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. speculum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayna gibi, aynaya ait; tıb. speküloma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düşünmek, mütalaa etmek, zihninde tartmak; tic. spekülasyon yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihnen tartıp tahlil etme, fikren mütalaa, üzerinde düşünme; kurgu; spekülasyon; oyuncuların birbirinden koz satın aldıklan bir tür iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünüp tasavvur eden; mali spekülasyonla ilgili; tehlikeli, rizikolu. speculatively z. zihninde tartarak. speculativeness i. zihinde tartma. speculator i. spekulator, vurguncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tic. spekülasyon niteliğindeki; derin düşünme mahiyetindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -la) tıb. bedenin iç taraflarını muayene maksadıyle bir deliği genişletmek veya açık tutmak için kullanılan aynalı veya aynasız aletlerden biri, spekulom; madeni ayna; teleskop aynası; zool. bazı kuş kanatlarında bulunan renkli lekeler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince veya iğne gibi şey; zool. iğne, spikul. spicular, spiculiform s. iğne şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockpiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (jeol.) ince tabakalardan meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kulak altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bir başka besi yerinden nakledilmiş kültür; sosyol toplum içinde davranışlarıyla farklı bir unsur meydana getiren grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özlü; bot. etlenmiş, körpe ve sulu; dolgun, yararlı fikirlerle dolu. succulence, -cy i. körpe ve sulu olma, özlülük. succulently z. sulu sulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compèring. emceeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok moleküllü; molekülden daha karmaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürücü hizmet ve işi: Sürücülük ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motoring. driving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. destek bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süt satmak işi: Birkaç inek edinmiş sütçülük ediyor.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelişmiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstünde kalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelimiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstündekalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acele» den). Acele etme, acelecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuk alıp satan adamın işi: Tavukçuluk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry rearing. poultry husbandry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken farming. poultry selling. poultry culture raising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. T. sosyoloji) (Taylor özel adından). İş verimini artıracak yolda işletmeciliği düzenlemek için teklif edilen usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ameliyat sırasında atardamarı tutmak için kullanılan kancalı alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) kavrayıcı kıl gibi uzuvları olan hayvancıklar sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) testis şeklindeki, yumurta şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show business. show biz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatrical technique. the theater business. acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top kullanan askerin vazifesi: Topçuluk hizmeti zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunnery. artillery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Sosyalizm. (bk.) Sosyalizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) anat. bağ. trabecular, trabeculate s. bağ gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç gözlü, üç hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vahşi, haşin ve merhametsiz, gaddar, zalim; insafsız, yıkıcı. truculence, -cy i. vahşilik, haşinlik. truculently z. gaddarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberkülin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüberküloz, verem, colloq. ince hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Türk milliyetçiliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak kuleli, ufak kuleye benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Turşucu İşi: Turşuculuk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism. fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uçmak işi yapılmak: Hava olmayan yerde uçulmak mümkün değildir; kanatsız uçulur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tertiary sülasi. tersiyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üçüncü derece, üçüncü olma: Sınıfta üçüncülüğü kazandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hastalara okuyup üfleyen üfürükçünün işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (felsefe) Ülküyü yani düşüncede mevcut olan asıl gerçeği insan zihnine mal eden felsefî doktrin, idealizm. 2. Sanatta ülküyü, yani gerçekten daha güzel olanı yaratmaya çalışan çığır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism. idealism idealizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Milliyetçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalism. nationalism milliyetçilik. nasyonalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işlenmemiş (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flour business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ; tırnaklı; i. tırnaklı hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ütücü işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) anat., bot. çukurcuk. vallecular, valleculate s. çukurcuğa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a steamship line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism. existentialism egzistansiyalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. damar cinsinden; damarlı, damarları çok. vascular'ity i. damar damar olma, damarlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solucana benzer, kurt şeklindeki; solucan hareketi gibi. vermiculate(d) s. solucana benzer; kurt yemiş gibi delik deşik; kurt yeniği şeklinde süsü olan; solucan gibi sürünen veya hareket eden; solucanlı, kurtlu. vermicula'tion i. solucan gibi sürün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ana diline ait; yerli konuşma dilindeki; bölgesel; argoyla ilgili; yaygın; i. anadili; konuşulan dil, günlük dil; lehçe; deyim, argo; yaygın isim. vernacularism i. lehçe deyimi; şive; konuşulan dili kullanma. vernacularize f. yerlileştirmek. ve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayetlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabarcık şeklindeki; kese gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. kabarcıklarla kaplamak veya dolmak; s. kabarcıklı; keseli. vesicula'tion i. kabarcıklarla kaplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) zool. yosunsu hayvanların uzun ve kamçı şeklindeki korunma organı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) bağlayan şey, bağ., rabıta; mat. terimleri birbirine bağlamak için kere yerine kullanılan tepe çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarapçılık için üzüm yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcılık, bağ yetiştirme. viticultural s. bağcılığa ait. viticulturalist i. bağcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profiteering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profiteering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Seyahat, sefer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruising. itinerary. headway. journey. peregrination. travel. trip. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. journey. run. travel. voyage. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. tour. travel. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by