çun ü çira ne demek? | çun ü çira anlamı nedir? | çun ü çira

çun ü çira anlamı nedir?

çun ü çira ne demek?

çun ü çira anlamı nedir?

çun ü çira | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cun cira

Türkçe Sözlük

(e. F.). Nasıl ve niçin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az acı, acıya çalar, acımtırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Kâinat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation. cosmos. universe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dünya, varlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acunal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dünyaca tanınmış, ünlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i: F.). Emsalsiz, ortaksız, benzersiz. (Tanrı hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emsalsiz, ortaksız, benzersiz. (Tanrı hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی چون و چرا] sorgusuz sualsiz. 2.Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göl ve bataklıklarda yaşayan bir ördek cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki çerâğ’dan). Çam ağacının sakızlı ve yağlı yeri ki, parçaları ateş yakmaya yarar, köylerde aydınlatma için mum ve kandil yerine kullanılır. Çıra ağacı = Çam ağacının çıralı cinsi. Çıralı denilen kalın ve çiğdene denilen İnce tahtalar bundan çıkar. Çıra komak = Tutuşturmak, çıralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Nasıl. Çûn ü çirâ = Niçin ve neden, bir şeyin sebebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resinous wod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kandil, mum ve meşale gibi aydınlatma vasıtası: Çırâğı yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki kelimeden, halk ağzında çırak). 1. Ocak ve kandile, yani ev barka malik olmuş, nimet ve İhsana veya vazife ve maaşa yahut bir memuriyete nail olan: Filan memuriyetle çırağ buyruldu. Beş yüz lira maaşla çırağ buyrulması. 2. Hizmetten affolunarak evinde oturmak üzere emekli maaşı verilen: Yüz kuruş maaşla çırâğ buyrulmuş hamlacılardandır. Artık ihtiyarladı, çırağ olmasını istiyor. 3. mec. Büyük nimet ve ihsana nail olan: Beni çırağ mı ettiniz zannediyorsunuz?

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چراغ] mum. 2.kandil. 2.çırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Meşale, ışık, kandil (bkz.Çerağ). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanat öğrenmek maksadiyle bir ustanın yanında ve hizmetinde bulunan genç: Marangoz, eczacı çırağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nimet, ihsan, vazife ve memuriyete nail olma. 2. Tekaüd, emekli, eve çekilip istirahat etme. 3. Emekli maaşı. 4. Çırak olma hâli: Bir marangozun yanında çırağlık (çıraklık) ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yara. (Arapça’ da taze bıçak yarası gibi cerahatslz olan yaraya mahsus olup, cerahatlisine «karha» derler). 2. Cerrahlık ilmi, fenn-i cerrâht. (Her iki mânâ ile dilimizde pek kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cirâhiyye). Cerrahlığa mensup ve müteallik: Ameliyyât-ı cirâhiyye, fenn-i cirraht. (Türkçe telaffuzu: cerrâhî).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Henüz kalfa ve usta olmamış işçi veya san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprentice. pupil. errand-boy. footboy. helper. prentice. legman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprentice. novice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprentice. devil. help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çırak olma hali; çırağın yaptığı iş. 2. Çırağa verilen ücret, (bk.) Çırağlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerine kandil ve mum konulan demir ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: çırağman). 1. Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk. 2. Balıkçıların su kenarlarında kurdukları demir pile. Susam çırakmanı = Yığın ortasında diklmiş direk. mec. Çırakmana çıkmak = Fazla kızmak, gazaba gelip fırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çıra koymak ve tutuşturmak, yakmak, alevlendirmek. 2. mec. Fesat karıştırmak, kötüleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çırası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçıların ateş balığı için üzerinde çıra ve funda yaktıkları ıskara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. câr). 1. Müşteriler. 2. Komşular. 3. Civarda olan yerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. girante). Poliçeyi devir ve havale eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Y.). Bir senedi ciro eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorser. holder in due course. indorser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Yüz çizgileri, yüz güzelliği. 2.Beniz, yüz. 3.İnsan resmi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Niçin, gibi, mâdemki, çünkü, nasıl ki, vakta ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gibi, misilli. 2. Nasıl, nice. 3. Çünkü, mademki, (bk.) ÇÜn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چون] gibi. 2.mademki. 3.nasıl. 4.için. 5.çünkü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Nasıl ve niçin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İkiz çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Öyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kımıldanan, oynayan, sallanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Birdenbire suya veye derin bir yere düşen şeyin sesini taklit ve tasvir eder: Cunbadak düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük taklak. Cunbalağı atmak = Ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perende atma, atlama, sıçrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sallanmış, kımıldanmış, hareket etmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kımıldanma, hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kubbe, kümbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve CUNBULDAMAK (bk.) Cunbur ve cunburdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cunbur veya cunbul sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Bir şeyin suyun içine düştüğünde çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder. Canbur cunbur = Gürltü ve patırdı ile, karma karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Varil ve tulum içinde suyun oynayıp canbur cunbur etmesi. 2. Çok gürültü ve patırdı etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). 1. Suyun içine düşen bir şeyin veya çalkanan suyun çıkardığı ses. 2. Gürültü, patırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cümbüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kubbe, kümbet, kemer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cünûd, ecnâd). Asker, slpâh, leşker (cem’I daha çok kullanılır): Cünûd-ı zafer-nümûd-ı hazret-i pâdişâh! = Padişahın zafer kazanan askerleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Serenlerin havadaki ucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Askerî, asker sınıfından, orduya mensup adam. 2. Vaktiyle Mısır’da süvarilere bu isim verilirdi, sipâhî. 3. Binicilikte mahir adam, iyi süvari olan asker (bu mânâ ile dilimizde daha çok cendî denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süvarilerin koşu oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cündîcesine, iyi binicilere, süvarilere yakışır tarzda, böyle bir tarz takınarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). kama şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). çivi yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tereddüt, tehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük asker, askercik. Cüneyd-i Bağdadi: Ünlü mutasavvıf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak bataklık, çamurlu küçük göl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koruma, esirgeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça «günâh» dan Arapça’laşmış olan «cenah» tan türemiş halk kelimesi; Araplar’ca cenha olarak kullanılır) (hukuk). Cezayı icap ettiren fiil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Böyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çınar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). 1. Sebep ve illet beyan eder, olduğu için, olduğundan: Gidemem çünkü hastayım. 2. Mademki: Çünkü bilmiyorsun, söyleme, (bk.) ÇÜn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwhy. because. for. inasmuch as. cos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because. for. as. cos. forasmuch as. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eski savaş silâhlarından kalkan. 2. Kadınların kullandığı baş örtüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kurnaz, şeytan, hilekar; marifetli; (A.B.D). cazibeli, şirin, sevimli (bebek); (i). kurnazlık, şeytanlık; marifet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., kaba, coarse am; sikişme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of a junta. junta member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cenâbet olma, şer’an gusûle muhtaç olup de gusOl etmemiş olma: CünOb halinde Kur’an’a dokunmak câiz değildir («cânib» in dahi cem’i ise de dilimizde bu mânâsı kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cünd). Cündler, süvariler, (bk.) Cünd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecnûn olma, cinnet, delilik hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarhoş oyunu, yaygaralı ve gülünç hora: Curcuna tepmek; curcuna havası. 2. Kavga, gürültü patırdı, rezalet: Curcunaya kalkmak, çıkmak, çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria. pandemonium. thick. whirl. uproar. hubbub. carousal. clambake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde curcuna usulünün son iki darbının yer değiştirdiği usul. (bk.) Curcuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dentifrice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothpaste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothpaste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Temastan muhafaza için halatı tel ile veya katranlı sicimle sarma: Façuna etmek, façuna maçunası = Bunu yapmaya mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). verimli, doğurgan; mahsuldar, bereketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gebe bırakmak, döllemek, ilkah etmek; verimli bir hale getirmek, bereketlendirmek, mümbitleştirmek. fecunda'tion (i). dölleme; bereketlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğurganlık, veludiyet; verimlilik, müsmirilik; yaratıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flurcin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to offend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pirelenmek, (bk.) Kocunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take offense. to take offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take offense at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölmek, vefat, irtihal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARC-I RAH) (i. F. Ar. hare = masraf, Fars. râh = yol). Yol masrafı, bir memur veya subayın görevle bir yerden bir yere gitmesi için, rütbe ve maaşı ile ve gideceği mesafeye göre resmen verilen para: Hareket etmek için harcırâhını aldı. Harcırah nizâmnâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel expense. subsistence money. subsistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel allowance. travelling expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel allowance. travelling expenses. travelling allowance. fare payments. marching money. deadheading pay. per diem allowance. transport allowance. transportation allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرج راه] yol parası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Sebep ve gaye gösterir: Sizi görmek için buraya geldim. Herkes geçinmek için çalışır. 2. Sebep gösterir: Hasta olduğu için gelemedi. Olduğundan, olduğu sebepten. Onun için ağlıyor: Ondan dolayı, o sebepten. 3. Uğrunda, yolunda: Herkes evlâdı için çalışır, sizin için yorulmuyorum. Onun için hayatını tehlikeye koydu. 4. Yemin: Allah için, evlâdınızın başı için. Niçin (ne için) = Ne meksatla: Niçin oturmuyorsunuz? Bunun için = Binaenaleyh: Bu sebepten dolayı. İsim ve zamirlerle beraber de kullanılır: “Ahmed için, kardeşim için, benim için, senin için, onun için, sizin için. Yalnız 3. şahıs zamirinin çokluğu müstesna olup: Onlar için denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İçin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parasız, züğürt, fakir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. özellikle 1500 tarihinden evvel Avrupa,da basılmlş kitaplar; baslı ilk kitaplar; bir şeyin başlangıç devirleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, şen, hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir cins kara kök ki, reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşe, neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Damarına basmak, tedirgin etmek. 2. Karıştırmak, kuşkulandırmak, bk. Gocundurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Alınmak, huylanmak, işkillenmek. 2. Telâş etmek: Al kaşağıyı gir ahıra yağırı olan kocunur. bk Gocunmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ., Lat. nae, (İng. nas) boşluk, aralık, boş yer, eksiklik; (biyol.) kemikte bulunan boşluk; (biyol.) bitki ve hayvan dokularındaki hücrelerarasl boşluk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Lahmacun, açılmış hamurun üzerine kıyma, maydanoz, soğan, sarımsak ve karabiber, isot (kırmızı biber) gibi baharatlarla hazırlanan malzeme sürüldükten sonra taş fırında pişirilmesiyle yapılan bir pide türüdür. İsmi Arapça etli hamur anlamına gelen lahm bi ajin’den türemiştir. İçinde tercihen zırhta çekilmiş et, isot (pul biber), domates, maydanoz, salça, sarımsak veya soğan, karabiber ve tuz bulunur. Bu malzemeler yeterli miktarda su alınarak iyice yoğrulur. Bu malzeme yaklaşık 2-3 milimetre kalınlığında ve yaklaşık 20-25 santimetre çapında açılmış olan hamurun üzerine konularak el ile yayılır. Taş fırında pişirilir. Limon sıkıp maydanoz koyarak yemenin lezzetini arttırdığı söylenir. Mardin ve Şanlıurfa’ya ait olan lahmacun bölgede közlenmiş patlıcanla beraber tüketilmektedir. Malzemeler yöreye göre ya da mevsime göre değişiklikler gösterebilmektedir. Mesela: biber salçası, fıstık, yeşil biber gibi malzemeler eklenebilir. Lahmacun Şanlıurfa ve Mardin’de soğanlı, Gaziantep’te sarımsaklı, Kahramanmaraş’ta ise hem sarımsak hemde soğanlı yapılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pancake with spicy meat filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACUN) (i. A. «acn» dan imef.) (c. maâcin). 1. Hamur kıvâmında şey. 2. O kıvamda ilâç: Bir macun tertîb etti. 3. Çocuklar İçin sokakta satılan bir çeşit yarı sıvı, yapışkan tatlı. 4. Tiryakilerin yuttuklerı bir çeşit afyon terkibi. 5. Yapılarda yağlıboyadan önce yarık ve delikleri kapamak için sürülen koyu bir terkip: Boyacı macunu. 6. Çerçeve camlarının kenarlarına sürülen hamur: Camcı macunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paste. putty. cement. dope. lute. priming. priming material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement. paste. putty. dope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dope. lute. mastic. paste. putty. adhesive cement. pasting. cementer. compound. wood filler. salve. leak-stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing. machine = makine) (denizcilik). Büyük ağırlıkları kaldırmaya mahsus büyük bocurgat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sokaklarda çocuklar için macun denilen tatlıdan satan adam. 2. Her çeşit macun yapıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puttying. pasting. leak stopping. priming. cementing. glazing. smoothening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puttying. pasting. leak stopping. priming. cementing. glazing. smoothening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Macun sürmek, macunla tıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to putty. to paste. to cement. to glaze. to prime. to smoothen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to putty. to paste. to cement. to glaze. to prime. to smoothen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Macun sürülmüş, macunla tıkanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «secn» den imef.) (mü. mescûne). Hapishaneye konmuş, zindana kapanmış, mahpus.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uzak, öte, uzakta bulunan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard. criterion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ardıllar, halefl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. paradan ibaret, parayla ilgili, maddi; karşılığı para cezası olan. pecuniar'ily z. paraca, para yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kare içinde her köşede ve ortada birer olmak üzere beş şeyin düzenlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı, al; çabuk kızaran (yüz). rubicun'dity i. kırmızılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. bir taraflı, tek yanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. örtü (tohum taslağmda), integüment; çog, tıb. meşime, son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dokurcan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just about. narrowly. a near thing. by a nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi). İkinciden sonra gelen, üç derecede bulunan, Ar. sâlis: Üçüncü gün, sokağın üçüncü evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

third. third.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tertiary. third.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tertiary. third.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

third person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tertiary sülasi. tersiyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üçüncü derece, üçüncü olma: Sınıfta üçüncülüğü kazandı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vikunya, bot. Lama vicugna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by