Cup ne demek? | Cup anlamı nedir? | Cup

Cup anlamı nedir?

Cup ne demek?

Cup anlamı nedir?

Cup | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cup

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Suya düşen bir şeyin çıkardığı ses: Cup diye denize atladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small vessel, used commonly to drink from; as, a tin cup, a silver cup, a wine cup; especially, in modern times, the pottery or porcelain vessel, commonly with a handle, used with a saucer in drinking tea, coffee, and the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The contents of such a vessel; a cupful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Repeated potations; social or excessive indulgence in intoxicating drinks; revelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which is to be received or indured; that which is allotted to one; a portion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything shaped like a cup; as, the cup of an acorn, or of a flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cupping glass or other vessel or instrument used to produce the vacuum in cupping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To supply with cups of wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To apply a cupping apparatus to; to subject to the operation of cupping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cupping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make concave or in the form of a cup; as, to cup the end of a screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cock or cup containing grease, to serve as a lubricator. a small open container usually used for drinking; usually has a handle; 'he put the cup back in the saucer'; 'the handle of the cup was missing' a large metal vessel with two handles that is award

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a United States liquid unit equal to 8 fluid ounces. the quantity a cup will hold; 'he drank a cup of coffee'; 'he borrowed a cup of sugar'. a small open container usually used for drinking; usually has a handle; 'he put the cup back in the saucer'; 'the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tubular lining sunk in the hole Also the hole itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The tubular lining sunk in the hole Also the hole itself D.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hole in the green into which the ball is eventually putted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To close the palm on the ball when tossing it up for a serve Cupping is against the rules, since it can be used to put spin on the ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Copper Units of Pressure In this pressure measuring technique a hole is drilled in the chamber and a piston fitted that presses on a calibrated copper slug The whole assembly is held in place with a yolk When the cartridge is fired the piston presses on t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The remnants of the universal veil surrounding the base of certain mushrooms, such as Amanita andVolvariella Also called 'volva '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The three defensive players that surround the player with the disc during a zone defence One player marking the disc and the two others 3 metres away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slight depression normally present in the part of the optic nerve that can be seen by looking inside the eye In glaucoma, the cup is larger than it should be. the base and liner or sleeve inside the hole that holds the flagstick in place Example: You ca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deviation from a straight line stretched across the width of a panel or board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of warp in which there is a deviation from flatness across the width of a board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is an attachment on the Wing of a jump that holds the rail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Equivalent to one condensed milk can: 10 fl oz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In usage this term is similar to mug, in that it implies a handle but no lid It frequently is applied to smaller vessels, and always to items which were made for drinking tea or coffee We have tea cups and coffee cups , but beer mugs or steins. a long ref

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distortion of a board in which there is a deviation flatwise from a straight line across the board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Common Underlying Proficiency theory of language interdependence asserts that a person who has high language proficency in one language will learn a second language better and faster because many of the basic concepts can be used to strengthen both la

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The volume of space that starts just below the inner rim The inside of the mouthpiece is usually curved; this curve can be extremely variable from design to design It may have relatively straight-sloping sides like a funnel , or a shape like that of a tul

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The metal or plastic cylinder fitted into the hole in the green Strictly speaking, it is only the liner of the hole, but in regular golf usage players will often say 'cup' when they mean 'hole,' just as they frequently will say 'just in bounds' when they

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distortion of a board in which there is a deviation from a straight line across the width of the board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fincan, bardak, kâse, kadeh; spor kupa; litrenin dörtte biri, 236 cm3. in his cups sarhoş. my cup of tea. (k).dili beğendiğim şey , hoşlandığım şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). şişe çekmek, hacamat yapmak, vantuz çekmek. cup one s hands avuçlarını bitiştirerek açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iğne saplamak suretiyle teşhis ve tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğün çiçeği, bot. Ranunculus; altıntabak altın çiçeği, bot. ranunculus acris: kâğıthane çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet, cinsel arzu. concupiscent (s). şehevi, nefsani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolap, yüklük, raf. a skeleton in his cupboard (bir kimsenin) şerefine halel getirecek sır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak kek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ufak pota; (f). potada tasfiye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bardak veya bir fincan dolusu miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da aşk tanrısı. Cupid's bow yay şeklinde üst dudak çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hırs, tamah, açgözlülük,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cunbadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cope. gown. robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic gown. robe worn by imams. judges and professors. frock. robe. vestment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Balık kılçığı. 2. Sık çalılık vesair sarmaşık şeyler. Çupra balığı = Taş balığına benzer kılçığı çok bir yuvarlak balık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bakırlı, bakır gibi bakır karışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). iki değerlikli bakır ile meydana gelmiş (bileşik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yüksük şeklindeki palamut kupulası, kadehçik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumurtalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz banyosu için kullanılan kadeh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hıçkırık; (f). hıçkırmak. the hiccups hıçkırık tutması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHCÜB) (i. A. «hicâb» dan imef.) (c. mahcûbe). 1. Örtülü, perdeli (asıl Arapça mânâsı olan bu mânâ ile dilimizde az kullanılmıştır). 2. Utanan, utanmış, Fars. şermende. 3. Utangaç tabiatlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashamed. abashed. shy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashamed. shy. bashful. out of countdown. coy. embarrassed. faint hearted. hangdog. sheepish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb ashamed. confound. confuse. embarrass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb ashamed. confound. confuse. embarrass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (huk.) sözlü, yazılı olmayan (vasiyetname).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işgal eden kimse. occupancy (i.) işgal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iş, meşguliyet, meslek, sanat; işgal, zorla alma. army of occupation işgal ordusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) meşguliyete ait; işgal kuvvetleri ile ilgili; meslek dolayısıyle meydana gelen (hastalık veya zarar). occupational therapy meşguliyetle tedavi, rehabilitasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tutmak, zaptetmek, işgal etmek; meşgul etmek. be occupied with ile meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oklukirpi, zool.Hystrix cristastus. porcupine beater dişleri veya sivri uçları olan bir makina. porcupine fish kirpi balığı, zool. Diodon hystrix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir mülkü başkasından evvel işgal etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihin meşguliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkasından evvel ele geçirmek; işgal etmek; zihnini işgal etmek. be preoccupied zihni meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sıhhat veya kuvvetini tekrar kazandırmak veya kazanmak; zararını telâfi etmek. recupera'tion (i.) nekahet. recuperative (s.) nekahet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden işgal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den., f. frengi deliği, geminin güvertesinden suyun denize akmasına mahsus delik; f., İng., (argo) katliam yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAACCÜB) (i. A. «aceb» den). Şaşakalma, şaşkınlık. Şâyân-ı taaccüb = Şaşkınlığa değer. Bâls-i taaccüb = Şaşkınlık verici.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay fincanı teacupful i bir çay fincanı dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boş, işgal edilmemiş; işsiz, boşta gezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by