Cut ne demek? | Cut anlamı nedir? | Cut

Cut anlamı nedir?

Cut ne demek?

Cut anlamı nedir?

Cut | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: cut

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesilmiş, kesik, biçilmiş; tenzilâtlı; doğranmış, kıyılmış; yontulmuş; sulandırılmış: hadım edilmiş. cut and dried evvelden hazırlanmış, hazır; sıkıcı, tatsız. cut glass billur, kristal. cut-price s tenzilatlı, indirimli (fiyat). cut-rate (s). ind

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesme, kesiş; biçki; biçim, şekil; oyulmuş geçit; dilim, parça; (matb). klişe; hisse, pay; (A.B.D)., argo bir soygun veya ganimetten bir kimseye düşen pay; inciten söz veya tavır; fiyat, tahsisat veya maaştan indirim, kesinti. cut of beef sığır et

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (cut, -ting) kesmek, dilimlemek; biçmek; yontmak; kamçılamak; katetmek; (filmi) kesmek; (konuşma, kitap) kısaltmak; incitmek; görmezlikten gelmek; (k).dili derse gitmemek, informal asmak; fiyatını indirmek; durdurmak (sinema, fotoğraf makinası,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sivri, keskin, ince; zeki, zeyrek, açıkgöz; aşırı hassas; tiz, keskin (ses); (Tıb). akut; hâd, vahim, ağır, şiddetli. acute angle dar açı.acutely (z). zekâ ile; şiddetle. acuteness (i). zekâ keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söylev, nutuk, hitabe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalküta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolambaçlı yoldan konuşma, gereksiz kelimeler kullanma; dolambaçlı söz veya deyim. circumlocutory (s). dolambaclı söz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iyi yontulmuş, temiz (iş); kesin; göze hoş görünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(salam, sosis, sucuk gibi) yenmeye hazır et, söğüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birbirini takip etme, peşpeşe olma; dizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirini takip eden, ardıl; (mat). ardışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). enine kesmek. crosscut saw testere, tahta testeresi; kütük kesmeye mahsus iki saplı uzun testere; ince dişli bıçkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlılandırmak, şekerletmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., biyol deriye ait, cilde ait, cildi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). caketatay, bonjur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili cana yakın, şirin, sevimli; cilveli; (leh). zeki; kurnaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili cici kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). tırnakların etrafını çevreleyen ölü deri; (bot). kutikul; epiderma, üst deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kütin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). cildin ikinci tabakası, derma, altderi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bahriye kılıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bıçakçı. cutlery (i). çatal bıçak takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pirzola, kotlet, külbastı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kestirme yol; (bir imtiyazın) sona erme tarihi. cutoff point sona erme noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesilerek şekil verilmiş şey; siluet; (elek). cereyanı kesen cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski yankesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağaçtan yassı bardak. 2. Rom gibi ısıtıcı bir mayi konan ve seyahat sırasında taşınan, ağaçtan yassı ve ağzı dar kap. Çutra balığı = Yassı burunT lu ufak mercan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesici; (den). kotra; (den). beş çifte filika; hafif tek atlı kızak. revenue cutter gümrük gözetme botu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). amansız; (i). katil, katil tipli adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). iki vuruşlu ölçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kesme, kesiş; (sin). kesim; (bahç). aşı kalemi; (s). keskin; acı, içe işleyen (rüzgâr, söz); dondurucu; inciten. cutting angle (mak). kesme açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkep balığının cilacılıkta kullanılan iç kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkepbalığı, (zool). Sepia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili maskara kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). talimar kayak tığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fisto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danaburnuna benzeyen ve otsu bitkileri yiyen bir kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. elektrikli sandalyede idam etmek; elektrik akımı vererek öldürmek. electrocu'tion i. elektrikle idam; elektrik çarpması sonucunda ölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz söyleme sanatı veya yeteneği, hitabet, güzel ve etkili söz söyleme veya yazma, belagat. elocutionist i. belâgat sahibi kimse, hatip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) armalı kalkan, arma; (den ) geminin isim tabelâsı; anahtar deliğinin etrafındaki süslü madeni çerçeve. a blot on his escutcheon şerefine sürülmüş leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; konser veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) icra etmek, tatbik mevkiine koymak, yürürlüğe koymak; başarmak, üstesinden gelmek, yapmak, etmek; idam etmek, hükmü infaz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) infaz, idam; yerine getirme, ifa, icra, tatbik etme, uygu lama, yapma; (güz.) (san.) yapış veya yapılış tarzı, icra usulü. executioner (i.) cellât, idam hükmünü tatbik eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) idareci, yetkili şâhıs; (s.) idareci durumunda olan, yetki sahibi, icra salâhiyeti olan, kanunları yapan. executive officer (den.) ikinci kaptan, (çoğ.) güverte subayları. executive power icra kuvveti, yürütme yetkisi. executive session gizli c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kimse. exec'utory (s.) icrai.; (huk.) ileride veya belirli şartlar altında yürürlüğe girecek olan. exec'utrix (i.), (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa kesilmiş bir saç modeli (kadın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saç tıraşı; saç kesilme biçimi. I want a haircut. Saçımın kesilmesini istiyorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. icra etmeyiş, bir işi yerine getirmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başkası ile konuşan kimse; ABD komedyen üçlüsünü sorularıyle yöneten ortadaki adam. interlocution (i.) konuşma, mükâleme, muhavere. interloc'utory (s.) konuşmaya ait, konuşma niteliğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifade tarzı; tabir, terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Talihi açık, mutlu, şanslı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MEVCÜD) (i. A. «vücûd» tan imef.) (mü. mevcûde). 1. Var olan, bulunan, yok olmayan: Mevcut mal. 2. Hazır olan, kaybolmayan, hazır bulunan: Ben meclise girdiğim vakit siz de orada mevcut idiniz. 3. Bir topluluğu teşkil edenlerin hepsi: Mektebin mevcudu iki bine ulaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present. available. actual. existing. existent. in hand. attendant. physical. prevalent. stock. substantial. visible. total. total number of attendance. supply. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. going. present. supply. existing. in stock. the number present. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asset. extant. those present. the number present. the number of personnel on a unit's muster roll. the amount of sth on hand. stock. existent. existing. forthcoming. going spare. actual stock. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent without leave. absent. absentee. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. standard. canon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. touchstone. criterion kıstas. mısdak. kriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Palamut balığının irisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zulmetmek, eza etmek, gadretmek; baskı yapmak, tazyik etmek, sıkıştırmak; bir fikre veya dine olan inancından dolayı eza etmek veya öldürmek. persecu'tion i. zulum, zulmetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir palamut çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taraftarlık eden kimse; bazı meclislerin reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bitirmeye çalışmak, ilerletmek, ileri götürmek; huk. aleyhine dava açmak, kanuni yollarla elde etmeye çalışmak, kanuni takipte bulunmak. prosecuting at torney savcı, müddeiumumi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takibat; bitirmeye çalışma, ileri götürme; huk. dava; davacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. davacı; savcı. public prosecutor savcı, müddeiumumi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşan veya karacanın kısacık kuyruğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. derebeylik devrinde şövalyelerden askerlik hizmeti yerine alınan vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üsküdar; İşkodra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kalkansı, peltat; zool. iri pullu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sopayla vurarak temizlemek (keten); ditmek, atmak, döverek kabartmak (pamuk veya ipek); i. keten ipliğini dövmeye mahsus sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. escutcheon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. timsah veya kaplumbağanın sert sırt kabuğu, iri pul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sert pulları olan, kalkan şeklinde. scutella,tion i. kuş ayağındaki gibi sert pullar veya bunlann düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -tella) zool., bot. kalkan şeklinde pul veya uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kalkan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soba yanına konulan madeni kömür kovası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hızla koşmak, seğirtmek; i. seğirtme, acele gitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kapaklı ufak delik; den. lomboz, ambar kapağı; deniz musluğu; f. deniz musluğunu açıp gemiyi batırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. su mancanası; (argo) şayia, söylenti, dedikodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) zool. sert sırt kabuğu, kemik gibi sert pul; eski Roma'da uzun kalkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kestirmeden gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DSLR fotoğraf makinelerinde kullanılan odaklama ekranı teknolojisi. Daha kolay kompozisyon ve daha doğru odaklama için görüntü parlaklığını arttırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşçı; taş yontma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deri altındaki; deri altına zerk olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesilmemiş; sayfa kenarlan açılmamış (kitap).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-cut, -cutting) i. altını oymak; fiyat kırmak;otoritesini baltalamak; i. alttan kesme; sığır filetosu; alttan kesilmiş kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boksta aşağıdan yukarıya doğru vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal. somatic. body. corporality. flesh. form. organism. person. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. flesh. the flesh. existence. being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being existence. body. figure. flesh. frame. subsistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. blood heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bulunma, var olma, varlık: Onun vücudu ile yokluğu birdir. 2. Cisim, beden, cesed: Bütün vücudum ağrıyor. Vücud bulmak, vücuda gelmek = Var olmak, hâsıl olmak. Vücuda getirmek = Var etmek, meydana koymak. Vücud vermek = 1. Asılsız bir şeyi var farzetmek. 2. Ehemmiyet vermek, bir şey zannetmek:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big and heavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. woodblock.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baltacı, odun kesicisi, odun yarıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by