Dağ Kırlangıcı ne demek? | Dağ Kırlangıcı anlamı nedir? | Dağ Kırlangıcı

Dağ Kırlangıcı anlamı nedir?

Dağ Kırlangıcı ne demek?

Dağ Kırlangıcı anlamı nedir?

Dağ Kırlangıcı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dag kirlangici

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atasözü, darbımesel, vecize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Musikide hareket gösteren terimlerden biri. Yavaş, ağır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). (i)., (müz). adagio;(i). yavaş çalınan parça

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve, katkı, ek, zeyil, mülhakat; (biyol). uzantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Değeri ölçülemeyen gül.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sargı, bağ; f sarmak, bağlamak (yara veya göz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beer glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. siperlerde zırh levhası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuluçka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bankizlerden veya ku tup buzullarından koparak denizlerde yü zen büyük buz parçası, aysberg.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg. berg. drift ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg. iceberg aysberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iceberg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın omuzlarının arası. (bk.) Cidav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Turpgillerden yabani bir bitki, kuş ekmeği (thlaspi).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geminin halat takımı, ipler; kütük ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Kızgın demirle vurulan damga, nişan: Dağ vurmak. 2. Tedavi için kızgın demirle vurulan yakı. 3. İz bırakan yara. Ar. ceriha: DSğ-ı derûn = Yürek yarası, unutulmayacak acı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etrafındaki araziye göre yerin pek yüksek kısmı. Ar. cebel, Fars. kûh: Dağ ardı = Dağın arkası, öte tarafı. Dağ eteği = Dağın meyilli olan aşağı tarafı. Fars. dâmen-i kûh. Dağ başı = Dağın yukarısı, mec. Yabanî yer: Dağ adamı, dağ ayısı — Yabanî adam. Dağ tepesi = Dağın zirvesi, en yüksek noktası. Dağ sırtı = Boyuna uzanan dağın yukarısı. İri ve yiğit adam hakkında kullanılır: Dağ gibi bir delikanlı. Arada dağlar var — Pek büyük fark var. Dağların şenliği = mec. Ayı. Karadağ = Balkan yarımadasında şimdi Yugoslavya’ya bağlı dağlık küçük ülke. Dağ keçisi = Yabanî keçi. Yanardağ = Ateş püsküren dağ. Ar. Bürkân, Fars. kûh-i Ateş-feşân. Sıradağlar = Birbiri ardısıra zincirleme uzanan dağlar. Osm. sisile-i cibâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

montane. mountain. mount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mount. mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mount. mountain. heap. mound. height. stigma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داغ] yara. 2.kızgın demirle vurulmuş işaret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower slopes of a mountain. hillside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain sheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (uyd. k.). Yer kabuğu şekillerinin meydana geldiği devreye verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marmot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Kızgın demirle damgalanmış. 2. Yaralı. 3. mec. Üzgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nişan, damga vuran; kalb, gönül kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hile. 2. Kalp para. 3. Hîleci. 4. Çörçöp.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دغل] hile, hilehurda, alavere dalavere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hîleci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دغل باز] hileci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Deriden torba. Ekseriya çobanlar ve yolcular yiyeceklerini korlar. 2. Miktarı memlekete göre değişen zahire ölçüsü: Bir dağar buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çobanların yiyeceklerini, hokkabazların oyun Aletlerini koydukları deriden küçük torba. 2. Köylü kadınların çocuklarını koyup omuzladıklari meşin torba. Devedağarcığı = Kuduz devenin dili altında sarkan kese.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire. leather bag. repertory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dağaşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ sporu yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpinist. climber. mountaineer. cragsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climber. mountaineer. mountain climber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineer. mountain climber. alpinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağcının yaptığı iş. Dağa çıkmak = Eşkıyalık etmek, devlet kuvvetlerine karşı gelmek için dağlara çekilmek. Dağa kaldırmak = Bir kimseyi herhangi bir gaye ile zorla dağa veya tenha bir kıra götürüp orada tutmak. Dağ ardında olsun da, yer altında olmasın = Hasretin ölüme tercih edildiğini anlatır. Dağdan gelip bağdakini kovmak = Sonradan girdiği bir yerde eskileri beğenmez olmak. Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz = Aynı evde oturan iki ailenin er geç geçimsizliğe düşeceğini ifade eder. Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur = Ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar insanların birbiriyle buluşabileceğini anlatır. Dağ fare doğurmuş = Büyük şeyler beklenen bir işten basit bir netice alınca söylenir. Dağ gibi = Pek büyük, iri, güçlü. Dağ anası = Çok iri kadın. Dağlar kadar = Aşırı ölçüde büyük. Dağlara düşmek = Perişan ve avare olmak. Dağlara, taşlara = Kötü bir durum karşısında söylenir (hepimizden uzak olsun mânâsına).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineering. mountain climbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineering. mountain climbing. alpinism. hill climbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü, patırtı, boş telâş ve ıztırap, baş ağrısı: Hayatın dağdağasını terketti (öldü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دغدغه] telaş, gürültü patırtı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültülü, patırtılı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Dağaşan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kama, hançer, bıçak. Iook daggers at someone bir kimseye öfke ile bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Eski Türklerde dağ tanrısı. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe dağ kelimesi Arapça gibi sıfatlandırılmada da çok kullanılmıştır: Dağlı, dağa mensup. Türk musikisinde de bir deyimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution. dispersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersion. distribution. dissociation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersal. distribution. dispersion. dissociation. allocation. dissolution. scatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dağılmak işi. 2. (askerlik) Aynı silâhla aynı hedefe atılan mermilerin, barut haklarında ve başka şartlardaki değişmeler yüzünden ayrı noktalara vurması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sözgelimi, bir doğal kaynaktaki yoğunlaşmış kirleticinin yayılma süreci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spread. distribution. dispersal. diffusion. disintegration. decomposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffusion. disintegration. dispersion. distribution. dispersal. scattering. scatter. spread. dissolution. break-down. spreading. staggering. calcination. decomposition. catabolism. decay. dissociation. dissolubility. slaking. diffraction. lysis. dissipati

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saçılmak, ayrılmak ve perişan olmak: Benim topladığım kâğıt yeniden dağılmış. 2. Bölünmek, tevzi olunmak: Gazete erkenden dağılır. 3. Açılmak, yok olmak: Bulutlar dağıldı. 4. Kırılıp parçaları ayrı ayrı düşmek: Tabak elimden düşüp dağıldı. Baş, beyin dağılmak = Sersem olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disperse. separate. scatter. disband. come apart. disintegrate. crack up. go to pieces. fly to pieces. go splinters. go into splinters. be scattered. adjourn. clear. clear away. decay. decompose. diffuse. disrupt. dissolve. fall. splinter. spread. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disband. disintegrate. disperse. dissipate. dissolve. lift. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scatter. to disperse. to be dispersed. to be messed up. to be dissolved. to disintegrate. to crumble. to calcine. to stagger. to decompose. to shatter. to dissolve. to spread. to dissipate. diffuse. disband. fall apart. fall out. range. strew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir arada olmayan, perişan dağınık asker. 2. İntizamsız: Zihnim, beynim pek dağınıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. out of trim. messy. diffuse. straggly. disorganized. bedraggled. ragged. scruffy. sick. straggling. unkempt. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedraggled. desultory. diffuse. disconnected. disorderly. haphazard. loose. messy. scrubby. scruffy. slipshod. sloppy. slovenly. sporadic. tatty. untidy. windswept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scattered. dispersed. untidy. sporadically. desultory. loose. messy. rambling. sparse. straggly. thin on the ground. vagrant. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kentsel gelişmenin civardaki kırsal kesime doğru denetimsiz yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, Fars. perâkendegî, Ar. teşettüt: Kitapların dağınıklığı düzgün okumaya mâni olur. 2. İntizamsızlık, tertipsizlik: Zihin dağınıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mussiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddle. untidiness. disorder. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Perakende olmak, bir arada bulunmamak. 2. Ufanmak, dökülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins dağ serçesi, büyük asfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yanlış tabir) Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kafkasya’nın kuzeydoğusunda bir ülke ki eskiden Albanya denilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dagestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Dağıstan halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Saçan, perakende ve perişan eden. 2. Tevzi ve taksim eden, müvezzi. 3. Püskürtüp defeden. 4. Müsrif, israf eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersive. distributor. distributer. deliveryman. peddler. pedlar. runner. spreader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. spreader. postman. letter carrier. catalyst. divider. dissolving. diffuser. decomposer. mailman. deliveryman. analyzer. catalyzer. catalytic. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributor trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saçılmak, ayrı hale getirilmek, perişan edilmek: Bu kitaplar dağıtılmasın. 2. Tevzi edilmek ve bölünmek, ayrı ayrı verilmek: Maaş dağıtıldı. 3. Püskürtülüp def olunmak: Duman rüzgârla dağıtıldı. Düşman kuvvetleri dağıtıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distributed. to be dispersed. to become untidy. to be dissolved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributing. distributive. dividing. distribution. handling. circulation. deploy. dispensation. dispersal. dispersion. division. repartition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery. distribution. issue. dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. distribution. allotment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributer. deliveryman. roundsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensation. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocate. disbandment. dispensation. dispersal. dissipation. issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saçmak, ayırmak ve perişan etmek: Bu kâğıtları odanın içinde kim dağıttı? 2. Tevzi ve taksim etmek, bölüştürmek, ayrı ayrı vermek: Aşure dağıtıyorlar, gazeteleri müvezziler dağıtır. 3. Öteye beriye püskürtüp defetmek: Rüzgâr bulutlan dağıttı: Ağız dağıtmak = Terbiyesizcesine fena sözler söylemek: Ağzını pek dağıtıyor. Ağzını, burnunu dağıtmak = Pek fena döğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deal. deal out. distribute. hand out. deliver. dispense. dissolve. decompose. crack up. scatter. disband. disperse. diffuse. bestrew. demount. deploy. disject. disjoint. dismantle. dispel. disrupt. dissipate. divert. dot. drown. fling off. issue. lit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutter. deal. deliver. diffuse. disarrange. disband. disintegrate. dispel. dispense. disperse. disrupt. dissipate. dissolve. distract. distribute. issue. litter. scatter. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. distribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağlama Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauterization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branding. etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kızgın demirle damga vurmak, kızgın demirle yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. fire. sear. to brand. to cauterize. to sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brand. to cauterize. scorch. sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be branded with hot iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kızgın demirle damga vurdurmak, damgalatmak. 2. Tedavi maksadiyle kızgın demirle yaktırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızgın demirle damga vurulmuş, damgalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağlık yer ahalisinden: dağlı bir adam; dağlıların ahlâkı temiz olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineer. highlander. rough. harsh. coarse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highlander. mountaineer. coarse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eti lezzetli bir koyun cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağları olan, dere, tepe ve dağdan ibaret: Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountainous. hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountainous. hilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (aşağ). ispanyol veya Italyan asıllı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Dağaşan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski, (foto). gümüşlü levha üzerine çekilmiş fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perişan, dağınık, çok dağılmış: Dardağan sarık. Daha mübalâğa için (darma dağan) denilir. Dardağan darısı = Uğursuzluk için lânetleme niyetiyle saçtıkları darı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dağılmış, çok saçılmış, (bk.) Dardağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock a hoop. in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishevelled. shambolic. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Eda).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dağ gibi güven verici ve sağlam yaptı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Fundalar takımından, birçok çalı ve ağaççığı içine alan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

income distribution. distribution of income.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرداگرد] çepeçevre, fırdolayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini yola getirmek için yapılan yıldırma hareketi. Gözdağı vermek = Yıldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threat. intimidation. threats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intimidation. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to intimidate. threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) bazı limanlarda demirleme için verilen harç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

montenegro. montenegrin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Montenegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Halatın geçmesi için gemi ve sandallarda teknenin kenarına tutturulmuş açık ağız biçimindeki madenî parçalar. 2. Doğramanın birbirine geçen dişleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madagaskar Adası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar. madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madagascar. madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Afrika’da, Hint Okyanusunda ada, Mozambik’in doğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 20 00 Güney enlemi, 47 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 587,040 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 4,828 km.

İklimi: Sahil boyunca tropikal, iç kısımlarda ılıman, kuzeyde kuru iklim tipi görülür.

Arazi yapısı: Dar kıyı ovası, yüksek platolar, merkezde dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Maromokotro 2,876 m.

Doğal kaynakları: grafit, krom, boksit, tuz, kuvars, asfalt kumları, değerli taşlar, mika, balık, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.03.

daimi ekinler: %1.02.

Diğer: %93.95 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 10,860 km (2003 verileri).

Doğal afetler: Periyodik kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 18,595,469 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 75.21 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 57.34 yıl.

Erkeklerde: 54.93 yıl.

Kadınlarda: 59.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 5.62 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.7 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 140,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 7,500 (2003 verileri).

Ulus: Malagasy.

Nüfusun etnik dağılımı: Malaya-Endonezyalı (Merina ve Betsileo’yu kapsamaktadır), Cotiers (Afrikalılar, Malaya-Endonezyalı ve Arapların karışımından ortaya çıkmış olan soy - Betsimisaraka, Tsimihety, Antaisaka, Sakalava), Fransız, Hint, Creole, Comoran.

Din: Yerel inançlar %52, Hıristiyan %41, Müslüman %7.

Diller: Fransızca (resmi), Malagasy (resmi).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %68.9.

erkekler: %75.5.

kadınlar: %62.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Madagaskar Cumhuriyeti.

kısa şekli : Madagaskar.

Yerel tam adı: Republique de Madagaskar.

yerel kısa şekli: Madagaskar.

Eski adı: Malagasy Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Antananarivo.

İdari bölümler: 6 eyalet; Antananarivo, Antsiranana, Fianarantsoa, Mahajanga, Toamasina, Toliara.

Bağımsızlık günü: 26 Haziran 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 26 Haziran (1960).

Anayasa: 19 Ağustos 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Madagascan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurdağı, Nurdan dağ.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(agalloch): İkiçenekliler sınıfının, thymelaeaceae familyasından; Doğu Asya ve Malaya adalarında yetişen bir ağaçtır. Yaz, kış yapraklarını dökmez. Meyveler, armut biçimindedir. Ağacın odunu ve kabuğu yarılınca, hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Çoğunlukla tütsü yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz dağ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eğitimci, eğitim bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédagogue

eğitimci

Eğitim işiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educationalist. educator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogist. educationist. pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çocuk terbiyesi ile ilgili, pedagojik; kurumlu peda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. pedagojik olarak. pedagogy i. pedagoji, eğitim bilimi, çocuk terbiyesi. pedagogics i. pedagoji ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pedagog, terbiyeci; dar görüşlü öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eğitim ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédagogie

eğitim bilimi

1. Öğretim ve eğitimi kurallara bağlayan bilim kolu. 2. Öğretmenlik sanatı, uygulaması veya mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogy. pedagogics. didactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogics. pedagogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédagogique

eğitimsel

Eğitimle ilgili, eğitsel.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogic. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb.ayakta görülen gut hastalığı ,nıkris iileti.prodagric(al)s. gut hastalığı ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahipsiz hayvanların belediyece korunduğu yerden çıkarılma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sterlin başına alınan komisyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Danimarka Parlamentosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsveç Parlamentosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Dağları aşan sel, coşku.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şeyda).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

range of mountains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain chain. mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıralar hâlinde uzanan dağ zenclri, Osm. sllsile-i cibâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water glass. tumbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوداگر] tüccar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perişan, dağınık: Dardağan sarık. Daha mübalâğa için «darmadağın» denilir Dardağan darısı = LAnetleme niyetiyle saçılan darı. (bk.) Dardağan, darmadağın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uğurlu dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunçtan oluşan, dağ gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok büyük, yüce dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün dağ.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hızlı giden bir şeyin meydana getirdiği rüzgâr; rüzgâr etkisiyle yön değişmesi (mermi); tüfek namlusu ile mermi arasındaki çap farkı; den. geminin rüzgâra maruz kalan yüzeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelime sayısı, kelimelerin toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zaman zaman kraterinden ateş, taş vesaire püskürten dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano. volcano volkan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarda ölçüsüyle uzunluk; davarın demiryolu istasyonunda bekletilme ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ülkene gül. İlken için yararlı ol.

İsimler ve Anlamları by