Dak ne demek? | Dak anlamı nedir? | Dak

Dak anlamı nedir?

Dak ne demek?

Dak anlamı nedir?

Dak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dak

Türkçe Sözlük

(DAKK) (i. A.). Çalma, vurma: Dakk-ı bâb etmek = Kapı çalmak (yalnız bu tâbirde geçer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «adamak» tan). Mukaddes bir şahıs veya makama adanan şey, nezir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vow. oblation. offer. offering. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblation. offering. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offering. vow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur.

Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.

Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır.

‘Ah şimdiki aklım olsaydı’ lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.

Bir şeyin içeriğini anlamamak ‘akıl erdirememek’ olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye ‘bir tek o akıl etti’ denilir. Birine bir yol göstermek ona ‘akıl vermek’tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak ‘akılda tutmak’tır. ‘Akılsız’ tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.

Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.

Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.

Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere ‘müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hemen, o anda. - Erkek ve kız adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the following. the undermentioned. downstairs. lower. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. following. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) bağırdak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: Bağıldak). 1. Beşikteki çocuğun göğsü üzerine kundağını bağlayan kumaştan enli bağ. 2. Adet görmüş kadınların tutundukları bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harmanda kabuktan çıkan çürük tane: Burçak bakıldağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıç kolanının halkası.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Su ve şerbet vesaire içmeye mahsus cam, billur veya madenden kulplu veya kulpsuz kap, maşrapa, kupa. (Asıl kulp demek olan «bar» dan türemiş olmakla esasen kulplusuna denilirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass. go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass. cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cup. glass. mug. brim. crackle. muf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bardak yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rain cats and dogs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. «piyade» den Arapçalaştırılmış). Satranç oyununda piyade taşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bayrak.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeni doğmuş çocuğun kafasının yumuşak olan üst tarafı, kl tepesiyle alnı arasındadır, Ar. yafuh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fontanelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fontanel. fontanelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün, dünyanın kendi ekseni etrafında bir dönüşü tamamladığında geçen süredir. Bunu herkes bilir. Aslında tam da öyle değildir. Çünkü dünya kendi ekseni etrafında dönüşü sırasında yörüngesi üzerinde güneşin etrafında da döndüğünden, güneşten bakıldığında bir tam devri için geçen süre farklı gözlemlenir.

Neyse şimdi biz bunu karıştırmayalım ve bugün bütün dünyanın kabul ettiği zaman sistemine bakalım; o Bir yıl 12 aydır. o Bir yıl 52 haftadır o Bir ay 28-31 gündür. o Bir ay 4-5 haftadır. o Bir hafta 7 gündür. o Bir gün 24 saattir. o Bir saat 60 dakikadır. o Bir dakika 60 saniyedir. o Bir saniye 100 mili saniyedir.

Görüldüğü gibi, bir gün kaç saniyedir diye sorulduğunda bile kafadan hesaplanamayacak kadar karışık bir bölünme. Önce gün 24’e, sonra 60’a, sonra bir daha 60’a bölünüyor. Saniyeden sonraki bölünmeler ise ondalık sistemle gidiyor. İşte çocukların zaman hesaplarında zorlanmalarının sebebi.

Bir günde niçin 24 saat olduğunu kimse bilmiyor. Bu rakamın güneş saatini ilk kullanan Mısırlılardan kaynaklandığı sanılıyor. Yere dikilen yüksek bir taşın gölgesi sabah batıya, akşam doğuya düşüyordu ve Mısırlılar bu arayı altıya bölmüşlerdi. Dolayısı ile bir gün 24 bölüm oluyordu.

12 sayısı 2, 3, 4 ve 6 ile bölünebildiğinden, o zamanlar en çok kullanılan sayı birimi idi ki, bugün bile düzine adı altında sayı birimi olarak kullanılmaktadır.

Mısırlılar ayrıca 30 günlük ay ve 360 günlük yıl takvimini uyguluyorlardı.

Bugün bir dairenin 360 dereceye bölünmesinin sebebinin de bu olduğu sanılıyor. Yaklaşık 3 bin yıl önce, bugün Irak olarak bilinen yerde yaşayan, Babilliler ise 60 sayısını matematik sistemlerinde temel olarak almışlardı. 2, 3, 4, 6, 12, 15, 20 ve 30 ile bölünebilen ve 360’ı da bölen bu sayı dakika ve saniyenin birimi olarak alındı. O zamanlar için onluk sistem, yani on sadece 2 ve 5’e bölünebilen zavallı bir sayı idi.

Saniyenin bölümleri ise o devirlerde ölçülemiyordu, ölçülebilmeye başlandığında ise dünya ondalık sisteme geçmişti ve bu esas alındı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı buğdak). 1. ince ve küçük dal. Ar. gusn, Fars. şâh. 2. Ağaçta ve tahtada budak eseri, gözü, düğüm. Budak özü = Taze sürgün. Dişbudak — Bir cins orman ağacı, lisanülesafir. Gözünü budaktan esirgememek — Tehlikeye karşı koşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. knob. shoot. knag. knar. snag. knurl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. snag. knurl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ağacın dal olacak sürgünü. 2.Dal. 3.Dalın gövde içindeki sert bölümü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Budaklar sürmek, dallar peyda etmek, dallanmak: Ağaç budaklandı. 2. Çatellaşıp zorlaşmak, pürüzlenmek: İş budaklandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Dal ve budağı olan (ağaç). 2. Budak yerleri ve düğümleri olan (tahta ve kereste). 3. Teferruat ve müşkülâtı çok olan: Dallı, budaklı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnarled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnarled. knotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Budakları olmayan (ağaç). 2. Budak yerleri ve ukdeleri olmayan düz (tahta ve kereste)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Su değirmeni üst taşının üzerine dokunarak devamlı bir çağıltı çıkaran tahta parçası. 2. Değirmen şeklinde ve döndükçe gürültü eden bir çocuk oyuncağı. 3. Keçi vesair bazı hayvanların arkasındaki kıllara asılıp kuruyan kaka veya çamur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, A. tak = kemer). 1. Dört kemer teşkil eden ufak köşk ve revak üstü. 2. Üstüne sarmaşıklı ağaç ve bitki sarılmak üzere birkaç direk ve kafesten yapılmış gölgelik. Fars. sâyebân. 3. Dört direk üzerine çalı çırpıdan yapılmış bahçıvan ve bekçi kulübesi. 4. Asma ve asmakabağı vesaire sarılmak için kurulmuş kafes: Asmayı çardağa almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pergola. bower. trellis. alcove. arbour. booth. dais. summerhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbour. summerhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbor. bower. pergola. summer house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارطاق] çardak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CARTADAN (i.). Gürültü ile ve ansızın. Cartadak pencereyi açtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıplak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Birdenbire suya veye derin bir yere düşen şeyin sesini taklit ve tasvir eder: Cunbadak düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cunbadak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dakar şehri, Senegal'in başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(her iki «k» da kalın okunur) (i. A.). Dakîka’nın c. ince ve anlaşılması güç ve dikkate muhtaç olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دقایق] incelikler. 2.dakikalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(her iki «k» da kalın okunur) (i. A. «dikkat» ten smüş) (mü. dakîka). İnce, ufak, nazik, zarif, görülmesi veya tutulması ve işlenmesi müşkül, inceden ince: Pek dakîk iş, fikr-i dakîk (ince fikir). Mülâhazât-ı dakîka = ince düşünceler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctual. precise. minute. exact. nice. prompt. refined. rigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prompt. punctual. exact. minute. accurate. precise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precise. punctual. exact. delicate. refined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دقيق] ince, hassas. 2.dakika şaşmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(her iki «k» da kalın okunur) (i. A.) (c. dekaik). 1. inci fikir, mülâhaza, nükte (bu mânâ ile başlıca cem’i kullanılır): Matematiğe ait bir takım dekaik beyan etti. Dekâik-ı umûrla meşguldur = ince işlerle meşguldur. Dekaik-iktinâh = işin inceliklerini bilen. 2. Zaman mikyası olarak bir saatin bölündüğü altmış parçadan beheri: Beş dakika sürdü, bir dakika olur. 3. Daire dereceleriyle başka ölçülerde her derecenin bölündüğü parçalar ki, bunlar da saniyelere ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instant. jiffy. minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute. instant. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دقيقه] incelik. 2.dakika.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İncelikleri gören, bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Anlaşılması güç olan şeyleri bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. dakika = nükte, F. sencîden = tartmak), (bk.) Dakika-şinâs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. dakika = nükte, F. şinâhten = tanımak). İnce işleri ve nükteleri anlayan, bir işin incelikleriyle uğraşabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(her iki «k» da kalın okunur) (i. A.) (mü. dakikıyye). Un çeşidinden veya unu havi olan: Fasulye ve patates gibi mevâd-ı dakikıyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (daktilografın kısaltılmışı). Yazı makinesiyle yazmayı meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter. typist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typist. typing. typewriter. girl friday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter. touch typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter table. typist's desk. typewriter desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon. copying ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yazı makinesiyle yazma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). Cinayet, hırsızlık vs. suçluların bıraktığı parmak izlerinden tanıma usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuk kelimesinin bir eski şekli. Eski Türk takviminde 8. yıldır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Öğretici.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. didactique

öğretici

Öğretme, yetiştirme ve açıklama niteliğinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactic öğretici. didactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Zeytingillerden, kerestesi sert bir ağaç (fraxinus excelsior).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ash tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fraxinus excelsior): Zeytingillerden sert keresteli bir ağaçtır. Boyu 30 metre kadardır. Yaprakları 9-13 parçalı bir dantela görünümündedir. İlkbahar ve yaz aylarında kabuğu ve yaprakları toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Anne sütünü artırır. Romatizma ve nikris ağrılarını keser. Kabızlığı giderir. (kabuğu ise kabızlık yapar, ishali keser) idrar söktürüp, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Mobilyacılıkta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağzın üst ve alt kenarı. Ar. şefe, Fars. leb: Ait dudak, üst dudak; kiraz, mercan dudak. 2. mec. Kenar, bir şeyin ağzının kenarı, kıyısı: Leb-i deryâ = Deniz dudağı (yani sahil). Dudağını ısırmak = Hayrette kalmak. Dudak bükmek = Ağlayacak gibi olmak. Dudak çatlamak = Mahzun ve üzüntülü olmak. Dudak çukuru = Ust dudağın oluğu. Dilberdudağı = Hamurdan yapılır bir çeşit tatlı. Dudak sarkıtmak = Somurtmak. Dudak dudağa = Öpüşmek, Fars. lebber-leb. Dudağından kan damlar = Kırmızı, güzel dudaklı. Kiraz dudak = Bir dilberin lâl renkli güzel dudağı. Dudak yarılmak, uçuklamak = Birdenbire pek korkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lipstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lipstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dudaklar, güneş veya soğuk havanın tesiriyle çatlayabilir. Endişe edilecek bir durum yoktur. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri çatlakları gidermek amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Cevizyağı, balmumu.

Hazırlanışı : 2 çay bardağı cevizyağına, 2 çorba kaşığı eritilmiş balmumu konur. Karıştırılarak soğutulur. Küçük bir şişeye doldurulur. Sabahları dudaklara sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labial consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başkalarının menfaati ile din ve devlet uğurunda şahsî menfaatlerini feda eden, hamiyetli: Fedakâr adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکار] özverili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Erkek İsmi) - Birleşik isim. Kendini veya şahsi menfaatlerini esirgemeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fedakâr bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکارانه] özveri ile, özverili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self sacrificing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکاری] özveri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi menfaatlerini umumî ve hayırlı İşlere yahut dost ve akraba yoluna sarfetme; fedakâr adamın hali ve sıfatı: O adam bu uğurda çok fedakârlık etti; onun fedakârlığı inkâr olunmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-sacrifice. altruism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fıkırdayan, mec. Hoppa insan (bilhassa genç kızlar için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirtatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rüzgârla dönen, tekerlek şeklinde bir çocuk oyuncağı. 2. Rüzgârın geldiği tarafın aksine çevrilip tütmesine engel olmak için ocağın veya soba borusunun tepesine konan döner şapka. 3. Odaların içine taze hava almak için camlara takılan tenekeden döner pervane. Fr. •girouette. 4. mec. Dolap, hile: Fırıldak çevirmek = Hile ve tuzak kurmak. Meharetle muvaffak olmak. Fırıldak tezgâhı = Demirci Aletlerinden bir çark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinwheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weathercock. spinning top. whirligig. windmill. ventilator. intrigue. trick. hanky-panky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whirligig used as child's toy. weather cock. pin wheel. rotor. vane. weathercock. whirligig. wind vane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hile yapan, dalavere vaDan. dolap çeviren, (bk.) Fırıldak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whirligig seller. swindler. con man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Git git gıdak sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluck. to cackle. to cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GİT GİT GIDAK) (i.) ses taklidi). Tavuğun yumurtladıktan son•a çıkardığı ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bunlar havayla suyun kalitesini önemli ölçüde etkiler ve kirliliğin başlıca nedenlerini oluştururlar.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenör Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Reonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanzı rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek farketmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hatta bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını araken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınız ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istayonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ışıldayan. 2. Uzağı aydınlatmak için kullanılan ve uzun bir ışık demeti çıkaran ışık kaynağı, projektör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

searchlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projector. searchlight. floodlight projektör.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. sparkling. floodlight projector. searchlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Kakır kakır eden kuru ve gevrek (şey). 2. Eritilen içyağının kalan kuru ve kavrulmuş maddesi. Kıkırdak: Kıkırdak böreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sert bir şeyi ısırmayı taklit ve tasvir eder: Elindeki elmayı kartadak ısırdı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sertçe madde, yumuşak kemik. 2. Gözü teşkil eden madde, göz küresi, topcuğu: Göz kıkırdağı; kıkırdağı dışarı fırlamış. 3. Kulağın dış kısmı ki, kıkırdak denilen sertçe bir maddeden ibarettir. 4. İçyağı eritilince erimeyip kazanın dibinde kalan kızarmış madde: Kıkırdak böreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilage. gristle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilage. gristle. crackling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilage. gristle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilaginous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdanışı canlı ve çabuk olan, oynak, civelek, cilveli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tic.) (mark.), (f.) küçük fotoğraf makinası; bu makina ile çekilen fotoğraf; (f.) Kodak makinası ile fotoğraf çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıkı bağlanmış top şey. 2. Eski tarzda sımsıkı bağlanmış çocuk. 3. Çocuğu bu suretle bağlamaya mahsus bezler takımı ve bohça gibi bağlananın Kundak bezi, bezleri, kundakta iken, kundaktan çıktı. 4. Tüfeğin gerisindeki kısmı ki, ağaçtan olur. 5. Tekerleksiz topun ağaçtan olan dayanağı. 6. Ateş koymak ve yangın çıkarmak için yağlı paçavralarla başka tutuşacak şeylerden hazırlanmış, sarılmış şey: Kundak koymak. 7. Kadınların yemeniye sararak sade baş bağlamaları: Baş kundağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swaddling clothes. swaddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swaddling clothes. gunstock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swaddling clothes. cloths used for swaddling. arson. fire- bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloth used for swaddling. nappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tüfek kundaklarını yani ağaçtan olan geri taraflarını yapan san’atçı. 2. Kundak, yani yağlı paçavra koyarak kasten yangın çıkaran cânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsonist. incendiary. firebug. fire-raiser. gunstock maker. mischief maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arson. bernet. house burning. incendiarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çocuğu kundağa sarmak, çocuğunu yıkayıp kundakladı. 2. (kadın başı) Sade yemanî ile ve saçlarını yemenînin içine toplayarak bağlamak. 3. Kasten yangın çıkarmak, sabotaj yapmak, sabote etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swathe. bundle. instigate. sabotage. set fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to. to wreck. to sabotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to a place using a bundle of oily rags. to sabotage. to wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swaddled. to be fitted with a gunstock. to be set on fire by an arsonist. to be sabotaged. to be wrecked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün memelilerin vücutlarının ısı derecesi 35-38 derece aralığındadır. Uçabilenlerde bu birkaç derece daha yüksektir. İnsan ısıya karşı çok hassastır. Hava sıcaklığı 30 derece olunca denize girer de, beş derece üzerine palto giyer. Oysa hayvanların giysileri yoktur. Köpekler eksi 40 derecede kutuplarda kızak çeker, buzlu sularda balıklar çırılçıplak yüzerler.

Aslında ısıdan etkilenmek sadece insana mahsus değildir. Güneşin bulut arkasına girmesi ile havadaki iki derecelik ısı düşüşü uçan sineği zor yürür hale getirebilir. Öğlen güneşinde zıp zıp zıplayan çekirge, sabah serinliğinde hareketleri ağırlaştığından çok rahat yakalanabilir.

Kendi vücut ısısından çok daha düşük ısı koşullarında yaşayabilmek için canlıların iki silahı vardır. Biri vücut ısılarını ayarlamaları, diğeri de kürk denilen vücut örtüleridir. Kutup bölgesinde yaşayan bir canlı, tropik bölge de yaşayana nazaran on kat daha fazla ısı meydana getirmek veya vücut örtüsü on kat daha fazla koruyucu olmak zorundadır.

Çok soğuk iklimlerde yaşayan hayvanların yaşam nedenleri araştırılırken hep kürkleri üzerinde durulmuştur. Halbuki burada yaşayan hayvanların kürkleri ile ılımann bölgelerde yaşayan hemcinslerinin kürkleri arasında çok ciddi bir fark yoktur. Üstelik domuzlar hiç kürkleri olmamasına rağmen deri altı yağ tabakaları sayesinde vücut ısılarından 20 derece daha düşük ısı ortamlarından hiç etkilenmezler.

Zaten dünyamızda üzeri tamamen kürkle kaplı hiçbir hayvan yoktur. Çoğunun ayak ve burun gibi kısımları görevlerini yapabilmek için açıkta bırakılmıştır. Ancak buralarda vücuda sıcak kan ileten atar damarlar kılcal damarlar vasıtası ile deriye daha yakın olan toplar damarları ısıtırlar. Bu sayede buzun üstünde yürüyen bu tür hayvanların ayakları üşümez. Ama bu da, hayvanın tüm vücudunun üşümeden bu soğuk ortamda nasıl yaşayabildiğini açıklayamaz.

Kutuplarda, buzlu sularda yaşayan balıkların, sıfır ve sıfır altı derecedeki ortamda donmamalarının sırrının, bu balıkların derilerindeki buz kristallerinin donma derecesini düşüren bir protein olduğu tespit edilmiş, hatta genetik mühendisleri laboratuar ortamında bu proteini üreten geni yaratmayı başarmışlardır.

Bilim insanları bu örnekten yararlanarak, meyve ağaçlarını dondan, uçak kanatlarını ve yolları buzdan kurtarabileceklerini düşündüler ama henüz geniş çaplı üretimi zor görülmektedir. Ne yazık ki, sıcak kanlı hayvanların kendilerini çok soğuk ortama nasıl adapte ettiklerinin sırrı hala tam çözülmüş değil.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Lap diye ses çıkaracak şekilde, birdenbire, ansızın, bk. Larpadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi kelime). Birden, hızla ve şiddetle bir işin yapılmasını anlatır ve taklit eder: Larp. Larpadak alıp götürdü, bk. Lappadak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi kelime). 1. Yumuşak ve kalın bir şeyin düştüğünü ve düşerken çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder: Et loppadak yere düştü. 2. Hız, acele ve hırsla yutmayı tasvir eder:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. mâ = bağlama edadı, sadak = «sıdk» dan geçmiş zaman). Doğru olan, uygun: Falân söze mâsadak olarak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatma koşullarında ya da görüntünün kontrastının düşük olduğu durumlarda odaklanmayı sağlayan yararlı bir işlevdir. Özel odaklama efektleri yaratmak için de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan). Bir şeyin doğruluğunu isbata yarayan şey, meşhur bir sözün hakikata uygun olduğunu gösterir hâl ve olay: Filân atasözü mısdakınca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصداق] ölçüt, kriter.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan masdar). İki kişi arasında sâdıkane davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan imef.) (c. musaddaka). Gerçeklendirilmiş, tasdik olunmuş, doğru olduğu resmî bir makam tarafından yazılı şekilde tasdik edilmiş: Musaddak bir mukavele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Bir merceğe düşen paralel ışınların yansıdıktan veya kırıldıktan sonra toplandıkları nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal. pivotal. focus. center. centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point. focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her objektifin temel ölçüsüdür. Görüş alanını ve dolayısıyla nesnenin ne kadar büyütüldüğünü belirtir. Odak uzaklığının kısa olması, geniş görüş alanı ve düşük büyütme oranı anlamına gelir. Odak uzaklığının uzun olması, dar görüş alanı ve yüksek büyütme oranı anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Objektifin odak uzaklığı, objektif sonsuza odaklandığında, optik eksen boyunca objektifin ikinci temel noktasıyla CCD düzlemi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital ve 35 mm fotoğraf makineleri, farklı odak uzaklıklarına sahip objektiflere sahiptirler. Odak uzaklığı, objektif ile sensörün yüzeyi arasındaki mesafedir. Tipik dijital sensörler, 35 mm filmin doğrusal boyutlarının yaklaşık altı biri kadardır. Görüntünün daha küçük dijital sensör üzerine yansıtılabilmesi için, odak uzaklığının aynı ölçüde küçültülmesi gerekmektedir. Örneğin 1/4 inç CCD kullanırken, odak uzaklığının 35 mm filme göre düzeltilmesi için 9,5 faktörüyle çarpılması gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focusing. to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autodidacte

öz öğrenimli

Bir okula gitmeden kendi kendini yetiştiren.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(e.). Pattadan bir misafir geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askerlikte ve denizci likte konuşmak için kullanılan çok kuvvetli ışık işaretleri veren cihaz. (bk.) Işıldak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark lantern. signal lantern. heliograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing. compiling. compilation. editing. editorial staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editing. preparaing a piece of writing for publication. redaction. editing work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who prepares a piece of writing for publication. redactor. editor. abstractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Renklerin insanlar üzerindeki etkisi hiç de yabana atılır cinsten değil. Her ne kadar ‘zevkler ve renkler tartışılmaz’dense de uzmanların elde ettikleri dikkat çekici sonuçların bu tartışmanın yapılmasında gecikildiğini açıkça gösteriyor.

Renkler, kendi dilleriyle karşınızdakine, muhattabınıza sizin karakterinizi sizden önce anlatıyor. İşte renklerin yadsınamaz etkisini farkeden batılı şirketler, bunu iş hayatında sıklıkla kullanmaya başlamış ve çok da başarılı olmuşlar.

Hayatımızı şekillendiren, bizi kimi zaman neşeli, kimi zaman da düşünceli yapan renkler ve marifetleri saymakla bitmez. İşte renklerin dünyası, şirketlerin bunu nasıl kullandıkları ve bizle nasıl olnadıkları:

KAHVERENGİ

Kansas Üniversitesi Sanat Müzesi’nde bir araştırma için halının altını elektronik bir sistemle donatmışlar; duvar rengini beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapmışlar. Arka fon beyaz kullanıldığında, insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun süre kalıp, daha fazla alanda dolaşmışlar. Arka fon kahverengiye döndüğünde ise, insanlar müzede çok daha hızlı hareket edip, daha az alan dolaşmış ve müzeyi çok daha kısa sürede terketmişler.

Dikkat ederseniz dünyadaki fast-food restaurantlarının hepsinin sandalyeleri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi-şampanya-pembe karışımıdır. Hiçbir fast-foodcunun duvarını beyaz göremezsiniz. Burger King, Kentucky Fried Chicken ve benzer fast-foodlar yıllardır bilinçli olarak tüm duvarlarını baştan aşağıya kahverengi ağaç kaplama yaparlar.

KIRMIZI

Kırmızı, iştah açar. Dünyadaki ünlü gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle farkedeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, McDonald’s, Ülker, Burger King. Bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.

Kırmızı tansiyonu yükseltir ve kan akışını hızlandırır. ‘Peki boğalar niye kırmızı renge saldırıyor?’cevabı ise ilginç; maymunların dışında, araştırılan hayvanların hemen hepsi siyah-beyaz görmektedir. Yani boğalar da renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırırlar.

YEİİL

Yeşil, güven verir. O yüzden bankaların logolarında en çok tercih ettikleri iki renkten biridir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Batı’da büyük otellerin mutfaklarında duvar renginin, aşçıların yeniliklerini arttırmak için yeşile boyandığı söylenir.

Hastaneler de logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder. Çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Tabiatı en çok hatırlatan renktir. Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektikleri tespit edilmiş. Sakız paketlerinde ve sebze satılan yerlerde de yeşil en çok tercih edilen renktir.

SİYAH

Siyah, gücü ve tutkuyu temsil eder. Hırsın da bir ifadesidir. Bizde ve Batı’da siyah, matemi simgelerken Japonya’da mutluluğun simgesidir. Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır. Işığı yok eder. Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein’in konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girip ve bu şekilde düşündüğü söylenir.

MAVİ

Freud, maviyi sakin diye niteler. Faber Birren ise tansiyonu düşürdüğünü söyler. Araplar ise mavi taşların kanın akışını yavaşlattığına inanırlar. Nazar boncuğu o yüzden mavi taşlıdır.

Sakinleştirici bir renktir, Batı’da bu etkisi yüzünden intiharları azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar. Mavi ve özellikle lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği çağrıştırır. Uluslararası toplantılarda tüm devlet başkanları lacivert takım elbise giyerler.

Dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar. Aynı şekilde Bill Clinton, büyük jüriye ifade vermesinden önce mavi kravat takarak, altın bronz karışımı bir şekil ve rengi kullandığını hatırlayın. Daha çok altını ve parayı çağrıştırır çünkü.

MOR

Mor, nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinçaltında korkuttuğu tespit edilen bir renk.

PEMBE

Pembe giyenlere, hizmetlerinden dolayı ödeme yaparken kendimizi daha rahat hissettiğimizi tespit etmişler. İngiltere’de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgahtarların pembe gömlek giydiği bilinir.

SARI

Sarı, geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir. O yüzden tüm dünyada taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye.

Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar. ‘Ürün geçici, lütfen geri getirin’ demek istiyorlar. O yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde bildiğimiz sarıyı kullanmaz. (Portakal ve bronz ya da bakır kimi zaman yer alabilir) Paranın geçici değil, kalıcı olmasını isterler. Türkiye’de sarıyı logosunda baskın bir renk olarak kullanan tek banka, devlet bankası Vakıfbank’tır.

BEYAZ

Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Bu yüzden üzerinde fazla şaibeler olanların, beyaz ağırlıklı kıyafetleri seçmelerinde yarar var. Beyaz elbiseler, sizin temiz olduğunuz imajını verir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Okluk, ok torbası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiver (for arrows. quiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ok koymaya yarayan meşin torba. 2.Sabah yeli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sadakaet). Tanrı rızâsı için fakirlere verilen şey. Sadaka-i fıtr = Fıtra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. charity. handout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. benefaction. charity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. benevolence. charity. dole. eleemosynary gifts. handout. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sıdk’dan. Ar. terkiplerde: sadâka). 1. Sâdıklık, dostluk, sevgi, vefâ. 2. İyiliği görülen veya çok büyük bir insana, efendiye içten bağlılık ve itaat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherence. allegiance. credit. faith. fidelity. loyalty. faithfulness. constancy. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegiance. fidelity. loyalty. devotion. constancy. faith. fealty. troth. trustworthiness. truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صداقت] bağlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted. faithfulness. religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithfulness. loyalty. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithless. disloyal. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. unfaithful. faithless. perfidious. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity. disloyalty. unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. unfaithfulness. infidelity. infraction of faith. insinuation of infidelity. perfidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit ipekli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ansızın: Şappadak içeri daldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Vurma sesini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire, beklenmedik bir zamanda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin süratle kesildiğini tasvir ve taklit eder: Makası vurup şırpadak kesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit tatlı su balığı (morone labrax).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmen deliğine tane veren tahtadan oynak bir Alet ki, daima gürültü eder.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok noktalı otomatik odaklama, geniş açıdan makro çekimlere kadar tüm zoom aralığında müthiş net görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Birden büyük bir gürültü ile düşmeyi tasvir eder: Tıngadak bir şey düştü.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı. 2. Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere 3. Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Eskiden sahil muhafaza gemilerine verilen ad. 2. Gösterişli ve iriyarı erkek veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Muavin, yamak: Hokkabaz yardağı. 2. Kötülük ortağı, kafadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötülükte yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yardakçı olma hâli. 2. Kötülükte yardım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beklenmeyen ve uygun olmayan bir sırada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire, ansızın, münasebetsiz ve umulmadık bir vakitte: Zırp çıktı (zıpçıktı), zırpadak giriverdi.

Türkçe Sözlük by