Dal ne demek? | Dal anlamı nedir? | Dal

Dal anlamı nedir?

Dal ne demek?

Dal anlamı nedir?

Dal | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dal

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça «d» harfinin, ismidir). Noktasız olduğu için «dâl-ı mühmele» dahi denilir, mec. dal harfi gibi kanbur ve iki kat olan: Boyu dal olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Budağın büyüğü, ağacın ilk verdiği kollar. Bunların ikinci derecede olan şubelerine budak denir. Fars. şâh, Ar. c. gusûn: Dal salmak = Dal budak peyda etmek. Dalbastı = Ağacın dallarını eğriltecek kadar bol (kiraz vesair meyve). Dal, budak salmak = İyice dallanıp çoğalmak. Bir dalda durmamak = Sebat etmemek, maymun iştahlı olmak. Daldan dala = Sebatsızlık, Ar. televvün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıplak, Arî, düz, sade, yalın: Dalfes, dalkavuk = Sarıksız. Dal kılı; = Kınsız kılıç yahut kılıcı kınsız, kılıcını çıkarmış. Daltaban = Ayağı çıplak, baldırı çıplak, serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut DALI (i.). 1. Arka, sırt, ense: Dalına binmek = İcbar etmek, musallat olmak, yüklenmek. 2. Geri, arka: Daldan gelmek = Arkadan yaklaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «delâlet» ten if.) (mü. dâle). Delâlet eden, delil olan: Her sözü ilim ve irfanına dâldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dalâlet» ten if.) (mü. dâle). Yolunu kaybetmiş, doğru yoldan çıkmış, eşkıya, sapıtmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branch. branch. bough. twig. ramification. subsection. offshoot. arm. offset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. branch. offshoot. section. bough. subdivision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Split pulse, esp. of Cajanus Indicus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. branch. bough. subdivision. limb. twig. stem. offset. offshoot. spreading. spray. switch. succursal. wattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the,' 'by the '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dedicated Access Line A non-switched circuit from the customer to a carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General Data Access Library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the Indian term for all varieties of dried beans, split peas, and lentils There are many different varieties of dal, all of which have a specific use in Indian cooking. , 'the Poor' or 'the Meek', related to ''Ani' above and 'Ebion' below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dedicated access line An analog special-access line that runs from a caller's own equipment directly to a long distance company's switch or POP Usually provided by a local telephone company The line may go through the local telco central office, but the l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dedicated Access Line. defended asset list; A ranked listing of facilities, forces, and national political items that require protection from attack or hostile surveillance The list is compiled from federal departments and agencies, unified and specified

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A group of persons. 1 Dedicated Access Line 2 See Data Access Language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dal. a metric unit of volume or capacity equal to 10 liters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). decaliter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب عدالت adalet suyu; 2.doğruluğun bereketi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Afganistan’da yaşıyan bir Türk boyunun adı, bu boydan olan kimse. 2. Anadolu’daki bazı göçebelerin adı ve bunlardan olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedii» cemi olan «eb-dâl»den). 1. Ahmak ve safderûn. 2. Bir şeye akıl yormaz, kalender meşrep ve derviş adam. Halk söyleyişi: Aptal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A religious devotee or dervish in Persia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Budalalık, ahmaklık. 2. Kalenderlik, safderunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abdala benzer, ahmakça.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - “Adın yayılsın, ün kazan” manasında.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عضلات] kaslar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Ai.) (c. adalât). Kas, vücudu hareket ettiren organ, (bk.) kas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef. muscle. myo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscle. muscle kas. muscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscle. brawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [1[عضله kas. 2.kaslar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, Su

Hazırlanışı : 4 Bardak suya, kabukları soyulmamış 3 elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin adaleti- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musculous. muscled. strong. having muscular strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hak elde etme ve herkesin haklarına tamamiyle riayet, adi, madelet, dâd, insaf: IcrS-yı adalet, adâlet icra etmek, adâlet mûcib-i saadettir, saadeti mûciptir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justice. equity. fairness. equitableness. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equity. justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justice. equity. act of justice. jus. law. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدالت] adalet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) /(Erkek İsmi) - 1.Hakka riayctkarlık, hak tanırlık, haklılık, doğruluk. 2.Haksızlıktan uzaklaşma. 3.Düzenli ve dengeli davranma. 4.Hakkaniyet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Adâletlicesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adil, adâletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عدالتکار] adil, adaletli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Adâlete uygun düşen veya adâletli olan: Adâletli bir hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right. just. equitable. fair. judicious. clean adil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. equitable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i! A. T.). Adâlete aykırı düşen veya adâletli olmayan’ Adâletsiz karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iniquitous. unjust. inequitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unjust. inequitable. oppressive law. unfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hak ve insafa mugayir hareket, adalet ve insaf eksikliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injustice. inequity. unjust act. iniquity. travesty of justice. unfairness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ada ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adaliye, anatomi). Sinirli etlere, balıketine mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

islander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağdalı bir hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koyulaşıp lüzucet kazanmak ağda haline gelmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coagulate. to make semi-solid syrup or confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağdalanmış. 2. İfadesi ağır, anlaşılması güç yazı : O muharririn yazıları çok ağdalıdır. Yabancı olduğundan anlaşılması güç (deyiş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semi-solid. consistent. coagulated. florid. of rich elaborated style. bombastic. highflown. flowery. redundant. syrupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brawl. spat. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words. hot agreement. row. quarrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert kıllı ve irice teriyer köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hardala benzer, taneli bir habbe ki eczacılıkta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). badem gibi, bademe ait yahut bademden yapılmış; (i)., (tıb). badem sütü. amygdal'ic (s). bademden yapılmış. amygdalic acid badem asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). badem gibi, bademe ait yahut bademden yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (jeol). badem gibi tanelerle dolu bir çeşit taS; (s). badem Seklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Endülüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeryüzünün aksi tarafında olan; bir şeyin taban tabana zıddı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).ayaksız hayvanlarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «art» tan). 1. Katarın en gerisindeki deveye takılan büyük çan. 2. Hayvanın sağrısına konulan şilte.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arsal).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bisiklette ayak frenine basmak; sözünü geri almak, söyledigini değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreşte hasmın bacağını kendi bacağiyle sarıp yıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor kadife üzerine sırma ile kabartma çiçek, yaprak vs. işlenmiş elbise veya örtü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir tane, tek dal.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gelin veya düğüne ait; i. düğün. bridal chamber zifaf odası, gerdek. bridal wreath bof Spiraea cinsinden küçük beyaz çiçekli birkaç ,ceşit bitki; keçisakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahmak, akıllı olmayan, kafasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. «bedii» in cem’i olan budalâ» dan ki abdâl ile aynı mânâdadır). Akılsız, ahmak, bön, ebleh. Para budalası = Paradan başka bir şey düşünmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fool. dullish. barren. chumpish. clownish. doltish. dreary. sappy. zany. fool. chucklehead. clod. jackass. juggins. noddy. noodle. prune. simple simon. soft. twit. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boob. daft. dim. dope. dopey. fool. silly. sucker. twit. stupid. birdbrained. blockheaded. dumb. mad on. silly about. idiot. gull. half-wit. ass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fool. clod. clueless. dopey. goofy. imbecile. inane. kooky. muggins. nitwit. sappy. silly. simple. simpleton. stupid. thick. touch in the brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ahmakça, eblehçe: Budalaca bir harekette bulundu. 2. Az ahmak, ahmağa benzer, pek akıllı olmayan: Budalaca bir adamdır. Ahmahça, ahmahlıkla, eblehlikle: Budalaca hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloddish. foolish. preposterous. senseless. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahmaklık. Ar. hamâkat, belâhat: Onun budalalığı Aşikârdır. Bir budalalık etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. stupidy. madness. idiocy. imbecility. jig. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «cadı» dan). Ağız kalabalığı ile herkesi susturup haksız yere hak kazanan, şarlatan: Pek cadaloz adam, cadaloz karı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. shrew. vixen. old trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irascible / shrewish woman. nagging woman. hag. harridan. shrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız kalabalığı ile haksız yere hak kazanma ve sözünü geçirip nüfuzunu yürütme, şarlatanlık: O, ancak cadalozlukla iş görmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Zürafa takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). kuyrukla ilgili; kuyruga yakın; kuyruğa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 18. yüzyılda yaşamış olan bir ingiliz marangozu; bu marangozun stilinde yapılmış mobilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedl»den). 1. Kavga, cenk, muharebe: Ömrünü cenk ve cidâl ile geçirdi. 2. Şiddetli münakaşa, tartışma, Ar. mubahase, münazaa, nizâ: Aralarında bir cidâl açıldı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدال] mücadele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cidâl, kavga arayan, kavgacı, savaşçı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جدال جو] mücadeleci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultrashort wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). koloidal, koloidimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (coğr). gelgit seviyesi aynı derecede olan yerlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). tekrar işaretine dönünüz anlamına gelen işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Tibet Budistlerinin baş rahibi ve başkanı Dalay Lama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Midenin sol tarafında İki yüz gram kadar ağırlığında bir iç organ ki, kanlı, siyahımsı ve gevşek bir dokudan ibarettir. Dalak şişmek = 1. Nefes darlaşıp koşamamak. 2. Hiddet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harpte esir tutulup satılan. Kız dalağı = Eskiden harpte zabtolunan ülke ahalisinden tutulup halayık gibi satılan kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splenetic. splenic. spleen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spleen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spleen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir. Dalak ağrısı, dalak büyümesi, dalak şişmesi ve dalak zafiyetinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 tutam pazı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Eğreltiotugillerden bir bitki, duvar sedefi (dichapelatum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurtluca): Eğreltiotugillerden; sıcak bölgelere yetişen bir bitkidir. Güzel kokulu, pembe çiçekleri vardır. Yapraklarının üstü parlak, altı donuk yeşil kadife rengindedir. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Dizanteri ve ishali keser. Nefes almayı kolaylaştırır. Öksürüğü keser. Karaciğer ve mide hastalıklarının iyileşmesine yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Dalâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Doğru yoldan sapma, yolu kaybetme, azma: Dalâlete düşmek, dalâlet yolunda pûyân olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضلالت] sapkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakmak, acıtmak, kavurmak: Isırgan daladı, ebegümeci daladı. 2. Isırmak, dişle koparmak: Ayı dalamış. 3. Vurup kapmak, yağma ve talan etmek, tutup esir etmek: Kız dalamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Biçim, şekil. 2.İnce, narin, zarif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültülü boğuşmalı kavga, arbede, dalaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. dogfight. affray. battle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust up. rumble. scrap. tangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalaşma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğuşup ısırışmak, itişe boğuşa kavga etmek: Köpekler dalaşıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fight savagely. to quarrel violently. bandy. stir about. tangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Hile, sahtekârlık; el altından yapılan kötü iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheating. maneuver. manoeuvre. trick. intrigue. ploy. fiddle. swindle. jobbing. rigging. chicane. deception. do. gammon. gerrymander. hanky-panky. rouser. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. man euver. intrigue. bubble scheme. guile. manipulation. shenanigans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalavere yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. crafty. trickster. intriguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intriguer. trickster. artful. cheat. jesuitical. manipulatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Deniz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deniz adamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Talazlanmak vs. (bk.) Talaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Flikaların küpeştesine baştan kıça kadar boyuna konan tahta. (bk.) Talazlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman, yiğit-

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Daldırmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batırma, toprağın veya suyun içine yatırma. 2. Ağaç veya bağ kütüğü dallarının ayrıca kökleşmek üzere toprağın içine yatırılması usûlü: Bağı, ağaçları daldırma ile çoğaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dipping. immersion. dip. submersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immersion. dipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immersion. layer. layering. plunge. dipping. shoot. quenching. splashing. steeping. dip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toprak ve su vs. içine sokmak, batırmak: Yüzerken başını suya daldırmak, kaşığı çorbaya daldırdı. 2. Ağaç veya bağ kütüğü dalını yeniden kök tutup müstakil bir ağaç veya bağ kütüğü olmak üzere toprağın içine yatırmak: Bağı, ağacın dallarını daldırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. immerse. submerge. to dip. to plunge. to immerse. to submerge. to layer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plunge. to layer. to dip. to submerge. to immerge. to immerse. to splash. to quench. to sink. to steep. bury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş vadi. up hill and down dale dere tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Deniz suyunun veya başka suların rüzgârın tesiriyle oynayıp sallanması ve köpürmesi. Ar. mevc. 2. (fizik). Akışların devirli hareketlerinde bir devir içindeki hareket: İstanbul Radyosu orta dalga üzerinden yayın yapar. 3. Gizli iş, dalavere: Bu işte bir dalga var, ama ne olduğunu anlayamadım. 4. Esrar, eroin gibi uyuşturucu maddelerin verdiği keyif hali. 5. Dalgınlık. Dalga boyu uzunluğu (fizik) = Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklığın ölçümü: Kırmızı ışığın dalga boyu 0,7 mikrondur. Dalga dalga = Açıklı koyulu: Badana dalga dala olmuş. Dalga geçmek = Ortadaki işle uğraşmayarak aklı başka yerde olmak. Dalga gibi gelmek = Birbiri ardınca, çok çok gelmek. Dalgayı başa almak = Gemi veya sandalın başını dalgaların geldiği yöne çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave. undulation. crimp. sea. thingumabob. thingumajig. thingummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. gadget. wave. undulation. trick. intrigue. jigger. affair. sweetie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave. band. crimp. sea. swell. hidden catch. billow. surge. oscillation. undulation. jaw. corrugation. absent-mindedness. love affair. upsurge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Denizin yel esince oynayıp kabarması. 2.Denizde hareketli su kütlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength. wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deniz suyu devinimlerinin oluşturduğu gücün enerji üretiminde kullanılabileceği, potansiyel yenilenebilir enerji kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işine ciddiyet ve dikkatle sarılmayan, teobel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remiss. daydreamer. woolgatherer. shirker. slacker. malingerer. tricky fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who does not take his / her work seriously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir limandaki tekneleri dagalarm tesirinden korumak için denizde yapılan set.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir limanı akıntılardan ve gelgitlerden korumak amacıyla gelgite açık koylarda, göllerde yada ırmaklarda gerçekleştirilen yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater. jetty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jetty. mole. breakwater. wave braker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı. 2. Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undulation. fluctuation. ripple. roll. ruffle. surge. surging. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. surge. fluctuation. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluctuation. undulation. waviness. surging. waving. rolling. undulating. oscillating. wave motion. surge. oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalga peyda etmek, dalgalı olmak. Ar. temevvüc. Osm. telâtüm etmek: Lodostan deniz dalgalandı. 2. Dalgalı görünmek, temevvüc etmek: Rüzgârdan saçları dalgalanıyordu. 3. Dalgalar peyda ederek yürümek veya koşmak: Koyun sürüsü dalgalanıyordu. Bayrak dalgalanmak = (bayrak) Rüzgâr tesiriyle kıvrılıp açılmak. Mecâzen de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billow. surge. to wave. to undulate. to billow. to become rough. to float. to fluctuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rough. to be waved. to float. to change with the market. fluctuate. oscillate. roll. surge. undulate. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalgası olan. Ar. mütemevvic: Dalgalı deniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy. undulating. rough. choppy. alternating. waved. undulated. corrugated. billowy. flowing. restless. undate. undated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choppy. corrugated. rough. rough. wavy. undulating. watery. corrugated. alternating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. wavy. rough. undulating. corrugated. moiré. harmonic. fluctuating. oscillating. surging. rolling. curly. floating. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate current, alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. still. not rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mercan, inci vesaire avlamak veya denizin dibine düşmüş şeyleri çıkarmak için denizin dibine dalmaya alışık adam: Denizin dibine dalgıç indirmek, dalgıç daldırmak. Dalgıç kuş = Balık tutmak için suyun içine dalıp yine çıkan kuş çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diver. frogman. plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diver. plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aqualung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dalmış, kendinden geçmiş adamın hâli. Osm. bîhûşluk, medhûşluk, istiğrak: Sıtmadan sonra bir dalgınlık geldi. 2. Alıklık, unutkanlık: Küçükken zeki idi, sonra kendisine bir dalgınlık geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. plunged in thought. absent. vacant. lost. far-off. dreamy. woolgathering. abstracted. deep. distrait. engrossed. faraway. glassy. meditative. moony. pensive. preoccupied. reflective. ruminant. ruminative. self-absorbed. thoughtful. unh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. abstracted. contemplative. dreamy. faraway. pensive. vacant. woolgathering. absent-minded. preoccupied. distracted. lost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-minded. lost in thought. abstracted. contemplative. forgetful. glassy. lost. moony. pensive. wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be lost in thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstractedness. absence. absence of mind. abstraction. woolgathering. kef. pensiveness. reverie. thoughtfulness. vacancy. vacuity. wandering. absent-mindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. oblivion. oversight. woolgathering. absent-mindedness. absence of mind. abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent-mindedness. abstraction. contemplation. detachment. distraction. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DALIŞ) (i.). Suyun altından yüzme, dalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka, geri. (bk.) Dal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. diving. plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dive. plunge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dahlia denilen çiçeğin bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. d ve daha doğrusu Yunan harflerinden delta şeklinde olan Fr. delto’ide. 2. Nil nehriyle başka büyük nehirlerin denize döküldükleri yerde denizin içine uzattıkları üçgen şeklinde arazi. Fr. delta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. dalk = eski ve yamalı hırka, pûşîden = giymek). Eski ve yamalı hırka giyen derviş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (asıl mânâsı: çıplak sarıksız kavuk giyen) Eline para vesaire geçirmek için yaltakçılık ve soytarılık edip kendi vekar ve haysiyetini muhafaza etmeyen adam, çanak yalayıcı. Fars. kâselîs, Ar. tufeylî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toadeating. adulatory. reptile. silky. soapy. apple polisher. toady. flatterer. sycophant. yes man. bootlicker. adulator. brown-nose. bumsucker. creeper. cringing. deadhead. flunkey. flunky. groveler. groveller. lackey. minion. reptile. tufthunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creep. henchman. lackey. smarmy. sycophant. flatterer. bootlicker. toady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatterer. apple polisher. boot- licker. creep. flunkey. leech. sycophant. toadeater toady. trimmer. truckler. understrapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sycophantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Çanak yalayıcılık, soytarılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootlicking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulation. flattery. sycophancy. toadyism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery. adulation. court. fair words. mealy-mouthed flattery. greasing. toadeating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalın kılıç, kından çekilmiş kılıç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دال] delalet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dal budak peydâ ettirmek, dallı budaklı etmek. 2. Şubelere ve parçalara bölmek, dallara ayırmak. 3. mec. Büyütüp zorlaştırmak. Osm. İzâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sth branch out. to overexpand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branching. ramification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dal budak peydâ etmek, dallı budaklı olmak: Bu fidanlar ne güzel dallandı! 2. Dallara bölünmek, şubelere ayrılmak: Anadolu demiryolu ilerde çok daha dallanacaktır. 3. Müşkül olmak: Bu mesele pek dallandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ramify. to branch out. to ramify. to get complicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branch. to shoot out branches. to branch out. to ramify. divide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضاله] sapık, yoldan çıkmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalları olan: Dallı ağaç. Dallı, budaklı = Dalları ve budakları çok. Ar. müteşâib. mec. Müşkül iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branched. furcate. ramose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oynaşma, eğlenme cilveleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vakit öldürmek, oyalanmak; haylazlık etmek. dally away vakit öIdürmek. dally with oynaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diving. dive. scuba diving. absorption. contemplation. dip. dipping. engrossment. immersion. plunge. submersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plunge. submersion. dive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plunging. diving. abstraction. absent-mindedness. falling off to sleep. dip. dive. immersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağıya varmak, batmak, toprak, su vesaire içine sokulmak: Kazma toprağın içine daldı. Havuzun içine daldım. 2. Habersiz ve izinsiz bir yere sokulmak: Kapıdan içeriye dalıverdi. 3. Hasta kendisini kaybedip dalgın yatmak: Şimdi biraz daldı. 4. Uykuya varmak: Biraz dalar dalmaz gelip uyandırdılar. 5. Derin bir fikir ve düşünceye varıp her şeyden habersiz olmak: Kendi kuruntularına dalmış, derin birtakım düşüncelere dalmış. 6. Bir işle meşgul olmak: Yeni işime öyle bir daldım ki, sormayın. 7. mec. Bilmediği bir işe girişmek. Dalıp çıkmak = (kandil fitili) Sönecek olup yine parlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut into. be wraped up in. be lost in thought. dive. plunge. rush in. rush into. break into. bounce. nip in. sink. sink into. lose oneself in. be absorbed in. meditate. barge. bathe. break. conk. contemplate. dip. drop. drowse off. duck. engross. gro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daydream. dive. penetrate. submerge. to dive. to submerge. to plunge. to be engrossed in. to be immured in. to enter suddenly. to dash into. to plunge in. to drop off. to fall asleep. to lose consciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dive. to plunge into. to be engrossed in. to enter suddenly. to concentrate on. to fall asleep. to doze. to lose consciousness. dip. plunge. swim in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dalmaçya. Dalmatian (i). Dalmaçyalı; arabaya koşulan bir cins köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrossed. faraway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branchless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı çıplak, aşağılık takımından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). Dalton hastalığı, renk körlügü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. daltonisme

tıp renk körlüğü

Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daltonism renkkörlüğü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daltonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Daliya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şey satılırken ölçü birimi sayılan sayıya varılınca söylenir: Dalya on, dalya yüz, dalya bin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dahlia. aster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yıldız çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık tutmak ve saklamak üzere deniz kenarında, koy ve boğazda sınırlanmış yer: Dalyan kurmak, dalyan balığı. Dalyan gibi = İnce ve uzun boylu, mütenasip yapılı, boylu boslu genç: Dalyan gibi delikanlı. Dalyan gibi kadın (benzetilen şey, dalyana kurulan yüksek direk olsa gerek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpond. fishgarth. fishery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalyanın balık avı yerinde balık avlayan balıkçı. Böyle bir yerin sahibi veya müteahhidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptallığı yüzünden her zaman densizlik eden, pot kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twat. blockhead. pisser. jerk. ponce. fucker. bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük sarıkların omuz üzerine dökülen ucu. Dama

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clutch pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Dervişlere mahsus eski ve yamalı hırka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). oyalanmak, yavaş yavas iş görmek, ağırdan almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meditate. muse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bedîl). Bediiler, (bk.) Abdâl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابدال] derviş, abdal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendisine has edası olan. 2. Tavırları güzel olan, nazlı: Edalı bir kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charming. coquettish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fâdıl’dan itaf.) (c. efâdıl). Daha veya pek faziletli, tercih olunur, Ar. müreccah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افضل] en üstün, en iyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Çok faziletli, yüksek derecede. 2.Tercihe şayan, müreccah. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Daha faziletli olma. Ar. rüchân: Sünnîler, Hazret-i Ebûbekir’in halifeler arasında efdaliyyetine karar vermişlerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Elipsoitle ilgili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. her şeyin sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek erkek, dal gibi uzun erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (anat.) burun içinde bulunan kalbura benzer bir kemiğe ait. ethmoid bone (anat.) etmoid, kalbur kemiği. ethmoidal cells (anat.) etmoid hücreleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Faziletli. 2.Rasulullah’a tabi olmuş sahabedendir. Medineli ilk müslümanlardandır. Birçok hadis rivayeti mevcuttur.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Başkent: Thorshawn.

Nüfus: 1399 km2.

Komşuları: Atlas Okyanusu’nun Kuzeyinde Takımada.

Önemli Şehirleri: Thorshawn, Sandur, Sandvik, Klaksvik.

Din: Çoğunlukla Hıristiyan.

Dil: İzlanda Dili, Faroe Dili.

Yönetim Biçimi: Danimarka’ya Bağlı Özerk Bölge.

Tarih: Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde 22 volkan adasından oluşan takımada. İzlanda ile İngiltere arasında yer alan bu takımadanın merkezi Thorshawn’dır. Adalardan yalnızca 17’sinde insan yaşar. Ancak 2. Dünya Savaşı’nda Danimarka’nın Almanlar tarafından işgal edilmesiyle bir süre İngiliz denetimine geçti. 1946’da Faroe parlamentosu bağımsızlık ilan etti ama yeni meclis kararı değiştirdi. 1948’de özerkliği tanınan Faroe 1953’ten bu yana Danimarka meclisinde 2 üye ile temsil edilmektedir.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneficial use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( FAİDELENMEK) (f.). Menfaat görmek, kâr etmek. Osm. müstefid olmak: Bu ticaretten hayli faydalandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take advantage of. profit by. make use of. use. trade on. rejoice in. exploit. follow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to profit. to utilize. to benefit from. to make use of. to take advantage of sth/sb. to cash in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to benefit / to profit from. to derive benefit from sth. to turn to good purpose. take. take advantage of. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDELİ) (i.). Menfaat veren, faydası dokunan, yararlı, müfîd, asıllı, kârlı, kazançlı: Faydalı iş, faydalı kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useful. profitable. helpful. of use. advantageous. beneficial. benignant. favorable. favourable. rewarding. salutary. serviceable. utilitarian. utility. valuable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive. useful. beneficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useful. worthwhile. advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Feudal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Feudal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. féodalité

tar. derebeylik

Orta Çağda özellikle Batı Avrupa’da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudality. feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism derebeylik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). derebeyliğe ait. feudal system Avrupa derebeylik sistemi. feudalism (i). derebeylik feudal'ity (i). derebeylik; tımar, zeamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1/32 ayakl-ibre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FUDELA) (bk.) Fuzala.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Fundagillerle beraber daha başka benzer familyaları da içinde toplayan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çalı çırpı ile kaplı yer, çalı ormanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake. brush. health. scrub. shrubbery. thicket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerator pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas pedal. accelerator pad / pedal. foot accelerator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرد آلود] tozlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (doğrusu gızalanmak). Yemek, beslenmek, Osm. tegaddî etmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bugün artık hemen hemen her evde buzdolabı var. Günlük gıdalarımızı bozulmasınlar diye buzdolabında saklarken, uzun süre saklayacaklarımızı da buzluk veya derin dondurucu dediğimiz kısmına koyuyoruz. Gıdaların normal hava şartlarında bozulmalarının nedeni, bu ortamda gıdada bulunan bakterilerin, mikropların kısacası mikro organizmaların gelişerek faaliyetlerini sürdürmeleridir.

Gıdaları soğukta veya dondurarak muhafaza en çok başvurulan ve püf noktaları olan yöntemlerdir. Bu arada gıda muhafazasında tam tersi yollar da vardır. Isıtarak muhafaza ve kurutma gibi. Hatta turşu kurmak bile bir muhafaza yöntemidir. Dondurarak muhafazaya geçmeden önce pastörizasyon, sterilizasyon gibi sık sık ismini duyduğumuz veya etiketlerin üzerlerinde gördüğümüz terimlerin anlamlarına bir bakalım.

Gıdaları daha dayanıklı kılmak amacıyla uygulanan yöntemlerden pastörizasyon ve sterilizasyon ısıl uygulama ile muhafaza anlamına gelmektedirler. Sterilizasyonda gıda 100 derecenin üzerinde ısıtılır. 100 derecenin altındaki ısıl uygulamalar ise pastörizasyon adını alır. Her iki yöntemde de amaç daha işin başında bakteri ve mikropları öldürmektir.

Hangi yöntemin uygulanacağını gıdanın asit durumu belirler. Asit oranı fazla gıdalarda bakteri ve mikropların ısıya dirençleri azalır. Bunun için düşük asitli gıdalar sterilize edilirlerken yüksek asitli gıdalar pastörize edilirler. Ancak sütte durum farklıdır. Süte pastörizasyon işleminin uygulanmasının asıl amacı dayanıklı bir ürün elde etmekten ziyade verem mikrobunu öldürmektir.

Kurutarak saklamada, su ortamdan uzaklaştırılır. Böylece bakteri ve mikropların gelişmesi önlenir, biyokimyasal reaksiyonlar en aza indirilir. Ancak yine de bazı kimyasal reaksiyonlar oluşur ve bunlar da renk koyulaşmasına ve gıdanın acılaşmasına yol açarlar.

Soğukta muhafazada, gıdanın hücre suyu, en fazla donma noktasına kadar soğutulur. Meyve ve sebzelerde bu sıcaklık +4 ile -2 derece arasındadır. Bu yöntemin en yaygın kullanma yeri buzdolabıdır ve dondurarak muhafaza ile karıştırılmaması gerekir.

Günümüzde gıdaların dondurularak saklanması çok yaygın bir şekilde uygulanan en iyi muhafaza yöntemidir. Bu yöntemde hücre suyunun donması ve hücrelerin ölmesinin sağlanmasına kadar sıcaklık düşürülür. Gıdalar genellikle -40 derecede dondurulur, -18 veya -20 derecede muhafaza edilir.

Gıdadaki su miktarının azalması bakteri ve mikropların yaşamalarına uygun olmayan bir ortam yaratır. Ancak dokulardaki suyun donarak buza dönüşmesi sırasında hacim büyüdüğünden hücrelerdeki doku yapıları da bozulabilir. Bunu önlemek için donma olayının hızı çok iyi kontrol edilmelidir.

Gıdaları yavaş yavaş dondurursak oluşan buz kristalleri hücre dokularını parçalayacağından, yapısı bozulmuş olan bu gıda çözünme sırasında dışarıdan gelecek bakterilerin hücumuna karşı direnç gösteremez ve çabucak bozulur, donma sırasında oluşan buz kristallerinin boyutları, donma hızına bağlıdır. O halde donma, buz kristallerinin büyümelerine fırsat bırakmayacak şekilde mümkün olduğunca hızlı olmalıdır (şok donma).

Bu şekilde dondurulmuş gıdalar tüketiciye ulaşana kadar dondurulmuş durumda olmalı ve depolarda -18 derecenin üstüne çıkılmamalıdır. Çünkü bir kere dondurulduktan sonra çözülen gıda artık steril değildir, hatta bu durumda bozulma daha hızlı oluşur, tekrar dondurmak da çare değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Besleyen, besleyici: Gıdalı yemektir. Hurma gıdalı bir meyvedir.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizinde adalar, Porto Riko’nun güneydoğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 16 15 Kuzey enlemi, 61 35 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,780 km².

Sınırları: toplam: 10.2 km.

sınır komşuları: Hollanda Antilleri (Sint Maarten) 10.2 km.

Sahil şeridi: 306 km.

İklimi: Subtropikal iklimin etkisindedir, yüksek nem oranı değişiklik göstermektedir.

Arazi yapısı: Basse -Terre iç kısımdaki dağlar arasında volkanik özellik taşıyanıdır; Grande-Terre bölümü ise alçak bir kireçtaşı oluşumudur; diğer yedi ada da çoğunlukla volkanik özellik taşımaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Soufriere 1,484 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi, turizmin gelişmesine olumlu katkıda bulunan iklim ve sahiller.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.7.

daimi ekinler: %2.92.

Diğer: %85.38 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 60 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Ekim ayları arasında kasırgalar (hurricane); Soufriere aktif yanardağdır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 452,776 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.88 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.41 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.06 yıl.

Erkeklerde: 74.91 yıl.

Kadınlarda: 81.37 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.9 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Guadaluplu.

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah veya melezler %90, beyazlar %5, Doğu Hindistanlılar, Lübnanlılar, Çinliler %5 civarındalar.

Din: Roma Katolikleri %95, Hindu ve pagan Afrikalılar %4, Protestanlar %1.

Diller: Fransız (resmi) %99, Creole kökenli (Hem Avrupa, hem de Asya soyundan gelenler).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %90.

erkekler: %90.

kadınlar: %90 (1982 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guadalup Bölgesi.

kısa şekli : Guadalup.

Yerel tam adı: Departement de la Guadeloupe.

yerel kısa şekli: Guadeloupe.

Bağımsızlık durumu: Fransa’ya bağlı bir ülkedir.

Başkent: Basse-Terre.

İdari bölmeler: yok (Fransa tarafından yönetilir).

Bağımsızlık günü: yok (Fransa’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bastille Günü, 14 Temmuz (1789).

Anayasa: 28 Eylül 1958 (Fransız Anayasası).

Hukuk sistemi: Fransa hukuku.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: FZ, WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır. Turizm ülkede anahtar sektördür. Gelen turistlerin çoğu ABD’li turistlerdir. Tarımda eskiden beri şekerkamışı en önemli ürünlerden olmuştur. Son dönemlerde ise şekerkamışı yerini yavaş yavaş başka ürünlere - muz, patlıcan ve çiçeklere bırakmıştır. Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir. Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir. İşsizlik


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, gelişmiş dal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. hardel’den). 1. Meşhur yakıcı tohum. Hardal tanesi = Pek küçük şey mânâsına. 2. Döğülmüş hardal macunu ki, yemekte ete sürülür: Fransız, ingiliz hardalı. Hardal lapası, yakısı = Ağrıyan yere yapıştırılan lapa veya yakı, dövülmüş hardal ile sıvanmış kâğıt: Hardal yakısı koymak, gezdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mustard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mustard. cruet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خردل] hardal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sinapis): Turpgillerden bir çeşit bitkidir. Vatanı Akdeniz bölgesidir. Sarı veya beyaz çiçeklidir. Tohumlarında eterik yağ vardır. İki çeşidi vardır. - Siyah hardal: Çiçekleri sarı, meyvesi dört köşeli, kısa ve sivridir. Hekimlikte; göğüs hastalıklarında kullanıllır. - Beyaz hardal: Soluk kırmızı veya beyaz çiçeklidir. Taneleri, siyah hardalınkinden daha büyüktür. Hekimlikte; daha ziyade siyah hardal tohumu kullanılır. Tesirli maddesi “potasium mironat” ve “sinigrin”dir. - Hardal ruhu: Ilık suya, dövülmüş hardal tohumu konularak elde edilir. Çok tahriş edici bir maddedir. Deriyi kızartır ve yakar. - Hardal kağıdı: Hardal tozunun, kauçuk mahlülü aracılığıyla kağıda yapıştırılması suretiyle elde edilir. Bu kağıt ılık su ile ıslatılıp, hardallı tarafı cilde tatbik edilir. - Hardal banyosu: Temiz bir tülbentin içine 150 - 500 gram hardal tozu konur. Çıkın yapıldıktan sonra banyo suyuna konur. Hardal kağıdı, keten tohumu lapası veya hardal banyosu 10-15 dakikadan fazla tatbik edilmemelidir. Kullanıldığı yerler: Beyne veya akciğerlere kan hücum etmesi hallerinde faydalıdır. Bronşit ve zatürreeden doğan şikayetleri giderir. İç organlarda biriken kanı dışarı çeker. Sofrada kullanılan hardal ise hazmı kolaylaştırıp, kabız olmayı önler.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mustard gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hardaliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (konuşma dilinde: hardaliye). Hardal ile terbiye edilmiş şıra ki, hardal kuvvetiyle, ekşitilmeksizin de dayanabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hay huy ile hayvanları yürütmek, yürütmeye çabalamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İspanyol asılzadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hiperboloit biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenk ahalisinden olan, Felemenkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. dutch. hollander. dutchman. netherlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchman. dutch. dutchwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to spend money extravagantly. to become a womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkınlık, sefâhet, zevk, safa ve sefahet yolunda müsriflik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. extravagance. womanizing. squandermia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend money profligately. to chase women. to womanize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ufalmak, parça parça olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Lütuf ve bağış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irisman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Irishwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedel» den masdar). Değiştirme, bir şeyi verip yerine diğer bir şey isteme. Osmanlı devrinde müddeti biten erlerin yerine yeni kur’a erleri getirip eskilerine izin verme. Istibdâl neferâtı = Bu şekilde izin alıp giden erler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog-fight. dog- fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİDAL) (i. A. «adi» den masdar). 1. iki tarafı eşit olme, Ar. tesâvî: İtidâl-i leyi ü nehâr (gece ile gündüzün eşit olması). 2. İki uçta aşırılık arasında ortalama durumda olma, tam lüzumu derecesinde bulunma, orta halde olma: Havanın, ısının itidali. 3. Şiddet, aşırılık ve heyecandan uzak olma, yumuşaklık, yavaşlık, mülâyimlik: İtld«l-i efkâr, İtldll-l meslek = Fikirlerin, tutulan yolun yumuşaklığı. 4. Tenâsüp, uygunluk, uyuşma, tevâfuk: İtldll-l kaamet = Boy bos uygunluğu. Ekseriya kesbetmek, iktisâb etmek yahut bulmak fiili ila kullanılırdı: Havalar İtidâl kazandı, hastalık biraz itidal buldu. 5. (astronomi) Yılda iki defa gece ile gündüzün eşit (12’şer saat) olması: İtidll-i rebîi = Baharın başı. İtldâl-i harîfî = Sonbaharın başı. Had, derece-i itidâl = Her şeyin iki uçta aşırılıktan uzak sayılması lâzım gelen derece. Adem-I İtidâl = İtidalsizlik. Fransızlarin «soğukkan» (sang froid) tâbiri «İtidâl-i dem» diye kullanılmışsa da, doğrusu «İtidâl-i mizâc» olabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temperance. moderation. self-possession ılım. ölçülülük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. mildness. sobriety. composure. equanimity. moderate. calm. mild. continence. decency. golden mean. levelness. sang froid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتدال] denge, ölçülü olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. self-possessed. composed. well- disposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) itidal eksikliği veya yokluğu, Osm. adem-i İtidâl, iki uçta aşırılık: Havanın itidalsizliği.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(izlandayosunu): Dağlarda ve ormanlardaki kayalar üzerinde bulunur. Zeytinyeşili renginde, dantel gibi tırtıllı parçalar halindedir. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Müsilajlı ilaç yapmakta kullanılır. İçeriğinde “Lichenin”, “Dekstrolikenin” ve “Cetrarin” vardır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Bağırsak bozukluğunu giderir, ishali keser. Nefesdarlığını giderir. Bronşitin sebep olduğu şikayetleri giderir. Veremde faydalıdır. Şeker hastalarına ekmek yapmakta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fasteners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door latch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrabilious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kethudâ sıfet ve görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Kahramanlık, yararlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara hatıra olarak verilen madenî nişan: İstiklâl madalyası. Madalyanın ters tarafı = Bir işin, hesaba katılması gereken pürüzlü tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medal. decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. medal. obverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medal. decoration. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). İçine küçücük resim, saç teli gibi hatıralar konulan ve boyuna zincirle asılan süs eşyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medallion. locket. roundel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locket. medallion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locket. medal. medallion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kapı ve pencere kanadını kapamaya mahsus, döner tahta veya demir dökme: Mandalı çevirmek. Kırk kapının mandalı = Her yere giren ve her işe karışan adam, sürtük. 2. Kânûn çalgısındaki anahtarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latch. clothes peg. pin. fastener. ratch. ratchet. clothes-peg. clothes-pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. peg. pin. latch. thumb latch. tumbler. clothes-peg. clothes pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latch. thumb latch. tumbler. catch. clothes pin. clothes-peg. tuning peg. powl. ratchet. locking ratchet. bolt. thumb catcher. snap. plug. click. bridging. arrester. arrest. gripper. dog. casp. clavier. trippet. trigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce’den). Turunçgillerden Çin menşeli, kabuğu kolay soyulan bir meyve, mandarin (Lat. citrus nobilis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandarin. tangerine. mandarin orange. tangerine orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangerine. mandarin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangerine. satsuma. mandarin orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mandarin): Turunçgiller familyasından; 5-6 m yüksekliğinde mandalina ağacının meyvesidir. Tatlı, kokulu, lezzetli, vitamince zengin bir meyvedir. Kabuğundan esans çıkarılır. Kullanıldığı yerler: Kanı temizler. Sinirleri yatıştırır. Damar sertliği, felç ve gripte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). Mandalı çevirmek, mandalla kapamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madalya, para şeklinde nişan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madalya yapan kimse; madalya kazanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük madalya; madalyon, daire içinde kabartma veya resim gibi süs; A.B.D. taksi ehliyeti; ehliyetli taksi şöförü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şekle ait; şekilden ibaret; müz. makama ait; gram. kiplere ait; istatistik en sık görülen (değer), tipik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekil, usul, tarz; man. bir önermenin gerekliliğini, imkân veya imkansızlığını ifade eden hal; tıb tedavi usulü veya cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hz.Peygamberin isimlerinden).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Faziletli, fazileti çok adam.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düğüme ait. nodal points titreşim halinde bulunan bir ip veya telin hareketsiz noktaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nikâhsız cariye. oda musikisi (i.). Orkestra ile çalınmayan, az çalgı ile icrâ edilen musiki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concubine. odalisque. female share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) odalık, cariye, halayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Onda bir olarak verilen veya alınan ücret veya vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal. decimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal. a tenth part. tithe. ten percent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal. a tenth part. ten percent. decimal. tithe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal system. algorism. metric system. numeration decimal. decimal scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal system. algorism. metric system. numeration decimal. decimal scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Onda bir hisse alan ve toplayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz dal. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz er dal.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bataklıklara ait; bataklık gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolster. to stay. to prop. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propped. supported. stayed. buttress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Bisikletin ayakla çevrilen iki basacak yerinden her biri. Otomobil ve başka makineleri kullanırken ayakla basılan kısım: Fren pedalı, gaz pedalı 2. Basit, küçük baskı makinesi: Pedal makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. treadle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the foot, or to feet, literally or figuratively; specifically , pertaining to the foot of a mollusk; as, the pedal ganglion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a pedal; having pedals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lever or key acted on by the foot, as in the pianoforte to raise the dampers, or in the organ to open and close certain pipes; a treadle, as in a lathe or a bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. treadle. footboard. foot lever. damper. pad. footstep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device operated by the foot of the player which moves the registers, the buff stop, or the coupler In modern harpsichords, one pedal is usually provided for each register and one each for the buff stop and the coupler. use a foot-operated lever, as in:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) s. pedal, ayakla işletilen manivela; bisiklet pedalı; org veya piyano pedalı; f. ayakla işletmek (bisiklet, makina); s. ayağa ait, ayak ve benzeriyle ilgili. pedal notes müz. sürekli olarak kalın perdede çalınan no

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Piramit biçiminde. 2. Piramitle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir librelik bir cismi saniyede bir ayak süratle hareket ettiren kuvvet ölçü birimi, 13850 din.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. romatizmaya benzer, romatizma kabilinden; romatizmalı. rheumatoid arthritis romatizmal arterit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hindistan’dan gelen bir cins kokulu ve sağlam ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kısa boylu ve genişçe kayık. 2. Bir çeşit hafif ayakkabı (vaktiyle sandal ağacından yapıldığından bu adı almıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandalwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat. sandal. rowboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Sendal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sandalwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of shoe consisting of a sole strapped to the foot; a protection for the foot, covering its lower surface, but not its upper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of slipper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An overshoe with parallel openings across the instep. a shoe consisting of a sole fastened by straps to the foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a shoe consisting of a sole fastened by straps to the foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çarık, sandal, mest; ayakkabı üzerine giyilen kısa şoson; sandal bağı veya şeridi. sandal(l)ed s. çarık giymiş, çarıklı sandal. sandalwood i. sandal, sandal ağacı tahtası. red sandal wood tree kırmızı sandal ağacı bot. Ptero carpus. santalinus wh

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandal sandalwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadan dayanacak yeri olup yandan kol dayayacak yerleri olmayan hafif iskemle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sandalyası olmayan. Sanda lyasız nâzır, bakan = Devlet bakanı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kalanga): Sandalgiller familyasından; küçük boylu bir ağaçtır. Hindistan ve Malakka’nın dağlık bölgelerinde yetişir. Yaprak dökmez. Yaprakları karşılıklıdır. Çiçekleri sarımtırak kırmızıdır. Meyveleri kiraz büyüklüğünde olup, siyah renklidir. Odunu sarımtırak renktedir ve kokuludur. Bu odundan uçucu bir yağ olan santal esansı çıkarılır. Hekimlikte kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdraryollarındaki mikropları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Sandal kullanan kayıkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandals. sandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avrupa hükümdarlarının (esasen sandal ağacından yapılma) tahtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins mazının zamkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sandalya yapan ve satan veya tamir eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chair. office. post. position. seat (right to sit in a legislative body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

struggle to get or maintain an administrative post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. italyanca: sardina). 1. Konserve ve tuzlaması yapılan, küçük bir balık çeşidi. 2. mec. Vasıtalara pek sık doldurulmuş veya birikmiş kalabalığı ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine ateşbalığı. sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. saydalâniyye). Eczacılıkla alâkalı, eczacılığa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eczacılık, ispençiyari ık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. skandal, rezalet, ayıp, kepazelik; kovculuk; iftira, dedikodu; rezil kimse; kepaze şey; yüzkarası. scandalize f. rezalet çıkararak bir kimseyi mahcup edip şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rezalet kabilinden, rezilane, kepazece, iftira kabilinden, lekeleyici. scandalously z. rezilcesine. scandalousness i. rezalet, kepazelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda kullanılan ince bir ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) ek yerlerinden bölünen veya ayrılan, zardan ayrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uzun kelimeler kullanmaya meraklı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevdaya tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall in love. to fall in love. to lose one's heart. to fall for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall passionately in love with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aşık, aşk ve alâkaya düşmüş. 2. Pek ziyade düşkün, meftun: O ata sevdalı oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovesick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorous. lovesick. madly in love. in love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who is passionately in love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şeydâyî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güç, kuvvet, dayanıklılık. 2.Olgunlaşmaya, erginleşmeye başlayan. 3.Öfkeli, sinirli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinüsiot denilen eğri bir çizgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scandal. cracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

éclat , outrage , scandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkadaşlık; cemiyet; Kat. hayır cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir maden filizini, bir su veya petrol yatağını veya üzerinde yapı yapılacak bir yerin tabaka cinslerini meydana çıkarmak için toprağı bir Aletle deierek yapılan araştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sondalama fiili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sound. to fathom. to drill a hole in (the ground. to probe. to catheterize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. intihar kabilinden; yok edici suicidally z. intihar etmeye meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dahili lens motoru, daha hızlı otomatik odaklamanın yanı sıra daha sessiz ve sorunsuz bir çalışma sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lifeboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Birbirine yakın birkaç adanın bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelchair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. met ve cezre ait; gelgit kabilinden; gelgite bağlı. tidal basin gelgit havzası. tidal clock gelgit zaman ve durumunu gösteren saat. tidal river gelgit etkisi çok içerilere kadar ulaşan ırmak. tidal wave denizaltı yer sarsıntısından ileri gelen büyü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatöre dengeli voltaj sağlayan, yüksek verimli ve düşük manyetik sızıntılı yüksek performanslı bir besleme transformatörü yapısı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç düğüm veya eklemi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turfanda yetiştirilen tarla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote controlled. remote guided. wireless- controlled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Fr.). 1. Milâd’ın başlarında Kuzey’den inen çeşitli Doğu Germen kabilelerine verilen ad. 2. Vandallar’la alâkalı. 3. mec. Barbar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of a Teutonic race, formerly dwelling on the south shore of the Baltic, the most barbarous and fierce of the northern nations that plundered Rome in the 5th century, notorious for destroying the monuments of art and literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, one who willfully destroys or defaces any work of art or literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the Vandals; resembling the Vandals in barbarism and destructiveness. someone who willfully destroys or defaces property a member of the Germanic people who overran Gaul and Spain and North Africa and sacked Rome in 455.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who willfully destroys or defaces property. a member of the Germanic people who overran Gaul and Spain and North Africa and sacked Rome in 455.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. vandal; s. vahşi, yıkıcı. vandalism i. vandalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güzel şeyleri, bilhassa san’at eserlerini mahvetmek isteğini doğuran ruh hâli, barbarlık .

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saying farewell to each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine vedâ edip ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid a person adieu. make one's adieus. make one's farewells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say good-by to each other. take leave of. to say good-bye to each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say farewell to each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. vitello = dana). 1. Tabaklanmış dana derisi ki, ayakkabı, çizme vesaire yapılır. 2. Bu deriden yapılma: Vidala çizme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calfskin. calf's / calf leather. box calf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vida ile tutturmak, tesbit etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screw. screw down. screw on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to screw. to screw down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to screw sth in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be screwed in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vida ile tutturulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwed. provided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zerd = sarı, Alû = erik. Türkçe’si; zerdeli). Şeklen eriğe ve lezzetçe kayısıya benzeyen meyve ki, mayısta yetişir. Zerdali ağacı = Bu meyveyi veren ağaç (talaffuzu: zerdali).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zerdali.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زردالو] zerdali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by