Damen-bus ne demek? | Damen-bus anlamı nedir? | Damen-bus

Damen-bus anlamı nedir?

Damen-bus ne demek?

Damen-bus anlamı nedir?

Damen-bus | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: damen bus

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Uböset» ten imef.). Yüzü ekşi, çatık çehreli, asık suratlı: Abus adam. (Çehre hakkında da kullanılır). Vech-i abûs, abûsül-vech = Yüzü ekşi, çatık çehreli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبوس] somurtkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötüye kullanma, suiistimal; kötü muamele; zarar; fesat, suç; küfür, sövüp sayma; Irza tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kötüye kullanmak; suiistimal etmek; zarar vermek, incitmek; sövüp saymak, küfür etmek; şerefini lekelemek; Irza tecavüz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağzı bozuk, küfürbaz; yolsuz, bozuk; fesatçı abusively (z). yolsuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koca, zevc, yaşlı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarım ve tarım ticareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوده دامن] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusu, tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pusu, tuzak; (f). tuzak kurmak, pusuya düşürmek. Iay an ambush pusu kurmak. Iie in ambush pusuya yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kullanılan bir çeşit çakmaklı tüfek. ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otobüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F). Türk musikisinde bûselikli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaybozan tüfeği; aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öpme, Fars. bûse: BÜs etmek: Öpmek (sıfat terkibi teşkiline gi-rer). Dest-bûs = El öpen. Pây-büs = Ayak öpen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. otobüs; k.ili binek otomobili; f.otobüsle gezmek; otobüsle taşımak.bus bar elektrik bağlama çubuğu. bus boy lokantada kirli tabakları toplayan işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bisât). Bisâtlar, kilimler, döşekler, minderler, keçe yaygıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen, (bk.) Bütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downright. quite. altogether. wholly. completely. entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. wholly. completely. neck and crop. out and out. teetotal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.bir çeşit ingiliz askeri başlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss öpücük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوسه] öpücük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Öpüşmek, öpmek. - İslâmî ahlâka aykırı olduğu için isim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bûse, öpücük alan, toplayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bûse, öpücük toplayan, kapan, alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şapır şupur öpüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpücü, öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinin 13 basit makamının 2’incisi; lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. T. F.). Türk musikisinde orta sekizlideki «si» perdesi ki portenin üçüncü çizgisine yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Aşîrân «mi» perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çalı, çalılık, çalıya benzer şey çalılık arazi; mak. zıvana, burç; f. çalı ile örtmek, kaplamak, çalı ile destek yapmak; çalıdan yapılmış tarakla taramak. beat about the bush sadede gelmemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'da bulunan ve maymuna benzer ufak bir hayvan, zool. Galago maholi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormanda rahat yaşayabilme hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili yorgun, bitkin; ne yapacağını şaşırmış bir halde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kile; ing. 4/5 kile. hide one's light under a bushel örnek olmak istememek; yeteneğini gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D. biçimini değiştirmek, tersyüz etmek, onarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'nın geleneksel savaş kuralları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek kovan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.ormancı: Avustralya'da çalılıklarda oturan kimse; b.h. Güney Afrika zenci ırkına mensup kimse. Buşman; Buşmanların dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalıyla kaplı; çalı gibi, gür. bushiness i. çalı gibi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpme, öpmeklik. Destbûsî = El öpme. Dâmen-bûsî = Etek öpme. Ifâ-yı resm-i dest-bûsi etmek = Etek öpme merasimini ifa etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülmüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş, meslek, vazife; ticaret; iş yeri; mesele, problem. stage business tiyatro oyuncuların konuşma dışındaki jest, mimik gibi davranışları. have no business hakkı olmamak, alakası olmamak. mean business f. ciddi niyeti olmak. businesslike s. ciddi, sist

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şapırtılı öpüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korseyi dik tutan kemik veya madeni balina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. potin, kısa çizme; eski Yunan ve Roma tiyatrosunda oyuncuların giydiği sandalet; trajedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. potin, çizme veya eski Yunan ve Roma tiyatrosunda oyuncuların giydigi sandaleti giymekte olan; trajediye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Püskü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otobüs şöforü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müjde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Müjde, sevinçli hab(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (eski) ve leh. öpücük, buse; f. öpmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Vücudun göğüsten yukarı kısmı. Vücudun bu kısmını gösteren resim veya heykel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili patlamak, patlak vermek; iflâs etmek; patlatmak; mahvetmek, iflâs ettirmek; orduda rütbesini tenzil etmek; vurmak; i. göğüs. bust; (argo) mahvolma, iflâs; slang top atma; içki âlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوستان] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Bahçe içinde bulunan köşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bostana ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toy kuşu, zool. Otis tarda; Avrupa ve Afrika'da yaşayan diğer birkaç cins kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) tutuklanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) hayvan terbiyecisi; dağıtan veya mahveden kimse; ulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. telâş etmek, koşuşmak, acele ile hareket etmek; acele ettirmek; i. telaş, koşuşma, acele; eskiden kadınların eteklerini kabarık tutmasl için kalça kısmına taktıkları yastık gibi şey. hustle and bustle telâş, koşuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşgul; hareketli, faal; işgüzar, burnunu her işe sokan. busy signal meşgul işareti. busybody i. herkesin işine burnunu sokan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meşgul etmek iş vermek, boş bırakmamak; meşgul olmak, işi olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Card bus, bellek sürücülerinin ve diğer çevre birimlerinin, bir bilgisayara entegre edilmesini sağlayan standart bir arayüzdür. Card bus, PCMCIA biçiminin geliştirilmiş halidir ve 32 bit/33 MHz bus-mastering uygulamalarına olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (şaka). dolambaçlı yol; boş laf etme dolaylı bir şekilde meramını anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yanabilir, tutuşabilir; parlamaya hazır; (i). kolay tutuşan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yanma, tutuşma; (kim). ısı ve ışık veren oksitlenme. combustion chamber yanma hücresi, yanma haznesi. combustion furnace yanma fırını, yakım ocağı. combustion gases yakım gazları. combustion motor yakımlı motor. combustion period yanma süresi, yakım

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (aslı: cünbiş). 1. Kımıldanma, hareket. 2. Zevk, eğlence: Bu akşam cümbüş edecekler; cümbüş İçin kıra çıkıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bancoya benzetilerek yapılmış ve teneke kaplanmış, meyhane musikisinde kullanılan bir çeşit ud. Tanbur şeklinde olanı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamboree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binge. blowout. jamboree. merrymaking. orgy. revel. revelry. spree. carousal. rave-up. a mandolin with a metal body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgy. revel. carousal. a mandolin with a metal body. bacchanal. carouse. festivity. jollification. kick- up. life. merriment. merrymaking. rave. rave up. revelry. saturnalia. spree. team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riotous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cümbüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek, zeyl: «Erişir menzil-i maksûduna Aheste giden — Tİzreftâr olanın pâyine dâmen dolaşır».

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن] etek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) Eteği bulaşık, mec. İffetsiz, kötü işlere karışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek bulaşıklığı, iffetsizlik, suçluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek öpme, etek öpme töreni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Etek belde, eteğini kaldırıp beline bağlamış, hazır. Ar. müheyyâ. 2. Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen-der-miyân-ı gayret olmak = Bir işe canla başla girişmek. Bir işe cidden teşebbüs eden: Dâmen der-miyân-ı gayret oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâmen = etek, giriften = tutmak). Birinin eteğine sarılan, imdat isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dâmen = etek, keşîden = çekmek). Eteğini çeken, eteklerini toplayan, bir işe karışmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن آلوده] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن بوس] etek öpen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağ eteği, çevresi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامنه] yamaç, dağ eteği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن گير] davacı, şikayetçi. 2.eteğe sarılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Topuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El öpme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, bûsîden = öpmek). El öpme. İfâ-yı resm-i destbûsi = El öpme törenine katılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بوس] el öpen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بوسی] el öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yanlış bir fikri düzelterek gözünü açmak, doğru yolu göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -bi) i eski Yunanistan'da reşit olarak tam vatandaşlık haklarını elde eden genç. ephebic s. bu gençlere ait; bir canlının olgunluk dönemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) birçok şeyden meydana gelen tek şey, Amerika Birleşik Devletlerinin resmi sloganı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (pol)., (A.B.D). engellemek, bir kanunun kabul edilmesini önlemek için vakit geçirici konuşmalar yaparak kürsüyü işgal etmek; (i). böyle bir engelleme; korsan, haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i makat, anus, kıç; cogr bir bölgenin coğrafi yapısı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i esaslı, asli, önemli, mühim; birinci, temele ait, kaideye ait; muz esası bassoda bulunan; i esas, temel; müz en pes nota fundamental rights temel haklar fundamentally z esasen, esas itibariyle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Pro testanllkta aşırı tutuculuk; Kitabı Mukaddesi harfi harfine tefsir etme fundamentalist i dini akidelerde aşırı tutucu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentaliste

top. b. kökten dinci

Kökten dincilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of fundamentalism of or relating to or tending toward fundamentalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who thinks that a corporation's security prices are determined by its future earnings and dividend abilities Besides studying a corporation's financial data, they will also examine its industry and how the economy will affect the company's core b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentalisme

top. b. kökten dincilik

1. Kurulu düzenin temellerini dinî kural ve inançlar doğrultusunda değiştirip uygulamadan yana olan tutum veya öğreti. 2. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Amerika’da ortaya çıkan protestan kökenli dinî akım.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül öpüşlü, öpmesi gülün teması hissini veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşi isiyle kalan mürekkep makamlardan biri. Az kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde buselik beşlisinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yanmaz, ateş almaz, tutuşmaz; i. ateş almaz madde. incombustibil'ity i. yanmazlık. in combus'tibly z. ateş almayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. incubi, incubuses) kâbus, karabasan, ağırlık basması; kâbus gibi şey, sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uykuda ağırlık basma, eski Türkçe: Kara başkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightmare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کابوس] karabasan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak öpme (töreni).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulated bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar şeridi; iki değişik renk arasındaki kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. libâs). Libâslar, giyecekler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «habs» den imef.) (c. mahbûsîn). Hapsolunmuş, mevkuf, tevkif olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محبوس] hapsedilmiş. 2.hapishane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Hapishane, mahbes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahbusluk, mahbus bulunanın hâli ve mahbus kaldığı müddet: Mehbusiyyeti iki sene sürdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy. member of parliament milletvekili.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. deput. congressman. deputy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مبعوث] gönderilmiş. 2.milletvekili. 3.ölümden sonra dirilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. melbûse). 1. Giyilmiş, kullanılmış giyecek. 2. Giyinmiş, esvap giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Giyilecek şeyler, giylnti, esvap, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Küçük otobüs, kaptıkaçtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minibusses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minibus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minibus. small bus. mini- bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. minibüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Karabulut.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

meteor. kara bulut

Koyu esmer renkte büyük yağmur bulutu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circle, or disk, or any indication of radiant light around the heads of divinities, saints, and sovereigns, upon medals, pictures, etc.; a halo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Aureola, and Glory, n., 5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rain cloud; one of the four principal varieties of clouds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cloud. a dark gray cloud bearing rain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Nimbus satellite program, initiated by the National Aeronautics and Space Administration and later operated by both NASA and the National and Oceanic Atmospheric Administration , was developed in the early 1960s to meet research and development needs

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. bi) (güz. san.) ayla, hale; bir kimse veya şeyin etrafnı saran parlak şöhret bulutu; meteor, eski yağmur bulutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. obus). İçi patlayıcı madde dolu top güllesi. Obüs topu = Bir çeşit havan topu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer. obus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince: omnibus). Otobüs gibi biletle yolcu taşıyan büyük at arabası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. otobüs; seçmeler, antoloji; s. çok maddeli. omnibus bill değişik konularla ilgili tasarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.). Çok miktarda yolcu taşımada kullanılan büyük otomobil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bus. autobus. motorbus. omnibus. coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bus. omnibus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bus. autobus. carfare. motor bus. motor coach. motorbus. omnibus. strap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پابوسی] ayak öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (eteği temiz), mec. Namuslu, iffetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پاک دامن] iffetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irz, namus, iffet sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایبوسی] ayak öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. güneş tanrısı Apollo; ( şiir )güneş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sorulan kelime veya cümlenin kısımlarını ayrı ayrı resimlerle göstererek oynanan bir çeşit bilmece (msl. bir dal ile bir kavuk resmi dalkavuk diye okunacak) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blazonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşkenar dörtgen. rhombic s. eşkenar dörtgen şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlam, gürbüz, güçlü, kuvvetli, dinç; kaba. robustly z. kuvvetle. robustness i. kuvvet, zindelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gen. şaka kaba kuvvetli, kaba, sağlam .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gül ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi İla kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini aşağılama; suiistimal; istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -bi, -buses) ifrit, şeytan; mit. geceleyin kadın şeklinde erkeklerin rüyasına girip onlarla cinsel münasebette bulunan dişi şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çog. -buses, -bi) bir kitap veya dersin özeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «abes» ten). Yüz ekşitme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basbasa» dan) (c. Tabasbusât). Alçakça yalvarma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبصبص] yardakçılık, yaltaklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yaltaklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde buselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahtapûş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «libâs» tan). Giyinme: Yeni elbise telebbüs etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., ter = yaş, dâmen = etek). Namussuz, iffetsiz, bulaşık, Ar. mülevves.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ufak fes.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تردامن] iffetsiz. 2.namussuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. teşebbüsât). 1. (işe) Yapışma, sarılma, itina ile başlama, girişme. 2. (hukuk) Cezayı gerektiren bir işe davranma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. enterprise. approach. bid. fist. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. enterprise. undertaking. initiative. effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business concern. attempt. enterprise. undertaking. project. initiative. business venture. go. guts. proposition. shot. smack. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -bi) tıb. kan damarını tıkayan pıhtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tire-bouchon

burgu

Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. ing.). Havâi elektrik hattından cereyan alarak yürüyen otobüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trolley bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trolleybus. trackless trolley. trolley bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. k.dili tröstü bozmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Yüz ekşiliği, çehre çatıklığı, gülmez yüz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iş düzenine aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Son dönem elektronik cihazlarda bulunan bağlantı standartıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesine, PC’ye bağlı olduğu sürece otomatik olarak güç sağlayan USB bağlantısı özelliği.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuruluk, nemsizlik, rutubet yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یبوست] kuruluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یبوست] kuruluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زمين بوسی] saygı ile yer öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by