Dana Eti ne demek? | Dana Eti anlamı nedir? | Dana Eti

Dana Eti anlamı nedir?

Dana Eti ne demek?

Dana Eti anlamı nedir?

Dana Eti | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dana eti

Türkçe - İngilizce Sözlük

veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Metanetli, sağlam, dayanıklı olan Allah’ın kulu. - (bkz.Metin). Allah’ın isimlerin-dendir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ek; gelişme, uzvi büyüme; katılma; yapışma; ilhak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sirke gibi, ekşi. acetic acid asetik asit, sirke asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ekşitmek, ekşimek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in southern Turkey on the Seyhan River.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in southern Turkey on the Seyhan River.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Pozlama Braketi ile fotoğraf makinesi resmi üç farklı pozlama ayarında çekerek, daha sonra istenen görüntünün seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dünyada kullanılan bir çok teletekst hizmetinin (Top-Text, Videotext, FLOF (Full Level One Features))otomatik olarak tanınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trademark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Rivâyet edildiğine, söylenenlere göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Alfabe sırasına göre dizilmiş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alphabétique

abecesel

Alfabe sırasına göre dizilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical. alphabetical abecesel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Mor renkli bir kuvars çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amethyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). anestetik, eter, kloroform vb gibi hissi iptal eden ilâç; (s). uyuşturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kusmayı önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (tıb). harareti teskin eden, ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşıt olan, tezatlı;tezat mahiyetinde .antithetically (z). tezat teşkil ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., duygusuz, hissiz, Iâkayt, kayıtsız, ilgisiz; soğuk, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür dileme. apologetic (s). özür dileyen, af talep eden, itizar beyan eden; savunma şeklinde olan. apologetically (z). özür diler gibi; mazeret beyan ederek. apologetics (i) dini inançları savunan ilahiyat dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah; istek, arzu, şehvet. Iose one's appetite iştahı kesilmek. ravenous appetite aç kurt iştahı, azgın istek. sharpen one's appetite whet one's appetite iştah açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah açan şey, çerez, meze, iştah açıcı içki, aperitif, açar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iştah verici, iştah açıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aritmetik, hesap, hesap ilmi.arithmet'ical (s). aritmetikle ilgili. arithmet'ically (z). aritmetik yoluyla. arithmetician (i). aritmetikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Sayılardan, sayıların işlemlerinden bahseden matematik kolu, sayı ilmi. 2. Bu ilimle ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical. arithmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression. arithmetical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İğreti dediğimiz kelimenin doğrusu olmak üzere icat olunmuş fâhiş galat bir kelime olup zaten «iğreti» halis ve fasih bir Türkçe olduğundan, bu garip icada hâcet yoktur.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archétype

kök örnek

Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archetype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytantersi, çadıruşağı otu, kötü kokulu bir sinir ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din urğuna dünya zevklerini feda eden kimse, zahit kimse, münzevi kimse, riyazetçi, sofu kimse, derviş. ascetic (s). zahit, sofu; kendi zevkini çok düşünmeyen. asceticism (i). koyu sofuluk, aşırı riyazet, çilecilik, zahitlik; sade bir hayat s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Renksiz, sarımsak kokulu, kuvvetli ve beyaz bir ışık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active / military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). atletik, atletlere ait. athletically (z). atletik bir şekilde.athleticism (i).atletizim sporculuk.athletics (i ). atletizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atlet veya atletizmle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Çeviklik, atiklik, kuvvet gibi beden kabiliyetlerini geliştirmeye yarayan ve koşu, atlama, ağırlık kaldırma ve atma gibi, tek başına yapılan beden çalışmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athleticism. athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletism. athletics. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müslümanlığa dönmüş olan bir topluluk üyelerine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zor, güç ay.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badana, duvarlara vurulan kireç veya aşı boya şerbeti: Badana etmek, çekmek = Duvarları bu şerbetle beyazlatmak veya boyamak. 1. Aşırı derecede sürülen düzgün. 2. Sathî tamir, bir şeyin kusur ve eksiklerini zâhirde görünmeyecek surette yalandan süsleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash. lime-wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash. lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanacı, duvarları badana eden sanatkâr, bu sanatla geçinen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvarları badana etmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalamak, duvarlara kireç veya aşı boya şerbeti çekmek, badana vurmak: Badanacı evleri badanalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. whitewash. to whitewash. to decorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whitewash. to whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalatmak, badana ettirmek: evi hangi badanacıya badanalattınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanalı. Badana sürülmüş, kireç veya aşı boya şerbetiyie boyanmış: Badanalı duvarlar sıhhate elverişlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Independent External Auditing)

Ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının kamuya açıklanacak veya Kurulca istenecek mali tablolarının, genel kabul görmüş muhasebe kavram ilke ve standartlarına uygunluğu ile bilgilerin doğruluğunun ve gerçeği dürüst bir biçimde yansıtıp yansıtmadığının, denetçiler tarafından denetim ilke ve kurallarına göre, defter, kayıt ve belgeler üzerinden incelenmesini ve tespit edilen sonuçların rapora bağlanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-alignment policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish. plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişman denmiyecek, zayıf da sayılmayacak derecede toplu vücut yapısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who is neither thin nor fat. plumpish. fleshy. buxom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neither fat nor thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of silk or cotton handkerchief, having a uniformly dyed ground, usually of red or blue, with white or yellow figures of a circular, lozenge, or other simple form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A style of calico printing, in which white or bright spots are produced upon cloth previously dyed of a uniform red or dark color, by discharging portions of the color by chemical means, while the rest of the cloth is under pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or Bandanna A pocket-handkerchief It is an Indian word, properly applied to silk goods, but now restricted to cotton handkerchiefs having a dark ground of Turkey red or blue, with little white or yellow spots. or Bandanna A pocket-handkerchief It is an In

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tub. bath tub. washing tub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Kendi ibaresiyle, ifade şeklini değiştirmeksizin, aynen: Filân kitaptan beibâretihâ birkaç fıkra nakletmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be kept waiting. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Benzetilmek, Uydurulmak, teşbih ve temsil edilmek: Bu yazı, aslına benzetilememiştir. 2. Taklit edilmek. 3. Yanlışlıkla başka zannolunmak: Aranılan bir adama benzetildi. Bir şeye benzetilmek: Ne suretle olursa yerine getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzetmek işi, teşbih, temsil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (kimsenin) başına gelmek; ol mak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. letter. document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yazılı olan şey, yazılmış yapıt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description tasvir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde, söz ya da yazıyla anlatma, tasvir. 2.Herhangi bir şeyin resmi ya da heykeli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. vaktinde, çok geçmeden, erkenden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. representation. description tasvir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. imagery. portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depict. describe. paint. picture. portray. represent. to describe. to depict. to represent. to portray tasvir etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to depict. portray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالنتيجه] sonuçta, sonuç olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. cluster. raise. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assemble. combine. congregate. gather. gather together. to heap together. pool. put together. rake up. string together. tack together. tag together. throw together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon’dan kurtaran demircinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bildiri, tebliğ, resmi tebliğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soru cevap metoduyla öğretme usulüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Aygıtlar arasında ek iletişim bilgilerini aktarabilen ve bunların kullanımını kolaylaştıran yeni tür HDMI™ bağlantısı. Örneğin, CEC özelliğine sahip HDMI™, ‘BRAVIA Theatre Sync’ işlevini destekler. Bu özellik, ‘BRAVIA’ Theatre Sync uzaktan kumandasındaki tek bir tuşa dokunarak ev sineması kurulumunuzdaki tüm uyumlu aygıtları senkronize etmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. demoralize. discourage. dishearten. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. throw / pour cold water on. to cast a damper on. discourage. dishearten. dismay. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sert, katı: Çetin değ, çetin yol, çetin ceviz. 2. inatçı, dik başlı, sert: Çetin mizaç, çetin adam. 3. Zor, güç, müşkül: Çetin iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arduous. formidable. rough. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. intractable. arduous. austere. crucial. cruel. grim. hard- grained. inconvenient. inexorable. stiff. stubborn. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sert, işlenmesi, elde edilmesi, çözümü zor, sarp, müşkil. 2.İnatçı, azimli, şedid.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard nut. hard nut to crack. as hard nut to crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Erkek İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çetin olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arduousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosegay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rekabet, yarışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). rakip olan; rekabet ile ilgili; müsabaka tarzında, yanşma mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakip, yanşmacı, yanşçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). donmuş madde; (tıb). şiş, taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iletkenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wastebasket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste paper basket. litter basket / bin. waste-paper basket. litter basket. litter bin. waste- paper basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., (argo). güzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kozmetik, güzelleştirici, plastik (cerrahi); (i). her türlü makyaj malzemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kreten. cretinism kretenizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sibernetik, kibernetik, ayarlama-yönleme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnek yavrusu: Danasıyle beraber bir inek aldım. Dana eti, erkek, dişi dana (pek küçüğüne buzağı, danadan büyüğüne, erkek olursa tosun, dişi olursa düğe derler). Danabaş = Kalın kafalı. Danaburnu = Toprağın altında sebze vesair ekinlerin köklerini kesen irice başlı bir böcek. Anasıyla, danasıyle = Hepsi birden, bir ev halkının hepsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bilen, bilici, Alim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calf. steer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaned calf. veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Celtic goddess who was the mother of the Tuatha De Danann; identified with the Welsh Don.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The practice of generosity or charity: one of the Paramitas as well as one of the All-Embracing Virtues, where it means, in the latter, giving others what they want just to lead them towards the truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MIDI.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانا] bilgili, iyi bilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bilen, bilici, bilgin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlüyle anlayan, gönlü aydınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dânâ’nın c. bilenler, bilgililer, Arif insanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yılanyastığıgillerden bir bitki (arum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek (curtilla). 2. Arslanağzı denilen çiçeğe de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salepgillerden bir bitki (epipactis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAVETIYYE) (i. A.) (Arapça kaideye aykırı olarak yapılmış yanlış ve kelimedir). 1. Davet eden hizmetçiye verilen bahşiş. 2. Birini mahkemeye celp için yazılan resmî yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invitation. invitation card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written invitation. writ. invitation card summons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (elek). mıknatıs hassasını gidermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paranın değerini düşürmek; parayı tedavülden kaldırmak. demonetiza'tion (i). paramn değerini düşürme; tedavülden kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control. check. test. audit. review. superintendence. governance. discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. check. control. inspection. supervision. audit. censure. censorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. check. inspection. auditing. control. audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisory board. auditing commission. control / supervisory committee / board. board of supervisors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. runaway. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (fiz). diyamagnetik, mıknatıs geçirme hassası düşük olan. diamag'netism (i). diyamagnetizm, mıknatıs geçirme hassası düşüklüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğum öncesi meydana geldiği farz olunan ruh hastalılıklarını teşhis ve tedavi sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşünme kabiliyeti olan; düşünme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). terletici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diyetçi, diyet mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language teaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekranın sol tarafından teleteksti, sağ tarafında da boyutu ayarlanabilir görüntüyü gösterir. Teletekst, görüntüsü verilen kanaldan başka bir kanalın olabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concert. concert konser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gingiva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kibarlık, naziklik; şahsi karar verebilme yetkisi, takdir edebilme hakkı; dikkat; tefrik, ayırma. Discretion is the better part of valor. Basiret cesaretten sayılır. at your discretion istediğiniz zamanda. surrender at discretion kayıtsız şartsı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dietician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Ülke

Başkent: Santa Domingo.

Nüfus: 7.826.000.

Yüzölçümü: 48.443 km2.

Komşuları: Batıda Haiti.

Önemli Şehirleri: Santo Domingo, Santiago de Los Caballeros.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca.

Yönetim Biçimi: Temsili Demokrasi.

Tarih: 1492’de Kolomb oraya ulaştığında Hispanida adasında Carib ve Arawak Hintlileri yerleşmişti. 1496’da kurulan Santa Domingo kenti yarıkürede Avrupalılarca yerleşilmiş en eski alandır.

1697’de adanın batısındaki 1/3’lük kısmı Fransa’ya devredildi. Santa Domingo 1795’te Fransa’ya katıldı. Haitili lider Toussant L’Ouverture 1801’de burayı ele geçirdi. 1803-1821 arasında pek çok yerli cumhuriyet belli aralıklarla kurulup kalktı. 1822-1844 arasında Haiti bölgeye tekrar egemen oldu ve 1861-63’te İspanyol işgali gerçekleşti.

1916’dan anayasal çerçeveden seçilen hükümetin başa geçtiği 1924’e kadar ülke Amerikan donanmaları tarafından işgal altında tutuldu. 1930’da Gen. Rafael Leonidas Trujiollo Malina devlet başkanı seçildi. Trujillo 1961’de uğradığı suikaste kadar ülkeyi zorbalıklar yönetti. 1960’ta Trujillo tarafından atanmış olan başkan Joaguin Balaguer 1962’de baskılara dayanamadı. 33 yıl içinde yapılan ilk özgür seçimlerde seçilen Juan Bosch; 1963’te devredildi. 24 Nisan 1964’te Bosch taraftarları ve komünistleri de dahil olduğu diğer bazı gruplar ayaklandı. Dört gün sonra Amerikan donanması Bosch yanlısı güçlere müdahale etti. Daha sonra beş Güney Amerika devleti tarafından oluşturulan barış koruma güçleri gönderildi.

Haziran 1966’da Balaguer’in Bosch’u yendiği seçimleri geçici bir hükümet denetledi. Balaguer sonraki 28 yıl boyunca görevde kaldı, ancak Mayıs 1994’te yeniden seçilmesinde hile yapıldığı ortaya çıkınca 1995’te yeni seçim yapma sözü verdi.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pork. pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sedefinden tek olarak çıkan iri, büyük inci. mec. Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düz eden, tesviye eden, doğrultan. 2. Tanzim ve tertip eden, yoluna koyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞRETİ) (i.). 1. Ödünç alınmış, kullananın kendi malı olmayan. Ar. müsteâr, Ariyet: Eğreti elbise giymiş. Eğreti almak: İstiâre. Eğreti vermek: Ar. iâre. 2. Yerli ve sabit olmayan, muallak, boşlukta gibi duran: Eğreti bir duvar. 3. İstenildiği vakit konulup çıkarılan, bağlı olmayan: Bu şamdanın tablası eğretidir. 4. Tabiî olmayan, sun’İ, sahte: Eğreti göz, diş, saç. i. Askıda durma: Binayı eğretiye almak: Tamir için altını kazıp destekler üzerine durdurmak: Yerli olmayarak, asılı gibi: Eğreti oturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowed. temporary. makeshift. false. imitation. not firmly in place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞRETİDEN) (i.). Eğreti, geçici olarak. Ar. muvakkaten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). istiare (edebiyat).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞRETİLİK) (i.). Eğreti olma hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (psik). önceden algılanan objelerin zihinde net bir şekilde canlandırılması yeteneğine ait, bu yetenekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİK (i. Y. fizik). Elektromanyetizması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic. electromagnetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİZMA (i. Y. fizik). Elektrik akımının kendi civarında manyetik bir alan meydana getirmesi vasfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Elektrikli aletler ve enerji nakil hatlarından yayılan radyasyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. küstürücü, istifrağ ettirici (ilâç)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faal, enerjik, çalışkan, yorulmaz; kuvvetli, şiddetli. energetic measures şiddetli veya etkili tedbirler. energeti cally z. enerjik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erken gel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). 1. Felsefenin, güzeli inceleyen kolu. 2. Güzellik duygusıyle alâkalı olan; güzellik hususiyeti olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. esthétique

fel. güzel duyu

Güzelliği ve güzelliğin insan belleğindeki ve duygularındaki etkilerini konu olarak ele alan felsefe kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aesthetic. aesthetical. plastic. cosmetic. aesthetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aesthetic. aesthetics. esthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aesthetics. aesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Estetikle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) estetik,bedii, güzellik ile ilgili. esthetics (i.) estetik ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hittite hitit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ETI is a non-governmental organization in operational relations with UNESCO Its mission is to develop and produce scientific and educational computer-aided information systems, to improve the general access to and promote the broad use of taxonomic and bi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym used by the Labor Department in ERISA Interpretive Bulletin 94-1 for Economically Targeted Investment See Social Investing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

EPCOR Transmission Inc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tabib). Tabipler, doktorlar, (bk.) Tabip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطبا] doktorlar, tabipler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éthique

töre bilimi

Yarar, iyi, kötü vb. sorunları inceleyen, töre ile ilgili bir davranış yasası geliştirilen, neyin uğrunda savaşılmaya değer, yaşama neyin anlam kazandırdığı, hangi davranışın iyi ve hangisinin kötü olduğu gibi sorunları kendine konu edinen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethics. ethics törebilim. ahlakbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethics. ethic. ethical. moral science. morality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). 1. Bir şeyin cinsini, miktarını yahut fiyatını belli etmek için üzerine konan küçük yafta. 2. Teşrifat, görgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. tag. sticker. tab. ticket. etiquette. docket. flag. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. mark. sticker. tab. tag. ticket. etiquette teşrifat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. etiquette. sticker. tag. tally. ticket. signet. facing slip. price marker. docket. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling. ticketing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. tag. to label.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to label. ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethyl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethyl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethyl alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Renksiz, az kokulu, 0.97 yoğunluğunda bir gaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologue

köken bilimci

Köken bilimi ile uğraşan dil bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Bir kelimenin nereden geldiğini veya nasıl teşekkül ettiğini, muhtelif kelimelerin ortak kökünü araştıran ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologie

köken bilimi

Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology. etymology kökenbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologique

köken bilimsel

Köken bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ışıksızlıktan ağartmak veya ağarmak (bitki).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sebepler bilgisi, sebep tayin etme; (tıb.) hastalıkların sebeplerini arama ilmi; sebepler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) görgü kuralları, adabımuaşeret, davranış bilgisi, topluluk töresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étiologie

neden bilimi

1. Olgulara yol açan sebeplerin bütünü. 2. Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethiopia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethiopia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Addis Ababa.

Nüfus: 58.710.000.

Komşuları: Batıda Sudan, Güneyde Kenya, Doğuda Somali, Cirbuti, Kuzeyde Eritre.

Önemli Şehirleri: Addis Ababa.

Din: %45-50 Müslüman, %35-40 Ortodoks.

Dil: Amhara dili (resmi), Tgre, Galla.

Yönetim Biçimi: Geçiş Döneminde.

Tarih: Etyopya kültürü kaynağını Mısır ve Yunanistan’dan alır. Eski monarşi 1880’de İtalya tarafından saldırıya uğradı ancak 1936’da yeni bir İtalyan saldırısına dek bağımsızlığını korudu. 1941’de İngiltere ülkeyi özgürlüğüne kavuşturdu.

Son imparator I. Harle Selassie 1931’de bir parlamento ve düzeni kurdu ancak bütün siyasal partileri kapattı.

1970’lerde yaşanan kuraklık nedeniyle yüzbinlerce kişi öldü. Ordunun isyanı ve öğrenci gösterileri sonucu 1974’te Selassie tahttan indirildi. Cunta, tek partili sosyalist bir devlet oluşturarak başarılı bir toprak reformu gerçekleştirdi. Muhalefet şiddet yoluyla bastırıldı. M.S. 330’da benimsenmiş olan Kobt Kilisesi’nin etkisi önlendi ve 1975’te monarşi lağvedildi. Rejim kanlı darbelerle, Sudan ve Somali’nin yardımları ile desteklenen siyasi grupların isyanları ile karşı karşıya kaldı. 1977’de SSCB ile işbirliği andlaşmaları yapılırken, bir zamanlar en önemli müttefik olan ABD ile ilişkiler kötüleşti. 1978’de Sovyet ve Küba birlikleri Somali güçlerinin yenilgiye uğratılmasına yardım etti. Etyopya ve Somali 1988’de bir barış antlaşması imzaladı.

1984’te milyonları açlığa ve ölüme sürükleyen yaygın kuraklık sonucu dünya çapında bir yardım çabası başladı. 1988’de Eritreli gerillaların zaferi hükümetin, kuraklığa uğramış bölgelerde yabancıların ve işçilerin yardım çalışmalarını yarıda kestirmesine yol açtı. 1994’te Etyopya’da kuraklık sonucu yeni bir kıtlık yaşandı. Etyopyalı halkın Devrimci Demokratik Cephesi (EPRDF), (6 isyancı ordudan oluşan) Şubat 1991’de hükümete karşı büyük bir saldırı düzenledi. Mayıs’ta başkan Mengist, Haile Mariam ülkeyi terketti. EPRDF idareyi ele geçirerek geçici bir hükümet kurdu. Eritre 24 Mayıs 1993’te bağımsız oldu.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tefsir ilmi. exegetical (s.) yorumlama ile ilgili, tefsire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). heyecan ifade eden söz; gereği olmayan harf,hece, kelime; anlamı kuvvetlendirici söz; küfür; (s). fazla, boşluğu dolduran, tamamlayan (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (çoğ.) nükteli sözler; kaba nüktelerden ibaret kitaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şakacı, latifeci, komikliği üzerinde, tuhaf. facetiously (z). şakalaşarak,latife ederek. face value itibari kıymet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde belirli bir programla konser icra eden hânende ve sâzendelerden mürekkep topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom manufacturing. contract manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit ensiz şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kokmuş, kokuşmuş, taaffün etmiş. fetidness (i). kokuşma, taaffün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Feth.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conquest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conquest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Açma, açış, açılma. 2.Bir ülkeyi, şehri veya kaleyi ele geçirme. 3.Zaf(Erkek İsmi) 4.Kur’an-ı Kerim’in 48.suresi. 5.Kapalılığı giderme, ihtilafı halletme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. feth = zafer, F. nâme = risale, mektup). 1. Bir memleketin fethi veya bir zafer sonunda neşrolunan galibiyet fermanı. 2. Bir fetih ve zafer hakkında yazılan kaside ve manzume, zafer-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fitil. (bk.) Fitil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fitil. (bk.) Fitil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فتيله] fitil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tabiat üstü kuvvete; ilkel kavimlerin putlarına da bu isim verilmiştir. Mecazi mânâda tapılırcasına sevilen kimse için de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fetiş fetishism (i). fetişizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetishist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetishist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ilkel kavimlerin dinî davranışlarının, tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetishism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latitude of thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Ses bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonétique

1. db. ses bilgisi, 2. sesçil

1. Bir dilin seslerini boğumlanma noktaları, boğumlanma özellikleri vb. bakımlardan inceleyen dil bilimi kolu. 2. Sesleri bütün özellikleri ve ayrıntılarıyla gösteren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetic. phonetics sesbilgisi. phonetic sesçil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetics. phonetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçmiş zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). coşkun, çok heyecanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night attire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyin aslına ait; jenetige ait genetic heritage biyol., psik. kalıtım. genetically z. jenetik bakımından, jenetik yoluyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. jenetik, soyaçekim olaylarını inceleyen biyoloji dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlılardaki veraset hadiselerini inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Genetik

kalıtım bilimi

Bitki, hayvan ve insan genlerinin yapısını, görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmadan alınan genleri izole etmek, bu genleri yönlendirmek ve başka bir organizmaya katmak için kullanılan teknolojiler. Bilim adamları, 1973 yılında DNA’yı kesip yapıştırmayı öğrendiler. Ticari genetik mühendislik firmaları ise 1976 yılında kuruldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made wider or broader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. geodesy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyanın manyetik çekimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yield. earnings yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Return Indices)

Hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişimlerin yanı sıra şirketlerin ödedikleri kar paylarını da dikkate alarak hesaplanan endekslerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Getirilmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Getirme işine konu olma, Osm. celb ve ihzâr olunmak, sevk ve İsâl edilmek: Hint’ten kumaşlar getirilebilir. Şehre üç saatlik yerden su getirildi. Suçlu mahkemeye getirildi. 2. Söylenmek, adı edilmek: Daha aydınlanmamız için bu mevzuda örnek getirilmek icap eder. 3. Konulmak, Osm. vaz’ olunmak: Fiile getirilmek = İş haline konmak, icra olunmak. Yola getirilmek = Nizamına, usulüne konmak. 4. Peyda ve hasıl edilmek: Merak getirilmek. Bir yere getirilmek: Cem’olunmak, toplanmak. Hatıra, zihne, akla getirilmek = Hatırlamak, düşünülmek, Osm. tahattur edilmek. Dile getirilmek = Hakkında dedikodu çıkarılma, Osm. teşhir ve terzil olunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Getirmek işi. (bk.) Getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swap-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. aslı geidirmek). 1. Gelmesini sağlamak, uzak yerden yakına sevk ve nakletmek. Osm. celb ve ihzar, sevk ve İsâl eylemek: Yemeği getirin. Çeşmeden su, çarşıdan kumaş getirdiler. Avrupa’dan hayli hediyeler getirmiş. 2. Beyan etmek, nakletmek, zikretmek: Her kaideye bir misal getirmek: Her sözde bir hadîs-i şerif getirir. İddiasını isbat etmek için Mevlânâ’nın bir beytini, filânın bir sözünü getirdi. 3. Koymak, vaz’etmek; sokmak: Yoluna getirmek, fiile, kuvveden fiile getirmek, meydana, vücuda getirmek. 4. Uydurmak, tatbik etmek: Kumaşı dalı dalına getirmek, yazıyı satırı satırına getirmek: Terzi şu paltonun yakasını iyi getirmemiş. 5. Kalbetmek, çevirmek, döndürmek: Kuraklık, ekinleri bu hale getirdi. Araplar vaktiyle bütün Kuzey Afrika ve Doğu ahalisini İslâm’a getirmişlerdir. 6. icab etmek, meydana gelmesine sebep olmak, ortaya çıkarmak, vermek: Bu rüzgâr kar getirir. Bu hava sıtma getirir. Ham meyve hastalık getirir. Bu ilâç bana bir sersemlik getirdi. 7. Hâsıl ve peydâ etmek, uğramak, dûçâr olmak: Pişmanlık, merak, sevda getirmek. İmana getirmek -İnandırmak. mec. Yoluna koymak, ıslah etmek. Bir yere getirmek: Toplamak, cem’etmek, biriktirmek. İki ucunu bir yere getirmek = idare etmek, gelirini giderine dengeli hâle getirebilmek. Hak getire = Allah vere, yok. Hatıra, zihne, akla getirmek = Hatırlamak, düşünmek. Dört ayağını bir yere getirmek = Var kuvvetini vermek, elden geleni uzak etmemek. Dünyaya getirmek = Doğurmak. Dile getirmek = Teşhir etmek, aleyhinde söz söylenmesine sebebiyet vermek. Sonunu getirememek = Nihayette başarısız olmak, varını kaybetmek. Geri getirmek = İade etmek. Geviş getirmek = (geviş getiren hayvanlar) Yediklerini tekrar ağza getirip çiğnemek. Yerine getirmek = İcra, ifâ etmek, yapmak: O, vaidlerini yerine getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. get. bring along. bring in. carry. bear. convey. fetch. introduce. take into. usher. work up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. pose. produce. to bring. to fetch. to bring in. to yield. to give. to put forward. to bring forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetch. to bring. to yield. to give. adduce. get. reduce. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle getirilmek, getirttirilmek: Fabrikadan komisyoncu vasıtasiyle örnekler getirilebilir. Oradan fidan getirtilemezse de tohum getirtilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle getirmek: Komisyoncuya fabrikadan örnekler getirttim. Hariçten fidan getirtip dikmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

import. send. to send for. to order. to cause to be brought. to import from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to send for. to order. to import from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Çiftparmaklı hayvanların geviş getiren alt takımı: Sığır, deve, koyun gevişgetirenlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerginliği azaltılmak: Dizgin, ip gevşetilmek. 2. Şiddet ve azmin kaybedilmesi: İş gevşetildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be loosened. to be made loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admission fee. entrance fee. admission. charge for admittance. entrance rate. entry / entrance fee. cost of entry. entrance. entry fee. attendance fee. door money. gate money. payment for administration. price of admission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor. guard. protector. observer. line-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saklanılmak, korunmak, Osm. hıfz, vikaye ve siyanet olunmak: Koyunlar gözetilmezse kurt yer. Bakılmak, nezaret ve idare olunmak: Bu işler gözetilmek ister. 3. Beslenmek, Osm. iâşe ve infak olunmak: Kadın, çocuklarıyla beraber kocasınca gözetilir. 4. Beklenmek, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmek 5. Tutulmak, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmeli. 5. Tutulmak, Osm. riâyet olunmak, mer’İ bulunmak: Eski Adetler gözetilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be guarded. to be respected. to be observed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. observation. observance. watch. custody. guard. oversight. superintendence. surveillance. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveillance. supervision. custody. watching. care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. watch. care. control. surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) selam. greeting card tebrik kartı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ses dalgalarının neden olduğu hava basıncına göre değerlendirilen ve dB(A) birimine göre belirtilen gürültü değerlendirmesidir. Örneğin sakin bir konuşmanın şiddeti 50 dB(A), tren geçişinin çıkarttığı gürültünün şiddeti ise 100 dB(A)dır. ( Lärmstärke/loudness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assuasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extenuating. giving relief. attenuating. deadening. palliative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitration committee. arbitration committee / commission / board. arbitration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (galat bir tâbirdir). Halvete fazla ehemmiyet veren tarîkate mensup, Halvetiyye tarîkatinden: Tarîk-ı Halvetî, dervîş-i Halvetî, Halvetîler’in kıyafeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temiz hava kriterlerinin ve standartlarının saptanması ve uygulanması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). isviçre. Helvetian (s)., (i). isviçreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul olunmuş doktrinlere karşı olan kimse; kendi kilisesinin itikatlarına karşı gelen kimse. heret'ical (s). kabul olunmuş doktrinlere aykırı olan. heret'ically (z). kabul olunmuş doktrinlere aykırı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava geçirmez, sımsıkı kapalı; simya ilmine ait, büyüye ait. hermetically (z). hava geçmez bir şekilde (kapalı); simya ilmine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account abstract. abstract account. account abstract / of statement. extract / statement of account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. suppositious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaızlara veya vaız hazırlanmasına ait. homiletics i. vaız verme sanatı veya ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Merkez alınan bir noktaya göre birer noktasının geometrik yerleri karşılıklı olarak aynı olan iki nokta grupunun hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Aralarında homoteti hali olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

meydana getirmek, gerçekleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İcrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3 müzik dosyalarında, parça ve başlık bilgisinin yanı sıra sanatçı hakkında bilgiler içeren ID3 etiketleri bulunmaktadır. Herhangi bir PC ya da Macintosh® bilgisayarda düzenleme yapılabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eğreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. message mesaj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

message. communiqué. official announcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be transmitted. to be conductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmittal. transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission. transmittal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. touch. transmission. channel. transport and communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. telecommunications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communucation network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of communication. communication media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary education. elementary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elementary education. primary education. primary instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir nevi cerahatli deri hastalığlı.impetigo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dolduruş, doldurma; doluluk; dolduran şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşüncesizlik, akılsızlık, boşboğazlık, sağgörüsüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Farazi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşleten, çalıştıran: Demiryolu hattının işletici şirketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be operated. to be run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bilgisayardaki temel kontrol yazılımıdır. Çok bilinen işletim sistemleri arasında DOS, Microsoft® Windows® 95/98/2000/XP ve Windows NT® bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kanal hafızalarını otomatik olarak tanımlamak ve etiketlemek için her bir TV yayın istasyonu tarafından gönderilen bilgileri kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. formally written petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisory council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-respect. self-esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. catena). 1. Vaktiyle küreğe verilen esirlerin ayağına vurulan zincirli halka, pranga. 2. Bir tür çok iri at. bk. Katana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public service. public service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public administration. public / state administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünya tarihinde kedilerden başka, önce tanrılaştırılan, sonra şeytanla özdeşleştirilip soykırımına uğrayan, sonra da tekrar evin baş köşesine yerleştirilen hiçbir canlı türü yoktur.

Bir insanın önünden siyah renkli bir kedi geçmesinin uğursuzluk getireceğine ilişkin inancın kaynağının milattan önce 3000’li yıllara, eski Mısırlılara dayandığı biliniyor. O devirde kediler kutsal bir canlı olarak görülüyordu. Hatta siyah dişi kedilerin tanrıça olarak kabul edildikleri kazı çalışmaları sonucu çıkan duvar kabartmalarından anlaşılmaktadır.

O devirde Mısır’da kedileri hastalık ve ölümden korumak için kanunlar bile yapılmıştı. Evin kedisinin ölmesi aile için bir felaketti. Aile fakir veya zengin olsun fark etmez, kedi mumyalanır, çok güzel kumaşlara sarılır, hatta mezarında yanına kıymetli taş ve madenler bırakılırdı.

Kedilerin Mısırlıları bu kadar etkilemesinin sebebinin çok yüksek yerden düştükleri zaman bile yara almadan kurtulmaları olduğu sanılıyor. Kedinin dokuz canlı olduğu inancı o zamanlarda gelişmiştir.

Medeniyetler geliştikçe insanlarda kedi sevgisi de arttı, Hindistan’da, Çin’de kediler insana en yakın hayvan oldular. O devirlerde, bugünkü inanışın aksine kedinin birisinin önünden geçmesi o kişi için şans demekti.

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile ortaçağda, İngiltere’de başladı. Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü.

O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına dair kampanyalar başlatıldı. Siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştükleri konusunda korku dolu halk hikayeleri üretildi.

Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı. Sonra da kedilerin popülaritesi tekrar yükselerek arttı. Boşuna dememişler kediler dokuz canlıdır diye.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ketâib). Arapça’ da yüzden bine kadar süvariden mürekkep birliğe denilirse de, dilimizde umumiyetle asker mânâsıyle kullanılır (Arapça’da mektup, emirnâme, diploma gibi mânâları da vardır, bizde kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ketîbe = asker, Fars. perverden = beslemek). Asker besleyip yetiştiren, askere iyi bakan: Şehenşâh-ı ketîbe-perver.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کتف] omuz. 2.kürek kemiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

güdüm bilimi

Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cybernetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cybernetics. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. devinduyumsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. kinaesthetic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devimsel, kinetik. kinetic energy kinetik enerji. kinetics i. cisimlerde hareket meydana getirme veya değiştirmede kuvvetlerin etkisiyle uğraşan fizik dalı, kinetik bilimi. kine'toscope i. sinema makinasınm eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Hareketle ilgili, hareket dolayısıyla meydana gelen, hareketli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic. kinetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arzu edilmeyen etkilere yol açan katı, sıvı yada gaz halindeki madde. Birincil kirleticiler gürültü ve lağım suyu gibi doğrudan oluşmuş kirleticileri içerir; ikincil kirleticiler ise kirlenmiş ortamla tepkimeye giren birincil kirleticiler tarafından üretilir, ör. ozon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Klarnet çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Yer mantarından elde edilen bir çeşit antibiyotik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police force. gendarmerie force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compétitif

rekabetçi

Rekabet yanlısı olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Eğlencelere katılanların üzerine serpilmek üzere küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş rengârenk kâğıt parçaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika, Güney Atlas Okyanusu kıyısında, Angola ile Gabon arasında.

Coğrafi konumu: 1 00 Güney enlemi, 15 00 Batı boylamı.

Harita konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 342,000 km².

Kara: 341,500 km².

Su: 500 km².

Sınırları: toplam: 5,504 km.

sınır komşuları: Angola 201 km, Kamerun 523 km, Orta Afrika Cumhuriyeti 467 km, Kongo Demokratik Cumhuriyeti 2,410 km, Gabon 1,903 km.

Sahil şeridi: 169 km.

İklimi: Tropikal iklim hakimdir. Mart - Haziran ayları arası yağış mevsimi, Haziran - Ekim ayları arası kuru mevsimdir; yüksek sıcaklık derecesi ve nem oranı değişmezdir.

Arazi yapısı: Kıyı boyunca ovalar, güneyde havzalar, orta kısımda yaylalar, kuzeyde havzalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Berongou Tepesi 903 m.

Doğal kaynakları: petrol, kereste, potas, kurşun, çinko, uranyum, bakır, fosfatlar, doğal gaz, hidro güç.

Arazi kullanımı: tarıma elverişli: %1.45.

Sürekli ekinler: %0.15.

Diğer: %98.4 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 20 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Mevsimsel su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,702,314 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.6 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.62 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.01 erkek/kadın.

15-64 yaş: 0.98 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.7 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 85.29 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 52.8 yıl.

Erkek: 51.65 yıl.

Kadın: 53.98 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.07 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %4.9 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 90,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - ölümleri: 9,700 (2003 verileri).

Ulus: Kongolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kongo %48, Sangha %20, M’Bochi %12, Teke %17, Avrupalılar 8,500.

Dinler: Hıristiyanlık %50, animizm %48, Müslümanlık %2.

Diller: Fransızca (resmi), Lingala ve Monokutuba, diğer yerel diller ve lehçeler (Kikongo en çok kullanılanıdır).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %83.8.

Erkek: %89.6.

Kadın: %78.4 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kongo Cumhuriyeti.

Yerel tam adı: Republique du Congo.

Eski adı: Orta Kongo, Kongo/Brazzaville, Kongo.

ingilizce: Congo, Republic of the.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Brazzaville.

İdari bölmeler: 9 bölge ve 1 başkent; Bouenza, Brazzaville, Cuvette, Kouilou, Lekoumou, Likouala, Niari, Plateaux, Pool, Sangha.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 15 Ağustos (1960).

Anayasa: Eylül 2000.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), BDEAC, CCC (Gümrük İşbirliği Konsey


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güzellik ve sağlığı koruma maksadıyla dıştan kullanılan her çeşit madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. cosmetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cosmetic. dope. paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activities behind the scenes. lobby. lobbying. lobbying activites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir hikmete, sebebe dayanarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ömür, hayat müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

millî eğitim bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mıknatısi, mıknatıs özelliği olan, manyetik, mıknatısla çekilen; çok cazip, çekici (kimse); manyetizmaya ait. magnetic coil mıknatıs bobini magnetic field mıknatısın tesir alanı, manyetik alan. magnetic induction temas olmadan bir mıknatısın diğe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Manyetik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mıknatısiyet; manyetizma; mıknatısiyet husule getiren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Manyetit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manyetit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mıknatısiyet vermek, mıknatıslamak; cezbetmek, meftun etmek magnetization i. mıknatıslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Manyetizma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Mıknatısla alâkalı, mıknatıs özelliği bulunan. Manyetik alan = Bir mıknatıs Kuzey Kutbundan (N) çıkıp dağıldıktan sonra, tekrar toplanarak Güney Kutbundan (S) içeri giren kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Mıknatıs özelliğine sahip tabiî demir oksit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). 1. Bir mıknatıs alanındaki fizik hadiselerini sağlayan kuvvet. 2. Telkin ve hipnoz olayları ile bunların nazariyelerine verilen ed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism. hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism. hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. marketing

tic. pazarlama

Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pazarlama; çarşıdan öteberi alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplantı; cemaat; birleşme, bitişme; meydan toplantısı, miting. meeting house toplant için kullanılan ev; Kuveykır kilise binası. meeting place toplantı yeri, buluşma yeri; uğrak. summit meeting pol. zirve toplantıse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok titiz, çok dik katli, kılı kırk yaran. meticulos'ity, meticulousness i. titizlik, kılı kırk yarma. meticulously z. kılı kırk yararak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meslek, iş, meşguliyet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Medik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Metilik alkolün kökü olan ve CH3 senbolüyle gösterilen birleşim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). CH2 senboliyle gösterilen bir birleşim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Metan birleşimlerinin sıfatı: Metilik alkol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mütûn). Kitabın aslı, yazılmış yazı: Bu yazmanın metni, nesih ve şerhi tâlik’le yazılıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «metânet»ten smüş.) (mü. metîne). 1. Dayanıklı, sağlam, kavî: Metin bina, metin kumaş. 2. mec. Sözünden dönmez, sebatlı, fikir ve kanaatinden caymaz, dosdoğru: Metin adam. 3. Doğru, itimat edilebilir, Osm. muhkem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm. solid. stoic. stoical. unshakable. unshaken. foursquare. immovable. resolute. foursquare. text. copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. reading. steady. strong. text. text tekst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

text. strong in character. drafting. make. reading. steadfast. strong. substantial. unshakeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متين] sağlam, dayanıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Metanetli, sağlam, dayanıklı. 2.Özü, sözü doğru, sebatkar, itimat edilir. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Teletekst sayfalarını hafifçe sıkıştırarak, TV görüntüsü ya da video kaynağının aynı anda gösterilmesini sağlayan Çift Sayfa Teletekst ve PIP’in birleşimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Şiir ve musikide bir parçanın eksik veya bozulmuş yerlerini İlmî ve estetik şekilde restore etmek ilim ve usûlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Metin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. biyoloji). İki ayrı ırktan gelen, azma, kırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a half-breed of white and Indian parentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a half-breed of white and Indian parentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be revealed. to come to light. to be seen (in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring forth. to produce. to be the cause of sth. to generate. to institute. to fabricate. to originate. to develop. to form. to compose. to frame. to work. to make. to establish. to execute. achieve. afford. constitute. grow. make up. to bring to pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taklide ait, taklit kabilinden, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mindanao adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «müdahene» den galat). Minnet: Müdinâ etmek. Müdânâsı olmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in connexion with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the occasion of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feth» ten if.) (mü. münfetiha). Açılmış, açık, fetholunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customer service. service to customer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «setr» den if.) (mü. müstetire). Örtülü, gizli, saklı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlık müdürlüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlık bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bayındırlık bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

pişman olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Netef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NETİCE) (i. A.) (c. Jietâic). 1. Bir durumun icab ettirdiği hâl: Alkolizmin neticesi deliliktir. 2. Hulâsa, öz, özet: Netîce-i kelâm. 3. Olma, çıkma: O işten bir netice çıkmadı, o kadar yorgunluk bir netice vermedi. 4. Son, Akıbet, nihayet: Neticede yine ben zararlı çıktım. Netîce-bahş = Netice veren, neticesi görülen. Netîce-pezîr = Neticelenen, maksada yakın olan. Netîce-i kelim = Elhâsıl, hâsılı, sözün kısası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upshot. result. conclusion. outcome. consequence. effect sonuç. end. effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequence. result. outcome. conclusion. final judgment. end. culmination. denouement. event. harvest. inference. payoff. process. product. sequel. termination. upshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نتيجه] sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuç çıkarmak, sonuca varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sonuçlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring to an end sonuçlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conclude. to bring to a conclusion. deduct. knock sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Netice bulmak, sona ve maksada varmak: İş neticelendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to end. to come to an end. to result in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neticelenmeyen, sonu gelmeyen, maksada varmayan: Bu İş netisiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (fels.) akli faaliyetle ilgili. nofault insurance suçluyu aramaksızın kazazedeye para ödeyen sigorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanun koyan; bilimsel kanunlar meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

density of population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurdan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrine. creed. ism. tenet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrine. teaching. teaching doktrin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. doctrine. principles. tenets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactic. instructive. educational didaktik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. instructive. didactic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bildirilmek, tahsil vermek: ilim beş günde öğretilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taught to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taught to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Belli bir maksatla gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaching. education. teaching. schooling. tuition. schoolteaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

education. instruction. schooling. teaching. tuition. schooling tedris. tedrisat. talim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

education. instruction. schooling. training. teaching. tuition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

don. professor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

don. professor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesleri yansılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Afrika’da, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 7 00 Kuzey enlemi, 21 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 622,984 km².

Kara: 622,984 km².

Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 5,203 km.

sınır komşuları: Kamerun 797 km, Çad 1,197 km, Demokratik Kongo Cumhuriyeti 1,577 km, Kongo Cumhuriyeti 467 km, Sudan 1,165 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklim: tropikal; kışlar sıcak ve kur, yazlar ılıman ve nemli geçer.

Arazi yapısı: Çok geniş, yassıdan inişli çıkışlıya değişen tekdüze yaylalar, kuzeydoğu ve güneybatı boyunca serpilmiş tepelikler yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Oubangui Nehri 335 m.

en yüksek noktası: Ngaoui Dağı 1,420 m.

Doğal kaynakları: Elmas, uranyum, kereste, altın, petrol, hidrolik güç.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

Otlaklar: %5.

Ormanlık arazi: %75.

Diğer: %17 (1993 verileri).

Doğal afetler: Sıcak, kuru, tozlu rüzgarlar güney bölgelerinde etkindir; su baskınları ülke genelinde görülmektedir.

Coğrafi Not: kara ile çevrili; hemen hemen Afrika’nın tam ortasında yer almaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,576,884 (Temmuz 2001 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %43.23 (erkek 778,885; kadın 767,414).

15-64 yaş: %53 (erkek 929,717; kadın 965,947).

65 yaş ve üzeri: % 3.77 (erkek 59,364; kadın 75,557) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.85 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.01 erkek/kadın.

15-64 yaş: 0.96 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.79 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.98 erkek/kadın (2001 verileri).

Bebek ölüm oranı: 105.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 43.8 yıl.

Erkek: 42.17 yıl.

Kadın: 45.48 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.86 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %13.84 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 240,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 23,000 (1999 verileri).

Ulus: Orta Afrikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Baya %34, Banda %27, Sara %10, Mandjia %21, Mboum %4, M’Baka %4, Avrupalı 6,500 (1,500 Fransız dahil).

Din: Yerel inançlar %24, Protestanlar %25, Roma Katolikleri %25, Müslümanlar %15, diğer %11.

Diller: Fransızca (resmi), Sangho, Arapça, Hunsa, Swahili.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %60.

Erkek: %68.5.

Kadın: %52.4 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Orta Afrika Cumhuriyeti.

Yerel tam adı: Republique Centrafricaine.

Eski adı: Ubangi-Shari, Orta Afrika İmparatorluğu.

kısaltma: CAR.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Bangui.

İdari bölümler: 14 eyalet, 2 ekonomik bölge ve 1 genel bölge; Bamingui-Bangoran, Bangui, Basse-Kotto, Gribingui, Haute-Kotto, Haute-Sangha, Haut-Mbomou, Ke


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Seçilen Sony DVD kaydedicilerde bulunan ve kaydedilmiş TV programının adını otomatik olarak DVD başlık listesine ekleyen, zaman tasarruflu ve kullanışlı bir özelliktir. Ad bilgisi yayıncının Teletekst hizmeti tarafından sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Etiket işlevi, ayrı ayrı istasyonlardan yayınlanan teletekst mesajlarından alınan ek bilgileri kullanır. Tanımlama etiketi, ön-ayarlı istasyonu otomatik olarak tanımlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Poz (AE) braketi özelliğiyle fotoğraf makinesi aynı resmi, üç farklı pozlama ayarında ayrı ayrı çeker: ayarlanan pozlamada, bir adım açık ve bir adım koyu (kullanıcı tarafından seçilebilir) çekilir. Kullanıcı hangisinin daha iyi olduğuna sonradan karar verebileceğinden, bu işlev özellikle zorlu aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken ya da fotoğrafı doğru çekmek için tek şansınız varsa çok işe yarayacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mıknatıs tarafından çekilme hassası olan, mıknatısla çekilebilen, paramagnetik. paramag'netism i. paramagnetizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otonom sinir sistemine ait, parasempatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ihtiraslı, duyguları heyecanla telkin edici.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pathétique

dokunaklı

Etkili, insanın içine işleyen.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acıklı, dokunaklı, etkileyici, tesirli, heyecan verici. pathetically z. dokunaklı veya etkileyici bir surette; heyecanlandırarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazar, barış, sulh dönemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gezginci, bir yerden bir yere yaya dolaşan; b.h. Aristo felsefesine ait; i. Aristo felsefesi taraftarı kimse; gezginci adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe) Derslerini, gezinerek vermeye alışmış olan Aristo’nun felsefesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péripatétisme

fel. Aristotelesçilik

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles’in felsefesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprak sapı, petiol. petiolar s., bot. yaprak sapına ait. petiolate s. saplı, sapı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçük, ufak. petit jury bir davada son kararı veren on iki kişilik juri heyeti. petit mal tıb. sara hastalığının hafif şekli. petit point etamin veya kanaviçe üzerine yapılan kanaviçe işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak, ince, narin .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. rica, istirham; temenni, dilek, niyaz, dua; arzuhal, istida dilekçe; f. rica etmek, istirham etmek; talepte bulunmak; dilemek, niyaz etmek; dilekçe vermek. petition in bankruptcy borçlu veya alacaklı tarafından yapılan iflas talebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., man. tartışma konusu olan bir meselenin hiç bir delile dayanmadan doğru olduğunu iddia etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fonetik, sesçik. phonetic alphabet fonetik alfabe. phonetic spelling fonetik imlâ. phonetically z. fonetik olarak. phonetics i. sesbilim, fonetik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. frenetic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. filuma ait; ırka özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dindarlık, kuvvetli inanç; softalık, aşırı dindarlık. pietist i. aşırı dindar kimse, softa. piestis'tic(al) s. dindarca, sofuca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Market Surveillance)

Borsa’da işlem gören menkul kıymetlerde gerçekleşen olağandışı fiyat ve/veya miktar hareketlerinin, sözkonusu borsanın ilgili birimi ve/veya piyasanın yasal düzenleyicisi konumunda olan kurum tarafından, yapay piyasa ve içeriden öğrenenlerin ticareti gibi yasal olmayan aktivitelerin tespit edilebilmesi amacıyla izlenmesi ve incelenmesi.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.şiir veya şairliğe ait;koşuk dilinde,şiir niteliğinde,manzum;şiir gibi en ince duyguları ifade eden,şairane.poetic justice kaderin tecelli ettirdiği adalet. poeti licenceyazıda kurallara veya gerçeğe aykırı olduğu halde güzelliği veya tanımlayıcı nite

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiir yazmak ,şiir söylemek;şiirle ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polythene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polythene. polyethylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyethylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Portfolio Management)

Kıymetli madenlere dayalı olanlar dahil olmak üzere sermaye piyasası araçlarından oluşturulan portföylerin müşteriler hesabına vekil sıfatıyla yönetilmesidir.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

TV alıcısının her bellek konumuna, kendi programlanabilir kodu (örn. BBC, Sky) atanabilir. İstasyon kodu, kanala her geçtiğiniz otomatik olarak kısa bir süre ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanette bulunmayla ilgili; gelecek için isabetli (tahmin); peygambere veya kehanete ait; peygamberlik kabilinden; kehaneti olan. prophetically z. isabetli olarak; kehanetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. hummaya ait, humma ilâcına ait; i. humma ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıcaklık ve mıknatısın birleşik tesirinden meydana gelen veya bu tesire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. siyah meşenin kabuğundan alınan sarı bir boya tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl ve iradenin dünyevi olaylara tamamen ilgisiz kalarak yalnız Tanrı düşüncesine daldığı dinsel bir mistisizm şekli; gönül ve fikir rahatlığı. quletist i. bu felsefe taraftarı kimse. quietistic s. bu felsefeye göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahmetle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rast.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki ve tiyatroda prova.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerrür, tekrar yapma veya söyleme; ezberden okuma veya okunma. repetitious s. tekrarlayan, mükerrer, özellikle gereksiz tekrarlar yapan. repetitive s. tekrarlamalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki, tiyatro vs.de prova yaptıran.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İzlediğiniz kanalın teleteksti, ekranın sağ tarafında gösterilirken, resim solda kalmaya devam eder.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız sıkılığı, sır saklama, sükut etme, susma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sır saklayan, ketum, çok konuşmaz, suskun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dürbünün göz merceğine yerleştirilen çizgi veya telden ibaret ağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağ şeklinde, ağ gibi, karışık, dolaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. ağ şekline koymak; şebeke gibi göstermek veya yapmak; s. ağ gibi, şebekeli; bot. ağsı, retikulat. reticulation i. şebekeleşme, ağ gibi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadına mahsus ufak el çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağ, şebeke; anat. ağcık, ağ, retikül; zool. gevişgetiren hayvanların ikinci midesi, börkenek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağ gibi, ağ şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. ağ tabaka

Göz yuvarlarının iç yüzeyinde görme sinirinin yayılması ile beliren, ışığa duyarlı, ağımsı bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The delicate membrane by which the back part of the globe of the eye is lined, and in which the fibers of the optic nerve terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Eye. the light-sensitive membrane covering the back wall of the eyeball; it is continuous with the optic nerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The retina is the light-sensitive layer of tissue that lines the back of the eyeball, sending visual impulses through the optic nerve to the brain. a layer of fine sensory tissue that lines the inside wall of the eye The retina acts like the film in a cam

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The thin lining at the back of the eye that converts images from the eye's optical system into electronical impulses sent along the optic nerve for transmission to the brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A layer of receptors at the back of the eye that forwards information to the optic tract and eventually to the brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The retina is a thin tissue at the back of the eye that contains several cell types that are similar to brain cells since they are all neurons The cell types include photoreceptor neurons and other types of neurons The photoreceptor cells of the retina ab

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The light-sensitive layer of nerve cells that lines the back of the eyeball It sends visual impulses through the optic nerve to the brain The macula is in the center of the retina and is made up of cones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The light sensitive part of the back of the eye that corresponds to the film in a camera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The nerve tissue that lives at the back of the eye, similar to the film in a camera, which takes the image you are looking at and transmits it to the brain through the optic nerve This area is nourished by a web of very fine blood vessels The layers of ce

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thin tissue in the back of the eye that receives an image formed by the lens and converts it to electrical impulses carried by the optic nerve to the brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The inner layer of tissue at the back of the eye that is sensitive to light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Located at the back of the eye, the retina's photosensitive cells convert light images into electrical impulses for the optic nerve The optic nerve sends those impulses to the visual part of the brain, where they are interpreted into what we know as 'sigh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The light-sensitive cell layers of the inner lining of the back of the eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The delicate lining at the back of the eye that forms light into images that it sends to the brain See the Retina FAQ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A layer of cells at the back of the eye which are sensitive to light and upon which the image formed by the lens is focused The image is then carried to the brain by the optic nerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Light-sensitive tissue at the back of the eye that transmits visual impulses via the optic nerve to the brain. the layer of light-sensitive cells lining the back of the inside of the eye; consists of rods and cones. the light-sensitive membrane covering t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. ağtabaka, retina. detached retina kopuk ağtabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek mevki sahibi birinin refakatinde bulunan heyet, maiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çekilmek, bir köşeye çekilmek, kendi odasına çekilmek; yatmaya gitmek emekliye ayrılmak, geri çekmek (askeri); tedavülden çıkararak karşılığını ödemek (bono); gümrükten çekmek (malını); emekliye ayırarak hizmetten el çektirmek; (beysbol) vurucuyu oy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münzevi; tekaüt, emekli. retired list emekliler listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işten çekilme, tekaütlük, emeklilik; inziva yeri, inziva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utangaç, sıkılgan, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

russian roulette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Income Securities)

Alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. onikiparmak bağırsağında bulunan bir hormon, sekretin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. salgılama, salgı, ifrazat; gizleme, sır saklama, ketumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sır saklayan, sıkı ağızlı, ketum; tıb. salgılayan. secretively z. gizliliğe meylederek. secretiveness i. gizlilik, gizliliğe meyletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediyesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) 1.belediye. 2.belediye başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Çeşitli mezhepleri veya fikirleri toplayıp birleştiren bir doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birleştirme yoluyla, sun’İ olarak yapılmış olan: Senteik kumaş; sentetik, madde.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synthétique

bileşimli

Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthetic. synthetical. synthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthetic. synthetic bireşimli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthetic. man made. plasticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sert kıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) domuz kılı şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çarşaflık bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyanlarda büyük pehrizden evvel gelen bir iki günlük günah çıkarma devresi. Shrove Tuesday büyük pehrizin arife günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cybernétique

güdüm bilimi

Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial law. martial law örfi idare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Aynı sanat yapıtı üzerinde farklı anlayış, üslup ya da akımların sentezleşmemiş nitelikte bir bütün olarak yer almaları durumu. (2) Bir ülkede sanatsal yaratımın henüz sentezine ulaşamamış, dolayısıyla farklı odakların etkilerini seçilebilir biçimde yansıtması durumu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. eski, sabık; z. bir zaman, ilerde, evvelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bazen, ara sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

question mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

question mark. interrogation / question mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of fashionable society. classy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispermeçet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dalağa ait; ters huylu, aksi, titiz; i. titiz veya ters huylu kimse. splenetical s. dalakla ilgili; aksi, huysuz, ters. splenetically z. dalakla ilgili olarak; aksilik ederek, huysuzlanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. strategic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. sevgili; sevgilim, canım; ing. şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi tatlı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ical s. karşısındakinin hislerine katılan; sevgi ve acıma belirten; uygun, ahenkli; anat. sempatik. sympathetic heart başkasının duygularından veya halinden anlayan kimse. sympathetic ink yazarken görünmeyip ateşe gösterilince meydana çıkan yazı mü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birbirinden farklı prensip veya partilerin birleştirilmesi; dilb. birbirinden farklı iki kipin zamanla aynı şekli alması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (farklı düşünceleri) birbirine uydurmaya çalışmak. syncretist i. iki tarafı birleştirmeye çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bağlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beraber çalışan; işbirliği yapan, birbirine kuvvet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sentetik; suni; dilb. çekimli, yanaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of examiners / examination. inspectional staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

Allahuekber demek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yazılı bir metni radyo tekniğiyle uzaklara nakletmeye yarayan makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ter döktüren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.). 1. Çabuk davranma, tez hareket, Fars. cüst ü çâlâk: Pek tetik adamdır. 2. Nazik, zarif: Tetik iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfek ve tabancayı ateşlemek için çekilen madenî dil: Tüfeğin tetiği, tabancanın tetiği, tabancanın tetiğini çekmek. Tetiğini bozmamak = mec. Hiç kımıldamamak, telâş etmemek. Tetikte olmak = mec. Olması muhtemel bir hâdiseyi büyük bir dikkatle beklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. awake. nimble. trigger. detent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. cock. trigger. trigger. quick. vigilant. agile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigger. alert. nimble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triggerman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uyanık, çevik, becerikli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triggering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk hareket, çabuk davranma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness and alertness. quick-wittedness. vigilance. delicacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tetimmât). Bir şeyin noksanını gideren veya noksanı gidermek için ilâve olunan şey, bir şeyin mükemmel olması için şart olan şey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تتمه] tamamlayıcı ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nazariyeye ait, nazari, kuramsal. theoretically (z.) kuramsal olarak. theoretics (i.) bir ilmin nazari kısmı, nazariyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inverted comma. quotation marks. inverted commas. turned commas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dili tutulmuş. tongue twister tekerleme, ses oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depletory. consumer. user.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer. consumer müstehlik. consuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer. user. enjoyer. exhausting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Tüketmek işi. 2. Üretim karşıtı: İstihlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumptive. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumption. consumption yoğaltım. istihlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumption. using / eating up. expenditure. depletion. drain. exhaustion. attrition. coop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclamation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclamation mark. point of exclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman zamanında okçulardan ok satın alan ünlü Kemankeşler soyundan 80 yaşındaki Ahmet Ağa’ya bir okçu çırağı, “baba sende kiriş gerecek kuvvet varmı ki ok alıyorsun ?” diye laf attı. Bu sözlere çok öfkelenen Ağa, at üstündeki ihtiyar çarşının kapısından sarkan zincirlere kolları ile sarılıp aynı anda bacaklarını altındaki atın karnına doladı. Kendini yukarı çektiğinde altındaki atı da havaya kaldırdı. Ağa’nın bu harekete etrafındakileri şaşkına çevirdi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idrara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üretimle uğraşan kimse, müstahsil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproductive. generative. producer. manufacturer. breeder. grower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer. grower. producing. generating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeder. fabricant. fabricator. generating. generator. grower. maker. manufacturer. manufacturing man. producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biyolojik kütleleri üretme ve değiştirme yeteneğine sahip organizmalardır. Ototrof (kendibeslek) organizmalar. Bunlar, inorganik maddelerden organik madde üreten canlılardır. Eğer bu üretim için güneş enerjisini kullanılırsa, bunlara fotoautotrof, kimyasal enerji kullanırlarsa kemauototrof denmektedir. Her iki grup canlıya birden “birincil üreticiler-primer üreticiler” denmektedir. İkincil (sekunder) üreticiler ise birincil üreticilerin meydana getirdiği organik maddelerle beslenerek bunlardan yeni ürünler meydaha getirirler. Bunlara hetetrof organizmalar, sekunder üreticiler denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bitkilerden ve hayvanlardan ürün sağlama işi, istihsal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production. manufacture. output. generation. outturn. procurement. turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation. making. output. production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production. business corporation. manufacture. manufacturing. marginal analysis. output. outturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir ekosistemdeki organik madde üretimini belirlemeyi, inceleme ve araştırma konusu olarak almış bulunan ekoloji dalıdır. Ekosistemdeki madde üretimiyle, enerji tüketimi arasındaki ilişkileride inceleyen toplum ekolojisi dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relations of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producers'cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dinlenme ve eğlenme amacına hizmet eden peyzajların aksine, sadece tarım ve endüstri amaçlı kullanım için yararlanılan peyzajlardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. savaş sonunda başka bir antlaşma olmadığı tak dirde işgal edilen toprakların elde tutulmasını öngören prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumflex. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Türlerin doğal ekosistemlerinde bakımı ve geliştirilmesi; çevre dengesinin ve tür çeşitliliğinin korunması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with all this might.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney's fee. counsel fees. attorney's retainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Venedik'e ait; i. Venedikli. Venetian blind jaluzi. Venetian glass Venedik kristali. Venetian pearl camdan yapılmlş taklit inci. Venetian window orta kısmı enli ve diğer iki yan ensiz uç bölümlü pencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vetâir). 1. Dar yol, keçi yolu. 2. Uslûb, tarz. 3. Burnun iki deliğini ayıran zar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وتيره] üslup. 2.süreç. 3.dar yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kabe samanı, bot. Andro pogon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DL = Almanca; FR = Fransızca; NL = Hollandaca; IT = İtalyanca; TR = Türkçe; GR = Yunanca; E = İspanyolca; P = Portekizce; S = İsveççe; SF = Fince; N = Norveççe; DL = Danca; RF = Rusça; PL = Lehçe; CZ = Çekçe; BG = Bulgarca; H = Macarca; SERB = Sırpça-Hırvatça; ROM = Romence; ICE = İzlanda dili

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. fulfilment. implementation. observance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummation. execution. exercise. fulfilment. implementation. implementing. fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. fill. fulfil. implement. keep. meet. perform. redeem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effect. fulfil. fulfill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tibette yaşadağı farz olunan korkunç kar adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. Bilgili, olgun. 2.Güç işleri başaran, becerikli. 3.Delikanlı. 4.İri, büyük.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(YETİM) (i. A. «yetm» den smüş.) (mü, yetîme) (c. eytâm, yetâmâ)ı T. Babası ölmüş çocuk. 2, Tek, seçkin. Dürr-i yetim = Pek büyük ve değerli inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan. fatherless child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan. orphan child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یتيم] biricik, tek. 2.yetim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یتيمه] yetim kız çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphanage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphanage. charity school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. orphan asylum. children's home. crèche. orphanage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [یتيم خانه] yetimler evi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.). Sabası olmafyan çocuğun hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). Bir şeyi kendisi için yeter bulmak, Osm. iktifa etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ulaştırmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Amacına ulaş, isteğine kavuş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ulaşan, kavuşan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş, evlenme çağına gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. grown. grown-up. adult. grown up. grown-up. major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. grown. grown-up. old enough to gety married. mature. skilled. marriageable. nubile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivation. upbringing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upbringing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing. growth. overtaking. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Ulaşmak, ermek, vâsıl olmak: Bu kova, suya yetişmiyor. 2. Varmak, bir zamana kadar yaşamak: Bu bahara da yetiştik. 3. Vaktinde bulunmak, vaktiyle varmak: Namaza yetiştim, vapura yetişemedik. 4. Vakit bulmak, yapabilmek: Bu kadar işe yetişemem. 5. Hazır olmak, bir vakte kadar yapabilmek: Bu iş akşama yetişmez. 6. Vücuda gelmek, hâsıl olmak: Bu memlekette çok meyve, zahire, at, koyun yetişiyor. 7. Terbiye olup meydana gelmek. 8. Kifâyet etmek, kâfi olmak, yetmek: Bu yemek hepimize yetişmez. 9. Sonradan gidip veya bir işe başlayıp ev-, vel gitmiş veya başlamış olanlara katılmak: Arkadan bize yetişti, siz yazıya başlayın, ben size yetişirim. 10. (meyve) Olmak, kemale ermek: Üzümler daha yetişmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. catch up. catch up on. run smb. close. come up with. draw up. equal. grow. hand up. keep up with. overtake. pull up. pull up to. pull up with. reach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. blossom. catch. reach. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. attain. to take before the bound. catch. catch up. get at. get through. head. make. overtake. reach. reach sb. serve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyümüş, iş görebilecek veya evlenecek yaşa vâsıl olmuş: Yetişmiş oğullan, yetişmiş bir kızı vardır. 2. Olgun, kemal bulmuş: Yetişmiş meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ripe. mature. grown- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üretici, müstahsil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivator. grower. producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer. raiser. grower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grower. raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yetiştirmek işi. 2. Birinin yetiştirdiği kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeding. cultivation. culture. edification. growing. nurture. upbringing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture. bringing up. breeding. cultivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeding. bringing up. coaching. cultivation. growing. rearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetişmesini sağlamak. 2. Söylenmesi münasip olmayan şeyi hemen haber vermek. Söz yetiştirmek = Cevaba muktedir olmak, mukabele etmek: Ona söz yetiştirmek ne kadar müşkül. Lakırdı yetiştirmek = Dedikodu etmek, gammazlık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. bring up. coach. cradle. cultivate. discipline. educate. farm. groom. grow. nurture. produce. raise. rear. rush. school. train. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. coach. cultivate. grow. nurture. produce. race. raise. rear. school. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. bring up. coach. cultivate. educate. to raise a family. grow. guide. make man of. raise. rear. teach. train up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. boss. controller. director. executive. governor. head. headman. intendant. manager. overseer. ruler. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. chairman. director. executive. governor. helm. helmsman. manager. master. principal. ruler. superintendent. administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. manager. corporate fiduciary. director. governer. dominant leader. manciple. officer. administrative officer. ministerial officer. overseer. ruler. superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. administration. management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. managership. superintendence. superintendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manageable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). idare edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). idare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive. admin. administration. conduct. direction. governance. government. helm. management. rudder. ruling. steering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. command. control. direction. disposal. government. hand. management. regime. rule. control idare. manegement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. management. direction. government. oversight. regimen. rule. running. stewardship. superintendency. trusteeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative. managerial. administrative idari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive. managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Noel mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

emniyet genel müdürlüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defalcate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tarım bakanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Süsle, bezekle ilgili

İsimler ve Anlamları by