Daniş-geh ne demek? | Daniş-geh anlamı nedir? | Daniş-geh

Daniş-geh anlamı nedir?

Daniş-geh ne demek?

Daniş-geh anlamı nedir?

Daniş-geh | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: danis geh

Türkçe Sözlük

(bk.) Daniş-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmatlı, bilen, vâıf: Bu sırra agâh mısın? Ben, bu işten Agâh değildim. 2. Uyanık, müteyakkız, basiretli. Bu ikinci mânâ ile sıfat terkibi dahi teşkil eder: Dil Agâh = Kalbi uyanık, gönül adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmat, vukuf, haberdarlık. 2. Uyanıklık, teyakkuz, basiret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگه] haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Agâh, Agâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگهی] haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldanmak fiili, bk aldanmak, aldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. illusion. phantom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk hakanı (683-734). Babası Kutluğ İlteriş Han’dır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) dâm-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bilgi, ilim, malûmat, irfan. Encümen-i dâniş = Akademi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانش] bilgi. 2.bilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bilim, bilgi, ilim. Ehl-i daniş: Bilgi sahipleri. Daniş-Merd: Bilgili, Tanzimattan önce kadıların yanında stajer olarak çalışan kimse. - Danişmend: Sultan Melikşah’ın alimlerinden emir Danişmend’in kurmuş olduğu bir Türk devlet ve sülalesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(DANİŞGEH) (i. F). Bilgi yeri, mektep; üniversite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üniversite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Daniş-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dâniştrıend). Dânişmentler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şahâdetnâme, diploma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alim, bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dânişver). Bilginler, Alimler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانش آموز] öğrenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانشگاه] üniversite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Danimarka'ya ait; Danimarka dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müzakere, müşavere, görüşme. 2. Mukavele, muvafakat, anlaşma. Danışık döğüşü = Gösteriş ve aldatmak kasdiyle önceden anlaşarak çıkarılan anlaşmazlık. Ar. muvâzaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Danışık ile yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prearranged. sham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sham. put-up job. thrown game. rigged game. collusion. frame- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). 1.En iyi: Elinden bu işin daniskası gelir. 2.Katmerli. 3.Daniska Bir şehir adıdır Almanca danzig kentinin adından Türkçe’ye halk ağzında daniska olarak geçmiştir. Eskiden Almanya’dan danzig yoluyla gelen alışveriş nesnelerinin üzerinde danzig markası vurulurdu. Oldukça iyi ve sağlam olan bu mallar, halk arasında beğenilir, tutulurdu. Bir şeyin en iyisi, en ileri noktası anlamında bu söz kullanılır. Aslında daniska kötü gibi algılansa da anlamı kalteli ve iyi anlamına gelir.Saçma bir söz kullanıldığında en üst düzeyde saçmalama anlamında Saçmalığın Daniskası sözü kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the best. the finest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the finest. the best.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Danışmak işi. Danışma bürosu = Bazı kuruluşlarda, kuruluşların işlerine ait sorulacak soruları cevaplandırmak üzere açılmış bulunan büro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisory. consultative. consultation. counsel. inquiry. advice. deliberation. information. information desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisory. consultative. consultation. counsel. inquiry. advice. deliberation. information. information desk. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information desk. counselling. consulting. information (desk. consultation. counsel. counsel l ing. information. advisory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information bureau / office / centre / center. information bureau / office. press bureau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir iş hakkındaki niyeti birine söyleyip onun da fikir ve reyini sormak, istişare etmek, görüşmek: Karar vermeden önce size danışmaya geldim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consult. take one's advice. advise with. confer. debate. deliberate. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consult. refer. to consult. to confer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consult with. to confer with. to ask sb's advice on a matter. advise. ask for advice. confer. consult. hold consultation. refer. take counsel. take information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Müşavir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulting. adviser. advisor. consultant. counselor. counsellor. guidance conselor. counsel. guide. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. consultant. counsellor. counselor. advisor. mentor. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. advisor. counsel. counsel or. advisor adviser. student advisor adviser. consultant. counsel l or. mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counseling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultancy. counselling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.F.) (c. dânişmendân). 1. İlim ve irfan sahibi, bilgin, Alim. 2. Osmanlı devrinde müderrislerin asistanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانشمند] bilgin, alim. 2.stajiyer kadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Devlet şûrası, şûrây-ı devlet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دانشور] bilgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Dergâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baca, duman yeri, ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ejhân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Akademi, ilim encümeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zaman, vakit, bazen, bazı defa, bazı vakit, kimi vakit: Gâh bulunur, gâh bulunmaz. Gâh olur ki... Gâh gâh, geh, geh = Vakit vakit, ara sıra. Bi-gSh = Vakitsiz. Nâ-gih = Ansızın. Gâh 0 bi-gâh = Vakitli vakitsiz, (bk.) KAh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bazı Farsça kelimelere katılarak zaman veya mekân gösteren mürekkep kelimeden meydana gelir: Seyir-gâh = Seyir yeri. Namaz-gâh = Namaz yeri. Seher-gâh = Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گه] kimi zaman, bazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAh ve gâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cehennem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beşik, Ar. mehd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گهواره] beşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpi, ufak bostan kirpisi, (zool). Erinaceus europaeus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Şen ve gönül açan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Saman. Kâhkeşân, kehkeşân = Samanuğrusu, Samanyolu (samançeken). Kâhrübâ, kehrübâ = Samankapan, kehribar, bk. Keh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kehribar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Ansızın olan, oluveren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ansızın, birden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GAH) (i. F ). 1. Vakitsiz, münasip vakitte olmayan. 2. Ansız, ansızın. Agâh ve nâgâh = Vakitli vakitsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GEH) (I. F.) (bk.) NAgâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GEHAN) (i. F.). Ansız, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناگهان] ansızın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ansızın, birdenbire.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakış, bakma, nazar. Atf-ı nigâh etmek = Nazar atmak, şöyle bir bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nigâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نگه] bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakan ve muhafaza eden, muhafız, bekçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözcülük, bekçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Himaye eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Sığınacak yer, Ar. melce, müttekâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. seher = sabah, Fars. gâh, geh = vakit). Sabah vakti, sabah vaktinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahne görevlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teferrüc, Fars. gâh, geh = yer). Eğlenmek için gezinmeye mahsus yer, eğlenme, dinlenme yeri: Bu şehrin teferrücgâhları çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dayanacak yer, Fars. istinad-gâh.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Investment Consultancy)

Müşterilere, sermaye piyasası araçları ile bunları ihraç eden ortaklık ve kuruluşlar, şirket birleşme ve el değiştirmeleri, şirketlerin finansman ihtiyacının karşılanması hakkında ve benzeri konularda yönlendirici nitelikte yazılı veya sözlü yorum ve yatırım tavsiyelerinde bulunulması faaliyetidir.


Finansal Terim by