Daş ne demek? | Daş anlamı nedir? | Daş

Daş anlamı nedir?

Daş ne demek?

Daş anlamı nedir?

Daş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: das

Türkçe Sözlük

—DAŞ (i.). İsimlerin sonuna eklenerek eşlik, refakat ve ortaklık bildirir: Yoldaş = Yol ortağı (daha çok mecazen kullanılır). Arkadaş = Ar. refik. Vatandaş = Bir memleketin çocuğu. Addaş = Aynı adı taşıyan (şimdi «adaş» deniyor). Meslekdaş = Avnı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داس] orak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «ad-daş»). Adı bir, «Ahmed» adını taşıyan iki ayrı şahıs gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

namesake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

namesake. name sake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı adı taşıyan iki kişinin hal ve sıfatı ve aralarında münasebet, aynı ismi taşıma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zambakgillerden bir bitki, soğanından ilâç yapılır (Urginea Maritima).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Scille, Scillae bulbus, Sea onion, Urginea maritima): Zambakgillerden bir çesit bitkidir. Yaprakları uzun şerit şeklindedir. Çiçekleri yeşil ve beyaz damarlıdır. 2 kilogram kadar olan soğan kısmı, yapraklarının altındadır. Acı ve zehirlidir. 7,5 gram adasoğanı, bir insanı rahatça öldürebilir. Tazeyken kullanılmaz. Aksi halde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Soğanın etli olan orta kısmı, dilimlenerek kurutulur. Sonra dövülüp toz haline getirilir. Çok iyi bilmeden kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler:İdrar söktürür. Kalp hastalarında vücudda biriken suyu boşaltır. Azotemiyi azaltır. Böbrek hastaları kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). yıldızlara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احداث] yeni olaylar. 2.dertler. 3.gençler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synonymity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («Arka» dan. Aslı: Arka-daş). 1. Dost, yakın, tanıdık, refik, ortak. 2. Muavin, yardımcı, yamak. 3. Bir işte birlikte bulunanlardan her biri: Yol arkadaşı, okul arkadaşı. Arkadaş değil, arka taşı = Yük olan, eziyet veren arkadaş için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. friend. pal. buddy. bud. fellow. companion. mate. comrade. associate. bedfellow. brother. chap. chum. compeer. consociate. familiar. feller. helpmate. helpmeet. sidekick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. associate. buddy. chap. companion. company. comrade. date. fellow. friend. mate. pal. partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. pally. comradely. companionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive. forthcoming. friendly. kindly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like friends. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Refakat, refiklik, şeriktik. Arkadaşlık etmek = Refakat etmek, beraber bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. comradeship. company. companionship. fellowship. good fellowship. amity. association. camaraderie. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. company. comradeship. fellowship. friendship. society. togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a friend of. to accompany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Sultan's audience hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ci.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bağdaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bağdaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dizleri büküp baldırları haç gibi toplayarak oturmakla alınan vaziyet: Bağdaş kurmak = Bu vaziyette oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting cross-legged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting cross-legged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yakın arkadaş, dost.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous homojen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in agreement. coherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherence. accordance tutarlık. insicam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dizleri büküp baldırları haç gibi toplıyarak oturmak, bağdaş kurmak. 2. Uymak, anlaşmak. 3. Uyuşmak, uzlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agree. reach an agreement. square with. accord. comport. consort. square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesh. square. to agree with. to accord with. to suit. to get on well with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get along well with. to be compatible with. mix. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatible. incongruous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlaşmazlık, uyuşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. accommodate. correlate. ensure harmony. associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. to harmonize. to reconcile. to accommodate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to reconcile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya Kuzey Pasifik Okyanusunda mercanada.

Coğrafi konumu: 0 13 Kuzey enlemi 176 28 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 129 km².

Kara: 129 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 4.8 km.

İklimi: Az yağışlı sabit rüzgarlı yakıcı güneşli ekvatoral iklim hakimdir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: 8 m - isimsiz bölge.

Doğal kaynakları: Guano karada ve suda vahşi doğa.

Arazi kullanımı: Tarıma elverişli: %0.

Sürekli ekinler: %0.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %100.

Sulanan arazi: 0 km² (2005).

Doğal afetler: Mercanadayı çevreleyen kayalıklar denizciler için tehlike oluşturmaktadırlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Baker adası ıssızdır. 1942 yılında II Dünya savaşında adaya yapılan hava saldırıları sırasında buradaki tüm siviller adayı terk ettiler. Su anda ada sadece avlanma amaçlı kullanılmaktadır. (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Baker Adası.

ingilizce: Baker Island.

Bağımsızlık durumu: ABD’ye bağlıdır; Washington tarafından yönetilir.

Hukuk sistemi: ABD hukuku uygulanmaktadır.

Bayrak: ABD bayrağı kullanılmaktadır.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinliği yoktur.

Ulaşım ve Taşımacılık

Deniz yolları: yok.

Limanları: yok; sadece denizin ortasında demir atma imkanı var.

Hava alanları: 1665 metrelik alanda II Dünya savaşı sonrası terkedilmiş bir uçak pisti var üzeri tamamen bitki örtüsü ile kaplanmıştır ve şu anda kullanılmamaktadır. (2006 verileri).

Ulaşım notu: Batı yakasında bir gündüz feneri bulunmaktadır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saçma sapan söz, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyca eş, bir boyda olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadastro, çap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kadastroya ait. cadastral map kadastro haritası. cadastral survey kadastronun araziyi ölçmesi, kadastro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aynı çağda yaşayan insan veya geçen hadiselerin her biri, hem-asr. 2. Çağımızda olan. Ar. muâsır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern. contemporary. contemporaneous. up-to-date. coeval. latterday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporary. modern. modern muasır. coeval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneous. contemporary. modern. coeval. latter day. modernistic. neoteric. neotric. present day. switched on. up to date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization. becoming contemporary / contemporaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become modernized. to become contemporary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become contemporary. to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize. contemporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporaneity. modernism. modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den. study. workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life companion. soul mate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ses tonunu yükseltmek için gitar tellerine takılan kelepçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dual citizenship. dual nationality. double nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak cıvıldamak, hep birden cıvıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Delikanlı, babayiğit kimse. 2. Erkek kardeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother. young man. youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Erkek kardeş. 2.Delikanlı, babayiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hızlı koşmak; kısa mesafe koşmak; vurmak, çarpmak, kırmak, parçalamak; atmak, fırlatmak; sıçratmak; bozmak; karıştırmak, katmak; atılmak, kendini atmak, saldırmak, çarpmak; sıçramak. dash off acele gitmek, fırlamak. dash off a letter bir mektup

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa bir mesafeyi koşma; saldırma, fırlama, sıçrama; canlılık, enerji; tantana, gösteriş; çizgi, --- işareti, tire; herhangi bir şeye katılmış cüzi bir miktar, eser; iz, vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). arabada kontrol paneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gösterişli insan; çarpma makinasında karıştırıcı araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). canlı, faal, atılgan; gösterişli, şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Jeoloji kuvarslı diyorit birleşiminde olan bir sızıntı kültesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Türkçe «destan»). 1. Hikâye, masal, sergüzeşt. 2. Bir vaka veya kahramanlığı hikâye eden manzûme. Dillerde (dillere) destan olmak = Halk arasında şöhret bulmak, tanınmak (daha çok kötü mânâ da kullanılır), (bk.) Destan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داستان] destan. 2.hikaye. 3.masal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Desten okuyan, destancı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داستانی] destânî, kahramanlıkla ilgili, epik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alçak kimse; (s). alçak. dastardly (s). alçak, korkak, namert. dastardliness (i). alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Aynı dinden olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coreligionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Başkası için duygudaşlığı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Başkalarının duygularına, sevinç ve acılarına katılma isteği veya hali. Ar. tecâzüb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küds’ün c. hurmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDESİZ) (I.). Faydası olmayan. Osm. gayr-i müfîd, gayr-i nâfî, asılsız, boş, işe yaramaz: Faydasız iş, faydasız söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useless. vain. of no use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

useless. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FAİDESİZLİK) (i.). Faydası dokunmazlık, menfaat eksikliği: O ilâcın faydasızlığını tecrübe ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uselessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yavaş konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk in whispers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undernourished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

co worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD erkek giyimi satan mağaza; (ing.) tuhafiyeci. haberdashery (i.) şapka dükkânı; (ing.) tuhafiye eşyası veya dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yenilik, gençlik: Hadâset-i sin = Yaş küçüklüğü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). Çabuk kavrayan, anlayışlı, kavrayışlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hal arkadaşı, aynı halde olan, Fars. hemhâl: Onunla haldaşız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life companion. yokemate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Hırlaşmak, hırlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خداشناس] tanrıtanır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meydana getirme, icat ve ihtirâ, yeni tarzda bir şey vücuda getirme, peydâ etme: Bu madalya ne vakit ihdâs olundu?

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احداث] kurma, oluşturma, meydana getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurulmak, oluşturulmak, meydana getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurmak, oluşturmak, meydana getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kurulmak, oluşturulmak, konulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti İsa'ya ihanet eden öğrencisinin adı, Yahuda; arkadaşına ihanet eden kimse. Judas tree erguvan, bot. Cercis siliquastrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reception room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkedeki arazi ve mülklerin yerini, yüzölçümünü, sınırlarını belirtip planlama işi: Kadastro memuru. Kadastro çalışmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadastral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land survey. cadastral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadastre. land registry. cadaster cadastre. land surveying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı kanı taşıyan, soydaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognate. consanguineous. kin. kinsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soy birliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognation. consanguinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kardeş, bk. Kardaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uterine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaş, yardımcı, yardak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaşlık, iş arkadaşlığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consolidation

ekon. süreletme

Kısa vadeli bir devlet borcu yerine uzun vadeli bir borç oluşturulması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir köy ahalisinden olan, köylü: O, benim köydaşımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hıristiyanlar’ca «Fr. eucharistie» denilen Ayin. Kudas almak = Communlon (komünyon) törenini yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. ticaret). Tasfiye.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. liquidation

tic. tasfiye

Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. sebepler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated. archaic. corny. dated. obsolete. out. outdated. outmoded. outworn. superannuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. outdated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarlayı temizleyip otlarını kurutmak için önceden sürüp hazırlama: Tarlayı kasımda nadas edip baharda ekmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallowing. fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallowing land. land that has been fallowed and left uncultivated. fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. oxydation

1. paslanma, 2. paslandırma

1. Paslanmak işi. 2. Paslandırmak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow student. school fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (iyi bir gözle bakılmayan işlerde). Arkadaş, yardakçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room. living / sitting room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Mükâfat. 2. (Türkçe’de) Ayakdaş, yoldaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partner. sharer. shareholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shareholder. joint owner. stakeholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber of industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumberroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box / trunk / store / lumber room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voiceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet and retriving. quietly and unobstrusively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier. companion at arms. companion / comrade in arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ortak sınırı olan, Osm. hem-hudûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitrophe. bordering. adjacent. abutting. coterminous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharing a common border. contiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir sırrı bilen iki kişiden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the secret. confidant. intimate. repository. the initiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow-holder of a secret. confidant. intimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidant. repository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidence. standing by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. aceleci, savruk; i. baştan savma iş veya davranış; z. dikkat sizce, acele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Soyları bir olan, hemcins.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consanguine. cognate. agnatical. agnatic. agnate. kin. cognate. collateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb of the same line or race as another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being of the same line. race or strain as another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, gen. çoğ. çamura karşı giyilen uzun tozluk, çamurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. südâsiyye). (Arapça’da) Altı harften mürekkep (kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal. peer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber of commerce. trade chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. compatriot. countryman. fellow countryman. countrywoman. fellow countrywoman. man-in-the-street. national. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. countryman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [وطنداش] yurttaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship. national status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hatırda kalacak şey, hâtıra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinden yana olan, taraftar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedchamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedchamber. bedroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birlikte yola çıkan adam, yol ve seyahat arkadaşı. 2. Arkadaş, Ar. refîk, Fars. hempâ. 3. Vaktiyle yeniçeri ortasının Azası. 4. (Rus ihtilâlinden sonra) Komünist, aynı yolun yolcusu. Kapıyoldaşı = Efendileri müşterek olanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. comrade. consort. fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. comrade. fellow. fellow traveller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol ve seyahat arkadaşlığı, Osm. hemrâhlık. 2. Arkadaşlık, refakat. Yoldaşlık etmek = Birlikte seyahat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camaraderie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yurdu şenlendiren. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by