Dayı-zade ne demek? | Dayı-zade anlamı nedir? | Dayı-zade

Dayı-zade anlamı nedir?

Dayı-zade ne demek?

Dayı-zade anlamı nedir?

Dayı-zade | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dayi zade

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Dayı oğlu veya kızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatan, yalancı, (bk.) Aldatıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amca oğlu veya kızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. am: Amca F. zâden: Doğmak). Amca oğlu, amca kızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Daha doğrusu asîlzâde) (i. F.) (c. asılzâdegân). Soylu, asîl, nesîb, necîb. («ZAde-gân» tâbiri bunun cem’inden galat olsa gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knight. noble. nobleman. peer. noblewoman soylu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noble. nobleman. aristocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peer. hidalgo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اصيل زاده] soylu çocuğu, asilzade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Her kayıttan kurtulmuş, serbest, hür. 2. Uzak, Arî, sâlim: Ben, öyle şeylerden Azâdeyim. Azâde-dil = Gönlü bir şeye bağlı olmayan. Azâde-ser = Başında gaile olmayan, serbest, başı bağlı bulunmıyan (c. F. Azâde-gân).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آزاده] özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Azad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. Azâde). Kayıtsız, serbest ve hür olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Başı dinç, gönlü hoş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Hayattan kurtulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Başında gailesi olmayan, rahat, gailesiz, başı dinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Azâde» den). Her kayıttan uzak oluş, serbestlik, kayıtsız ve tasasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hürriyetini geri vermek. 2. Serbest bırakmak, salıvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bedîa). Bedîalar, güzellikler, (bk.) Bedia.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدایع] yeni ve güzel şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Eşi benzeri olmayan güzel, mükemmel, yeni şeyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köle çocuğu, mec. Çocuğunu onun kölesi yerinde tutup mütevâzı muâmelede bulunan (konuşmada nezaketen kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنده زاده] köle çocuğu. 2.benim çocuğum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bey oğlu, babası reis veya Amir olan. 2. Soylu, asîl, necîb, kişizâde. 3. Osmanlı prensesleri olan sultanların oğlu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Beyoğlu. 2.Soylu kimse. - Farsça’dan birleşik isim olarak Türkçeleştirilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyluluk, asâlet, necâbet, kişizadelik. mec. Müsriflik, düşüncesizce hareket, hoppalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kardeş çocuğu, yeğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaç ve bağların budaklarını kesmek sanatiyle geçinen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, F.). Asilzade.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزرگ زاده] seçkin kişinin çocuğu, asilzade, kişizade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, zade = doğmuş). Kul ve bendenin yani konuşanın evlâdı: Çâker-zâdenizi takdim ediyorum (eskiden nezaket ve tevazu makamında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Ayrılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جدایی] ayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstanbul’da Belediye konservatuarının eski adı. Daha sonra Şehir Tiyatrosu denmiştir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالبدایع] konservatuvar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Annenin erkek kardeşi. Ar. hâl: Dayımdır, dayımın oğludur. 2. Yaşlıca ve harbe alışık kahraman adam: Ahmed Dayı, Mehmed Dayı. 3. Gemi kaptanı, reis, süvari. Ocak dayısı = Yeniçeri ocağı subayı. Mağrib ocağı dayısı = Eskiden Cezâyir valisi. 4. mec. Koruyan, yardım eden şahıs: Onun dayısı var, sırtı yere gelmez. Kabadayı = Kahraman, kavgacı, harp adamı. Dayısı dümende = Koruyucu ve Amirin akraba ve dostlardan olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swagger. friend at court. uncle. maternal uncle. dey. swaggerer. rapscallion. rowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternal uncle. mother's brother. a form of address to an older man. influential friend. bully. special cousins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Dayı oğlu veya kızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dayı akrabalığı. 2. Babayiğitlik, ağalık ve kahramanlık, yiğitlik. 3. Kabadayılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an uncle. the use of influence. bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داین] alacaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (alaria esculenta).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(carrageen): Esmer su yosunlarından bir çeşit deniz bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Diş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Yiğit oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Canını vermeye hazır, canını verme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gedâlık, yoksulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hemşirezâde, kız kardeş çocuğundan yeğen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهرزاده] yeğen, kızkardeşin çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Hala oğlu veya kızı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hükümdar çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. harâm, Fars. zâde = doğmuş). Piç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حرام زاده] piç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. helâl, Fars. zâden = doğmak). Helâl doğmuş, meşru ve nikâhlı ana, babadan dünyaya gelmiş, zinâ çocuğu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ حلال زاده] helal süt emmiş. 2.evli anne babanın çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kız kardeş oğlu veya kızı olan yeğen. Kız kardeşten yeğen: Benim hemşîre-zâdemdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tanrı’ya ait olan. 2. Kendiliğinden olan, tabiî, sun’İ ve insan yapısı olmayan: Hudây-ı nâbit = Ekilmeksizin kendiliğinden biten: Hüdayi-nâbit otlar. 3. mec. Hiçbir terbiye görmeyip tabiî hâlinde kalan veya kendiliğinden yetişen: Hudây-ı nâbit bir adam; hudây-ı nâbit bir filozof.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. hüdâ = hidâyet’ ten). Doğru yola girmiş, hidâyete erişmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Allah’a mensup, Allah’ın yarattığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kendi kendisine yetişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. self-sown. volunteer. raised with little or no supervision. self-taught. self-made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ziyâde olmasını isteme veya ziyade olması istenilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kimseden korkmaz görünerek şuna buna meydan okuyan kimse, yiğit taslağı. 2. mec. Babayiğit: Doğrusu, kabadayı çocuktur. 3. (halk ağzında) Başta gelen: Bunun en kabadayısı elli kuruşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdy. bully. blusterer. hector. rowdy. toughie. roughneck. bulldozer. hoodlum. hooligan. rapscallion. rough. ruffian. swashbuckler. tough. villain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bully. hooligan. tough. tough guy. roughneck. rough. toughie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bully. swashbuckler. rough fellow. manly. brave person. fireeater. hector. hoodlum. self professed hero. rough. roughneck. truculent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swashbucling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabadayıca davranış, kabadayı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with bravado. bluster. bully. hector. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâDAİF) (i. A. c.) (m. kadife). (Halk dilinde kadayıf). Şeker şerbetiyle pişirilip tatlı yapılmak üzere çeşitli şekillerde dökülmüş hamur: Tel kadayıf = Tel gibi ince dökülmüşü. Ekmek kadayıfı = Yassı, daire şeklinde olup birbiri üstüne ikisi birlikte ve koyu şerbetle büyük tabakta pişirilerek arasına kaymak konulan cinsi. Yassı kadayıf = Ufak daire şeklinde olup yumurta ile tavada pişirileni. Deniz kadayıfı = Bir çeşit yosun ki, öksürük için haşlanıp suyu içilir, ciğerotu. bk. Kadife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of sweet pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadayıf yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİŞİ-ZADE) (i. T. F). Asîl, soylu insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asalet, soyluluk. 2. Terbiye, centilmenlik, çelebilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Övülmeye lâyık haller: O zâtın medâyihini anıyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEDAIN) (i. A c.) (nr medîne). 1. Medîneler, şehirler, (bk.) Medine (hi. m. coğrafya). Sâsânî imparatorluğunun başkenti olan ünlü tarihî şehir ki, bugün Irak’ta bulunmaktadır. Yun. Ktesifon.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهزاده] şehzade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şehzade, şah oğlu, hükümdar çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehrazat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-ZADE) yahut ŞAH-ZADE (i. F. şeh = hükümdar; zâden — doğmak) (c. şehzâde-gân). 1. Hükümdar oğlu. 2. Osmanoğulları’nın erkek üyeleri: Şehzâde Ertuğrul Efendi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهزاده] şah çocuğu, şehzade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. şeh-zâde). Şehzâdeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهزادگان] şehzadeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşktan delilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Annesi sultan olan Osmanlı prensi ki »bey-efendi» diye anılırlar: Sultân-zâde Ahmed Bey-Efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cousin (child of a maternal aunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vedia). Vedialar. (bk.) Vedîa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ودایع] emanetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. «ziyâdet» ten) (mü. zâdet). Ziyade olsun, artsın. Zâde ömrühu = Ömrü artsın. Zâdet fezâllühu = Faziletleri artsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «zâden» fiilinden) (c. zâde-gân). 1. Doğmuş, Ar. mevlûd (ekseriya sıfat terkiplerinde bulunur). Kiıi’Zidl = (galat tâbir) Asîl. Bey-zide = mec. Çapkın, külhanbeyi. 2. Oğul, Ar. Ibn, veled. Şeyh-zâde = Şeyhin oğlu. Şeh-zlde (şehzade) = PAdişâhın oğlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زاده] doğmuş. 2.evlat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Evlat, oğul. 2.Dürüst, doğru adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.) (m. zâde)

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زادگان] soylular, aristokratlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Asalet, sovluluk. 4. mec. Hoppalık.

Türkçe Sözlük by